Asya
Japonya’da aşırı muhafazakar Takaichi’nin zaferi ne anlama geliyor?

Sanae Takaichi’nin koalisyonu, parlamentonun alt kanadında 352 sandalye kazanarak başbakana süper çoğunluk sağladı.
Japonya Başbakanı Sanae Takaichi’nin iktidardaki koalisyonu pazar günü yapılan alt meclis seçimlerinde ezici bir zafer elde etti. Sonuçlar, ülke liderinin ABD politikaları doğrultusunda bölgede Çin’e karşı şahin tutumunu sürdürürken, savunma alanında daha fazla güçlenmeye gidileceğine ve pasifist politikaların terk edileceğine işaret ediyor.
Kendisinin Birleşik Krallık’ın “Demir Leydi”si Margaret Thatcher’dan ilham aldığını söyleyen, Japonya’nın ilk kadın lideri aşırı muhafazakâr Takaichi, kamu yayıncısı NHK’nin pazartesi sabahı erken saatlerde yayımladığı sayım sonuçlarına göre Liberal Demokrat Parti (LDP) adına parlamentonun 465 sandalyeli alt kanadında 316 sandalye kazandı.
LDP tek başına çoğunluk için gereken 233 sandalyeyi rahatlıkla aşarken, koalisyon ortağı Japonya Yenilik Partisi 36 sandalye elde etti.
Toplamda 352 sandalye ile Takaichi alt mecliste süper çoğunluğa sahip oldu. Bu durum, üst mecliste çoğunluğa sahip olmamasına rağmen yasama gündemini kolaylaştırarak üst kanadı aşabilmesine olanak tanıyor.
Sonuçlar, partinin 1955’teki kuruluşundan bu yana elde ettiği en yüksek başarıyı temsil ediyor ve merhum başbakan Yasuhiro Nakasone döneminde 1986’da kazanılan 300 sandalyelik rekoru geride bırakıyor.
“Bu seçim büyük politika değişimlerini içeriyordu — özellikle ekonomi ve maliye politikasında büyük bir dönüşüm ile güvenlik politikasının güçlendirilmesi,” diyen Takaichi, sonuçlar açıklanırken verdiği televizyon röportajında şunları söyledi:
“Bunlar ciddi muhalefet çeken politikalar. Halkın desteğini aldıysak, bu konulara tüm gücümüzle eğilmemiz gerekir.”
LDP’nin eski koalisyon ortağı, Budist destekli daha güvercin çizgideki Komeito ile liberal eğilimli Japonya Anayasal Demokrat Partisi’nden oluşan yeni muhalefet ittifakının ise seçim öncesindeki toplam 167 sandalyelik gücünün yarısına düşmesi bekleniyor.
İlk tebrikler: ABD, Hindistan ve Tayvan
ABD Başkanı Donald Trump pazar günü Takaichi’nin koalisyonunu tebrik etti.
Trump, Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda, “Başbakan Sanae Takaichi ve Koalisyonunu BÜYÜK BİR ZAFER dolayısıyla tebrik ederim,” ifadelerini kullandı.
“Sizi ve koalisyonunuzu desteklemek benim için bir onurdu. Güç yoluyla barış ilkesine dayanan muhafazakâr gündeminizi hayata geçirirken büyük başarılar diliyorum.”
Trump, cuma günü Takaichi’ye açık destek vermişti.
“Kendisi son derece saygın ve çok popüler bir lider,” diye yazan Trump, “Sanae’nin seçim çağrısı yapma yönündeki cesur ve akıllı kararı büyük ölçüde karşılık buldu,” ifadelerini kullandı.
Hindistan Başbakanı Narendra Modi de tebrik mesajı gönderdi.
Modi, pazar günü sosyal medya paylaşımında, “Temsilciler Meclisi seçimlerindeki tarihi zaferiniz dolayısıyla tebrikler Sanae Takaichi!” dedi ve ekledi:
“Yetenekli liderliğiniz altında Hindistan-Japonya dostluğunu daha da ileriye taşıyacağımıza inanıyorum.”
Tayvan lideri William Lai Ching-te de sosyal medyada yayımladığı mesajla “içten tebriklerini” iletti.
64 yaşındaki Takaichi, geçen yılın sonlarında uzun süredir iktidarda olan LDP’nin başına geçmesinin ardından yükselen kişisel onay oranlarından yararlanmak amacıyla nadir görülen bir kış erken seçimi çağrısında bulunmuştu.
Seçmenler, onun açık sözlü ve çalışkan imajına ilgi gösterirken, vergi indirimleri vaatleri finansal piyasalarda tedirginlik yarattı. Aşırı milliyetçi eğilimleri ve güvenliğe yaptığı vurgu ise güçlü komşu Çin ile ilişkileri gerdi.
Göreve geldikten haftalar sonra Takaichi, Çin anakarasının Tayvan’a olası bir müdahalesine Tokyo’nun nasıl yanıt verebileceğini kamuoyuna açıklayarak Pekin ile son on yılın en büyük anlaşmazlığını başlattı.
Kasım ayında Tayvan’a yönelik olası bir Çin saldırısına karşı Japonya’nın müdahil olabileceğini ima etmesi, Pekin ile gerilimi tırmandırdı. Çin buna karşılık Japonya’ya nadir toprak elementleri sevkiyatına kısıtlamalar getirdi ve ülkeye seyahat konusunda uyarılarda bulundu.
Pekin, Birleşmiş Milletler tarafından da kendisine bağlı olduğu kabul edilen Tayvan’la yeniden birleşme planlarını 2026 için de vurguladı. ABD dâhil birçok ülke Tayvan’ı bağımsız bir devlet olarak tanımıyor; ancak Washington, Çin’e karşı Tayvan’a silah sağlamayı ve ayrılıkçı eğilimleri desteklemeyi sürdürüyor. Bu tartışmaya ABD lehine dahil olan Takaichi, Pekin’in tepkisini çekti.
Güçlü seçim yetkisi, Takaichi’nin Japonya’nın savunmasını güçlendirme planlarını hızlandırabilir. Pekin ise bunu ülkenin militarist geçmişini yeniden canlandırma girişimi olarak nitelendiriyor.
Şirketlere jeopolitik risk konusunda danışmanlık veren Asia Group’un yöneticilerinden David Boling, “Pekin Takaichi’nin zaferini memnuniyetle karşılamayacaktır,” dedi.
“Çin artık onun sağlam biçimde yerleştiği ve kendisini tamamen izole etme çabalarının başarısız olduğu gerçeğiyle karşı karşıya” diye ekledi.
Genç seçmenleri yakaladı
Takaichi, sosyal medyada geniş bir takipçi kitlesi oluşturması ve genç seçmenlerle bağ kurması sayesinde partinin kaderini kısmen tersine çevirmeyi başardı.
North Carolina State Üniversitesi’nden profesör Levi McLaughlin, This Week in Asia’ya yaptığı açıklamada, “Takaichi’nin kişisel çekiciliği, normalde seçilmekte zorlanabilecek LDP adaylarının onun desteği sayesinde sandalye kazanmasına imkân tanıyacak,” dedi.
Başbakan, parlamentoda kullandığı çanta ve pembe kalem gibi ürünlere yoğun talep doğuran ve kabaca “Sanae çılgınlığı” olarak çevrilebilecek sanakatsu adlı gençlik odaklı beklenmedik bir akımı da tetikledi.
Kansai Gaidai Üniversitesi’nden doçent Mark Cogan, “Davul çalıyor. Kore ürünleri, müziği ve eğlence sektörüne ilgisi var. Partisinin geri kalanından farklı olarak sosyal medyada da aktif,” dedi.
“Oldukça durağan yaşıtlarından belirgin biçimde farklı,” diyen Cogan, bunun Pekin ile diplomatik gerilim de dâhil olmak üzere birçok siyasi fırtınayı atlatmasına yardımcı olduğunu belirtti.
Ancak Cogan, bu ilginin kalıcılığını sorguladı:
“Asıl soru ‘Sanae çılgınlığının’ ne kadar süreceği. Bu, gençlerin yeni veya farklı bir şeye merakla kapıldığı; fakat kendi çıkarlarına her zaman uymayan politika pozisyonlarını göz ardı ettiği bir durum mu?”
Seçim, savaş sonrası dönemde şubat ayında yapılan üçüncü genel seçim oldu; oysa sandıklar genellikle daha ılıman aylarda kuruluyor.
Asya
Japonya ve Filipinler’in deniz sınırı görüşmeleri Çin’i neden öfkelendirdi?

Tokyo ve Manila’nın, Japonya ile Filipinler arasındaki münhasır ekonomik bölgelerin (MEB) ve kıta sahanlığının deniz sınırını belirlemek üzere resmî müzakerelere başlayacaklarını açıklamasının ardından, Tayvan’ın doğusundaki sular yeni bir gerilim noktası hâline geldi.
Batı Pasifik Okyanusu’nda yeni bir gerilim noktası ortaya çıkarken, Pekin’in Tayvan’ın doğusundaki sulardaki varlığını güçlendirmesi bekleniyor.
Pazartesi günü Çin Sahil Güvenliği bölgede kolluk devriyeleri gerçekleştirdi ve Pekin’in hem iç hukuk hem de uluslararası hukuk kapsamında kendi MEB ve kıta sahanlığı haklarını koruma iddiasını uygulamaya koydu.
Tayvan Sahil Güvenliği, pazartesi günü saat 11.00 sularında ana adanın güneydoğu kıyısından yaklaşık 64 km açıkta yer alan Orchid Adası’nın yaklaşık 51 ila 52 deniz mili güneydoğusunda tespit edilen iki Çin gemisini izlediğini ve takip ettiğini açıkladı.
South China Morning Post, Japonya ile Filipinler arasındaki sınır görüşmeleri ve bunların uluslararası hukuk ile jeopolitik açısından sonuçları hakkında bilinmesi gerekenleri derledi:
Tokyo ve Manila neden sınırlandırma görüşmeleri istiyor?
Japonya ve Filipinler’in ortak kara sınırı yok. Ancak kıyı devletleri olarak, kıyılarından itibaren 200 deniz mili —370 km ya da 230 mil— genişliğinde bir münhasır ekonomik bölge ilan etme hakkına sahipler.
Okinawa Adası’nın yaklaşık 400 km güneybatısındaki Yaeyama Adaları ile Filipinler’in en kuzeyindeki Mavulis Adası esas alınarak ölçüm yapıldığında, iki ülkenin MEB’leri Batı Pasifik Okyanusu’nda birbirine temas ediyor; hatta örtüşüyor.
Ayrıca bu alan, Çin’e bağlı olan ve Pekin’in egemenliği için ‘kırmızı çizgi’ olarak gördüğü ve gerekirse güç kullanarak yeniden birleştirmeyi hedeflediği Tayvan adasının 200 deniz millik MEB’iyle de örtüşüyor.
Amerika Birleşik Devletleri ve müttefikleri Japonya ile Filipinler dâhil çoğu ülke, Tayvan’ı bağımsız bir devlet olarak tanımıyor ve Çin’e bağlı olduğunu Birleşmiş Milletler kararıyla kabul ediyor. Ancak Washington, Tayvan’ı Çin’e karşı bir koz olarak kullanarak adaya silah tedarik etmeyi taahhüt ediyor ve müttefiklerini de buna teşvik ediyor.
Görüşmeler hakkında ne biliyoruz?
Japonya Başbakanı Sanae Takaichi ve Filipinler Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr., perşembe günü Tokyo’da gerçekleştirdikleri zirvenin ardından yayımlanan ortak açıklamaya göre, “münhasır ekonomik bölgenin ve kıta sahanlığının deniz sınırını belirlemek üzere resmî müzakerelere başlamayı” kabul etti.
Açıklamada, bu kararın “uluslararası hukuka, özellikle Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin —UNCLOS— ilgili hükümlerine uygun olarak ve bölgedeki hukuki kesinliği artırmak amacıyla ilgili uluslararası içtihatlar rehberliğinde” alındığı belirtildi.
Ancak iki taraf, müzakerelerin kesin coğrafi kapsamını açıklamadı. Bu da, eğer Pekin ya da Taipei tarafından talep edilen alanları kesecek şekilde ikili bir hat çizerlerse, söz konusu sınırın dışarıda bırakılan hak sahiplerine karşı hukuken ileri sürülemeyeceği anlamına geliyor.
Buna bir örnek, Doğu Çin Denizi’nde Pekin’in kıta sahanlığı iddialarını devre dışı bırakan 1974 tarihli Japonya-Güney Kore ortak kalkınma anlaşmasıdır. Pekin, bu anlaşmayı derhâl tamamen yasadışı ve geçersiz ilan etmişti; bu tutumunu bugün de sürdürüyor.
Tokyo ve Manila sınırlandırmadan ne elde eder?
UNCLOS’a göre bir kıyı devleti, 200 deniz millik MEB’i içinde tüm doğal kaynakları araştırma, işletme ve yönetme konusunda münhasır haklara sahiptir. Bu haklar, deniz yatağı ve deniz altı toprağındaki petrol, doğal gaz ve diğer mineralleri kapsar ve kıta sahanlığı haklarıyla büyük ölçüde örtüşür.
Uluslararası hukuk ayrıca bir kıyı devletine, MEB içinde tüm yapay tesislerin inşasını ve işletilmesini, ayrıca deniz bilimsel araştırmalarını yetkilendirme, düzenleme ve denetleme yönünde yürütme yetkileri tanır.
Hainan Adası merkezli Güney Çin Denizi Çalışmaları Ulusal Enstitüsü’ndeki Uluslararası ve Bölgesel Meseleler Araştırma Merkezi Direktörü Ding Duo, Tokyo ve Manila’nın deniz sınırı görüşmelerinin kapsadığı alanlarda güvenlik işbirliğini artırmayı ve ortak kaynak geliştirme faaliyetleri yürütmeyi de hedefleyebileceğini söyledi.
Dikkat çekici biçimde, Yaeyama Adaları Japonya’nın en güneybatıdaki takımadalarını oluşturuyor ve Çin’in Batı Pasifik’e askerî erişimini kısıtlamayı amaçlayan, Doğu Asya kıyı şeridi boyunca uzanan takımadalar dizisi olarak bilinen “birinci ada zinciri” üzerinde yer alıyor.
Ding, “Sınırlandırma aynı zamanda Çin’in birinci ada zinciri içindeki operasyon alanını daraltmayı da hedefleyebilir” dedi.
Pekin ve Taipei nasıl tepki verdi?
Pekin, cuma günü müzakereleri “tamamen yasadışı ve hükümsüz” olarak kınadı.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning, Pekin’in iki hükümete protesto girişiminde bulunduğunu söyledi.
Pazartesi günü yaptığı açıklamada Çin Sahil Güvenliği Sözcüsü Jiang Lue, sahil güvenliğin ilgili sulardaki kontrol ve yönetimini güçlendirmeye devam edeceğini ve “Çin’in toprak egemenliğini ve denizlerdeki hak ve çıkarlarını kararlılıkla korumak” için somut önlemler alacağını belirtti.
Salı sabahı düzenlenen olağan basın toplantısında Tayvan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hsiao Kuang-wei, Japonya ve Filipinler’den açıklamalarında bahsettikleri deniz sınırı belirleme sürecine ilişkin ayrıntı vermelerini istediklerini söyledi.
Japonya ve Filipinler’in müzakere ettiği suların Tayvan’ın sularıyla önemli ölçüde örtüştüğünü dikkate alan bakanlık, iki ülkeyi süreç boyunca bu gerçeği göz önünde bulundurmaya çağırdı.
Hsiao, Tokyo ve Manila’nın Tayvan’ın hak ve çıkarlarını dışlamaması ya da ihlal etmemesi gerektiğini belirterek, Tayvan ile istişarelerde bulunmaları gerektiğini söyledi.
Çin’deki gözlemciler, Pekin’in Tayvan’ın doğusundaki sulardaki varlığını güçlendirmesini beklediklerini ifade etti.
Çin’in en üst düzey devlet bağlantılı düşünce kuruluşu olan Çin Sosyal Bilimler Akademisi’nde araştırmacı Yang Xiao, “Onlar [Japonya ve Filipinler] üç taraflı örtüşen bir bölgede müzakere ettiklerine göre, biz de Tayvan’ın doğusundaki sular üzerindeki yetki alanımızı ilerletmek için daha ileri adımlar atabiliriz” dedi.
Devlet yayıncısı CCTV ile bağlantılı bir sosyal medya hesabı olan Yuyuan Tantian’ın aktardığına göre Yang, “Karşı taraf pervasız ve yıkıcı adımlar atacağına göre, biz de kaçınılmaz olarak yeni karşı önlemler devreye sokacağız” ifadelerini kullandı.
Asya
Güney Kore borsası Hindistan’ı geride bırakarak dünya altıncısı oldu

Güney Kore hisse senedi piyasası, yapay zeka sektörüne yönelik güçlü küresel ilginin etkisiyle Hindistan’ı geride bırakarak dünyanın en büyük altıncı borsası konumuna yükseldi. Bloomberg verilerine göre, Kospi endeksinin piyasa değeri 2026 başından itibaren yüzde 86’dan fazla artarak 5 trilyon dolara ulaşırken, Hindistan borsası gerileyerek yedinci sıraya yerleşti.
Güney Kore hisse senedi piyasası, Hindistan’ı geride bırakarak dünyanın en büyük altıncı borsası unvanını elde etti.
Seul yönetimindeki piyasalar, mayıs ayının başında da Kanada’yı geride bırakarak yedinci sıraya yerleşmişti.
Borsadaki bu yukarı yönlü ivmenin temel itici gücü olarak yapay zeka teknolojilerine yönelik devam eden yüksek küresel ilgi gösteriliyor.
Bloomberg tarafından yapılan hesaplamalara göre, Güney Kore hisse senedi piyasasının ana endeksi Kospi’nin toplam kapitalizasyonu, 2026 yılının başından bu yana yüzde 86’nın üzerinde bir artış kaydederek 5 trilyon dolara ulaştı.
Aynı dönemde Hindistan hisse senedi piyasasını temsil eden Nifty 50 endeksinin toplam hacmi ise gerileyerek 4,8 trilyon dolar seviyesine düştü.
Dünya borsaları sıralamasında güncel verilere göre ilk sırada 79,47 trilyon dolar piyasa değeriyle ABD yer alıyor. ABD’yi sırasıyla 15,09 trilyon dolarla Çin, 8,63 trilyon dolarla Japonya ve 7,24 trilyon dolar değerindeki Hong Kong piyasası takip ediyor.
Tayvan 5,15 trilyon dolarlık piyasa değeriyle listenin beşinci sırasında konumlanırken, hemen ardından 5,04 trilyon dolarla Güney Kore geliyor.
Hindistan ise bu gelişmeler neticesinde altıncı sıradan yedinci sıraya gerilemiş bulunuyor. Güney Kore, mayıs ayının başında da bu sıralamada Kanada piyasasını geride bırakmıştı.
Bloomberg, Güney Kore piyasasında gözlenen bu büyümenin arkasında, küresel yapay zeka endüstrisinin gelişimini sağlayan en büyük mikroçip üreticilerinin hisselerine yönelik yoğun talebin bulunduğunu aktardı.
Bununla birlikte analizde, yatırımcıların bahislerini ağırlıklı olarak yapay zeka sektöründe yoğunlaştırmasının, piyasada aşırı ısınma risklerine dair endişeleri de beraberinde getirdiği ifade edildi.
Reed Capital Partners Yatırım Direktörü Gerald Gan gelişmeye ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Bu büyüme, sonraki teknolojik inovasyon dalgasında Güney Koreli teknoloji şirketlerinin süregelen önemini vurguluyor. Aynı zamanda bu durum, küresel sermaye akışlarının bir zamanlar Batı piyasalarının gölgesinde kalan ancak günümüzde teknolojinin ve büyümenin geleceğini şekillendirmede giderek daha belirgin bir rol oynayan büyük Asya ekonomilerine doğru geniş çaplı kayışını yansıtıyor” ifadelerini kullandı.
Diğer taraftan Asset Value Investors Kıdemli Yatırım Analisti Ross McGarry, Güney Kore için asıl sınavın, bu büyüme performansını kurumsal yönetim alanında gerçekleştirilecek gerçek reformlar ve yapısal değişikliklerle koruyup koruyamayacağı olacağını ekledi.
Bloomberg analizine göre Hindistan, para birimi rupinin zayıflaması, rekor düzeydeki yabancı sermaye çıkışları ve doğrudan yapay zeka altyapısıyla ilişkili şirketlerin eksikliği nedeniyle küresel sıralamadaki konumunu kaybediyor.
Enerji kaynaklarının fiyatlarındaki artışın da enflasyon endişelerini tetikleyerek Hindistan piyasası üzerinde baskı oluşturduğu kaydedildi.
Gerald Gan, konuya ilişkin olarak “Yatırımcıların gözünde Hindistan’ın büyüme hikayesi, ülkenin artan iç ve dış siyasi zorluklarla karşı karşıya kalması nedeniyle dinamizmini giderek yitiriyor” değerlendirmesinde bulundu.
Güney Kore’nin piyasa kapitalizasyonunda öne geçmesine rağmen Hindistan ekonomisi, toplam gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYİH) büyüklüğünde Güney Kore’nin önünde yer almaya devam ediyor.
Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre Güney Kore’nin GSYİH’si 1,93 trilyon dolar seviyesinde bulunuyor.
Asya
Çinli yapay elmas üreticileri yapay zeka ile yükselişte

Yapay zeka teknolojilerindeki küresel yükseliş, gelişmiş mikroçip üretiminde kritik bir soğutma bileşeni haline gelen Çinli yapay elmas üreticilerine rekor büyüme getirdi. Bloomberg’ün haberine göre sektördeki talep kaymasıyla birlikte Çinli laboratuvar üreticilerinin hisseleri hızla yükselirken, geleneksel metal üreticilerinin hisselerinde sert düşüşler kaydedildi.
Geleneksel olarak çoğunlukla mücevher sektörüyle ilişkilendirilen Çin üretimi sentetik elmaslar, yapay zeka çiplerinin soğutulmasında etkili bir malzeme olarak kullanılmaya başlandı.
Bloomberg’ün haberine göre, yapay elmaslar yapay zeka alanında daha güçlü yarı iletkenlerin üretilmesini sağlayan kritik bir bileşene dönüştü ve Çinli üreticiler bu yapay zeka patlamasının önemli yararlanıcıları haline geldi.
Bu gelişmenin ardından geçtiğimiz hafta sentetik elmas üreticilerinden Zhecheng Huifeng Diamond Technology Co. şirketinin hisseleri yüzde 51, SF Diamond Co. şirketinin hisseleri ise yüzde 40 oranında değer kazandı.
Yükseliş eğilimi bu hafta da devam etti. Söz konusu hisselerin gösterdiği performans, Şanghay ve Şençen menkul kıymetler borsalarında işlem gören en büyük ve en likit 300 hisse senedinin performansını takip eden CSI 300 endeksinin yüzde 1 seviyesindeki artışını geride bıraktı.
Bloomberg, baskı devre kartları ve optik modüller gibi donanım alanlarının aşırı yoğunlaştığı bir dönemde, yapay zeka yarı iletkenlerinde sentetik elmas kullanımının yeni ve niş bir segment olarak öne çıktığını bildirdi.
Sentetik elmaslar, mikroçiplerin soğutulmasında geleneksel olarak kullanılan bakır ve alüminyum malzemelerine alternatif bir çözüm sunuyor.
Huayuan Securities analistleri konuya ilişkin değerlendirmelerinde, “Elmas ile soğutma sektörel bir fikir birliği haline geliyor ve bu yöntemin yapay zeka ile veri merkezleri alanındaki uygulamasının genişlemesi bekleniyor” ifadelerini kullandı.
Elmas laboratuvarlarının hisselerindeki artışla eş zamanlı olarak, yapay zekaya yönelik iyimserlik ve renkli metallere olan talep nedeniyle daha önce yükseliş gösteren metal üreticileri Aluminum Corp. of China şirketinin hisselerinde yüzde 25, Jiangxi Copper Co. şirketinin hisselerinde ise yüzde 28 oranında düşüş kaydedildi.
Nomura’nın Çin teknoloji ve telekomünikasyon analisti Duan Bing, mevcut piyasa koşullarının sentetik elmaslar için avantajlı bir tablo ortaya koyduğunu belirtti.
Sentetik elmas üreticisi SF Diamond, Çin dışındaki müşterileri tarafından gerçekleştirilen testlerin ardından, kendi ürettiği malzemelere dayalı ısı emicilerin küçük partiler halinde sevkiyatına başladı.
Benzer şekilde, Henan Liliang Diamond Co. da yüksek güçlü ısı emici üretim projesinin ilk aşamasını başlattığını duyurdu.
Diğer taraftan, Rusya’nın en büyük elmas madenciliği şirketi Alrosa, 2025 yılının sonunda yayımladığı öngörüde dünyadaki doğal elmas üretiminin son 30 yılı aşkın sürenin en düşük seviyesine yaklaştığını bildirdi.
Söz konusu öngörüye göre, üretimin 150 milyon karata ulaştığı 2017-2018 dönemindeki seviyelerin ardından, düşüş eğiliminin 2026 yılında da devam ederek yıllık 95 milyon karata kadar gerileyebileceği tahmin ediliyor.
Dünya Basını2 hafta önceİktisat tarihçisi Chance: Batı, Çin’i kendi sistemine entegre ederek liberal bir demokrasiye dönüştüreceğini sandı
Amerika2 hafta önceBolivyalı işçi ve köylüler başkent La Paz’ı kuşattı
Görüş2 gün önceXi liderliğinde yükselen Çin diplomasisi: Bütün yollar Pekin’e çıkıyor
Asya2 hafta önceRusya ve Çin arasındaki ticaret hacmi 240 milyar dolara ulaştı
Asya2 hafta önceİran’daki savaş yuan için küresel ticarette fırsat penceresi açtı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran yetenekleri sınırlı olduğu için değil, stratejik sebeplerle kendini dizginliyor
Asya2 hafta önceJaponya hükümeti, enerji fiyat artışlarına karşı bütçe ayırıyor
Ortadoğu1 hafta önceİddia: İran, zenginleştirilmiş uranyumu Çin’e göndermeye razı oldu











