Bizi Takip Edin

Asya

Japonya’da aşırı muhafazakar Takaichi’nin zaferi ne anlama geliyor?

Yayınlanma

Sanae Takaichi’nin koalisyonu, parlamentonun alt kanadında 352 sandalye kazanarak başbakana süper çoğunluk sağladı.

Japonya Başbakanı Sanae Takaichi’nin iktidardaki koalisyonu pazar günü yapılan alt meclis seçimlerinde ezici bir zafer elde etti. Sonuçlar, ülke liderinin ABD politikaları doğrultusunda bölgede Çin’e karşı şahin tutumunu sürdürürken, savunma alanında daha fazla güçlenmeye gidileceğine  ve pasifist politikaların terk edileceğine işaret ediyor.

Kendisinin Birleşik Krallık’ın “Demir Leydi”si Margaret Thatcher’dan ilham aldığını söyleyen, Japonya’nın ilk kadın lideri aşırı muhafazakâr Takaichi, kamu yayıncısı NHK’nin pazartesi sabahı erken saatlerde yayımladığı sayım sonuçlarına göre Liberal Demokrat Parti (LDP) adına parlamentonun 465 sandalyeli alt kanadında 316 sandalye kazandı.

LDP tek başına çoğunluk için gereken 233 sandalyeyi rahatlıkla aşarken, koalisyon ortağı Japonya Yenilik Partisi 36 sandalye elde etti.

Toplamda 352 sandalye ile Takaichi alt mecliste süper çoğunluğa sahip oldu. Bu durum, üst mecliste çoğunluğa sahip olmamasına rağmen yasama gündemini kolaylaştırarak üst kanadı aşabilmesine olanak tanıyor.

Sonuçlar, partinin 1955’teki kuruluşundan bu yana elde ettiği en yüksek başarıyı temsil ediyor ve merhum başbakan Yasuhiro Nakasone döneminde 1986’da kazanılan 300 sandalyelik rekoru geride bırakıyor.

“Bu seçim büyük politika değişimlerini içeriyordu — özellikle ekonomi ve maliye politikasında büyük bir dönüşüm ile güvenlik politikasının güçlendirilmesi,” diyen Takaichi, sonuçlar açıklanırken verdiği televizyon röportajında şunları söyledi:
“Bunlar ciddi muhalefet çeken politikalar. Halkın desteğini aldıysak, bu konulara tüm gücümüzle eğilmemiz gerekir.”

LDP’nin eski koalisyon ortağı, Budist destekli daha güvercin çizgideki Komeito ile liberal eğilimli Japonya Anayasal Demokrat Partisi’nden oluşan yeni muhalefet ittifakının ise seçim öncesindeki toplam 167 sandalyelik gücünün yarısına düşmesi bekleniyor.

İlk tebrikler: ABD, Hindistan ve Tayvan

ABD Başkanı Donald Trump pazar günü Takaichi’nin koalisyonunu tebrik etti.

Trump, Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda, “Başbakan Sanae Takaichi ve Koalisyonunu BÜYÜK BİR ZAFER dolayısıyla tebrik ederim,” ifadelerini kullandı.

“Sizi ve koalisyonunuzu desteklemek benim için bir onurdu. Güç yoluyla barış ilkesine dayanan muhafazakâr gündeminizi hayata geçirirken büyük başarılar diliyorum.”

Trump, cuma günü Takaichi’ye açık destek vermişti.

“Kendisi son derece saygın ve çok popüler bir lider,” diye yazan Trump, “Sanae’nin seçim çağrısı yapma yönündeki cesur ve akıllı kararı büyük ölçüde karşılık buldu,” ifadelerini kullandı.

Hindistan Başbakanı Narendra Modi de tebrik mesajı gönderdi.

Modi, pazar günü sosyal medya paylaşımında, “Temsilciler Meclisi seçimlerindeki tarihi zaferiniz dolayısıyla tebrikler Sanae Takaichi!” dedi ve ekledi:

“Yetenekli liderliğiniz altında Hindistan-Japonya dostluğunu daha da ileriye taşıyacağımıza inanıyorum.”

Tayvan lideri William Lai Ching-te de sosyal medyada yayımladığı mesajla “içten tebriklerini” iletti.

64 yaşındaki Takaichi, geçen yılın sonlarında uzun süredir iktidarda olan LDP’nin başına geçmesinin ardından yükselen kişisel onay oranlarından yararlanmak amacıyla nadir görülen bir kış erken seçimi çağrısında bulunmuştu.

Seçmenler, onun açık sözlü ve çalışkan imajına ilgi gösterirken, vergi indirimleri vaatleri finansal piyasalarda tedirginlik yarattı. Aşırı milliyetçi eğilimleri ve güvenliğe yaptığı vurgu ise güçlü komşu Çin ile ilişkileri gerdi.

Göreve geldikten haftalar sonra Takaichi, Çin anakarasının Tayvan’a olası bir müdahalesine Tokyo’nun nasıl yanıt verebileceğini kamuoyuna açıklayarak Pekin ile son on yılın en büyük anlaşmazlığını başlattı.

Kasım ayında Tayvan’a yönelik olası bir Çin saldırısına karşı Japonya’nın müdahil olabileceğini ima etmesi, Pekin ile gerilimi tırmandırdı. Çin buna karşılık Japonya’ya nadir toprak elementleri sevkiyatına kısıtlamalar getirdi ve ülkeye seyahat konusunda uyarılarda bulundu.

Pekin, Birleşmiş Milletler tarafından da kendisine bağlı olduğu kabul edilen Tayvan’la yeniden birleşme planlarını 2026 için de vurguladı. ABD dâhil birçok ülke Tayvan’ı bağımsız bir devlet olarak tanımıyor; ancak Washington, Çin’e karşı Tayvan’a silah sağlamayı ve ayrılıkçı eğilimleri desteklemeyi sürdürüyor. Bu tartışmaya ABD lehine dahil olan Takaichi, Pekin’in tepkisini çekti.

Güçlü seçim yetkisi, Takaichi’nin Japonya’nın savunmasını güçlendirme planlarını hızlandırabilir. Pekin ise bunu ülkenin militarist geçmişini yeniden canlandırma girişimi olarak nitelendiriyor.

Şirketlere jeopolitik risk konusunda danışmanlık veren Asia Group’un yöneticilerinden David Boling, “Pekin Takaichi’nin zaferini memnuniyetle karşılamayacaktır,” dedi.

“Çin artık onun sağlam biçimde yerleştiği ve kendisini tamamen izole etme çabalarının başarısız olduğu gerçeğiyle karşı karşıya” diye ekledi.

Genç seçmenleri yakaladı

Takaichi, sosyal medyada geniş bir takipçi kitlesi oluşturması ve genç seçmenlerle bağ kurması sayesinde partinin kaderini kısmen tersine çevirmeyi başardı.

North Carolina State Üniversitesi’nden profesör Levi McLaughlin, This Week in Asia’ya yaptığı açıklamada, “Takaichi’nin kişisel çekiciliği, normalde seçilmekte zorlanabilecek LDP adaylarının onun desteği sayesinde sandalye kazanmasına imkân tanıyacak,” dedi.

Başbakan, parlamentoda kullandığı çanta ve pembe kalem gibi ürünlere yoğun talep doğuran ve kabaca “Sanae çılgınlığı” olarak çevrilebilecek sanakatsu adlı gençlik odaklı beklenmedik bir akımı da tetikledi.

Kansai Gaidai Üniversitesi’nden doçent Mark Cogan, “Davul çalıyor. Kore ürünleri, müziği ve eğlence sektörüne ilgisi var. Partisinin geri kalanından farklı olarak sosyal medyada da aktif,” dedi.

“Oldukça durağan yaşıtlarından belirgin biçimde farklı,” diyen Cogan, bunun Pekin ile diplomatik gerilim de dâhil olmak üzere birçok siyasi fırtınayı atlatmasına yardımcı olduğunu belirtti.

Ancak Cogan, bu ilginin kalıcılığını sorguladı:

“Asıl soru ‘Sanae çılgınlığının’ ne kadar süreceği. Bu, gençlerin yeni veya farklı bir şeye merakla kapıldığı; fakat kendi çıkarlarına her zaman uymayan politika pozisyonlarını göz ardı ettiği bir durum mu?”

Seçim, savaş sonrası dönemde şubat ayında yapılan üçüncü genel seçim oldu; oysa sandıklar genellikle daha ılıman aylarda kuruluyor.

Takaichi’yi hangi zorluklar bekliyor?

19 Ocak’ta alt meclisin feshedilmesinin ardından, başbakanın seçilmesi için özel bir oturumun toplanması gerekiyor. Bu oturumun 18 Şubat’ta gerçekleştirilmesi bekleniyor. Takaichi’nin acil önceliği, nisan ayında başlayacak mali yıl için yıllık bütçeyi geçirmek olacak.

Bütçe görüşmeleri genellikle yaklaşık iki ay sürse de, erken seçim kararı nedeniyle süreç aksadı. Takaichi’nin, mali yılın ilk haftalarında Japonya’nın mali işleyişini sürdürebilmesi için geçici bir bütçe hazırlaması bekleniyor.

Bir diğer öncelik, proaktif maliye politikasını somutlaştırmak olacak. Seçim kampanyası sırasında verdiği mesajlardan biri, yüksek büyüme potansiyeline sahip sektörlere yatırım yaparak yurtiçi yatırımları artırmaktı. Ayrıca “kur dalgalanmalarına dayanıklı bir ulus” inşa etmekten söz etti. Haziran civarında açıklanması beklenen temel ekonomi ve maliye politikası çerçevesinde, özel yatırımları yeniden Japonya’ya çekmeye yönelik önlemleri ortaya koyması bekleniyor.

Diplomatik alanda ise Takaichi’nin ABD ve Çin ile ilişkileri nasıl yöneteceği belirleyici ve aynı zamanda zorlu olacak.

Takaichi’nin güçlü Japonya-ABD ortaklığını yeniden teyit etmeye odaklanması bekleniyor.

19 Mart’ta ABD’ye giderek Beyaz Saray’da Trump ile görüşecek olan Takaichi, aralarındaki güçlü ilişkiyi daha da pekiştirmeyi hedefliyor.

Takaichi’nin Japonya-Çin ilişkilerini nasıl yöneteceği ise belirsizliğini koruyor. Trump’ın nisan ayında Çin’i ziyaretinde Çin lideri Xi Jinping ile görüşmesi planlanıyor ve ABD Başkanının Çin’le ilişkileri daha “istikrarlı” bir seviyeye taşımak istediği düşünülüyor.

Takaichi’nin seçmenlerden aldığı güçlü yetkiye rağmen, Japan Foresight’tan Harris zorlukların sürdüğünü belirtiyor.

“Piyasalar attığı her adımı yakından izliyor,” diyen Harris sözlerini şöyle sürdürdü:

“Gerçek şu ki Trump ile Xi’nin görüşmesi gerçekleştiğinde ne olacağını öngörmek mümkün değil. ABD ve Çin birbirine yaklaşırken Japonya ile Çin’in aynı yönde ilerlememesi, Takaichi’yi hâlâ hassas bir konumda bırakıyor. Bu da Japonya’yı rahatsız edici bir pozisyona itiyor.

Savunma harcamaları meselesi son derece karmaşık olacak. Daha fazla harcama yapılması konusunda bir uzlaşı var, ancak bunun nasıl finanse edileceği konusunda hiçbir uzlaşı yok. Bu ciddi bir zorluk yaratacak; daha büyük bir LDP’yi yönetmek de öyle. … Güçlü bir tabanı olacak, fakat bu sorunları ortadan kaldırmaz; yalnızca onları ele alırken kendisine daha geniş bir hareket alanı sağlar.”

Takaichi: Japonya’nın Tayvan krizinden kaçması hâlinde ABD ile ittifak çöker

Asya

Japonya Merkez Bankası ekimde faizi sabit tutacak, aralıkta artış bekleniyor

Yayınlanma

Japonya Merkez Bankası’nın ekim toplantısında yüzde 1,25’lik politika faizini değiştirmemesi, ardından aralık ayında yeniden artırıma gitmesi bekleniyor. Ankete katılan ekonomistlerin yüzde 83’ü borçlanma maliyetlerinin 18 Aralık’ta yükseltileceğini öngörürken, üç ayda bir faiz artışı bekleyenlerin oranı yüzde 67’ye çıktı.

Japonya Merkez Bankası’nın (BOJ) 30 Ekim’de tamamlanacak faiz toplantısında borçlanma maliyetlerini değiştirmeyerek yüzde 1,25 seviyesinde sabit tutması bekleniyor.

Yeni bir ankete katılan ekonomistlerin hiçbiri ekim toplantısında artış öngörmezken, piyasa gözlemcilerinin yüzde 80’den fazlası bir sonraki faiz artırımının aralık ayında geleceğini tahmin ediyor.

Japan Times gazetesinin aktardığı anket sonuçlarına göre ekonomistlerin yüzde 83’ü, bankanın 18 Aralık’ta sona erecek toplantıda politika faizini mevcut yüzde 1,25 düzeyinden yukarı çekeceğini öngörüyor.

Bir önceki ay yapılan ankette aralık ayında artış bekleyenlerin oranı yalnızca yüzde 35 seviyesinde kalmış, en yaygın beklenti ocak ayı olarak öne çıkmıştı.

Son veriler aynı zamanda katılımcıların yüzde 67’sinin bankanın her üç ayda bir faiz artırmasını beklediğini ortaya koyuyor.

Önceki ankette yüzde 46 olan bu oran, BOJ’un eylül ayında üç ay içinde ikinci kez faiz artırarak 1990’dan bu yana en hızlı sıkılaşma temposuna ulaşmasının ardından aynı hızı koruyacağı beklentisine işaret ediyor.

Ekonomistler, ekim ayındaki buluşmanın ana odağının ana enflasyonun yüzde 2’lik hedefe ulaşıp ulaşmadığına ilişkin BOJ değerlendirmesi olacağını belirtiyor.

Banka, 2013 yılında fiyat istikrarı hedefini belirlemesinden bu yana hedefe ulaşıldığını resmen ilan etmedi.

Daiwa Araştırma Enstitüsü Başekonomisti Keiji Kanda ankete verdiği yanıtta, hedefin yakalanması halinde sürecin değişeceğini belirterek “Hedefe ulaşılırsa bundan sonraki zorluk, enflasyonu sağlam bir şekilde yüzde 2’ye çıpalamak amacıyla parasal genişlemenin derecesini ayarlamak olacaktır” değerlendirmesini yaptı.

Kanda, faiz artışlarının aralık ve mart aylarında gerçekleşmesini bekliyor.

Başkan Kazuo Ueda liderliğindeki kurul, yaklaşık bir ay önce borçlanma maliyetlerini yüzde 1,25’e yükselterek yüzde 1,1 ile yüzde 2,5 arasında tahmin edilen nötr faiz aralığına ilk adımı atmıştı.

Bu adım, mevcut artış döngüsünde faizlerin nerede zirve yapacağına yönelik piyasa ilgisini artırdı.

Son ankette nihai faiz oranına ilişkin medyan beklenti yüzde 1,75 seviyesinde kaldı.

Bazı ekonomistler ise Başbakan Sanae Takaichi hükümetinin bankanın faiz artırım patikası önünde potansiyel engeller yaratabileceğine dikkat çekiyor.

Takaichi ekonomik büyümeyi desteklemek amacıyla parasal genişlemenin sürdürülmesini savunmasıyla tanınırken, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent yakın zamanda Japonya’ya reflasyonist politikalardan vazgeçme çağrısında bulundu.

Bu çağrıyı Takaichi ve kabine üyelerinin reflasyon peşinde koşmadıklarını dile getirdiği çok sayıda açıklama izledi.

Ankete göre ekonomistlerin yaklaşık üçte ikisi, gelen bu açıklamalar doğrultusunda Takaichi hükümetinin BOJ’un faiz artırımlarına yönelik tutumunu yumuşattığı görüşünde birleşiyor.

Mitsubishi UFJ Morgan Stanley Menkul Değerler Baş Tahvil Stratejisti Naomi Muguruma, “Başbakanlık muhtemelen yeni faiz artışlarını pek hoş karşılamıyor. Yine de özellikle ABD ile ilişkiler nedeniyle şimdilik kenarda durup bunları zımnen kabul etmesi muhtemel görünüyor” ifadelerini kullandı.

Ueda’nın eylül ayındaki faiz artırımı kararı, her ikisi de Takaichi tarafından seçilen kurul üyeleri Toichiro Asada ve Ayano Sato’nun karşı oylarıyla karşılanmıştı.

Bu muhalefet yenin değer kaybetmesine katkı sağlarken kurul içi oylamaları banka takipçilerinin odağında tutmaya devam ediyor.

SMBC Nikko Menkul Değerler Baş Piyasa Ekonomisti Yoshimasa Maruyama ise şahin tutumuyla bilinen kurul üyesi Hajime Takata’nın bu toplantıda art arda faiz artırımı çağrısı yapma ihtimali gördüğünü ifade ediyor.

Anket sonuçlarına göre BOJ takipçileri, ekim ayındaki politika metniyle birlikte yayımlanacak çeyreklik ekonomik görünüm raporunda bankanın enflasyon projeksiyonunun, gelecek mali yıla dair küçük bir yukarı yönlü revizyon dışında büyük ölçüde korunmasını bekliyor.

Morgan Stanley MUFG Menkul Değerler Başekonomisti Takeshi Yamaguchi konuya ilişkin olarak “BOJ’un ana enflasyonun yüzde 2 civarına ulaştığını belirtmesi muhtemel. Bankanın bu ay politikayı değiştirmemesini bekliyoruz ancak bu muhtemelen şahin bir bekle-gör tutumu olacaktır” dedi.

Okumaya Devam Et

Asya

Çinli matematikçi Sun çözülmemiş bin hipotez için ödül koydu

Yayınlanma

Çinli matematikçi Sun Zhiwei, çözülmemiş binden fazla hipotezi 400 sayfalık derlemede toplayarak bazı problemlerin kanıtı için maaşından ödül vadetti. Yapay zekayı araştırmalarında yardımcı olarak kullanan Sun, meslektaşlarına panik yapmama çağrısında bulunurken 25 Fields Madalyası sahibi matematikçi modellerin sektöre zarar verebileceği uyarısında bulundu.

Çin’deki Nankin Üniversitesi profesörlerinden matematikçi Sun Zhiwei, binden fazla çözülmemiş hipotezi içeren 400 sayfalık derleme yayımlayarak bilim dünyasına bu problemleri kanıtlama çağrısı yaptı.

South China Morning Post gazetesinin haberine göre Çinli araştırmacı, bu yıl çıkan derlemedeki bazı problemlerin çözümü için kendi maaşından para ödülü vadetti.

Yapay zekayı araştırmalarında rutin hesaplamaları otomatikleştiren, yeni yöntem ve teoriler geliştirmeye odaklanmayı sağlayan faydalı bir yardımcı olarak niteleyen Sun, sistemi “oldukça bilgili, çalışkan ve akıllı bir yüksek lisans öğrencisine” benzetti.

Karmaşık matematiksel problemleri çözerken teknolojiyi bizzat yönlendirdiğini belirten profesör, modelin üzerinde çalıştığı problemin henüz çözülmediğini anlayıp işlemi reddetmesini önlemek için sistemin internet bağlantısını kapalı tuttuğunu kaydetti.

Hesaplama araçlarına 2005 yılında ilgi duymaya başlayan ve 2009’da binlerce özel durumu test etmesine imkan tanıyan Mathematica programında uzmanlaşan Sun, bilimsel gelişimin yalnızca cevap bulmaya değil, merak duygusuna ve yeni sorular ortaya koyma becerisine dayandığı değerlendirmesini yaptı.

Hakikati aramak amacıyla çalışan matematikçilerin yapay zekadaki ilerlemeden endişe duymaması gerektiğini vurgulayan Sun, “Yapay zekanın her matematiksel problemi çözmeye gücü yetmez, dolayısıyla matematikçilerin paniğe kapılması gerekmiyor” dedi.

Madalya sahibi 25 matematikçi ortak uyarı mektubu yayımladı

Akademik dünyadaki tartışmalar ise farklı bir boyutta sürüyor. Fields Madalyası sahibi 25 matematikçi, eylül ayında yayımladıkları açık mektupta yapay zekadaki kontrolsüz yönelimin matematik bilimine zarar verebileceği uyarısını dile getirdi.

Geliştirici şirketlerin modelleri yalnızca bilinen problemleri çözme performansı üzerinden ölçtüğünü savunan araştırmacılar, bilim insanları için asıl değerli olan unsurun yeni yöntem ve fikirler geliştirmek olduğunu kaydetti.

Yapay zekanın araştırmaları hızlandırabileceğini kabul eden bilim insanları, sistemler aracılığıyla elde edilen sonuçların aceleyle yayımlanmasının içeriklerin sağlıklı analizini zorlaştırabileceğine, yazarlık hakkının tespitini güçleştirebileceğine ve intihallerin ortaya çıkarılmasını engelleyebileceğine dikkat çekti.

Mektuptaki itirazların öncesinde OpenAI, geliştirdiği dahili modelin “milenyum problemleri” arasında sayılan Navier-Stokes denklemlerinin çözümlerinin varlığı ve pürüzsüzlüğü problemini çözdüğünü açıklamıştı.

New York Üniversitesi Profesörü Tristan Buckmaster, OpenAI şirketini, Anthropic bünyesinde görev yapan matematikçi Levent Alpöge ile yürüttükleri ortak projenin çıktılarını kullanmakla itham etti.

Buckmaster, OpenAI şirketinin kendilerine sonucu yayımlamak için çeşitli seçenekler sunduğunu ve Alpöge’nin yazar kadrosundan çıkarılmasını iki kez talep ettiğini öne sürdü.

Şirketin iddia ettiği kanıtı görmediğini ve OpenAI Codex sistemindeki taslaklarının izinsiz kullanıldığını doğrudan iddia etmediğini de ekleyen Buckmaster, “Ben yalnızca bana ne söylendiğini, ne zaman ve ne teklif edildiğini aktarıyorum” açıklamasını yaptı.

Okumaya Devam Et

Asya

Pentagon, Çin’e karşı ekonomik savaş için casus şebekesi kuruyor

Yayınlanma

The Washington Post’un altı kaynağa dayandırdığı habere göre Pentagon, Çin’e karşı ekonomik savaş için girişimci ve özel sektör çalışanı kimliğiyle çalışacak gizli bir ajan ağı kurmayı planlıyor. Programı CIA’de 39 yıl çalışmış Tom Rakusa yönetiyor, girişim ise henüz planlama aşamasında.

ABD Savaş Bakanlığı’nın (Pentagon), Çin ve ABD’nin diğer rakiplerine karşı yürütülecek ekonomik savaş için derin örtü altında çalışacak geniş bir ajan ağı kurmayı planladığı ortaya atıldı.

The Washington Post, girişimden haberdar olan altı kaynağa dayandırdığı haberine göre plan henüz hayata geçmiş değil. Gazeteye göre girişim planlama aşamasında. Pentagon ise böyle bir girişimin varlığını reddediyor.

Habere göre ajanlar girişimci ya da özel sektör çalışanı kimliğiyle hareket edecek ve ABD hükümetiyle bağlarını gizleyecek. Ağın görevi ekonomik istihbarat toplamak ve Çin’e karşı mücadele etmek olacak.

Programı, CIA’de 39 yıl çalışmış Tom Rakusa yönetiyor. Rakusa, Savunma Bakan Yardımcısı Steve Feinberg’in kıdemli danışmanı olarak görev yapıyor.

Ajan ağı fikri, Donald Trump yönetiminin diğer ülkelerle ekonomik rekabeti sertleştirme yönündeki daha geniş politikasının parçası olarak değerlendiriliyor.

ABD bugün de gümrük vergilerine, ihracat denetimine ve stratejik sektörlere yatırıma başvuruyor, ekonomik istihbarat toplama faaliyetlerini de artırıyor.

The Washington Post‘a göre yeni girişim, Pentagon’un Trump yönetimindeki ağırlığının arttığını gösteriyor. Bakanlık şu sıralar 1,5 trilyon dolarlık rekor bir bütçe almak için çabalıyor.

Ticaret savaşı Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşüyle yeniden kızıştı

Donald Trump’ın Beyaz Saray’a dönmesiyle ABD ile Çin arasındaki ticari çekişme yeniden alevlendi. Washington Nisan 2025’te Çin mallarına uyguladığı gümrük vergilerini yüzde 145’e kadar çıkardı, Pekin de yüzde 125’e varan tarifelerle karşılık verdi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio mayısta Çin’i Washington’ın karşısındaki başlıca jeopolitik sınama olarak tanımladı. Rubio, savaştan kaçınmak için iki tarafın çıkar çatışmasını yönetmesi gerektiğini söyledi.

Çinli uzman Zheng Yongnian ise temmuzda ABD’yi küçümsemenin “ölümcül bir hata” olabileceği uyarısında bulunmadı, bunu açıkça dile getirdi.

Zheng’in değerlendirmesine göre ABD, doların rolü, askeri üstünlüğü ve teknolojik avantajları sayesinde liderliğini koruyor.

Taraflar yine de haziranda ateşkes ilan edip gümrük vergilerini düşürme konusunda anlaştı. 2026 sonbaharında ABD ve Çin ticari ateşkesi 10 Ocak 2027’ye kadar uzattı.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, uzatmanın taraflara ekonomik meseleleri görüşmek için daha fazla zaman tanıyacağını söyledi.

Ticaret anlaşmaları iki ülke arasındaki stratejik çelişkileri ortadan kaldırmıyor. Financial Times yazarı Rana Foroohar, iki ülkenin ticari, teknolojik ve jeopolitik nüfuz yarışını 19. yüzyılda Rus ve İngiliz imparatorlukları arasındaki “Büyük Oyun”a benzetti.

Foroohar, Çin’in avantajları arasında gemi inşası ve ticari denizcilikteki konumunu, ayrıca yurtdışındaki limanlarda giderek genişleyen varlığını saydı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English