Avrupa
İngiltere, ABD’nin askeri uydularına bağımlılık nedeniyle endişeli

Donald Trump’ın Batılı müttefiklere yönelik tehditleri, Birleşik Krallık hükümetinin bazı kesimlerinde Londra’nın uydu sistemleri konusunda Washington’a bağımlılığı konusunda endişeleri artırıyor.
Financial Times’ın (FT) haberine göre milyarlarca sterlinlik bir sözleşme ile yeni nesil askeri uyduların inşa edilmesi, önemli bir tartışma konusu haline geldi.
ABD yönetiminin giderek daha öngörülemez hale geldiği bir dönemde, SkyNet 6 programının Amerikan savunma devi Lockheed Martin’e verilmesi konusunda parlamentoda sorular artıyor.
Trump’ın Grönland’a yönelik tehditleri ve NATO birliklerinin Afganistan’daki çabalarını eleştiren söylemleri, tartışmayı daha da şiddetlendirdi. Lockheed Martin, 25 yılı aşkın süredir İngiltere’nin mevcut uzay programını yöneten Avrupa havacılık ve savunma grubu Airbus ile uydu sözleşmesi için rekabet ediyor.
“ABD’li şirketlere güvenmek iyi bir fikir mi?”
Konuya yakın kaynaklara göre, bazı İngiliz yetkililer, İngiltere’nin böylesine önemli bir askeri kapasite için ABD merkezli bir şirkete güvenip güvenmemesi gerektiğini sorguluyor.
Yetkililer, tedarik sürecinde dikkate alınan diğer hususlar arasında, hangi seçeneğin İngiltere’ye daha fazla yatırım ve istihdam sağlayacağının da yer aldığını belirtti.
Airbus, Stevenage ve Portsmouth’ta yaklaşık 3.000 kişiyi istihdam eden tesislerini işletmektedir. Lockheed, sözleşmeyi alması halinde İngiltere’de bir üretim tesisi kurmayı teklif etti.
Sektördeki birçok kişi için 6 milyar sterlinlik SkyNet 6 programı, hükümetin İngiltere’nin savunma sanayi egemenliğini güçlendirmeye verdiği önemin önemli bir göstergesi.
Teknoloji İngiltere’ye ait olmakla birlikte, birçok NATO müttefiki tarafından kullanılan büyük bir ihracat kalemi haline geldi.
Airbus-Lockheed rekabeti kafaları karıştırıyor
Durumu yakından takip eden kaynaklara göre, Airbus’ın sözleşmeyi alamaması, 10 milyar sterlin değerinde potansiyel ihracatı riske atabilir.
Şirket, Japonya dahil diğer hükümet müşterilerinden iş almaya çalışıyor ama İngiltere’nin mevcut ana tedarikçisi olan Airbus’ı desteklememesi halinde bu anlaşmaların gerçekleşmeyebileceği endişesi var.
Lockheed Martin UK’in CEO’su Paul Livingston, rekabet hakkında özel olarak yorum yapmaktan kaçındı, fakat şirketin “İngiltere’nin savunma ve güvenliğine fayda sağlamak için tasarlanmış kanıtlanmış yetenekleri sunmaya kararlı olduğunu, aynı zamanda endüstriyel kapasiteyi güçlendirip İngiltere’deki istihdamı artırmayı hedeflediğini” söyledi.
Üst düzey yetkililer ve bakanlar, savunma alanında ABD ile olan yakın ilişkileri bozma konusunda pek istekli olmadıklarını vurgularken, parlamentoda Birleşik Krallık’ın daha stratejik bir özerklik geliştirmesi yönünde çağrılar artıyor.
Parlamentoda hükümeti ABD’ye bağımlılık konusunda sıkıştırıyor
Savunma Bakanlığının gizli tutmaya çalıştığı bazı gerilimler, önümüzdeki hafta gündeme gelmeye hazırlanıyor. Savunma Bakanı John Healey, salı günü etkili Avam Kamarası savunma komitesine katıldığında milletvekillerinin sert sorularıyla karşı karşıya kalacak.
Trump’ın son davranışları ve bunun Birleşik Krallık silahlı kuvvetleri için anlamı gündemin en üst sıralarında yer alacak. Savunma komitesi kasım ayında, Birleşik Krallık ve NATO’daki Avrupalı müttefiklerinin “kritik yeteneklere yatırım yapmadıklarını ve ABD’ye aşırı bağımlı kaldıklarını” vurgulamıştı.
Cuma günü komite, üyelerinin bakanı bu konuyla ilgili güncel bilgiler vermeye zorlayacaklarını ve “son birkaç haftadaki olayların etkisini ele alacaklarını, savunma bakanının Birleşik Krallık Silahlı Kuvvetlerinin modernizasyonu ve dönüşümü konusundaki önceliklerinin değişip değişmediğini soracaklarını” açıkladı.
Savunma komitesinin İşçi Partili başkanı Tan Dhesi, Trump’ın Grönland’ı ilhak etmek için askeri güç kullanma tehdidinden vazgeçmeden önce, bu hafta “şahit olduğumuz şeyin çok kaba bir uyanış” olduğunu söyledi.
Dhesi milletvekillerine, “Savunma ve güvenlik için egemenlik kapasitelerine uygun şekilde yatırım yapmaz ve bunun yerine başkalarına güvenirseniz, er ya da geç daha büyük ülkeler tarafından zorbalığa uğrayacak veya şantaja maruz kalacaksınız,” dedi.
Avrupa’da “kendi kendine yeterlilik” hamleleri
Diğer Avrupa ülkeleri de ABD’ye olan bağımlılıklarını azaltmaya başladı. Bunlar arasında, geçen yıl ABD merkezli Boeing’in ürettiği Wedgetail yerine İsveçli havacılık şirketi Saab’ın ürettiği erken uyarı ve kontrol uçağı GlobalEye’ı satın almayı tercih eden Fransa da bulunuyor.
İngiltere hükümetinin stratejik savunma incelemesinin (SDR) ortak yazarı ve eski Müşterek Kuvvetler Komutanlığı komutanı General Sir Richard Barrons, son olayların İngiltere’nin ABD’ye bağımlılığı konusundaki tartışmaları daha acil hale getirdiğini söyledi.
Barrons şunları söyledi:
“Geçen hafta tartışmayı keskinleştirdi, şu anda çok farklı bir küresel güvenlik yapısı ile karşı karşıya olduğumuzu teyit etti. Savunma Bakanlığı içindeki ve dışındaki birçok kişi, İngiltere dahil Avrupa’nın ABD’ye olan stratejik bağımlılığını nasıl azaltması gerektiği hakkında konuşuyor. ABD’nin, savunma için daha fazla para harcamamız gerektiği, fakat bu parayı ABD’nin ekipmanlarına harcamamız gerektiği yönündeki algısı açıkça saçma. Büyük ABD’li üreticilerle konuşursanız, onların da bunu anladığını görürsünüz. Hem pastam dursun hem karnım doysun demek mümkün değil.”
Birleşik Krallık silahlı kuvvetlerini modernize etmek ve Rusya’nın tehdidine karşı koymak için öncelikleri belirleyen hükümetin SDR’si, Starmer hükümetinin bağlı kaldığı “önce NATO” yaklaşımını vurguladı.
Britanya, silahlanma planı için fon bulamıyor
Fakat SDR’yi gerçeğe dönüştürmek için hazırlanan ve Savunma Yatırım Planı (DIP) olarak bilinen taslak defalarca ertelendi ve savunma kurmay başkanı Hava Kuvvetleri Komutanı Sir Richard Knighton, bu ayın başlarında ordunun mevcut programlarda kesinti yapmadan bu önerileri hayata geçirmek için yeterli fonu olmadığını itiraf etti.
FT’nin haberine göre, önümüzdeki on yıl içinde 28 milyar sterlinlik bir finansman açığı olacak ve bu da Birleşik Krallık’ın savunma özerkliğini artırmak için ek harcamalar yapmayı zorlaştıracak.
Barrons, “Şu anda hükümetin [bu açığı kapatmak için] para bulmaya hazır olduğuna ya da Savunma Bakanlığına 28 milyar sterlinlik kesintiyi nereden yapacağını söylemeye hazır olduğuna dair hiçbir işaret görmüyorum. Döngüsel bir durum var. Bu yüzden DIP ertelendi,” dedi.
Yetkililer, planın son halini almak için çalışmaların devam ettiğini ve planın mart ayı sonundan önce tamamlanmasının beklendiğini vurguluyor.
Savunma Bakanlığı: Tedarik süreci devam ediyor, henüz karar alınmadı
Bu yılın sonlarında SkyNet 6 tedarik yarışmasının bir sonraki aşaması yaklaşırken, bu konu sembolik bir tartışma haline gelmeye başlıyor.
Defence Analysis bülteninin editörü Francis Tusa şunları söyledi:
“Lockheed Martin ile anlaşırsak, fiilen ABD kontrolünde olacak. Egemenlik olmayacak. Giderek daha fazla sayıda yetkili ve hizmet personeli ‘Neden Amerikan malı satın alıyoruz?’ diyor. Eskiden ABD malı satın alırsak, iyilik ve nüfuz satın alırız denirdi. Bir süredir durum böyle değil.”
Savunma Bakanlığı ise tedarik sürecinin devam ettiğini ve henüz hiçbir karar alınmadığını söyledi.
İhaleye katılanlar, tekliflerinin tam değerlendirmesine tabi tutulacak ve Birleşik Krallık’ta monte edilmiş, entegre edilmiş ve test edilmiş uydular sunmak zorundalar.
Tasarım otoritesi Birleşik Krallık’ta bulunmalı ve belirli kritik bileşenler Birleşik Krallık kaynaklarından sağlanmalı.
Bakanlık, “Yeni bir tehdit dönemine girmiş bulunuyoruz ve bu da savunma alanında yeni bir dönem gerektiriyor. Soğuk savaşın sona ermesinden bu yana savunma harcamalarında en büyük sürdürülebilir artışı gerçekleştirmeye kararlıyız ve 2027’den itibaren GSYİH’nin yüzde 2,6’sına ulaşmayı hedefliyoruz,” dedi.
Avrupa
Palantir: Avrupalı rakiplerimizin savaş tecrübesi yok

İngiltere’deki Palantir yöneticisi, Avrupa’da bulunan savunma alanındaki rakiplerinin savaş tecrübesine sahip olmadığını söyledi.
Avrupalı savunma yazılım şirketlerinin henüz savaş alanında yeteneklerini kanıtlamadığını öne süren şirketin Birleşik Krallık ve Avrupa sorumlusu Louis Mosley, Palantir şirketinin teknolojisinin ise halihazırda Ukrayna’da ve İran’da Batılı ordular tarafından kullanıldığını söyledi.
Rapporteur’de yayınlanan mülakatında, “Sözde Avrupalı rakipler şu anda… şey, bunların işe yarayıp yaramadığını kimse tam olarak bilmiyor,” diyen Mosley, Palantir’in operasyonel deneyiminin Avrupalı alternatiflere karşı şirkete benzersiz bir avantaj sağladığını savundu.
Mosley, Avrupa hükümetlerinin teknolojik egemenliği sanayi politikasıyla karıştırma riski taşıdığını savunarak, asıl sorunun tedarikçinin merkezinin nerede olduğu değil, müşterilerin kullandıkları teknolojiyi kontrol edip edemediği olması gerektiğini söyledi:
“Egemenliği şirketin merkezinin bulunduğu yer açısından tanımlayacaksanız, o zaman egemenlik politikasını sanayi politikasıyla karıştırıyorsunuz demektir.”
Mosley, egemenliğin kontrol ile ilgili olduğunu ve “kontrol ile mülkiyetin iki farklı şey olduğunu” ekledi.
Palantir’in bir Amerikan şirketi olmasına rağmen Avrupa’nın teknolojik kontrol gerekliliklerini karşılayabileceğini savunan Mosley, bir Avrupa kurumunun hassas operasyonları bir ABD’li tedarikçiye emanet edebileceğinin kanıtı olarak, şirketin Fransa’nın iç istihbarat servisi DGSI ile uzun süredir devam eden ilişkisini gösterdi:
“Bu kuruluş, Fransa’daki en hassas ve egemenlik niteliğindeki verileri korumakla görevli ve on yılı aşkın bir süredir iç güvenlikleri için Palantir’e güveniyor.”
Mosley, Palantir’in şu anda hiçbir AB kurumu ile doğrudan çalışmadığını doğruladı.
Yine de şirket, Rapporteur’e verdiği bilgiye göre, Birleşik Krallık, İsveç, Hollanda ve Fransa dahil olmak üzere Avrupa genelinde hükümetlerle sözleşmeler imzalamış durumda. Ayrıca NATO ile de bir anlaşması bulunuyor.
Şirket, ulusal hükümetlerle olan bazı ilişkilerini gizli tutsa da diğer AB ülkelerinde de faaliyet gösteriyor.
Kritik teknolojinin nihai olarak kim tarafından kontrol edildiği sorusu, tartışmanın merkezinde yer almaya devam ediyor.
Mosley, askeri operasyonların özel sektör altyapısına bağlı olduğu durumlarda ortaya çıkabilecek belirsizliğin bir örneği olarak, Ukrayna’nın Elon Musk’ın SpaceX şirketiyle ilişkili uydu iletişim hizmeti Starlink ile ilgili deneyimini gösterdi.
“Ukraynalıların vurguladığı nokta, Starlink’i kontrol etmedikleri,” diyen Mosley, kontrolün nihai olarak Musk’ta mı, Pentagon’da mı yoksa her ikisinin birleşiminde mi olduğu sorusunu gündeme getirdi.
Hizmetin uzaktan yavaşlatılıp yavaşlatılamayacağı sorulduğunda Mosley, Palantir’in sistemlerinin, yabancı bir gücün bir müşterinin yeteneklerini uzaktan devre dışı bırakmasını önleyecek teknik güvenlik önlemleriyle yapılandırılabileceğini söyledi.
Mosley, Palantir’in savunma alanında güçlü bir büyüme kaydettiğini belirtirken, yapay zeka (AI) benimseme konusunda Amerikan ve Avrupalı şirketler arasındaki uçurumun ciddi bir iktisadi soruna dönüşebileceği uyarısında bulundu.
“Gelirimiz, yapay zekanın uygulanmasından kaynaklanıyor,” diyen Mosley, Palantir’in iş modelini her sektördeki benimseme hızının potansiyel bir göstergesi olarak tanımladı.
Mosley, Amerikan şirketlerinin yapay zekayı “ışık hızında” benimsediğini savundu ve yapay zekayı başarıyla entegre eden Amerikan şirketlerinin, Avrupalı rakiplerine kıyasla önemli ölçüde daha üretken ve daha güçlü bir sermaye yapısına sahip hale gelebileceği konusunda uyarıda bulundu.
Yönetici, “Avrupalı rakipleri bu yapay zeka devriminden aynı hızla yararlanamazlarsa, dört ya da beş yıl içinde artık rekabet edemez hale gelecekler,” dedi.
NATO’nun Palantir’in Maven Akıllı Sistemi’ni yedi ayda tedarik edip benimsemesini örnek gösteren Mosley, “Yapay zekada her gün, her hafta ilerleme kaydedildiğini görüyoruz,” diye konuştu.
Yeni yetenekleri benimseme aciliyetinin özellikle belirgin olduğunu ve Rusya’ya yakınlığın güvenlik endişelerini artırdığı Doğu Avrupa’da şirket için bir dizi iş fırsatı yarattığını belirtti ve şöyle devam etti:
“En son teknolojinin öncüsü olmalısınız ve bu da yapay zeka. İnternet devrimini kaçırdık. Bunu da mı kaçıracağız?”
Avrupa
Nokia, Ukrayna’ya uydu desteği sağlayacak

Nokia ve ICEYE, kontrolü doğrudan Kiev yönetimine ait olacak bağımsız bir uydu haberleşme sistemi kurmak üzere Ukrayna Savunma Bakanlığı ile niyet mektubu imzaladı. Finlandiya Başbakanının Kiev ziyaretinde duyurulan adım, Amerikan Starshield terminallerine getirilen hız kısıtlamaları ve Avrupa’daki tepkilerin hemen ardından geldi.
Nokia ve uzay teknolojileri şirketi ICEYE, Ukrayna Savunma Bakanlığı ile Kiev yönetiminin kendi kontrolünde olacak bir uydu haberleşme ağı kurulması konusunda mutabakat zaptı imzaladı.
Nokia’dan yayımlanan basın bülteninde, tarafların Ukrayna denetimindeki haberleşme sisteminin hayata geçirilme olanaklarını ortaklaşa inceleyeceği kaydedildi.
Anlaşma, Finlandiya Başbakanının Ukrayna ziyareti sırasında 22 Ekim’de duyuruldu. İşbirliğinin temel hedefi, öncelikle ülkenin kendi bağımsız uydu iletişim kapasitesini güçlendirerek savunma kabiliyetlerine katkı sağlamak olarak açıklandı.
ICEYE ve Nokia, ekim ayı başında kamu kurumlarına yönelik alçak dünya yörüngesinde çalışacak güvenli geniş bant iletişim sistemlerini ortaklaşa geliştireceklerini açıklamıştı.
Savunma, sınır güvenliği, acil durum birimleri ve afet müdahale ekipleri için tasarlanan bu Avrupa menşeli teknolojilerin, devletlere kendi uydularına, yer altyapılarına ve terminallerine doğrudan sahip olma ve bunları bağımsız yönetme imkanı tanıdığı belirtiliyor.
ICEYE Üst Yöneticisi ve Kurucu Ortağı Rafal Modrzewski, konuya dair açıklamasında Ukrayna’nın kontrolü tamamen kendisinde olan güvenli, egemen ve yüksek kapasiteli uydu haberleşme sistemlerine ihtiyaç duyduğunu dile getirdi.
Nokia Jeopolitik ve Hükümet İlişkileri Direktörü ve Nokia Savunma Yönetim Kurulu Başkanı Mikko Hautala ise uydu ağlarının karasal iletim altyapısı zarar gördüğünde bile iletişimin sürmesini sağladığına dikkat çekti.
Hautala, güvenilir ve egemen bir uydu haberleşmesinin Ukrayna’nın direncini nasıl artırabileceğini ve bağımlı olduğu iletişim üzerinde Kiev yönetimine nasıl kontrol sağlayabileceğini ICEYE ile birlikte araştıracaklarını söyledi.
Finlandiya merkezli bir uzay şirketi olan ICEYE, radar uyduları geliştirip üretiyor ve bu uydulardan elde edilen verileri kullanıma sunuyor.
Şirketin aktardığı bilgilere göre geliştirdiği teknolojiler savunma ve istihbaratın yanı sıra çevre izleme, sigortacılık ve acil durum müdahalelerinde de kullanılıyor.
Ukrayna ordusunun kullandığı Amerikan uydu bağlantısına kısıtlamalar getirildiğine yönelik haberler, bu anlaşmanın hemen öncesinde gündeme gelmişti.
Eski Ukrayna Savunma Bakanı Danışmanı Serhiy Sternenko, 14 Ekim gecesi yaptığı paylaşımda terminallerin saatte 160 kilometre hızla hareket ederken bağlantıyı kaybettiğini, ilerleyen süreçte bu kesintilerin saatte 60 ila 70 kilometre hızlarda da yaşandığını aktarmıştı.
SpaceX yöneticisi Elon Musk, Starlink’in askeri versiyonu olan Starshield’ın mülkiyetinin ve yönetiminin ABD hükümetine ait olduğunu, bu sebeple kısıtlama kararlarının Amerikan makamlarınca alındığını savunmuştu.
Beyaz Saray ise kısıtlamalarla bir ilgisi olmadığını açıklamıştı.
The Wall Street Journal gazetesinin 22 Ekim’de Amerikalı yetkililere dayandırdığı haberine göre ABD Başkanı Donald Trump, Musk’tan bizzat söz konusu sınırlamaları kaldırmasını istedi.
Amerikalı ve Ukraynalı yetkililer, yapılan görüşmenin ardından sistemin daha kararlı çalışmaya başladığını ifade etti; kimi Ukraynalı temsilciler ise işlevlerin henüz bütünüyle eski haline dönmediğini dile getirdi. Trump, Ukrayna’nın Starshield erişiminin yeniden sağlandığını doğruladı.
Trump, Musk’tan Ukrayna için Starshield sınırlamasını kaldırmasını istedi
Söz konusu kısıtlamalar Avrupa tarafında tepkiyle karşılandı.
Polonya Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorski, Musk’ı siyasi oyunlar oynamakla suçlayarak X platformunda “Biz senin Avrupalı müşterileriniz, seni izliyoruz” paylaşımını yaptı.
Polonya, 2022 yılından bu yana Ukrayna için yaklaşık 25 bin Starlink terminali satın aldı ve Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinin uydu bağlantı masraflarını karşılamayı sürdürüyor.
Gelişmelerin ardından Avrupa Komisyonu da Ukrayna’nın Govsatcom programına dahil edilmesinin değerlendirildiğini açıkladı.
AB üyesi ülkelerin mevcut uydu kapasitelerini bir araya getiren güvenli iletişim programının, Brüksel tarafından 2027 yılının başında ticari hizmetlerle genişletilmesi planlanıyor.
Avrupa
İspanya ve İtalya sınır kontrollerini bitirecek

İspanya ve İtalya, geçen Temmuz ayında göç krizinin ardından başlayan sınır kontrollerini askıya alma konusunda anlaşmaya vardı.
Yaz aylarında Fas’tan Ceuta’ya gerçekleşen kitlesel göçmen geçişinin tetiklediği, aylar süren Schengen anlaşmazlığı şimdilik sona eriyor.
Bu karar, geçen hafta düzenlenen AB zirvesinde İspanya Başbakanı Pedro Sánchez ile İtalya Başbakanı Giorgia Meloni arasında yapılan toplantının ardından ayarlanan, İtalya İçişleri Bakanı Matteo Piantedosi ile İspanya İçişleri Bakanı Fernando Grande-Marlaska arasındaki telefon görüşmesinin ardından alındı.
Her iki ülke de ayrı ayrı yaptıkları açıklamalarda, bu kararın “durumun dikkatli bir şekilde analiz edilmesinin ardından” alındığını ve “Schengen bölgesinin tam güvenliğini sağlamak için bilgi paylaşımının güçlendirilmesiyle destekleneceğini” belirtti.
Kara sınırı paylaşmayan İspanya ve İtalya arasında yaşanan eşi görülmemiş gerginlik, hava ve deniz yoluyla gelen yolcular için rastgele pasaport kontrollerinin uygulanmasına yol açmış ve bu karar aylar boyunca sistematik olarak yenilenmişti.
İlk olarak 1 Ağustos’ta bir ay süreyle uygulamaya konulan bu önlemler, başlangıçta 48 saatlik bir süre içinde 80.000 göçmenin Fas’tan Kuzey Afrika’daki İspanyol eksklavı Ceuta’ya ani ve kitlesel geçişi nedeniyle tetiklenmişti.
İspanya İçişleri Bakanlığı’na göre, sonraki günlerde 72.000’den fazla göçmen Fas’a geri döndü.
Ardından AB liderleri Sánchez’e karşı birleşerek, onun göç yanlısı politikalarının bir çekim faktörü yarattığını iddia ettiler.
Finlandiya ve İtalya gibi ülkeler, İspanya ile Schengen bölgesinin kapatılmasını hızla talep ettiler
Bu göç akını, İspanya’yı eşi görülmemiş bir acil duruma sürükledi. Bu durum, geçiş girişiminde 141’den fazla kişinin hayatını kaybetmesi ve binlerce kişinin hâlâ bu küçük şehirde mahsur kalmasıyla devam eden siyasi ve insani bir krize dönüştü.
Yerel yetkililer, çoğu çocuk olan yaklaşık 15.000 göçmenin Ceuta’da kaldığını iddia ediyor.
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika4 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum
Rusya2 hafta önceRusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı
Avrupa2 hafta önceBerlin’de Sol Parti, SPD-Yeşiller koalisyonu için “İsrail’in var olma hakkı”nın altını çizdi










