Asya
Japon sanayiciler ve yöneticiler, ABD’ye ‘sonu gelmez’ yatırımlar konusunda uyardı

Japonya’nın üst düzey sanayicileri ve iş yöneticileri, ülke şirketlerinin ABD’ye “sonu gelmez” biçimde yatırımlar yapması konusunda alarm zillerini çaldı. Bu uyarı, Japonya’da düşük seyreden verimliliği artırmak için ihtiyaç duyulan yurt içi yatırımların yetersizliğine ilişkin kaygıların büyüdüğü bir dönemde geldi.
Japonya Verimlilik Merkezi adlı ekonomik düşünce kuruluşunun başkanı Yoshimitsu Kobayashi’nin uyarısı, Tokyo’nun geçen yıl Trump yönetiminin uyguladığı cezalandırıcı tarifeleri savuşturmak amacıyla baskı altında kabul ettiği, ABD’ye yatırım için oluşturulan 550 milyar dolarlık fonu ilerletmeye çalıştığı bir sırada yapıldı.
Aynı zamanda Japonya’nın en büyük elektrik şirketi Tokyo Electric Power’ın görev süresi dolmak üzere olan başkanı ve Mitsubishi Chemical’ın eski başkanı olan Kobayashi, “Bu gerçekten sonsuza kadar sürebilir mi? 550 milyar dolar ölçeğinde para aktarılırken ve yurt içi yatırımlar kururken? Bu unsurları nasıl değerlendirmemiz gerektiği bir sorun,” dedi.
Kobayashi, Financial Times’a verdiği mülakatta, ABD Başkanı Donald Trump’ın tarife tehditleri karşısında Japonya’nın bu devasa meblağı taahhüt etmekten “başka seçeneği olmadığını” söyledi. Ayrıca yeni fonun, Japon şirketlerinin ABD’de genişleme arzusuyla uyumlu olduğunu savundu. Bu hevesin en somut örneklerinden biri, Nippon Steel’in geçen yıl US Steel’i 15 milyar dolara satın almasıydı.
Kobayashi, hem fonun uygulanabilirliğini hem de bunun yurt içi yatırımlar açısından doğuracağı sonuçları açıkça sorgulayan ilk Japon yöneticilerden biri oldu. Bu, G7 içindeki zengin ülkeler arasında en düşük üretkenliğe sahip ekonomi konumunu değiştirmeye çalışan Japonya açısından kritik bir mesele.
Japonya, Başbakan Sanae Takaichi’nin büyümeyi teşvik etmeye yönelik daha geniş çabasının bir parçası olarak, nisan ayında işgücü verimliliğini beş yıl içinde yüzde 15 artırmayı hedeflediğini açıklamıştı.
Japonya Verimlilik Merkezi, 2008 mali krizinden bu yana zayıf seyreden yurt içi yatırımları, Japonya’daki durgun işgücü verimliliğinin başlıca nedeni olarak tanımlıyor. Bu dönemde şirketler yurt dışında büyümeye yönelirken, çok uluslu şirketler de ülkenin küçülen nüfusu nedeniyle Japonya’ya yatırım yapmaktan caydı.
Ancak ABD’ye 550 milyar dolar akıtma taahhüdü, sanayi çevrelerinde hükümetin daha fazla yurt içi yatırım hedeflerinin gerçekçi olmadığına ilişkin kaygıları artırdı.
Geçen eylülde nihai halini alan 550 milyar dolarlık yatırım fonunun şartlarına göre, devlet destekli kredi kuruluşu Japonya Uluslararası İşbirliği Bankası (JBIC), hükümetin ihracat finansmanı kurumu Nexi tarafından desteklenen ticari bankalarla birlikte ABD altyapısına finansman sağlayacak.
Program, dengesiz yapısı nedeniyle eleştiriliyor; zira yatırımları seçme konusunda nihai yetki Trump’ta olacak. Bu yatırımlardan elde edilen kârlar, Tokyo parasını geri alana kadar Japonya ve ABD arasında yüzde 50-50 paylaşılacak. Bundan sonra ise kârın yüzde 90’ı ABD’ye gidecek.
Japonya, nükleer ve doğal gaz santrallerinin finansmanı dahil olmak üzere 109 milyar dolara kadar ulaşan iki tur proje açıkladı. Ancak Tokyo’daki yetkililer, bir yandan Trump’ı memnun etmek için yeni anlaşmalar duyurma baskısı altında kalırken, diğer yandan kredi kuruluşlarını riskli ve uygulanabilirliği zayıf projelere bağlamamaya çalışıyor.
Kobayashi, “JBIC ve üç mega banka yine de belli bir noktaya kadar, diyelim ki her biri en az 5 trilyon ila 10 trilyon yen, yani 31 milyar ila 62 milyar dolar yatırım yapacaktır; ancak bunun sonsuza kadar sürdürülemeyeceği yönündeki görüşü tamamen anlıyorum,” dedi.
Kobayashi, ABD’de yaşanabilecek değişimlerin bu programa duyulan ihtiyacı ortadan kaldırabileceğini öne sürüyor.
“Cumhuriyetçi Parti’nin Trump çizgisinde ilerlemeye devam edip etmeyeceğini görmek zor,” diyen Kobayashi, bunun nihayetinde “siyasi bir karar” olacağını ekledi.
Uluslararası Çalışma Örgütü’ne göre Japonya’da çalışılan saat başına ekonomik çıktı, satın alma gücü paritesine göre yalnızca 53 dolar değerinde. Bu rakam, G7 ortalaması olan 75 doların oldukça altında.
Ekonomist ve uzun yıllardır Japonya’yı izleyen Richard Katz, ülkenin düşük verimliliğinin, birçok sektörün onlarca yıl boyunca sürekli olarak kötü performans gösterdiği “son derece sert bir ikili ekonomi” yapısının sonucu olduğunu söyledi.
Katz, “Japonya’nın verimlilik sorunu sermaye tahsisiyle ilgilidir. Normalde emek ve sermayenin zaman içinde başarısız olan sektörlerden yükselen sektörlere doğru hareket etmesi gerekir; ancak Japonya’da bu gerçekleşmedi,” dedi.
Asya
Pakistan Yüksek Mahkemesi, İmran Han’ın cezaevinden hastaneye sevk edilmesine karar verdi

Pakistan Yüksek Mahkemesi, eski Başbakan İmran Han’ın cezaevinden hastaneye sevk edilmesine karar verdi.
Pakistan Adalet Hareketi (PTI), Pakistan Yüksek Mahkemesi’nin salı günü eski Başbakan İmran Han’ın cezaevinden hastaneye sevk edilmesine karar verdiğini açıkladı. Karar, İmran Han’ın sağlık durumuna ilişkin endişelerini dile getiren partisi ve ailesinin uzun süredir devam eden talebini karşılamış oldu.
Kriketçiyken siyasete atılan 73 yaşındaki Han, 2022’de görevden uzaklaştırılmasının ardından siyasi saiklerle açıldığını söylediği bir dizi davada mahkûm edilerek Ağustos 2023’ten bu yana cezaevinde bulunuyor.
Oğulları geçen yıl İmran Han’ın kötüleşen sağlık durumuyla ilgili defalarca endişelerini dile getirirken, avukatları da cezaevinde bulunduğu süre içinde sağ gözündeki görme yetisini önemli ölçüde kaybettiğini söylemişti.
PTI Sözcüsü Zülfikar Buhari, “Bu son derece memnuniyet verici bir karar. Keşke daha önce alınsaydı da gözü ve genel sağlık durumu bu kadar kötüleşmeseydi,” dedi.
Buhari, “Tüm doktorlar tatmin olana kadar hastanede kalmalı,” diye ekledi.
Han’ın sözcüsü Naeem Haider Panjutha, X üzerinden yaptığı açıklamada, mahkemenin Han’ın 48 saat içinde Shifa International Hospital’a nakledilmesine ve 16 Eylül’e kadar burada kalmasına karar verdiğini bildirdi.
Han, güvensizlik oylamasıyla iktidardan uzaklaştırılmasından bu yana, devlet hediyeleri ve hukuka aykırı evlilik de dahil olmak üzere çok sayıda davayla karşı karşıya kaldı. Bazı mahkûmiyet kararları askıya alınırken veya bozulurken, bazılarına ilişkin temyiz süreçleri devam ediyor. Han, hakkındaki suçlamaları reddediyor.
Aralarında sınırın diğer tarafındaki Hindistan’dan isimlerin de bulunduğu dünyanın dört bir yanından kriketin önde gelen isimleri, şubat ayında Han’ın cezaevi koşullarına ilişkin “derin endişelerini” dile getirerek kendisine daha iyi muamele edilmesini talep etmişti.
PTI, 2018’de iktidara geldi ve kilit eyaletlerde geniş bir destek tabanını koruyor. Ancak parti, 2024 seçimleri öncesinde seçim sembolünden mahrum bırakılmış, bu nedenle adayları bağımsız olarak seçime girmek zorunda kalmıştı.
Asya
Güney Kore: Trump’ın itirazlarına rağmen ortak tatbikatlar devam ediyor

ABD Başkanı Trump’ın Güney Kore ile tatbikatların kapsamını daraltma kararı, Seul’e ticaret konusunda baskı olarak yorumlanıyor.
Güney Kore, ABD Başkanı Donald Trump’ın ortak askeri tatbikatların kapsamını daraltma kararına temkinli bir yanıt verdi. Analistler bu adımı, Lee Jae Myung hükümetine ilave ticari tavizler vermesi için baskıyı artırma girişimi olarak değerlendiriyor.
Trump, pazar günü sosyal medyada yaptığı paylaşımda, yıllık tatbikatların “maliyetli” olduğunu belirterek kararı buna bağladı ve tatbikatların Kuzey Kore’ye “tamamen uygunsuz ve düşmanca” bir mesaj gönderdiğini söyledi. Trump ayrıca Güney Kore’nin, “İran İslam Cumhuriyeti’nin nükleer silahlardan arındırılması” konusunda ABD’ye katılmayı reddetmesini de gerekçe gösterdi.
Ulchi Freedom Shield tatbikatları pazartesi günü başladı. Güney Kore Savunma Bakanlığı, tatbikatların planlandığı şekilde sürdüğünü ve 27 Ağustos’a kadar devam edeceğini açıkladı. Dışişleri Bakanlığı yorum talebine yanıt vermezken, Devlet Başkanlığı Sarayı da Trump’ın mesajına ilişkin henüz herhangi bir açıklama yayımlamadı. Pazartesi günü Güney Kore’de resmi tatil.
Asan Politika Çalışmaları Enstitüsü Başkan Yardımcısı Cha Du-hyeogn, ABD Başkanı’nın paylaşımının “Güney Kore’ye karşı bir baskı aracı işlevi gördüğünü, aynı zamanda Kuzey Kore üzerinde baskı kurmanın da bir yolu olduğunu” söyledi.
Nikkei Asia’ya konuşan Cha, “Mesaj şu: Aşırı saldırgan adımlar atmaktan kaçınır ve beklerseniz, önünüze bir fırsat çıkabilir” dedi.
“Gerçekte Trump’ın mesajı Lee Jae Myung yönetimine baskı yapmayı amaçlıyor. Bu güvenlik garantileri olmadan gerçekten dayanabilir misiniz? Sonuçta bu, ‘İster ticarette ister başka alanlarda olsun, bize daha fazlasını verin’ demenin başka bir yolu.”
Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae Myung, cumartesi günü yaptığı Kurtuluş Günü konuşmasında Kuzey Kore konusunda çok taraflı görüşmeler önerdi. Konuşma, İkinci Dünya Savaşı’nın sonunda Kore Yarımadası’nın Japon sömürge yönetiminden kurtuluşunun 81. yıldönümü dolayısıyla yapıldı.
Lee, “çok eski bir savaşı” sona erdirmek ve Kuzey Kore’nin nükleer silah kapasitesini geliştirmesini durdurmak için “ilgili taraflar” arasında görüşmeler başlatmayı teklif etti. Kore Savaşı’ndaki aktif çatışmalar 1953’te bir barış anlaşmasıyla değil, ateşkesle sona ermişti. Bu nedenle iki Kore teknik olarak hâlâ savaş halinde bulunuyor.
Kuzey Kore, Trump’ın mesajına henüz yorum yapmadı. Kuzey Kore Dışişleri Bakanlığı cuma günü ABD-Güney Kore ortak tatbikatını “saldırgan bir savaşın provası” olarak nitelendirmişti.
Seul’deki Ewha Üniversitesi’nden Profesör Leif-Eric Easley, “ABD-Güney Kore ortak savunma tatbikatları, askeri güçlerin görevlerini yerine getirmeye hazır ve yetkin olması açısından hayati öneme sahip” dedi.
“Tatbikatların kapsamını daraltmak, ittifak içi koordinasyona zarar verebilir, Güney Kore’nin kendi savunmasında daha fazla sorumluluk üstlenmesi sürecini yavaşlatabilir ve Asya’daki olası çatışmalara karşı caydırıcılığı zayıflatabilir” diye ekledi.
Ticaret cephesinde Seul ve Washington, ABD’nin Güney Kore’den ithal edilen ürünlere uyguladığı yüzde 12,5’lik gümrük tarifeleri ve Güney Kore’nin ABD’de gerçekleştireceği 350 milyar dolarlık yatırımın nasıl tahsis edileceği konusunda görüşmeler yürütüyor.
Trump pazar günü yaptığı paylaşımda, tatbikatları iptal etmek için “çok geç” olduğu gerekçesiyle ABD ordusunun ortak tatbikatların kapsamını “önemli ölçüde azaltacağını” yazdı. Trump ayrıca Kim Jong Un ile “çok iyi bir ilişkisi” olduğunu ve Kuzey Kore’nin “tehditkâr olmayan ve saygılı” bir tutum sergilediğini ifade etti.
Trump ile Kim’in son görüşmesi 2019 yılında Panmunjom’da gerçekleşmişti. Trump cumartesi günü sosyal medyada iki liderin birlikte çekilmiş bir fotoğrafını paylaşarak, “Kim Jong Un ile ÇOK İYİ anlaşıyoruz!” diye yazdı.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ise bu ay yaptığı açıklamada, 50 bine kadar Kuzey Kore askerinin ülkesine karşı konuşlandırıldığını söyledi ve Güney Kore’den Ukrayna’nın hava savunmasına destek vermesini istedi.
Asya
Japonya’nın 10 yıllık tahvil faizi 30 yılın zirvesine çıktı

Japonya’nın 10 yıllık devlet tahvil faizi, zayıf yenin enflasyon kaygılarını artırması ve yatırımcıların gelecek ay faiz artırımı yapılacağına yönelik beklentilerini güçlendirmesiyle son 30 yılın en yüksek seviyesine çıktı ve yakından izlenen yüzde 3 seviyesine yaklaştı.
Gösterge niteliğindeki 10 yıllık devlet tahvil faizi pazartesi günü yüzde 2,93’e kadar yükselerek 1996’dan bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Tahvil faizleri fiyatlarla ters yönde hareket ediyor.
Traderlar ve analistler, faizdeki yükselişin, zayıf yen ve İran’daki savaş nedeniyle yüksek seyreden petrol fiyatlarının enflasyonu hızlandıracağı yönündeki yatırımcı beklentilerini yansıttığını söyledi. Yatırımcılar ayrıca Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) eylül ayında faiz artıracağı varsayımını da fiyatlıyor.
Deutsche Bank analisti Shoki Omori, yüzde 3 seviyesinin “mali güvenilirlik açısından kritik bir savunma hattı” olduğunu söyledi. Bunun nedeni, hükümet bütçesinde varsayılan faiz oranının bu seviyede bulunması.
Financial Times’a kobuşan Omori, yüzde 3 seviyesine ulaşılmasının “hükümetin öngörmediği bir faiz artışına işaret edeceğini” belirtti.
SMBC Nikko Başekonomisti Junichi Makino ise, “Enflasyon beklentilerindeki [yüzde 2’ye yakın seviyeye] yükseliş, yenin son dönemdeki zayıflığını yansıtıyor gibi görünüyor” dedi.
Makino, enflasyon beklentilerinin BoJ’un yaklaşık yüzde 1,2 olarak tahmin ettiği temel enflasyon seviyesine doğru gerilemesi halinde tahvil faizinin yeniden yüzde 2 bandına düşebileceğini ekledi.
Yen, geçen ayın sonunda ABD ve Japonya tarafından gerçekleştirilen eşgüdümlü müdahalelere rağmen değer kaybetmeye devam etti ve bu müdahaleler sonrasında elde ettiği kazanımların yarısını geri verdi.
Dolar karşısında 40 yılın en düşük seviyesi olan 164 yenden yaklaşık 155 yene kadar hızla değer kazanan Japon para birimi, yeniden zayıflayarak yaklaşık 159 yen seviyesinden işlem görmeye başladı.
10 yıllık tahvil faizi yükselişi, Japonya ekonomisinin haziran sonuna kadarki üç aylık dönemde beklenmedik şekilde yavaşlamasıyla aynı zamana denk geldi. Bu durum, BoJ’un yaklaşan faiz kararını daha da karmaşık hale getirebilir.
Pazartesi günü açıklanan verilere göre reel GSYH, ikinci çeyrekte yıllıklandırılmış bazda yüzde 1,1 büyüdü. Bu oran, ekonomistlerin beklediği yüzde 2’lik büyümenin oldukça altında kaldı.
Goldman Sachs analistleri, “Özel tüketim ve sermaye harcamaları geriledi; bu da özel sektör kaynaklı iç talebin zayıflığını ortaya koyuyor” değerlendirmesinde bulundu.
LSEG verilerine göre yatırımcıların çoğunluğu hâlâ BoJ’un eylül ayında politika faizini yüzde 1,25’e yükseltmesini bekliyor. Ayrıca yatırımcılar, merkez bankasının faiz artışlarının hızını artıracağı ihtimaline giderek daha fazla oynuyor.
Nikkei Asia: ABD-Japonya yen müdahalesi Tokyo için bir başka yenilgi
Ortadoğu1 hafta önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Dünya Basını1 hafta önceThe Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit
Görüş1 hafta önceTürkiye ve İsrail ilişkilerinin geleceği
Dünya Basını2 hafta önceYen müdahalesinin asıl mesajı: Doların rezerv para statüsü artık eskisi kadar güçlü değil
Asya2 hafta önceAlibaba 2,4 trilyon parametreli yapay zeka modeli Qwen3.8-Max’i tanıttı
Rusya2 hafta önceRusya’nın buğday ihracatı temmuzda yüzde 17,7 geriledi
Dünya Basını2 hafta önceForeign Affairs: Amerika Ortadoğu’dan Vazgeçmeli
Rusya2 hafta önceRusya, yolları insansız hava aracı saldırılarına karşı koruyacak










