Bizi Takip Edin

Diplomasi

İsrailli casus yazılım şirketi NSO’nun başına Trump’ın eski büyükelçisi geçti

Yayınlanma

İsrail merkezli casus yazılım şirketi NSO Group, ABD’nin kara listesinden çıkma çabaları kapsamında eski ABD İsrail Büyükelçisi David Friedman’ı yönetim kurulu başkanı olarak atadı. Daha önce ABD’li yatırımcılar şirketi devralmıştı. Friedman, NSO teknolojisini ABD kolluk kuvvetlerine satmayı hedeflediğini açıkladı.

İsrail merkezli casus yazılım şirketi NSO Group, 2021 yılında Washington tarafından alındığı kara listeden çıkmak amacıyla ABD’nin eski İsrail Büyükelçisi David Friedman’ı yönetim kurulu başkanı olarak atadı.

İsrail yerleşimlerini ve Batı Şeria’nın ilhakını destekleyen söylemleriyle bilinen Friedman’ın göreve getirilmesi, Hollywood yapımcısı Robert Simonds liderliğindeki bir grup ABD’li yatırımcının geçen ay NSO’nun kontrol hisselerini satın almasıyla gerçekleşti.

Bu değişiklikle birlikte, şirketi 2010 yılında kuran ve adını ilk isimlerinin baş harflerinden alan Niv Karmi, Şalef Hulyo ve Omri Lavi’nin artık firmada hissedarlığı kalmadı.

Friedman: NSO teknolojisi hayat kurtarıyor

İsrail’deki şirket merkezinde NSO çalışanlarına bir konuşma yapan Friedman, NSO teknolojisinin “terör ve ağır suçlarla mücadelede hükümetleri desteklemede” kritik bir rol oynadığını iddia etti.

ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk döneminde İsrail büyükelçisi olarak görev yapan Friedman, “NSO’nun araştırmacıları ve mühendisleri, İsrail’in etkileyici yüksek teknoloji sektörünün en parlak beyinleri arasında yer alıyor” dedi.

Friedman, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Şirkete sıklıkla yönelen olumsuz ilgiye rağmen, ki bunun büyük kısmı haksız, sizler gece gündüz çalışarak kamu güvenliğini sağlamaya ve hayat kurtarmakla görevli kurumlara ileri teknolojiler sunmaya devam ediyorsunuz.”

NSO, ürünlerini otoriter rejimlere sattığı ve bu rejimlerin yazılımı muhalifleri takip etmek için kullandığı suçlamalarıyla sık sık gündeme geliyor.

Şirket ise casus yazılımını yalnızca İsrail Savunma Bakanlığının onayından sonra “yetkili hükümetlere” terörle mücadele amacıyla sattığını savunuyor.

Şirketten yapılan açıklamada, NSO’nun küresel pazardaki varlığını genişletirken ABD’de yeniden faaliyete başlamayı hedeflediği ve Savunma Bakanlığının tam denetimi altında İsrail’de çalışmayı sürdüreceği belirtildi.

Washington’ın kara listesi

ABD, 2021 yılında şirketin “ABD’nin dış politika ve ulusal güvenlik çıkarlarına aykırı” davrandığı sonucuna vararak NSO’nun ülkede belirli teknolojileri satın almasını yasaklamıştı.

2023’te ise dönemin Başkanı Joe Biden, “ulusal güvenliğe risk teşkil eden veya yabancı aktörlerce insan hakları ihlallerini mümkün kılacak şekilde kötüye kullanılan” ticari casus yazılımların ABD hükümetince kullanımını bir başkanlık kararnamesiyle engelledi.

The Wall Street Journal ve İsrail’in ekonomi gazetesi The Marker‘ın haberlerine göre NSO, Washington’daki bu baskıyı kırmak için 2020-2024 döneminde lobi faaliyetlerine yaklaşık 7,6 milyon dolar harcadı.

Şirket ayrıca Başbakan Binyamin Netanyahu ile Trump’ın danışmanı ve damadı Jared Kushner’a da doğrudan başvurdu.

The Wall Street Journal‘a göre, Biden’ın 2023 tarihli başkanlık kararnamesi yürürlükten kaldırılmadıkça ABD kurumlarının NSO ile iş yapması muhtemel görünmüyor.

Hedef: ABD kolluk kuvvetleri

Dün aynı gazeteye mülakat veren Friedman, NSO teknolojisinin Amerikalıları daha güvende tutmaya yardımcı olabileceğini Trump yönetimine anlatacağını söyledi.

Friedman, “Yönetim, beklediğim gibi, Amerikalıları daha güvende tutabilecek her seçeneği değerlendirmeye açık olursa, bizi de değerlendirecektir” diye konuştu.

Friedman, NSO yazılımının kötüye kullanımını engellemenin güvenilir müşteriler bulmaya bağlı olduğunu belirterek, bu kapsamda ABD’de polis birimleri dahil kolluk kuvvetlerine satış yapmayı hedeflediklerini ifade etti.

“Bugünün NSO’su, beş altı yıl öncesine kıyasla teknolojisini lisanslama konusunda çok daha dikkatli bir şirket” diyen Friedman, hukuki süreçlerin şirketi zayıflattığını da sözlerine ekledi:

“Uzun süredir zorlanıyor ve sermaye arıyorlardı. Bu kontrol ve mülkiyet değişimi, faaliyeti sürdürmeye yetecek sermayeyi beraberinde getirdi.”

NSO’nun çeşitli akıllı telefon uygulamalarını hedef alan Pegasus yazılımı, cihazların uzaktan aktive edilmesine ve verilerinin çalınmasına olanak tanıyor.

Casus yazılımın, muhalefeti bastırmak amacıyla Suudi Arabistan, Hindistan ve bir önceki hükümet döneminde Polonya tarafından kullanıldığı bildirilmişti.

İsrail’de de 2023 yılında, başsavcı ile eski üst düzey güvenlik yetkililerinin itirazlarına rağmen Adalet Bakanı Yariv Levin, polisin yazılım kullanımını incelemek üzere bir soruşturma komisyonu kurmuştu.

Geçen ay ise bir ABD mahkemesi, NSO’ya WhatsApp’ı hedef almayı durdurma emri vererek şirkete bir darbe daha vurdu.

Friedman, The Wall Street Journal‘a yaptığı açıklamada bu kararı, “NSO Group’un yanı sıra, bu gözetim teknolojilerinden yararlanabilecek kurumlar açısından da kayda değer bir olumsuz gelişme” olarak niteledi.

Diplomasi

Ermenistan’da balık üreticileri ihracat krizi nedeniyle ayakta

Yayınlanma

Ermenistan’daki balık üreticileri, Rusya pazarının kapanması ve AB pazarına ihracatın henüz fiilen mümkün olmaması nedeniyle hükümet binası önünde protesto düzenledi. Ellerinde kalan 15 bin ton canlı balık ve Rusya sınırından dönen ürünler için vize başvurusunda bulunan üreticiler, acil destek talep ediyor.

Ermenistan’da faaliyet gösteren balık üreticileri, Rusya pazarının tamamen kapanması ve yeni açıldığı duyurulan Avrupa Birliği (AB) pazarına fiilen ihracat yapılamaması gerekçesiyle başkent Erivan’daki hükümet binası önünde protesto gösterisi başlattı.

Taleplerini iletmek üzere başbakan yardımcılarından biriyle görüşmek isteyen üreticiler, sektörün büyük bir çıkmaza girdiğini belirtiyor.

Ermenistan Balıkçılık Birliği Başkanı Gor Grigoryan, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, AB pazarının kendileri için şu aşamada ulaşılamaz olduğunu kaydetti.

Grigoryan, “Elimizde şu anda 15 bin ton canlı balık stoğu var ve bu hacmin Avrupa pazarında eritilmesi gerçekçi değil. Ayrıca Rusya sınırından geri çevrilen ve soğuk hava depolarında bekletilen ürünlerimiz bulunuyor” dedi.

Yeni pazarlara açılma adımlarını olumlu bulduklarını ancak bu pazarlarda kalıcı olana kadar ayakta kalabilmek için devlet desteğine ihtiyaç duyduklarını belirten Grigoryan, Avrupa’daki tüketicilerin Ermenistan balığını hazırda beklemediğini ve bunun için titiz bir çalışma yürütülmesi gerektiğini vurguladı.

Grigoryan, bazı balıkçılık işletmelerinin 2025 yılında AB pazarına ihracat yapabilmek amacıyla başvuru gerçekleştirdiğini, fakat şu ana kadar herhangi bir tescil veya onay işleminin yapılmadığını aktardı.

Ermeni ihracatçıların uzun yıllar boyunca yaptıkları pazar analizleri sonucunda Rusya yönüne odaklandıklarını belirten birlik başkanı, bu ana rotanın artık tamamen kapalı olduğunu hatırlattı.

Rusya Federal Veterinerlik ve Bitki Sağlığı Gözetim Servisi (Rosselhoznadzor), haziran ayı başında Ermenistan’dan yapılan balık ve balık ürünleri ithalatına yönelik sertifikasyon işlemlerini geçici olarak askıya almış, 26 Haziran itibarıyla da kısıtlamaları sektörün tamamını kapsayacak şekilde genişletmişti.

Rusya Tüm Balıkçılık İşletmeleri, Girişimcileri ve İhracatçıları Birliği Başkanı German Zverev, Ermenistan’ın Rusya için önemli bir alabalık tedarikçisi olduğunu ancak bu kısıtlamaların Rusya içinde bir arz sıkıntısı yaratmayacağını belirtmişti. Zverev, Erivan için ise Rusya pazarının hayati önem taşıdığına dikkat çekmişti.

Buna karşın Ermenistan Ekonomi Bakanı Gevorg Papoyan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, AB pazarının Ermeni balıklarına açıldığını ve Ermeni şirketlerin tarihte ilk kez AB ülkelerine balık ile balık ürünleri gönderme hakkı elde ettiğini duyurmuştu.

Ermenistan, son yıllarda AB ile yakınlaşma politikasını sürdürüyor. Ülke parlamentosu 2025 yılında Avrupa entegrasyon sürecini başlatan yasayı kabul etmiş olsa da hükümet yetkilileri, üyeliğin ülke ekonomisi için taşıdığı önem nedeniyle Avrasya Ekonomik Birliği’nden (AEB) şu aşamada çıkmayı planlamadıklarını defalarca yineledi. Başbakan Nikol Paşinyan ise AB üyeliğini stratejik bir hedef olarak tanımlamaya devam ediyor.

Ermenistan’ın Batı ile entegrasyon adımlarının hız kazanması, Moskova ile ilişkilerde soru işaretlerini beraberinde getirdi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ermenistan tarafının AB ile AEB arasında bir an önce net bir seçim yapması gerektiğini belirterek, bu durumda “yumuşak ve medeni bir ayrılığın” mümkün olabileceğini ifade etmişti.

Mayıs ayında ise AEB üyesi Rusya, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan liderleri, Ermenistan’a AB ile birlik arasında seçim yapacağı bir referandumu gecikmeden düzenlemesi çağrısında bulunmuştu.

Rusya, son aylarda balık ürünlerinin yanı sıra Ermenistan’dan ithal edilen taze sebze, meyve, çiçek ve alkollü içecekler gibi diğer ürün gruplarına da çeşitli kısıtlamalar getirdi.

Rosselhoznadzor Başkanı Sergey Dankvert, bu kararların arkasında siyasi nedenler bulunmadığını, sorunun Ermenistan’daki üretim süreçlerindeki yapısal aksaklıklardan kaynaklandığını savundu.

Dankvert, ülkede çok sayıda küçük üretici bulunmasına rağmen etkin bir kooperatifleşme ve iç denetim mekanizmasının bulunmadığını işaret etti.

Avrupa Komisyonu ise Rusya’nın attığı bu adımları “ekonomik baskı” olarak nitelendirerek, Ermenistan için bir destek paketi hazırladıklarını ve Ermeni ürünlerinin Avrupa pazarına erişimini kolaylaştıracak önlemler üzerinde çalıştıklarını açıkladı.

Reuters’ın aktardığı resmi istatistiklere göre, 2025 yılında Ermenistan’ın dış ticaretinin yaklaşık yüzde 35’i Rusya ile gerçekleştirilirken, Avrupa Birliği’nin payı yüzde 11 civarında kaldı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Panama ile Çin denizcilik anlaşmasını yeniliyor

Yayınlanma

Panama, Çin limanlarında kendi bandırasını taşıyan gemilere gümrük tarifelerinde öncelik ve bürokratik kolaylık sağlayan deniz taşımacılığı anlaşmasını yenilemek üzere Pekin yönetimiyle uzlaştı. Panama Dışişleri Bakanlığının resmi açıklamasıyla duyurulan gelişme, Panama Kanalı’ndaki iki limanın işletme hakkına sahip Hong Kong merkezli bir şirketin imtiyaz sözleşmesinin iptal edilmesinin ardından yaşanan gerilimi takip ediyor.

Panama hükümeti, Çin limanlarında Panama bandıralı gemilere çeşitli avantajlar sunan deniz taşımacılığı anlaşmasının yenilenmesi konusunda Çin yönetimiyle mutabakata varıldığını açıkladı.

Söz konusu uzlaşı, Panama Kanalı bünyesindeki iki limanın işletme imtiyazına sahip olan Hong Kong merkezli bir şirketin sözleşmesinin iptal edilmesini takiben, Panama bandıralı gemilerin Çin limanlarında daha sıkı denetimlerle karşı karşıya kaldığı yönündeki şikayetlerin ardından geldi.

Panama Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, geçen hafta Pekin’de gerçekleştirilen müzakerelerin ardından iki ülkenin “uzlaşıya vardığı” ve anlaşmanın “yenilenme prosedürlerinin başlatılacağı” ifade edildi.

Bu yıl süresi dolacak olan mevcut anlaşma, Çin limanlarında Panama bayrağı taşıyan gemilere yönelik gümrük tarifelerinde tercihli kolaylıklar ve daha sade bürokratik kurallar sunuyor.

Yerel basında çıkan haberlere göre, 2026 yılında yaklaşık 500 Panama gemisi Çin limanlarında denetlenmek üzere alıkonulmuştu.

Ancak Dışişleri Bakan Vekili Carlos Hoyos pazartesi günü yaptığı açıklamada, bu denetim sayılarının artık “tarihi seviyelere” geri döndüğünü belirtti.

Çin’in Panama gemilerine yönelik denetimleri sıkılaştırması, Orta Amerika ülkesindeki bir mahkemenin, kanal bünyesindeki iki terminali işleten Hong Kong merkezli CK Hutchison şirketinin iştiraki Panama Ports Company’nin sözleşmesini iptal etme kararının ardından yoğunlaşmıştı.

Öte yandan, ABD Başkanı Donald Trump, Panama Kanalı’nın Çin tarafından yönetildiği argümanıyla bu kritik su yolu üzerinde kontrol sağlama girişimlerinde bulunmuştu.

Buna karşın Panama Kanalı, Panama hükümetinden özerk olan bağımsız bir devlet kurumu tarafından idare ediliyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Ukrayna askeri komutasında idari kriz

Yayınlanma

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, eski Savunma Bakanı Mihaylo Fedorov’un hükümete dönmeyi reddetmesi üzerine askeri komuta kademesinde derinleşen bir krizle karşı karşıya kaldı. Financial Times’ın batılı yetkililere dayandırdığı habere göre, Kiev’e destek veren ülkeler orduda acilen istikrar sağlanmasını ve güvenilir isimlerin göreve getirilmesini talep ediyor.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, eski Savunma Bakanı Mihaylo Fedorov’un hükümete geri dönmeyi kabul etmemesiyle birlikte askeri komuta kademesinde derinleşen bir krizle karşı karşıya.

Financial Times (FT) gazetesinin konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberine göre, bu durum Zelenskiy’nin Genelkurmay Başkanı Oleksandr Sırskiy’nin geleceğine yönelik karar alma sürecini daha da zorlaştırıyor.

Ukrayna’ya destek veren batılı ortaklar, Zelenskiy yönetimine silahlı kuvvetlerle ilgili sorunları bir an önce çözüme kavuşturma çağrısı yaptı. Gazeteye konuşan batılı bir yetkili, “Biz sizin ana finansörünüzüz ve bize istikrar gerekiyor. Tanıdığımız, güvendiğimiz ve birlikte çalışabileceğimiz insanlara ihtiyacımız var” ifadesini kullandı.

Protestolar 16 şehre yayıldı

Fedorov’a destek amacıyla 16 Temmuz Perşembe günü Kiev’de başlayan protestolar en az 16 şehre yayıldı. Yaşanan bu süreç, Zelenskiy’nin Genelkurmay Başkanı Sırskiy ile ilgili kararsızlığını derinleştirdi.

FT, bu düzeyde bir askeri yöneticinin görevden alınmasının devletin savunma kabiliyetine zarar verme riski taşıdığını, ancak değişim taleplerinin yanıtsız bırakılmasının da Zelenskiy’nin halk desteğini daha fazla düşürebileceğini belirtiyor.

Ayrıca, Rusya ile yaşanan silahlı çatışma döneminde kariyer basamaklarını tırmanan genç subayların üst kademelerde görev alma talebi her geçen gün artıyor.

Gazeteye konuşan kaynaklar, bu yeni nesil komutanların muharebe sahasının değişen gerçeklerini ve yeni teknolojileri daha iyi kavradığını aktarıyor.

Zelenskiy’nin Fedorov’a geniş yetkiler sunmak istediği, ancak eski bakanın sadece Savunma Bakanlığı görevine dönmeye sıcak baktığı ifade ediliyor.

Ukrayna lideri, Fedorov’a doğrudan devlet başkanına bağlı çalışabileceği, savunmada inovasyon ve askeri reform süreçlerini denetleyebileceği Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi (SNHB) bünyesinde bir pozisyon önerdi.

Bu formüle göre Fedorov, Savunma Bakanlığı ve ordunun idari yapısı dışında kalarak savunma teknolojileri programlarını yönetebilecek, uzun menzilli silah üretimini artırma çabalarını koordine edebilecek ve askeri sanayiye yabancı yatırım çekme görevini üstlenebilecekti.

Kaynaklar, Zelenskiy’nin Fedorov ile hafta sonu görüştüğünü ve istifasından bu yana kendisiyle neredeyse her gün temas halinde olduğunu belirtiyor. Devlet başkanının sunduğu diğer alternatif görevlerin tamamı da Fedorov tarafından geri çevrildi.

Kiev’deki bakan değişimi Berlin ve Brüksel’i sarstı

Sırskiy ve Fedorov arasındaki doktrin ayrılığı

Eski Savunma Bakanı Fedorov geçen hafta görevinden ayrılmış, yerine bu yılın başından beri Ukrayna Güvenlik Servisini (SBU) yöneten Yevgeniy Hmara atanmıştı.

İstifasının ardından Fedorov, Genelkurmay Başkanı Sırskiy’i yolsuzluk ve “stratejik öngörüsüzlükle” suçlayarak görevden alınması çağrısı yapmıştı. Fedorov ayrıca, genelkurmay başkanının Zelenskiy’e bir “ültimatom” vererek kendisinin görevden alınmasını talep ettiğini öne sürmüştü.

FT’nin analizine göre iki isim arasında ciddi bir askeri doktrin ayrılığı bulunuyor. Sırskiy ordunun “mümkün olduğunca uzun süre mevzilerini koruması ve daha fazla insanı seferber etmesi” gerektiği yönündeki yaklaşıma dayanırken, Fedorov askeri yapıda teknolojik inovasyonların uygulanmasını, robotik sistemlerin ve insansız hava araçlarının kullanımına öncelik verilmesini ve ordunun genel bir reform sürecinden geçirilmesini savunuyordu.

Ukrayna merkezli Insider.ua internet sitesi ve gazeteci Vitaliy Glagola, 20 Temmuz’da devlet başkanlığı ofisi ile savunma bakanlığındaki kaynaklarına dayanarak Sırskiy’nin o gün görevden alınacağını iddia etmişti.

Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığı ise daha sonra yaptığı açıklamada generalin görevden alındığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını ve Sırskiy’nin görevine devam ettiğini duyurmuştu.

Ukrayna’da kabine revizyonu: Savunma Bakanı Fedorov görevden alındı

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English