Diplomasi
İran misillemesi Kıbrıs ile İngiltere’yi birbirine düşürdü

Güney Kıbrıs yönetimi, Birleşik Krallık hükümetinin yetersiz iletişiminin Akrotiri’deki (Ağrotur) İngiliz hava üssüne yapılan drone saldırısına yol açtığını öne sürdü ve üssün kullanımının yeniden müzakere edilmesi ihtimalini ortaya attı.
Lefkoşa hükümeti, Birleşik Krallık’ın Kıbrıs’taki sömürge kontrolünü terk etmesinden bu yana sürdürdüğü adadaki İngiliz üslerinin kullanımına ilişkin algılanan belirsizliğin, adayı Orta Doğu’da gelişen krize sürüklediğini savundu.
Hükümet sözcüsü Konstantinos Letymbiotis, gazetecilere verdiği brifingde, “Bu, memnuniyetsizlikle karşıladığımız bir durum,” dedi.
Sözcü, Kıbrıs hükümetine verilen güvencelere rağmen, Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer’ın pazar günkü açıklamasında, Ada’daki İngiliz üslerinin “hiçbir koşulda insani nedenler dışında başka bir amaçla kullanılmayacağına dair net bir açıklama yapılmadığını” savundu.
Pazartesi günü gece yarısından hemen sonra, Şahid tipi bir insansız hava aracı, Akrotiri’deki İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetleri (RAF) üssünü vurdu, fakat gün boyunca üssü hedef alan diğer insansız hava aracı saldırıları engellendi.
İran, Amerikan askeri varlıklarının Kıbrıs’a kaydırıldığını savunuyor
İHA saldırısının kaynağı henüz doğrulanmamış olsa da, yerel basında saldırının muhtemelen Lübnan’dan geldiği belirtilirken, İran Devrim Muhafızları’nın üst düzey bir komutanı, Ada’daki ABD askeri varlığının arttığını iddia ederek Kıbrıs’a yönelik füze saldırılarının yoğunlaştırılacağı uyarısında bulundu.
Başbakan Keir Starmer pazartesi günü yaptığı açıklamada şunları söylemişti:
“Kıbrıs’taki üslerimiz ABD bombardıman uçakları tarafından kullanılmıyor… Kıbrıs’taki dostlarımızın ve ortaklarımızın güvenliği kritik öneme sahip. Açıkça belirtmek isterim ki, Kıbrıs’taki Akrotiri’ye yapılan saldırı, bizim aldığımız herhangi bir karara yanıt olarak yapılmadı. Değerlendirmemize göre, insansız hava aracı bizim açıklamamızdan önce fırlatıldı.”
Akrotiri ve çevre köylerdeki yerel halk, gece sirenlerin çalmasıyla uyandı ve bölgeden kaçtı. Bazıları Limasol’a veya Kıbrıs ordusu kışlalarına sığındı.
Kıbrıs medyası, kendilerinin ve çocuklarının güvenliğinden endişe ederek kalmak mı gitmek mi karar verememenin yarattığı kargaşayı anlattı.
Bölge pazartesi günü tahliye edilmiş durumda kaldı ve bugün (3 Mart) durum yeniden değerlendirilecek.
Lefkoşa, İngiliz üslerini yeniden müzakere edebilir
Letymbiotis, “Bu mesajın iletilme şekli ve dün Akrotiri üslerinin yakınında yaşayan Kıbrıs vatandaşlarına zamanında uyarı yapılmaması konusunda memnuniyetsizliğimizi iletmek için gerekli tüm adımlar atılacak,” dedi ve Kıbrıs’ın diplomatik şikayette bulunacağını ekledi.
Şu anda AB Konseyi’nin dönüşümlü başkanlığını yürüten Kıbrıs’ın, üslerin statüsünü yeniden müzakere etmeye çalışıp çalışmayacağı sorulduğunda Letymbiotis, “Bu bağlamda hiçbir şeyi göz ardı etmiyoruz,” dedi.
Pazartesi ve salı günü Kıbrıs’ta yapılması planlanan AB bakanlar toplantısı, drone saldırısının ardından ertelendi.
1986’da Libyalı militanlar tarafından gerçekleştirilen roket saldırısından bu yana, Kıbrıs’taki İngiliz üslerinden biri ilk kez vuruldu. Üsler İngiliz egemenlik alanı olarak kabul ediliyor olsa da, Kıbrıs AB üyesi ve şu anda bloğun dönüşümlü başkanlığını yürütüyor.
Kıbrıs’ın güney ucundaki bir yarımadada, Limassol sahil kentinin güneybatısında bulunan Akrotiri, İngiltere’nin 1960’da bağımsızlığını kazandığından beri eski sömürgesinde kullanmaya devam ettiği iki üsten biri. Geçmişte bu üs Irak, Suriye ve Yemen’deki askeri operasyonlarda kullanılmıştı.
Yunanistan, bölgeye savaş gemilerini gönderiyor
Öte yandan Yunanistan, Güney Kıbrıs’a yapılan insansız hava aracı saldırıları sonrasında bölgeye askeri güç gönderilmesini emretti.
Bu saldırılar, ilk kez bir AB üye ülkesini ABD ve İsrail’in İran’a karşı üç gündür sürdürdüğü kampanyaya dahil etti.
Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias pazartesi günü yaptığı açıklamada, iki fırkateyn ve iki adet F-16 savaş uçağının derhal konuşlandırılacağını söyledi.
Dendias şöyle konuştu:
“Kıbrıs topraklarına yönelik sebepsiz saldırıların ardından Yunanistan, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin topraklarında meydana gelen tehdit ve yasadışı eylemlere karşı savunmasına her türlü katkıyı sağlayacaktır.”
Yunanistan, Belharra sınıfı fırkateyn Kimon ve Kentauros anti-drone sistemi ile donatılmış ikinci bir fırkateyni Kıbrıs’a gönderdiğini açıkladı. İki adet F-16 savaş uçağı da görevlendirilecek.
Dendias, Yunanistan silahlı kuvvetleri komutanı General Dimitrios Çupis ile birlikte bugün Ada’da olacak ve iki ülkenin tutumunu daha iyi koordine edecek.
Hristodulidis: Ülkemiz herhangi bir askeri operasyona katılmak niyetinde değil
Drone saldırısını doğruladıktan sonra, Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis televizyonda yayınlanan bir konuşma yaptı.
Kıbrıslı lider, “Açıkça belirtmek isterim: Ülkemiz hiçbir şekilde bu saldırıya katılmamıştır ve herhangi bir askeri operasyona katılma niyetinde değildir,” dedi.
Hristodulidis, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’e de saldırı hakkında bilgi verdi.
Von der Leyen daha sonra Kıbrıs’ın ve dolayısıyla AB’nin drone saldırısının hedefi olmadığını vurguladı.
Von der Leyen, X’te yaptığı bir paylaşımda şunları söyledi:
“Kıbrıs Cumhuriyeti hedef değildi, fakat şunu açıkça belirtmek isterim: Herhangi bir tehdit karşısında üye devletlerimizin yanında toplu, kararlı ve kesin bir şekilde duruyoruz.”
Ada’nın güneyinde panik var
Ayrıca, günün erken saatlerinde, Paphos havaalanındaki yolcu terminali, radarda şüpheli bir nesne tespit edildikten sonra geçici olarak tahliye edildi.
Yakındaki Timi, Anarita ve Mandria köylerinin sakinlerine “gereksiz hareketlerden kaçınmaları” talimatı verildi.
Paphos, Akrotiri üssünden yaklaşık 56 kilometre uzaklıkta, Kıbrıs’ın güneybatısındaki bir sahil kenti.
Kıbrıs medyası, adanın güneydoğu kıyısında bulunan diğer İngiliz hava üssü Dikelya yakınlarında da duman yükseldiğini bildirdi.
Diplomasi
ABD ve Avrupa’dan Ukrayna için dört maddelik barış planı

The Washington Post yazarı David Ignatius, ABD ve Avrupa’nın Ukrayna savaşını sona erdirmek için dört maddelik ortak bir barış planı hazırladığını yazdı. Plan, Ukrayna’ya NATO’nun 5. maddesine denk güvenlik garantisi sağlanmasını, savaş sonrası imar fonunu, cephe hattının dondurulmasını ve Rus enerjisine dayalı ortak gelir modelini kapsıyor.
The Washington Post köşe yazarı David Ignatius, ABD ile Avrupa’nın Ukrayna’daki savaşı sona erdirmek amacıyla dört maddelik ortak bir barış planı hazırladığını yazdı.
Müzakerelerin seyrine hakim bir Amerikalı yetkiliye dayandırılan makalede, Washington ile Avrupalı müttefiklerin iki tarafın savaş hedeflerinin gerisinde kalan ancak her iki ülkeye de güvenlik ve mali kazanımlar sunan bir çerçeve üzerinde çalıştığı kaydedildi.
Hazırlanan teklifin temel mantığını aktaran Amerikalı yetkili, Ignatius’a yaptığı açıklamada, “Her iki tarafın da savaş sonrası durumu görmelerine ve ardından taviz vermelerine yardımcı olmak için sorunu da çözümü de büyütmemiz gerekiyor” dedi.
Görüşmelerin geçen cuma günü ABD özel temsilcileri Jared Kushner ve Steve Witkoff’un ev sahipliğinde, Florida’daki Hallandale Beach’te yer alan Shell Bay Golf Kulübü’nde altı saat süren bir toplantıda ele alındığı belirtildi.
Toplantıya Ukraynalı yetkililerin yanı sıra İngiltere, Fransa ve Almanya temsilcileri katıldı.
Ignatius, diplomatik girişimlerin merkezinde yer alan dört temel başlığı ayrıntılandırdı. Planın ilk ayağını Ukrayna’nın yeniden inşası ve ekonomik restorasyonu oluşturuyor.
Makalede, Dünya Bankası ile yatırım şirketi BlackRock’ın Ukrayna’nın yıkıma uğrayan bölgelerini yeniden imara açmak, ölen ve yaralanan askerlerin ailelerine yardım sağlamak ve çöken ekonomiyi canlandırmak üzere bir finansman çerçevesi kurmayı amaçladığı bildirildi.
Müzakerecilerin Kiev’den maliyet tahminleri ile sağlanan fonların “savaş sonrası rantçılar tarafından yağmalanmayacağına” dair güvence istediği, Ukrayna tarafının ise rakamları birkaç gün içinde iletmesinin beklendiği aktarıldı.
İkinci ayağı ise güvenlik garantileri kapsıyor. Tasarıya göre ABD ve Avrupalı ülkeler, Rusya’nın saldırılarını yeniden başlatması durumunda Ukrayna’ya askeri karşılık verme taahhüdünde bulunacak.
Amerikalı yetkili bu yapıyı, NATO kurucu anlaşmasının kolektif savunmayı düzenleyen 5. maddesine denk olarak nitelendirdi.
Düzenlemenin Moskova’nın Avrupa ile kendi güvenlik kaygılarını ele alacağı bir anlaşma müzakere etmesini de içerdiği ifade edildi.
Rusya ile kârın paylaşılacağı enerji anlaşması
Planın üçüncü ayağı, enerji işbirliği yoluyla Rusya, Ukrayna ve Avrupa’nın ekonomik entegrasyonunu hedefliyor.
Değerlendirilen seçenekler arasında, Rus petrol ve doğalgazını Avrupa’ya taşıyacak, gelirinin ise Rusya ile Ukrayna arasında paylaşıldığı bir boru hattı projesi yer alıyor.
Amerikalı yetkili, bu hattın Avrupa’nın enerji maliyetlerini ciddi oranda düşüreceğini ve Moskova’ya Avrupa pazarında uzun vadeli erişim imkanı tanıyacağını dile getirdi. Çerçevenin ayrıca Rusya’ya yönelik ekonomik yaptırımların hangi takvimle kaldırılacağını belirlemesi öngörülüyor.
Teklifin en zor kabul edilebilir dördüncü ayağı ise cephe hattında çatışmaların dondurulması olarak kayda geçti.
Planda Rusya’nın mevcut kontrol hattı boyunca ateşkese razı olması, Ukrayna’nın ise Donbass dahil Rusya ordusunun kontrolü altındaki toprakların Moskova’nın denetiminde kalmasına izin vermesi tasarlanıyor.
Ignatius, cephe hattında neredeyse her gün yaşanan küçük çaplı kaymalar sebebiyle sınırın belirsiz olmasını önemli bir engel olarak tanımladı.
Trump, enerji ateşkesi için Ukrayna’ya desteği kesmekle tehdit etmiş
“Rafineri saldırılarını durdurursa Moskova’ya gideriz”
Makalede, barış girişiminin ABD Başkanı Donald Trump ile Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy arasındaki gerilimin gölgesinde kaldığı belirtildi.
Trump’ın her iki ülkeden de karşılıklı rafineri bombardımanlarını durdurmasını istediğini aktaran Ignatius, Ukrayna’nın en büyük rafinerisinin zaten vurulmuş olması sebebiyle bu şartın Rusya için kolay, ancak rafineri saldırılarını ekonomik koz olarak kullanan Zelenskiy için ağır bir taviz olduğunu yazdı.
Yetkilinin aktardığına göre Kushner ve Witkoff cuma günkü toplantıda Ukrayna heyetinden rafineri saldırılarını durdurmasını istedi ve aksi halde Trump’ın Moskova ile dizel anlaşması yapacağı uyarısında bulundu.
Zelenskiy’nin geri adım atmaması üzerine Trump, ara seçimler öncesinde fiyatları düşürme amacıyla Rusya ile dizel ticaretine onay verdi. Zelenskiy kararı “zayıflık” olarak niteledi; Beyaz Saray ise Kiev’e sağlanan kritik istihbarat desteğini kesme tehdidinde bulundu.
Amerikalı yetkili, “Zelenskiy rafineri saldırılarını durdurmayı kabul ederse yeniden masaya döneriz ve Moskova’ya gideriz” dedi.
Makalede değerlendirmelerine yer verilen bir Avrupalı diplomat ise Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in tutumuna dikkat çekerek, “Putin barış konusunda ciddi görünmüyor” ifadesini kullandı.
Diplomasi
Meksikalı kartel mensupları Ukrayna’da: Hükümet soruşturma başlattı

Meksika hükümeti, uyuşturucu kartelleriyle bağlantılı kişilerin Ukrayna ordusunda savaştığını gösteren görüntüler üzerine resmi inceleme başlattı. Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum, videonun gerçekliği ile kişilerin bölgeye nasıl ulaştığının araştırıldığını duyurdu.
Meksika hükümeti, uyuşturucu kartelleriyle bağlantılı kişilerin Ukrayna ordusunda paralı asker olarak savaştığı yönündeki iddialar ve sosyal medyada paylaşılan görüntüler üzerine inceleme başlattı.
Sosyal medyada yayımlanan ve henüz bağımsız kaynaklarca doğrulanmayan videoda, Ukrayna askeri teçhizatı giymiş silahlı kişilerin çatışma bölgesinde Meksika’daki suç örgütlerine ait sloganlar attığı görülüyor.
Kayıttaki bir kişi, gruptaki diğer savaşçıların Sinaloa Karteli’nin bir kolu olan La Chapiza ile Jalisco Yeni Nesil Karteli mensubu olduğunu ima ediyor. Sigara içen gruptakilerin görüntülerde “Ukrayna’ya zafer. Çok yaşa Meksika, çok yaşa Kolombiya, çok yaşa Panama” dediği duyuluyor.
Sinaloa cartel sicarios just filmed themselves on the Ukrainian front, shouting greetings home while wearing full AFU kit. Mexican officials keep insisting “it’s only Colombians.”
Watch the video.
These aren’t idealistic volunteers but actual cartel foot soldiers using someone… pic.twitter.com/6kDtGUGFCO
— THE ISLANDER (@IslanderWORLD) October 12, 2026
Görüntülerin ardından konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum, hükümetin olayı iki aşamalı olarak ele aldığını açıkladı.
Sheinbaum, “Öncelikle videonun gerçek olup olmadığını, ikinci olarak da bu kişilerin o bölgeye nasıl ulaştığını belirlemek üzere inceleme yürütüyoruz” dedi.
İnceleme sonucunda videonun doğrulanması halinde yetkililerin, suç örgütlerine mensup olabilecek Meksikalıların Avrupa’daki bir silahlı çatışmaya nasıl dahil olduğunu tespit etmeye çalışacağını belirten Sheinbaum, bu kişilerin çatışmalarda yer alan özel bir şirket, bir ordu ya da bir hükümet tarafından silah altına alınmış olabileceğini dile getirdi.
Sosyal medyada yayılan paylaşımlarda ise söz konusu kişilerin çatışma bölgesini FPV (birinci şahıs görüşlü) dronlar, fiber optik yönlendirme sistemleri ve modern piyade taktikleri alanında ileri düzey bir eğitim sahası olarak kullandığı, cephe deneyiminin ardından Meksika’ya ve ABD sınırına dönecek kişilerin güvenlik tehdidi oluşturacağı iddiaları dile getiriliyor.
Meksika’da ele geçirilen FPV dron sevkiyatları ve fiber optik makaraların bu yetenek aktarımının başladığını gösterdiği savunuluyor.
Ukrayna makamları ise Sheinbaum’un açıklamalarına veya söz konusu videoya ilişkin henüz kamuoyuna izahat sunmadı.
Meksikalı karteller, Ukrayna’da savaşan paralı askerleri bünyesine katıyor
Latin Amerika’da dron saldırıları artıyor
Öte yandan Fransız bağımsız araştırmacı gazetecilik platformu Intelligence Online, Haziran 2025’te yayımladığı haberde, Meksika Ulusal İstihbarat Merkezinin (CNI) Ukrayna’yı uyuşturucu kartelleriyle bağlantılı kişilerin Uluslararası Lejyon’a katılma girişimleri konusunda uyardığını aktarmıştı.
Habere göre istihbarat birimi, paralı asker olmak isteyen bu kişilerin dayanışma amacıyla değil, Meksika güvenlik güçlerine ve rakip kartellere karşı kullanmak üzere FPV kamikaze dronlarını operasyonel düzeyde kullanmayı öğrenmek için cepheye gitmek istediğini bildirmişti.
Latin Amerika’daki suç örgütlerinin silahlı insansız hava araçlarını kullanımına ilişkin kaygılar, bölgedeki can kayıplarıyla da gündeme geliyor.
Foreign Policy dergisi de Kolombiya’da Temmuz 2024’te arkadaşlarıyla oynadığı sahaya dronla patlayıcı atılması sonucu hayatını kaybeden 10 yaşındaki Dilan Camilo Erazo Yela’nın, Silahlı Çatışma Konumu ve Olay Veri Projesi’ne (ACLED) göre ülkede dron saldırısıyla öldürüldüğü bilinen ilk kişi olduğunu aktardı.
ACLED verileri ve haber kaynakları, bu olayın ardından Kolombiya’da Ağustos 2025’te Antioquia’da 13 polisin ve Aguachica’da 7 askerin hedef alındığı benzer saldırıların düzenlendiğini kaydetti.
ACLED uzmanları, ülkedeki silahlı grupların bu savaş yöntemini Meksika’daki suç örgütlerinden öğrendiğini değerlendiriyor.
Aşırıcılık ve Teknoloji Küresel Ağı (GNET) bünyesinde çalışan Mathilde Gamba da yayımladığı analizde, silahlandırılmış dronların rakip örgütleri hedef almak, kolluk kuvvetlerine saldırmak, sivil halkı korkutmak ve toprak hakimiyeti sağlamak amacıyla rutin biçimde kullanıldığını belirtti.
Gamba, Meksikalı kartel mensuplarının Ukrayna savaşında geliştirilen taktikleri çevrim içi ortamlar üzerinden uyarlamakla kalmayıp doğrudan çatışma deneyimi kazanma arayışında olabileceğine dair kanıtların arttığını kaydetti.
Diplomasi
Newsweek Zelenskiy’nin yerine geçebilecek dört adayı açıkladı

Newsweek dergisi, Ukrayna’da Zelenskiy’nin yerine geçebilecek dört muhtemel ismi sıralarken eski Genelkurmay Başkanı Valeriy Zalujnıy’ı en güçlü rakip olarak gösterdi. Anketlerde Zalujnıy’a güven oranı yüzde 64 ile Zelenskiy’nin önünde seyrediyor.
ABD merkezli haber dergisi Newsweek, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin yerine geçebilecek dört muhtemel ismi sıraladı.
ABD yönetiminden Ukrayna’da yeni bir devlet başkanlığı seçimi yapılması yönünde gelen çağrının ardından hazırlanan değerlendirmede, Zelenskiy’nin karşısındaki en güçlü rakip olarak eski Ukrayna Genelkurmay Başkanı Valeriy Zalujnıy öne çıkarıldı.
Derginin paylaştığı listede, şu anda Ukrayna’nın Londra Büyükelçisi olarak görev yapan eski Genelkurmay Başkanı Valeriy Zalujnıy, Ukrayna Askeri İstihbarat Teşkilatının (GUR) eski başkanı ve mevcut Devlet Başkanlığı Ofisi Başkanı Kırilo Budanov, eski Savunma ve Dijital Dönüşüm Bakanı Mihail Fedorov ile ülkenin beşinci devlet başkanı ve muhalefetteki Avrupa Dayanışması partisinin lideri Petro Poroşenko yer alıyor.
Ekim ayında Reyting adlı sosyolojik araştırma grubunun yayımladığı anket verileri, olası bir başkanlık yarışında Zalujnıy’ın Zelenskiy’ye en yakın isim olduğunu ortaya koyuyor.
Araştırmaya göre katılımcıların yaklaşık yüzde 23’ü Zelenskiy’ye, yüzde 20’den fazlası ise Zalujnıy’a oy vermeye hazır olduğunu ifade ediyor.
Kamuoyu güveninde ise eski Genelkurmay Başkanı önde görünüyor. Ankete katılanların yüzde 64’ü Zalujnıy’a güvendiğini belirtirken, mevcut Devlet Başkanı Zelenskiy’ye yönelik güven oranı yüzde 53 düzeyinde kalıyor.
Aberystwyth Üniversitesinden uluslararası politika uzmanı Jenny Mathers, Newsweek’e yaptığı değerlendirmede, siyasetçiler ve askeri figürlerin savaş sürecinde edindikleri itibarın seçmen tercihleri üzerinde belirleyici rol oynayabileceğini dile getirdi.
Mathers bununla birlikte, eski Devlet Başkanı Poroşenko’nun makam için şansı en düşük adaylardan biri olduğunu kaydetti.
Görevden ayrılışı ülke çapında kitlesel gösterilere yol açan eski Savunma ve Dijital Dönüşüm Bakanı Mihail Fedorov, ağustos ayında çatışmalara rağmen Ukrayna’da başkanlık seçimlerinin yapılması gerektiğini ifade etmişti.
Fedorov daha önceki beyanlarında aday olmayacağını vurgulamış, istifasının ardından lehine düzenlenen mitingleri de “siyasi mücadele” olarak değerlendirmediğini açıklamıştı.
Trump seçim çağrısı yaptı, Zelenskiy ateşkes şartı koştu
ABD Başkanı Donald Trump, 10 Ekim’de Ukrayna’da yeni bir seçime gidilmesi önerisinde bulunarak Zelenskiy’yi ABD’ye zarar vermek istemekle suçlamıştı.
Trump, “Anlaşmaya varabilecek yeni bir lider bulunmasını öneriyorum. Çünkü o pek çok anlaşma yapabilirdi fakat bir nedenle bunu hiçbir zaman yapmadı” ifadelerini kullanmıştı.
Milyarder Elon Musk da Trump’ın Ukrayna’da devlet başkanının değişmesi yönündeki çağrısına destek vermişti.
Zelenskiy ise ertesi gün ABC News kanalına verdiği mülakatta, Rusya’nın 60 günlük tam bir ateşkesi kabul etmesi durumunda Ukrayna’nın devlet başkanlığı seçimlerini düzenlemeye hazır olduğunu duyurmuştu.
Ukrayna’da devlet başkanlığı seçimlerinin Mart 2024 sonunda düzenlenmesi planlanıyordu ancak yürürlükteki sıkıyönetim sebebiyle sandık kurulmadı.
Zelenskiy’nin beş yıllık görev süresinin Mayıs 2024’te dolmasının ardından Moskova yönetimi Ukrayna liderini gayrimeşru ilan etti.
Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler ve ABD Dışişleri Bakanlığı ise görev süresinin sona ermesine rağmen Zelenskiy’yi Ukrayna Devlet Başkanı olarak tanımayı sürdürüyor.
Görüş2 hafta önceEast-West Forum: Dünyanın artık kaçınamayacağı bir diyalog
Asya2 hafta önceÇin akaryakıt ihracatını durdurdu: Küresel pazarda tedarik daralıyor
Dünya Basını6 gün önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Dünya Basını2 hafta önceÇin büyük güç kavramının anlamını nasıl dönüştürmek istiyor?
Dünya Basını2 hafta önceYarım trilyon dolarlık balon: Süper zeka söylemi gerçek zararları gizliyor
Dünya Basını1 hafta önceİktisatçı Richard Wolff: ABD’de oligarklar devleti rehin alarak piyasayı yönetiyor
Görüş1 hafta önceOrtadoğu’da Koridor İttifakları Devri
Asya2 hafta önceJapon iş dünyası heyeti Pekin’i ziyaret ederken Çin ‘tarihten ders çıkarma’ uyarısı yaptı








