Diplomasi
Schiller Enstitüsü’nden küresel nükleer savaş uyarısı ve yeni güvenlik mimarisi çağrısı

Dün, Executive Intelligence Review (EIR) ve Schiller Enstitüsü, “Epstein ve elitlerin dipsiz ahlaki çöküşü: Kültürel bir rönesansa acil ihtiyaç” başlıklı acil bir uluslararası çevrim içi forum düzenledi. Uluslararası akademisyenler, eski yasa koyucular ve analistlerden oluşan çeşitli bir heyeti bir araya getiren etkinlik, konuşmacıların Batılı siyasi elitlerin ahlaki ve kurumsal iflası olarak nitelediği durumun tetiklediği, termonükleer çatışmanın eşiğindeki küresel düzenin vahim bir portresini çizdi.
EIR temsilcilerinin moderatörlüğünde gerçekleşen forum, mevcut küresel krizin gelip geçici “gündem maddeleri” yerine uzun vadeli tarihsel süreçler merceğinden anlaşılması gerektiğine dair acil bir değerlendirmeyle başladı. Tartışmanın merkezinde, katılımcıların üçüncü dünya savaşının potansiyel bir tetikleyicisi olarak tanımladığı, ABD, İsrail ve İran’ı içeren son askeri gerilim yer aldı.
“Tarih yazmanın, tarihte bir dönüm noktası oluşturmanın zamanı geldi”
Forum, yaklaşık yirmi yıl önce oluşturulan jeopolitik stratejilere dair bir retrospektifle açıldı. Organizatörler, 11 Eylül 2001 terör saldırılarının hemen ardından ABD ordusunun “beş yıl içinde yedi ülkeyi saf dışı bırakma” hedefini benimsediğini öne süren Amerikalı General Wesley Clark’ın 2007’deki ifşaatını hatırlattı; bu listede Irak, Lübnan, Somali, Sudan, Libya, Suriye ve İran yer alıyordu.
Katılımcılara, merhum ekonomist ve devlet adamı Lyndon LaRouche’un 2007’deki bir konuşması dinletildi. LaRouche o dönemde şu uyarıda bulunmuştu: “Tarih yazmanın, tarihte bir dönüm noktası oluşturmanın zamanı geldi çünkü başka bir alternatif yok.” LaRouche, dünya parasal finansal sisteminin dağılma sürecinde olduğu ve İran ile savaşın “İkinci Dünya Savaşı’nın farklı bir biçimini” temsil edeceği konusunda uyarıda bulunmuş, mevcut ABD siyasi kurumlarının yaşanan çöküşü yönetmekten aciz olduğunu savunmuştu.
Uluslararası Schiller Enstitüsü’nün kurucusu ve başkanı ve Executive Intelligence Review’un genel yayın yönetmeni Helga Zepp-LaRouche, paneli açarken “Üçüncü Dünya Savaşı’nın başlamış olması ihtimalden öte” uyarısında bulundu.
Zepp-LaRouche, “Amerika Birleşik Devletleri’nin İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik kışkırtılmamış saldırısıyla, kısa sürede küresel bir nükleer savaşa dönüşebilecek bir tırmanış sarmalına girdik” ifadesini kullandı. Pentagon’un saldırı öncesinde ABD Kongresi’ni, İran’ın ABD’ye ilk saldırma niyetinde olduğuna dair hiçbir kanıt bulunmadığı konusunda bilgilendirdiğine dair haberlere atıfta bulundu.
Zepp-LaRouche, son düşmanlıkların İran’ın nükleer kapasitesine dair uydurma istihbarata dayandığını savunarak, 2003 Irak işgaliyle paralellikler kurdu. “ABD’nin İran’a saldırısı, 2003’te Irak’a yönelik ABD saldırısının bir tekrarı. O dönemde, sürecin aktif katılımcılarının ifadeleriyle yüzde yüz belgelendiği üzere, ABD’li tüm yetkililer, Saddam Hüseyin’in kitle imha silahlarına sahip olmadığını ve Irak’tan diğer ülkelere yönelik bir tehdit olmadığını önceden biliyordu” diye konuştu.
Kurumsal çürüme, “orman kanunları”, ahlaki yozlaşma
Şanghay Fudan Üniversitesi Çin Enstitüsü Direktörü Profesör Zhang Weiwei, Ortadoğu’daki çatışmalardan Epstein dosyalarına ve iç toplumsal bölünmelere kadar mevcut küresel krizlerin temelde birbiriyle bağlantılı olduğunu savundu.
Zhang, “Bana göre bunlar aslında derinden bağlantılı. İnsan vicdanının sınırlarına, barış ve adaletin temellerine, uluslararası hukuka ve temel insan haklarına meydan okudular” dedi.
Zhang, bu krizlerin gücün halktan kopmasının, “orman kanunu” uygulamasının ve Batılı elitler arasındaki yaygın ahlaki yozlaşmanın “kaçınılmaz sonucu” olduğunu öne sürdü. “ABD’de ve diğer birçok ülkede uygulanan Batılı demokratik model derin bir yapısal krizin içinde; kötü liderlik, yönetim beceriksizliği ve ahlaki çöküşle damgalanmış bir kurumsal dejenerasyon ve yönetişim başarısızlığı krizi” ifadelerini kullandı.
Bölgesel perspektifler: Brezilya, Hindistan ve Küresel Güney
Federal Rio de Janeiro Üniversitesi’nden Profesör Beatrice Bisio, durumun Latin Amerika ve BRICS ülkeleri için taşıdığı ciddiyete vurgu yaptı. İran’a yönelik saldırganlığı tüm BRICS bloğuna yönelik bir saldırı olarak tanımladı.
Bisio, “Meselenin gerçeği şudur ki, İran’a yönelik saldırganlık -bunu anlamamız gerekiyor- BRICS ulusuna karşı yapılmış bir saldırıdır” dedi. Bu bölgesel istikrarsızlığın ağır sonuçlarına dikkat çekerek, “Monroe Doktrini’nin güncel versiyonu… burada, bizim bölgemizde yankı buluyor” savunmasını yaptı. Sivil toplumun diplomasiye dönüş talep etmesi için kitlesel bir seferberlik çağrısında bulundu.
Yeni Delhi JNU Çin ve Güneydoğu Asya Çalışmaları Merkezi eski Direktörü Profesör B.R. Deepak, “medeniyetler diyaloğu” gerekliliğine odaklandı. Samuel Huntington tarafından ortaya atılan “medeniyetler çatışması” tezini reddederek, tarihin medeniyetlerin izolasyonla değil, karşılıklı öğrenmeyle kalkındığını kanıtladığını belirtti.
Deepak, “Jeopolitik gerilimin uluslararası istikrarı tehdit ettiği bir dönemde, geçmişteki medeniyetler diyaloğu örneği, kültürler arası işbirliğinin sadece mümkün değil, aynı zamanda zorunlu olduğunu bize hatırlatıyor” diye vurguladı.
ABD’deki yasama ve ekonomik kriz
1997-2013 yılları arasında görev yapan eski ABD Kongre Üyesi Dennis Kucinich, Amerikan dış politikasına yönelik sert bir eleştiride bulunarak, çatışmayı “isteğe bağlı bir savaş” olarak tanımladı.
Kucinich, “Bu, uzun süredir devam eden kolonyal zihniyetin bir başka ifadesi ve şu anda ABD’deki bazı liderlerimizi meşgul eden bir tür megalomaniye bağlı” dedi. ABD Kongresi’ni Savaş Yetkileri Yasası’nı kullanmaya veya yürütme organının denetimsiz askeri eylemlerini durdurmak için görevden alma sürecini başlatmaya çağırdı. “ABD Kongresi sadece Savaş Yetkileri Yasası ile ilerlemekle kalmamalı, bu kesinlikle görevden alma için bir nedendir” diye ekledi.
Pekin Renmin Üniversitesi Küresel Yönetişim ve Kalkınma Enstitüsü’nden Profesör Ding Yifan, odağı mevcut ABD politikasının ekonomik yansımalarına çevirdi. Ding, ABD’nin 2008 mali krizine benzer veya ondan daha kötü bir ekonomik çöküş riskiyle karşı karşıya olduğunu savundu.
Ding, “ABD ekonomisi bir krizin eşiğinde… çünkü New York borsası bu yapay zeka şirketlerine büyük ölçüde güveniyordu” açıklamasını yaptı. Fonların askeri eylemlere kaydırılmasının “balonu patlatacağını” ve ekonomik daralmaya zorlayacağını konusunda uyardı. Ayrıca, Trump yönetimi tarafından uygulanan korumacı gümrük vergilerinin yerli üretimi korumakta başarısız olduğunu, bunun yerine küresel tedarik zincirleri boyunca maliyetleri artırarak küçük ve orta ölçekli işletmeler arasında yaygın iflaslara yol açtığını kaydetti.
Batı’nın çöküşü
Hintli yazar ve güvenlik analisti Namit Verma, panelin başlığında yer alan Epstein skandalını ele alarak, bunu sadece bir ceza davası olarak değil, elit şantajı ve uluslararası yönetişimin altını oyma mekanizması olarak çerçeveledi.
Verma, “Epstein skandalı… Amerikan yönetişiminin çöküşünün bir temsilidir” iddiasında bulundu. Skandalın, Birleşmiş Milletler’in manipülasyonu ve diplomatik bağımsızlığın erozyonu ile ayrılmaz bir şekilde bağlantılı olduğunu öne sürdü. Verma, “Katılımcı ülkelerin tüm tam yetkili temsilcilerinin ve diğer önemli temsilcilerinin bireysel yolsuzluğu, bugün CIA’in ustası olduğu bir araçtır” dedi.
Forumda ayrıca Afrika’dan gençlik ve güvenlik temsilcileri de söz aldı. Uganda’dan 25 yaşındaki Timothy Nimsilma, oligarşik kontrolün tehlikelerinden bahsetti. “Güç bir avuç insanın elinde aşırı yoğunlaşırsa, sistem sonunda çürür” dedi. Güney Afrika’dan güvenlik uzmanı Kwame Amua, “liderliğin düşüşüne” ve küresel yönetişimdeki ahlaki pusula eksikliğine vurgu yaptı.
Yeni bir paradigma çağrısı
Forum, küresel paradigmada acil bir değişim çağrısıyla sona erdi. Minnesota’da yaşayan 96 yaşındaki Katolik rahip ve savaş karşıtı aktivist Peder Harry Bury, “aktif şiddet karşıtlığı” ve kalkınma odaklı barış inşası için tutkulu bir argüman sundu.
Bury, “Barışı sağlamanın yolu, tüm ulusların ihtiyaç duyduklarını eşit şekilde alabilmeleridir” diyerek, Ortadoğu’da altyapı ve kaynakların karşılıklı gelişimi yoluyla barışı teşvik etmeyi amaçlayan “Vaha Planı”nı anımsattı: “Bunu hemen uygulamaya koymamız gerekiyor. Mesele, farklı düşünmekte yatıyor.”
Helga Zepp-LaRouche, kapanış konuşmasında, insanlığın çıkarlarını dar jeopolitik veya milliyetçi hırsların üzerinde tutan bir “uluslararası yurttaş hareketi” oluşturulması çağrısında bulunarak son bir eylem çağrısı yaptı.
Zepp-LaRouche, “Eğer hükümetler başarısız olursa, eğer kurumlar insanlığın bir bütün olarak acil öz çıkarını ele alamayacak kadar yozlaşmış çıkarsa, o zaman cevabımız uluslararası bir yurttaş hareketine ihtiyacımız olduğudur” ifadesini kullandı. Kendisinin ve diğer panelistlerin medeniyeti yok oluşun eşiğine getirdiğini savunduğu “güçlü olan haklıdır” doktrininden uzaklaşılmasını isteyerek, “yeni bir güvenlik ve kalkınma mimarisi” uygulanmasını vurguladı.
Diplomasi
ABD ve Avrupa’dan Ukrayna için dört maddelik barış planı

The Washington Post yazarı David Ignatius, ABD ve Avrupa’nın Ukrayna savaşını sona erdirmek için dört maddelik ortak bir barış planı hazırladığını yazdı. Plan, Ukrayna’ya NATO’nun 5. maddesine denk güvenlik garantisi sağlanmasını, savaş sonrası imar fonunu, cephe hattının dondurulmasını ve Rus enerjisine dayalı ortak gelir modelini kapsıyor.
The Washington Post köşe yazarı David Ignatius, ABD ile Avrupa’nın Ukrayna’daki savaşı sona erdirmek amacıyla dört maddelik ortak bir barış planı hazırladığını yazdı.
Müzakerelerin seyrine hakim bir Amerikalı yetkiliye dayandırılan makalede, Washington ile Avrupalı müttefiklerin iki tarafın savaş hedeflerinin gerisinde kalan ancak her iki ülkeye de güvenlik ve mali kazanımlar sunan bir çerçeve üzerinde çalıştığı kaydedildi.
Hazırlanan teklifin temel mantığını aktaran Amerikalı yetkili, Ignatius’a yaptığı açıklamada, “Her iki tarafın da savaş sonrası durumu görmelerine ve ardından taviz vermelerine yardımcı olmak için sorunu da çözümü de büyütmemiz gerekiyor” dedi.
Görüşmelerin geçen cuma günü ABD özel temsilcileri Jared Kushner ve Steve Witkoff’un ev sahipliğinde, Florida’daki Hallandale Beach’te yer alan Shell Bay Golf Kulübü’nde altı saat süren bir toplantıda ele alındığı belirtildi.
Toplantıya Ukraynalı yetkililerin yanı sıra İngiltere, Fransa ve Almanya temsilcileri katıldı.
Ignatius, diplomatik girişimlerin merkezinde yer alan dört temel başlığı ayrıntılandırdı. Planın ilk ayağını Ukrayna’nın yeniden inşası ve ekonomik restorasyonu oluşturuyor.
Makalede, Dünya Bankası ile yatırım şirketi BlackRock’ın Ukrayna’nın yıkıma uğrayan bölgelerini yeniden imara açmak, ölen ve yaralanan askerlerin ailelerine yardım sağlamak ve çöken ekonomiyi canlandırmak üzere bir finansman çerçevesi kurmayı amaçladığı bildirildi.
Müzakerecilerin Kiev’den maliyet tahminleri ile sağlanan fonların “savaş sonrası rantçılar tarafından yağmalanmayacağına” dair güvence istediği, Ukrayna tarafının ise rakamları birkaç gün içinde iletmesinin beklendiği aktarıldı.
İkinci ayağı ise güvenlik garantileri kapsıyor. Tasarıya göre ABD ve Avrupalı ülkeler, Rusya’nın saldırılarını yeniden başlatması durumunda Ukrayna’ya askeri karşılık verme taahhüdünde bulunacak.
Amerikalı yetkili bu yapıyı, NATO kurucu anlaşmasının kolektif savunmayı düzenleyen 5. maddesine denk olarak nitelendirdi.
Düzenlemenin Moskova’nın Avrupa ile kendi güvenlik kaygılarını ele alacağı bir anlaşma müzakere etmesini de içerdiği ifade edildi.
Rusya ile kârın paylaşılacağı enerji anlaşması
Planın üçüncü ayağı, enerji işbirliği yoluyla Rusya, Ukrayna ve Avrupa’nın ekonomik entegrasyonunu hedefliyor.
Değerlendirilen seçenekler arasında, Rus petrol ve doğalgazını Avrupa’ya taşıyacak, gelirinin ise Rusya ile Ukrayna arasında paylaşıldığı bir boru hattı projesi yer alıyor.
Amerikalı yetkili, bu hattın Avrupa’nın enerji maliyetlerini ciddi oranda düşüreceğini ve Moskova’ya Avrupa pazarında uzun vadeli erişim imkanı tanıyacağını dile getirdi. Çerçevenin ayrıca Rusya’ya yönelik ekonomik yaptırımların hangi takvimle kaldırılacağını belirlemesi öngörülüyor.
Teklifin en zor kabul edilebilir dördüncü ayağı ise cephe hattında çatışmaların dondurulması olarak kayda geçti.
Planda Rusya’nın mevcut kontrol hattı boyunca ateşkese razı olması, Ukrayna’nın ise Donbass dahil Rusya ordusunun kontrolü altındaki toprakların Moskova’nın denetiminde kalmasına izin vermesi tasarlanıyor.
Ignatius, cephe hattında neredeyse her gün yaşanan küçük çaplı kaymalar sebebiyle sınırın belirsiz olmasını önemli bir engel olarak tanımladı.
Trump, enerji ateşkesi için Ukrayna’ya desteği kesmekle tehdit etmiş
“Rafineri saldırılarını durdurursa Moskova’ya gideriz”
Makalede, barış girişiminin ABD Başkanı Donald Trump ile Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy arasındaki gerilimin gölgesinde kaldığı belirtildi.
Trump’ın her iki ülkeden de karşılıklı rafineri bombardımanlarını durdurmasını istediğini aktaran Ignatius, Ukrayna’nın en büyük rafinerisinin zaten vurulmuş olması sebebiyle bu şartın Rusya için kolay, ancak rafineri saldırılarını ekonomik koz olarak kullanan Zelenskiy için ağır bir taviz olduğunu yazdı.
Yetkilinin aktardığına göre Kushner ve Witkoff cuma günkü toplantıda Ukrayna heyetinden rafineri saldırılarını durdurmasını istedi ve aksi halde Trump’ın Moskova ile dizel anlaşması yapacağı uyarısında bulundu.
Zelenskiy’nin geri adım atmaması üzerine Trump, ara seçimler öncesinde fiyatları düşürme amacıyla Rusya ile dizel ticaretine onay verdi. Zelenskiy kararı “zayıflık” olarak niteledi; Beyaz Saray ise Kiev’e sağlanan kritik istihbarat desteğini kesme tehdidinde bulundu.
Amerikalı yetkili, “Zelenskiy rafineri saldırılarını durdurmayı kabul ederse yeniden masaya döneriz ve Moskova’ya gideriz” dedi.
Makalede değerlendirmelerine yer verilen bir Avrupalı diplomat ise Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in tutumuna dikkat çekerek, “Putin barış konusunda ciddi görünmüyor” ifadesini kullandı.
Diplomasi
Meksikalı kartel mensupları Ukrayna’da: Hükümet soruşturma başlattı

Meksika hükümeti, uyuşturucu kartelleriyle bağlantılı kişilerin Ukrayna ordusunda savaştığını gösteren görüntüler üzerine resmi inceleme başlattı. Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum, videonun gerçekliği ile kişilerin bölgeye nasıl ulaştığının araştırıldığını duyurdu.
Meksika hükümeti, uyuşturucu kartelleriyle bağlantılı kişilerin Ukrayna ordusunda paralı asker olarak savaştığı yönündeki iddialar ve sosyal medyada paylaşılan görüntüler üzerine inceleme başlattı.
Sosyal medyada yayımlanan ve henüz bağımsız kaynaklarca doğrulanmayan videoda, Ukrayna askeri teçhizatı giymiş silahlı kişilerin çatışma bölgesinde Meksika’daki suç örgütlerine ait sloganlar attığı görülüyor.
Kayıttaki bir kişi, gruptaki diğer savaşçıların Sinaloa Karteli’nin bir kolu olan La Chapiza ile Jalisco Yeni Nesil Karteli mensubu olduğunu ima ediyor. Sigara içen gruptakilerin görüntülerde “Ukrayna’ya zafer. Çok yaşa Meksika, çok yaşa Kolombiya, çok yaşa Panama” dediği duyuluyor.
Sinaloa cartel sicarios just filmed themselves on the Ukrainian front, shouting greetings home while wearing full AFU kit. Mexican officials keep insisting “it’s only Colombians.”
Watch the video.
These aren’t idealistic volunteers but actual cartel foot soldiers using someone… pic.twitter.com/6kDtGUGFCO
— THE ISLANDER (@IslanderWORLD) October 12, 2026
Görüntülerin ardından konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum, hükümetin olayı iki aşamalı olarak ele aldığını açıkladı.
Sheinbaum, “Öncelikle videonun gerçek olup olmadığını, ikinci olarak da bu kişilerin o bölgeye nasıl ulaştığını belirlemek üzere inceleme yürütüyoruz” dedi.
İnceleme sonucunda videonun doğrulanması halinde yetkililerin, suç örgütlerine mensup olabilecek Meksikalıların Avrupa’daki bir silahlı çatışmaya nasıl dahil olduğunu tespit etmeye çalışacağını belirten Sheinbaum, bu kişilerin çatışmalarda yer alan özel bir şirket, bir ordu ya da bir hükümet tarafından silah altına alınmış olabileceğini dile getirdi.
Sosyal medyada yayılan paylaşımlarda ise söz konusu kişilerin çatışma bölgesini FPV (birinci şahıs görüşlü) dronlar, fiber optik yönlendirme sistemleri ve modern piyade taktikleri alanında ileri düzey bir eğitim sahası olarak kullandığı, cephe deneyiminin ardından Meksika’ya ve ABD sınırına dönecek kişilerin güvenlik tehdidi oluşturacağı iddiaları dile getiriliyor.
Meksika’da ele geçirilen FPV dron sevkiyatları ve fiber optik makaraların bu yetenek aktarımının başladığını gösterdiği savunuluyor.
Ukrayna makamları ise Sheinbaum’un açıklamalarına veya söz konusu videoya ilişkin henüz kamuoyuna izahat sunmadı.
Meksikalı karteller, Ukrayna’da savaşan paralı askerleri bünyesine katıyor
Latin Amerika’da dron saldırıları artıyor
Öte yandan Fransız bağımsız araştırmacı gazetecilik platformu Intelligence Online, Haziran 2025’te yayımladığı haberde, Meksika Ulusal İstihbarat Merkezinin (CNI) Ukrayna’yı uyuşturucu kartelleriyle bağlantılı kişilerin Uluslararası Lejyon’a katılma girişimleri konusunda uyardığını aktarmıştı.
Habere göre istihbarat birimi, paralı asker olmak isteyen bu kişilerin dayanışma amacıyla değil, Meksika güvenlik güçlerine ve rakip kartellere karşı kullanmak üzere FPV kamikaze dronlarını operasyonel düzeyde kullanmayı öğrenmek için cepheye gitmek istediğini bildirmişti.
Latin Amerika’daki suç örgütlerinin silahlı insansız hava araçlarını kullanımına ilişkin kaygılar, bölgedeki can kayıplarıyla da gündeme geliyor.
Foreign Policy dergisi de Kolombiya’da Temmuz 2024’te arkadaşlarıyla oynadığı sahaya dronla patlayıcı atılması sonucu hayatını kaybeden 10 yaşındaki Dilan Camilo Erazo Yela’nın, Silahlı Çatışma Konumu ve Olay Veri Projesi’ne (ACLED) göre ülkede dron saldırısıyla öldürüldüğü bilinen ilk kişi olduğunu aktardı.
ACLED verileri ve haber kaynakları, bu olayın ardından Kolombiya’da Ağustos 2025’te Antioquia’da 13 polisin ve Aguachica’da 7 askerin hedef alındığı benzer saldırıların düzenlendiğini kaydetti.
ACLED uzmanları, ülkedeki silahlı grupların bu savaş yöntemini Meksika’daki suç örgütlerinden öğrendiğini değerlendiriyor.
Aşırıcılık ve Teknoloji Küresel Ağı (GNET) bünyesinde çalışan Mathilde Gamba da yayımladığı analizde, silahlandırılmış dronların rakip örgütleri hedef almak, kolluk kuvvetlerine saldırmak, sivil halkı korkutmak ve toprak hakimiyeti sağlamak amacıyla rutin biçimde kullanıldığını belirtti.
Gamba, Meksikalı kartel mensuplarının Ukrayna savaşında geliştirilen taktikleri çevrim içi ortamlar üzerinden uyarlamakla kalmayıp doğrudan çatışma deneyimi kazanma arayışında olabileceğine dair kanıtların arttığını kaydetti.
Diplomasi
Newsweek Zelenskiy’nin yerine geçebilecek dört adayı açıkladı

Newsweek dergisi, Ukrayna’da Zelenskiy’nin yerine geçebilecek dört muhtemel ismi sıralarken eski Genelkurmay Başkanı Valeriy Zalujnıy’ı en güçlü rakip olarak gösterdi. Anketlerde Zalujnıy’a güven oranı yüzde 64 ile Zelenskiy’nin önünde seyrediyor.
ABD merkezli haber dergisi Newsweek, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin yerine geçebilecek dört muhtemel ismi sıraladı.
ABD yönetiminden Ukrayna’da yeni bir devlet başkanlığı seçimi yapılması yönünde gelen çağrının ardından hazırlanan değerlendirmede, Zelenskiy’nin karşısındaki en güçlü rakip olarak eski Ukrayna Genelkurmay Başkanı Valeriy Zalujnıy öne çıkarıldı.
Derginin paylaştığı listede, şu anda Ukrayna’nın Londra Büyükelçisi olarak görev yapan eski Genelkurmay Başkanı Valeriy Zalujnıy, Ukrayna Askeri İstihbarat Teşkilatının (GUR) eski başkanı ve mevcut Devlet Başkanlığı Ofisi Başkanı Kırilo Budanov, eski Savunma ve Dijital Dönüşüm Bakanı Mihail Fedorov ile ülkenin beşinci devlet başkanı ve muhalefetteki Avrupa Dayanışması partisinin lideri Petro Poroşenko yer alıyor.
Ekim ayında Reyting adlı sosyolojik araştırma grubunun yayımladığı anket verileri, olası bir başkanlık yarışında Zalujnıy’ın Zelenskiy’ye en yakın isim olduğunu ortaya koyuyor.
Araştırmaya göre katılımcıların yaklaşık yüzde 23’ü Zelenskiy’ye, yüzde 20’den fazlası ise Zalujnıy’a oy vermeye hazır olduğunu ifade ediyor.
Kamuoyu güveninde ise eski Genelkurmay Başkanı önde görünüyor. Ankete katılanların yüzde 64’ü Zalujnıy’a güvendiğini belirtirken, mevcut Devlet Başkanı Zelenskiy’ye yönelik güven oranı yüzde 53 düzeyinde kalıyor.
Aberystwyth Üniversitesinden uluslararası politika uzmanı Jenny Mathers, Newsweek’e yaptığı değerlendirmede, siyasetçiler ve askeri figürlerin savaş sürecinde edindikleri itibarın seçmen tercihleri üzerinde belirleyici rol oynayabileceğini dile getirdi.
Mathers bununla birlikte, eski Devlet Başkanı Poroşenko’nun makam için şansı en düşük adaylardan biri olduğunu kaydetti.
Görevden ayrılışı ülke çapında kitlesel gösterilere yol açan eski Savunma ve Dijital Dönüşüm Bakanı Mihail Fedorov, ağustos ayında çatışmalara rağmen Ukrayna’da başkanlık seçimlerinin yapılması gerektiğini ifade etmişti.
Fedorov daha önceki beyanlarında aday olmayacağını vurgulamış, istifasının ardından lehine düzenlenen mitingleri de “siyasi mücadele” olarak değerlendirmediğini açıklamıştı.
Trump seçim çağrısı yaptı, Zelenskiy ateşkes şartı koştu
ABD Başkanı Donald Trump, 10 Ekim’de Ukrayna’da yeni bir seçime gidilmesi önerisinde bulunarak Zelenskiy’yi ABD’ye zarar vermek istemekle suçlamıştı.
Trump, “Anlaşmaya varabilecek yeni bir lider bulunmasını öneriyorum. Çünkü o pek çok anlaşma yapabilirdi fakat bir nedenle bunu hiçbir zaman yapmadı” ifadelerini kullanmıştı.
Milyarder Elon Musk da Trump’ın Ukrayna’da devlet başkanının değişmesi yönündeki çağrısına destek vermişti.
Zelenskiy ise ertesi gün ABC News kanalına verdiği mülakatta, Rusya’nın 60 günlük tam bir ateşkesi kabul etmesi durumunda Ukrayna’nın devlet başkanlığı seçimlerini düzenlemeye hazır olduğunu duyurmuştu.
Ukrayna’da devlet başkanlığı seçimlerinin Mart 2024 sonunda düzenlenmesi planlanıyordu ancak yürürlükteki sıkıyönetim sebebiyle sandık kurulmadı.
Zelenskiy’nin beş yıllık görev süresinin Mayıs 2024’te dolmasının ardından Moskova yönetimi Ukrayna liderini gayrimeşru ilan etti.
Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler ve ABD Dışişleri Bakanlığı ise görev süresinin sona ermesine rağmen Zelenskiy’yi Ukrayna Devlet Başkanı olarak tanımayı sürdürüyor.
Görüş2 hafta önceEast-West Forum: Dünyanın artık kaçınamayacağı bir diyalog
Asya2 hafta önceÇin akaryakıt ihracatını durdurdu: Küresel pazarda tedarik daralıyor
Dünya Basını6 gün önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Dünya Basını2 hafta önceÇin büyük güç kavramının anlamını nasıl dönüştürmek istiyor?
Dünya Basını2 hafta önceYarım trilyon dolarlık balon: Süper zeka söylemi gerçek zararları gizliyor
Dünya Basını1 hafta önceİktisatçı Richard Wolff: ABD’de oligarklar devleti rehin alarak piyasayı yönetiyor
Görüş1 hafta önceOrtadoğu’da Koridor İttifakları Devri
Asya2 hafta önceJapon iş dünyası heyeti Pekin’i ziyaret ederken Çin ‘tarihten ders çıkarma’ uyarısı yaptı








