Bizi Takip Edin

Ortadoğu

İran iki ay sonra ilk kez Hürmüz Boğazı’ndan petrol ihraç etti

Yayınlanma

Analiz şirketi Kpler’in verilerine göre, Hürmüz Boğazı’ndan yaklaşık 5 milyon varil petrol taşıyan en az üç İran tankeri geçti. ABD Başkanı Donald Trump, İran ile imzalanan anlaşmanın ardından boğazda deniz trafiğinin kısmen yeniden açıldığını duyurdu.

İran, iki aydır durdurduğu Hürmüz Boğazı üzerinden petrol ihracatına yeniden başladı. CNBC televizyonunun analiz şirketi Kpler verilerine dayandırdığı habere göre, Hürmüz Boğazı bölgesinden yaklaşık 5 milyon varil petrol taşıyan en az üç İran tankeri ayrıldı.

İran devletine ait National Iranian Tanker Company şirketine ait Diona ve Hero 2 adlı iki süper tankerin yaklaşık 3,8 milyon varil petrol taşıdığı kaydedildi.

Kpler, bu sevkiyatın son iki ayda gerçekleşen ilk teslimat olduğunu ve gemilerin ABD Deniz Kuvvetlerinin bulunduğu bölgeden geçmeyi başardığını aktardı.

İran merkezli Fars haber ajansı da bir gün önce, İran gemilerinin Hürmüz Boğazı’ndaki ABD abluka bölgesinden geçtiğini bildirdi. Ajans, Tahran ile Washington arasında varılan uzlaşmanın ardından birkaç geminin herhangi bir engelle karşılaşmadan abluka hattını geçtiğini belirtti.

ABD Başkanı Donald Trump, 15 Haziran Pazartesi günü yaptığı açıklamada, İran ile bir anlaşma imzalandığını ve Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğinin kısmen yeniden başladığını duyurdu. Trump, boğazın tamamen açılmasının 19 Haziran’da beklendiğini ifade etti.

Boğazın halihazırda kısmen açık olduğunu ve deniz trafiğinin kademeli olarak canlandığını kaydeden Trump, olası mayınların temizlenmesi için çalışmaların sürdüğünü ve ticari gemi trafiğinin yeniden tesis edildiğini belirterek İran ile anlaşmaya varıldığını vurguladı.

Trump ayrıca, ABD ile İran arasındaki mutabakatın sağlanmasında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in katkılarına değindi.

Görüşmeler için 60 günlük süre tanındı

Daha önce Fars haber ajansının bir kaynağa dayandırdığı haberde, İran’ın ABD ile yürütülecek müzakereler kapsamında 60 günlük bir geçiş süresi tanıdığı ve bu süre boyunca boğazdan güvenli geçiş için herhangi bir ücret talep etmeyeceği bildirilmişti.

Kaynağın aktardığına göre, mutabakat zaptı taslağında deniz taşımacılığı yönetimindeki rollerin İran ile Umman arasında yeniden dağıtılması ve geçiş döneminin ardından Tahran’ın ilgili ödemeleri alma hakkının güvence altına alınması öngörülüyor.

Haberde ayrıca, 60 günlük sürenin dolmasının ardından İran’ın seyrüsefer, güvenlik, çevre ve sigorta alanlarında hizmetler sunmayı ve elde edilecek gelirleri ekonomik kalkınmaya yönlendirmeyi planladığı ifade edildi.

İran merkezli Mehr ajansının aktardığı bilgilere göre ise barış anlaşması taslağında ateşkes ilan edilmesi, deniz taşımacılığındaki kısıtlamaların kaldırılması, Hürmüz Boğazı’nın yeniden faaliyete geçmesi, yaptırımların kaldırılması ve İran’ın dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılmasına ilişkin hükümler yer alıyor.

Birçok dünya liderinin olası anlaşmayı olumlu değerlendirdiği bildirildi.

Ortadoğu

CNN: ABD’li komutanlar eski istihbarat uyarılarını göz ardı etti

Yayınlanma

ABD ordusundaki üst düzey komutanların, İran’daki bazı hedeflere yönelik istihbaratın yıllar öncesine dayandığı yönündeki sistem uyarılarına rağmen saldırı listelerini onayladığı bildirildi. CNN kanalına konuşan karar alma sürecine aşina kaynaklar, savaşın ilk günlerinde hızla hedef belirleme baskısı altında alınan bu kararın, Minab’da en az 168 çocuk ve 14 öğretmenin öldüğü okul saldırısına doğrudan yol açtığını kaydetti.

ABD ordusundaki üst düzey komutanların, İran’daki bazı hedeflere ilişkin istihbaratın yıllar öncesine dayandığını ve yeniden doğrulanması gerektiğini gösteren sistem uyarılarına rağmen saldırı listelerini onayladığı bildirildi.

CNN’in karar alma sürecine aşina üç kaynağa dayandırdığı haberine göre, söz konusu uyarılar savaşın ilk günlerinde hızla hedef belirleme baskısı altında “işleri çabuklaştırmak” amacıyla göz ardı edildi. Komutanların onay verdiği bu hedeflerden biri, Minab’daki bir okulun vurulmasıyla sonuçlandı.

Söz konusu askeri karar, 28 Şubat’ta Minab’daki Şecere Tayyibe Okulu’na düzenlenen ve en az 168 çocuk ile 14 öğretmenin hayatını kaybettiği saldırıyla doğrudan ilişkilendiriliyor. Bu can kaybı, saldırıyı ABD ordusunun yakın tarihindeki en ağır sivil kayıp vakalarından biri haline getiriyor.

Kaynaklara göre, istihbaratın güncelliğini yitirdiğini belirten sistem uyarı mesajları, hedef geliştirme sürecinde kullanılan veri tabanına işlenmiş durumdaydı. Bu sistemde bir noktanın saldırı listesine eklenebilmesi için üst düzey bir subayın onayı gerekiyordu. İki kaynak, üst düzey komutanların bu uyarıları görmezden gelme kararının, okulun “yanlışlıkla” vurulmasına doğrudan katkı sağladığını ifade etti.

Askeri yetkililerin, okula düzenlenen saldırıdan sonraki birkaç gün içinde hatanın eski bilgiye dayanmasından kaynaklandığını anladığı aktarıldı. Aradan aylar geçmesine rağmen Pentagon olayla ilgili soruşturma raporunu yayımlamadı.

Beyaz Saray’dan bir yetkili ise soruşturmanın sürdüğünü belirterek, “Daha önce de söylediğimiz gibi, ABD sivilleri hedef almaz” iddiasını dile getirdi.

Pentagon konuyla ilgili soruları ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’na (CENTCOM) yönlendirirken, CENTCOM devam eden soruşturmayı gerekçe göstererek yorum yapmayı reddetti.

Okul ve askeri tesis aynı yerleşkede bulunuyordu

Saldırının, ABD ordusunun Şecere Tayyibe Okulu’nun yakınındaki bir Devrim Muhafızları Ordusu tesisini hedef aldığı sırada meydana geldiği bildirildi. İlk askeri soruşturma bulguları da bu yönde gerçekleşti.

Uydu görüntüleri, hedef analizindeki ihmali ortaya koyuyor. 2013 tarihli görüntüler okul ile Devrim Muhafızları üssünün aynı yerleşkede olduğunu gösterirken, 2016 tarihli görüntülerde okulun üsten bir çitle ayrıldığı ve ayrı bir giriş yapıldığı netleşiyor.

Aralık 2025 tarihli uydu görüntülerinde ise okul bahçesinde oynayan onlarca çocuk seçilebiliyor.

Saldırı, Trump’ın askeri operasyon başlatma kararının ardından askeri yetkililer ve istihbarat analistlerinin binlerce hedefi güncellemek için yoğun baskı altında çalıştığı ilk günde gerçekleşti.

Analistler, operasyon öncesinde Pentagon veri tabanındaki tüm kayıtları güncelleyemedi. Bunun sonucunda, aralarında ilkokulun yanındaki Devrim Muhafızları tesisinin de bulunduğu birçok hedefe ait kayıtlar 10 yıldan daha eski bilgilerden oluştu.

Hızlandırılmış takvim nedeniyle analistler, ilk vurulma ihtimali yüksek olan, hareketli hedefleri ve ABD güçlerine doğrudan tehdit oluşturan noktaları içeren “üst kategori” kayıtları güncellemeye öncelik verdi. Sabit tesisler ise daha düşük öncelikli kabul edildiği için okulun yakınındaki tesisin bilgileri güncellenemedi.

Kopuk veri tabanları ve personel eksikliği hatayı büyüttü

Soruşturmanın odağında Pentagon’un iki farklı hedefleme veri tabanı yer alıyor. Bunlar, 1980’lerde inşa edilen ve manuel veri girişine dayanan “MIDB” ile yapay zeka destekli yeni dijital platform “MARS” olarak biliniyor.

Her iki sistem de kullanılmadan önce bilgilerin güncellenmesi gerektiğini gösteriyordu. Ancak tamamen MARS sistemine geçiş çabalarının takvimin yıllar gerisinde kaldığı ve resmi hedefleme verilerinin hâlâ eski MIDB sistemine dayandığı belirtildi.

Bir istihbarat analistinin sahadaki değişiklikleri daha önce ayrı bir dijital araçta not ettiği, ancak bu aracın resmi hedefleme veri tabanına bağlı olmaması nedeniyle bilginin komutanlara ulaşmadığı kaydedildi. Bu kopukluğun okulun vurulmasına nasıl etki ettiği de soruşturma kapsamında inceleniyor.

Saldırının ardından Donald Trump, olaydan İran’ın sorumlu olabileceğini öne sürdü, daha sonra ise sorumluluğun hiçbir zaman belirlenemeyebileceğini savundu. Savunma Bakanı Pete Hegseth ise saldırının kapsamlı şekilde soruşturulacağını ifade ederek ABD’nin sivil kayıpları önlemek için her yolu denediğini iddia etti.

Öte yandan Hegseth döneminin başlarında yapılan kesintiler nedeniyle CENTCOM bünyesindeki Sivil Zararları Azaltma ve Müdahale (CHMR) ekiplerinin personel sıkıntısı yaşadığı aktarıldı.

Hegseth’in İran savaşı öncesinde bu programda gittiği kesintiler kapsamında, CENTCOM’daki 10 kişilik sivil zarar uzman kadrosu tek bir tam zamanlı personele düşürüldü.

Kaynaklar, personelin elinden geleni yaptığını ancak Hegseth’in bütçe ve kadro kesintileri nedeniyle yeterli kaynağa sahip olmadığını ekledi.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Necef’te Hamaney için düzenlenen cenazeye milyonlar katıldı

Yayınlanma

ABD ve İsrail ile yaşanan çatışmaların başlangıcında hayatını kaybeden İran’ın dini lideri Ali Hamaney ve aile üyeleri için Irak’ın Necef kentinde milyonların katılımıyla cenaze töreni düzenleniyor. Başbakan Ali Zeydi törenler nedeniyle ülkede resmi tatil ilan ederken, cenaze konvoyunun günün ilerleyen saatlerinde Kerbela’ya ulaşması bekleniyor.

ABD ve İsrail’in İran ile girdiği savaşın başlangıcında hayatını kaybeden dini lider Ali Hamaney ve aile üyeleri için düzenlenen cenaze törenleri Irak’ın Necef kentinde büyük kitlelerin katılımıyla sürüyor.

Milyonlarca kişinin katıldığı törenlerin ardından cenazelerin günün ilerleyen saatlerinde Kerbela’ya getirilmesi planlanıyor.

Irak basını, cenaze törenlerine milyonlarca Iraklının yanı sıra birçok ülkeden gelen ziyaretçilerin de katılım gösterdiğini aktardı.

El-Ahed televizyonunun haberine göre, tören başlamadan önce şafak vaktinde binlerce kişi Necef’e ulaştı. Hayatını kaybedenlerin naaşları İmam Ali Türbesi’ne getirildi ve burada omuzlarda taşınarak tören düzenlendi.

Tabutların türbe etrafında döndürülmesinin ardından cenaze namazı kılındı. Yas tutan kalabalıklar tabutları taşırken dini sloganlar attı, mersiyeler okudu ve İran halkıyla dayanışma mesajları paylaştı. Necef Uluslararası Havalimanı ve çevresindeki alanlar da dualara ve anma merasimlerine katılan kalabalıklarla doldu.

Açıklanan resmi programa göre Necef’teki törenlerin tamamlanmasının ardından cenaze konvoyu bugün ilerleyen saatlerde Kerbela kentine geçecek. Irak Başbakanı Ali Zeydi, cenaze törenleri nedeniyle bugün ülke genelinde resmi tatil ilan edildiğini duyurdu.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, cenaze merasimleri öncesinde Necef Uluslararası Havalimanı’nda Hamaney için düzenlenen resmi karşılama törenine katıldı.

Törenlerin bölgesel takvimi

Hamaney için düzenlenen törenler cuma günü, naaşının Tahran’daki İmam Humeyni Musallası’nda halkın ziyaretine açılmasıyla başladı. Yabancı devlet temsilcileri ve dini otoriteler bu alanda taziyelerini sundu. Tören programı cumartesi günü halka açık veda merasimiyle, pazar günü ise dualarla devam etti.

Pazartesi günü milyonlarca kişi, cenaze konvoyunun başkentten geçişi sırasında Tahran sokaklarında toplandı. Salı günü ise kalabalıklar cenaze namazı için Kum kentindeki Cemkeran Camii’nde bir araya geldi.

Son cenaze merasimlerinin yarın İran’ın kuzeydoğusunda yer alan Meşhed kentinde yapılması planlanıyor. Hamaney, vasiyeti doğrultusunda, Şiilerin sekizinci imamı olan İmam Rıza’nın türbesine defnedilecek.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

BAE, İsrail ile Ürdün arasındaki su krizini çözmek için üçlü zirve önerdi

Yayınlanma

İsrail’in Ürdün’e sağladığı ek su tahsisini yenilemeyi reddetmesi iki ülke arasında diplomatik krize yol açtı. Birleşik Arap Emirlikleri, gerilimi düşürmek ve yeni bir su-enerji anlaşması müzakere etmek amacıyla Abu Dabi’de üçlü bir zirve düzenlenmesini önerdi.

İsrail’in Ürdün’e sağladığı ilave su tahsisini yenilemeyi reddetmesi iki ülke arasında diplomatik kriz oluşturdu. İsrail basınına göre Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), iki ülke arasında derinleşen bu su krizini çözmek ve yeni bir bölgesel su-enerji anlaşmasını müzakere etmek amacıyla Abu Dabi’de üçlü bir zirve düzenlenmesini önerdi.

Önerilen zirvede, İsrail’in Ürdün’e yeniden ilave su satmasını güvence altına alacak resmi bir anlaşmanın yapılması hedefleniyor. Girişimin bir diğer amacını ise iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin yeniden normalleştirilmesi oluşturuyor. İsrail ve Ürdün, 2023 yılının sonundan bu yana karşılıklı olarak büyükelçi bulundurmuyor.

Su krizinin temelini, 2021 yılında yapılan ek anlaşmanın yenilenmemesi oluşturuyor. Bu düzenleme kapsamında İsrail, Ürdün’e üç yıl boyunca, 1994 barış anlaşmasında öngörülen miktara ek olarak yılda 50 milyon metreküp su sağlamayı kabul etmişti. 1994 tarihli İsrail-Ürdün barış anlaşması uyarınca İsrail, her yıl Ürdün’e 50 milyon metreküp su sağlamakla yükümlü bulunuyor. 2021 anlaşmasıyla Ürdün’ün İsrail’den aldığı yıllık su miktarı 50 milyon metreküpten 100 milyon metreküpe çıkmıştı.

Ürdün, bu ek düzenlemenin beş yıl daha uzatılmasını ve ilave su miktarının yılda 80 milyon metreküpe çıkarılmasını talep etti. Bu talep kabul edilseydi İsrail’in Ürdün’e sağlayacağı toplam yıllık su miktarı 130 milyon metreküpe ulaşacaktı. Ancak İsrail, 1994 barış anlaşmasından doğan 50 milyon metreküplük yükümlülüğünü sürdürürken, 2021’deki ek su düzenlemesini yenilemeyi reddetti.

Ürdün sekiz aydır ek sudan yararlanamıyor

Yedioth Ahronoth gazetesinin haberine göre İsrail Enerji Bakanı Eli Cohen, ek su düzenlemesini daha önce altı aylık dönemler halinde uzattı. Bu uzatmalarda ABD’nin baskısı ve Ürdün’ün İran’a ait insansız hava araçlarını (İHA) engellemedeki rolü etkili oldu. Ancak Cohen, düzenlemenin Kasım 2025’te sona ermesine izin verdi. Bu nedenle Ürdün, sekiz aydır barış anlaşmasında öngörülen miktarın üzerindeki ilave suyu alamıyor.

Yedioth Ahronoth gazetesine konuşan ve ismi açıklanmayan bir İsrailli yetkili, İsrail’in barış anlaşması kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirdiğini, ancak bunun ötesinde su sağlamak zorunda olmadığını ifade etti. Yetkili, ilave su tahsisinin iki ülke arasındaki iyi niyete bağlı olduğunu belirtti. İsrailli yetkililer ayrıca 2025 yılının son yüzyılın en kurak yıllarından biri olduğunu, bu durumun İsrail’i özellikle tarım alanında kendi iç su ihtiyacına öncelik vermeye zorladığını ileri sürdü.

Amman yönetiminde karara yönelik tepki yükseliyor

İsrail devlet televizyonu KAN’ın haberine göre Ürdün, İsrail’in genişletilmiş su düzenlemesini yenilemeyi reddetmesine tepki gösteriyor. Habere göre İsrail, ilave su tedarikinin yeniden başlamasını Amman’ın Tel Aviv’e yönelik eleştirel tutumunu yumuşatmasına ve tam diplomatik ilişkilerin yeniden tesis edilmesine bağlıyor.

KAN’a konuşan Ürdün Kraliyet Divanı’na yakın bir kaynak, su meselesinin kendileri için çok önemli olduğunu ve barış anlaşmasının bir parçasını oluşturduğunu kaydetti.

Sınır hattındaki yeni yerleşim planı

İki ülke arasındaki diplomatik gerilim, İsrail Savunma Bakanlığı’nın Ürdün sınırı boyunca yaklaşık 40 yerleşim noktası kurulmasına yönelik planları ilerletmek amacıyla Doğu Bölgesi Direktörlüğü adlı yeni bir yapı oluşturduğu döneme denk geliyor. Planın silahlı yerleşimciler tarafından destekleneceği bildiriliyor. Söz konusu yerleşim hattı, kuzeydeki Tzemach kavşağından güneydeki Hevel Eilot bölgesine kadar uzanıyor ve işgal altındaki Batı Şeria’dan geçiyor.

İsrail Savunma Bakanlığı Genel Direktörü Amir Baram, girişimin bölgede devlet faaliyetlerini koordine etmeyi amaçladığını ifade etti. Baram, doğudan gelebilecek potansiyel tehdit gerekçesini öne sürerek çok katmanlı bir sınır savunma sistemine yatırım yapıldığını söyledi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English