Diplomasi
Rus uzmanlar Trump-Putin görüşmesini değerlendirdi: Silah sevkiyatı tamamen durmalı

ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, bu yıl altıncı resmi görüşmelerini gerçekleştirdi. Trump, Putin ile yaptığı telefon görüşmesi ardından “hiçbir ilerleme kaydedemediğini” açıkladı. Rus uzmanlar, Trump-Putin görüşmesini değerlendirdi: “Ateşkes için silah sevkiyatı tamamen durmalı.”
Rus medyasına göre, görüşmede Orta Doğu ve Ukrayna konuları ele alındı. Rusya Devlet Başkanı’nın Dışişleri Danışmanı Yuri Ushakov’a göre, görüşme yaklaşık bir saat sürdü. Vedomosti‘nin röportaj yaptığı uzmanlar, Trump’ın silah sevkiyatlarını askıya alarak ve diplomatik teşvikler sunarak Putin’i Ukrayna’da ateşkes yapmaya zorlamaya çalıştığını, ancak Rusya’nın stratejik taleplerinde kararlı olduğunu ve çatışmanın temel nedenleri ele alınmadan ateşkes kabul etmeye istekli olmadığını düşünüyor.
Uluslararası meselelerle ilgili olarak, iki lider Orta Doğu’daki durumu, özellikle İran’a odaklanarak ele aldı ve Suriye ile ilgili konulara da değindi. Ushakov, bu konularda Putin ve Trump’ın ilgili kurumlar ve danışmanlar aracılığıyla temaslarını sürdürme konusunda anlaştıklarını belirtti.
Liderler ayrıca Ukrayna’daki durumu da ele aldı. Trump, bir kez daha çatışmaların bir an önce durdurulması konusunu gündeme getirdi. Putin ise Moskova’nın çatışmaya siyasi bir çözüm bulmaya devam ettiğini ve Ukrayna ile devam eden doğrudan müzakerelerde ilerleme kaydedildiğini bildirdi. Ancak Rusya’nın mevcut çatışmanın kök nedenlerini ortadan kaldırmak için çabalarını sürdüreceğini vurguladı.
MGIMO Üniversitesi Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü’nün kıdemli araştırma görevlisi Nikolay Silayev, Vedomosti’ye verdiği demeçte, görüşmenin ana odak noktasının Orta Doğu’daki durum olduğunu söyledi.
Ulusal Ekonomi Yüksek Okulu’nun Kapsamlı Avrupa ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nden Dmitry Suslov ise, Trump’ın Putin’e ateşkes konusunda baskı yapmaya çalıştığını söyledi.
Uzman, Trump’ın Ukrayna’ya bazı silahların tedarikini askıya aldığını hatırlattı. Bu nedenle, Putin ile görüşmesi sırasında “sadece sopa değil, havuç da” kullandığını ve örneğin Rusya’nın ateşkes kabul etmesi halinde silah sevkiyatının askıya alınmasının kalıcı bir önlem haline gelebileceğini ima ettiğini belirtti. Ancak, sonucuna bakıldığında, Rusya’nın tutumu temelde değişmediğinden ve ABD’nin eylemlerinden bağımsız olarak, talepleri karşılanmadan ateşkes kabul etmeye hazır olmadığı için bu yaklaşımın başarılı olma ihtimalinin düşük olduğunu değerlendirdi.
Siyasi analist Alexander Nemtsov’a göre Trump, Rusya-Ukrayna çatışmasını sona erdirmek için kendi vizyonunu kabul ettirmeye çalıştı. Uzman, Beyaz Saray’ın mevcut cephe hattı boyunca ateşkesin sağlanması ve ardından Moskova ile Kiev’in müzakere masasına oturması konusunda ısrarcı olduğunu belirtti. Nemtsov, “Bu amaçla Washington, Rusya’ya yeni yaptırımlar uygulamaktan kaçındı ve Ukrayna’ya silah sevkiyatını askıya aldı. Ancak Rus tarafı, stratejik çıkarlarını feda ederek taktiksel kararlar almaya yanaşmıyor ve çatışmanın temel nedenleri giderilmeden düşmanlıkların sona erdirilmesini kabul etmiyor” dedi.
Rusya Dışişleri Bakanlığı’nın Kiev Rejimi Suçları Özel Temsilcisi Rodion Miroshnik, Izvestia’ya verdiği demeçte, Rusya’nın Batı’nın Ukrayna’ya tüm silah sevkiyatlarının durdurulmasını istediğini söyledi. Uzmanlar, şimdilik ABD’nin askeri yardımının sadece bir kısmını, özellikle füzeler ve top mermilerini askıya aldığını, ancak bunun bile çatışmanın çözümünü hızlandırabileceğini düşünüyor. Bununla birlikte, Kiev, Avrupa Birliği aracılığıyla ABD’den silah temin etmeye çalışabilir. Özellikle Almanya ile yeni askeri teçhizatın ortak üretimi de gündemde.
Miroshnik, İzvestia’ya yaptığı açıklamada, Rusya’nın Ukrayna’ya silah sevkiyatının tamamen durdurulmasını savunduğunu yineledi. “Bu ne kadar çabuk gerçekleşirse, Ukrayna’ya barış o kadar çabuk gelir ve Ukrayna topraklarındaki çatışmalar ve kan dökülmesi o kadar çabuk sona erer” dedi.
Bununla birlikte, Ukrayna Silahlı Kuvvetleri hala Avrupa’nın yardımını umut ediyor olabilir. Savunma Bakanı Rustem Umerov, Kiev’de 20 Alman savunma şirketinin temsilcileriyle bir toplantı yaptığını bildirdi. Taraflar, ortak silah üretimi ve yılda on milyon adede kadar insansız hava aracı üretimi olasılığını görüştü. Ancak gazete, Avrupa’nın Ukrayna’nın hava savunmasının temel taşı haline gelen Patriot füzeleri gibi Amerikan sistemlerinin etkili ikameleri olmadığını belirtti.
“Askeri-sanayi kompleksi esas olarak Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunuyordu, Avrupa’nın rolü ise büyük ölçüde üretim değil satın almaydı. Belki sadece Fransa’nın savunma sektörü güçlü kalırken, Almanya’nın eski askeri-sanayi gücü artık zirvede değil” dedi eski Verkhovna Rada milletvekili Vladimir Oleynik, Izvestia’ya.
Oleynik, “Birleşik Krallık’ta üretilen Storm Shadow füzeleri gibi bazı ürünler Avrupa’da üretilse bile, füzeler Amerikan bileşenleri içerdiğinden ABD’nin onayı olmadan satılamaz. Koşul şu: ABD’den bileşen aldıysanız, satıştan önce ABD’ye bildirmelisiniz” diye açıkladı.
Diplomasi
Musk’tan Kiev’e Starlink şartı: Nihai karar Beyaz Saray’da

Financial Times gazetesi, Elon Musk’ın Starlink donanımlı insansız hava araçlarının Rusya topraklarındaki hedeflere yönelik saldırılarda kullanılmasına izin vermeye hazır olduğunu Ukraynalı yetkililere ilettiğini yazdı. Habere göre Musk, bu adımın siyasi bir karar olduğunu belirterek konuyu Beyaz Saray’a bıraktı.
Amerikalı milyarder Elon Musk’ın, Ukrayna’nın Starlink uydu sistemiyle donatılmış insansız hava araçlarını (İHA) ülke sınırları dışındaki Rus hedeflerine yönelik saldırılarda kullanmasına izin vermeye hazır olduğunu Ukrayna tarafına ilettiği iddia edildi.
Financial Times’ın (FT) konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre Musk, Ukrayna’nın eski Savunma Bakanı Mihaylo Fedorov ile yaptığı görüşmede bu kullanıma onay vermeye açık olduğunu söyledi.
Ancak Musk’ın, söz konusu kararın siyasi nitelik taşıdığını vurgulayarak nihai onayın Beyaz Saray tarafından verilmesi gerektiğini Ukrayna tarafına bildirdiği kaydedildi.
FT, ağustos ayı sonunda yayımladığı bir haberde Kiev’in Rusya topraklarının derinliklerine saldırı düzenlemek amacıyla Starlink donanımlı İHA’ları kullanmak için izin talep ettiğini, ancak ABD Başkanı Donald Trump’ın buna onay vermediğini aktarmıştı.
Gazete, sürecin ilerlemesi için Musk’ın da onayının şart olduğuna dikkat çekmişti.
The Atlantic dergisi ise ay başında yayımladığı haberinde, Fedorov’un iş insanının onayını almak için yürüttüğü perde arkası temaslara rağmen Musk’ın, SpaceX şirketine ait Starlink uydu iletişim sisteminin Rusya topraklarının derinliklerine yönelik saldırılarda kullanılmasına izin vermeyi reddettiğini yazmıştı.
Dergiye göre Musk ile eski bakan arasında savaşın tırmanma riski üzerine tartışmalar sürüyor.
The Atlantic ayrıca, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin temmuz ayı sonunda Trump’tan Starlink terminallerinin Rusya içlerine yönelik saldırılarda kullanılması için izin istediğini, ancak net bir yanıt alamadığını belirtmişti.
Starlink sistemini “Ukrayna ordusunun omurgası” olarak nitelendiren Musk, daha önce yaptığı bir açıklamada, “Eğer sistemi kapatırsam tüm cephe hatları çöker” ifadelerini kullanmıştı.
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova ise iş insanının Rusya’nın geri çekilmeyeceğine yönelik değerlendirmelerine karşılık olarak, “insanların ölmemesi için” Starlink uydularını geri çekmesini önermişti.
Moskova’dan sert yanıt uyarıları
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kiev yönetiminin Batılı müttefiklerine “en azından bir başarı” gösterebilmek amacıyla “Rusya topraklarının derinliklerindeki tamamen sivil hedeflere saldırı girişimlerinde bulunduğunu” belirtti.
Putin, Rusya’nın Ukrayna’nın iç kesimlerine yönelik misilleme saldırılarının “çok daha güçlü, hassas ve açıkça yıkıcı” olduğunu, bu adımların “gerçekten ciddi sonuçlar” doğurduğunu söyledi.
Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov da Rusya sınırları içerisine yönelik saldırı girişimlerine Moskova’nın sert yanıt vereceğini bildirdi.
Peskov, “Kuşkusuz silahlı kuvvetlerimiz, Rusya buna sert ve Devlet Başkanı Putin’in ifade ettiği gibi sarsıcı şekilde karşılık verecektir” uyarısında bulundu.
Diplomasi
Çin’e karşı Alman-Fransız birleşik cephesi

Avrupa’nın en büyük ekonomileri önümüzdeki ay Çin’e karşı ortak bir yol haritası yayınlamayı planlıyor.
Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, en büyük ticaret ortaklarının ticaret fazlasını azaltmak için önümüzdeki ay bir ortak yol haritası yayınlamayı planlıyor.
Çin gümrük verilerine göre bu fazlalık, Ocak ile Temmuz arasında tam 687 milyar dolar gibi muazzam bir rakama ulaştı.
İki lider, yuanın değer kazanmasını sağlamaya odaklanmış durumda; bununla Çin’deki tüketimi ve ithalatı canlandırmayı amaçlıyorlar.
İthalatı ve döviz kurunu yukarı çekmek için önce talebin artması gerekiyor; bunun için de Pekin’i, hanehalkı harcamalarını canlandırmaya yönelik şimdiye kadar yarım kalan çabalarına tam olarak bağlı kalmaya ikna etmek gerekiyor.
Merz, yuanın yaklaşık %25 oranında değerinin altında olduğunu iddia ediyor ama Reuters’a göre Çin’in maliyet avantajı, para biriminin çok ötesine uzanıyor.
Çin Halk Cumhuriyeti, 1985 Plaza Anlaşması’nın tekrarlanmasından da çekiniyor. Bu anlaşmada birçok ülke, para birimlerini dolar karşısında değerlendirmeye razı olmuştu.
Üst düzey yetkililer, bunun 1990’larda Japonya’nın yaşadığı iktisadi gerilemede kilit bir rol oynadığına inanıyor.
Reuters’a göre Avrupalı müzakereciler daha etkili bir baskı aracı arıyorlarsa, kendilerine daha yakın bir sorun noktasına odaklanabilirler: işsizlik.
Geçen yıl, işsizlik yardımı alanların sayısı 5,6 milyona yükseldi; bu, bu yüzyılın en yüksek seviyesi.
Öte yandan, Capital Ekonomi ve İşletme Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, güvencesiz düşük ücretli işlerin bir ölçütü ve yetersiz istihdamın bir göstergesi olan esnek istihdam sayısının bu yıl 320 milyon kişiye ulaşacağını öngörüyor. Bu rakam, pandemi öncesi seviyelerin iki katı.
Bu sıkıntıların kaynağı, Xi Jinping’in 2020 yılında yüksek borçlu gayrimenkul geliştiricilerini hedef alan kampanyasında yatıyor.
Borç azaltma girişimleri, Çin’in iktisadi büyümesinin itici gücü olan gayrimenkul sektörünü batırdı ve sonuç olarak hanehalkı servetini eritti.
Haneler buna daha fazla tasarruf yaparak tepki gösterdi ve bu da iç talebi zayıflattı. Enflasyon dibe vurdu; bu durum yetkilileri faiz oranlarını düşürmeye zorladı ve bu da yuanı zayıflattı.
Politika yapıcılar bu sonuca bir ölçüde hoşgörü göstermişlerdi zira bu durum, elektrikli araçlar gibi stratejik sektörlerdeki ihracatçılara fayda sağlamıştı.
Fakat bu, Brüksel’deki bazı çevrelerin zaman zaman varsaydığı gibi, talebin düşürülmesinin nihai hedef olduğu anlamına gelmez.
İhracatçılar tek başlarına, sağlam bir istihdamı garanti altına alacak kadar ekonominin büyük bir payını oluşturmuyorlar.
Dolayısıyla Pekin, tüketici harcamalarını canlandırmak için parça parça planlar uygulamaya koyuyor.
Reuters değerlendirmesi şöyle sona eriyor:
“Avrupa, daha güçlü bir yuan ve dengeli bir ticaret istiyorsa, en büyük umudu Çin’in, örneğin düşen emlak fiyatlarına nihayet bir alt sınır getirmesi gibi daha kararlı adımlar atmasına bağlı. Bu, Xi’nin ağzında acı bir tat bırakacaktır ama artan işsizlik ve AB’nin cezai önlemlerinden daha iyi. Avrupalı müzakereciler argümanlarına retorik bir güç katmak isterlerse, bunu partinin [Çin Komünist Partisi] kendi deyişiyle ‘kazan-kazan işbirliği’ olarak tanımlayabilirler.”
Diplomasi
Yapay zeka depresyondan muzdarip

Yeni bir araştırma, sorunlu verilere sürekli maruz bırakılan büyük dil modellerinin (LLM) siber saldırılara karşı direncinin kalıcı olarak kırıldığını ortaya koydu. Scientific Reports dergisinde yayımlanan çalışmaya göre, tekrarlayan yanlı yönlendirmeler yapay zekanın güvenlik eşiğini düşürerek sistemi işlevsiz hale getiriyor.
Yapay zeka sistemlerinin zararlı içeriklere karşı direnci üzerine yapılan yeni bir araştırma, büyük dil modellerinin (LLM) “psikiyatrik çöküşe” benzer bir yapısal bozulma yaşayabildiğini ortaya koydu.
Hong Konglu bağımsız araştırmacı Ngo Cheung tarafından yürütülen ve 14 Ağustos 2026’da Scientific Reports dergisinde yayımlanan çalışmaya göre, sorunlu verilere sürekli maruz kalmak yapay zekanın siber saldırılara karşı savunmasını kalıcı olarak zayıflatıyor.
İnsan beynindeki “tutuşma” etkisine benziyor
İnsan psikiyatrisinde, tekrarlayan travma veya stres dönemlerinin gelecekteki depresif atakları kolaylaştırmasını tanımlayan “kindling” (tutuşma) hipotezini yapay zekaya uyarlayan araştırma, matematiksel modellerde de benzer bir eğilim saptadı. Araştırmaya göre, tekrarlayan olumsuz yönlendirmelere ve toksik bağlama maruz kalan modellerin yüksek boyutlu gizli alanlarında daralma meydana geliyor.
Bu durum, sistemin bilişsel esnekliğini ve yeni çözüm üretme kapasitesini belirgin biçimde düşürüyor. Araştırmacılar, yaratıcı çeşitliliğin kaybolduğu bu daralma evresinde modellerin problem çözme performansının yüzde 40’tan fazla gerilediğini belirtiyor.
Güvenlik eşiğinde dramatik düşüş
Araştırma kapsamında 1,1 milyar parametreli TinyLlama ve 3 milyar parametreli Qwen2.5-3B-Instruct sohbet modelleri, 10 aşamalı bir yönlendirme döngüsüne tabi tutuldu.
Modeller, dalkavukluk içeren yanıtlara ve güvensiz içeriklere karşı daha hafif cezalar barındıran yanlı geri bildirim setleriyle eğitildi.
Test sonuçlarına göre, yanlı verilere maruz kalan modellerin güvenlik sınırlarını aşmayı hedefleyen “jailbreak” (sınır ihlali) saldırılarına karşı kırılganlığı ciddi oranda arttı. Dengeli veriyle eğitilen kontrol grubunda sınır ihlali başarı oranı yüzde 17,1 iken, yanlı veri setinde bu oran yüzde 38,4’e yükseldi.
Araştırmanın en dikkat çekici bulgusu ise modellerin zayıf yönlendirmelere karşı gösterdiği tepkide yaşandı. Kontrol grubunda zayıf istemlerle güvenlik duvarını aşma oranı yüzde 5,2’de kalırken, bu oran toksik veriye maruz kalan modelde yüzde 22,4’e ulaştı. 3 milyar parametreli modelde de benzer bir eğilim izlendi ve zayıf istemli ihlal oranı yüzde 6,8’den yüzde 20,4’e çıktı.
“Yapay zeka zihinleri sonsuz dirençli değil”
Araştırmanın sonuç bölümünde, elde edilen bulguların insan psikiyatrisindeki tutuşma etkisini andırdığı ancak bununla tamamen eşdeğer olmadığı şerhi düşüldü. Bununla birlikte çalışma, dijital ekonominin temelini oluşturan yapay zeka sistemlerinin toksik web verilerini veya kaotik kodları hasar görmeden sonsuza dek işleyebileceği varsayımını sorguluyor.
Ngo Cheung, tespit edilen duyarlılaşmanın kontrol altına alınabilmesi için eğitim süreçlerinde düzenli onarım ve yeniden büyüme (regrowth) tekniklerinin kullanılması gerektiğini vurguladı.
Yalnızca geçmiş verilerin tekrar oynatılmasının (replay) koruma sağlamadığını, aksine bozulmayı hızlandırabildiğini belirten araştırmacı, modellerin direncini korumak için özellikle zayıf istemlere karşı güvenlik eşiklerinin sürekli izlenmesi uyarısında bulundu.
Amerika1 hafta önceSteve Jobs’ı iflastan kurtaran gizli CIA anlaşması gün yüzüne çıktı
Dünya Basını2 hafta önceThe Economist, Daron Acemoğlu’nu yerden yere vurdu: “Sığ ve inandırıcılıktan uzak”
Söyleşi2 hafta önceEmekli Yarbay Daniel Davis Harici’ye konuştu: ABD, İran savaşını kaybetti
Dünya Basını5 gün önceMilanovic uyardı: Dünya 1914 öncesine benzer bir uçurumun kenarında
Rusya2 hafta önceDört AB ülkesi daha Rus pasaportlarına kısıtlama getiriyor
Dünya Basını2 hafta önceProf. Hanke: Trump İran konusunda kendini çıkamayacağı bir köşeye sıkıştırdı
Ortadoğu2 hafta önceTelegraph: İran’a karşı silahlı Kürt isyanını Erdoğan engelledi
Dünya Basını2 hafta önceAmerika’dan vazgeçmeyi göze alamayan müttefikler











