Asya
Japonya Başbakanı Kishida’nın ‘sefalet ayı’

Japonya’da Yokosuka Asya-Pasifik Çalışmaları Konseyi’nde hükümet ilişkileri özel danışmanı olan Michael MacArthur Bosack, The Japan Times’ta bu ayın Başbakan Fumio Kishida için “berbat bir ay” olduğunu yazdı.
Makaleye göre, Kishida, ekim ayına girerken, zaten düşüş eğiliminde olan kamuoyu onayı ve kendisine herhangi bir siyasi sermaye geri kazandıramayan bir Kabine değişikliği ile karşı karşıyaydı. İktidardaki Liberal Demokrat Parti’nin ara seçimlerde zayıf bir performans göstermesinden vergi planına yönelik eleştirilere, skandala yol açan bir istifaya ve parlamento zeminine taşan parti içi hoşnutsuzluğa kadar uzanan darbeler bu ay da gelmeye devam etti.
Tüm bunların birleşince Kishida yönetimini aşağı çekmeye devam ettiği kaydedilen yazıda, bu gelişmelerin yönetimin karar alma mekanizmasını etkileyeceği ve siyasi manzarada dalgalanma etkileri yaratacağı öngörülüyor.
Yerel seçimler
Bu ay Nagasaki ve Kochi vilayetlerindeki Japon seçmenler boş parlamento koltuklarını doldurmak için sandık başına gitti. LDP yöneticileri her iki yarışın da çekişmeli geçeceğinden şüpheleniyordu ve haklı çıktılar. LDP Nagasaki’de zafer kazanırken Kochi’de kaybetti.
Toplam 465 parlamento koltuğundan iki tanesinin kaybedilmesi genel seçimlerin habercisi sayılmasa da, bu durum Kishida’nın LDP’yi tüm koltuklar söz konusu olduğunda zafere taşıyabileceğine dair parti içi güveni sarstı. Erken seçim konusunda zaten temkinli davrananlar, LDP’nin Eylül 2024’te yapılacak bir sonraki parti başkanlığı seçimine kadar seçimin ertelenmesi gerektiği yönündeki görüşlerinde daha da sertleştiler.
Ekonomik sıralamada düşüş
Bu ayın başlarında Uluslararası Para Fonu, Japon ekonomisinin dünyada 4. sıraya gerileyeceğini öngören “Dünya Ekonomik Görünümü” raporunu yayınladı. Çin 2010 yılında Japonya’nın yerini 2. ekonomi olarak aldı ve tahminler doğru çıkarsa 1968’den bu yana ilk kez Almanya gayri safi yurtiçi hasılada Japonya’yı geride bırakmış olacak.
Bosack’a göre, Japonya’nın on yıllardır süren ekonomik durgunluğu bir sır olmasa da, bu projeksiyon bunun yüzleştirici kanıtlarını sunuyor ve bu durum “hem parti içi rakiplere hem de muhalefet partilerine LDP’nin uzun süredir devam eden ekonomik platformunu ve Kishida yönetiminin yakın vadeli mali önceliklerini hedef almaları için cephane sunuyor.”
Eleştirmenlerin muhtemelen bu verileri kullanarak Japonya’nın LDP’nin eskimiş politikaları ve Kishida’nın etkisizliği nedeniyle geri kaldığını iddia edeceklerini söyleyen Bosack, halkın yönetime olan güveni zaten azalmışken bunun karşı konulması zor bir söylem olduğunu vurguluyor.
Hararetli vergi tartışmaları
Mevcut parlamento oturumunda Kishida, ekonomiyi canlandırmak ve halktan biraz onay almak umuduyla bazı basit ekonomik teşvik paketlerini yürürlüğe koyma niyetinde olduğunun sinyallerini vermişti. Hatta bir erken seçime gitmek ve hükümetin tepesinde kendisine yeniden bir temel oluşturmak için kamuoyundaki sarsıntıdan yararlanabileceğine dair spekülasyonlar bile vardı.
Ancak bu teşvik paketini hayata geçirmek hiç de kolay olmadı. Kishida bu ay LDP’ye düşük gelirli hanelere mali yardımlarla eşleştirilmiş gelir vergisi indirimlerini takip etmesi için rehberlik etti, ancak bu politika aktörlerinin çoğunu tatmin etmedi. İktidardaki LDP-Komeito koalisyonu içindeki en güçlü eleştirmenler, artan tüketici fiyat endeksini ele almak için acil bir önlem sunmak üzere tüketim vergisinde bir indirimin gerekli olduğunu savunuyor. Diğer muhalifler ise iktidar koalisyonunun Japon ekonomisini yönetme konusundaki işlevsizliğine dikkat çekiyor.
Bu tartışmalar henüz sona ermiş değil. LDP’nin uygun ekonomik tedbirler üzerinde parti içi müzakerelerini tamamlaması ve daha sonra parlamentoya ulaşmadan önce Komeito ile koordine edilmesi gerekiyor. Bu arada yönetimin de devam eden parlamento oturumu sırasında tartışmalarla ilgili soruları yanıtlaması gerekiyor.
Ağır toplar konuşuyor
Bosack, yakın geçmişte ilk kez LDP’nin önde gelen bir üyesinin parlamentoda başbakanı eleştirdiğini yazdı: “Shinzo Abe’nin eski fraksiyonunu yöneten beş üyeli konseyden biri olan Hiroshige Seko, parlamentonun genel kurul oturumundaki zamanını Kishida’yı etkisiz liderlikten dolayı sorgulamak için kullandı. Başbakanın ekonomi politikalarına karşı çıktı ve söz ve eylemlerindeki zayıflığa işaret etti.”
LDP’nin o zamandan bu yana Seko’ya sözleri için özür dilemesi yönünde baskı yaptığı ancak kamuoyuna yansıyan bu hoşnutsuzluk gösterisinin asıl sorunun sadece bir belirtisi olduğu söyleniyor. Bosack’a göre, LDP içinde liderlik değişimine hazır olanlar var ve “Kishida’nın kararlılık yerine uzlaşma yoluyla parti birliğini koruma çabası onu kimseyi tatmin etmeyen çözümlerle baş başa bıraktı.”
Meclis Başkanı’nın dramı
Makalede, Meclis Başkanı ile ilgili sorunlar ise ‘dram’ diye nitelendiriliyor:
“Japonya’da meclis başkanlığı makamı yüksek profilli ancak büyük ölçüde törensel bir makamdır; dolayısıyla bu makama yeni birinin atanması basit ve dramatik olmamalıydı. Sorun şu ki, görevdeki Hiroyuki Hosoda’nın LDP için yararlı olmayan kendi bagajı vardı ve yerine gelen Fukushiro Nukaga bu ay eleştirileri gidermek için çok az şey yaptı.
Hosoda, kısa bir süre önce dağılan Birleşme Kilisesi ile olan ve ele alınmamış etkileşimleri nedeniyle zaten endişe konusuydu ve ayrıca yaşa bağlı sağlık endişeleri nedeniyle istifa etti. Ancak siyasetten tamamen çekilmek yerine yeniden seçilmek istediğini açıkladı. Bu durum Kishida için başka bir baş ağrısı yarattı çünkü yüksek profilli bir siyasi sorumluluğu yönetmeye devam etmesi gerekiyor.
Bu arada Nukaga, çok yaşlı bir meclis başkanına sahip olma konusundaki endişeleri gidermek için çok az şey yaptı; sonuçta Hosoda ile aynı yaşta. Dahası, meclis başkanı olarak ilk resmi icraatlarından birinde, parlamentonun toplanması sırasında konuşmasını içeren parşömeni geleneksel olarak açılış törenine başkanlık eden İmparator’a uzatarak benzeri görülmemiş bir usul hatası yaptı. Her ne kadar İmparator Naruhito bunu önemsememiş olsa da, olay medyada geniş yer buldu ve özellikle Hosoda’nın pek de nazik olmayan çıkışının ardından Nukaga’nın bu iş için yeterliliğine dair soruları davet eden uğursuz bir başlangıç oldu.”
Kabine değişikliği daha da kötüleşiyor
Geçtiğimiz ay gerçekleşen kabine değişikliği Kishida’ya anketlerde herhangi bir destek sağlamadı, bunun yerine LDP’nin parti içi siyasetinin bir başka ürünü olduğu yönünde eleştirilere davetiye çıkardı. Kabine düzeyinde yapılan atamalar, kadın atama sayısında rekor kırdığı için ilk etapta övgü toplasa da, alt kabine düzeyindeki onlarca pozisyonda hiç kadın bulunmaması hem yerel hem de uluslararası kaynaklardan eleştiri aldı.
Bosack, kabineye ilişkin algıların, yönetimin kabine değişikliği sonrası ilk istifasının ardından daha da kötüleşmesinin muhtemel olduğu görüşünde. Parlamentoda eğitim bakan yardımcısı olarak görev yapan Taro Yamada, kendisinden otuz yaş küçük bir kadınla evlilik dışı ilişki yaşadığının ortaya çıkmasının ardından istifa etmişti. Basında yeni atanan yetkili hakkında “skandal niteliğinde ifşaatlar” yayınlanmasının ardından Yamada bakan yardımcılığından istifa etmişti.
Bundan sonra ne olacak?
Kishida’nın bu noktada yasama ile ilgili ana görevi ekonomik teşvik paketini hayata geçirmek. Bosack’a göre, son dönemde yaşanan sıkıntılar göz önüne alındığında, Kishida’nın ya da iktidar koalisyonunun bu noktada başka bir şeyle uğraşmak istemesi pek olası değil:
“O halde hedef kasım sonu ya da aralık başında parlamento oturumunu tamamlamak. Bu sayede Kishida, Japonya ile bölgesel örgüt arasındaki ilişkilerin 50. yıldönümünü anmak üzere ASEAN liderlerini ağırlayacağı 16-19 Aralık tarihleri arasındaki üç günlük etkinlikle odağını yeniden küresel diplomasiye kaydırma şansı bulacak. Zaten plan da bu gibi görünüyor. Kishida’nın daha fazla darbe almadan o noktaya varıp varamayacağı ise bambaşka bir konu.”
Asya
Çin’le 110 milyar dolarlık ilaç anlaşmaları ABD’nin hedefinde

ABD Hazine Bakanlığı Çin’deki biyoteknoloji çalışmalarına yatırımı kısıtlamayı önerirken Pekin de hücre ve gen tedavisi gibi teknolojilerin yabancılara satışını yasaklamaya hazırlanıyor. Çinli şirketlerin yalnızca 2026’nın ilk yarısında yaklaşık 110 milyar dolarlık 81 lisans anlaşması imzaladığı sektörde, Mart 2027’ye kadar netleşmesi beklenen kurallar ilaç devlerinin tepkisini çekti.
ABD ile Çin arasındaki ticari rekabette biyoteknoloji yatırımları yeni cephe haline geldi.
Politico’nun ABD kural taslağına ve sektör temsilcilerinin değerlendirmelerine dayandırdığı haberine göre Washington, Çin’deki biyoteknoloji çalışmalarına yapılacak yatırımları kısıtlamayı önerirken Pekin de teknolojilerin yurt dışına satışını sınırlamaya hazırlanıyor.
ABD Hazine Bakanlığının hazırladığı taslak; biyoüretim, biyolojik tasarım ve dizileme teknolojileri, beyin-bilgisayar arayüzleri ile otomatikleştirilmiş bilimsel araştırmalara yönelik belirli yatırımların yasaklanmasını öngörüyor.
Nihai kuralların Mart 2027’ye kadar kabul edilmesi gerekiyor.
Hazine Bakanlığı yetkilisi, lisans anlaşmalarının taslak kapsamına girmediğini belirtti ancak kısıtlamaların ilaçların ortak geliştirilmesini ve tanıtımını etkileyip etkilemeyeceğine açıklık getirmedi.
Haberde, ilaç üreticileri Pfizer, Bristol Myers Squibb ve Roche’un bu yıl Çinli geliştiricilerle milyarlarca dolarlık anlaşmalar imzaladığı hatırlatıldı.
İlaç şirketleri kısıtlamalara karşı çıkıyor, Pekin karşı adım hazırlıyor
ABD’li ilaç şirketleri, gelecek vaat eden ilaçlara erişimin tehlikeye gireceği endişesiyle kısıtlamalara itiraz ediyor.
Biotechnology Innovation Organization Başkanı John Crowley, “Çin’deki bir laboratuvar çocuklarda görülen nadir bir kanser türüne ilaç geliştirirse, ABD vatandaşlarına ve şirketlerine buna dokunamayacaklarını nasıl açıklayacağız?” sözleriyle tepkisini dile getirdi.
PhRMA Başkan Yardımcısı Jocelyn Ulrich ise ilaçlar ABD’de geliştirildiği, test edildiği ve tescil edildiği sürece Çin kaynaklı bir ulusal güvenlik tehdidi görmediğini vurguladı.
ABD Kongresinde kısıtlamaları savunanlar ise Amerikan sermayesinin Çin’deki sektörü güçlendirmesinden endişe duyuyor.
Temsilciler Meclisi Çin Özel Komisyonu Başkanı John Moolenaar, biyoteknoloji yatırımlarının sınırlandırılması ve lisans anlaşmalarının denetlenmesi çağrısı yapmıştı. Pekin cephesinde de benzer bir kısıtlama hazırlığı var.
Politico’nun aktardığına göre Çin yönetimi, hücre ve gen tedavisi dahil bir dizi biyofarmasötik teknolojinin yabancılara satışını yasaklamayı, erişimi yalnızca lisanslar üzerinden sürdürmeyi önerdi.
Çin sağlık sistemi uzmanı Yanzhong Huang, bu adımla temel fikri mülkiyetin ülke içinde tutulmasının ve şirketlerin bundan gelir elde etmesinin hedeflendiğini değerlendirdi.
Adı açıklanmayan ABD’li bir sektör temsilcisi ise söz konusu önlemlerin Washington’a karşı koz oluşturduğunu ileri sürdü.
Reuters’ın temmuz ayında Çin ilaç piyasası düzenleyici kurumunun verilerine dayandırdığı haberine göre, Çinli şirketler 2026’nın ilk yarısında yenilikçi ilaçların yurt dışında lisanslanması için toplam değeri yaklaşık 110 milyar doları bulan 81 anlaşma imzaladı; hakları satın alanlar arasında ABD, İngiltere, Fransa ve İtalya’dan şirketler de yer aldı.
Washington, Çin’in diğer teknoloji sektörlerine yönelik yatırımları halihazırda sınırlandırıyor. ABD Hazine Bakanlığı; yarı iletkenleri, mikroelektroniği, kuantum teknolojilerini ve belirli yapay zeka sistemlerini kapsayan kuralları Ekim 2024’te onaylamıştı.
2 Ocak 2025’te yürürlüğe giren bu düzenlemelere gerekçe olarak, söz konusu teknolojilerin askeri alanda, istihbaratta ve siber operasyonlarda kullanılma riski gösterilmişti.
Asya
Hindistan tarihinin en büyük halka arzında Jio’ya iki saatte tam talep

Hintli milyarder Mukesh Ambani’nin telekomünikasyon girişimi Jio Platforms’un 3,2 milyar dolarlık rekor halka arzında tüm hisselere iki saatten kısa sürede talep geldi. Şirket 10,3 trilyon rupi değerlemeyle çıktığı halka arzdan elde edeceği gelirin büyük kısmıyla 275 milyar rupiye varan net borcunu kapatmayı hedefliyor.
Hintli petrokimya devi Reliance Industries’in Yönetim Kurulu Başkanı Mukesh Ambani’nin telekomünikasyon girişimi Jio Platforms, Hindistan tarihinin en büyük halka arzında yatırımcı akınına uğradı.
Çarşamba günü talep toplamaya açılan 302,1 milyar rupilik (3,2 milyar dolar) halka arzda hisselerin tamamına iki saatten kısa sürede talep geldi.
Hisselerin 28 Ekim’de borsada işlem görmeye başlaması bekleniyor. Borsa öncesindeki yoğun talebe kurumsal yatırımcılar öncülük etti ve bu gruba ayrılan payın üç katından fazla teklif verdi.
Bireysel yatırımcıların ilgisi ise ilk günde beklenen seyri izledi ve kendilerine ayrılan hisselerin yaklaşık dörtte biri tutarında teklifte kaldı.
Piyasadaki zayıflık nedeniyle Jio Platforms, bu yılın başlarında 12 trilyon rupinin çok üzerinde konuşulan değerleme beklentisini halka arz için yaklaşık 10,3 trilyon rupiye çekmişti.
Meta, Google ve Suudi Arabistan varlık fonu gibi dev yatırımcılar da geçmişte bu özel şirkete milyarlarca dolar yatırdı.
Yalnızca yeni hisse ihracından oluşan halka arzda mevcut yatırımcıların hiçbiri hisse satmıyor; elde edilecek gelirin büyük kısmı ise 275 milyar rupiye varan net borcun kapatılmasına harcanacak.
Bloomberg‘ün geçen haftaki haberine göre şirket, maaşları erken yatırarak yaklaşık 420 bin kişilik dev işgücünü halka arza katılmaya teşvik ediyor. Ayrıca Jio’nun yaklaşık 75 bin çalışanı için özel bir hisse kotası ayrıldı.
Ücretsiz aramalarla başlayan hamle sektörü iki devli yapıya dönüştürdü
Yatırımcıların çarşamba günü satın aldığı bu iyimserliğin temelleri Eylül 2016’da atıldı. Reliance Industries hissedarları, o yılki olağan genel kurul toplantısında Mukesh Ambani’yi kürsüde merak uyandıran yeni kırmızı bir amblemin arkasında gördü.
O dönem 60 yaşına girmek üzere olan Ambani, bir saati aşan konuşmasında, kurucu babası Dhirubhai Ambani’nin 2002’deki ölümünün ardından bölünen grubun en büyük yön değişimini anlattı.
Reliance, devasa petrol rafinerisi servetini kullanarak o sıralar yaklaşık bir düzine oyuncunun faaliyet gösterdiği Hindistan telekomünikasyon sektörünü altüst edecekti; hızla 4G şebeke altyapısı kurarken ücretsiz telefon görüşmeleri ve çok daha ucuz internet sunacaktı.
Ambani o gün kürsüden “Konu Hindistan olduğunda ben iflah olmaz bir iyimserim” diye seslendi. Hemen ardından “Jio ile güçlenen Hindistanlıların yepyeni bir dijital ekonomi yaratacağından hiç şüphem yok” dedi.
Aradan geçen on yılda rakiplerinin fiyatlarını sert biçimde kıran Jio, çoğunun kapanmasına ya da satışa çıkmasına yol açtı ve yarım milyardan fazla aboneye ulaşarak rakibi Bharti Airtel ile birlikte sektörde fiili bir ikili tekel (düopol) oluşturdu.
Şirketin verilerine göre bu abonelerin yaklaşık 280 milyonu şimdiden 5G kullanıyor; her bir müşterinin ayda 40 gigabayttan fazla veri tükettiği Jio, ülkedeki toplam kablosuz veri trafiğinin yaklaşık üçte ikisini taşıyor.
Jeopolitik dalgalanmalar ve kuşak değişimi teknoloji dönüşümünü hızlandırıyor
Nikkei Asia‘nın haberine göre borsaya açılan şirket, telekomünikasyon işinin doğası değişirken ve Jio kendini bir teknoloji şirketi olarak yeniden kurmaya çalışırken bilmediği sulara da giriyor.
Elde ettiği başarı, Jio’yu Reliance grubunun dijital yayın, e-ticaret ve giderek artan biçimde yapay zeka gibi çevrimiçi ekonomiye yönelik diğer yatırımlarının temel taşı haline getirdi.
Holdingin toplam kazancında giderek büyüyen bir paya sahip olan bu yeni işkollarının grubu kökten şekillendirmesi bekleniyor; zira Rusya’ya yönelik yaptırımlardan Ortadoğu’daki çatışmalara kadar uzanan jeopolitik baskılar grubun geleneksel petrokimya işinde dalgalanma yaratıyor.
Babasının vefat ettiği yaşa gelen Ambani’nin telekomünikasyon, tüketici ve petrokimya işlerinde çalışan üç çocuğu Akash, Isha ve Anant’a yönelik devir planları yaptığı düşünüldüğünde zamanlama da ayrı bir önem taşıyor.
Jio Platforms’un murahhas azası Akash Ambani, olgunlaşmış bir telekomünikasyon işini yönetirken aynı zamanda teknolojik yatırımlara öncülük etme gibi ikili bir zorlukla karşı karşıya.
Nomura analistleri bu ayın başlarında Jio’nun halka arzına ilişkin yayımladıkları notta, “Kolay abone kazanımı döneminin muhtemelen sona ermesiyle birlikte, tarife zamları kazanç artışının ana itici gücü haline gelebilir” değerlendirmesini yaptı.
Aynı bilgi notunda “Abone kaybına ve daha düşük paketlere geçişe karşı koruma sağlaması gereken yüksek gelirli abone oranının fazlalığı nedeniyle Bharti Airtel sektördeki ilk tercihimiz olmayı sürdürüyor” ifadeleri yer aldı.
Airtel daha küçük bir kullanıcı tabanına sahip olsa da kullanıcı başına Jio’dan daha yüksek gelir elde ediyor.
Jio 6G donanımı, uydu interneti ve yapay zeka veri merkezlerine yöneliyor
Teknoloji araştırma şirketi Counterpoint’in kıdemli araştırma analisti Siddhant Cally, Jio’nun temel telekomünikasyon müşteri tabanından gelir yaratmanın yanı sıra özellikle 6G için şirket içinde telekomünikasyon donanımı üretmeye odaklanacağını söyledi.
Nikkei Asia‘ya konuşan Cally, “Donanım Ar-Ge’sine bu kadar emek harcayan çok az mobil şebeke operatörü var ve düşük maliyetli teknolojinin nasıl çalıştığını anlama becerisiyle bunu geliştirip sahaya sürecek sermayenin birleşiminden faydalanıyorlar” dedi.
Telekomünikasyonun ötesinde Akash Ambani, bu yılın başlarında grubun şebeke donanımı ve yapay zeka alanındaki hedeflerini de ortaya koydu.
Bu hedefler arasında Elon Musk’ın Starlink’ine benzer bir alçak Dünya yörüngesi uydu ağı geliştirme planları da yer alıyor; bu planlar muhtemelen Musk’ın bu ayın başlarında X üzerinden yaptığı çıkışa zemin hazırladı.
Musk paylaşımında Ambani ailesinin reisine alaycı bir dille “Başbakan” diye seslenmiş ve onu Starlink’in Hindistan’a girişini engellemekle suçlamıştı.
Reliance grubu ayrıca sunduğu pek çok hizmete yapay zekayı entegre etme sözü verirken, Meta ile kurduğu ortak girişim aracılığıyla bu yılın sonuna kadar 120 megavatlık yapay zeka veri merkezi kapasitesini devreye almayı hedefliyor.
Kendi başına öne çıkan bir yapay zeka modeli ya da donanımı olmayan grup, küresel yapay zeka yatırım döngüsünden yararlanmak için bu tür ortaklıklara bel bağlayacak.
Cally, “Büyük ölçekli bir bulut ve teknoloji deviyle ortaklık kuruyorsanız, yüksek sermaye yoğunluğunun getirdiği bazı açık riskler vardır” diye konuştu.
Analist, “Bir gözünüz harcadığınız miktarda, diğer gözünüz ürettiğiniz miktarda olmalı. Ancak şu anda piyasanın dinamiği tam olarak bu” ifadelerini kullandı.
Yapay zekanın benimsenmesi ve maliyeti etrafındaki soru işaretleri sürse de Cally, ölçeği ve dağıtım gücü sayesinde Jio’nun bu deneye öncülük etmek için iyi bir konumda olduğunu belirtti.
Cally sözlerini, “Dijital teknolojilerin benimsenmesinden bahsettiğinizde müşteride karşılık bulan bir markaya, onlara göre uyarlanmış hizmetlere ve bütçelerine duyarlı fiyatlara ihtiyacınız vardır. Jio telekomünikasyon teknolojisinde bunu 10 yıldır yapıyor” diyerek tamamladı.
Asya
Japonya Merkez Bankası ekimde faizi sabit tutacak, aralıkta artış bekleniyor

Japonya Merkez Bankası’nın ekim toplantısında yüzde 1,25’lik politika faizini değiştirmemesi, ardından aralık ayında yeniden artırıma gitmesi bekleniyor. Ankete katılan ekonomistlerin yüzde 83’ü borçlanma maliyetlerinin 18 Aralık’ta yükseltileceğini öngörürken, üç ayda bir faiz artışı bekleyenlerin oranı yüzde 67’ye çıktı.
Japonya Merkez Bankası’nın (BOJ) 30 Ekim’de tamamlanacak faiz toplantısında borçlanma maliyetlerini değiştirmeyerek yüzde 1,25 seviyesinde sabit tutması bekleniyor.
Yeni bir ankete katılan ekonomistlerin hiçbiri ekim toplantısında artış öngörmezken, piyasa gözlemcilerinin yüzde 80’den fazlası bir sonraki faiz artırımının aralık ayında geleceğini tahmin ediyor.
Japan Times gazetesinin aktardığı anket sonuçlarına göre ekonomistlerin yüzde 83’ü, bankanın 18 Aralık’ta sona erecek toplantıda politika faizini mevcut yüzde 1,25 düzeyinden yukarı çekeceğini öngörüyor.
Bir önceki ay yapılan ankette aralık ayında artış bekleyenlerin oranı yalnızca yüzde 35 seviyesinde kalmış, en yaygın beklenti ocak ayı olarak öne çıkmıştı.
Son veriler aynı zamanda katılımcıların yüzde 67’sinin bankanın her üç ayda bir faiz artırmasını beklediğini ortaya koyuyor.
Önceki ankette yüzde 46 olan bu oran, BOJ’un eylül ayında üç ay içinde ikinci kez faiz artırarak 1990’dan bu yana en hızlı sıkılaşma temposuna ulaşmasının ardından aynı hızı koruyacağı beklentisine işaret ediyor.
Ekonomistler, ekim ayındaki buluşmanın ana odağının ana enflasyonun yüzde 2’lik hedefe ulaşıp ulaşmadığına ilişkin BOJ değerlendirmesi olacağını belirtiyor.
Banka, 2013 yılında fiyat istikrarı hedefini belirlemesinden bu yana hedefe ulaşıldığını resmen ilan etmedi.
Daiwa Araştırma Enstitüsü Başekonomisti Keiji Kanda ankete verdiği yanıtta, hedefin yakalanması halinde sürecin değişeceğini belirterek “Hedefe ulaşılırsa bundan sonraki zorluk, enflasyonu sağlam bir şekilde yüzde 2’ye çıpalamak amacıyla parasal genişlemenin derecesini ayarlamak olacaktır” değerlendirmesini yaptı.
Kanda, faiz artışlarının aralık ve mart aylarında gerçekleşmesini bekliyor.
Başkan Kazuo Ueda liderliğindeki kurul, yaklaşık bir ay önce borçlanma maliyetlerini yüzde 1,25’e yükselterek yüzde 1,1 ile yüzde 2,5 arasında tahmin edilen nötr faiz aralığına ilk adımı atmıştı.
Bu adım, mevcut artış döngüsünde faizlerin nerede zirve yapacağına yönelik piyasa ilgisini artırdı.
Son ankette nihai faiz oranına ilişkin medyan beklenti yüzde 1,75 seviyesinde kaldı.
Bazı ekonomistler ise Başbakan Sanae Takaichi hükümetinin bankanın faiz artırım patikası önünde potansiyel engeller yaratabileceğine dikkat çekiyor.
Takaichi ekonomik büyümeyi desteklemek amacıyla parasal genişlemenin sürdürülmesini savunmasıyla tanınırken, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent yakın zamanda Japonya’ya reflasyonist politikalardan vazgeçme çağrısında bulundu.
Bu çağrıyı Takaichi ve kabine üyelerinin reflasyon peşinde koşmadıklarını dile getirdiği çok sayıda açıklama izledi.
Ankete göre ekonomistlerin yaklaşık üçte ikisi, gelen bu açıklamalar doğrultusunda Takaichi hükümetinin BOJ’un faiz artırımlarına yönelik tutumunu yumuşattığı görüşünde birleşiyor.
Mitsubishi UFJ Morgan Stanley Menkul Değerler Baş Tahvil Stratejisti Naomi Muguruma, “Başbakanlık muhtemelen yeni faiz artışlarını pek hoş karşılamıyor. Yine de özellikle ABD ile ilişkiler nedeniyle şimdilik kenarda durup bunları zımnen kabul etmesi muhtemel görünüyor” ifadelerini kullandı.
Ueda’nın eylül ayındaki faiz artırımı kararı, her ikisi de Takaichi tarafından seçilen kurul üyeleri Toichiro Asada ve Ayano Sato’nun karşı oylarıyla karşılanmıştı.
Bu muhalefet yenin değer kaybetmesine katkı sağlarken kurul içi oylamaları banka takipçilerinin odağında tutmaya devam ediyor.
SMBC Nikko Menkul Değerler Baş Piyasa Ekonomisti Yoshimasa Maruyama ise şahin tutumuyla bilinen kurul üyesi Hajime Takata’nın bu toplantıda art arda faiz artırımı çağrısı yapma ihtimali gördüğünü ifade ediyor.
Anket sonuçlarına göre BOJ takipçileri, ekim ayındaki politika metniyle birlikte yayımlanacak çeyreklik ekonomik görünüm raporunda bankanın enflasyon projeksiyonunun, gelecek mali yıla dair küçük bir yukarı yönlü revizyon dışında büyük ölçüde korunmasını bekliyor.
Morgan Stanley MUFG Menkul Değerler Başekonomisti Takeshi Yamaguchi konuya ilişkin olarak “BOJ’un ana enflasyonun yüzde 2 civarına ulaştığını belirtmesi muhtemel. Bankanın bu ay politikayı değiştirmemesini bekliyoruz ancak bu muhtemelen şahin bir bekle-gör tutumu olacaktır” dedi.
Amerika6 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum
Rusya2 hafta önceRusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı
Avrupa2 hafta önceBurnham: Brexit oylamasında Rus müdahalesi var
Rusya2 hafta önceRosatom davasında mahkeme Finlandiya’nın sözleşme feshini hukuka aykırı gördü
Ortadoğu2 hafta önceIsrael Hayom yazdı: İsrailli istihbaratçılar yıllardır Riyad’da
Avrupa2 hafta önceLe Pen ve Mélenchon farkı açıyor












