Amerika
İktisatçı Michael Roberts yazdı: Trump’ın Venezuela planı ve petrol piyasasının gerçekleri

İktisatçı Michael Roberts, ABD’nin Venezuela hamlesini ve Trump’ın ülkenin petrol rezervlerine yönelik “bizim petrolümüz” yaklaşımını kapsamlı bir analizle değerlendirdi. Roberts, küresel arz fazlası ve ağır petrolün yüksek çıkarma maliyetlerinin, Amerikan şirketlerinin kârlılığını sorgulattığına dikkat çekerken, Latin Amerika’nın yeniden “arka bahçe” olarak kurgulandığını vurguladı.
İktisatçı Michael Roberts, kişisel blog sayfasında yayımladığı analizde, ABD’nin Venezuela’ya yönelik askeri hamlesini ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun kaçırılmasını takiben yaşanan gelişmeleri değerlendirdi.
Roberts, operasyonun hemen ardından Başkan Trump’ın niyetini açıkça ortaya koyduğunu belirtti. Trump, “Çok büyük ABD petrol şirketleri oraya girecek, milyarlarca dolar harcayacak, kötü durumdaki altyapıyı onaracak ve ülke için para kazanmaya başlayacak” ifadelerini kullandı.
Roberts, Trump’ın Maduro’ya yönelik saldırı ve kaçırma eyleminin temel nedeninin, Venezuela’nın “bizim petrolümüz” olarak tanımladığı geniş rezervlerinin kontrolünü ele geçirmek olduğunu gizlemediğini vurguladı.
Londra merkezli Energy Institute verilerine göre Venezuela, yaklaşık 303 milyar varil ile küresel rezervlerin yüzde 17’sini elinde tutuyor ve bu alanda OPEC+ lideri Suudi Arabistan’ı geride bırakarak dünyanın en büyük petrol rezervine sahip ülkesi konumunda bulunuyor.
Ancak Roberts, bu devasa rezervlere rağmen Venezuela’nın ham petrol üretiminin kapasitesinin çok altında kaldığına işaret etti.
1970’lerde günde 3,5 milyon varil ile zirve yapan ve o dönem küresel üretimin yüzde 7’sinden fazlasını karşılayan üretim, 2010’larda günde 2 milyon varilin altına düştü ve geçen yıl ortalama sadece 1,1 milyon varil seviyesinde gerçekleşti.
Dünya piyasaları Maduro’nun kaçırılarak alıkonulmasına nasıl tepki verdi?
“Petrol arzı talep artışını geride bırakıyor”
ABD’nin 2000’lerdeki sözde kaya petrolü (shale) devrimi sayesinde şu anda dünyanın en büyük üreticisi konumunda olduğunu hatırlatan Roberts, dünyanın giderek daha fazla petrole boğulduğunu belirtti.
Arzın küresel talep artışını geride bıraktığını ifade eden Roberts, “Çoğu büyük ekonomideki yavaş büyüme ve enerji üretiminde yenilenebilir kaynaklara kademeli geçiş nedeniyle talep artışı yavaşlıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Venezuela’ya yönelik saldırı sırasında gösterge Brent petrolün varil fiyatının yaklaşık 60 dolar ile son beş yılın en düşük seviyelerine yakın seyrettiği belirtildi.
Roberts, Trump’ın küresel petrol devlerine Venezuela’yı artık kendisinin yönettiğini ve yatırım yaparak “paraya para demeyeceklerini” söylüyor olabileceğini, ancak petrol şirketlerinin bu konuda o kadar emin olmayabileceğini vurguladı.
Eski bir Chevron yöneticisi olan Ali Moshiri’nin, birden fazla Venezuela varlığını devralmak için 2 milyar dolar toplama girişiminde bulunduğunu aktaran Roberts, “Ancak bu bir kumar ve halihazırda ABD’den Venezuela petrolünü sondaj ve üretme lisansına sahip olan Chevron gibileri bu kadar hevesli olmayabilir” yorumunu yaptı.
“Ağır petrolü çıkarmak ve işlemek maliyetli”
Venezuela’nın petrol üretimini eski haline getirmenin ucuz olmayacağını belirten Roberts, endüstrinin harap olmuş bir sondaj altyapısına sahip olduğunu ve çıkarılan petrolün “ağır” nitelikte olduğunu kaydetti. Roberts süreci şu sözlerle anlattı:
“Bu ekstra ağır petrolü çıkarmak, ABD kaya petrolü üretimine oldukça benzer şekilde, nispeten kısa ömürlü çok sayıda kuyu açmayı gerektiriyor. Ardından bu çamur kıvamındaki petrol, boru hatlarından akabilmesi, ihraç edilmesi ve rafine edilmesi için daha hafif petrol veya nafta ile karıştırılıyor.”
“Ağır” petrol üretmenin buhar enjeksiyonu ve pazarlanabilir hale getirmek için daha hafif ham petrollerle harmanlama gibi ileri teknikler gerektirdiğini vurgulayan Roberts, ülkenin rezervlerinin çoğunlukla ülkenin doğusunda, yaklaşık 55 bin kilometrekarelik geniş ve uzak bir bölge olan Orinoco Kuşağı’nda yoğunlaştığına dikkat çekti.
“Üretimi ikiye katlamanın maliyeti 115 milyar dolar”
Petrol bolluğunun, yeni arama ve çıkarma faaliyetlerindeki kârları şimdiden vurmaya başladığını belirten Roberts, ABD kaya petrolü endüstrisinin 2010’lardaki kümülatif zararlarının yarım trilyon dolara yaklaştığını ifade etti.
Her şeyin Amerikan kaya petrolü için ortalama varil başına 60 dolar olarak tahmin edilen “başabaş fiyatına” bağlı olduğunu vurgulayan Roberts, Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) projeksiyonlarına atıfta bulundu.
IEA verilerine göre, küresel arzın 2025’te günde 3 milyon varil, 2026’da ise 2,4 milyon varil artması beklenirken; talep artışının 2025’te sadece 830 bin, 2026’da ise 860 bin varilde kalacağı öngörülüyor.
Rystad Energy’den Jorge León’un tahminlerine yer veren Roberts, “Üretimi 2030’ların başına kadar kabaca iki katına çıkararak 2 milyon varile ulaştırmanın maliyeti 115 milyar dolar olacaktır. Bu rakam, ExxonMobil ve Chevron’un geçen yılki toplam sermaye harcamalarının yaklaşık üç katıdır” dedi.
Roberts, mevcut küresel arz ve talep dengesinde, özellikle de bu tür “ağır” petrolün gösterge fiyatın altında satılması gerekirken, Exxon ve Chevron’un bu işi kârlı hale getirip getiremeyeceğinin belirsiz olduğunu savundu.
“1820’lerin Monroe Doktrini steroid almış bir şekilde geri döndü”
Trump’ın Venezuela’ya dönük saldırısının arkasında başka faktörlerin de bulunduğunu belirten Roberts, yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi’nin durumu netleştirdiğini ifade etti: “1820’lerin Monroe Doktrini steroid almış bir şekilde geri döndü.”
Başkan Monroe’nun o dönemde Avrupa uluslarının Latin Amerika’ya müdahale etmemesi veya kontrol etmeye çalışmaması gerektiğini ilan ettiğini hatırlatan Roberts, Trump yönetiminde küreselleşmenin yerini “Amerika’yı Yeniden Büyük Yap” (MAGA) anlayışına bıraktığını ve Latin Amerika’nın kesin bir şekilde ABD emperyalizminin “arka bahçesi” olarak konumlandırıldığını belirtti.
Bu politikanın, hiçbir ülkenin ABD çıkarlarına direnmesine izin verilmeyeceği anlamına geldiğini vurgulayan Roberts, kaynakların hem ayrıcalıklı Amerikan kullanımına sunulması hem de rakiplerden esirgenmesi için “dost rejimlerin” işbaşına getirilmesi gerektiğini kaydetti.
Roberts, Oxford Institute of Energy Studies verilerine göre Venezuela petrolünün 2025 yılında Çin’in günlük ithal ettiği 11,3 milyon varilin sadece 300 binini oluşturmasına rağmen, Çinli şirketlerin Venezuela petrol sondaj endüstrisinde bir yer edindiğini ve bölgedeki artan Çin etkisinin engellenmek istendiğini ifade etti.
Deripaska’dan bütçe uyarısı: Venezuela petrolü ABD kontrolüne geçerse Rusya zorlanır
“Maduro hükümeti işçi sınıfı desteğini kaybetti”
Maduro’nun tartışmalı yeniden seçildiği 2024 yılına atıfta bulunan Roberts, Venezuela kapitalizminin enerji sektörünün kârlılığına sıkı sıkıya bağlı olduğunu, ancak sektörün 2010 sonrası petrol fiyatlarının çöküşü ve ABD yaptırımlarıyla bir ölüm sarmalına girdiğini hatırlattı.
Chavez döneminde 2000’lerde işçi sınıfı için elde edilen kazanımların ancak petrol fiyatlarının zirve yapmasıyla mümkün olduğunu belirten Roberts, “Fakat sonra petrol dahil emtia fiyatları düştü. Bu durum aşağı yukarı Chavez’in ölümüyle aynı zamana denk geldi” dedi.
Hiperenflasyonun yaşam standartlarını yok etmesiyle Maduro hükümetinin işçi sınıfı tabanının desteğini kaybettiğini belirten Roberts, hükümetin giderek artan bir şekilde özel ayrıcalıklara sahip silahlı kuvvetlere dayandığını ifade etti.
Roberts, ordunun ayrıcalıklarını şu sözlerle detaylandırdı:
“Ordu, askeri üsler gibi özel pazarlardan alışveriş yapabiliyor, kredilere, araba ve daire alımlarına ayrıcalıklı erişim sağlıyor ve önemli maaş artışları alıyordu. Ayrıca döviz kontrollerini ve sübvansiyonları istismar ederek, örneğin komşu ülkelerde ucuz benzin satıp büyük kârlar elde ediyorlardı.”
“Chavista devriminin günleri sayılıydı”
Venezuela’nın trajedisinin her şeyin petrol fiyatına bağlı olması ve zaten özel şirketlerin elinde olan petrol dışı sektörlerde neredeyse hiç gelişme sağlanamaması olduğunu vurgulayan Roberts, devletin kontrolünde bağımsız bir ulusal yatırım planının bulunmadığını belirtti.
Roberts, “Bunun üzerine gelen ABD yaptırımları ve hükümete yönelik sürekli yıkıcı faaliyetler göz önüne alındığında, Chavista devriminin günleri sayılıydı” değerlendirmesinde bulundu.
Bu durumun tüm Latin Amerika için bir ders niteliğinde olduğunu ifade eden Roberts, 1980’lerden bu yana alt kıtanın sanayisizleşmesinin ve emtia ihracatına artan bağımlılığın, tüm bu ekonomileri tarım, metal ve petrol gibi emtia fiyatlarındaki dalgalanmalara maruz bıraktığını belirtti.
Roberts analizini, “Bu durum, yerli kapitalistlerin ve ekonomilerin zayıflığı ile Amerikan emperyalizminin gölgesi altında, herhangi bir bağımsız ekonomi politikasını imkansız kılıyor” sözleriyle tamamladı.
Amerika
ABD Senatosu, dijital dolar yasağını içeren tasarıyı kabul etti

ABD Senatosu, Fed’in 31 Aralık 2030’a kadar merkez bankası dijital para birimi (CBDC) niteliğinde bir dijital dolar çıkarmasını yasaklayan düzenlemeyi kabul etti. 85’e karşı 5 oyla geçen hüküm, 21st Century ROAD to Housing Act tasarısına Cumhuriyetçilerin girişimiyle eklendi. Düzenlemenin yürürlüğe girmesi için Temsilciler Meclisi’nin de onayı ve Başkan Trump’ın imzası gerekiyor.
ABD Senatosu, Merkez Bankası’nın (Fed) merkez bankası dijital para birimi (CBDC) olarak dijital dolar veya CBDC’ye “esaslı ölçüde benzer” herhangi bir dijital varlık çıkarmasını 31 Aralık 2030’a kadar yasaklayan 21st Century ROAD to Housing Act tasarısını kabul etti.
Tasarı Senato’da 85’e karşı 5 oyla geçti.
CBDC, nakit ve kaydi paranın yanında ulusal para biriminin üçüncü biçimi olarak tanımlanıyor. Bu tür dijital para birimlerinin ihracı ve kontrolü doğrudan merkez bankaları tarafından yürütülüyor.
Bazı CBDC projelerinde kripto para ve blokzincir teknolojilerinden yararlanılsa ve dijital para birimleri kriptografik tokenlar şeklinde ihraç edilse de, bu varlıklar merkezi bir ihraççıya sahip olmaları nedeniyle kripto para olarak değerlendirilmiyor.
Dünyada birçok ülke kendi CBDC projelerini geliştiriyor veya test ediyor.
Çin, dijital yuanı 2020 yılından bu yana deneme programları kapsamında test ederken, Rusya’da dijital rublenin geniş çaplı kullanımına 1 Eylül’de başlanması planlanıyor.
Esasen emlak piyasasına ilişkin düzenlemeler içeren 21st Century ROAD to Housing Act tasarısındaki CBDC yasağı hükmü, Cumhuriyetçilerin girişimiyle metne eklendi.
Tasarının şimdi Temsilciler Meclisi’nde oylanması, ardından da Başkan Donald Trump’ın imzasına sunulması gerekiyor.
Trump yönetimi daha önce de dijital doların hayata geçirilmesine karşı çıkarken, sabit kripto para birimlerini destekleyen bir çizgi izledi.
ABD’de GENIUS Act adlı sabit kripto para yasasının kabul edilmesinin ardından Hazine Bakanı Scott Bessent, ABD devlet tahvilleriyle desteklenen sabit kripto para birimlerinin Amerikan kamu borcuna yönelik yeni bir talep kaynağı oluşturacağını ve doların dijital ödemelerdeki konumunu güçlendireceğini söyledi.
Fed de dijital dolar fikrinden bir yıldan uzun süre önce uzaklaşmıştı.
Kurumun eski başkanı Jerome Powell, görev süresi boyunca ABD’de merkez bankası dijital para biriminin hayata geçirilmeyeceğini açıklamıştı. Powell’ın yerine gelen mevcut Fed Başkanı Kevin Warsh da CBDC karşıtı bir tutum sergiliyor.
Avrupa Birliği ise dolar bazlı sabit kripto para birimlerinin yaygınlaşmasına karşılık dijital euro projesini bir CBDC olarak destekliyor. Birlik, pazarını korumaya yönelik adımlar da attı.
Bu yıl yürürlüğe giren MiCA kripto varlık düzenlemeleri, Avrupa’daki kripto para borsalarında işlem gören tüm sabit kripto para birimlerinin, özel lisans almış ve AB içinde faaliyet gösteren ihraççılar tarafından çıkarılmasını şart koşuyor.
Toplam piyasa değeri 317 milyar dolar olan sabit kripto para piyasasının yüzde 90’dan fazlasını dolar bazlı ürünler oluşturuyor.
En büyük sabit kripto para birimleri, 186 milyar dolarlık piyasa değerine sahip Tether’in USDT’si ile 74 milyar dolarlık piyasa değerine sahip Circle’ın USDC’si olarak öne çıkıyor.
Trump ailesiyle bağlantılı kripto para projesi World Liberty Financial tarafından yaklaşık bir yıl önce piyasaya sürülen USD1 adlı sabit kripto para birimi ise yaklaşık 4,5 milyar dolarlık piyasa değeriyle kategorisinde dördüncü sırada yer alıyor.
USD1 arzının yaklaşık yüzde 75’i Binance’te tutuluyor.
Amerika
Google yapay zeka için A24 stüdyosuna ortak oluyor

Google, yapay zeka alanında iş birliği geliştirmek amacıyla bağımsız film stüdyosu A24’e yaklaşık 75 milyon dolar yatırım yapmaya hazırlanıyor. The Wall Street Journal gazetesinin kaynaklara dayandırdığı habere göre ortaklık kapsamında sinema sektörüne yönelik yeni yapay zeka araçlarının geliştirilmesi hedefleniyor.
The Wall Street Journal gazetesinin konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre Google, yapay zeka alanındaki ortaklık kapsamında bağımsız film stüdyosu A24’e yaklaşık 75 milyon dolar yatırım yapacak.
Gazete, bu adımın teknoloji devinin bir sinema stüdyosundan ilk kez hisse satın aldığı örnek olduğunu kaydetti.
Google bünyesindeki yapay zeka birimi DeepMind ile A24, filmlerin üretimi ve dağıtımı için yeni araçlar geliştirmeyi planlıyor.
A24 stüdyosunun teknoloji ve inovasyon alanındaki çalışmalarını yürüten ortağı Scott Belsky, geliştiricilerin yapay zekayı film üretimini hızlandırmak ve maliyetleri düşürmek amacıyla öne çıkardığını, ancak bu durumun sinemacılar arasında memnuniyetsizlik yarattığını ifade etti.
Sürece ilişkin değerlendirmede bulunan Belsky, “Yaratıcı kontrolü koruyan ve risk alma isteğini teşvik eden daha etkili yapay zeka uygulama yöntemlerinin olduğuna inanıyoruz” dedi.
Yeni araçların, kullanıcı taleplerine göre doğrudan içerik üreten üretken yapay zekadan farklı olacağını belirten Belsky, Google’ın A24 stüdyosunun film ve televizyon arşivine erişim hakkı elde etmeyeceğini kaydetti.
DeepMind Başkan Yardımcısı Eli Collins ise ortaklığa ilişkin, “Teknolojinin, alanındaki en iyi uzmanların ellerine ulaştığı anlarda büyük ilerlemelerin kaydedileceğine inanıyoruz.” açıklamasında bulundu.
ABD merkezli bağımsız bir sinema şirketi olan A24 stüdyosu, özellikle yazar ve festival filmleri üzerine odaklanmasıyla tanınıyor. Yakın zamanda “Gerçekliğin Sahne Arkası” (Y2K) ve “Marty Supreme” filmlerini izleyiciyle buluşturan stüdyonun portföyünde, yedi Oscar ödülü kazanan “Her Şey Her Yerde Aynı Anda” (Everything Everywhere All at Once) yapımının yanı sıra “Yeşil Şövalye” (The Green Knight), “Deniz Feneri” (The Lighthouse), “Cadı” (The Witch), “Ritüel” (Midsommar), “Geçmiş Yaşamlar” (Past Lives), “Demir Pençe” (The Iron Claw), “When You Finish Saving the World” ve “İç Savaş” (Civil War) gibi filmler yer alıyor.
Amerika
SpaceX, 6,3 milyar dolarlık bilgi işlem gücü anlaşması imzaladı

SpaceX, açık kaynaklı yapay zeka girişimi Reflection AI ile önemli bir bilgi işlem gücü anlaşması imzaladı.
Anlaşma kapsamında Reflection, gelişmiş modelleri eğitmek ve çalıştırmak için kullanılan en üst düzey yapay zeka çipleri olan Nvidia GB300’lere anında erişim elde edecek.
CNBC’nin incelediği belgelere göre, 1 Temmuz 2026’dan itibaren 2029 yılına kadar SpaceX’e aylık 150 milyon dolar ödeme yapmayı kabul etti.
Anlaşma süresi sonuna kadar devam ederse, ödemelerin toplam tutarı yaklaşık 6,3 milyar dolara ulaşacak.
Her iki şirket de ilk üç ayın ardından 90 gün önceden bildirimde bulunarak sözleşmeyi feshedebilir.
Anlaşma, SpaceX’in rekor kıran halka arzının ardından devasa veri merkezi altyapısını nasıl kullandığını gösteriyor.
Şirket, Colossus’u kısmen ChatGPT’nin rakibi olan Grok’a güç sağlamak amacıyla kurmuştu.
Şimdi ise SpaceX, bu altyapıyı dışardaki yapay zeka şirketlerine hesaplama gücü kapasitesi satmak için de kullanıyor.
SpaceX, daha önce Anthropic, Google ve Cursor ile hesaplama gücü konusunda anlaşmalar imzalamıştı. Musk’ın şirketi şu anda Cursor’u satın alma sürecinde.
Reflection, bu listeye stratejik açıdan farklı bir müşteri daha ekliyor: Hükümetlerin ve işletmelerin kapalı yapay zeka sistemlerine olan bağımlılığını yeniden değerlendirdiği bir dönemde, açık kaynaklı modellere odaklanan bir yapay zeka laboratuvarı.
Zamanlama dikkat çekici. Anthropic’in Fable ve Mythos’a erişimi kesmesinin ardından açık kaynaklı yapay zeka ivme kazandı.
Bu durum, kritik işler için kapalı model sağlayıcılarına güvenmenin riskleri konusunda soru işaretleri yarattı.
Bu olay, açık model şirketlerine, müşterilerin modelleri daha fazla kontrol sahibi olarak inceleyebilmesi, özelleştirebilmesi ve çalıştırabilmesi gerektiği yönünde daha güçlü bir argüman sağladı.
Reflection, son değerlemesi 25 milyar dolar olan bu girişim olarak, OpenAI, Anthropic ve Google’ın öncü sistemleriyle rekabet edebilecek Amerikan açık kaynaklı yapay zeka modelleri geliştirmeye çalışırken, hükümetlere ve işletmelere kapalı sistemlere kıyasla daha fazla esneklik sunma hedefiyle bu yaklaşımı doğrudan benimsedi.
Reflection sözcüsü yaptığı açıklamada, “Son zamanlarda yaşanan olaylar, açık kaynağın yapay zeka ekosistemi için ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor; giderek daha fazla ülke ve işletme, yalnızca kapalı modellere bağımlı olmanın getirdiği riskleri ve maliyetleri fark ediyor,” dedi.
Reflection, bu anlaşmanın kendisine “Amerikan açık zekası” olarak adlandırdığı şeyi hızlandırmak için ek hesaplama gücü, yani hesaplama kapasitesi sağladığını belirtti.
Girişim henüz halka açık bir öncü açık kaynaklı model yayınlamadı fakat hükümet ve ulusal güvenlik müşterileriyle ivme kazanmaya devam ediyor.
Şirket, Enerji Bakanlığı’nın Genesis Misyonu ile birlikte çalışıyor ve Pentagon’un daha geniş kapsamlı yapay zeka çabalarının bir parçası.
SpaceX için bu anlaşma, hesaplama gücünün yapay zeka yarışında stratejik bir değer haline geldiğinin bir başka işareti.
Gelişmiş Nvidia çiplerine erişim, öncü modelleri eğitmeye ve kullanmaya çalışan şirketler için hâlâ en büyük kısıtlamalardan biri olmaya devam ediyor.
Colossus’u dış müşterilere açarak şirket, kıt grafik işlem birimi kapasitesini satmak için yarışan bulut sağlayıcıları ve yapay zeka altyapı şirketlerinin yanına konumlanıyor.
Bu aynı zamanda SpaceX’e, büyüyen yapay zeka altyapısı anlatısını haklı çıkarmak için başka bir yol sunuyor.
Yatırımcılar, SpaceX’in roketler ve Starlink’in ötesine geçerek yapay zeka, veri merkezleri ve hesaplama hizmetlerine genişleyip genişleyemeyeceğini izliyor.
Amerika6 gün öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Dünya Basını2 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4










