Bizi Takip Edin

Asya

Japonya’da aşırı muhafazakar Takaichi’nin zaferi ne anlama geliyor?

Yayınlanma

Sanae Takaichi’nin koalisyonu, parlamentonun alt kanadında 352 sandalye kazanarak başbakana süper çoğunluk sağladı.

Japonya Başbakanı Sanae Takaichi’nin iktidardaki koalisyonu pazar günü yapılan alt meclis seçimlerinde ezici bir zafer elde etti. Sonuçlar, ülke liderinin ABD politikaları doğrultusunda bölgede Çin’e karşı şahin tutumunu sürdürürken, savunma alanında daha fazla güçlenmeye gidileceğine  ve pasifist politikaların terk edileceğine işaret ediyor.

Kendisinin Birleşik Krallık’ın “Demir Leydi”si Margaret Thatcher’dan ilham aldığını söyleyen, Japonya’nın ilk kadın lideri aşırı muhafazakâr Takaichi, kamu yayıncısı NHK’nin pazartesi sabahı erken saatlerde yayımladığı sayım sonuçlarına göre Liberal Demokrat Parti (LDP) adına parlamentonun 465 sandalyeli alt kanadında 316 sandalye kazandı.

LDP tek başına çoğunluk için gereken 233 sandalyeyi rahatlıkla aşarken, koalisyon ortağı Japonya Yenilik Partisi 36 sandalye elde etti.

Toplamda 352 sandalye ile Takaichi alt mecliste süper çoğunluğa sahip oldu. Bu durum, üst mecliste çoğunluğa sahip olmamasına rağmen yasama gündemini kolaylaştırarak üst kanadı aşabilmesine olanak tanıyor.

Sonuçlar, partinin 1955’teki kuruluşundan bu yana elde ettiği en yüksek başarıyı temsil ediyor ve merhum başbakan Yasuhiro Nakasone döneminde 1986’da kazanılan 300 sandalyelik rekoru geride bırakıyor.

“Bu seçim büyük politika değişimlerini içeriyordu — özellikle ekonomi ve maliye politikasında büyük bir dönüşüm ile güvenlik politikasının güçlendirilmesi,” diyen Takaichi, sonuçlar açıklanırken verdiği televizyon röportajında şunları söyledi:
“Bunlar ciddi muhalefet çeken politikalar. Halkın desteğini aldıysak, bu konulara tüm gücümüzle eğilmemiz gerekir.”

LDP’nin eski koalisyon ortağı, Budist destekli daha güvercin çizgideki Komeito ile liberal eğilimli Japonya Anayasal Demokrat Partisi’nden oluşan yeni muhalefet ittifakının ise seçim öncesindeki toplam 167 sandalyelik gücünün yarısına düşmesi bekleniyor.

İlk tebrikler: ABD, Hindistan ve Tayvan

ABD Başkanı Donald Trump pazar günü Takaichi’nin koalisyonunu tebrik etti.

Trump, Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda, “Başbakan Sanae Takaichi ve Koalisyonunu BÜYÜK BİR ZAFER dolayısıyla tebrik ederim,” ifadelerini kullandı.

“Sizi ve koalisyonunuzu desteklemek benim için bir onurdu. Güç yoluyla barış ilkesine dayanan muhafazakâr gündeminizi hayata geçirirken büyük başarılar diliyorum.”

Trump, cuma günü Takaichi’ye açık destek vermişti.

“Kendisi son derece saygın ve çok popüler bir lider,” diye yazan Trump, “Sanae’nin seçim çağrısı yapma yönündeki cesur ve akıllı kararı büyük ölçüde karşılık buldu,” ifadelerini kullandı.

Hindistan Başbakanı Narendra Modi de tebrik mesajı gönderdi.

Modi, pazar günü sosyal medya paylaşımında, “Temsilciler Meclisi seçimlerindeki tarihi zaferiniz dolayısıyla tebrikler Sanae Takaichi!” dedi ve ekledi:

“Yetenekli liderliğiniz altında Hindistan-Japonya dostluğunu daha da ileriye taşıyacağımıza inanıyorum.”

Tayvan lideri William Lai Ching-te de sosyal medyada yayımladığı mesajla “içten tebriklerini” iletti.

64 yaşındaki Takaichi, geçen yılın sonlarında uzun süredir iktidarda olan LDP’nin başına geçmesinin ardından yükselen kişisel onay oranlarından yararlanmak amacıyla nadir görülen bir kış erken seçimi çağrısında bulunmuştu.

Seçmenler, onun açık sözlü ve çalışkan imajına ilgi gösterirken, vergi indirimleri vaatleri finansal piyasalarda tedirginlik yarattı. Aşırı milliyetçi eğilimleri ve güvenliğe yaptığı vurgu ise güçlü komşu Çin ile ilişkileri gerdi.

Göreve geldikten haftalar sonra Takaichi, Çin anakarasının Tayvan’a olası bir müdahalesine Tokyo’nun nasıl yanıt verebileceğini kamuoyuna açıklayarak Pekin ile son on yılın en büyük anlaşmazlığını başlattı.

Kasım ayında Tayvan’a yönelik olası bir Çin saldırısına karşı Japonya’nın müdahil olabileceğini ima etmesi, Pekin ile gerilimi tırmandırdı. Çin buna karşılık Japonya’ya nadir toprak elementleri sevkiyatına kısıtlamalar getirdi ve ülkeye seyahat konusunda uyarılarda bulundu.

Pekin, Birleşmiş Milletler tarafından da kendisine bağlı olduğu kabul edilen Tayvan’la yeniden birleşme planlarını 2026 için de vurguladı. ABD dâhil birçok ülke Tayvan’ı bağımsız bir devlet olarak tanımıyor; ancak Washington, Çin’e karşı Tayvan’a silah sağlamayı ve ayrılıkçı eğilimleri desteklemeyi sürdürüyor. Bu tartışmaya ABD lehine dahil olan Takaichi, Pekin’in tepkisini çekti.

Güçlü seçim yetkisi, Takaichi’nin Japonya’nın savunmasını güçlendirme planlarını hızlandırabilir. Pekin ise bunu ülkenin militarist geçmişini yeniden canlandırma girişimi olarak nitelendiriyor.

Şirketlere jeopolitik risk konusunda danışmanlık veren Asia Group’un yöneticilerinden David Boling, “Pekin Takaichi’nin zaferini memnuniyetle karşılamayacaktır,” dedi.

“Çin artık onun sağlam biçimde yerleştiği ve kendisini tamamen izole etme çabalarının başarısız olduğu gerçeğiyle karşı karşıya” diye ekledi.

Genç seçmenleri yakaladı

Takaichi, sosyal medyada geniş bir takipçi kitlesi oluşturması ve genç seçmenlerle bağ kurması sayesinde partinin kaderini kısmen tersine çevirmeyi başardı.

North Carolina State Üniversitesi’nden profesör Levi McLaughlin, This Week in Asia’ya yaptığı açıklamada, “Takaichi’nin kişisel çekiciliği, normalde seçilmekte zorlanabilecek LDP adaylarının onun desteği sayesinde sandalye kazanmasına imkân tanıyacak,” dedi.

Başbakan, parlamentoda kullandığı çanta ve pembe kalem gibi ürünlere yoğun talep doğuran ve kabaca “Sanae çılgınlığı” olarak çevrilebilecek sanakatsu adlı gençlik odaklı beklenmedik bir akımı da tetikledi.

Kansai Gaidai Üniversitesi’nden doçent Mark Cogan, “Davul çalıyor. Kore ürünleri, müziği ve eğlence sektörüne ilgisi var. Partisinin geri kalanından farklı olarak sosyal medyada da aktif,” dedi.

“Oldukça durağan yaşıtlarından belirgin biçimde farklı,” diyen Cogan, bunun Pekin ile diplomatik gerilim de dâhil olmak üzere birçok siyasi fırtınayı atlatmasına yardımcı olduğunu belirtti.

Ancak Cogan, bu ilginin kalıcılığını sorguladı:

“Asıl soru ‘Sanae çılgınlığının’ ne kadar süreceği. Bu, gençlerin yeni veya farklı bir şeye merakla kapıldığı; fakat kendi çıkarlarına her zaman uymayan politika pozisyonlarını göz ardı ettiği bir durum mu?”

Seçim, savaş sonrası dönemde şubat ayında yapılan üçüncü genel seçim oldu; oysa sandıklar genellikle daha ılıman aylarda kuruluyor.

Takaichi’yi hangi zorluklar bekliyor?

19 Ocak’ta alt meclisin feshedilmesinin ardından, başbakanın seçilmesi için özel bir oturumun toplanması gerekiyor. Bu oturumun 18 Şubat’ta gerçekleştirilmesi bekleniyor. Takaichi’nin acil önceliği, nisan ayında başlayacak mali yıl için yıllık bütçeyi geçirmek olacak.

Bütçe görüşmeleri genellikle yaklaşık iki ay sürse de, erken seçim kararı nedeniyle süreç aksadı. Takaichi’nin, mali yılın ilk haftalarında Japonya’nın mali işleyişini sürdürebilmesi için geçici bir bütçe hazırlaması bekleniyor.

Bir diğer öncelik, proaktif maliye politikasını somutlaştırmak olacak. Seçim kampanyası sırasında verdiği mesajlardan biri, yüksek büyüme potansiyeline sahip sektörlere yatırım yaparak yurtiçi yatırımları artırmaktı. Ayrıca “kur dalgalanmalarına dayanıklı bir ulus” inşa etmekten söz etti. Haziran civarında açıklanması beklenen temel ekonomi ve maliye politikası çerçevesinde, özel yatırımları yeniden Japonya’ya çekmeye yönelik önlemleri ortaya koyması bekleniyor.

Diplomatik alanda ise Takaichi’nin ABD ve Çin ile ilişkileri nasıl yöneteceği belirleyici ve aynı zamanda zorlu olacak.

Takaichi’nin güçlü Japonya-ABD ortaklığını yeniden teyit etmeye odaklanması bekleniyor.

19 Mart’ta ABD’ye giderek Beyaz Saray’da Trump ile görüşecek olan Takaichi, aralarındaki güçlü ilişkiyi daha da pekiştirmeyi hedefliyor.

Takaichi’nin Japonya-Çin ilişkilerini nasıl yöneteceği ise belirsizliğini koruyor. Trump’ın nisan ayında Çin’i ziyaretinde Çin lideri Xi Jinping ile görüşmesi planlanıyor ve ABD Başkanının Çin’le ilişkileri daha “istikrarlı” bir seviyeye taşımak istediği düşünülüyor.

Takaichi’nin seçmenlerden aldığı güçlü yetkiye rağmen, Japan Foresight’tan Harris zorlukların sürdüğünü belirtiyor.

“Piyasalar attığı her adımı yakından izliyor,” diyen Harris sözlerini şöyle sürdürdü:

“Gerçek şu ki Trump ile Xi’nin görüşmesi gerçekleştiğinde ne olacağını öngörmek mümkün değil. ABD ve Çin birbirine yaklaşırken Japonya ile Çin’in aynı yönde ilerlememesi, Takaichi’yi hâlâ hassas bir konumda bırakıyor. Bu da Japonya’yı rahatsız edici bir pozisyona itiyor.

Savunma harcamaları meselesi son derece karmaşık olacak. Daha fazla harcama yapılması konusunda bir uzlaşı var, ancak bunun nasıl finanse edileceği konusunda hiçbir uzlaşı yok. Bu ciddi bir zorluk yaratacak; daha büyük bir LDP’yi yönetmek de öyle. … Güçlü bir tabanı olacak, fakat bu sorunları ortadan kaldırmaz; yalnızca onları ele alırken kendisine daha geniş bir hareket alanı sağlar.”

Takaichi: Japonya’nın Tayvan krizinden kaçması hâlinde ABD ile ittifak çöker

Asya

Çin, Japon şirketlerine yönelik ihracat kısıtlamalarını genişletti

Yayınlanma

Çin, Japon şirketleri ve kuruluşlarının yer aldığı ihracat kontrol listesini genişletti. Bu adım, Pekin’in Başbakan Sanae Takaichi Sanae hükümetinin politikalarından kaynaklandığını savunduğu “yeni tür militarizmi” sınırlamaya yönelik son hamlesi oldu.

Pazartesi günkü karar, hem sivil hem de askeri amaçlara hizmet edebilecek “çift kullanımlı” ürünlerin Çin’den ihracatını kısıtlıyor. Bu karar, Japonya-Çin ilişkilerini son on yılı aşkın sürenin en kötü seviyesine sürükleyen gerilimdeki son tırmanış niteliğinde.

Pekin, Takaichi’nin geçen yıl Çin’in Tayvan’a müdahale etmesi halinde Japonya’nın bölgesel bir çatışmaya askeri olarak dahil olabileceği yönündeki sözlerine tepki göstermişti. Çin, Takaichi yönetimini defalarca “saldırgan yeniden silahlanma” ile ve Japonya’nın pasifist anayasasını ihlal etmekle suçladı.

Japonya’nın İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en ağır güvenlik ortamıyla karşı karşıya olduğunu iddia eden Takaichi ise açıklamalarını geri çekmeyi reddetti.

İhracat kontrol listesine eklenen Japon şirketler arasında Mitsubishi Electric ve Mitsubishi Heavy Industries’in iştirakleri de bulunuyor. Kısıtlamalar, Japon hükümetine bağlı bazı araştırma kuruluşlarını da kapsayacak. Bunlar arasında Ulusal Savunma Araştırmaları Enstitüsü de yer alıyor.

Çinli ihracatçıların, kısıtlı listedeki kuruluşlara satış yapması yasaklandı. Yabancı kuruluşların veya bireylerin de Çin’de üretilmiş ya da Çin menşeli çift kullanımlı ürünleri satması yasaklandı.

Çin, listeyi son olarak şubat ayında 40 şirketi kapsayacak şekilde genişletmişti.

Genişletilen ihracat kontrol listesine paralel olarak, Çin Ticaret Bakanlığı pazartesi günü 20 Japon şirket ve kuruluşunu izleme listesine aldı. Bu, söz konusu şirketlerin potansiyel çift kullanımlı teknolojilerle bağlantılı her konuda daha yakından denetleneceği anlamına geliyor. Listede Fujitsu, Mitsui E&S, Hitachi, Komatsu ve Terra Drone’un iştirakleri bulunuyor.

Çin Ticaret Bakanlığı yaptığı açıklamada, “Japonya pişmanlık göstermemiş, aksine yanlış yolda daha da ilerleyerek yeni tür militarizmini hızlandırmış, yeniden silahlanmayı süratlendirmiş, saldırı silahları konuşlandırmış ve denizaşırı ülkelere saldırı füzeleri yerleştirmiştir,” ifadelerini kullandı.

Geçen hafta Çin Dışişleri Bakanlığı da Japonya’nın ölümcül silah ihracatına yönelik kendi koyduğu yasağı kaldırma kararına ve Pekin’in bölgesel istikrara tehdit olarak nitelendirdiği “muharebe kabiliyetine sahip” bir askeri sistem inşa etme çabalarına dikkat çekti.

Pazartesi günü Japonya hükümetinin en üst düzey sözcüsü, Çin Sahil Güvenlik gemilerini Tayvan’ın doğusundaki bir bölgede Japonya’nın münhasır ekonomik bölgesi içinde zaman zaman seyretmekle suçladı ve gemilerin “bu sulara ilişkin tek taraflı iddialarda” bulunduğunu söyledi.

Japonya Kabine Baş Sekreteri Kihara Minoru, “Çin’in bu tür faaliyetleri Japonya açısından kabul edilemez ve diplomatik kanallar aracılığıyla defalarca protestoda bulunduk,” dedi.

Okumaya Devam Et

Asya

Modi’nin üst düzey danışmanı: Hindistan yüzde 8 büyümeye çok yakın

Yayınlanma

Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin üst düzey danışmanına göre, büyük yeni küresel çatışmalar yaşanmazsa Hindistan yıllık yüzde 8 ekonomik büyümeye dönüşe “çok yakın” olacak.

Modi’nin baş sekreterlerinden Shaktikanta Das, Financial Times’a yaptığı açıklamada, Hindistan ekonomisinin son yıllarda Kovid pandemisi, Ukrayna savaşı ve ABD-İsrail’in İran’a karşı savaşı nedeniyle zorlandığını, ancak ivmeyi artırmaya dönük yeni reformların planlandığını söyledi.

IMF, nisan ayında Hindistan’ın büyümesinin mart ayında sona eren yıldaki yüzde 7,6 seviyesinden bu mali yıl ve gelecek mali yılda yüzde 6,5’e düşeceğini öngörmüştü.

Bu oran yine de Hindistan’ı dünyanın en hızlı büyüyen büyük ekonomisi konumunda tutacak. Ancak Yeni Delhi’deki bazı yetkililer, ABD ile İran arasında bu ay varılan kırılgan ateşkes anlaşmasının ardından 2026-27’de yüzde 7 büyümenin ulaşılabilir olduğuna inanıyor.

2018’den 2024’e kadar Hindistan Merkez Bankası’nın başkanlığını yapan, kariyer bürokratı 69 yaşındaki Das, “Jeopolitik durumda makul düzeyde bir normalleşme ve başbakan tarafından yürütülen reformlarla, yüzde 8 büyüme erişilebilir mesafede olmalı,” dedi.

Yüzde 8 eşiği önemli; zira ekonomistler, Hindistan’ın Modi’nin açıkladığı, İngiltere’den bağımsızlığın yüzüncü yılı olan 2047’ye kadar gelişmiş ülke statüsüne ulaşma hedefini gerçekleştirebilmesi için ortalama reel GSYH büyümesini yaklaşık bu seviyede sürdürmesi gerektiğini tahmin ediyor.

Hindistan bu yıl, enflasyonu farklı biçimde hesaba katan ve ilave veri kaynakları kullanan yeni bir GSYH veri serisi uygulamaya koydu. Yeni metodolojiye göre büyüme 2023-24’te yüzde 7,2, 2024-25’te ise yüzde 7,1 oldu.

Hindistan borsası bu yıl, yatırımcıların Tayvan ve Güney Kore gibi borsalarda yapay zekâ odaklı kazançların peşine düşmesi nedeniyle yoğun bir satış dalgasına maruz kaldı.

Analistler ayrıca yapay zekânın Hindistan’ın devasa dış kaynak kullanımı ve bilişim teknolojileri sektörleri üzerindeki etkisine ilişkin kaygılarını dile getirdi. Ancak üst düzey yetkililer, yeni teknolojinin ülkenin ekonomik büyümesini sınırlamayacağına inanıyor.

Bir yetkili, “Yapay zekânın Hindistan’ın GSYH büyümesi üzerindeki etkisi gelişmiş ekonomilere kıyasla çok daha az olacak,” dedi ve ekledi: “Hindistan’ın büyümesi yapay zekâya bağımlı değil; çok sayıda sektöre yayılmış daha çeşitlendirilmiş bir büyüme.”

Modi, 12 yıllık iktidarı döneminde büyük altyapı yatırımlarına öncülük ettiği için yabancı yatırımcılardan övgü aldı. Hindistan havalimanı sayısını iki kattan fazla artırdı ve binlerce kilometre otoyol inşa etti. Ayrıca geniş demiryolu ağını elektriklendirdi; bu, birçok Avrupa ülkesinin başaramadığı bir kazanım.

Başbakan geçen yıl ayrıca Hindistan’ın işgücü piyasasını liberalleştirmek, karmaşık mal ve hizmet vergisi rejimini uyumlu hale getirmek ve yabancı yatırımcıları çekmek amacıyla bir dizi reform başlattı.

Morgan Stanley, hükümet ile merkez bankasının yakın dönemde açıkladığı yatırımcı teşvik paketinin 40 milyar ila 60 milyar dolar arasında ek sermaye girişi sağlayabileceğini ve bunun gelecek yıl Hindistan’ın ödemeler dengesinin açık vermemesine yardımcı olacağını tahmin etti. Das, piyasa dostu daha fazla girişimin “boru hattında” olduğunu söyledi, ancak ayrıntı vermedi.

Das, “Başbakan, iş yapma kolaylığını artıracak reformlara tamamen odaklanmış durumda,” dedi. “Son altı-yedi yılda dört büyük uluslararası kriz yaşadık. Hindistan her seferinde daha güçlü çıktı; çünkü her krizi daha fazla reformu ilerletmek için bir fırsat olarak gördü” dedi.

ABD-İsrail’in İran’a karşı savaşının başlangıcında analistler, Hindistan’ın ithal petrol ve gaza yüksek bağımlılığı konusunda endişelerini dile getirmişti. Ancak Yeni Delhi, Rusya ve Venezuela’dan petrol alımlarını artırdı ve ciddi kıtlıkları önledi.

Modi kriz sırasında büyük ölçüde “işler olağan seyrinde” tutumunu yansıtmaya çalıştı. Ancak geçen ay bir noktada vatandaşlara evden çalışarak ve toplu taşıma kullanarak yakıt tasarrufu yapmaları, zorunlu olmayan altın alımlarını askıya almaları ve tatil ile düğünler için yurt dışına seyahat etmekten kaçınmaları çağrısında bulundu.

Bununla birlikte, başbakanın çağrısı büyük ölçüde karşılık bulmadı. Hükümet yetkilileri, Hindistan’ın ekonomisini Körfez’deki çatışmanın en kötü etkilerinden korumakta görece başarılı olduğunu söylüyor.

Yakıt ve gübre fiyatları, çatışmanın büyük bölümünde savaş öncesi seviyelerde tutuldu; yakıt fiyatlarında yalnızca mayıs ortasından itibaren küçük bir artış başladı. Bu durum tüketicilerin harcama gücünü korudu. Ancak yetkililerin özel olarak yaptığı tahminlere göre, bunun maliyeti bu yıl GSYH’ye oranla kamu mali açığında fazladan yarım puanlık bir artış olabilir.

Yetkililer ayrıca bu yıl İngiltere ve AB ile sonuçlandırılan ticaret anlaşmalarının ve ABD ile müzakere edilmekte olan geçici anlaşmanın yabancı fon girişini artırmaya yardımcı olacağına inanıyor.

Resmî verilere göre, aylar süren çıkışların ardından net doğrudan yabancı yatırım nisan ayında 6,6 milyar dolara yükseldi; bu, son beş yılın en yüksek seviyesi oldu.

Okumaya Devam Et

Asya

Güney Kore, 520 milyar dolarlık kurumsal yatırımla yarı iletken kümesi kuracak

Yayınlanma

Güney Kore Sanayi Bakanı Kim Jung-kwan pazartesi günü yaptığı açıklamada, Güney Kore’nin ülkenin güneybatı bölgesinde 800 trilyon wonluk (517,9 milyar ABD doları) kurumsal yatırımla yeni bir yarı iletken üretim üssü geliştirmeyi planladığını ve bu yatırımın dört bellek çipi üretim tesisi kurulmasını sağlayacağını duyurdu.

Kim, Gwangju ve Jeolla bölgelerini, Seul metropolitan bölgesindeki mevcut merkezin yanında ülkenin ikinci büyük yarı iletken kümesine dönüştürmeyi hedefleyen yatırım planını, Devlet Başkanı Lee Jae Myung başkanlığında Cheong Wa Dae’de düzenlenen ulusal yatırım bilgilendirme toplantısında açıkladı.

Kim, “Artan yarı iletken talebini karşılamak için yalnızca Seul metropolitan bölgesindeki tek bir üretim üssüne dayanmak artık yeterli değil,” dedi. Mevcut planlar kapsamında elektrik ve su kaynaklarına ilişkin kısıtların daha fazla genişlemeyi sınırladığını belirtti.

Yarı iletken yatırımı, hükümetin “üç mega proje” girişiminin bir parçası. Bu girişim; Samsung Electronics Co. ve SK hynix Inc. gibi çip devlerinin yanı sıra diğer şirketlerin yarı iletkenler, fiziksel yapay zekâ ve yapay zekâ veri merkezleri alanlarında büyük ölçekli yatırımlar yapmasını öngörüyor.

Kim, çip üretimi genişledikçe artan paketleme talebini karşılamak amacıyla Chungcheong bölgesinin 81 trilyon wonluk yatırımla ileri yarı iletken paketleme merkezi haline getirileceğini söyledi. Daegu ve Kuzey Gyeongsang bölgelerinin ise yarı iletken malzemeleri, bileşenleri ve ekipmanları için inovasyon merkezleri olarak geliştirileceğini ekledi.

Kim ayrıca hükümetin, yeni üretim tesislerinin inşaat takvimini 12 yıla kadar öne çekerek şirketlerin yarı iletken yatırımlarını hızlandırmasına yardımcı olacağını belirtti. Buna göre tesislerin inşası, 2040’ların ortası ve sonları yerine 2030’ların ortalarına alınacak.

Bu genişlemeyi desteklemek için hükümet, izin ve inşaat süreçlerini sadeleştirme; elektrik ve sanayi suyu tedariki dahil kritik altyapıya yatırım yapma taahhüdünde bulundu.

Samsung Electronics Yönetim Kurulu Başkanı Lee Jae-yong ve SK Group Başkanı Chey Tae-won’un da katıldığı toplantıda Kim, araştırma-geliştirme ve çip tasarımından test ve üretime kadar tüm yarı iletken değer zincirini desteklemek için hükümet ve sanayi tarafından önümüzdeki 15 yılda 30 trilyon won yatırım yapılmasını öngören planı sundu.

İddialı sanayi yol haritası, ülkeyi küresel bir üretim gücü olmaktan yapay zekâ çağında lider bir aktöre dönüştürmeyi amaçlıyor. Stratejinin merkezinde yarı iletkenler, yapay zekâ altyapısı ve fiziksel yapay zekâ yer alıyor.

Robotik sektörüyle ilgili olarak Kim, hükümetin küresel rekabetin yoğunlaştığı ortamda Güney Kore’nin imalat rekabetçiliğini güçlendirmek için yapay zekâ destekli robotik endüstrisini geliştireceğini söyledi.

Kim, Çin’in bölgesel üretim merkezleri üzerinden insansı robotların seri üretimine şimdiden başladığı uyarısında bulunarak, Güney Kore’nin kendi insansı robotlarının ticarileştirilmesini ve seri üretimini hızlandırması gerektiğini vurguladı.

Kim, “Seri üretimin temelini hızlandırmalıyız,” dedi. Hükümetin eğitim, savunma ve afet müdahalesi alanlarında insansı robot tedarik ederek erken aşamada iç talep oluşturmayı planladığını ekledi.

Girişim, Güney Kore’nin küresel insansı robot pazarındaki payını geçen yılki yalnızca yüzde 1 seviyesinden uzun vadede yüzde 20’ye çıkarmayı hedefliyor.

Stratejinin üçüncü ayağı olarak hükümet, ülkenin yapay zekâ veri merkezi altyapısını genişletmeye yönelik iddialı bir plan açıkladı.

Hükümet, SK Group, GS Group ve portal işletmecisi Naver ile birlikte 2029’a kadar toplam 8,4 gigavat (GW) kapasiteli yapay zekâ veri merkezleri inşa etmek için yaklaşık 550 trilyon won yatırım yapmayı planlıyor. Toplam yatırımın 2035’e kadar 1.000 trilyon wonu aşması ve kapasitenin 18,4 GW’ye çıkarılması bekleniyor.

Bu girişimi desteklemek amacıyla hükümet, yeterli elektrik ve sanayi suyu tedarikini güvence altına alma ve mevcut yarı iletken kümelerinin çevresindeki enerji altyapısını güçlendirme sözü verdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English