Ortadoğu
FBI’ın ‘Şirin’ soruşturması Netanyahu’ya mesaj mı?

FBI, ABD vatandaşı Filistinli gazeteci Şirin Ebu Akile cinayetini soruşturacak. İsrail’in tepki gösterdiği soruşturma, Netanyahu liderliğindeki olası İsrail hükümetinin Biden hükümeti ile ilişkileri açısından ele alınıyor.
ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI), aynı zamanda Amerikan vatandaşı olan Filistinli gazeteci Şirin Ebu Akile’nin öldürülmesiyle ilgili soruşturma başlattı. ABD Adalet Bakanlığı, işgal altındaki Batı Şeria’da 11 Mayıs’ta öldürülen El Cezire muhabiri Ebu Akile’nin ölümüyle ilgili FBI’ın başlattığı soruşturma konusunda İsrail Adalet Bakanlığı’nı bilgilendirdi. Süreç sonunda, olaya dâhil olan İsrail askerlerinin soruşturulması için ABD’nin talepte bulunabileceği belirtildi.
Soruşturma kararı, 20’den fazla ABD’li senatörün, bağımsız bir FBI soruşturması çağrısında bulunan bir ortak mektup imzalamasının ardından geldi. Kararı memnuniyetle karşılayan ABD’li Demokrat Senatör Chris Van Hollen, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Bu, Amerikan vatandaşı ve gazeteci Şirin Ebu Akile’nin vurularak öldürülmesine ilişkin adalet ve hesap verebilirlik arayışında gecikmiş ancak gerekli ve önemli bir adımdır” ifadelerine yer verdi. İsrail lobisinin önemli isimlerinden Cumhuriyetçi Senatör Ted Cruz ise kararı eleştirdi, ona göre Biden yönetimi Netanyahu ve İsrail’i hedef alıyor: “Joe Biden ve yönetimi, İsrail’i ve seçilmiş Başbakanı Benjamin Netanyahu’yu siyasi düşmanlar olarak görüyor ve bu nedenle onlara tüm siyasi düşmanlarına yanıt verdikleri gibi yanıt veriyorlar: FBI’ı üzerine salarak.‘
İsrail tepkili Filistin memnun
Soruşturma haberi, İsrail’de şok etkisi yarattı. İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz, Twitter hesabından yaptığı soruşturma kararını “ciddi bir hata” olarak değerlendirdi ve “ABD’ye, herhangi bir dış soruşturmayla iş birliği yapmayacağımızı ve İsrail’in iç işlerine herhangi bir müdahaleye izin vermeyeceğimizi açıkça belirttim” dedi. İsrail Başbakanı Yair Lapid de her ne kadar dost olursa olsun FBI ya da başka bir yabancı ülke kuruluşunun İsrail askerlerini sorgulamasına izin vermeyeceklerini söyledi ve “Güçlü protestomuz Amerikalılara iletildi” ifadesini kullandı.
Filistin Dışişleri Bakanlığı ise karardan memnun: “Bu karar, geç alınmış olsa da, İsrail tarafından ciddi bir soruşturma yapılmadığı, İsrail’in bunu formalite olarak gördüğü ve suçluları ve katilleri örtbas etme girişimi olarak kullandığına dair Amerikan tarafında kanaat oluştuğunu yansıtıyor.”

Ne olmuştu?
El Cezire’nin deneyimli saha muhabiri Ebu Akile, 11 Mayıs’ta İsrail güçlerinin Batı Şeria’da bulunan Cenin kentindeki mülteci kampına düzenlediği baskını takip ettiği sırada, İsrail askerlerinin açtığı ateşle öldürülmüştü. Ebu Akile’nin yanında bulunan gazeteci Ali es-Sumudi de sırtından yaralanmıştı. Ebu Akile’nin, görevini yaptığı sırada üzerinde “basın” yazılı çelik yelek giydiği halde İsrail askerleri tarafından gerçek mermiyle vurularak öldürülmesi tepkilere neden olmuştu. Çok sayıda uluslararası kurumun soruşturma ve incelemelerinin vardığı sonuç, Ebu Akile’nin İsrail askerleri tarafından hedef alınarak öldürüldüğünü ortaya koymuştu. Olayda sorumluluğunu defalarca inkâr eden ve Filistinli silahlı grupları sorumlu tutan İsrail ordusu, uluslararası tepkilerin ardından, 5 Eylül’de yayınladığı nihai raporunda, Ebu Akile’nin “yanlışlıkla İsrail ordusunun ateşiyle öldürülmüş olma olasılığının yüksek olduğunu” duyurmuştu.
İsrail aşırı sağı ve Demokratlar
İsrail’de yapılan seçimlerinden sonra eski İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya hükümet kurma görevi verilmesinin hemen ardından ABD’den bu adımın gelmesi dikkat çekti. Netanyahu’nun koalisyon kurmaya hazırlandığı Itimar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich’e kritik bakanlıkların kuvvetle muhtemel verilme ihtimali, bu isimlerin katı ve şekilci Arap karşıtlığı nedeniyle Batı “demokrasilerini” tedirgin ediyor. İsrail medyasının bildirdiğine göre, ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, Smotrich’i savunma bakanı olarak atamaması için Netanyahu’ya baskı yapıyor. Bu bağlamda FBI soruşturmasıyla ilgili İsrail basındaki genel kanı Kongredeki Demokratların baskısı sonucu kararın alındığı yönünde. Öte yandan Demokrat Parti ile İsrail arasındaki ilişkilerde yaşanacak değişimleri ortaya koyduğu ve iki ülke ilişkilerinin tarihinde bir dönüm noktası olduğu değerlendirmesi yapılıyor.
The wife of far-right MP Itamar Ben Gvir carries a weapon in a hotel in Jerusalem ahead of a meeting with the wives of the leaders of the upcoming government coalition. pic.twitter.com/PfBuT20aYp
— V PALESTINE 🇵🇸 (@V_Palestine20) November 14, 2022
UCM’deki soruşturmayı nasıl etkileyecek?
Jerusalem Post’un istihbarat, terörizm ve hukuk analisti Yonah Jeremy Bob, kaleme aldığı “Ben-Gvir etkisi daha göreve gelmeden İsrail’e zarar mı veriyor?” başlıklı analizinde FBI’nın açtığı soruşturmanın Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde (UCM) görülmekte olan “İsrail’de işlenen savaş suçları” soruşturmasına olası etkilerini ele aldı. UCM’nin eski Başsavcısı Fatou Bensouda, İsrailli yetkililerin Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te işlediği iddia edilen savaş suçlarıyla ilgili soruşturma açtıklarını Mart 2021’de duyurmuştu. Ancak Bensouda’nın koltuğunu Haziran 2021’de Karim Khan’a devrettikten sonra soruşturmada somut bir adım atılmadı. Yonah Jeremy Bob analizinde, İsrail yerel mahkemelerinin herhangi bir savaş suçu iddiasını savsakladığının ortaya çıkmasının UCM Başsavcısının elini güçlendireceğine dikkat çekti. Çünkü UCM, “bir kişi bir suç için iki kez yargılanmaz” ilkesi gereği suçun failinin, uyruğunda olduğu devletin yargılamasına tabi olması durumunda dava açamıyor. Ancak “çökmüş olan yargı sistemi gibi” gibi bazı boşluklar UCM’ye yargı yetkisi veriyor.
Bu noktada Jeremy Bob, “İsrail’in en güçlü müttefiki ABD bile İsraillilere karşı kendi soruşturmasını başlatmaya hazırsa ve İsrail Savunma Kuvvetleri’nin yürüttüğü soruşturmanın yetersiz olduğunu ilan ederse, UCM’yi daha geniş çerçevede İsrail hukuk sisteminin yetersiz olduğu sonucuna varmaktan ne alıkoyabilir” diyor.
‘Biden’ın tehdit yöntemi’
Hiçbir şüpheli ve doğrudan kanıt olmadan, ki İsrail kanıtları paylaşmayacağını çoktan duyurdu, FBI’ın yürütebileceği soruşturma oldukça sınırlı. Bob, Biden’ın daha üst düzey İsrailli bir askeri suçlayarak ikili ilişkileri büyük bir krize sokmayı hedeflediğini düşünmüyor. Biden’ı bu adımı atmaya sevk eden tek ihtimal, Bob’a göre Itamar Ben-Gvir etkisi: “ABD’nin FBI soruşturması duyurusu, Amerikalı yetkililerin, Netanyahu’yu Ben-Gvir ve Betzalel Smotrich’i kilit güvenlik görevlerine atamamaları konusunda uyardıkları bildirildikten kısa bir süre sonra geldi. Örtülü bir tehdit yok: Biden yönetimi, bu adamlardan hiçbiriyle Savunma Bakanı veya Kamu Güvenliği Bakanı olarak çalışmayacaklarını açıkça belirtti. (…) Ek olarak, Demokratların en az bir kanadı (İsrail’e karşı) soruşturma için kampanya yürütüyor ve ABD’deki ara seçimler de artık sona erdi, yani, İsrail’le yeni bir mücadelenin ABD’ye büyük bir seçim maliyeti olmayacak. Bu, Biden yönetiminin Netanyahu’yu Ben-Gvir’e gerçek bir güç verirse ne kadar kötü şeyler alabileceği konusunda tehdit etme yolu olabilir.”
‘İsrail yönetimine atılmış tokat’
Konu, Jerusalem Post’un editöryal başyazısında da ele alındı. Başyazıda, İsrail’in Ebu Akile cinayetiyle ilgili yürüttüğü, bazılarında ABD’nin de dahil soruşturmaların sonuçlarının Washington ile paylaşıldığına dikkat çekildi: “FBI’ın tamamlanan soruşturmalar dışında bir sonuca varacağına inanmak zor. Bununla birlikte, İsrail; Yair Lapid liderliğindeki hükümet ile Benjamin Netanyahu liderliğinde kurulması beklenen yeni hükümete geçiş yaparken başlatılan soruşturma, Kudüs’ün (Batı Kudüs kastediliyor) suratına atılmış bir tokattır.”
Cinayete kurban giden bir Amerikan vatandaşının ölümünün soruşturulmasını anlayışla karşılasalar da söz konusu ülkenin İsrail olması Jerusalem Post editörlerini üzmüş ve şaşkına uğratmışa benziyor: “Washington’un hukukun üstünlüğüne saygı duyduğunu bildiği ve bağımsız, güvenilir bir yargıya sahip İsrail gibi ABD’nin yakın bir müttefiki söz konusu olduğunda bu tür soruşturmalar norm değildir. Arkadaş arkadaşa böyle davranmaz ve Amerikalı müttefiklerimizi şiddetle kararlarını yeniden gözden geçirmeye davet ediyoruz.”

İsrail basınına göre, ABD, Savunma ve İç Güvenlik Bakanlıklarına atanmaları halinde Smotrich veya Ben-Gvir ile ilişki kuramayacağını Netanyahu’ya iletti.
‘İşgal iç meseleymiş gibi…’
İsrail basınında şaşkınlık ve kızgınlık hâkim olsa da ABD’ye hak vermeyenler de yok değil. Bunların başında da sol eğilimli görüşleriyle öne çıkan İsrail’in en eski günlük gazetesi Haaretz geliyor. Haaretz, “Ordu kendini soruşturursa” başlıklı editöryal başyazısında cinayetle ilgili İsrail’in yürüttüğü soruşturmayı ve sonuçlarını eleştiriyor. İsrail Ordusu’nun iç soruşturmasında Ebu Akile’nin İsrail askerinin silahından çıkan kurşunla öldürülmüş olabileceği ihtimalini kabul etmesinin bile dört ay aldığına dikkat çekiliyor. Ayrıca bu yarı örtük kabulün bile BM dahil bir dizi kuruluşun yürüttüğü soruşturma sonuçlarından sonra geldiğine işaret edilen başyazıda, “Soruşturma İsrail Ordusu yerine bağımsız İsrail yargısınca yürütülse sonuçlarının belki daha kabul edilebilir” olacağına işaret ediliyor. Bu bağlamda, kurulması beklenen yeni İsrail hükümetinin yargıyı kontrol altına alma planının yürürlüğe girmesi durumunda İsrail’in iç işlerine “müdahale” taleplerinin daha da güçleneceğine dikkat çekiliyor.
Başyazı, FBI’nın soruşturma kararının İsrail’e karşı sert bir duruş talep eden Demokratların baskısına bağlamanın yanlış olduğu görüşünde: “Bunun yerine İsrail, ABD de dahil olmak üzere dünyanın İsrail’de olup bitenlere daha sert bakmaya başladığını içselleştirmeye başlasa iyi olur. Uluslararası toplumun -sanki 50 yılı aşkın bir süredir başka bir ülkenin işgali İsrail’in kendi iç meselesiymiş gibi- ‘İsrail’in iç işlerine’ müdahale etmeyeceği ihtimali gücünü kaybediyor.”
Ortadoğu
ABD ve İsrail, ara seçimlerin ardından İran’ı vurmayı planlıyor

New York Times gazetesinin haberine göre ABD ve İsrail savunma bakanlıkları, İran’daki nükleer tesisleri, enerji altyapısını ve cephanelikleri hedef alan yeni bir askeri harekat planı hazırladı. Kongre ara seçimlerinin ardından başlatılması gündemde olan operasyon için ABD üç uçak gemisi dahil geniş bir askeri gücü bölgeye sevk ediyor.
ABD ve İsrail savunma bakanlıkları, İran’a yönelik yeni bir saldırı planı hazırladı. Planlanan harekatın ABD’de 3 Kasım’da yapılacak Kongre ara seçimlerinin ardından başlaması gündemde yer alıyor.
The New York Times gazetesinin kaynaklara dayandırdığı habere göre, hazırlıkları yapılan plan kısa süreli ancak yoğun bir operasyonu öngörüyor.
Askeri birimlerin tatbikatlarını artırdığı bu süreçte, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth olası saldırı senaryolarını İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile ele aldı.
Hedef listesinde İran’ın nükleer tesisleri, enerji altyapısı ile füze ve insansız hava aracı cephanelikleri var.
Gazeteye konuşan bazı yetkililer, yeni saldırı dalgasının İran ekonomisine ağır zarar verebileceğini ve Tahran yönetimini taviz vermeye zorlayabileceğini öne sürüyor.
Buna karşılık bazı kaynaklar, çatışmaların yeniden başlamasının şubat ile nisan ayları arasındaki önceki harekattan daha başarılı olacağından şüphe duyuyor.
Söz konusu önceki harekat, enerji fiyatlarının yükselmesine ve ABD’nin önleme füzeleri stoklarının tükenmesine yol açmıştı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın bu operasyonu onaylayıp onaylamayacağı henüz netlik kazanmadı.
Planların seyrinde İsrail’deki iç siyasi durumun da etkili olabileceği değerlendiriliyor; zira ülkede genel seçimler 27 Ekim’de yapılacak.
Gazeteye görüş veren bazı uzmanlar, Netanyahu’nun savaş tehdidini ulusal birlik hükümeti kurmak amacıyla kullanabileceğini savunurken, diğerleri muhalefetin başbakana yönelik güvensizliğine dikkat çekiyor.
Washington bölgesel yayılmadan çekiniyor
Washington yönetimi, çatışmaların bölge geneline yayılma ihtimalinden de endişe duyuyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, İran destekli Husilerin saldırıları nedeniyle Çarşamba günü Suudi Arabistan’daki zorunlu olmayan kamu personelinin ve ailelerinin ülkeden ayrılması talimatını verdi.
Üç uçak gemisi, savaş uçakları ve özel kuvvet birliklerini kapsayan ABD askeri gücünün kasım ayı başına kadar bölgeye tamamen konuşlandırılması planlanıyor.
Masadaki hedefler arasında “Pickaxe” adlı yer altı nükleer tesisi de yer alıyor. Trump bu tesise karşı “tüm bombaların anası” olarak bilinen yüksek tahrip gücüne sahip GBU-43/B bombasının kullanılabileceğini dile getirdi; ancak uzmanlar bu mühimmatın yerin derinliklerindeki kompleksi imha edebileceğinden şüphe ediyor.
Tahran yönetimi ise gerilimin olası tırmanışına karşı kendi hazırlıklarını yürütüyor ve hedef listesini genişletme tehdidinde bulunuyor. İran’ın olası karşı saldırılarında gemiler ve enerji altyapısının yanı sıra veri merkezleri ile deniz altı internet kablolarının da hedef alınabileceği belirtiliyor.
İranlı müzakerecinin danışmanı Mehdi Muhammedi, ABD’nin yeni harekatı 72 saat içinde bitirme hesabını “hayal” olarak nitelendirdi. Muhammedi, Tahran’ın vereceği yanıtın daha şiddetli ve beklenmedik olacağını kaydetti.
Financial Times ise daha önce İsrail’in 10 Ekim için planladığı İran operasyonunun, ABD Başkanı’nın Kongre ara seçimleri öncesinde geniş çaplı çatışmalara dönmek istememesi nedeniyle iptal edildiğini aktarmıştı.
Habere göre ordu, Netanyahu’nun talimatıyla nükleer tesislere, İran yönetimine, elektrik santrallerine ve sivil altyapıya yönelik çok günlük bir saldırı hazırlamıştı. Bu harekatın şubatta başlayan operasyondan daha yoğun olması tasarlanmıştı.
Washington yönetimi Tahran’dan Hürmüz Boğazı ve nükleer program konularında bir anlaşma koparmayı hedefliyor.
Financial Times‘a konuşan bir kaynak, “Ya bir anlaşma olacak ya da bir saldırı” diyerek önümüzdeki haftalarda operasyonun başlayabileceğini ifade etti.
Aynı gazeteye konuşan bir başka yetkili, İsrail’in hazırlıklarının müzakerelerde İran üzerinde baskı kurma amacı taşıyabileceğini dile getirdi.
Axios da Pentagon’un saldırıların yeniden başlatılması için hazırlık emri verdiğini, ancak belgede belirli bir tarihin yer almadığını ve Trump’ın nihai kararı henüz vermediğini bildirmişti.
ABD ve İsrail, İran’a karşı operasyonu 28 Şubat’ta başlatmıştı. İran bu hamleye bölgedeki ABD ve İsrail tesislerine saldırarak ve Hürmüz Boğazı’ndaki gemi geçişlerini kısıtlayarak karşılık vermişti.
Taraflar haziran ayında ateşkesi ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın kaldırılmasına yönelik müzakereleri öngören bir mutabakat zaptı imzalamış, ancak ABD ile İran arasındaki karşılıklı saldırılar devam etmişti.
Ortadoğu
İsrail’in İran bombardımanı Trump’ın Kongre seçimi hesabına takıldı

Financial Times gazetesinin haberine göre İsrail ordusunun 10 Ekim için hazırladığı çok günlük İran bombardımanı, ABD Başkanı Trump’ın 3 Kasım’daki Kongre ara seçimleri öncesinde çatışmayı büyütmek istememesi nedeniyle rafa kalktı. Güncellenen hedef listesinde nükleer tesislerin yanı sıra elektrik santralleri gibi sivil yapılar da yer aldı.
İsrail ordusunun 10 Ekim için planladığı kapsamlı İran operasyonu, ABD Başkanı Donald Trump’ın 3 Kasım’daki Kongre ara seçimleri öncesinde geniş çaplı savaştan kaçınma kararı nedeniyle gerçekleşmedi.
Financial Times gazetesinin konuya aşina kaynaklara dayandırdığı habere göre, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun talimatıyla günlerce sürecek bir bombardıman hazırlığı yapılmıştı.
Hedef listesinde nükleer tesisler ve İran liderliğine ait noktaların yanı sıra elektrik santralleri ile diğer sivil altyapı tesisleri de yer aldı.
Planlanan saldırıların yoğunluk bakımından ABD ve İsrail’in şubat ayında başlattığı ortak harekatı geride bırakması öngörülüyordu.
Beyaz Saray Sözcü Vekili Anna Kelly, gazeteye yaptığı açıklamada, “Birleşik Devletler ara seçimlerden önceki herhangi bir tarihte İran’a saldırmayacak” ifadesini kullandı.
Kelly, Tahran yönetiminin hem ekonomik hem de askeri açıdan zor durumda olduğunu, İran limanlarına uygulanan abluka ile ABD’nin Hürmüz Boğazı üzerinden petrol sevkiyatını güvenceye alma çabalarının sonuç verdiğini savundu.
Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, saldırıların önümüzdeki haftalarda yeniden başlama ihtimaline değinerek “Ya bir anlaşma olacak ya da saldırı” değerlendirmesinde bulundu.
Aynı kaynak, Washington’ın Hürmüz Boğazı ve nükleer program başlıklarında çatışmayı tamamen bitirecek bir uzlaşma hedeflediğini aktardı; iptal edilen operasyona ABD’nin doğrudan katılıp katılmayacağı ise netleşmedi.
Bir diğer kaynak ise operasyon hazırlığının müzakerelerde Tahran üzerinde baskı kurma aracı olarak kullanılmış olabileceğini, yeni bir askeri adımda nihai kararın ABD Başkanına ait olduğunu ifade etti.
Hegseth İsrail’de güncellenen hedef listesini görüştü
İsrailli bir yetkili, ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth’in 19 Ekim’de İsrail’i ziyaret ederek Netanyahu ve üst düzey temsilcilerle bir araya geldiğini aktardı.
Bir başka kaynak, İsrail tarafının yeni istihbarat verileriyle hazırladığı ve bu yıl daha önce vurulmamış sivil altyapı unsurlarını da içeren güncel hedef listesini Amerikalı muhataplarına sunduğunu belirtti.
Söz konusu temaslara ilişkin soruları Pentagon yanıtlamadı; Netanyahu’nun ofisi ve İsrail ordusu da açıklama yapmaktan kaçındı.
Operasyonun ertelenmesine rağmen Trump ve Netanyahu kamuoyu önünde İran’a yönelik askeri uyarılarda bulunmayı sürdürdü.
Netanyahu 19 Ekim’de yayımlanan videoda Trump’a hitaben “Donald, bu işi bitirmemiz gerektiğini söyledin ve bunu birlikte bitireceğiz” dedi; Trump ise hoparlör üzerinden “Sen büyük bir savaşçısın ve bunu çok yakında kanıtlayacağız” karşılığını verdi.
Liderlerin bu temasları iki ülkedeki kritik seçim süreçleriyle kesişiyor.
İsrail’de parlamento seçimleri ABD’deki oylamadan bir hafta önce, 27 Ekim’de düzenlenecek.
Ülkedeki kamuoyu yoklamalarının büyük kısmı muhalefet bloğunu Netanyahu koalisyonunun az farkla önünde gösterse de tarafların net bir çoğunluğu bulunmuyor.
ABD merkezli yayın organı Axios da Pentagon’un İran’a dönük saldırı hazırlıklarını tamamlama talimatı verdiğini, ancak direktifte belirli bir tarihin yer almadığını ve Trump’ın kesin kararını vermediğini aktarmıştı.
15 Ekim’de CNN kanalı, “tüm bombaların anası” olarak bilinen GBU-43/B tipi mühimmatın İran nükleer tesislerine karşı kullanım planını haberleştirdi; yayına konuşan Amerikalı yetkililer bombanın derindeki sığınakları imha kapasitesine şüpheyle yaklaştı.
Tahran yönetimi diplomatik çözüme açık olduğunu duyururken olası bir operasyona sert karşılık verileceğini bildirdi.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, rakiplerinin askeri çatışmayı seçmesi halinde yanıtın “öncekinden çok daha sert” olacağını vurguladı.
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı operasyona karşılık İran bölgedeki hedefleri vurmuş, Hürmüz Boğazı’ndaki gemi geçişlerini sınırlandırmıştı.
Taraflar haziran ayında ateşkesi ve boğazdaki ablukanın kaldırılmasına dönük müzakereleri içeren bir mutabakata varsa da ABD ile İran arasındaki karşılıklı saldırılar kesilmedi.
Ortadoğu
Trump desteği yetmedi: Netanyahu muhalefet lideri Eisenkot’un gerisinde

İsrail’de 27 Ekim seçimleri öncesinde yayımlanan anketler, eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot liderliğindeki muhalefetin Başbakan Binyamin Netanyahu’nun önünde olduğunu gösteriyor. Ancak iki blok da 120 sandalyeli Knesset’te hükümet kurmak için şart olan 61 vekile ulaşamıyor.
İsrail’de 27 Ekim’de yapılması planlanan genel seçimler yaklaşırken eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot liderliğindeki muhalefet cephesi, kamuoyu yoklamalarında Başbakan Binyamin Netanyahu’nun önünde yer almayı sürdürüyor.
İsrail basınında 19 ve 20 Ekim tarihlerinde yayımlanan anket verileri, ABD Başkanı Donald Trump’ın açık desteğine rağmen iktidar koalisyonunun muhalefeti yakalayamadığını ortaya koyuyor.
Ancak mevcut oy dağılımı, iki kanadın da tek başına hükümet kurma çoğunluğuna erişemediğini belgeliyor.
Netanyahu reaches 61 seats in Channel 14’s latest poll. He doesn’t in i24’s.
Both give him a stronger position than Kan and Maariv. Likud gets 29 seats in Channel 14, 25 in i24, 21 in Kan and 18 in Maariv.
Count the same five lists—Likud, Shas, United Torah Judaism, Otzma… pic.twitter.com/Qb0fCq0qdK
— Zvika Klein צביקה קליין (@ZvikaKlein) October 19, 2026
Hiçbir blok hükümet kurmak için gereken 61 sandalyeye ulaşamıyor
Kanal 13 tarafından yapılan ankete göre sandık bugün kurulsa Eisenkot’un bloku 51, Netanyahu koalisyonu ise 50 sandalye kazanıyor.
Kanal 12 araştırması ise farkın biraz daha açıldığına işaret ediyor; bu yoklamada Eisenkot ittifakı 55, iktidar bloku 51 milletvekiline ulaşıyor. Toplam 120 sandalyeli İsrail parlamentosu Knesset’te hükümet kurabilmek için asgari 61 sandalye gerekiyor.
Siyasi aritmetiği kilitleyen temel etkenlerden biri, her iki kanadın da İsrail vatandaşı Filistinlilerin partileriyle koalisyon kurmayı reddetmesi oluyor. Bu yaklaşım, seçim sonrasında meclis çoğunluğunun sağlanmasının önündeki en somut engel olarak duruyor.
Kanal 12 verilerine göre genel seçmen katılımının yüzde 72 seviyesinde kalması bekleniyor. Sandığa gitme eğilimi muhalefet seçmeninde yüzde 81’e kadar tırmanırken Netanyahu destekçilerinde bu oran yüzde 74 olarak ölçülüyor.
Aynı yoklama, başbakanlık tercihlerinde Eisenkot’un Netanyahu karşısındaki puan farkını iki puan daha açtığını kayda geçiriyor.
Gantz’ın çekilmesiyle Yashar Partisi yükselişe geçti
Walla sitesinde yer alan anket ise Benny Gantz’ın Mavi Beyaz partisini yarıştan çekme kararının ardından dengelerin değiştiğini gösteriyor. Bu kararla birlikte Eisenkot’un Yashar Partisi sandalye sayısını 23’e çıkarırken Netanyahu’nun Likud Partisi bir kayıpla 19 sandalyeye indi.
Eisenkot’un partisi ve çatısı altında yer aldığı “Siyonist Muhalefet” bloku birkaç aydır yoklamaların zirvesinde kalmayı sürdürüyor.
Trump, daha önceki destek mesajında Netanyahu’yu “harika bir savaşçı başbakan ve barış için daha da büyük bir ortak” sözleriyle övmüştü. Kamuoyu yoklamaları, bu diplomatik ve siyasi desteğin İsrail seçmeninin tercihini iktidar lehine çevirmeye yetmediğini belgeliyor.
Genç seçmenler arasında Ben Gvir’in desteği yükseliyor
Netanyahu’nun ittifakı toplam güç bazında geride kalsa da koalisyon ortağı aşırı sağcı aktörlerin tabanlarını genişlettiği görülüyor. Özellikle genç seçmenler arasında İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir’in Yahudi Gücü Partisine ilginin arttığı ölçülüyor.
Kudüs’teki İbrani Üniversitesine bağlı Agam Labs tarafından yürütülen araştırmada konuşan 18 yaşındaki bir öğrenci tercihindeki değişimi, “Eskiden biraz deli olduğunu düşünüyordum ama sonra söylediklerine gerçekten baktım ve hepsi anlamlı geldi” sözleriyle aktardı.
Bir diğer İsrail vatandaşı ise Ben Gvir’in Batı Şeria’daki yerleşimcileri silahlandırma hamlesinin kendisine “nefes aldırdığını” ifade etti.
Ben Gvir, yerleşimcilerin Mescid-i Aksa’ya yönelik baskınlarına öncülük etmesi ve 7 Ekim 2023’ten bu yana on binlerce yerleşimciye askeri nitelikli tüfek dağıtmasıyla biliniyor.
Filistinlilere yönelik şiddeti tırmandırmakla eleştirilen Ben Gvir; Gazze’nin aç bırakılması, Lübnan’daki askeri harekatın sürmesi ve Beyrut’un bombalanması çağrıları yapıyor. Aşırı sağcı bakanın bu askeri yaklaşımları İsrail’deki birçok muhalefet partisinde de siyasi taban buluyor.
Dünya Basını2 hafta önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika2 hafta önceBrezilya’da ikinci tur süreci nasıl işleyecek?
Amerika3 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını1 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum









