Bizi Takip Edin

Ortadoğu

İsrail ordusu, ateşkesin ikinci aşamasında Gazze’ye yardımın kısıtlanmasını talep etti

Yayınlanma

İsrail ordusu, Trump’ın arabuluculuğunda sağlanan ateşkes planının ikinci aşamasında, Gazze’ye giren yardım tırlarının sayısının günlük 600’den 200’e düşürülmesi için hükümete baskı yapıyor. Askeri kaynaklar, mevcut yardım seviyesinin Hamas tarafından bölgedeki hakimiyetini tahkim etmek amacıyla kullanıldığını savunurken, resmi veriler taahhüt edilen yardım miktarının henüz yarısına bile ulaşılamadığını gösteriyor.

İsrail ordusu, ABD Başkanı Donald Trump öncülüğünde Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasında, Gazze Şeridi’ne sevk edilen insani yardım miktarının revize edilmesini gündeme getirdi.

İsrail basınına yansıyan bilgilere göre ordu komuta kademesi, günlük tır sayısının 600’den 200’e indirilmesi yönünde siyasi iradeye telkinde bulunuyor.

Jerusalem Post gazetesine konuşan askeri kaynaklar, “ABD’nin ateşkes planının ikinci aşaması kapsamında, insani yardım tırlarının sayısı günde 600’den 200’e düşürülmeli” değerlendirmesinde bulundu.

Aynı kaynaklar, savaş öncesi ve sonrası yapılan teknik analizlerin, Gazze nüfusunun temel ihtiyaçları için günlük 200 tırın yeterli olduğunu gösterdiğini öne sürdü.

Yetkililer, “200’ün üzerindeki ve özellikle 600 seviyesindeki sevkiyatların neredeyse tamamı Hamas tarafından ele geçiriliyor ve örgüt bunu bölgedeki hakimiyetini tahkim etmek için kullanıyor” iddiasını dile getirdi.

Washington yönetiminin arabuluculuğunda Ekim 2025’te duyurulan ateşkes mutabakatı, Gazze Şeridi’ne günlük 600 yardım tırının girişini şart koşuyor.

Askeri kaynaklar, İsrail’in birinci aşamada hem gıda güvenliğini sağlamak hem de Trump yönetimiyle güven tesis etmek amacıyla bu yükümlülüğü kabul ettiğini, ancak ikinci aşamanın farklı parametrelerle yürütülmesi gerektiğini savundu.

Sahadaki veriler ise taahhüt edilen yardım miktarına ulaşılamadığını ortaya koyuyor.

Gazze’deki Hükümet Medya Ofisi verilerine göre, ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana bölgeye girmesi gereken 60 bin tırdan yalnızca 25 bin 816’sı geçiş yapabildi. Bu rakam, taahhüdün yüzde 43’üne tekabül ederken, günlük ortalama giriş 260 tır seviyesinde kaldı.

Tel Aviv yönetimi, Refah Sınır Kapısı’nın tam kapasiteyle faaliyete geçmesini geciktirmeyi sürdürüyor. Kapının açılmasını son rehine cenazesinin teslimine endeksleyen İsrail, cenazenin bu hafta teslim edilmesine rağmen geçişlerin sınırlı tutulacağını bildirdi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, sınır kapısının ticari mallara kapalı kalacağını ve yalnızca yaya geçişine izin verileceğini açıkladı.

Tel Aviv, bu karara gerekçe olarak “çift kullanımlı” ürünlerin silah imalatında kullanılması riskini gösteriyor.

Haaretz gazetesinin haberine göre ordu yetkilileri, yardımların durdurulması veya azaltılmasının Hamas’ın ekonomik altyapısını zayıflatacak tek enstrüman olduğunu savunuyor. Ancak haberde, bu yöndeki nihai kararın siyasi liderliğin yetkisinde olduğu vurgulandı.

Ateşkesin başladığı Ekim ayından bu yana İsrail güçlerinin düzenlediği operasyonlarda 490’dan fazla Filistinli hayatını kaybetti.

Anlaşma hükümlerine aykırı olarak Gazze içindeki askeri varlığın genişletildiği ve çok sayıda binanın yıkıldığı rapor edildi. Birleşmiş Milletler (BM) destekli Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırması (IPC) tarafından geçen ay yayımlanan raporda ise “Gazze Şeridi nüfusunun halen yüksek düzeyde akut gıda güvensizliği ve yetersiz beslenme riskiyle karşı karşıya olduğu” kaydedildi.

Reuters: ABD elçileri, Gazze’deki yıkıma dair resmi uyarıları engelledi

Ortadoğu

IMF’den Hürmüz Boğazı uyarısı: Normale dönmek aylar alacak

Yayınlanma

Uluslararası Para Fonu (IMF), Hürmüz Boğazı’nın tamamen açılmasının ardından petrol sevkiyatının önemli bir kısmının eski seyrine dönmesi için iki ila üç ay gerektiğini bildirdi. Raporda, Ortadoğu’daki savaş sonrası ticari ve stratejik rezervlerin kullanılmasıyla hafifleyen arz baskısının, azalan yedek kapasiteler ve eriyen stoklar nedeniyle yeniden arttığı vurgulandı.

Uluslararası Para Fonu (IMF), Hürmüz Boğazı’nın tamamen açılmasının ardından petrol sevkiyatının büyük bir kısmının yeniden tesisi için iki ila üç aylık bir zamana ihtiyaç duyulacağı öngörüsünü paylaştı.

IMF tarafından yayımlanan analizde, boğazın ulaşıma açılmasının hemen ardından sevkiyat hacminin eski seviyelerine ulaşamayacağı, zira nakliye şirketlerinin, sigortacıların ve piyasa aktörlerinin olağan çalışma düzenine dönmek için zamana ihtiyaç duyacağı kaydedildi.

Sektör temsilcilerinin tahminlerine dayandırılan raporda, “Sektör yetkililerinin değerlendirmelerine göre, su yolunun tamamen açılmasının ardından petrol sevkiyatının önemli bir kısmının yeniden başlatılabilmesi için iki ila üç aylık bir süre geçmesi gerekecek” ifadesi kullanıldı.

IMF, petrol üretiminde yaşanacak uzun süreli kesintilerin, özellikle sahaların yeniden işletmeye alınması için yeterli finansmanı olmayan bölgelerde üretim kapasitesinde kalıcı düşüşlere yol açabileceği uyarısını yaptı.

Rapora göre, küresel petrol piyasasında fiyatların daha sert bir şekilde yükselmesi birkaç faktör sayesinde engellendi. Ortadoğu’daki savaş başlamadan önce arzın talepten günlük yaklaşık 2 milyon varil daha fazla olduğu hatırlatıldı.

Çatışmaların başlamasının ardından ise özellikle Asya’daki talep düşüşü, ABD, Venezuela, Guyana ve Rusya gibi Basra Körfezi dışındaki ülkelerde üretimin artması ile ticari ve stratejik petrol rezervlerinin kullanılması piyasadaki durumu yumuşattı.

“Bir sonraki şokta dünya daha hassas konumda olacak”

Yedek kapasitelerin devreye alınması ve stokların erimesi nedeniyle esneklik alanının daraldığı belirtilen raporda, şu tespitlere yer verildi:

“Hürmüz Boğazı’nda tansiyonun yeniden yükselmesiyle birlikte hareket alanı giderek daralıyor. Zira yedek kapasiteler kullanılıyor, talep azalıyor ve stoklar eriyor. Eğer stoklar yeniden doldurulmazsa, bir sonraki şok meydana geldiğinde dünya çok daha hassas bir konumda olacak.”

ABD ve İsrail’in İran ile şubat ayında başlayan savaşı, küresel petrol ticaretinin en önemli rotalarından biri olan Hürmüz Boğazı’ndaki deniz taşımacılığının durmasına yol açmıştı.

ABD ve İran, 18 Haziran günü iki aylık ateşkesi, Hürmüz Boğazı yakınlarındaki ABD ablukasının kaldırılmasını ve Basra Körfezi’nde ticari gemi trafiğinin yeniden başlamasını öngören bir mutabakat zaptı imzalamıştı. Ancak haziran ayının sonuna doğru karşılıklı saldırılar yeniden başladı. ABD Başkanı Donald Trump, Ankara’daki NATO Zirvesi’nde yaptığı açıklamada ateşkesin sona erdiğini duyurdu.

Trump’ın 13 Temmuz günü Washington’ın İran’a yönelik deniz ablukasını yeniden tesis ettiğini, ancak diğer ülkeler için Hürmüz Boğazı’ndan serbest geçiş hakkının korunacağını açıklamasıyla birlikte, eylül vadeli Brent ham petrolünün varil fiyatı yüzde 5,3 artarak 80 doların üzerine çıktı.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Bağdat’tan Hizbullah’a bankacılık yaptırımı

Yayınlanma

Irak Maliye Bakanlığına ait resmi belgeye göre Bağdat yönetimi, ABD Hazine Bakanlığının kararları doğrultusunda IŞİD’in finansman ağları ile Lübnan Hizbullahı ile bağlantılı kişi ve kuruluşlara yönelik yeni bankacılık yaptırımları uygulama kararı aldı.

Irak Maliye Bakanlığına bağlı Irak Dış Kalkınma Fonu tarafından yayımlanan resmi belge, Bağdat yönetiminin ABD Hazine Bakanlığının kararlarına dayanarak IŞİD’in finansman ağları ile Lübnan Hizbullahı ile bağlantılı kişi ve kuruluşlara yeni bankacılık yaptırımları getirdiğini gösteriyor.

Lübnan merkezli el-Ahbar gazetesinin aktardığı belgeye göre yeni yönergeler, Irak Dışişleri Bakanlığı Amerika Dairesinin 30 Haziran tarihli yazısı ve Maliye Bakanlığı Ofisinin temmuz ayı başındaki talimatı uyarınca uygulamaya konuldu.

Söz konusu belge, ABD Hazine Bakanlığına bağlı Yabancı Varlıkları Kontrol Ofisinin (OFAC), IŞİD lehine para transferlerini kolaylaştırdıkları gerekçesiyle Avrupa, Ortadoğu ve Batı Afrika’da faaliyet gösteren üç kişi ve altı kuruluşa yaptırım uyguladığını açıklıyor.

Kararlar kapsamında ayrıca, Lübnan Hizbullahının finansman ve lojistik destek ağlarını hedef almak amacıyla, terörle mücadeleye ilişkin 13224 sayılı değiştirilmiş ABD Başkanlık Kararnamesi uyarınca Hizbullah ile ilişkili çok sayıda kuruluş da yaptırım listesine dahil edildi.

Irak Dış Kalkınma Fonu Başkanı Zafer Mehdi Abdullah ile Ekonomik Daire Genel Müdür Vekili Nadya Reşid Ali’nin imzalarını taşıyan belgeyle söz konusu karar; gerekli işlemlerin yapılması amacıyla Maliye Bakanlığına bağlı tüm dairelere, bankalara, kurullara ve şirketlere tebliğ edildi.

Zeydi’nin Washington ziyaretiyle eş zamanlı adım

Yaptırım kararının duyurulması, Irak Başbakanı Ali el-Zeydi’nin Washington’a gerçekleştirdiği ve ABD Başkanı Donald Trump ile görüştüğü resmi ziyaretle aynı zamana denk geliyor.

Görüşme sırasında açıklamalarda bulunan Başbakan Zeydi, Washington ziyaretlerinin iki ülke arasındaki stratejik ortaklığı duyurma amacı taşıdığını belirterek “Biz buraya ABD ile ilişkilerimizin geleceğini konuşmak üzere geldik. ABD, dünyadaki en önemli stratejik ortağımızdır” ifadesini kullandı.

Irak’taki direniş gruplarının silahları konusuna da değinen Zeydi, bazı gruplardan çok sayıda silah teslim aldıklarını, siyasi faaliyete yönelen her kesimle işbirliği yapacaklarını kaydetti.

Irak Başbakanı, koalisyon güçlerinin ülkeden çekilmesi için öngörülen tarihe işaret ederek “30 Eylül’den sonra hiçbir grubun varlığına ihtiyaç kalmayacak. Herhangi bir yapının silah bulundurmasına izin vermeyeceğiz. Güvenlik güçlerimiz topraklarımızı koruma kabiliyetine sahiptir” değerlendirmesinde bulundu.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

ABD, İran genelindeki sivil ve askeri altyapıyı vurdu

Yayınlanma

ABD’nin İran genelindeki sivil ve askeri altyapıya yönelik hava saldırılarını 15 Temmuz’da yoğunlaştırması üzerine Tahran, komşu ülkelerdeki Amerikan üslerini hedef alan kapsamlı misilleme operasyonları başlattı. İran’ın mutabakat hükümlerine artık bağlı olmadığını açıklamasından ve ABD’nin İran limanlarına deniz ablukası getirmesinden sonra tırmanan çatışmalarda askeri üsler, limanlar ve kritik enerji tesisleri vuruldu.

ABD’nin İran’a yönelik hava saldırıları 15 Temmuz’da daha da yoğunlaştı. İran’ın, Washington’ın ihlalleri ve saldırıları tırmandırması nedeniyle mutabakatın artık kendisini bağlamadığını açıklamasından saatler sonra ülke genelindeki sivil ve askeri altyapı hedef alındı.

Tahran ise “Zafer II Operasyonu” adı verilen yeni harekat kapsamında bölgedeki ABD unsurlarına yönelik misilleme saldırılarını sürdürdü.

İran resmi haber ajansı IRNA’ya göre ABD’nin yeni saldırıları çarşamba sabahı ülkenin güneyindeki Buşehr vilayetini vurdu.

Buşehr Valisi Muhammed Muzafferi, “ABD düşmanı bugün Buşehr’de üç noktaya saldırdı” dedi. ABD ayrıca İran’ın güneyindeki Çabahar kentinde bulunan deniz trafiği kontrol merkezini ikinci kez hedef aldı.

Huzistan Vilayeti Güvenlik İşlerinden Sorumlu Vali Yardımcısı, Washington’ın çarşamba sabahı ülkenin güneybatısındaki Huveyze ve Deşt-i Azadegan bölgelerinde bulunan tahıl depolama silolarına saldırdığını açıkladı. Saldırıda sivil tesisler hasar gördü.

ABD ordusu ayrıca Basra Körfezi’ndeki Kiş Adası’nda bulunan Kiş Su ve Elektrik Şirketine ait santrali hedef aldı. İran medyasına göre bölge yaklaşık bir saat boyunca yedi mühimmatla vuruldu.

Patlamalar, santraldeki bazı üretim birimlerinde kesintilere ve elektrik üretim sisteminde arızalara yol açtı.

Tasnim Haber Ajansı, Kiş Elektrik Şirketine dayandırdığı haberinde hasar gören bazı birimlerin onarım için tamamen devre dışı bırakılmasının gerekebileceğini bildirdi. Bu nedenle adada geçici ve planlı elektrik kesintilerinin kaçınılmaz olduğu belirtildi.

Askeri üs saldırısında 7 asker öldü

Washington, gece saatlerinde İran’ın güneydoğusundaki Bampur’da bulunan bir askeri tesisi de vurdu. Saldırıda yedi İranlı asker öldü.

İran ordusundan yapılan açıklamaya göre ABD’ye ait 13 füze, Kara Kuvvetlerine bağlı bir üssün kışlalarını ve konaklama tesislerini hedef aldı.

Ordunun açıklamasında, mümkün olan en yüksek can kaybını vermek amacıyla üssün yatakhanelerinin, misafirhanesinin ve nöbetçi tesislerinin vurulduğu belirtildi.

Çok sayıda personelin yaralandığı ve tedavi altına alındığı kaydedildi. İran ordusu saldırıya “kararlı bir karşılık” verileceğini duyurdu.

Devrim Muhafızlarından art arda misilleme

Washington’ın gece boyunca ve çarşamba sabahına kadar saldırılarını artırması üzerine İran, bölgedeki ABD askeri tesislerine yönelik art arda misilleme dalgaları başlattı.

Devrim Muhafızları Ordusu, Bahreyn, Ürdün ve Kuveyt’teki üslerin ve kritik askeri unsurların hedef alındığını açıkladı.

Kuveyt’te uydu haberleşme merkezleri, füze ve hava savunma radar sistemleri, Patriot hava savunma bataryaları, ikmal merkezleri ve HIMARS fırlatma platformlarının vurulduğu bildirildi.

Devrim Muhafızları bir gece önce de Bahreyn’deki Şeyh İsa Hava Üssü’nde bulunan ABD deniz ve hava unsurlarını, ayrıca Kuveyt’teki Ali el-Salim Hava Üssü’nde MQ-9 insansız hava araçlarının konuşlandırıldığı rampaları hedef aldığını açıklamıştı.

İran limanlarına deniz ablukası yeniden uygulamaya konuldu

Washington’ın sözde ateşkesin sona erdiğini açıklamasının ve son günlerde İran’a yönelik saldırılarını büyük ölçüde artırmasının ardından ABD Merkez Komutanlığı, İran’ın bütün limanlarına yönelik yasa dışı deniz ablukasının resmen yeniden uygulamaya konulduğunu duyurdu.

Hürmüz Boğazı da İran tarafından bütün gemi trafiğine kapalı tutuluyor. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, salı gecesi yaptığı açıklamada, “ABD yalnızca anlaşmayı ihlal etmekle kalmadı, bu gece attığı adımlarla, yani deniz ablukasıyla, anlaşmayı tamamen hükümsüz hale getirdi” dedi.

Garibabadi, “İran artık bu anlaşmayla bağlı değildir” ifadelerini kullandı. İran Meclisi de 14 Temmuz’da 180’den fazla milletvekilinin imzasıyla yayımladığı bildiride İran ile ABD arasındaki mutabakatın “öldüğünü” ilan etmişti.

ABD’nin son birkaç gündür saldırılarını tırmandırması sonucu onlarca İranlı öldü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English