Bizi Takip Edin

Amerika

İktisatçı Michael Roberts yazdı: Trump’ın Venezuela planı ve petrol piyasasının gerçekleri

Yayınlanma

İktisatçı Michael Roberts, ABD’nin Venezuela hamlesini ve Trump’ın ülkenin petrol rezervlerine yönelik “bizim petrolümüz” yaklaşımını kapsamlı bir analizle değerlendirdi. Roberts, küresel arz fazlası ve ağır petrolün yüksek çıkarma maliyetlerinin, Amerikan şirketlerinin kârlılığını sorgulattığına dikkat çekerken, Latin Amerika’nın yeniden “arka bahçe” olarak kurgulandığını vurguladı.

İktisatçı Michael Roberts, kişisel blog sayfasında yayımladığı analizde, ABD’nin Venezuela’ya yönelik askeri hamlesini ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun kaçırılmasını takiben yaşanan gelişmeleri değerlendirdi.

Roberts, operasyonun hemen ardından Başkan Trump’ın niyetini açıkça ortaya koyduğunu belirtti. Trump, “Çok büyük ABD petrol şirketleri oraya girecek, milyarlarca dolar harcayacak, kötü durumdaki altyapıyı onaracak ve ülke için para kazanmaya başlayacak” ifadelerini kullandı.

Roberts, Trump’ın Maduro’ya yönelik saldırı ve kaçırma eyleminin temel nedeninin, Venezuela’nın “bizim petrolümüz” olarak tanımladığı geniş rezervlerinin kontrolünü ele geçirmek olduğunu gizlemediğini vurguladı.

Londra merkezli Energy Institute verilerine göre Venezuela, yaklaşık 303 milyar varil ile küresel rezervlerin yüzde 17’sini elinde tutuyor ve bu alanda OPEC+ lideri Suudi Arabistan’ı geride bırakarak dünyanın en büyük petrol rezervine sahip ülkesi konumunda bulunuyor.

Ancak Roberts, bu devasa rezervlere rağmen Venezuela’nın ham petrol üretiminin kapasitesinin çok altında kaldığına işaret etti.

1970’lerde günde 3,5 milyon varil ile zirve yapan ve o dönem küresel üretimin yüzde 7’sinden fazlasını karşılayan üretim, 2010’larda günde 2 milyon varilin altına düştü ve geçen yıl ortalama sadece 1,1 milyon varil seviyesinde gerçekleşti.

Dünya piyasaları Maduro’nun kaçırılarak alıkonulmasına nasıl tepki verdi?

“Petrol arzı talep artışını geride bırakıyor”

ABD’nin 2000’lerdeki sözde kaya petrolü (shale) devrimi sayesinde şu anda dünyanın en büyük üreticisi konumunda olduğunu hatırlatan Roberts, dünyanın giderek daha fazla petrole boğulduğunu belirtti.

Arzın küresel talep artışını geride bıraktığını ifade eden Roberts, “Çoğu büyük ekonomideki yavaş büyüme ve enerji üretiminde yenilenebilir kaynaklara kademeli geçiş nedeniyle talep artışı yavaşlıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Venezuela’ya yönelik saldırı sırasında gösterge Brent petrolün varil fiyatının yaklaşık 60 dolar ile son beş yılın en düşük seviyelerine yakın seyrettiği belirtildi.

Roberts, Trump’ın küresel petrol devlerine Venezuela’yı artık kendisinin yönettiğini ve yatırım yaparak “paraya para demeyeceklerini” söylüyor olabileceğini, ancak petrol şirketlerinin bu konuda o kadar emin olmayabileceğini vurguladı.

Eski bir Chevron yöneticisi olan Ali Moshiri’nin, birden fazla Venezuela varlığını devralmak için 2 milyar dolar toplama girişiminde bulunduğunu aktaran Roberts, “Ancak bu bir kumar ve halihazırda ABD’den Venezuela petrolünü sondaj ve üretme lisansına sahip olan Chevron gibileri bu kadar hevesli olmayabilir” yorumunu yaptı.

ABD, Venezuela’ya petrol ambargosunu sürdürecek

“Ağır petrolü çıkarmak ve işlemek maliyetli”

Venezuela’nın petrol üretimini eski haline getirmenin ucuz olmayacağını belirten Roberts, endüstrinin harap olmuş bir sondaj altyapısına sahip olduğunu ve çıkarılan petrolün “ağır” nitelikte olduğunu kaydetti. Roberts süreci şu sözlerle anlattı:

“Bu ekstra ağır petrolü çıkarmak, ABD kaya petrolü üretimine oldukça benzer şekilde, nispeten kısa ömürlü çok sayıda kuyu açmayı gerektiriyor. Ardından bu çamur kıvamındaki petrol, boru hatlarından akabilmesi, ihraç edilmesi ve rafine edilmesi için daha hafif petrol veya nafta ile karıştırılıyor.”

“Ağır” petrol üretmenin buhar enjeksiyonu ve pazarlanabilir hale getirmek için daha hafif ham petrollerle harmanlama gibi ileri teknikler gerektirdiğini vurgulayan Roberts, ülkenin rezervlerinin çoğunlukla ülkenin doğusunda, yaklaşık 55 bin kilometrekarelik geniş ve uzak bir bölge olan Orinoco Kuşağı’nda yoğunlaştığına dikkat çekti.

“Üretimi ikiye katlamanın maliyeti 115 milyar dolar”

Petrol bolluğunun, yeni arama ve çıkarma faaliyetlerindeki kârları şimdiden vurmaya başladığını belirten Roberts, ABD kaya petrolü endüstrisinin 2010’lardaki kümülatif zararlarının yarım trilyon dolara yaklaştığını ifade etti.

Her şeyin Amerikan kaya petrolü için ortalama varil başına 60 dolar olarak tahmin edilen “başabaş fiyatına” bağlı olduğunu vurgulayan Roberts, Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) projeksiyonlarına atıfta bulundu.

IEA verilerine göre, küresel arzın 2025’te günde 3 milyon varil, 2026’da ise 2,4 milyon varil artması beklenirken; talep artışının 2025’te sadece 830 bin, 2026’da ise 860 bin varilde kalacağı öngörülüyor.

Rystad Energy’den Jorge León’un tahminlerine yer veren Roberts, “Üretimi 2030’ların başına kadar kabaca iki katına çıkararak 2 milyon varile ulaştırmanın maliyeti 115 milyar dolar olacaktır. Bu rakam, ExxonMobil ve Chevron’un geçen yılki toplam sermaye harcamalarının yaklaşık üç katıdır” dedi.

Roberts, mevcut küresel arz ve talep dengesinde, özellikle de bu tür “ağır” petrolün gösterge fiyatın altında satılması gerekirken, Exxon ve Chevron’un bu işi kârlı hale getirip getiremeyeceğinin belirsiz olduğunu savundu.

Shell, Venezuela petrolü için el ovuşturmaya başladı

“1820’lerin Monroe Doktrini steroid almış bir şekilde geri döndü”

Trump’ın Venezuela’ya dönük saldırısının arkasında başka faktörlerin de bulunduğunu belirten Roberts, yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi’nin durumu netleştirdiğini ifade etti: “1820’lerin Monroe Doktrini steroid almış bir şekilde geri döndü.”

Başkan Monroe’nun o dönemde Avrupa uluslarının Latin Amerika’ya müdahale etmemesi veya kontrol etmeye çalışmaması gerektiğini ilan ettiğini hatırlatan Roberts, Trump yönetiminde küreselleşmenin yerini “Amerika’yı Yeniden Büyük Yap” (MAGA) anlayışına bıraktığını ve Latin Amerika’nın kesin bir şekilde ABD emperyalizminin “arka bahçesi” olarak konumlandırıldığını belirtti.

Bu politikanın, hiçbir ülkenin ABD çıkarlarına direnmesine izin verilmeyeceği anlamına geldiğini vurgulayan Roberts, kaynakların hem ayrıcalıklı Amerikan kullanımına sunulması hem de rakiplerden esirgenmesi için “dost rejimlerin” işbaşına getirilmesi gerektiğini kaydetti.

Roberts, Oxford Institute of Energy Studies verilerine göre Venezuela petrolünün 2025 yılında Çin’in günlük ithal ettiği 11,3 milyon varilin sadece 300 binini oluşturmasına rağmen, Çinli şirketlerin Venezuela petrol sondaj endüstrisinde bir yer edindiğini ve bölgedeki artan Çin etkisinin engellenmek istendiğini ifade etti.

Deripaska’dan bütçe uyarısı: Venezuela petrolü ABD kontrolüne geçerse Rusya zorlanır

“Maduro hükümeti işçi sınıfı desteğini kaybetti”

Maduro’nun tartışmalı yeniden seçildiği 2024 yılına atıfta bulunan Roberts, Venezuela kapitalizminin enerji sektörünün kârlılığına sıkı sıkıya bağlı olduğunu, ancak sektörün 2010 sonrası petrol fiyatlarının çöküşü ve ABD yaptırımlarıyla bir ölüm sarmalına girdiğini hatırlattı.

Chavez döneminde 2000’lerde işçi sınıfı için elde edilen kazanımların ancak petrol fiyatlarının zirve yapmasıyla mümkün olduğunu belirten Roberts, “Fakat sonra petrol dahil emtia fiyatları düştü. Bu durum aşağı yukarı Chavez’in ölümüyle aynı zamana denk geldi” dedi.

Hiperenflasyonun yaşam standartlarını yok etmesiyle Maduro hükümetinin işçi sınıfı tabanının desteğini kaybettiğini belirten Roberts, hükümetin giderek artan bir şekilde özel ayrıcalıklara sahip silahlı kuvvetlere dayandığını ifade etti.

Roberts, ordunun ayrıcalıklarını şu sözlerle detaylandırdı:

“Ordu, askeri üsler gibi özel pazarlardan alışveriş yapabiliyor, kredilere, araba ve daire alımlarına ayrıcalıklı erişim sağlıyor ve önemli maaş artışları alıyordu. Ayrıca döviz kontrollerini ve sübvansiyonları istismar ederek, örneğin komşu ülkelerde ucuz benzin satıp büyük kârlar elde ediyorlardı.”

“Chavista devriminin günleri sayılıydı”

Venezuela’nın trajedisinin her şeyin petrol fiyatına bağlı olması ve zaten özel şirketlerin elinde olan petrol dışı sektörlerde neredeyse hiç gelişme sağlanamaması olduğunu vurgulayan Roberts, devletin kontrolünde bağımsız bir ulusal yatırım planının bulunmadığını belirtti.

Roberts, “Bunun üzerine gelen ABD yaptırımları ve hükümete yönelik sürekli yıkıcı faaliyetler göz önüne alındığında, Chavista devriminin günleri sayılıydı” değerlendirmesinde bulundu.

Bu durumun tüm Latin Amerika için bir ders niteliğinde olduğunu ifade eden Roberts, 1980’lerden bu yana alt kıtanın sanayisizleşmesinin ve emtia ihracatına artan bağımlılığın, tüm bu ekonomileri tarım, metal ve petrol gibi emtia fiyatlarındaki dalgalanmalara maruz bıraktığını belirtti.

Roberts analizini, “Bu durum, yerli kapitalistlerin ve ekonomilerin zayıflığı ile Amerikan emperyalizminin gölgesi altında, herhangi bir bağımsız ekonomi politikasını imkansız kılıyor” sözleriyle tamamladı.

Amerika

Michigan Senato yarışında El-Sayed ve Rogers son kez karşılaştı

Yayınlanma

Michigan’daki kritik Senato koltuğu için yarışan Demokrat Abdul El-Sayed ile Cumhuriyetçi Mike Rogers son münazarada karşı karşıya geldi. Kamuoyu yoklamalarında El-Sayed az farkla önde seyrederken tahmin modelleri Demokrat adaya yüzde 67 kazanma şansı veriyor.

ABD Senatosu’ndaki çoğunluğu belirleme potansiyeli taşıyan Michigan eyaletinde, Demokrat aday Abdul El-Sayed ile Cumhuriyetçi rakibi Mike Rogers ikinci ve son televizyon münazarasında karşı karşıya geldi.

Emekliye ayrılan Demokrat Senatör Gary Peters’ın boşalttığı koltuk için yarışan eski Wayne County sağlık yetkilisi El-Sayed ile eski Temsilciler Meclisi üyesi Rogers, ay başında yapılan ilk karşılaşmaya kıyasla daha sakin geçen oturumda siyasi geçmişleri ve bağlılıkları üzerinden keskin hatlar çizdi.

Kamuoyu yoklamaları El-Sayed’in az farkla önde olduğunu gösterirken, Decision Desk HQ tahminleri Demokrat adayın seçimi kazanma ihtimalini yüzde 67 olarak hesaplıyor.

Adaylar Müslüman Kardeşler suçlamaları üzerinden tartıştı

Münazarada Cumhuriyetçi Rogers, rakibi El-Sayed’i yeniden Müslüman Kardeşler teşkilatıyla ilişkilendirmeye çalıştı.

El-Sayed’in kampanyasına Hamas ve Hizbullah’ı destekleyen isimlerden bağış geldiğini öne süren Rogers, “Müslüman Kardeşler tarafından satın alınmak sorun değil mi? Birleşik Devletler Senatosu’na gidecekseniz bilmemiz gerekiyor: Amerika’nın yanında mısınız yoksa denizaşırı ülkelerdeki bu terör gruplarının mı?” diye sordu.

El-Sayed ise Cumhuriyetçi rakibinin anayasaya bağlılığını sorgulamasını sert sözlerle eleştirdi.

Hiçbir zaman parçası olmadığı bir örgütle sürekli ilişkilendirilmeye çalışıldığını belirten El-Sayed, “Bunun hiçbir mantığı yok ve Mike, anayasaya olan sadakatimi sorgulaman senin seviyenin gerçekten çok altında kalıyor” dedi.

Seçim sürecinde Rogers cephesi, Müslüman Kardeşler bağlantılı kişilerden El-Sayed’e yapılan bağışlara işaret ederek Demokrat adayın örgüte destek sözü verdiğini iddia etti.

The New York Times haberine göre El-Sayed, teşkilat mensubu olan Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin seçilmesinin ardından 2012 yılında “medya ve polisin tasfiyesini” destekleyen bir açık mektuba imza attı. Demokrat aday, eski Başkan Donald Trump’ın geçen yıl terör örgütü listesine aldığı Müslüman Kardeşler ile bağını reddediyor.

Amerika’yla ve Amerikalı olmakla gurur duyduğunu vurgulayan El-Sayed, “Hepimize dilediğimiz gibi ibadet etme hakkı tanıyan anayasamızla gurur duyuyorum. Bunu sorman bence gerçekten utanç verici” ifadesini kullandı.

Rogers ile Trump arasındaki mesafe tartışma yarattı

Rogers, düşük kamuoyu onay oranlarına sahip Trump ile arasına mesafe koyma çizgisini münazarada da sürdürdü. Daha önce İran savaşına ve Trump’ın Kanada ile girdiği ticaret savaşına derhal son verilmesi çağrısında bulunan Rogers, Kanada gümrük vergilerinin “iyi düşünülmediğini” dile getirdi.

El-Sayed ise Trump’ın Rogers’a verdiği desteği kampanyanın merkezine yerleştirmeye çalıştı.

Trump’ın pazar günü Michigan’a yapacağı ziyareti hatırlatan El-Sayed, “Donald Trump buraya gelip senin için miting yapmadan bu yarışı kazanamazsın. Gelmesi için ona bu yüzden yalvardın” diye konuştu.

El-Sayed, izleyicilere “MAGA tombalası” oynamalarını önererek Trump destekçilerinin dikkat dağıtmak amacıyla sürekli hazır sloganlar kullandığını öne sürdü.

Rogers bu suçlamaya tepki göstererek rakibinin yalnızca Trump’a odaklandığını savundu.

Rogers, “Tombala oyunu, son 30 dakikada verdiği her yanıta kaç kez Trump kelimesini sıkıştırdığı üzerinden oynanmalı; bu gülünç” diyerek yarışın Michigan için en doğru yolu seçmekle ilgili olduğunu kaydetti.

Rogers ılımlı Demokrat seçmene seslendi

Rogers kapanış konuşmasında, Demokrat Parti ön seçiminde ılımlı çizgideki Temsilciler Meclisi üyesi Haley Stevens’ı destekleyen seçmenlere yöneldi.

Stevens’ı tercih eden ve El-Sayed’i “fazla aşırı” bulan seçmenlere seslenen Rogers, “Bizim yanımızda size de yer var” çağrısında bulundu.

El-Sayed, ABD’nin İsrail politikasının belirleyici olduğu çekişmeli ağustos ön seçiminde Stevens’ı yalnızca bir puan farkla mağlup etmişti.

Sahada “Mike Rogers İçin Demokratlar” adıyla bir koalisyon kuran Cumhuriyetçi aday, rakibini Amerika Demokratik Sosyalistleri grubuyla ilişkilendirmeye çalıştı. El-Sayed bu grubun üyesi olmasa da Herkes İçin Sağlık Sigortası (Medicare for All) gibi kuruluşun desteklediği politikaları savunuyor.

Eyalet genelinde El-Sayed’in politikalarını aşırı bulan çok sayıda yetkili olduğunu savunan Rogers, “Lafı gediğine koymakta çok başarılı ama mesele siyasete ve politikalara gelince o kadar iyi değil” dedi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Peter Thiel’dan Trump’a İran tepkisi: “Bu savaşı başlatmamalıydık”

Yayınlanma

Cumhuriyetçi Parti’nin önde gelen bağışçılarından ve Palantir’in kurularından olan Peter Thiel, basına sızan konuşmasında ABD’nin İran’a yönelik askeri müdahalesini eleştirerek bu savaşa hiç girilmemesi gerektiğini söyledi. Trump’a desteğini sürdürdüğünü belirten Thiel, Uluslararası Ceza Mahkemesi tehdidinin yönetim üzerinde baskı kurduğunu savundu.

Milyarder teknoloji yatırımcısı Peter Thiel, ABD’nin İran ile yürüttüğü savaşa şüpheyle yaklaştığını ve bu askeri hamlenin hiç başlatılmaması gerektiğini söyledi.

Cumhuriyetçi Parti’nin önde gelen bağışçıları arasında yer alan Thiel’ın bu çıkışı, onu Başkan Donald Trump ile dış politikanın en kritik kararlarından birinde karşı karşıya getirdi.

Thiel’ın 12 Ekim’de basına kapalı bir etkinlikte yaptığı konuşmanın ses kaydına Politico bünyesindeki Decoded ulaştı.

Kongre’deki çoğunluğunu korumaya çalışan Cumhuriyetçi Parti için ara seçimlere iki haftadan az bir süre kala kaydedilen bu sözler, ünlü yatırımcının İran savaşına dair kamuoyuna yansıyan en açık değerlendirmesi niteliğini taşıyor.

İran’a yönelik savaşa kuşkuyla baktığını belirten Thiel, “Bunu yapmamalıydık, yapılan çok fazla hata oldu” dedi.

Thiel konuşmasında, “Belki de yeterli sert gücümüz yok, belki de yumuşak güç savaşını kaybedeceğiz” ifadesini kullandı.

Konuşmanın tamamında neo-con’lara ve Ortadoğu’daki savaşlara kesin biçimde karşı olduğunu dile getiren Thiel, İran savaşına yönelik eleştirilerine rağmen Trump’a desteğini sürdürdüğünü vurguladı ve başkanı korumak istediğini ima etti.

Buna rağmen dile getirdiği itirazlar, bugüne kadar Trump’ın en sıkı müttefiklerinden birinin söz konusu çatışmaya dair derin endişelerini açığa vuran en somut örneklerden biri oldu.

ABD ve İsrail, ara seçimlerin ardından İran’ı vurmayı planlıyor

Uluslararası Ceza Mahkemesi uyarısı

Söz konusu ifadeler, Thiel’ın sonbahar başından bu yana Nashville’de sürdürdüğü ve Decoded tarafından takip edilen konferans dizisinde dile getirildi.

Son oturumda Uluslararası Ceza Mahkemesinin denetimsiz gücüne dair kapsamlı uyarılarda bulunan Thiel, George W. Bush döneminin kilit isimleri Donald Rumsfeld ve Dick Cheney’nin geçmişteki açıklamalarına atıfta bulundu.

Cheney ailesinin sergilediği Trump karşıtlığını Uluslararası Ceza Mahkemesine şirin görünme ve yargılanmaktan kaçınma çabası olarak okuduğunu belirten Thiel, bu hamle için muhtemelen çok geç kalındığını söyledi.

Thiel, mahkemenin tutuklama emri tehdidinin, İran’daki savaşı sürdürmeye çalışan Trump yönetiminin tepesinde Demokles’in kılıcı gibi sallandığından şüphelenmeye başladığını kaydetti.

Thiel, 7 Ekim Aksa Tufanı’nın ardından 2024 başında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı görüşmeye de değindi. Görüşmede Gazze’deki planlarını sorduğu Netanyahu’nun kendisine, “Orayı öylece Dresden’e çeviremem” yanıtını verdiğini aktardı.

Netanyahu’nun bu ifadesiyle, İkinci Dünya Savaşı sırasında Müttefik güçlerin yaklaşık 25 bin kişinin ölümüne yol açan Alman kenti Dresden bombardımanına gönderme yaptığı belirtildi.

Büyük teknoloji yatırımcıları arasında 2016’da Trump’ı ilk destekleyen ve aynı yıl Cumhuriyetçi Parti Ulusal Kongresi’nde konuşma yapan Thiel, 2022’deki Senato yarışında şimdiki Başkan Yardımcısı JD Vance’i destekleyen siyasi eylem komitelerinin de en büyük mali destekçisiydi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Casuslukla suçlanan Suudi OpenAI mühendisine mahkemeden tahliye engeli

Yayınlanma

OpenAI ofisine dinleme cihazı yerleştirmekle suçlanan Suudi mühendis Abdulrahman Alfozan’ın kefalet talebi, savcılığın sunduğu kaçma riski gerekçesiyle reddedildi. Mahkeme, Suudi Arabistan Konsolosluğunun sunduğu sınırsız kefalet teklifini geri çevirirken yıllık 385 bin dolar maaşlı mühendisin kraliyetle mesajlaştığı tespit edildi.

Yapay zeka devi OpenAI ofislerine dinleme cihazı yerleştirmekle suçlanan Suudi Arabistan vatandaşı çalışan Abdulrahman Alfozan, savcılığın kaçma şüphesi ve Suudi kraliyet ailesiyle üst düzey temaslarına dair sunduğu kanıtların ardından cezaevinde kalacak.

Financial Times gazetesinin haberine göre ABD’nin Kaliforniya eyaletindeki federal mahkeme, Suudi Arabistan konsolosluğunun kefalet için sunduğu ve yargıcın “açık çek” olarak tanımladığı teklife rağmen 35 yaşındaki Alfozan’ın tahliye talebini reddetti.

ChatGPT’nin geliştiricisi OpenAI, San Francisco’daki merkez ofisinde yer alan bir yönetici toplantı odasında tuvalet kağıdına sarılmış bir ses kayıt cihazı tespit etti. Bu gelişmenin ardından Suudi Arabistan vatandaşı mühendis, ekim ayında FBI tarafından gözaltına alındı.

Vaka, küresel yapay zeka yarışında avantaj yakalamak isteyen yabancı hükümetlerin öncü teknoloji şirketlerini sanayi casusluğu hedefi haline getirdiğine dair Silikon Vadisi’ndeki kaygıları yeniden alevlendirdi.

Savcılık makamı, “Sanık OpenAI toplantılarını ister kişisel kazanç sağlamak, ister yabancı bir devlete yardım etmek, isterse her iki amaçla kaydetmek istemiş olsun; eylemi suç teşkil ediyor. Bu da Silikon Vadisi’ndeki yenilikçilik ortamı için bir tehlike, ulusal güvenlik için ise bir endişe kaynağıdır” değerlendirmesinde bulundu.

Duruşma öncesinde Alfozan’ın Suudi Arabistan ile kurduğu kişisel ve ticari bağlara dikkat çeken hükümet avukatları, sanığın “yabancı bir hükümetten kayda değer destek” gördüğünü savundu.

Dava dosyasına yansıyan ayrıntılara göre Alfozan, en azından geçen yıldan bu yana Suudi kraliyet ailesinin ismi açıklanmayan bir üyesiyle WhatsApp üzerinden sık sık mesajlaştı.

Söz konusu yazışmalarda, kraliyet mensubunun Alfozan’ı krallıkta başlatılan yeni bir yapay zeka girişimine dahil etme girişimleri yer aldı.

Kraliyet ailesi üyesi, mayıs ayında bilgisayar mühendisine “Suudi Arabistan’ın sana ABD’den daha çok ihtiyacı var” mesajını gönderdi. Alfozan ise bu mesaja onay anlamına gelen “100” yanıtını iletti.

Dava dosyasında Alfozan’ın, şirketteki hisse hak ediş süresi dolana kadar OpenAI’dan ayrılmayacağını belirttiği kaydedildi.

İkili arasındaki en son WhatsApp yazışmasının ise Alfozan’ın gözaltına alınmasından dört gün önce, 5 Ekim’de gerçekleştiği aktarıldı.

Savcılık sanığın kaçma ihtimali üzerinde duruyor

Mahkeme kayıtları, mühendisin gözaltına alınmasından bir gün sonra eşi ve oğlunun Katar’a uçtuğunu gösteriyor.

Belgelere göre bu uçuş, Suudi bir askeri yetkilinin ayırtıp ödediği tek yön business class biletle gerçekleşti.

Alfozan’ın avukatları ise uçak biletinin parasını eşinin bacanağının kendi kaynaklarıyla ödediğini savundu.

Savcılık bu iddiaya karşı çıkarak, Suudi konsolosluğunun da Alfozan’ın ailesi için başka bir uçuş ayarladığını ancak bu rezervasyonun sonradan iptal edildiğini bildirdi.

Suudi Arabistan Konsolosluğu ayrıca kefalet bedeli için herhangi bir üst sınır belirtmeksizin tüm tutarı karşılama teklifinde bulundu.

Sulh Ceza Hakimi Alex G Tse, duruşmada bu teklifi defalarca “açık çek” olarak niteledi.

Sanığın ABD dışına çıkması durumunda davanın fiilen düşeceğini vurgulayan Yargıç Tse, “Suudi Arabistan’ın suçluları iade etmeme konusundaki tutumu son derece net. ABD hükümetinin çıkarlarını koruyacaklarına dair bana nasıl bir güven verebilirler?” dedi.

Yargıç Tse, Alfozan’ın Suudi Arabistan’a dönmesi halinde bağlılığı nedeniyle “büyük ödüllerle karşılanabileceğini” dile getirdi. Suudi hükümetinin, ABD’de gözaltına alınan vatandaşlarının kefalet ve hukuki masraflarını karşıladığı biliniyor.

Savunma makamı casusluk suçlamalarını reddetti

Alfozan’ın avukatları, konsolosluğun teklifi yerine sanığın Charles Schwab bünyesindeki 1 milyon dolarlık kişisel yatırım hesabının kefalet teminatı olarak kabul edilmesini önerdi.

Savcılık verilerine göre Alfozan’ın OpenAI’daki yıllık maaşı 385 bin dolardı ve kendisine 2,2 milyon dolarlık hisse paketi tanımlanmıştı.

San Francisco’daki mahkeme salonuna turuncu cezaevi kıyafeti, beyaz spor ayakkabılar ve yargıcın karşısına geçtiğinde çıkardığı bir maskeyle gelen Alfozan hakkındaki suçlamaları avukatı reddetti.

Savunma avukatı William Pernick duruşmada, “Bu beyefendi bir turist değil. Hükümetin kurgusu, onu Amerikan teknolojisini çalmak için buraya yerleştirilmiş yabancı bir sızma unsuru gibi göstermekten ibaret” diye konuştu.

Müvekkilinin göçmenlerin bu ülkedeki hayali olan ABD vatandaşlığını almaya yalnızca birkaç hafta uzaklıkta olduğunu söyleyen Pernick, evinde bulunan kayıt cihazlarının internetten temin edilebildiğini kaydetti.

Pernick, OpenAI’ın çalışanları kod yazımı için bu cihazları kullanmaya teşvik ettiğini öne sürdü.

Avukat ayrıca evdeki kayıt cihazlarından birinin kedinin kum kabını izlemek amacıyla kullanıldığını savundu.

Pernick, OpenAI’ın Alfozan’ın Suudi Arabistan ile olan bağlantılarını desteklediğini ve bunlardan fayda sağladığını da sözlerine ekledi.

Sözlü iletişimi hukuka aykırı şekilde dinlemek veya dinlemeye teşebbüs etmekle suçlanan Alfozan, suçlu bulunması halinde yasa gereği beş yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilir.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English