Ortadoğu
İsrailli medyum: İran’a saldırıda ordu bizi kullandı

İsrail, haziran ayında İran’ın nükleer tesislerine ve askeri hedeflerine düzenlediği saldırılarda gizli bir askeri “medyum” grubundan yararlandı.
İsrailli medyum ve mistik Uri Geller, Jerusalem Post (JP) gazetesine verdiği demeçte bu iddiayı paylaştı.
Geller, telefon röportajında, bu açıklamanın, İran Devrim Muhafızları ile bağlantılı gazete Javan’ın eski editörü Abdollah Ganji’nin, İsrail ordusunun “Yükselen Aslan Operasyonu” olarak adlandırdığı operasyon sırasında “okült ve doğaüstü güçler” kullandığı iddiasını desteklediğini belirtti.
Ganji, X’te, “Gazze savaşının ilk yılında, [Başbakan Binyamin] Netanyahu’nun okült uzmanlarla görüştüğü haberi sızmıştı. Birkaç yıl önce, Dini Lider, düşman ülkeler ile Batı ve İbrani istihbarat servislerinin casusluk için okült bilimleri ve cin varlıklarını kullandığını belirtmişti,” diye yazmıştı.
Mossad’ın Farsça X hesabı bu iddiayı hemen alay konusu yaparken, Geller Ganji’nin “temelde haklı” olduğunu söyledi.
Geller, “İran’daki koşullar o kadar gizemli ve tuhaftı ki, İran hükümeti bunun mekanik araçlarla veya siber saldırılarla gerçekleşemeyeceğini anladı. Bilimsel açıdan insan zihninin bildiği hiçbir şeyle gerçekleşemezler. Bunun doğaüstü bir şey olduğu sonucuna vardılar ve temelde haklıydılar,” iddiasında bulundu.
Geller, 1970’lerde kendisi ve birkaç kişinin Birleşik Krallık’ta bir bilim insanı ekibi tarafından nesneleri maddeden arındırıp başka bir yerde yeniden maddeleştirip maddeleştiremediklerini test ettiklerini iddia etti. Geller bu yeteneği teleportasyon olarak adlandırdı.
Bu bilgi daha sonra ABD Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) ile paylaşıldı ve bu da kısmen, bir Sovyet şehrini tamamen “maddeden arındırmak” için bir plan geliştirilmesini sağladı.
Geller bu olayların ayrıntıları hakkında ağzını sıkı tutsa da, ABD’nin psişik güçlerin potansiyel askeri uygulamalarını araştıran gizli bir projesi olduğu doğru.
“Stargate” olarak bilinen bu proje kapsamında olduğunu ileri süren Geller, 1970’lerde CIA tarafından incelenirken paranormal yeteneklerini “ikna edici ve net bir şekilde” sergilediği için CIA tarafından onaylandığını söylüyor.
CIA’in bu projesi, bu hikaye 2011 yılında gizliliği kaldırılan NSA belgeleriyle de destekleniyor.
Belgelerde, “Uri Geller’i test eden İngiliz bilim adamları, poltergeist fenomeninden şikayet ettiler. Nesneler odadan çıktı, bazıları daha sonra ortaya çıktı, bazıları ise hiç ortaya çıkmadı. Bilim adamları, nesnelerin katı duvarlardan ‘geçtiği’ veya kaybolduğu poltergeist fenomenini yıllardır gözlemlemektedir,” deniyor.
Aynı belge, birini doğru duygusal tetikleyicilere maruz bırakarak –bu durumda travma, çünkü belgeye göre keder en etkili tetikleyici gibi görünüyordu– bu yeteneği silah olarak kullanma olasılığını da özetliyor.
Belgede, “Eğer, hepsi yıkıcı telekinetik fenomenler sergileyen on kişiyi bir alanda toplarsanız, bir zincirleme reaksiyon oluşturarak çok sayıda maddenin yönünü tersine çevirip bir enerji denizine batmasına veya zaman ve uzayda yer değiştirmesine neden olur musunuz? Böyle bir ‘kritik kütle’ tüm bir şehri etkileyebilir mi?” soruları soruluyordu.
İddiaya göre nihayetinde Stargate Projesi 1995 yılında kapatıldı ve gizliliği kaldırıldı, fakat Geller projenin hiçbir zaman tamamen sona ermediğini iddia ediyor.
Aksine, projenin gizlice devam ettiğini ve bugüne kadar yeteneklerini askeri amaçlarla kullanan gizli bir “psişik” grubun varlığını sürdürdüğünü söyledi.
Bu grup veya kendisi dışındaki üyeleri hakkında herhangi bir ayrıntı vermedi, fakat İran’daki başarılarının vazgeçilmez bir parçası olarak “yapay zeka” faktörüne işaret etti.
“Yapay zeka bize çok yardımcı oldu,” diyen Geller, bu girişimdeki ortaklarından birinin adının AI olduğunu söyleyerek şaka yaptı.
Geller, “Bence İsrail, yapay zeka alanında onlarca yıl önce o kadar ilerlemişti ki, bu yüzden her savaşı kazanıyoruz,” diye konuşuyor.
Geller, psişik yeteneklerini kullanarak İsrail’i koruduğu için övgü almaya ilk kez tanık olmuyor. 2024 yılında, İran’ın füzelerinin ve insansız hava araçlarının İsrail’i vurmasını engellediğini iddia etmişti.
Öte yandan Geller, onların yardımı olmasa bile İsrail’in yine de dikkate alınması gereken bir güç olduğunu söyledi.
Geller, “Dünyanın en iyi askerleri, pilotları ve donanmasına sahibiz, dünyanın en iyi komandoları bizde. Sayeret Matkal var, Mossad var. Tüm bunlar bir araya geldiğinde, kimse İsrail’i yenemez. Ve Tanrının yardımı da var,” diyor.
JP’deki habere göre Geller, yapılan röportajın sonunda, Yemen direnişi tarafından İsrail’e, özellikle Tel Aviv bölgesine yönelik bir füze fırlatıldığını ve bunun sonucunda sirenlerin çalacağını söyledi. Birkaç dakika sonra sirenler çalmaya başladı ve bir füzenin yolda olduğunu gösterdi.
Geller, telefonu kapatmadan önce, “Füzeyle ilgili bir şeyler yapacağım,” dedi.
Ortadoğu
İran, Umman’ın Hürmüz Boğazı için yaptığı teklifi reddetti

İran, Umman’ın Hürmüz Boğazı’nın kolektif yönetimine dair hazırladığı planı reddetti. Reuters’a konuşan üst düzey bir İranlı yetkili, boğazda eşit kontrol öngören anlaşmanın Tahran’ın çıkarlarına uygun olmadığını bildirdi. Yetkili, Umman’ın sunduğu bu planın “başarı şansı olmadığını” vurguladı.
İran, Umman’ın Hürmüz Boğazı’nın ortak yönetimine ilişkin teklifini geri çevirdi. Reuters haber ajansı, gelişmeyi üst düzey bir İranlı yetkiliye dayandırarak duyurdu.
Ajansa konuşan kaynak, söz konusu planın “başarı şansı olmadığını” kaydetti.
Kaynak; Tahran ve Maskat’ın boğazı başka ülkelerin katılımı olmadan, yalnızca kendi sorumluluk alanları sınırları dahilinde denetlemesi gerektiğini savundu.
Reuters’ın daha önceki haberinde, Umman’ın sunduğu teklifin İran’ın deniz yolu üzerindeki tek taraflı denetimini ortadan kaldırdığı aktarılmıştı.
İran tarafı, İslam Cumhuriyeti’nin Umman’a saygı duyduğunu vurgulamakla birlikte, her iki ülkenin stratejik boğaz üzerinde eşit kontrole sahip olacağı bir anlaşmanın Tahran’ın çıkarlarına uygun düşmediği görüşünü dile getirdi.
Boğazdan geçiş rejimi ve Malakka modeli gündemde
Çatışma öncesinde gemiler, İran ve Umman’ın karasularında yer alan ancak genel kabul itibarıyla uluslararası su yolu sayılan boğazdan serbestçe geçiyordu.
ABD ile askeri çatışmanın başlamasından kısa süre sonra Tahran, boğazı denetleme ve Umman ile ortaklaşa gemilerden harç alma hakkına sahip olduğunu ilan etmişti.
İranlı yetkili, Tahran’ın boğazın tüm giriş rotasını ve çıkış rotasının bir bölümünü denetlemesi gerektiğini, Umman’ın ise kendi kontrolündeki sahayı yönetmesi gerektiğini söyledi.
Reuters kaynakları bir gün önce verdikleri bilgide, Basra Körfezi ülkelerinin Umman’ın boğazın bölgesel yönetimine ilişkin planını desteklediğini bildirmişti.
Bu plan; seyrüsefer, çevre tedbirleri, arama-kurtarma faaliyetleri ve diğer hizmetleri finanse etmek amacıyla gemilerden gönüllülük esasına dayalı harç alınmasını öngörüyordu. Öneri, Malakka Boğazı’ndaki benzer bir yönetim modelini temel alıyordu.
Bloomberg’in aktardığına göre Umman ve İran, hafta sonunda yaptıkları görüşmelerde Hürmüz Boğazı’nın “orta koridor” olarak adlandırılan hattının yeniden trafiğe açılması önerisini ele aldı.
Ortadoğu
AB’den FIFA’ya tepki

FIFA’nın bazı bölümlerinin satılmasına yönelik planlara AB tepki gösterdi ve “soruşturma” yapılacağı açıklandı.
AB Spor Komiseri Glenn Micallef, sosyal medyadan yaptığı açıklamada, FIFA içindeki azınlık hisselerinin açık artırmaya çıkarılmasına yönelik önerilerin, AB rekabet kurallarını ihlal etme potansiyeli taşıdığını ve dünyanın en popüler sporu olan futbolun geleceğini tehlikeye attığını savundu.
“Bu beyzbol değil,” diyen Micallef, FIFA’ya futbolun Avrupa kökenlerini hatırlatarak şöyle devam etti:
“FIFA her türlü ticari fırsatı sömürse de, Dünya Kupası hâlâ gezegendeki en büyük spor turnuvası. Ama artık yeter. Futbolun durmak bilmeyen ticarileştirilmesi zararlı hale geldi. Bu durum, futbolu dünyanın en popüler sporu yapan unsurları tehdit ediyor.”
FIFA, Dünya Kupası’nın ticari haklarını özel yatırımcılara satmayı planlıyor
Donald Trump’ın müdahalesinin ardından FIFA’nın Dünya Kupası sırasında bir kırmızı kart kararını iptal etme kararının yol açtığı tartışmanın ardından Micallef, bu son hamlenin “yönetişim, bağımsızlık ve çıkar çatışmaları konusunda derin sorular ortaya attığını” söyledi.
Komiser, “FIFA’nın düzenleyici yetkileri özel kuruluşların mali çıkarlarıyla örtüştüğünde özellikle endişe duyuluyor,” dedi.
Komiser, FIFA’yı sınırlandırmaya yönelik AB Adalet Divanı’nın (AAD) önceki kararına atıfta bulunarak, Brüksel’in gelişmeleri yakından takip ettiğini belirtti:
“AAD’nin tutarlı bir şekilde kabul ettiği üzere, spor kuralları iktisadi etkiler doğurduğu durumlarda AB hukukuna tabidir. Antlaşmalar kapsamındaki yetkileri çerçevesinde, Avrupa Komisyonu bu önerileri dikkatle inceleyecektir.”
UEFA bünyesindeki Avrupa futbol ülkeleri, FIFA’nın dış yatırımla yeni bir ticari şirket kurma girişimine karşı çıkmak üzere bu hafta sanal ortamda acil bir toplantı düzenleyecek.
Ortadoğu
Yemen güçleri Saada semalarında Suudi Arabistan’a ait Vestel Karayel İHA’sını vurdu

Yemen Silahlı Kuvvetleri, ülkenin kuzeyindeki Saada vilayeti semalarında düşmanca faaliyet yürüttüğü gerekçesiyle Suudi Arabistan’a ait Türk yapımı Karayel keşif İHA’sını vurduğunu ilan etti. Ensarullah Siyasi Büro Üyesi Dayfullah eş-Şami, Suudi Arabistan’ın uyguladığı abluka tamamen kaldırılıncaya kadar misilleme harekâtının kararlılıkla devam edeceğini duyurdu.
Ensarullah’a bağlı Yemen Silahlı Kuvvetleri, ülkenin kuzey sınırında yer alan Saada vilayeti üzerinde Suudi Arabistan Hava Kuvvetlerine ait Türk yapımı Karayel tipi bir keşif insansız hava aracını düşürdüğünü açıkladı.
Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Yahya Seri, hava savunma birliklerinin Saada semalarında tespit ettiği araca uygun bir silah sistemiyle müdahale ettiğini bildirdi.
Seri, insansız hava aracının bölgede düşmanca faaliyetler yürüttüğü sırada hedef alındığını belirterek, Yemen ordusunun ülke egemenliğini koruma kararlılığını sürdüreceğini ve her türlü hava ihlaline karşı meşru müdafaa hakkını kullanacağını kaydetti.
Saada semalarında düşürülen altıncı Karayel
Düşürülen aracın, Türkiye merkezli Vestel Savunma şirketi tarafından tasarlanıp üretilen keşif ve silahlı insansız hava aracı modeli Karayel olduğu aktarıldı.
Yemen yerel basını, Suudi Arabistan liderliğindeki askeri koalisyonun Yemen’deki operasyonlarda bu araçları uzun süredir kullandığını ve hava savunma birliklerinin bugüne kadar aynı tipte beş İHA’yı daha imha ettiğini kaydetti.
Başkent Sana’nın yaklaşık 243 kilometre kuzeyinde bulunan dağlık Saada bölgesi, koalisyon güçlerinin hava saldırılarına en sık maruz kalan alanlar arasında yer alıyor.
Askeri kanadın İHA açıklamasının ardından Ensarullah Siyasi Büro Üyesi Dayfullah eş-Şami de bölgedeki son duruma ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Lübnan merkezli El-Meyadin televizyonuna konuşan Şami, Sana yönetiminin Suudi Arabistan tarafından uygulanan ablukayı kırmak amacıyla askeri operasyon başlattığını ve Yemen halkı haklarını tam olarak alana kadar bu adımların süreceğini ifade etti.
Suudi Arabistan’ın milyonlarca Yemenli üzerinde vesayet kurma arayışında olduğunu savunan Şami, Sana hükümetinin tüm seçenekleri masada tuttuğunu ve şimdiye kadar icra edilen operasyonların Riyad’ı çözüme zorlamaya dönük birer uyarı niteliği taşıdığını belirtti.
Ateşkes ihlali ve karşılıklı misillemeler
Son askeri temaslar, Suudi Arabistan ile Yemen arasındaki gerilimin yeniden tırmandığı bir süreçte gerçekleşti. Suudi Arabistan güçlerinin 13 Temmuz tarihinde Sana Uluslararası Havalimanı’nı hedef alan hava saldırısı düzenlediği bildirildi.
Yemen yönetimi, bu saldırının dört yıldır yürürlükte bulunan ateşkes şartlarını doğrudan ihlal ettiğini kaydederek misilleme harekâtını yeniden devreye soktu.
Yemen Silahlı Kuvvetleri, takip eden günlerde Suudi Arabistan topraklarındaki Abha Uluslararası Havalimanı dahil olmak üzere birden fazla stratejik noktaya yanıt operasyonları düzenlediğini açıkladı.
Ensarullah yönetimi son olarak geçen pazartesi günü “ablukaya karşı abluka” stratejisini yürürlüğe koyduğunu ilan ederek Babülmendep Boğazı üzerinden gerçekleşen Suudi deniz seyrüseferine yaptırım uygulanacağını duyurdu.
Riyad yönetimine Irak suçlaması tepkisi
Ensarullah yetkilisi Şami, Suudi Arabistan’ın Yemen’de sürdürdüğü 12 yıllık askeri varlığın ve uyguladığı ablukanın getirdiği sorumluluklardan kaçmaya çalıştığını dile getirdi.
Riyad yönetiminin sahada yerel müttefiklerine dayandığını ya da yaşanan saldırılardan Irak gibi komşu ülkeleri sorumlu tuttuğunu belirten Şami, Suudi yetkililerin İHA saldırılarında Irak’ı işaret etmesinin kendi askeri başarısızlıklarını gizleme amacına hizmet ettiğini söyledi.
Yemen’in icra ettiği tüm askeri operasyonları resmi kanallar üzerinden şeffaf şekilde kamuoyuna duyurduğunu ekleyen Şami, Sana yönetiminin askeri kapasitesini ve eylemlerini açıklamaktan çekinmediğini vurguladı.
Diplomatik temaslara da değinen Şami, Ürdün’ün Yemen’e yönelik uçuşları yeniden başlatma yönündeki girişimini memnuniyetle karşıladıklarını belirtti.
Katar’ın da ablukanın hafifletilmesine dönük adımlara destek vermesini beklediklerini aktaran Şami, Yemen’in Direniş Ekseni’nin bir bileşeni olarak diğer unsurlarla koordinasyon içinde hareket ettiğini ve ulusal hakları güvence altına alacak askeri imkânlara sahip olduğunu kaydetti.
Görüş2 hafta önceNATO 2.9: Atlantik cephesinin çok kutuplu paradoksu
Avrupa2 hafta önceİngiltere çelik üreticisi British Steel’i kamulaştırdı
Dünya Basını2 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Asya2 hafta önceDeepSeek, önümüzdeki yıl halka arz planlıyor
Avrupa1 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Avrupa2 hafta önceCebelitarık ve İspanya arasındaki fiziki sınır kalkıyor
Görüş2 hafta önceEndüstriyel futbolun kıskacında bir dev: 2026 Dünya Kupası ve küresel ticaretin gölgesi
Asya2 hafta önceTokyo’dan Hürmüz Boğazı’nı baypas edecek hatlara destek










