Asya
Japonya Başbakanı Kishida’nın ‘sefalet ayı’

Japonya’da Yokosuka Asya-Pasifik Çalışmaları Konseyi’nde hükümet ilişkileri özel danışmanı olan Michael MacArthur Bosack, The Japan Times’ta bu ayın Başbakan Fumio Kishida için “berbat bir ay” olduğunu yazdı.
Makaleye göre, Kishida, ekim ayına girerken, zaten düşüş eğiliminde olan kamuoyu onayı ve kendisine herhangi bir siyasi sermaye geri kazandıramayan bir Kabine değişikliği ile karşı karşıyaydı. İktidardaki Liberal Demokrat Parti’nin ara seçimlerde zayıf bir performans göstermesinden vergi planına yönelik eleştirilere, skandala yol açan bir istifaya ve parlamento zeminine taşan parti içi hoşnutsuzluğa kadar uzanan darbeler bu ay da gelmeye devam etti.
Tüm bunların birleşince Kishida yönetimini aşağı çekmeye devam ettiği kaydedilen yazıda, bu gelişmelerin yönetimin karar alma mekanizmasını etkileyeceği ve siyasi manzarada dalgalanma etkileri yaratacağı öngörülüyor.
Yerel seçimler
Bu ay Nagasaki ve Kochi vilayetlerindeki Japon seçmenler boş parlamento koltuklarını doldurmak için sandık başına gitti. LDP yöneticileri her iki yarışın da çekişmeli geçeceğinden şüpheleniyordu ve haklı çıktılar. LDP Nagasaki’de zafer kazanırken Kochi’de kaybetti.
Toplam 465 parlamento koltuğundan iki tanesinin kaybedilmesi genel seçimlerin habercisi sayılmasa da, bu durum Kishida’nın LDP’yi tüm koltuklar söz konusu olduğunda zafere taşıyabileceğine dair parti içi güveni sarstı. Erken seçim konusunda zaten temkinli davrananlar, LDP’nin Eylül 2024’te yapılacak bir sonraki parti başkanlığı seçimine kadar seçimin ertelenmesi gerektiği yönündeki görüşlerinde daha da sertleştiler.
Ekonomik sıralamada düşüş
Bu ayın başlarında Uluslararası Para Fonu, Japon ekonomisinin dünyada 4. sıraya gerileyeceğini öngören “Dünya Ekonomik Görünümü” raporunu yayınladı. Çin 2010 yılında Japonya’nın yerini 2. ekonomi olarak aldı ve tahminler doğru çıkarsa 1968’den bu yana ilk kez Almanya gayri safi yurtiçi hasılada Japonya’yı geride bırakmış olacak.
Bosack’a göre, Japonya’nın on yıllardır süren ekonomik durgunluğu bir sır olmasa da, bu projeksiyon bunun yüzleştirici kanıtlarını sunuyor ve bu durum “hem parti içi rakiplere hem de muhalefet partilerine LDP’nin uzun süredir devam eden ekonomik platformunu ve Kishida yönetiminin yakın vadeli mali önceliklerini hedef almaları için cephane sunuyor.”
Eleştirmenlerin muhtemelen bu verileri kullanarak Japonya’nın LDP’nin eskimiş politikaları ve Kishida’nın etkisizliği nedeniyle geri kaldığını iddia edeceklerini söyleyen Bosack, halkın yönetime olan güveni zaten azalmışken bunun karşı konulması zor bir söylem olduğunu vurguluyor.
Hararetli vergi tartışmaları
Mevcut parlamento oturumunda Kishida, ekonomiyi canlandırmak ve halktan biraz onay almak umuduyla bazı basit ekonomik teşvik paketlerini yürürlüğe koyma niyetinde olduğunun sinyallerini vermişti. Hatta bir erken seçime gitmek ve hükümetin tepesinde kendisine yeniden bir temel oluşturmak için kamuoyundaki sarsıntıdan yararlanabileceğine dair spekülasyonlar bile vardı.
Ancak bu teşvik paketini hayata geçirmek hiç de kolay olmadı. Kishida bu ay LDP’ye düşük gelirli hanelere mali yardımlarla eşleştirilmiş gelir vergisi indirimlerini takip etmesi için rehberlik etti, ancak bu politika aktörlerinin çoğunu tatmin etmedi. İktidardaki LDP-Komeito koalisyonu içindeki en güçlü eleştirmenler, artan tüketici fiyat endeksini ele almak için acil bir önlem sunmak üzere tüketim vergisinde bir indirimin gerekli olduğunu savunuyor. Diğer muhalifler ise iktidar koalisyonunun Japon ekonomisini yönetme konusundaki işlevsizliğine dikkat çekiyor.
Bu tartışmalar henüz sona ermiş değil. LDP’nin uygun ekonomik tedbirler üzerinde parti içi müzakerelerini tamamlaması ve daha sonra parlamentoya ulaşmadan önce Komeito ile koordine edilmesi gerekiyor. Bu arada yönetimin de devam eden parlamento oturumu sırasında tartışmalarla ilgili soruları yanıtlaması gerekiyor.
Ağır toplar konuşuyor
Bosack, yakın geçmişte ilk kez LDP’nin önde gelen bir üyesinin parlamentoda başbakanı eleştirdiğini yazdı: “Shinzo Abe’nin eski fraksiyonunu yöneten beş üyeli konseyden biri olan Hiroshige Seko, parlamentonun genel kurul oturumundaki zamanını Kishida’yı etkisiz liderlikten dolayı sorgulamak için kullandı. Başbakanın ekonomi politikalarına karşı çıktı ve söz ve eylemlerindeki zayıflığa işaret etti.”
LDP’nin o zamandan bu yana Seko’ya sözleri için özür dilemesi yönünde baskı yaptığı ancak kamuoyuna yansıyan bu hoşnutsuzluk gösterisinin asıl sorunun sadece bir belirtisi olduğu söyleniyor. Bosack’a göre, LDP içinde liderlik değişimine hazır olanlar var ve “Kishida’nın kararlılık yerine uzlaşma yoluyla parti birliğini koruma çabası onu kimseyi tatmin etmeyen çözümlerle baş başa bıraktı.”
Meclis Başkanı’nın dramı
Makalede, Meclis Başkanı ile ilgili sorunlar ise ‘dram’ diye nitelendiriliyor:
“Japonya’da meclis başkanlığı makamı yüksek profilli ancak büyük ölçüde törensel bir makamdır; dolayısıyla bu makama yeni birinin atanması basit ve dramatik olmamalıydı. Sorun şu ki, görevdeki Hiroyuki Hosoda’nın LDP için yararlı olmayan kendi bagajı vardı ve yerine gelen Fukushiro Nukaga bu ay eleştirileri gidermek için çok az şey yaptı.
Hosoda, kısa bir süre önce dağılan Birleşme Kilisesi ile olan ve ele alınmamış etkileşimleri nedeniyle zaten endişe konusuydu ve ayrıca yaşa bağlı sağlık endişeleri nedeniyle istifa etti. Ancak siyasetten tamamen çekilmek yerine yeniden seçilmek istediğini açıkladı. Bu durum Kishida için başka bir baş ağrısı yarattı çünkü yüksek profilli bir siyasi sorumluluğu yönetmeye devam etmesi gerekiyor.
Bu arada Nukaga, çok yaşlı bir meclis başkanına sahip olma konusundaki endişeleri gidermek için çok az şey yaptı; sonuçta Hosoda ile aynı yaşta. Dahası, meclis başkanı olarak ilk resmi icraatlarından birinde, parlamentonun toplanması sırasında konuşmasını içeren parşömeni geleneksel olarak açılış törenine başkanlık eden İmparator’a uzatarak benzeri görülmemiş bir usul hatası yaptı. Her ne kadar İmparator Naruhito bunu önemsememiş olsa da, olay medyada geniş yer buldu ve özellikle Hosoda’nın pek de nazik olmayan çıkışının ardından Nukaga’nın bu iş için yeterliliğine dair soruları davet eden uğursuz bir başlangıç oldu.”
Kabine değişikliği daha da kötüleşiyor
Geçtiğimiz ay gerçekleşen kabine değişikliği Kishida’ya anketlerde herhangi bir destek sağlamadı, bunun yerine LDP’nin parti içi siyasetinin bir başka ürünü olduğu yönünde eleştirilere davetiye çıkardı. Kabine düzeyinde yapılan atamalar, kadın atama sayısında rekor kırdığı için ilk etapta övgü toplasa da, alt kabine düzeyindeki onlarca pozisyonda hiç kadın bulunmaması hem yerel hem de uluslararası kaynaklardan eleştiri aldı.
Bosack, kabineye ilişkin algıların, yönetimin kabine değişikliği sonrası ilk istifasının ardından daha da kötüleşmesinin muhtemel olduğu görüşünde. Parlamentoda eğitim bakan yardımcısı olarak görev yapan Taro Yamada, kendisinden otuz yaş küçük bir kadınla evlilik dışı ilişki yaşadığının ortaya çıkmasının ardından istifa etmişti. Basında yeni atanan yetkili hakkında “skandal niteliğinde ifşaatlar” yayınlanmasının ardından Yamada bakan yardımcılığından istifa etmişti.
Bundan sonra ne olacak?
Kishida’nın bu noktada yasama ile ilgili ana görevi ekonomik teşvik paketini hayata geçirmek. Bosack’a göre, son dönemde yaşanan sıkıntılar göz önüne alındığında, Kishida’nın ya da iktidar koalisyonunun bu noktada başka bir şeyle uğraşmak istemesi pek olası değil:
“O halde hedef kasım sonu ya da aralık başında parlamento oturumunu tamamlamak. Bu sayede Kishida, Japonya ile bölgesel örgüt arasındaki ilişkilerin 50. yıldönümünü anmak üzere ASEAN liderlerini ağırlayacağı 16-19 Aralık tarihleri arasındaki üç günlük etkinlikle odağını yeniden küresel diplomasiye kaydırma şansı bulacak. Zaten plan da bu gibi görünüyor. Kishida’nın daha fazla darbe almadan o noktaya varıp varamayacağı ise bambaşka bir konu.”
Asya
Hindistan, ABD ile ticaret görüşmelerinde daha iyi koşullar için direniyor

Yetkililer ve analistlere göre Hindistan, ABD ile son görüşmelerde hızlı bir ticaret anlaşmasını reddetti ve Başbakan Narendra Modi’nin yeni ticaret ortakları, azalan ekonomik riskler ve iç siyasette elde ettiği kazanımlardan aldığı güvenle daha iyi koşullar için beklemeyi tercih etti.
Aylar süren müzakerelerin ardından iki ülke, ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer’ın geçen ay Yeni Delhi’ye yaptığı ziyaret sırasında geçici bir ticaret anlaşmasını sonuçlandıramadı. Oysa her iki taraf da sınırlı kapsamlı bir anlaşmaya varılmasının yakın olduğunu düşünüyordu.
Görüşmeler hakkında bilgi sahibi bir Hindistan hükümeti yetkilisi, Reuters’a, Washington’ın Yeni Delhi’nin temel talepleri konusunda güvence vermemesi nedeniyle uzlaşma sağlanamadığını söyledi. Bu talepler arasında Hindistan’a Çin gibi rakipleri karşısında tarife avantajı tanınması ve anlaşma sonrasında ABD tarafından yeni vergiler getirilmemesi bulunuyordu.
Yetkili, “Tutumumuz açık. Olumlu koşullar içermeyen bir anlaşmaya alelacele imza atmayı ya da tarım konusunda taviz vermek gibi kırmızı çizgilerimizden ödün vermeyi düşünmüyoruz” dedi.
Yetkililer ve analistlere göre Washington, Başkan Donald Trump’ın bu ayın ilerleyen günlerinde yürürlüğe girmesi beklenen yeni gümrük vergilerine hazırlandığı bir dönemde, stratejik ortağı Hindistan’dan hızlı ticari tavizler almayı umuyordu. Ancak Hindistan’ın direnmesi, ihracatına daha yüksek vergiler uygulanması ve şirketler açısından belirsizliğin uzaması riskini beraberinde getiriyor.
Greer ile yapılan görüşmelerin ertesi günü Hindistan Ticaret Bakanı Piyush Goyal, Hindistan’a avantaj sağlamadığı sürece ABD ile anlaşmanın uygulamaya konulmayacağını söyledi. Bu açıklama, daha yüksek tarife ihtimaline rağmen Yeni Delhi’nin tutumunu sertleştirdiğini ve anlaşma konusunda acele etmediğini gösterdi.
Diğer birçok ülkede olduğu gibi Hindistan’dan gelen malların büyük bölümü şu anda ABD’de yüzde 10 gümrük vergisine tabi. Ancak Trump yönetiminin, aşırı sanayi kapasitesine ilişkin yürütülen soruşturmalar kapsamında bu ay daha yüksek tarifeler getirmesi bekleniyor. Hindistan ise ABD’nin kapasite fazlasına ilişkin suçlamalarını reddediyor.
Washington, zorla çalıştırılarak üretilen malların ticaretini engellemekte başarısız oldukları iddiasıyla aralarında Hindistan’ın da bulunduğu onlarca ülkeye yüzde 12,5’e varan yeni tarifeler uygulanmasını daha önce teklif etmişti.
Görüşmeler hakkında bilgi sahibi bir ABD kaynağının Reuters’a aktardığına göre Washington’ın tutumu, Hindistan’ın talep ettiği tercihli ticaret hükümlerinden yararlanabilmek için kendi tavizlerini vermesi gerektiği yönünde.
Müzakerelerin gizli olması nedeniyle Hindistanlı yetkili ile ABD’li kaynak isimlerinin açıklanmasını istemedi. Hindistan Ticaret Bakanlığı ile ABD Ticaret Temsilciliği, e-posta yoluyla gönderilen yorum taleplerine yanıt vermedi.
İsminin açıklanmaması koşuluyla konuşan bir ABD’li yetkili, Washington’ın Hindistan ile görüşmeleri sürdürdüğünü ve hâlâ bir anlaşmaya varılmasını beklediğini söyledi ancak herhangi bir takvim paylaşmadı.
Yetkili, bununla birlikte Hindistan’ın müzakerelerde zaman zaman yavaş, bürokratik ve zorlu bir tutum sergilediğini belirterek hızlı bir anlaşma ihtimalinin düşük olduğu sinyalini verdi.
Beyaz Saray Sözcüsü Kush Desai, görüşmelerdeki tıkanıklığa ilişkin soruya şu yanıtı verdi:
“Trump yönetimi, Amerikalıları ve ‘Önce Amerika’ yaklaşımını merkeze alan tarihi bir ticaret anlaşmasını sonuçlandırmak için Hindistanlı yetkililerle verimli temaslarını sürdürüyor.”
Modi’nin üst düzey danışmanı: Hindistan yüzde 8 büyümeye çok yakın
Hindistan’ın ihracatı artıyor, ekonomik riskler azalıyor
Ticaret analistlerine göre ihracattaki artış, diğer ülkeler ve bloklarla imzalanan yeni ticaret anlaşmaları ve ekonomik risklerin azalması, Hindistan’ın elini güçlendirdi.
Yetkililerin verdiği bilgiye göre Hindistan’ın toplam mal ihracatı, İran’daki savaşın yol açtığı aksamalara rağmen nisan-haziran döneminde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yaklaşık yüzde 15 arttı. Bu artışta, fiyatı yükselen petrol ürünleri sevkiyatları etkili oldu.
Tüccarların alternatif nakliye güzergâhlarına yönelmesinin ardından Körfez ülkelerine ihracat savaş öncesi seviyelere geri döndü. Mart ayında 2,62 milyar dolar olan ihracat mayısta 5,3 milyar dolara yükselirken, ABD’ye ihracat nisan ve mayıs aylarında 17,29 milyar dolara çıktı.
Hindistan ayrıca diğer gelişmiş pazarlara erişimini genişletiyor. İngiltere ile imzalanan serbest ticaret anlaşmasının bu ay yürürlüğe girmesi, Avrupa Birliği ile yapılacak anlaşmanın ise gelecek yılın başlarında tamamlanması bekleniyor.
Washington merkezli Asia Society Policy Institute’un kıdemli başkan yardımcısı ve eski ABD ticaret yetkilisi Wendy Cutler, “Hindistanlı müzakereciler, ülkenin güçlü ekonomisi, diğer ortaklarla yürüttüğü çeşitlendirme girişimleri ve dünyadaki stratejik konumu sayesinde görüşmelerde belirli bir manevra alanı kazandı” dedi.
Goldman Sachs ekonomisti Santanu Sengupta bir raporunda, ABD ile İran arasındaki geçici barış anlaşmasının petrol fiyatlarını düşürerek Hindistan’ın ekonomik görünümünü iyileştirdiğini belirtti.
Banka, Hindistan için 2026 büyüme tahminini yüzde 6,8’e yükseltirken, enflasyon ve cari açık tahminlerini düşürdü. Bu da Yeni Delhi’nin daha iyi koşullar elde etmek amacıyla beklemek için ekonomik açıdan daha geniş bir hareket alanına sahip olduğunu gösteriyor.
Rupinin değer kaybetmesi de ihracatçıların rekabet gücünü artırdı.
Washington’ı bekleme stratejisi
Bir başka Hindistanlı yetkiliye göre Yeni Delhi ayrıca ABD’nin bazı ticaret önlemlerinin hukuki ya da siyasi engellerle karşılaşabileceğini hesaplıyor.
Demokrat Parti’den 22 eyalet başsavcısından oluşan bir grup, Trump yönetiminin zorla çalıştırmaya ilişkin soruşturmalar kapsamında önerdiği tarifelere karşı şimdiden itirazda bulundu.
Ticaret analistlerine göre ABD tarifelerine ilişkin hukuki belirsizlikler ile Modi’nin son eyalet seçimlerindeki zaferleri, Hindistan’ın aceleye getirilmiş bir anlaşmaya direnmesine yardımcı oldu.
Modi’nin Bharatiya Janata Partisi’nin üst düzey yöneticileri, ticaret anlaşmalarının Hindistanlı çiftçileri ve küçük işletmeleri koruması gerektiğini kamuoyu önünde savundu. Yeni Delhi, siyasi açıdan etkili olan bu iki kesimi ticaret müzakerelerinde uzun süredir koruyor.
Eski ticaret müzakerecisi ve Global Trade Research Initiative’in kurucusu Ajay Srivastava, “Hindistan, aceleye getirilmiş bir anlaşmayı geciktirmenin, hatta tamamen terk etmenin; maliyeti geçici tarife avantajlarının çok ötesine geçebilecek yükümlülüklerin altına girmekten daha ihtiyatlı olabileceğinin farkında” dedi.
Asya
Çin küresel kaz ciğeri üretiminin yeni merkezi oldu

Fransız mutfağının simge gıdası kaz ciğeri üretiminde Çin, devlet destekli yatırımlarla küresel pazarın yüzde 45’ini ele geçirdi. Ülkede yılda 11 bin ton üretilen de lüks gıda maddesi, Fransız rakiplerine kıyasla yarı fiyatına alıcı buluyor.
Fransız mutfağının ve kültürünün dünya çapındaki en önemli simgelerinden biri olan kaz ciğeri (foie gras) üretiminde dengeler değişiyor.
The Wall Street Journal gazetesinin haberine göre Çin, gerçekleştirdiği büyük atılımla bu lüks gıda maddesinin küresel üretim merkezi haline geldi. Devlet kontrolündeki yatırım kuruluşu China International Capital tarafından haziran ayında yayımlanan rapora göre, Çin sınırları içinde her yıl 11 bin ton kaz ciğeri üretiliyor.
Bu hacim, Çinli üreticilerin şu anda küresel kaz ciğeri üretiminin yüzde 45 gibi büyük bir oranını tek başına karşıladığı anlamına geliyor.
The Wall Street Journal gazetesine değerlendirmelerde bulunan Çin tarım sektörü uzmanı Even Pei, Batı dünyasındaki algının dönüştüğünü vurguladı. Pei, konuya ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“On yıllar boyunca Batılı tüketicilerin gözünde ‘Çin Malı’ ibaresi ucuz, kalitesiz ve basit ürünlerle özdeşleşti. Ancak son on yılda, Çin’de üretilen ve yüksek kaliteyi daha düşük fiyata sunan çok sayıda yerli markanın yükselişine şahit oluyoruz.”
Kırsal kalkınma hamlesi sektörü büyüttü
Kaz ciğeri üretimindeki bu olağanüstü büyüme, Pekin yönetiminin kırsal bölgeleri kalkındırma stratejisinin bir sonucu olarak ortaya çıktı.
Kentlere göç eden iş gücü nedeniyle boşalan kırsal yerleşim birimlerinde sürdürülebilir sanayi kolları yaratmak isteyen Çin hükümeti, bu sektörü hedef seçti.
Tarım uzmanı Even Pei, devletin üreticilere düşük faizli krediler sağlayarak ve pazarlama faaliyetlerine doğrudan destek vererek sektörün büyümesini hızlandırdığını ifade etti.
Günümüzde Çinli çiftçiler, ördek ve kazları ciğerlerini büyütecek şekilde özel besleme yöntemlerine tabi tutarak binlerce ton kaz ciğeri işleme kapasitesine sahip durumda.
Ülkedeki restoranlar ve gıda üreticileri de tüketimi artırmak amacıyla yaratıcı sunumlar geliştiriyor. Habere göre, piyasada kaz ciğerli dondurma, yaban mersini aromalı kaz ciğeri ve bu lezzeti barındıran suşi roll gibi alternatif ürünler yer alıyor.
Lüks tüketim sınıfındaki bu gıda maddesi Çin içinde halen ağırlıklı olarak büyük şehirlerde yaşayan varlıklı kesime hitap ediyor.
Bununla birlikte, Çin’de üretilen kaz ciğerinin satış fiyatı, Fransa’da üretilen muadillerine kıyasla neredeyse yarı yarıya daha düşük seviyede seyrediyor.
Avrupa pazarında rekabet endişesi
The Wall Street Journal gazetesinin dikkat çektiği bir diğer husus ise Avrupa Birliği’nin ithal ürünlere yönelik tedbirleri oldu. Avrupa Birliği, kaz ciğeri etiketleme kurallarını sıkılaştırarak yabancı üreticilerin ürünlerinde Fransa menşeini çağrıştıracak ibareler kullanmasını yasakladı.
Çin dışında üretilen kaz ciğerinin uluslararası satışı şu an için yalnızca birkaç küçük pazarla sınırlı kalıyor.
Öte yandan Fransa’daki sektör temsilcileri, Çin menşeli kaz ciğerinin Avrupa pazarına doğrudan girmesi durumunda, düşük fiyat avantajının tüketiciler nezdinde belirleyici unsur haline gelmesinden endişe ediyor.
Dünya gastronomi kültüründe kaz ciğeri, Fransa’nın en önemli marka değerleri arasında kabul ediliyor. Fransa, bu özel yemeğe yasal koruma altında olan kültürel ve gastronomik miras statüsü tanımış durumda.
Asya
Çin, Japonya Dışişleri Bakanı’nın Güney Çin Denizi tahkim kararını gündeme taşımasını protesto etti

Çin, Japonya Dışişleri Bakanı’nın Güney Çin Denizi tahkim kararını gündeme taşıması ve bazı ülkelerle yayımladığı ortak bildiri nedeniyle sert girişimde bulundu.
Çin Dışişleri Bakanlığı Asya İşleri Dairesi’nden sorumlu bir yetkili, pazar günü Japonya’nın Çin Büyükelçiliği Maslahatgüzarı’nı bakanlığa çağırdı. Görüşmede, Japonya Dışişleri Bakanı’nın, sözde “Güney Çin Denizi Tahkim Kararı”nı yayımlanmasının 10. yılında yeniden gündeme taşıması ve Japonya’nın bazı ülkelerle işbirliği içinde ortak bir bildiri yayımlaması nedeniyle sert girişimde bulunuldu; Çin’in güçlü memnuniyetsizliği ve protestosu iletildi.
Yetkili, Çin’in Japonya’nın “provokasyonlarına kararlı ve güçlü biçimde karşılık vereceğini”, toprak egemenliğini ve denizlerdeki hak ve çıkarlarını “kesin biçimde koruyacağını” belirtti.
Çin Dışişleri Bakanlığına göre Çin tarafı, Japonya’nın Güney Çin Denizi ile bağlantılı tarihsel suçlarının hesabını açık biçimde vermediğini ve bu nedenle konu hakkında sorumsuzca açıklamalar yapma hakkına sahip olmadığını ifade etti.
Çin tarafı, Japonya’nın “bu çirkin söz ve eylemlerinin savaş sonrası uluslararası düzene ve uluslararası ilişkilerde hukukun üstünlüğüne meydan okuduğunu, çifte standart uyguladığını, ülkeler arasında ayrılık yaratmaya çalıştığını ve Güney Çin Denizi’ndeki barış ve istikrarı baltaladığını” bildirdi. Bu tutumun, bölge ülkelerinin ortak çıkarları ve beklentileriyle de çeliştiği kaydedildi.
Bakanlık, bu tür adımların Çin dahil uluslararası toplumda, Japonya’nın modern tarihteki saldırganlık eylemleri ve sömürgeci vahşeti konusunda tarihsel kaygıları yeniden canlandırdığını ve güçlü öfkeye yol açtığını açıkladı.
Açıklamada, Çin’in Japonya’nın provokasyonlarına kararlı ve güçlü biçimde karşılık vereceği, toprak egemenliğini ve denizlerdeki hak ve çıkarlarını kesin biçimde koruyacağı yinelendi.
Bakanlık ayrıca Çin tarafının, Japonya’yla bağlantılı çeşitli olumsuz gelişmeler konusunda da sert girişimlerde bulunduğunu bildirdi. Bunlar arasında, “Tayvan meselesi, Japonya’nın Çin’de bıraktığı terk edilmiş kimyasal silahlar, Japon parlamento üyelerinin Çin’in etnik politikalarına ilişkin uygunsuz açıklamaları ve Japonya’nın askeri ve güvenlik alanındaki olumsuz adımları” yer aldı.
Rusya2 hafta önce“Planlarımızda Kiev rejimini kurtarmak yok”
Diplomasi6 gün önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Görüş1 hafta önceZirve Salonunda Konuşulmayacak Hikâye: NATO Üyeliğinin Gerçek Bedeli
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Ann Pettifor: Faiz sistemi ekolojiyi tahrip ediyor
Dünya Basını2 hafta önceFransız iktisatçı Sapir: Avrupa ekonomilerinde kimyasal şok etkisini gösterecek
Dünya Basını2 hafta önceABD’nin Japonya’daki füze hamleleri Çin’e net mesaj veriyor
Amerika6 gün önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Görüş6 gün önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor












