Bizi Takip Edin

Amerika

Claude sohbetleri Google aramalarında göründü

Yayınlanma

Özel kalması gereken Claude sohbetleri hafta sonu Reddit kullanıcıları tarafından Google arama motoru sonuçlarında keşfedildi.

Bu sohbetlerin bazıları tıbbi veriler ve çocukların telefon numaralarını içeriyordu.

Kullanıcılar, Claude sohbetleri için paylaşılabilir bir genel bağlantı oluşturabilir (tıpkı Google Dokümanlar’da olduğu gibi), böylece arkadaşları veya iş arkadaşları bu sohbetleri görüntüleyebilir.

Öte yandan genel erişimli bir Google Dokümanı arama sonuçlarında indekslenmezken, Claude’un oluşturduğu içerikler indekslendi.

Claude’un yaratıcısı Anthropic, TechCrunch’a verdiği demeçte, bu bağlantıların yalnızca sosyal medya platformları gibi web tarayıcılarının bulabileceği yerlere yayınlandığında herkese açık hale geldiğini söyledi.

Bir Google sözcüsü, Wired’a verdiği demeçte, Anthropic’e ve tüm web sitesi sahiplerine, web sayfalarının taranıp taranmayacağı veya indekslenip indekslenmeyeceği konusunda “net kontrol” sağladığını belirtti.

Microsoft’un Bing’i ise geliştiricilerin etiketler kullanarak indekslemeyi engelleyebileceğini belirtiyor. 

Fakat Wired, ortaya çıkan Claude sohbetlerini incelediğinde, bu sayfalarda önerilen “noindex” etiketini bulamadı.

Claude bağlantıları pazartesi günü itibariyle hâlâ herkese açıktı fakat dün itibarıyla arama sonuçlarından silinmiş görünüyor.

Bununla birlikte, üçüncü tarafların verilere çoktan ulaşmış olması da mümkün.

Amerika

Mark Zuckerberg: ABD, Çin yapay zekâsını yasaklamamalı

Yayınlanma

Meta CEO’su Mark Zuckerberg, yapay zekâya ilişkin Amerikan düzenlemelerinin belirli şirketlerin etkisi altına girmemesi gerektiği uyarısında bulundu.

Mark Zuckerberg, ABD yönetiminin yapay zekâ yarışında avantaj sağlamak amacıyla Çinli modelleri engellememesi gerektiğini söyledi. Zuckerberg ayrıca, Amerikan yapay zekâ düzenlemelerinin önde gelen yerli şirketlerin etkisi altına girmesinin ülke içindeki rekabeti boğabileceği uyarısında bulundu.

Financial Times’a konuşan Zuckerberg, Washington’ın fikri mülkiyet hırsızlığı iddiaları nedeniyle Çinli laboratuvarları hedef alma tehdidinde bulunduğu bir dönemde, gelişmiş Çin yapay zekâ modellerinin ABD’de yasaklanmasının “etkili bir çözüm” olmayacağını belirtti.

Meta’nın kurucusu, salı günü Washington’da ve önde gelen yapay zekâ şirketleri arasında süren yoğun tartışmaya açık biçimde dahil oldu. Tartışmalar, ABD’nin hızla gelişen bu teknolojiyi nasıl düzenlemesi ve Çin’den gelen artan rekabete nasıl karşılık vermesi gerektiği üzerinde yoğunlaşıyor.

Bu tartışmalar, Pekin merkezli Moonshot AI’ın bu ay Kimi K3 modelini piyasaya sürmesinin ardından hız kazandı. Modelin kabiliyetleri, OpenAI ve Anthropic’in sistemlerine yaklaşmış durumda.

Trump yönetiminin üst düzey yetkilileri, Moonshot’ın “damıtma” olarak bilinen teknik bir yöntemle modelini ABD’li rakiplerinden eğitmek amacıyla geniş çaplı ve gizli bir faaliyet yürüttüğüne dair kanıtlara sahip olduklarını iddia etti. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent geçen hafta, “fikri mülkiyet hırsızlığı sınırını aşan” Çinli laboratuvarlara yaptırım uygulanmasının gündemde olduğunu belirtti.

Zuckerberg ise yasağa karşı çıkarak, ABD’li şirketlerin Pekin’le daha iyi rekabet edebilmek için darboğazları ve engelleri “sistematik biçimde” belirlemesi gerektiğini söyledi. Her iki ülke de yapay zekâ yarışını ulusal güvenlik ve refah açısından kritik görüyor.

Sosyal medya şirketinin yöneticisi, salı günü daha önce yaptığı açıklamada “herkes için yapay zekâ” vizyonunu ortaya koymuş ve kullanıcıların kendi ihtiyaçlarına göre uyarlayabildiği, kendi donanımlarında çalıştırabildiği “açık” modellere desteğini yinelemişti. Bu modeller Çinli geliştiriciler arasında da yaygın biçimde kullanılıyor.

Zuckerberg, yapay zekânın birkaç güçlü grubun elinde “merkezileşmesi” riskine dikkat çekti. Açıklamaları, sohbet robotu pazarına tescilli ve “kapalı” yapay zekâ modelleriyle hâkim olan rakipleri Anthropic ve OpenAI’a yönelik dolaylı bir eleştiri olarak değerlendirildi.

Donald Trump’ın yeniden seçim kampanyasından ve Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana onunla yakın ilişkiler kurmaya çalışan Zuckerberg, ABD’nin yeni modellerin piyasaya sürülmesini nasıl denetleyebileceği konusuna da değindi.

Zuckerberg, doğru biçimde ve uzman kişiler tarafından yürütülmesi halinde akran değerlendirmesinin veya ön inceleme süreçlerinin sektör açısından olumlu olabileceğini söyledi. Ancak önde gelen yapay zekâ şirketlerinin bu süreçler üzerinde aşırı etkili olmaması gerektiği uyarısında bulundu.

Zuckerberg, “Akran değerlendirmesini kendi çıkarları olan bir grup şirket yapıyorsa, her zaman düzenleyici süreçlerin şirketlerin etkisi altına girmesi meselesi ortaya çıkar” dedi.

“Öncü yapay zekâ laboratuvarları, açık kaynaklı bir modelin başarılı olmasını gerçekten ister mi? Bu konuda şimdiye kadar birbiriyle çelişen bazı işaretler gördüğümüzü düşünüyorum” diye ekledi.

Trump yönetiminin, yapay zekâ modeli geliştiricilerinin araçlarını piyasaya sürmeden önce test edilmek üzere gönüllü biçimde sunmalarını öngören bir çerçeveyi bu hafta içinde açıklaması bekleniyor.

Anthropic CEO’su Dario Amodei daha güçlü yapay zekâ düzenlemeleri çağrısında bulunurken, Google DeepMind Başkanı Demis Hassabis, sektör standartlarını belirleyebilecek ve Finans Sektörü Düzenleme Kurumu’na benzer biçimde çalışacak bir “öz düzenleyici kuruluş” oluşturulmasını önerdi.

Yeni modellerin incelenmesine yönelik bir sistem üzerinde anlaşma çabası, Beyaz Saray’ın haziran ayında Anthropic’in en gelişmiş teknolojisinin kullanımını kısıtlamasının ardından gündeme geldi. Yönetim, modelin siber güvenlik açıklarını tespit etme kapasitesinin küresel finans sistemini aksatabileceğinden endişe ediyordu.

Zuckerberg, Financial Times’a yaptığı açıklamada, siber güvenlik kaygıları nedeniyle en güçlü araçların sınırlandırılmasının doğru çözüm olmadığını söyledi. Bu araçların şirketlerin güvenlik açıklarını belirlemesine ve kapatmasına da yardımcı olabileceğini savundu.

Zuckerberg, geçen hafta bir OpenAI programının insan denetiminden çıkarak bir girişimin sistemlerini hacklediği olaya atıfta bulundu.

“Büyük modellerden kaynaklanan bazı ihlaller gördük. Saldırıya uğrayan şirket, kısıtlamalar nedeniyle kapalı ve öncü modellere erişemiyordu. Bu nedenle sorunları gidermek için açık kaynaklı modellere yöneldiler” dedi.

OpenAI ve Anthropic, açık modellerin kısıtlanmasına karşı olduklarını açıkladı. Ancak Amodei, “açık ağırlıklı modellerin güvenlik önlemlerinin geliştirilmesini zorunlu olarak kolaylaştırdığı veya gelişmiş kabiliyetlere geniş erişimin savunma yapanlara saldırganlardan daha fazla yardımcı olduğu” görüşüne katılmadığını söyledi.

Zuckerberg, “kişisel süper zekâ” adını verdiği sistemi geliştirmek için milyarlarca dolar harcıyor ve büyük ölçüde açık modeller geliştirmeye odaklanıyor. Ancak Meta’nın modelleri, önde gelen yapay zekâ laboratuvarlarının kabiliyetlerinin gerisinde kaldı.

Şirket kısa süre önce Muse Spark adlı kendi kapalı modelini piyasaya sürdü. Meta, modeli tescilli tutmasının gerekçesi olarak güvenlik kaygılarını gösterirken, bu adımla yeni bir gelir kaynağının da önünü açtı.

Okumaya Devam Et

Amerika

Trump ve Hegseth yönetimindeki Pentagon İran savaşına dair bilgileri kısıtlıyor

Yayınlanma

ABD Savaş Bakanlığı, İran ile beş aydan uzun süredir devam eden savaşta can kayıplarını yeniden sınıflandırması, vurulan hedef sayılarını açıklamayı durdurması ve basın toplantılarını reddetmesi nedeniyle şeffaflık eleştirilerinin hedefi oluyor. Pentagon yetkilileri kısıtlamaları operasyonel güvenlik gerekçesiyle savunurken, sivil toplum kuruluşları ve Senato üyeleri halkın bilgilendirilme hakkının ihlal edildiğini bildiriyor.

ABD Savaş Bakanlığı (Pentagon), İran ile beş ayı aşkın süredir devam eden ve sonu görünmeyen savaşta artan bilançoyu kamuoyundan gizlediği gerekçesiyle geniş çaplı bir inceleme ve eleştiri dalgasıyla karşı karşıya.

Savaş Bakanı Pete Hegseth idaresindeki Pentagon; hayatını kaybeden ve yaralanan askerlerin istatistiklerini yeniden sınıflandırmak, İran’a düzenlenen son hava saldırılarında kaç hedefin vurulduğunu açıklamamak ve basın toplantısı düzenlemeyi reddetmekle suçlanıyor.

Pentagon yetkilileri bilgi paylaşımının sınırlandırılmasını operasyonel güvenliği koruma ihtiyacıyla açıklarken, eleştirmenler bu durumun kamuoyunu karanlıkta bıraktığını ve uzun vadeli sonuçlar doğuracağını savunuyor.

Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Kuzey Amerika Direktörü Clayton Weimers, konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Bu durum kesinlikle yakın tarihin en az şeffaf Pentagon’u gibi hissettiriyor. Ellerine geçen her fırsatta gazetecilerin ve kamuoyunun hayati önemdeki bilgilere erişimini zorlaştırmayı seçiyorlar” dedi.

Kayıp verilerindeki tutarsızlıklar ve yeni kategori

Savaş Bakanı Hegseth yönetiminde basın mensuplarının binaya erişimini kısıtlayan Pentagon, İran savaşındaki kayıp sayılarını revize etmesinin ardından tepkilerin odağı haline geldi.

Bakanlık, Destansı Öfke adını verdiği harekât kapsamında öldürülen ABD askerlerinin sayısını 18’den 14’e düşürdü ve onlarca yaralı askeri kamuoyuna açık veri tabanından çıkardı.

Geçen hafta Pentagon, Savunma Zayiat Analiz Sistemi (DCAS) web sitesinde “geçici veri kesintileri” yaşandığını ve bu durumun ordunun ilgili birimleriyle koordineli şekilde çözülmeye çalışıldığını bildirdi.

Bakanlık mevcut durumda, zayiat ve yaralı asker sayılarını DCAS üzerinde “Yurtdışı Operasyonlar” başlığı altında genel bir kategoride listeliyor. Bu başlık, ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü askeri harekat olan Epic Fury Harekatı’na ait rakamlardan ayrı tutuluyor.

“Yurtdışı Operasyonlar” kategorisi, ABD ile İran arasındaki çatışmaların şiddetlendiği 7 Temmuz’dan bu yana yaşanan ölüm ve yaralanmaları takip ediyor.

Fakat savunma yetkililerinin “yurtdışı operasyonları” nasıl tanımladığı ve verilerin yalnızca 28 Şubat’ta başlayan İran savaşını kapsayıp kapsamadığı netlik taşımıyor.

Pentagon’un savaş zayiatlarını takip eden birincil kamu veri tabanı olan DCAS’taki rakamlar birleştirildiğinde, salı akşamı itibarıyla İran savaşında 18 ABD askerinin hayatını kaybettiği ve 642 askerin yaralandığı görülüyor. Savunma yetkilileri yaralanan askerlerin çoğunun görevlerine döndüğünü belirtiyor.

Senatörlerden Bakan Hegseth’e mektup

Rakamlardaki dalgalanmalar üzerine, Senato Silahlı Hizmetler Komisyonu Üyesi Demokrat Senatör Mazie Hirono liderliğindeki 12 Senato Demokratı, Bakan Hegseth’e bir mektup gönderdi.

Senatörler, Pentagon’un DCAS sistemini yönetme biçimini sordu ve kaç askerin travmatik beyin hasarı veya travma teşhisiyle taramadan geçirildiğini sorguladı.

Senatörler perşembe günü gönderdikleri beş sayfalık mektupta, “Zayiat rakamlarının kamuoyuna açıklanmasındaki gecikmeler veya tutarsızlıklar, Kongre’nin denetim yapma yetkisini engellemekte ve kamuoyunun operasyonun bedellerini anlamasını sınırlandırmaktadır. Bu şeffaflık eksikliği, askeri ailelerin ve Amerikan halkının, üniforma giyenlerin yaptığı fedakarlıklar hakkında eksiksiz ve doğru bir bilgi aldığına dair güveni zedelemektedir” ifadelerini kullandı.

20 yıldan fazla bir süre orduda hizmet veren ve Genelkurmay Başkanı’nın özel asistanlığını yapan Jason Dempsey, yaşanan sürecin Pentagon’daki “derin mesleki ve ahlaki korkaklığı” yansıttığını savundu.

Center for a New American Security bünyesinde kıdemli uzman olarak görev yapan Dempsey, Hegseth’in geçmişte ABD’nin Terörle Küresel Mücadele (GWOT) sürecine yönelik eleştirileri düşünüldüğünde, durumun büyük bir çelişki barındırdığını ifade etti.

Basın Özgürlüğü Vakfı (Freedom of the Press Foundation) Şeffaflık Uzmanı Lauren Harper ise bir savaşın ortasının, Pentagon’un hesap verebilirlik veya şeffaflık standartlarını düşüreceği doğru zaman olmadığını kaydetti.

Harper, “Amerikan halkının, askeri personelin ve ailelerinin İran savaşının maliyetini görme konusunda temel bir hakkı vardır. Bu alandaki temel şeffaflığın operasyonel güvenliği tehdit edebileceğini öne sürmek, Pentagon’un sorumlu hareket etmesini isteyen herkes için inciticidir” değerlendirmesinde bulundu.

Pentagon ve Cumhuriyetçi kanadın savunması

Pentagon yetkilileri ise ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) ile birlikte ABD’nin İran’a yönelik saldırıları ve operasyonları konusunda dünyaya “sürekli, gerçek zamanlı ve kapsamlı güncellemeler sağladıklarını” savunuyor.

Pentagon Başsözcüsü Sean Parnell, The Hill gazetesine yaptığı açıklamada, “Başkan Trump ve Savaş Bakanı Hegseth, internet üzerinden doğrudan medyaya ve Amerikan halkına sürekli güncellemeler sunmakta, hedeflerimiz ve kararlı eylemlerimiz hakkında net bilgiler vermektedir. Savaş Bakanlığı Halkla İlişkiler Ofisi her gün ve her saat gazetecilerle iletişim kurmakta ve soruları yanıtlamaktadır” dedi.

Benzer bir görüş Kongre’deki bazı Cumhuriyetçiler tarafından da dile getirildi. Senato Silahlı Hizmetler Komisyonu Başkanı Cumhuriyetçi Senatör Roger Wicker, Pentagon’un İran savaşı konusunda Kongre ve Amerikan kamuoyuna karşı “yeterince şeffaf” olduğunu söyledi.

Saldırılar ve bilgi kısıtlaması

ABD ordusu 7 Temmuz’dan bu yana İran’a yönelik 13 gece üst üste hava saldırısı düzenledi. Saldırılarda, Tahran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki ticari deniz trafiğini engelleme kabiliyetini azaltmak amacıyla küçük hücumbotlar, kıyı radar sahaları, füze fırlatıcıları ve diğer askeri unsurlar hedef alındı. ABD kuvvetleri ayrıca bazı köprüleri de imha etti veya kullanılmaz hale getirdi.

Ancak CENTCOM, gecelik bilgilendirme notlarında İran içinde kaç hedefin vurulduğunu ve bu görevlerde hangi askeri unsurların kullanıldığını açıklamayı durdurdu. Komutanlık, bu bilgilerin verilmesinin İran’a çok fazla detay sağlayacağını ileri sürüyor.

28 Şubat’ta başlayan ve yaklaşık 40 gün süren bombalama harekatı sırasında ABD ordusu, Washington ve Tahran’ın 8 Nisan’da kırılgan bir ateşkes kararı almasından önce İran içinde 13 binden fazla hedefi vurmuştu.

RSF Direktörü Weimers, geçmiş savaşlara atıfta bulunarak, “Kamuoyunun bilme hakkı ile birliklerin güvenliğini sağlama görevi arasında her zaman zorlu bir denge olmuştur. Vietnam, Afganistan ve Irak savaşlarında kamuoyuna sahadaki duruma dair iyi bilgiler verilmediği için savaşın ne kadar kötü gittiği anlaşılamamıştı” hatırlatmasında bulundu.

Jenerik askeri gücün İran rejimine karşı bir koz olarak kullanılmasında “azalan verim” aşamasına gelindiğini belirten Dempsey ise, “Bu aşamada çok sayıda saldırıyla övünmek, aslında genel stratejinin işleyişi açısından bir zayıflık itirafıdır” dedi.

Diğer yandan ABD ordusu, Hürmüz Boğazı yakınlarındaki deniz ablukası uygulamasına ilişkin düzenli bilgi vermeyi sürdürüyor. 14 Temmuz’da ablukayı yeniden başlatan CENTCOM, salı akşamı itibarıyla ABD kuvvetlerinin 18 ticari gemiyi İran limanlarına girmekten veya ayrılmaktan vazgeçirdiğini, iki gemiyi işlevsiz hale getirdiğini ve bir diğer ticari gemiye de çıktığını duyurdu.

Bilgi Edinme Özgürlüğü Yasası muafiyeti talebi

Şeffaflığa ilişkin endişeler belge paylaşımları konusunda da artıyor.

Pentagon geçen ay Kongre’den, askeri makamların ulusal savunmanın hassasiyetleriyle ilgili olduğuna karar vermesi halinde, tüm “kontrollü gizli olmayan bilgilerin” (CUI) Bilgi Edinme Özgürlüğü Yasası’ndan (FOIA) muaf tutulmasını talep etti.

Bu teklif, yaklaşık 2,8 milyon Savaş Bakanlığı çalışanı ve binlerce yüklenici tarafından işlenen binlerce belgenin kamuoyuna açıklanmasını engelleyebilir.

Temsilciler Meclisi’nden geçen Ulusal Savunma Yetki Yasası (NDAA) metnine dahil edilmeyen teklifin, Senato versiyonunda yer alıp almayacağı belirsizliğini koruyor.

15’ten fazla hükümet denetim ve basın özgürlüğü örgütü, bu hafta Kongre komisyonlarına bir mektup göndererek Pentagon’un 25 Haziran tarihli teklifinin reddedilmesini isteyecek.

Örgütler hazırladıkları mektup taslağında, “Pentagon’un teklifi gelişen güvenlik tehditlerine verilen yeni bir yanıt değildir; bakanlığın FOIA’yı aşındırma ve ordu içindeki kötü yönetimi ifşa etmeye çalışan gazetecileri, Kongre komisyonlarını ve denetçileri engelleme yönündeki son girişimidir” ifadelerine yer verdi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Google DeepMind temel bilimsel araştırmalardan yapay zeka ajanlarına yöneldi

Yayınlanma

Google DeepMind, protein yapılarını tahmin ederek Nobel Ödülü kazanan AlphaFold sisteminin arkasındaki ekibi yeni yapay zeka stratejisi kapsamında dağıttı. Şirket, araştırmacıların büyük bölümünü Gemini tabanlı projelere, nükleer füzyon ve genomik gibi alanlara veya Alphabet’in ilaç şirketi Isomorphic Labs’e aktardı. Yapılan bu hamle, yapay zeka laboratuvarının odağını tekil bilimsel hedeflerden genel araştırma sistemlerine ve otonom ajanlara kaydırdığını gösteriyor.

Google DeepMind, kendisini dünyanın önde gelen yapay zeka laboratuvarlarından biri haline getiren araştırma stratejisini yenileyerek protein yapılarını tahmin eden ve Nobel Ödülü kazanan AlphaFold sisteminin arkasındaki ekibi dağıttı.

Financial Times gazetesinin haberine göre istihdam hareketlerine ilişkin analizler ve konuya vakıf kaynakların aktardığı bilgiler, AlphaFold makalelerinin orijinal yazarlarının çoğunun son bir yıl içinde şirket içinde farklı görevlere atandığını gösteriyor.

DeepMind tarafından yapılan açıklamada, personelin Google’ın büyük dil modeli Gemini etrafında şekillenen projelerin yanı sıra enzim tasarımı, nükleer füzyon ve genomik gibi alanlara kaydırıldığı doğrulandı.

Bazı çalışanlar Alphabet’in ilaç keşif şirketi Isomorphic Labs’e geçerken, orijinal AlphaFold makalelerinde imzası bulunan tam zamanlı Google DeepMind yazarlarının yaklaşık dörtte biri ise şirketten ayrıldı.

Bu kadro değişimi, büyük dil modellerinin yükselişinden bu yana DeepMind’ın bilimsel stratejisinde yaşanan önemli dönüşümü yansıtıyor.

Google DeepMind Bilim için Yapay Zeka ekibinin kurucusu ve araştırma başkan yardımcısı Pushmeet Kohli, konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Son dokuz yıldaki stratejimiz, her projenin somut bir hedefe odaklandığı büyük badirelere odaklanmaktı. Strateji evrildi” dedi.

Kohli, yapay zeka laboratuvarının artık araştırmacıları yalnızca protein katlanması gibi tekil bilimsel sorunlar etrafında toplamak yerine, OpenAI ve Anthropic ile rekabet ederken bilim insanlarına yardımcı olabilecek ve bilimsel süreçlerin bir kısmını otomatikleştirebilecek Gemini destekli sistemler inşa etmeye odaklandığını belirtti.

DeepMind’ın 2018 yılında geliştirmeye başladığı AlphaFold, proteinlerin üç boyutlu yapısını yapay zeka yardımıyla tahmin ederek biyolojik araştırmalarda çığır açmıştı.

Bu başarı, Mühendislik Üyesi ve Başkan Yardımcısı John Jumper ile DeepMind CEO’su Demis Hassabis’e 2024 yılında Kimya Nobel Ödülü kazandırmıştı.

Proje, DeepMind’ın özel araştırma ekipleri aracılığıyla uzun vadeli bilimsel gelişmeleri takip etme stratejisinin simgeleşmiş örneği haline gelmişti.

Google’ın iddiası: Büyük dil modelleri bilimsel sıçramalarda işe yaramaz

Bu yılın başlarında Jumper ve AlphaFold araştırmacısı Jonas Adler, Google’ın Anthropic ve OpenAI’ı yakalama hedefi doğrultusunda kodlama kabiliyetlerini geliştirmek için kurduğu şirket içi “Code Strike” ekibine geçti.

Geçen ay ise Jumper, Anthropic şirketine katılmak üzere ayrıldığını duyurdu. Adler ve AlphaFold ekibinden Alexander Pritzel de Anthropic’e geçiş yaptı.

İsminin açıklanmasını istemeyen bir DeepMind çalışanı, Financial Times’a her üç ismin de şirketin “kilit, önemli ve asli üyeleri” olduğunu ve ayrılışlarının şirket içinde şaşkınlık yarattığını söyledi.

DeepMind yetkilileri, araştırmacıların bu hareketliliğinin gelişen bilimsel öncelikleri yansıttığını açıkladı.

Şirket tarafından yapılan açıklamada, “Bilimsel mirasımızdan ve ilaç keşfini yeniden tanımlama misyonuyla Isomorphic Labs’in kurulmasına ilham veren AlphaFold’un küresel etkisinden inanılmaz derecede gurur duyuyoruz” ifadesine yer verildi.

Isomorphic Labs, AlphaFold’un bilimsel atılımlarını ticarileştirmek amacıyla 2021 yılında DeepMind bünyesinden ayrılarak kurulmuştu.

Şirket, yapay zeka kullanarak ilaç keşfini hızlandırma hedefi doğrultusunda Novartis ve Eli Lilly gibi ilaç şirketleriyle ortaklıklar kurdu.

Yeniden yapılanma, öncü laboratuvarların büyük dil modellerini yalnızca sohbet robotları olarak değil, bilimsel araştırmaları hızlandırabilecek araçlar olarak gördüğü yapay zeka sektöründeki genel değişimi de yansıtıyor.

Anthropic bu yıl, biyoloji ve ilaç keşfi araştırmalarını desteklemek üzere tasarlanan yapay zeka asistanı Claude Science’ı kullanıma sundu.

Stratejik dönüşümle birlikte, öncü yapay zeka sistemleri inşa edebilecek dar araştırmacı havuzu üzerindeki rekabet kızıştı ve şirketler üst düzey bilim insanları ile mühendisleri bünyelerine katmak için çalışmalarını yoğunlaştırdı.

OpenAI Araştırma Başkanı Mark Chen, bu yılın başlarında yaptığı açıklamada, “Yapay zeka araştırmacıları öncü konumda olan bir laboratuvarda çalışmak istiyor, arayı kapatmaya çalışan bir yerde değil. Bir araştırmacı için öncü konumda olmak ve yeni paradigmayı zorlamak, öncüye yakın bir modeli kopyalama baskısı altında kalmaktan çok daha heyecan verici” değerlendirmesinde bulunmuştu.

Yapay zeka devlerinden ABD yönetimine temkinli ilerleme çağrısı

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English