Diplomasi
BRICS’ten İran’a saldırıya kınama, Gazze için ateşkes çağrısı

Brezilya’nın Rio de Janeiro kentinde toplanan BRICS, yayımladığı bildiriyle İran’a yönelik saldırıyı kınayarak Gazze’de acil ateşkes çağrısı yaptı. Zirve devam ederken ABD Başkanı Donald Trump ise BRICS’in ‘Amerikan karşıtı politikasını’ destekleyen ülkeleri yüzde 10 ek gümrük vergisiyle tehdit etti.
Brezilya’nın Rio de Janeiro kentinde pazar günü başlayan 17. BRICS Zirvesi’nde, İran’a yönelik askeri saldırılar kınanırken Gazze’de acil ve kalıcı ateşkes sağlanması yönünde çağrı yapıldı.
Zirve devam ederken ABD Başkanı Donald Trump, BRICS’in politikalarını destekleyen ülkelere yönelik yeni gümrük vergisi tehdidinde bulundu.
Grup tarafından yayımlanan ortak bildiride, İran’a yönelik askeri saldırıların “uluslararası hukukun ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’nın ihlali” olduğu belirtildi.
Trump’tan BRICS’i destekleyen ülkelere vergi tehdidi
ABD Başkanı Donald Trump, BRICS zirvesi devam ederken sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı açıklamada, grubun “Amerikan karşıtı politikasını” desteklemeye karar veren ülkelere yüzde 10 ek gümrük vergisi uygulanacağını duyurdu. Trump, “İstisna olmayacak,” ifadelerini kullandı.
Trump daha önce de BRICS ülkelerini, dolara alternatif bir para birimi oluşturmaları halinde ürünlerine yüzde 100 gümrük vergisi getirmekle tehdit etmişti.
ABD Başkanı, “BRICS’in uluslararası ticarette Amerikan dolarının yerini alma şansı zerre kadar yok. Bunu yapmaya kalkan herhangi bir ülke, Amerika’ya el sallayabilir,” demişti. Trump, bu tehdidinden sonra BRICS’in “öldüğünü” iddia etmişti.
İran’a saldırı ‘uluslararası hukukun ihlali’
BRICS bildirisinde, Orta Doğu’daki güvenlik durumunun tırmanmasından ve sivil altyapı ile barışçıl nükleer tesislere yönelik kasıtlı saldırılardan “derin endişe” duyulduğu ifade edildi.
Grup, bölgesel zorlukların çözümünü amaçlayan diplomatik girişimlere destek verdiğini vurgulayarak, konuyu ele alması için BM Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) çağrıda bulundu.
Gazze’de acil ateşkes, Lübnan’da şartlara uyum çağrısı
Bildiride, İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları devam ederken işgal altındaki Filistin topraklarındaki durumdan duyulan endişe de yinelendi.
Başta uluslararası insani hukuk ve insan hakları hukuku olmak üzere tüm uluslararası hukuk ihlallerinin kınandığı metinde, açlığın bir savaş yöntemi olarak kullanılmasına özellikle dikkat çekildi.
Taraflara, acil, kalıcı ve koşulsuz bir ateşkese ulaşmak amacıyla iyi niyetle daha fazla müzakereye girmeleri çağrısı yapıldı. Ayrıca, Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’na (UNRWA) verilen “sarsılmaz” destek teyit edildi.
Lübnan’daki ateşkesten memnuniyet duyulduğu belirtilen bildiride, tüm taraflara “şartlara sıkı sıkıya bağlı kalmaları” çağrısında bulunuldu.
Ateşkesin ve Lübnan’ın egemenliği ile toprak bütünlüğünün devam eden ihlalleri kınandı.
Bildiride İsrail’e, “Lübnan hükümeti ile üzerinde anlaşılan şartlara saygı duyması ve işgalci güçlerini tüm Lübnan topraklarından çekmesi” çağrısı yapıldı.
‘Suriye’nin toprak bütünlüğüne bağlıyız’
BRICS, Suriye’nin egemenliğine, bağımsızlığına, birliğine ve toprak bütünlüğüne olan bağlılığını da teyit etti. BMGK’nin 2254 sayılı kararının ilkelerine dayanan, Suriye liderliğinde barışçıl ve kapsayıcı bir siyasi süreç çağrısında bulunuldu.
Suriye’nin bazı bölgelerinin kısmen işgal edilmesi şiddetle kınanırken, İsrail’e güçlerini gecikmeksizin çekmesi için çağrı yapıldı. Suriye’deki yabancı terörist savaşçıların varlığının oluşturduğu tehdit de kınandı.
Arakçi: BRICS’in uluslararası hukuku savunma sorumluluğu var
Zirvede bir konuşma yapan İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, BRICS’in uluslararası hukuku ve çok taraflılığı savunma, devletlerin eşitliğinden güç kullanımının reddine ve anlaşmazlıkların barışçıl çözümüne kadar BM’nin temel ilkelerini destekleme sorumluluğu olduğunu vurguladı.
Arakçi, İran’a yönelik saldırının “ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin İsrail rejimine hesap sorulmaksızın suç işlemesi için tanıdığı mutlak dokunulmazlığın bir sonucu” olduğunu söyledi.
Hem İsrail’in hem de ABD’nin uluslararası hukuku ihlal etmeleri nedeniyle hesap vermesi gerektiğini belirten Arakçi, bu saldırının sonuçlarının sadece ülkesiyle sınırlı kalmayıp tüm bölgeye ve hatta ötesine yayılacağı uyarısında bulundu.
İranlı bakan, “İsrail’in yasa dışı eğilimleri destekçileri tarafından teşvik edildiği sürece bölgedeki güvenlik ikileminin çözülmeyeceğini” ifade etti.
Saldırılarda yerleşim alanları ve askeri üslerin hedef alındığını, askeri liderlerin, askerlerin, akademisyenlerin ve bilim insanlarının öldürüldüğünü belirten Arakçi, Tahran’ın işlenen savaş suçlarını belgeleme konusundaki kararlılığını vurguladı.
Arakçi, “İran’ın adalet ve tazminat talebinden vazgeçmeyeceğini” ve ülkesinin “gelecekteki herhangi bir saldırıya karşı kendini var gücüyle savunmaya devam edeceğini” sözlerine ekledi.
Putin: Tek kutuplu dünya geçmişte kaldı
Zirveye video konferans yoluyla katılan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, dünyanın köklü değişikliklere tanık olduğunu ve tek kutuplu uluslararası ilişkiler sisteminin “geçmişte kaldığını” söyledi.
BRICS ülkeleri arasında işbirliğinin güçlendirilmesi çağrısında bulunan Putin, ulusal para birimlerinin kullanımının genişletilmesini umduğunu dile getirdi.
Putin, tüm üye ülkelerin “eşitlik, iyi komşuluk ve geleneksel değerler ilkelerinden yana olduğunu” belirterek, “BRICS’in etkisi ve konumu her geçen yıl artıyor ve haklı olarak küresel sistemin ana merkezlerinden biri haline geldi,” dedi.
Rusya lideri, grubun satın alma gücü paritesi açısından G7 gibi diğer blokları “önemli ölçüde geride bıraktığını” kaydetti.
Lula da Silva: BMGK reforme edilmeli
Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva ise BM’nin “itibar kaybı ve felç olma” tehlikesiyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulundu.
Lula da Silva, BMGK’nin “Küresel Güney’den yeni daimi üyeler eklenerek” reforme edilmesi çağrısı yaptı. Bunun sadece bir adalet meselesi olmadığını, aynı zamanda “BM’nin hayatta kalmasının bir garantisi” olduğunu belirtti.
Brezilya lideri ayrıca nükleer bir felaket yaşanabileceği uyarısında bulunarak dünya liderlerini İsrail’in Gazze Şeridi’nde işlediği “soykırımı” görmezden gelmemeye çağırdı.
Çözümün ancak “işgalin sona ermesi ve bir Filistin devletinin kurulmasıyla mümkün olacağını” vurguladı.
Lavrov’dan Arakçi’ye destek
Zirve marjında Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İranlı mevkidaşı Arakçi ile bir görüşme gerçekleştirdi. Lavrov, barışçıl nükleer tesislere yönelik olanlar da dahil olmak üzere İran’a karşı yapılan yasa dışı saldırıları kınayan ülkesinin tutumunu yineledi.
Bölgedeki gerilimin tırmanmasını önlemek için etkili adımlar atılmasının önemini vurgulayan Lavrov, Rusya’nın BMGK düzeyinde de dahil olmak üzere yardıma hazır olduğunu belirtti.
BRICS’in küresel yükselişi
BRICS, başlangıçta Goldman Sachs baş ekonomisti Jim O’Neill tarafından Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin’in gelişmekte olan ekonomilerini tanımlamak için BRIC kısaltmasıyla ortaya atılmıştı.
Söz konusu ülkeler 2009’da gayri resmi bir kulüp kurdu. 2010’da Güney Afrika’nın katılımıyla grup BRICS adını aldı. 2023’te Mısır, Etiyopya, İran ve BAE’nin katılımıyla genişleyen gruba, 2025’in başında Endonezya da katıldı.
Rusya Doğrudan Yatırım Fonu (RDIF) Başkanı Kirill Dmitriyev, Brezilya’daki zirve sırasında yaptığı açıklamada Küresel Güney çağının başladığını söyledi.
Dmitriyev, BRICS ülkelerinin küresel ekonomik büyümenin yarısını, dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 45’ini ve küresel GSYİH’nin yaklaşık yüzde 40’ını oluşturduğunu, G7’nin payının ise yüzde 29’da kaldığını anımsattı.
Diplomasi
Five Eyes, gelişmiş yapay zeka için acil önlem çağrısı yaptı

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan oluşan Five Eyes istihbarat ittifakı, hükümetlerin ve şirketlerin savunmalarını aşabilecek yapay zeka modellerinin yıllar değil, aylar içinde ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. İttifak, hükümetler ile şirket yöneticilerini “hemen harekete geçmeye” çağırdı.
ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın oluşturduğu Five Eyes (FVEY) istihbarat ittifakı, geniş ölçekli siber saldırılar gerçekleştirebilen ve hükümetler ile şirketlerin savunmalarını aşabilen yapay zeka modellerinin yıllar içinde değil, birkaç ay içinde ortaya çıkmasının beklendiğini açıkladı.
İttifakın ortak açıklamasında, hükümetler ve şirket yöneticileri “hemen harekete geçmeye” çağrılırken, “Gelişmiş yapay zeka modellerinin mevcut sektör beklentilerini aşması bekleniyor. Bu sürecin zaman çizelgesi yıllar değil, aylardır” ifadelerine yer verildi.
ABD yönetimi haziran ayının başında, ulusal güvenliğe yönelik olası tehditler nedeniyle Anthropic tarafından geliştirilen Mythos modeline yabancı ülke vatandaşlarının erişiminin durdurulmasını istemişti.
ABD makamlarının talebinin ardından şirket, en güçlü yapay zeka modelleri olarak tanımlanan Mythos 5 ve Fable 5’i tüm kullanıcılar için devre dışı bıraktı.
The New York Post’un haberine göre Anthropic, ABD makamlarıyla işbirliği yapmayı kabul etti.
ABD Senatosu İstihbarat Komisyonu Başkan Yardımcısı Mark Warner da haziran ayında yaptığı açıklamada, Mythos’un ABD Ulusal Güvenlik Ajansının (NSA) gizli sistemlerinin neredeyse tamamını “haftalar içinde değil, saatler içinde” aştığını söyledi.
Daha önce Financial Times, kaynaklarına dayandırdığı haberinde NSA’nın siber operasyonlarda Claude Mythos’u kullanabileceğini yazmıştı.
Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, bu teknolojinin Çin ve İran gibi ülkelerin ağlarına sızmak için kullanılabileceğini belirtmişti.
OpenAI ise mayıs ayında, yapay zekanın yönetimi ve düzenlenmesi için ABD liderliğinde, Çin’in de katılımıyla küresel bir yapı oluşturulmasını savundu.
Şirket, söz konusu yapının işleyiş ve amaç bakımından, nükleer silahların yayılmasını önlemek amacıyla küresel güvenlik standartları belirleyen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansına (UAEA) benzer şekilde tasarlanabileceğini ifade etmişti.
Diplomasi
NATO yeni bir ‘Baltık Muharebesi’ne hazırlanıyor

The Telegraph, ABD ve NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir Rusya çatışmasına karşı lojistik hazırlıklarını yoğunlaştırdığını yazdı. Gazeteye göre BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD birlikleri hızlı üs konuşlandırma ve ikmal altyapısı kurma kabiliyetlerini test etti.
The Telegraph gazetesi, ABD ve diğer NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir çatışmaya yönelik lojistik hazırlıklar yürüttüğünü ve bölgenin Rusya ile yaşanabilecek yeni bir küresel karşılaşmanın merkezlerinden biri olarak değerlendirildiğini yazdı.
Gazetenin aktardığına göre, 4-19 Haziran tarihleri arasında düzenlenen BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD Deniz Kuvvetleri’nin mühendis birlikleri Seabees, Baltık kıyısında tekne rampaları ve çeşitli yapılar inşa ederek üslerin hızlı şekilde konuşlandırılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirdi.
ABD’li Teğmen Cody Robertson, “Belirlenen bir bölgeye ulaşma, kamp kurma ve bu merkezi savaş gücümüzü yansıtabileceğimiz bir nokta olarak kullanma kabiliyetimizi test ediyoruz” dedi.
The Telegraph, 1942 yılında kurulan Seabees birliğinin, eski ABD Başkanı ve General Dwight Eisenhower’ın “Muharebeler, harekatlar ve hatta savaşlar öncelikle lojistik nedeniyle kazanıldı ya da kaybedildi” sözüyle özetlenen anlayış doğrultusunda faaliyet gösterdiğini belirtti.
Haberde, Baltık Denizi’nin sekiz NATO ülkesi ile Rusya tarafından çevrelendiği ve İsveç’e bağlı Gotland ile Danimarka’ya bağlı Bornholm gibi stratejik öneme sahip adalarla çevrili olduğu kaydedildi.
Gazeteye göre NATO, bu adaları olası bir saldırının püskürtülmesinde ve karşı harekatlar için ileri üs olarak kullanmayı planlıyor.
Baltık’ın doğu kıyısında ise Rusya Baltık Filosu’nun konuşlu bulunduğu Kaliningrad bölgesi yer alıyor.
The Telegraph, Finlandiya ve İsveç’in 2023 ve 2024 yıllarında NATO’ya katılmasının ardından bölgenin kolektif savunmasının daha da öncelikli hale geldiğini yazdı.
Robertson da gazeteye yaptığı açıklamada, “Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılması, buradaki koşulları iyi tanımamızı daha da önemli hale getiriyor” ifadelerini kullandı.
Bununla birlikte gazetenin aktardığına göre, Letonya Güvenlik Kurumu’nun (SAB) eski başkanı Janis Kazocins, Rusya ile NATO arasında tam ölçekli bir çatışma yaşanma ihtimaline kuşkuyla yaklaştı.
Kazocins, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının henüz sona ermediğine işaret etti ancak Baltık ülkelerinin enerji altyapısına yönelik olası sabotajlara karşı kırılgan olmaya devam ettiği uyarısında bulundu.
Baltık Denizi’nde Kasım 2024 ile Şubat 2026 arasında bir dizi denizaltı kablosu arızası ve hasarı meydana geldi. Finlandiya ile Almanya arasındaki C-Lion1 kablosu Kasım 2024, Aralık 2024 ve Şubat 2026’da olmak üzere üç kez koptu. EstLink 2 enerji kablosu Ocak ve Aralık 2025’te devre dışı kaldı.
Litvanya ile İsveç arasındaki BCS East-West Interlink Kasım 2024’te, Letonya ile İsveç arasındaki fiber optik kablo Ocak 2025’te ve Rusya’ya ait Baltika kablosu ise Şubat 2026’da zarar gördü. Avrupa’daki bazı yetkililer bu olaylarda Rusya’dan şüphelendiklerini açıklamıştı.
Rus yetkililer ise kablo kopmaları ve NATO ülkelerindeki diğer sabotaj eylemleriyle bağlantılı oldukları yönündeki tüm suçlamaları reddediyor. Kremlin, Rusya’nın başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmediğini belirtiyor.
Washington Post, 19 Ocak’ta yayımladığı haberinde ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin istihbarat servislerinin, Moskova’nın söz konusu olaylarla bağlantılı olmadığı yönündeki değerlendirmeye eğilim gösterdiğini yazmıştı.
Letonya Dışişleri Bakanı Bayba Braze de gazeteye yaptığı açıklamada, Baltık’taki tatbikatların ABD’nin müttefiklerine bağlılığını ortaya koyduğunu belirterek, “BALTOPS-26’nın ölçeği her şeyi anlatıyor. Güçlü transatlantik işbirliği NATO’nun kolektif savunmasının temelini oluşturuyor ve mevcut güvenlik ortamında her zamankinden daha önemli” dedi.
Daha önce The Economist de Baltık Denizi’nin Rusya ile NATO arasında yaşanabilecek olası bir karşılaşmanın kilit alanlarından biri haline geldiğini yazmış, denizaltı altyapısının kırılganlığına ve bunun korunmasının ittifak açısından yarattığı zorluklara dikkat çekmişti.
Politico ise İsveç’in Gotland Adası’nı güçlendirerek adayı bir savunma merkezine dönüştürmeye çalıştığını aktarmıştı.
Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ve Denizcilik Kurulu Başkanı Nikolay Patruşev, Baltık bölgesinde çok uluslu NATO grubunun ortaya çıkmasının ardından bölgede “karmaşık bir durum” oluştuğunu söylemişti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise birçok kez Rusya’nın NATO ile savaşmak için herhangi bir nedeni ya da çıkarı bulunmadığını ifade etti.
Putin, “Rusya’nın NATO’ya saldırmak istediğini uydurdular. Aklınızı mı kaçırdınız? Şu masa kadar bile akıllı değil misiniz?” sözlerini kullanmıştı.
Diplomasi
Hindistan, Rusya’dan petrol alımında rekor kırdı

Kpler verilerine göre Hindistan’ın Rusya’dan petrol ve kömür ithalatı, Ortadoğu’daki savaş ve sevkiyat aksaklıkları nedeniyle haziran ayında rekor seviyelere ulaştı. Rusya’dan yapılan günlük petrol sevkiyatının haziranda 2,55 milyon varile çıkması beklenirken, Moskova Avustralya’yı geride bırakarak Hindistan’ın ikinci en büyük kömür tedarikçisi konumuna yükseliyor.
Hindistan, İran’da yaşanan gerilim nedeniyle tedarik zincirinde meydana gelen aksamalar ve yükselen fiyatlar karşısında Rusya’dan petrol ve kömür ithalatını artırıyor.
Reuters haber ajansının uluslararası analiz şirketi Kpler verilerine dayandırdığı habere göre, Rusya’dan Hindistan’a yapılan sevkiyatlar haziran ayında rekor düzeylere ulaştı.
Kpler tahminlerine göre, Rusya’nın Hindistan’a petrol sevkiyatı haziran ayında günlük 2,55 milyon varille rekor düzeye yükselecek.
Bu miktar, mayıs ayındaki günlük 2,13 milyon varillik sevkiyatı ve Mayıs 2023’teki günlük 2,16 milyon varillik düzeyi geride bırakıyor.
Rusya’nın Hindistan’ın haziran ayındaki toplam ithalatı içindeki payı ise yüzde 50’nin hemen altında gerçekleşecek. Bu oran, Ortadoğu’daki çatışmanın başladığı 28 Şubat öncesindeki üç aylık dönemde ortalama yüzde 23 seviyesindeydi.
Hindistan’ın Rus petrolüne yönelmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasının ardından piyasadaki arzı artırmak amacıyla ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin alımlara yönelik yaptırımları geçici olarak kaldırmasını izledi.
Ancak yaptırımlardan muafiyet süresi 17 Haziran’da sona erdi ve ABD Hazine Bakanlığı tarafından uzatılmadı.
Reuters, bu durumun Rus petrolü alımlarında azalmaya yol açabileceğini, ancak sürecin gidişatının Hindistan rafinerilerinin ve yetkililerinin Ortadoğu ülkelerinden sevkiyatlara dönme konusundaki istekliliğine bağlı olacağını belirtiyor.
Kpler öngörülerine göre, Suudi Arabistan’dan yapılan ithalatın haziran ayında günlük 349 bin varil seviyesinde kalması bekleniyor. Bu miktar, savaş öncesindeki üç aylık dönemde günlük ortalama 832 bin varil düzeyindeydi.
İthalat artışı Rus kömüründe de gözleniyor. Haziran ayında tüm kalitelerde Rus kömürü ithalatının, mayıs ayındaki 3,27 milyon tona kıyasla 3,16 milyon ton olarak gerçekleşmesi bekleniyor.
Her iki ay da geçen yılın mayıs ayında kaydedilen 3,76 milyon tonluk zirvenin ardından sırasıyla tarihin en yüksek ikinci ve üçüncü değerleri olarak kayda geçecek.
Rusya’nın haziran ayında Avustralya’yı geride bırakarak, Çin’den sonra dünyanın en büyük ikinci kömür ithalatçısı olan Hindistan’a en çok kömür sağlayan ikinci ülke konumuna geleceği tahmin ediliyor.
Ajansın değerlendirmesine göre Rusya, Hindistan’ın temel kömür tedarikçisi olma rolünü korumaya devam edecek; ancak Rus petrolünün gelecekteki alımları, ABD’nin Moskova’ya yönelik yaptırım politikasını olası sıkılaştırma adımlarına bağlı olacak.
Yeni Delhi petrol sevkiyatının yaptırımlardan etkilenmeyeceğini açıkladı
Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, haziran ayı ortasında yaptığı açıklamada, ülkesinin 2022 yılından bu yana küresel fiyatları dizginlemek amacıyla ABD’nin talebi doğrultusunda Rus petrolü alımlarını artırdığını belirtmişti.
Jaishankar, Rus hammaddesine yönelik Amerikan kısıtlamalarını eleştirerek, bu önlemlere büyük ilkeler süsü verilmemesi çağrısında bulunmuştu.
Hindistan Petrol ve Doğalgaz Bakanlığı Temsilcisi Sujata Sharma da mayıs ayında yaptığı açıklamada, Rusya’dan sevkiyatların devam ettiğini ve ABD’nin yaptırım muafiyetlerine ilişkin kararlarından bağımsız olarak süreceğini kaydetmişti.
Hindistan rafinerileri, 2025 yılında ABD baskısı ve Hindistan mallarına yönelik yüzde 25’lik gümrük tarifesi tehdidi nedeniyle Rusya’dan yaptıkları ithalatı azaltarak Suudi Arabistan ve Irak’a yönelmişti.
Ancak Reuters’ın verilerine göre, Ortadoğu’daki savaşın ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın ardından Hindistan firmaları mart ayı başında Rus petrolü alımlarını yeniden artırdı.
Rusya’nın Yeni Delhi Büyükelçisi Denis Alipov nisan ayı sonunda yaptığı açıklamada, Hindistan’ın kabul etmeye hazır olduğu miktarda hammaddeyi tedarik etmeye hazır olduklarını duyurmuştu.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da daha sonra yaptığı açıklamada, Moskova’nın Hindistan’a enerji taşıyıcıları sevkiyatına ilişkin anlaşmalara bağlı kaldığını doğrulamıştı.
Amerika7 gün öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Dünya Basını2 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4









