Ortadoğu
İsrail’in Hermon Dağı ve hava savunma şartı Şam ile müzakereleri tıkadı

İsrail ile HTŞ yönetimi arasındaki güvenlik görüşmeleri, Tel Aviv’in işgal ettiği bölgelerden çekilmeyi reddetmesi ve Şam’ın hava savunma sistemlerine sahip olmamasını şart koşması nedeniyle çıkmaza girdi. İsrail basınına yansıyan bilgilere göre Netanyahu yönetimi, Suriye’nin güneyinde Rus askeri varlığına da kesinlikle karşı çıkıyor.
İsrail basınına yansıyan bilgilere göre Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki hükümet, Beşar Esad yönetiminin devrilmesinin ardından işgal ettiği Hermon Dağı ve Suriye topraklarındaki diğer bölgelerden çekilmeyi reddediyor.
Tel Aviv yönetimi ayrıca, Suriye’nin güneyinde Rus devriyelerine karşı çıkarken, Suriye’deki Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) yönetiminin hiçbir zaman hava savunma sistemlerine sahip olmamasını talep ediyor.
“Hermon Dağı’ndan geri çekilme olmayacak”
Maariv gazetesine 14 Ocak’ta konuşan İsrailli bir yetkili, “İsrail’in tutumu açık ve pazarlık konusu değil: Hermon Dağı’ndan geri çekilme olmayacak” dedi.
Habere göre müzakereler, Şam yönetiminin Tel Aviv ile yapılacak bir güvenlik anlaşmasını İsrail ordusunun Suriye’den çekilmesi şartına bağlaması nedeniyle tıkanmış durumda.
Rus askeri varlığına ve hava savunma sistemlerine veto
İsrail basını, Tel Aviv’in Suriye’nin güneyinde Rus askeri varlığını yeniden tesis etmeye yönelik girişimlerden duyduğu rahatsızlığı gündeme taşıdı.
Maariv, İsrail’in bu adımı kendi “hareket özgürlüğüne” yönelik doğrudan bir tehdit olarak değerlendirdiğini aktardı.
Kaynaklara göre İsrail, Suriye’nin güneyine Rus güçlerinin konuşlandırılmasını engelliyor. Tel Aviv yönetiminin Şam, Moskova ve Washington’a, bölgede Rus varlığına izin vermeyeceği mesajını ilettiği belirtildi.
Rus medyası geçen yıl, Suriye hükümetinin İsrail’in saldırı ve sızmalarını sınırlamak amacıyla güneyde Rus askeri devriyelerinin yeniden başlatılmasını talep ettiğini bildirmişti.
Kaynaklar, Tel Aviv’in Şam’ın Rusya ve Türkiye’den silah tedarik etme planlarına dair haberleri endişeyle takip ettiğini aktardı.
Maariv’e göre İsrail’in ilgili tüm taraflara ilettiği mesaj şu şekilde:
“İsrail, gelecekteki herhangi bir güvenlik düzenlemesinde Suriye’nin stratejik silahlara, özellikle gelişmiş hava savunma sistemlerine ve bölgesel güç dengesini değiştirebilecek silahlara sahip olmasını kabul etmeyecek.”
Paris görüşmelerinden sınırlı sonuç çıktı
Haberde İsrail’in hedefinin mevcut durumu korumak olduğu vurgulandı:
“İsrail ordusu Hermon Dağı’nda kalacak, Suriye bölgeye takviye yapmayacak ve İsrail ordusunun hareket alanını sınırlayacak yabancı bir askeri varlık bulunmayacak.”
İsrail, özellikle Suriye’nin güneyinin tamamen askerden arındırılmasını talep ediyor. Haberde, “İsrail’in güvenlik ve stratejik çıkarları her şeyden önce gelir. Şimdilik Trump bu tutumu kabul ediyor” ifadesi yer aldı.
Geçen hafta Paris’te yapılan iki turlu Suriye-İsrail görüşmelerinde herhangi bir atılım sağlanamadığı, yalnızca ABD’nin aktif katılımıyla sahada çatışmaları önlemeyi amaçlayan bir koordinasyon mekanizması üzerinde sınırlı bir uzlaşıya varıldığı belirtildi.
Washington, Tel Aviv ve Şam tarafından 6 Ocak’ta yayımlanan ortak açıklamada, tarafların ABD gözetiminde bir “ortak mekanizma” kurarak istihbarat paylaşımı yapma ve gerilimi düşürme konusunda anlaştığı duyuruldu.
Söz konusu yapı; istihbarat paylaşımı, askeri gerilimin düşürülmesi, diplomatik temaslar ve ticari fırsatlar konularında ABD gözetiminde sürekli ve doğrudan eşgüdüm sağlayacak özel bir iletişim birimi olarak tanımlandı.
ABD Dışişleri Bakanlığı, Paris görüşmelerinin ardından yaptığı açıklamada, “Bu mekanizma, anlaşmazlıkların hızla ele alınmasını sağlayacak ve yanlış anlamaların önüne geçilmesi için bir platform görevi görecek” ifadelerini kullandı.
İşgal derinleşiyor: Bir yılda 600’den fazla saldırı
İsrail ordusu, Esad hükümetinin düşmesinin hemen ardından 1974 Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması’nı ihlal ederek Suriye’nin güneyindeki geniş bir alanı işgal etti.
O tarihten bu yana bölgede kalıcı üsler kuran ve hayati su kaynaklarının kontrolünü ele geçiren İsrail güçleri, fiilen Suriye’nin başkentini kuşatma altında tutuyor.
İşgal genişlerken İsrail saldırıları da hız kesmedi. İsrail ordusunun son bir yıl içinde Suriye topraklarına 600’den fazla saldırı düzenlediği kaydedildi.
Tel Aviv ile yeni Suriye yönetimi, yaklaşık bir yıldır güvenlik düzenlemeleri üzerinde doğrudan görüşmeler yürütüyor.
HTŞ yönetiminin İsrail ile çatışma niyetinde olmadığını açıkladığı, İran, Hizbullah ve Direniş Ekseni’ne karşı Tel Aviv ile koordinasyon taahhüdünde bulunduğu bildirildi.
Buna rağmen İsrail tarafı, Suriye topraklarından çekilme konusunda herhangi bir istek göstermedi.
Müzakerelerdeki duraksamanın ardından İsrail basını, aralık ayı sonunda “önemli ilerleme” sağlandığını ve bir anlaşmanın yakında duyurulabileceğini yazmıştı.
Suriyeli bir kaynak, 27 Aralık’ta İsrail merkezli i24 kanalına, Başbakan Binyamin Netanyahu ile Suriye’nin kendini Cumhurbaşkanı ilan eden yeni lideri Ahmed Şara arasında bir görüşme ihtimali bulunduğunu söyledi.
ABD Başkanı Donald Trump’ın da iki tarafa hızlı bir şekilde anlaşmaya varmaları için baskı yaptığı belirtiliyor.
Ortadoğu
ABD, Orta Doğu’ya üçüncü uçak gemisini gönderiyor

ABD ordusu, Başkan Donald Trump’ın İran’a yönelik yeni saldırıların ufukta olabileceği uyarısında bulunmasının ardından, Orta Doğu’ya üçüncü bir uçak gemisi saldırı grubunu sevk ediyor.
Özel bir amfibi saldırı grubunu da içeren bu sevkiyat, ABD’deki ara seçimlerin yaklaşmasıyla birlikte İran’a karşı Trump’ın savaşının hızla değişen dinamiklerini vurguluyor.
Trump, savaşın birkaç hafta süreceği yönündeki ilk vaatlerine rağmen, ara seçimlerden sonra gerginliğin tırmanmasının hâlâ geçerli bir seçenek olduğunu belirtti.
Şu anda Orta Doğu’ya doğru yol alan gemi grubu, toplamda 7.000’den fazla denizci ve 2.000 Deniz Piyadesi’ni taşıyor.
Bu gruba, USS Theodore Roosevelt uçak gemisi saldırı grubu ve iki amfibi çıkarma gemisinden oluşan USS Makin Island amfibi hazırlık grubu da dahil.
Hassas askeri operasyonlar hakkında konuşmak üzere isminin açıklanmaması koşuluyla konuşan bir ABD’li yetkiliye göre, bu durum Ekim ayı sonuna kadar bölgede üç uçak gemisinin bulunacağı anlamına gelebilir.
Orta Doğu’da halihazırda bulunan personel de hesaba katıldığında, bu hamle ABD’nin deniz kuvvetleri varlığını 20.000’den fazla denizci ve deniz piyadesi ile yüzlerce uçağa ulaşacak şekilde alışılmadık derecede yüksek bir seviyeye çıkaracak.
Donanma, Nisan ayında 2003 yılından bu yana ilk kez Orta Doğu’da üç uçak gemisi saldırı grubu bulundurmuştu.
USS George HW Bush ve USS George Washington uçak gemileri, USS Boxer amfibi hazırlık grubu ile birlikte şu anda bölgede bulunuyor.
USS George Washington genellikle Pasifik Okyanusu’nda görevlendirilir fakat zorlu görev süresi boyunca mürettebatın 260 günden fazla süreyle aralıksız denizde kalmasına neden olan USS Abraham Lincoln’ün yerini almak üzere Orta Doğu’ya sevk edildi.
Theodore Roosevelt uçak gemisi saldırı grubu bölgeye ulaştığında, Washington’un Japonya açıklarına kaydırılması muhtemel.
Perşembe günü Time dergisinde yayınlanan bir röportajda Trump, yeni saldırı olasılıklarına değindi ve 3 Kasım ara seçimlerinden sonra İran’a yönelik bombardımanı yoğunlaştırmasının “mümkün” olduğunu söyledi.
Israrla sorulunca Trump, stratejisi hakkında daha fazla ayrıntıya giremeyeceğini söyledi.
Trump, “Bunu size söyleyemem çünkü bakın, siz ‘nereyi bombalayacaksınız?’ diye soruyorsunuz,” dedi.
Pazartesi günü yapılan röportajda, İran’dan gelen son ateşkes teklifini reddettiğini belirterek, “bir yıl önce onaylamayacağı şeyleri bugün de onaylamayacağını” söyledi.
Trump, örnek olarak İran’ın önemli bir enerji nakil koridoru olan Hürmüz Boğazı’nı “açma” teklifini gösterdi ama teklifin genel olarak “yeterince iyi olmadığını” belirtti.
Giderek daha fazla tepki çeken bu savaşın Kasım ayında Cumhuriyetçilerin şansını zora sokup sokmayacağu sorulduğunda Trump, ilk başta “Mümkün” diye yanıt verdi. Fakat ardından, “İran’ın nükleer silahı olmayacağı için bu durum yardımcı olmalı,” diye ekledi.
Başkan, “dünya çapında da dahil olmak üzere” “halkın %100’ünün” İran’ın nükleer saldırı kapasitesine sahip olmasına karşı olduğunu söyledi ve “Yani, bu şekilde ifade ederseniz, faydası olur. Bunu söylemezseniz, zararı olabilir,” diye konuştu.
Ortadoğu
Şam’dan yalanlama: Hizbullah ile Türkiye’de görüşmedik

Suriye Enformasyon Bakanlığı, Şam ile Hizbullah heyetlerinin gerilimi düşürmek için Türkiye’de gizlice görüştüğü yönündeki Reuters haberini yalanladı. Haberde yer alan iddiaya göre heyetler Türk istihbaratının davetiyle eylülde en az bir kez bir araya geldi ve Şam yönetimi örgüte Lübnan’a askeri müdahalede bulunmama güvencesi sundu.
Suriye Enformasyon Bakanlığı, Şam’daki yeni hükümet yetkilileri ile Lübnan merkezli Hizbullah temsilcilerinin Türkiye’de bir araya geldiği yönündeki iddiaları yalanladı.
Bakanlığa bağlı Dış Medya Dairesi, 1 Ekim’de yaptığı açıklamada, söz konusu haberlerin gerçek dışı ve dayanaksız olduğunu belirterek herhangi bir temasın gerçekleşmediğini duyurdu.
Reuters haber ajansı aynı gün yayımladığı haberde, iki tarafın aralarındaki gerilimi düşürmek amacıyla eylül ayında Türkiye’de en az bir kez gizli toplantı yaptığını aktarmıştı.
Ajans, haberini ikisi Suriyeli, biri ABD’li yetkili ve biri Hizbullah’a yakın üst düzey Lübnanlı güvenlik kaynağı olmak üzere altı kişiye dayandırdı.
Habere göre buluşma, Türk güvenlik ve istihbarat kurumlarının davetiyle düzenlendi. Toplantıda Hizbullah temsilcilerinin yanı sıra Suriye istihbaratından ve Dışişleri Bakanlığından yetkililer yer aldı.
Ajansa konuşan ABD’li kaynak, görüşmenin anlaşmazlıkları gidermeye odaklandığını ve iyi geçtiğini söyledi.
Görüşmeye katıldığı öne sürülen Suriyeli bir yetkili, tarafların birbirlerine karşı düşmanlık beslemedikleri hususunda uzlaştığını aktardı. Buna göre Şam yönetimi, Hizbullah’ı silahsızlandırma gerekçesiyle Lübnan topraklarına askeri müdahalede bulunmayacağına dair örgüte güvence verdi.
Washington ise Suriye’nin Hizbullah’a karşı harekete geçmesini istiyor. ABD Başkanı Donald Trump, Şam yönetiminin örgüte askeri saldırı düzenlemesi gerektiği yönündeki talebini kamuoyu önünde birden fazla kez paylaştı.
Haberde aktarılan uzlaşma arayışına karşın Suriyeli heyet, Hizbullah’ın sınır ötesi silah kaçakçılığını durdurmasını ve özellikle Suriye’nin güneyindeki uyuyan hücrelerini lağvetmesini talep etti.
Hizbullah ise eski Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad yönetiminin Aralık 2024’te devrilmesinden bu yana ülke topraklarında hücreleri olduğu iddiasını reddediyor.
Şam yönetimi hafta başında roket saldırısı hazırlığı içindeki bir Hizbullah hücresinin yakalandığını ileri sürmüştü. Hizbullah bu iddia karşısında, “Suriye topraklarında hiçbir şekilde varlığımız yok ve orada herhangi bir güvenlik veya askeri faaliyette yer almıyoruz” açıklamasını yaptı.
Toplantı iddiasına ilişkin sorular karşısında Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Suriye Dışişleri Bakanlığı ve ABD Dışişleri Bakanlığı sessizliğini korurken Hizbullah’ın basın bürosu yorum yapmaktan kaçındı.
Suriye’deki yeni iktidar yapısı ile Hizbullah arasındaki temas iddiaları, tarafların geçmişteki yoğun çatışma geçmişine dayanıyor.
Hizbullah iç savaş boyunca Esad ordusu saflarında savaştı; Heyet Tahrir eş-Şam’ın (HTŞ) çekirdeğini oluşturan Nusra Cephesi ve Ahrar eş-Şam gibi gruplarla doğrudan karşı karşıya geldi.
Esad iktidarını Aralık 2024’te deviren HTŞ, mevcut Suriye Savunma Bakanlığında belirleyici konum taşıyor.
Nusra Cephesi, iç savaşın ilk evrelerinde Lübnan’ın kuzey ve doğu sınırlarını ele geçirmiş, ardından Lübnan ordusu ve Hizbullah birliklerince bu hatlardan püskürtülmüştü. Grup aynı dönemde Beyrut dahil Lübnan genelinde bombalı saldırılar ve suikastlar düzenledi.
Esad yönetiminin çöküşüyle Hizbullah’ın Suriye’deki etkinliği sona ererken, yeni Şam güçlerinin Lübnan sınırına askeri tahkimat yaptığı kaydediliyor.
Sınıra sevk edilen askeri birlikler arasında, geçmiş çatışma döneminde ülkeye giren yabancı savaşçıların da yer aldığı belirtiliyor.
Ortadoğu
Trump’ın damadının şirketi İsrail ordusunun tedarikçisine ortak çıktı

CNN’in haberine göre Jared Kushner’ın yatırım şirketi Affinity Partners, İsrail ordusuna silah ve teçhizat sağlayan firmalarda pay sahibi olan Phoenix Financial grubunun en büyük hissedarı kalmayı sürdürdü. Kushner’ın Gazze müzakerelerinde resmi kadro almadan gönüllü diplomat olarak yer alması, şirketteki 1 milyar doları aşan hisse değeri nedeniyle tartışma yarattı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner, Gazze’deki savaşın sona erdirilmesine yönelik müzakerelerde rol üstlenirken yatırım şirketi Affinity Partners üzerinden İsrailli finans grubu Phoenix Financial ile ticari bağlarını korudu.
CNN tarafından İsrail’deki mali kayıtlar incelenerek yapılan araştırma, Phoenix’in İsrail ordusuna silah, insansız hava aracı, savaş gemisi ve yıkım ekipmanı tedarik eden en az dokuz şirkette pay sahibi olduğunu ortaya koydu.
Bu şirketlerin tamamının hisse değeri geçen yıl artış kaydetti. Kuruluşların birçoğu, Gazze’deki çatışmaların ürünlerine yönelik talebi yükselttiğini açıkladı.
Affinity Partners, Trump’ın Ocak 2025’te başkanlık görevine başlamasından hemen önce Phoenix’teki payını neredeyse iki katına taşıdı.
Şirket, Temmuz 2026’da bu hisselerin dörtte birini 340 milyon doları aşkın bir bedelle elden çıkardı. Bu işlemden elde edilen gelir, satılan paylar için başlangıçta ödenen tutarın beş katını aştı.
Satışın ardından Phoenix’in en büyük hissedarı kalmayı sürdüren Affinity’nin elindeki yüzde 7,4’lük payın piyasa değeri temmuz ayı itibarıyla 1 milyar doların üzerine çıktı. Kushner, Phoenix’i daha önce şirketinin “en iyi yatırımı” olarak nitelendirmişti.
İncelenen belgelere göre Phoenix, İsrail’in en büyük savunma sanayisi şirketi Elbit Systems’e en az 265 milyon dolarlık yatırım yaptı. Elbit, İsrail ordusuna mühimmat, tank sistemleri ve askeri teçhizat temin ediyor.
İsrailli finans grubunun portföyünde İHA kameraları üreten NextVision, topçu mühimmatı tapası imal eden Reshef Technologies ve tank parçaları geliştiren Ashot Ashkelon da yer alıyor.
Phoenix ayrıca savaş gemisi üreticisi Israel Shipyards ile birlikte Boeing ve Caterpillar’da da hisse sahibi. İsrail ordusu operasyonlarda Boeing’in ürettiği uçak ve mühimmatları, Gazze’deki yıkımlarda ise Caterpillar üretimi iş makinelerini kullanıyor.
Kushner’ın şirketi Affinity doğrudan bu savunma kuruluşlarına ortak olmasa da Phoenix’in ana hissedarı sıfatıyla grubun mali kazancından pay alma imkanını koruyor.
Kushner, Trump yönetiminde resmi bir kadro almadan, gönüllü temsilci sıfatıyla diplomatik görüşmelere katılıyor. Bu konum, resmi bir kamu görevinde zorunlu tutulan mali bildirim ve çıkar çatışması yükümlülüklerine tabi olmamasını sağlıyor.
CNN, Kushner’ın yürüttüğü diplomatik temasların söz konusu yatırımları doğrudan etkilediğine dair somut bir veriye ulaşmadığını duyurdu.
Fakat Gazze müzakerelerinde görev üstlenen bir ismin, İsrail ordusunun tedarikçilerine sermaye aktaran bir grupta ana hissedar olması çıkar çatışması tartışmalarına yol açtı.
Kushner’ın avukatı, müvekkilinin Phoenix’in yönetim kurulunda yer almadığını, yatırım kararlarına müdahale etmediğini ve ticari girişimleriyle diplomatik temasları arasında bağ olmadığını savundu.
CNN ise Kushner’ın Eylül 2025’te Forbes dergisine verdiği mülakatta Phoenix yönetimiyle “çok aktif bir diyalog” sürdürdüğünü ve şirket yöneticileriyle birkaç haftada bir temas kurduğunu söylediğini aktardı.
Avukatı bu temasların tek tek yatırımlarla değil, genel piyasa eğilimleriyle sınırlı olduğunu öne sürerken diplomatik mesainin artmasıyla birlikte şirket yönetimiyle görüşmelerin seyreldiğini kaydetti.
Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly, Kushner’ın şahsi ticari işlerinin gönüllü diplomatik vazifeleriyle bağlantısı bulunmadığını dile getirdi.
Phoenix ise hissedarlarına sunduğu değerin temel faaliyet performansından beslendiğini belirterek haberdeki ayrıntılı bulgular hakkında değerlendirme yapmadı.
Diplomasi5 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Asya2 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya2 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak
Dünya Basını1 hafta önceTarihçi Emmanuel Todd: Avrupa Rusya konusunda tehlikeli bir fanteziye kapıldı
Ortadoğu2 hafta önceKörfez ülkeleri, İran ile ilişkilerin “resetlenmesini” istiyor
Rusya1 hafta önceRusya’dan notlar: Siperler, kuryeler ve 9. Duma seçimleri











