Ortadoğu
ABD ile ilişkilerde İsrail’in “erozyon” endişesi

Tel Aviv merkezli Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü’ne (INSS) göre İsrail, “ABD’deki anti-İsrail eğilimleri” de göz önüne alarak gelecekteki politikalarını “ortaya çıkan gerçekliğe göre” uyarlamalı. Kuruluşun yayımladığı bir analize göre yeni gerçeklik, ABD – İsrail ilişkilerinde büyük bir erozyona yol açma potansiyeli taşıyor.
Ukrayna krizinde ABD ve Rusya’yı aynı anda memnun etmeyi başaramayan Tel Aviv’de, ABD ile ilişkilerde geleceğe yönelik olumsuz beklentiler artıyor. Rusya, Çin ve Batı dışı dünya ile Tel Aviv’in kurduğu ilişkiler, ABD yerleşik düzenin gözünden “illiberal dünya ile yakınlaşma” parantezinde ele alınıyor. ABD iç kamuoyundaki gelişmeler de İsrail’de Washington’a yönelik şüpheci yaklaşımları güçlendiriyor.
Ukrayna’da “tarafsızlık” Washington’u memnun etmedi
Yüksek teknoloji ürünü silahları Kiev’e vermeyen İsrail’in gelecek hükümeti de “silah sat” baskısıyla şimdiden karşı karşıya. Seçimleri önde tamamlayan Eski Başbakan Netanyahu ile telefon görüşmesi yapan Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenkiy, İsrail’den silah talebini yineledi. İran dronlarının Rusya tarafından kullanıldığını öne süren Zelenskiy, İsrail’i Ukrayna minderinde İran’a karşı durmaya davet ediyor. Bu çağrıya Tel Aviv bugüne kadar kendi güvenlik denkleminin zorluğunu öne sürerek yeşil ışık yakmadı. Suriye’de “İran hedefi” olarak ilan ettiği bölgeleri serbestçe vuran İsrail, bu sahada karşısında Rusya’yı görmek istemiyor.
Hizbullah, Hamas, İslami Cihat gibi örgütlerin İsrail’e karşı askeri eylemleri ve mücadelesini İran ve Suriye doğrudan destekliyor. İran’ın büyük desteğiyle hareket eden bu geniş blok kendisini “direniş ekseni” olarak tanımlanıyor.
“Direniş ekseni” Arap Baharı ile yıpranmış olsa da halen ayakta. Suriye savaşı ile bozulan Suriye – Hamas ilişkileri de Ekim ayında düzelme yoluna girdi. Üst düzey bir Hamas yetkilisi Şam’da Beşar Esad’ı ziyaret etti. Bölge devletleri geçmiş on yılda benzin döktükleri mezhep fıçısından elini çekiyor. Bütün bunlarla düşünüldüğünde Rusya’yı Orta Doğu’da karşı cepheye zorlamak İsrail’in güvenlik çıkarlarına hizmet etmiyor.
Golan üzerinden ince mesaj
24 Şubat tarihinden önce Rus uçaklarının İsrail’in işgali altındaki Golan Tepeleri üzerinde Suriye jetleriyle birlikte ilk kez hava devriyesi gerçekleştirmesi Tel Aviv’in bu güne değin izlediği görece tarafsız politikasını anlamak bakımından önemli. Moskova Tel Aviv’e; “Eğer Ukrayna’ya silah verirsen işgal altında tuttuğun ve BM’ye göre Suriye’nin parçası sayılan Golan konusunda Suriye ile seni zora sokacak adımlar atabilirim,” diyordu.
İsrail ve Suriye arasında savaşın resmen sona ermemesinin temel nedeni Golan işgali. Buradaki fiili durumu bozacak bir adım gerginliğin son aşaması yani bir savaş durumu olabilir. Uçaklarla verilen mesaj, İsrail’e şimdilik sadece bir hatırlatmadan ibaret.
Suriye savaşıyla birlikte Hizbullah’ın Rus askeri tecrübesinden faydalandığı sık sık İsrail basınında yer buldu. Diğer yandan İsrail’de 1 buçuk milyon Rusça konuşan nüfusun yaşadığını akılda tutmak gerekiyor. Kökleri yüz yılı aşan Yahudi Ajansı’nı kapatma konusunu gündemine alan Moskova, kararını askıda bekletiyor. İsrail, Ukrayna’ya yapacağı olası askeri desteğe yanıt olarak Moskova’nın, İsrail’in düşmanlarına açıktan ve güçlü destek vermesinden endişe ediyor.
Son dönemde ABD’deki İsrail tartışmasının özünü de bu “görece tarafsızlık” konumundan kaynaklanıyor. Suriye’de 2015 yılından bu yana fiilen askeri ve siyasi gidişatı değiştiren Moskova’yı dikkate almadan Ukrayna’ya verilecek destek, İsrail’in kırılgan savunmasını zorlayacak türden. Hatta Kiev’in talep ettiği gelişmiş hava savunma sistemleri Ukrayna’ya verildiği takdirde savaşın Orta Doğu’ya yayılması da olasılık dahilinde.
İsrail, 1967 Savaşı’nda Golan tepelerini işgal etti ve İsrail – Suriye arasında ile halen bir barış anlaşması da yok. Suriye’nin topraklarına davet ettiği İran’ın bölgedeki etkinliği de ortada. Tel Aviv bu ortamda Rusya’yı bütün ağırlığıyla “direniş ekseni” cephesinde görmek istemeyecektir. Bu nedenle Ukrayna’da “görece tarafsızlık” bozulduğu takdirde Orta Doğu’da da İsrail’in güvenlik paradigmasını zorlayacak gelişmelere kapı açılacaktır.
ABD İsrail ilişkilerinde “tektonik kayma”
İsrail’in önde gelen ve askeri bürokrasinin görüşlerini yansıtan Tel Aviv Merkezli Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü’nde çıkan bir analiz, Ukrayna savaşının da etkisiyle ortaya çıkan Tel Aviv – Washington çatlağını irdeliyor. İsrail ile ABD arasındaki özel ilişkinin son dönemlerde “İsrail tartışmasına döndüğü” tespiti yapılan analizde Tel Aviv’in güvenlik gerekçeleriyle Ukrayna’da “görece tarafsız” kaldığı belirtiliyor.
ABD’de İsrail’e desteğin halen yüksek olduğu belirtilen INSS analizinde Demokratlar başka olmak üzere özellikle de genç nüfus arasında İsrail’e yönelik eleştirilerin arttığı da tespit ediliyor. Nitekim ABD’de bu tespitle uyuşan kamuoyu yoklamaları sonuçları oldukça çarpıcı. BBC’nin görüşlerine yer verdiği kamuoyu araştırmacısı John Zogby’e göre; ABD’deki bu anti – İsrail yükseliş “tektonik bir kayma”.
INSS’nin aktardığı Pew Araştırma Merkezi’nin bulguları da bu tespiti doğruluyor. Buna göre 50 yaş ve üzeri Amerikalılar arasında İsrail’e destek yüzde 65 civarında. Genç yaş grupları arasında ise bu oran yüzde 45’e kadar gerilemiş durumda. Yine Brookings Araştırma Enstitüsü’nün yaptığı kamuoyu araştırmasında da Demokrat parti ve gençler arasında ABD yönetiminin İsrail’e yönelik pozitif yaklaşımına kuşkuyla bakılıyor. Demokratların çoğunluğu ABD’nin İsrail’e desteğini “olması gerekenden fazla” olarak değerlendiriyor.
INSS analizi ABD – İsrail ilişkilerinde erozyona neden olacak gelecek trendlerini beş başlıkta topluyor. Tel Aviv merkezli kuruluşun önemsediği noktalar özetle şu şekilde:
- Demografik değişim: ABD’deki beyaz olmayan nüfusun artması faşizm üzerine yapılan tartışmaları politik diskurun önemli bir bileşeni haline getiriyor. Ayrıca kuşaklar arasındaki görüş farkı bir diğer önemli değişim. ABD Başkanı Joe Biden, Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi, Senato Çoğunluk Lideri Chcuk Schumer gibi ikinci dünya savaşı gölgesinde büyüyen ve savaşı “gerekli bir şeytan” olarak gören neslin yerini Vietnam, Irak ve Afganistan savaşlarını “gereksiz” olarak gören nesiller alıyor. Analizdeki ifadeyle, “İsrail’in nefsi müdafaa ve seçimi olmayan savaşlar iddiaları onlar için içi boş görünüyor.”
- Politik kutuplaşma: INSS’ye göre ABD toplumundaki çok katmanlı kutuplaşmada, ABD toplumundaki sosyal ve toplumsal konsensüs alanını kademeli olarak daraltıyor. Bu bağlamda her iki partinin de müttefik olduğu İsrail’e destek politikası da düşüş eğiliminde.
- İsrail yanlısı lobi: Bu başlıkta ise ABD’de yaşayan Yahudiler arasındaki “erozyona” dikkat çekiliyor. Yahudiler arasında İsrail’e destek sürmekle birlikte sol kanat Yahudi kuruluşlarının İsrail’e yönelik artan eleştirilerine dikkat çekiliyor.
- Küresel öncelikler: ABD’nin Çin ile girdiği küresel yarış, Ukrayna krizi ve küresel tehditlerin ABD – İsrail ilişkilerine etkisi ise bu başlıkta ele alınıyor. ABD’nin dikkatinin eskiye nazaran daha az Orta Doğu’da olduğuna dikkat çeken INSS, ABD’nin bölgedeki askeri angajmanlarını azaltmasına uzun erimde ise bölgede daha sınırlı bir role sahip olma arzusuna vurgu yapıyor.
İsrail’de ABD ilişkilerinin geleceğine ilişkin potansiyel riskler göz önüne alınmakla beraber kısa vadede bir kırılma yaşanmasını taraflar beklemiyor. Stratejik düzlemde her iki devletin de bölgedeki kader birliğini sarsıcı düzeyde olmasa da yeni gerçekliğin getirdiği riskler Tel Aviv tarafından dikkatle etüd ediliyor.
Ortadoğu
BAE, veri merkezi planlarını revize ediyor

Birleşik Arap Emirlikleri, ABD dışında gerçekleştirilecek en büyük projelerden biri olan 5 gigawatt’lık yapay zeka veri merkezi projesinin planlarını sessizce revize ediyor.
BAE, İran savaşı sonrasında kritik altyapının nasıl ve nerede inşa edilmesi gerektiğine dair yeniden değerlendirme sürecine girdi.
Konuya yakın altı kaynağın Reuters’a verdiği bilgiye göre, başlangıçta Abu Dabi’de 26 kilometre kare büyüklüğünde bir kampüs olarak tasarlanan projenin, artık BAE genelinde yayılmış bir veri merkezi ağından oluşması muhtemel.
Kaynaklara göre, proje bu bakımdan yeniden şekillenecek.
Yetkililer, hava savunma sistemleri ve bazı tesislerin yer altına inşa edilmesi dahil olmak üzere, tesisleri insansız hava araçları ve füze saldırılarından daha iyi korumanın yollarını da değerlendirdiklerini belirttiler.
Amerikalı teknoloji şirketleriyle ortaklaşa inşa edilen BAE-ABD Yapay Zeka Kampüsü’ne ilişkin planlar, geçen yıl Başkan Donald Trump’ın zengin Körfez ülkesine yaptığı ziyaret sırasında duyurulmuştu.
Proje, ekonomisini petrolden uzaklaştırmaya çalışan BAE’nin küresel bir yapay zeka gücü olma hedeflerinin merkezinde yer alıyor.
Proje, BAE ulusal güvenlik danışmanı ve cumhurbaşkanının kardeşi Şeyh Tahnun bin Zayed el Nahyan’ın kontrolündeki yapay zeka şirketi G42 tarafından yürütülüyor.
Nvidia yapay zeka çiplerine ve diğer gelişmiş ABD teknolojilerine erişim karşılığında BAE, Çin ile yapay zeka alanındaki bağlarını kesmeyi ve Stargate girişiminin ABD’deki veri merkezlerine yatırım yapmayı kabul etmişti.
Stargate, OpenAI, Oracle ve SoftBank arasında yapay zeka altyapısı kurmak amacıyla kurulan bir ortak girişim.
Reuters, BAE yetkililerinin yeni bir ana planı sonuçlandırmaya ne kadar yaklaştığını veya önerilen değişikliklerin inşaat maliyetlerini ve zaman çizelgelerini ne ölçüde etkileyebileceğini belirleyemedi.
Stargate UAE olarak bilinen, 30 milyar dolarlık ve 1 gigawatt kapasiteli bir hesaplama kümesinden oluşan projenin ilk aşamasının inşaatı geçen yıl başladı.
İlk 200 megawattlık kapasitenin bu yıl devreye girmesi planlanıyor.
Projede G42 ile ortaklık yapan Oracle’ın Yönetim Kurulu Başkanı ve Teknoloji Direktörü Larry Ellison’a göre, proje tamamlandığında BAE’deki tüm devlet kurumlarını ve ticari kuruluşları dünyanın en gelişmiş yapay zeka modellerine bağlayacak yeterli kapasiteye sahip olacak.
Projede olası revizyonlara ilişkin Reuters’ın sorularına yanıt veren G42, yapay zeka kampüsü çalışmalarının planlandığı gibi ilerlediğini belirtti.
Şirket, ayrıntılara girmeden, “Projenin ayrıntıları, bu ölçekteki kritik altyapılardan beklenen güvenlik, dayanıklılık ve operasyonel standartlar doğrultusunda sürekli olarak gözden geçiriliyor,” dedi.
OpenAI, yapay zeka vizyonunu gerçekleştirmek için BAE ile birlikte çalıştığını ve “bunu hayata geçirmek için gerekli altyapı ve benimseme öncelikleri konusunda iyi ilerleme kaydettiğini” belirtti.
Kaynaklar Reuters’a, Tahran’ın İran’a yönelik ABD ve İsrail hava saldırılarına misilleme olarak, Amerikan kuvvetlerini barındıran Körfez komşularına füze ve insansız hava araçları fırlatmaya başlamasının hemen ardından Birleşik Arap Emirlikleri yetkililerinin yapay zeka altyapı planlarını gözden geçirmeye başladığını bildirdi.
Mart ayında gerçekleşen saldırılarda Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki iki Amazon Web Services (AWS) veri merkezi ile Bahreyn’deki bir veri merkezi hasar gördü.
Şirketin web sitesindeki son güncellemelere göre, bölgedeki bulut bilişim hizmetleri hâlâ kesintiye uğramış durumda.
Nisan ayında İran silahlı kuvvetleri, Stargate UAE’nin de potansiyel bir hedef olduğu yönünde bir uyarı videosu yayınladı.
Videoda, kompleksin inşa edildiği yeri gösterdiği iddia edilen bir harita yer alıyordu ve altında “Hiçbir şey gözümüzden kaçmaz” yazıyordu.
Konuya aşina iki kaynak, daha önce kamuoyuna açıklanmamış olan Al Dhafra Hava Üssü yakınlarındaki bir şantiyenin konumunu doğruladı.
Abu Dabi’nin dış mahallelerinde bulunan üs, ABD askerlerine ev sahipliği yapıyor ve Şubat ayında başlayan savaş sırasında hedef alınmıştı.
Başkan Joe Biden döneminde ABD Dışişleri Bakanlığı Arap Yarımadası İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı olarak görev yapan Daniel Benaim, uzun süredir kendilerini güvenli liman olarak pazarlayan Körfez ülkeleri için bu çatışmanın bir “iktisadi deprem” olduğunu söyledi.
Washington merkezli bir düşünce kuruluşu olan Orta Doğu Enstitüsü’nde araştırmacı olan Benaim, “Kritik altyapıyı güçlendirmek için değişiklikler hayati önem taşıyor. Bölgedeki her ülke, riski azaltmak ve uluslararası ortakları ile yatırımcıları güvence altına almak için neler yapabileceğini değerlendirecek,” dedi.
Sektörden bir yönetici ve konuyla ilgili bilgilendirilen bir başka kişiye göre, BAE’deki yapay zeka kampüsünün inşaatının ilk aşamasının, tesisi hava saldırılarından korumak için bazı değişiklikler yapılsa da planlandığı gibi devam etmesi bekleniyor.
Projenin geri kalan kısmının muhtemelen birden fazla lokasyona yayılacağını belirttiler.
İki kaynağa göre, yetkililer yeraltında inşaat yapmanın yanı sıra, ordunun kullandığı veriler gibi en hassas verileri barındıran tesisleri dağların içine yerleştirmeyi de değerlendiriyor.
ABD, Çin ve Avrupa’da veri merkezleri, kullanılmayan madenlerin, Soğuk Savaş döneminden kalma sığınakların veya mağaraların içine inşa ediliyor.
BAE, çoğunlukla düz, çöl arazisinden oluşuyor. Fakat Res’ül Hayme ve Fuceyre emirliklerinin kuzey ve kuzeydoğu bölgelerinde uzanan dağ sıraları bulunuyor.
Üç kaynağın belirttiğine göre, yeniden tasarım sürecine hava savunma sistemleri dahil ediliyor.
Bunlara insansız hava aracı ve füze önleyiciler ile elektronik sinyal bozma ekipmanları da dahil.
Bir başka kaynak ise, diğer olası önlemler arasında patlamaya dayanıklı beton kullanımı ile yedek güç ve soğutma sistemlerinin eklenmesinin yer aldığını belirtti.
Ortadoğu
İran depoladığı parçalarla balistik füze montajını canlandırıyor

İran, İsrail ve ABD’nin aksi yöndeki açıklamalarına karşın yer altı tesislerinde depoladığı parçalarla balistik füze üretimine yeniden geçti. Wall Street Journal gazetesinin eriştiğini iddia ettiği istihbarat raporları, nisan ayındaki ateşkes sürecinde tünel girişleri açılan Hocir gibi merkezlerde hareketliliğin sürdüğünü belgeliyor.
İran, İsrail ve ABD makamlarının bu kapasitenin tamamen ortadan kaldırıldığı yönündeki açıklamalarına karşın yer altı tesislerinde balistik füze üretimine yeniden başladı.
The Wall Street Journal gazetesinin ABD’li ve Ortadoğulu yetkililere dayandırdığı haberine göre Tahran yönetimi, üretim sürecinde önceden depoladığı parçalardan yararlanıyor.
Yetkililer, savaşın başlangıcında füze sahalarına ve sanayi tesislerine düzenlenen saldırılara rağmen İran’ın hem katı hem de sıvı yakıtlı füzelerin montajına devam ettiğini aktarıyor.
İstihbarat verileri, ülkenin güneydoğusundaki Hocir kompleksi de dahil çok sayıda yer altı merkezinde hareketlilik olduğunu ve yeni hava saldırılarından korunmak amacıyla ilave yer altı montaj noktaları oluşturulmaya çalışıldığını gösteriyor.
ABD ve İsrail operasyonlarının bazı tesisleri tahrip etmesi ve deniz ablukasının katı yakıt bileşenleri ile parça ithalatını zorlaştırması nedeniyle, mevcut montaj işlemleri savaş öncesine kıyasla daha düşük hacimlerle sürdürülüyor.
ABD merkezli Füze Savunma İttifakı kıdemli analisti Tal Inbar, sürece ilişkin değerlendirmesinde tesislerin hedef alınmadığı anlarda hasarlı altyapının onarılabileceğini, diğer ülkelerden parça temin edilerek buralarda saklanabileceğini vurguladı.
Inbar, İran’ın füze üretim kapasitesini yeniden inşa etmediğini düşünmenin saflık olacağını kaydetti.
Tesislerin imha edildiğini ve Tahran’ın ciddi biçimde güç kaybettiğini savunan yetkili, İran’ın şu anda hiç olmadığı kadar zayıf bir durumda kaldığını, ABD Başkanı Donald Trump’ın bu ülkenin nükleer silaha ulaşmasına asla müsaade etmeyeceğini söyledi.
Pentagon Sözcüsü Sean Parnell, ABD’nin İran’a ait insansız hava aracı, balistik füze ve donanma sanayi altyapısının yüzde 90’a varan kısmını yok ettiğini, Tahran’ın füze ve İHA fırlatma kabiliyetini büyük ölçüde zayıflattığını dile getirdi.
Bir diğer ABD hükümet yetkilisi, Tahran yönetiminin haziran ortasında Hürmüz Boğazı’nın açılması ve savaşın sonlandırılmasına dair Trump yönetimiyle yürüttüğü ön müzakerelerin ardından üretimi düşük ölçekte de olsa yeniden canlandırmış olabileceğine işaret etti. Yetkili, mevcut stoklarla en az iki yüz füzenin monte edilebilecek durumda olduğunu belirtti.
CNN televizyonunun mayıs sonundaki haberinde, ABD ve İsrail’in maliyetli mühimmatlarla vurduğu yer altı füze sığınaklarının Tahran yönetimi tarafından buldozer ve damperli kamyonlar kullanılarak yeniden açılmaya çalışıldığı aktarılmıştı.
Nisan ayındaki ateşkes kararının ardından kazı faaliyetleri hız kazandı; 18 farklı noktada isabet alan 69 tünel girişinden 50’si yeniden ulaşıma hazır hale getirildi.
Uzmanlar, sadece tünel girişlerini bombalayarak füze gücünü yok etmenin imkansız olduğunu, bunun bombardımanların sınırını ortaya koyduğunu vurguladı.
ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth nisan ayında İran’ın füze programını fiilen bitirdiklerini iddia etmişti. Ancak NBC News’ün haberinde, Tahran’ın ateşkes sürecini askeri gücünü toparlamak amacıyla değerlendirdiğine dikkat çekilmişti.
Ortadoğu
Pakistan: Husilere yönelik misillemeyi henüz görüşmedik

Pakistan, Yemen direnişinin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarına yanıt olarak Mekke Anlaşması kapsamında İslamabad’dan gelecek bir askeri tepki konusunda herhangi bir görüşme yapılmadığını belirtti.
Öte yandan Pakistan Dışişleri, “zamanı geldiğinde” Pakistan’ın harekete geçeceğini de ekledi.
Pakistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Saccad Haydar Han, haftalık basın toplantısında, İslamabad’ın Türkiye ve Suudi Arabistan ile imzalanan ortak savunma anlaşması kapsamındaki yükümlülüklerini nasıl yerine getirmeyi planladığına dair bir soruya yanıtladı.
Han, “Şu anda bu konuda herhangi bir görüşme yok… Zamanı geldiğinde anlaşma kapsamında harekete geçeceğiz,” dedi.
Geçen ay imzalanan ortak savunma anlaşması, üç ülkeden herhangi birine yönelik silahlı bir saldırının, üçüne de yönelik bir saldırı olarak kabul edileceğini öngörüyor.
Bu soru, Yemen’deki Husilerin (Ensarullah) bu hafta Suudi şehirlerine ve enerji altyapısına saldırması üzerine gündeme geldi.
Reuters, İslamabad’ın Tahran’ı, “Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını yoğunlaştıran Yemenli Husi müttefiklerini dizginlemesi konusunda uyardığını” bildirdi.
Yine Reuters‘ta yer alan habere göre, Suudi yetkililer ile Pakistan ve Türk ordularından üst düzey temsilciler, Husi saldırılarına verilecek yanıtı koordine etmek üzere Riyad’da bir araya geldi.
Taraflar, birliklerinin Yemen’e girmemesi ve verilecek herhangi bir yanıtın Suudi Arabistan topraklarından başlatılması konusunda anlaştı.
ABD ile İran arasındaki çatışmada arabuluculuk da yapan Pakistan, bu saldırıları kınadı fakat savunma anlaşmasının hükümleri uyarınca nasıl tepki verebileceğine dair ayrıntı vermedi.
Han ayrıca, Washington’un küresel enerji arzını da aksatan bölgesel kargaşayı kontrol altına almakta zorlanırken, Mekke İttifakı’nı genişletmeye yönelik herhangi bir planın bulunmadığını belirtti.
Bu arada Ensarullah, Yemen’in güney batısında, Bab el-Mendeb boğazına yakın sahil kenti Muha’yı ele geçirdi.
Avrupa5 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa4 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Dünya Basını2 hafta önce“Yapay zeka devasa bir aldatmaca”
Avrupa5 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya3 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek








