Asya
Japonya 8 Şubat’ta sandığa gidiyor: Ekonomi, savunma ve göç tartışmaları

Japonya 8 Şubat’ta sandığa giderken ekonomi, savunma ve göç tartışmaları erken seçimi şekillendiriyor.
Mehmet Gönültaş
Japonya’da 8 Şubat’ta yapılacak Temsilciler Meclisi (衆議院) erken seçimi, Başbakan Sanae Takaichi’nin göreve gelmesinden yalnızca birkaç ay sonra seçmenin karşısına çıkacağı ilk büyük sınav olacak. Alt meclisteki 465 sandalyenin tamamını belirleyecek seçim, artan yaşam maliyeti, savunma harcamaları ve göçmen politikaları etrafında şekilleniyor.
Takaichi’nin parlamentoyu feshetme kararı, artan kamu harcamaları ve Japonya’nın savunma yapılanmasını hızlandırmayı hedefleyen yeni güvenlik stratejisi için halk desteği arayışı olarak görülüyor. Bu hamle aynı zamanda Liberal Demokrat Parti’nin (LDP) Meclis’te Ishin ile kurduğu kırılgan çoğunluğu sağlamlaştırmayı amaçlıyor.
Bozulan Dengeler: Yeni Eğilimler ve Siyasal Yeniden Yapılanma
Japon siyaset sahnesi 2026’da geleneksel blokların kırıldığı bir döneme giriyor. Başlıca siyasi aktörler şöyle:
- Liberal Demokrat Parti (LDP): Takaichi liderliğinde muhafazakâr çizgide. İktidarda uzun yıllar kalmış olmasına rağmen son dönemde oy kaybı yaşadı; Komeito ile 26 yıllık koalisyon Ekim 2025’te sona erdi ve bunun yerine Japan Innovation Party (Ishin) ile sınırlı bir ittifak kuruldu.
- Centrist Reform Alliance (CRA): Ana muhalefet Constitutional Democratic Party (CDP) ile ayrılan Komeito’nun birleşimiyle kurulan merkez odaklı yeni parti. Bu blok, LDP’ye karşı daha ılımlı ve kapsayıcı bir alternatif yaratmayı hedefliyor.
- Democratic Party for the People (Kokumin-Minshuto/DPFP): Merkez-sağ politikalara odaklı, ekonomik politikalar ve yaşam maliyetini dengeleme vaatleriyle yer alıyor.
- Japan Innovation Party (Ishin / 日本維新の会): Osaka merkezli reformcu muhafazakâr bir parti. Devletin küçültülmesi, sosyal harcamaların yeniden yapılandırılması ve göçmen politikalarında daha sıkı denetim çağrılarıyla biliniyor; LDP’nin sağındaki seçmene hitap ederken, geleneksel iktidar siyasetinden kopuş vaadiyle öne çıkıyor.
- Sanseito: Sağ popülist parti olarak göç ve kültürel milliyetçilik temalarını öne çıkarıyor, klasik LDP tabanını kısmen çekme potansiyeli barındırıyor.
- Japanese Communist Party (JCP) ve Reiwa Shinsengumi gibi sol partiler: Vergi politikaları, savunma harcamaları ve sosyal güvenlik alanlarında daha radikal reformlar talep ediyor; hayat pahalılığına karşı güçlü devlet müdahalesini savunuyorlar.
Bu seçimde öngörülebilirliği artıran başlıca noktalardan biri LDP – Komeito ittifakının son bulmuş olması. Daha önceki seçimlerde Komeito, seçmenlerine LDP adaylarına oy vermelerini söylemişti. Bu sayede pek çok bölgede LDP adayları küçük farklarla muhalefeti geçmeyi başarmıştı. Ancak Komeito’nun desteği olmadan nasıl bir sonuç geleceğini söylemek zor. LDP’nin yeni “ortağı” İshin, tamamen Osaka’ya sıkışmış bir parti. Partinin Osaka ve çevresi dışında desteği yok denecek kadar az. Dolayısıyla Komeito’nun yarattığı etkiyi yaratması zor görünüyor.
Bunun yanında, CDP ve Komeito ortaklığında kurulan Centrist Reform Alliance’ın nasıl performans göstereceğini öngörmek de zor. Yakın zamana kadar karşı taraflarda olan iki parti “aynı değerleri” savundukları iddiasıyla yeni bir parti kurdular ancak bu partinin seçmenlere ne kadar hitap edeceğini söylemek güç. Her ne kadar Takaichi önderliğinde LDP’nin muzaffer olacağı tahminleri çoğunlukta olsa da seçimin sürprizlere gebe olabileceği de bir gerçek.
Ekonomi: Hayat pahalılığı seçmenin ana gündemi
Seçime giderken en belirleyici başlık ekonomi. NHK’nin ocak sonunda yayımladığı kamuoyu araştırmasına göre seçmenlerin yüzde 40’tan fazlası, artan fiyatları en önemli sorun olarak görüyor. Bu oran, diplomasi ve ulusal güvenliği ikinci sıraya itmiş durumda (yüzde 17).
Bu tablo karşısında Takaichi, daha önce mesafeli durduğu bir adımı gündeme taşıdı: gıda ürünlerinde tüketim vergisinin (消費税) mevcut yüzde 8 seviyesinden iki yıl süreyle sıfıra indirilmesi. Hükümet bu adımı düşük ve orta gelirli haneleri rahatlatacak geçici bir önlem olarak sunuyor. Ancak muhalefet partileri, finansmanın nasıl sağlanacağına dair net bir plan ortaya konmadığını vurguluyor.
Ekonomik tartışmalar sadece vergi indirimiyle sınırlı değil. Japonya İşçi Sendikaları Konfederasyonu ve muhalefet partileri, reel ücret artışlarının enflasyonun gerisinde kalmasının özellikle genç seçmen ve tek maaşlı hanelerde memnuniyetsizliği büyüttüğünü savunuyor.
Savunma: “Toplam ulusal güç” vurgusu
Takaichi’nin seçim kampanyasında öne çıkan bir diğer başlık savunma. Başbakan, Japonya’nın diplomasi, savunma, ekonomi, teknoloji ve bilgi kapasitesini kapsayan “toplam ulusal gücün” artırılması gerektiğini savunuyor. NHK’nin aktardığı miting konuşmalarında Takaichi, ulusal güvenlik stratejisi kapsamında yeni bir istihbarat yapılanması ve savunma kapasitesinin güçlendirilmesini açıkça dile getiriyor.
Bu çizgi, Japon siyasetinde son yıllarda güçlenen daha muhafazakâr ve güvenlik merkezli yaklaşımın devamı olarak görülüyor. Buna karşılık Centrist Reform Alliance (CRA) ve sol partiler, savunma harcamalarındaki artışın sosyal politika alanlarını daralttığını savunuyor.
Savunma harcamaları başlığı Türkiye’yi de yakından ilgilendiriyor. Önceki Başbakan Ishiba Shigeru döneminde insansız hava araçları için özel bir bütçe ayrılması kararlaştırılmış, Japonya’nın bu kapsamda öncelikle hazır drone tedariki seçeneklerini değerlendirdiği belirtilmişti. Bu süreçte Türkiye ve İsrail, potansiyel tedarikçi ülkeler olarak öne çıktı. Mevcut hükümetin bu konuda hızlı bir karar almaktan kaçındığı görülse de, 8 Şubat seçimlerinin sonucu Japonya’nın savunma alımlarında nasıl bir yol izleyeceği konusunda belirleyici olabilir.
Göç ve yabancı işçiler: Sessiz ama kritik gündem
Seçimin bir diğer önemli boyutu göçmen politikaları. Çalışma Bakanlığı verilerine göre Japonya’daki yabancı işçi sayısı 2025 itibarıyla 2,57 milyonu aşarak kayıtların tutulmaya başlandığı 2008’den bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Yabancı çalışanlar toplam istihdamın yaklaşık yüzde 4’ünü oluşturuyor.
LDP, mevcut yabancı işçi sisteminin korunmasından yana bir çizgi izlerken, Ishin no Kai (維新) ve Sanseito (参政党) gibi partiler daha sıkı göç ve yabancı işçi politikaları çağrısı yapıyor. Japon Komünist Partisi ve Sosyal Demokrat Parti ise göçmenlerin çalışma koşullarının iyileştirilmesini ve daha kapsayıcı politikaları savunuyor.
NHK’nin yayımladığı karşılaştırmalı grafikler, partiler arasındaki ayrışmanın özellikle “kontrollü artış mı, sınırlama mı?” sorusunda belirginleştiğini gösteriyor.
Göç başlığı da Türkiye’yi ilgilendiren konulardan biri. Saitama’daki Kürt göçmenler üzerinden yürüyen tartışmalar nedeniyle Türkiye ile vize uygulamalarının gözden geçirilmesine yönelik taleplerin olduğunu söylemek mümkün. Saitama Valisi de resmi olarak Japon Dış İşleri’ne böyle bir talepte bulundu. Ancak bu ağırlıklı olarak aşırı sağcı gruplar tarafından körüklenen ve ana akım siyasette ekonomi veya güvenlik kadar yer bulmayan bir konu. İktidar partisi LDP de daha kontrollü bir göç politikasından yana olsa da bunu diplomatik bir soruna dönüştürecek gibi görünmüyor.
Muhalefetin sınavı
Bu seçim, sadece iktidar için değil muhalefet için de bir test. CDP ile Komeito’nun öncülük ettiği yeni merkezci ittifak, “yaşam odaklı siyaset” vurgusuyla seçmene seslenmeye çalışıyor. Ancak siyasi analistlere göre, ekonomi ve güvenlik gibi somut başlıklarda net ve güçlü bir alternatif sunup sunamayacakları seçim sonucunu belirleyecek.
8 Şubat’ta sandıktan çıkacak tablo, Takaichi’nin liderliğini pekiştirip pekiştirmeyeceğinin ötesinde, Japonya’nın ekonomi, savunma ve göç politikalarında önümüzdeki yıllarda hangi yöne savrulacağını da gösterecek.
Son anketler bu yarışın belirsizliğini gösteriyor:
- LDP ve koalisyon partneri Ishin, Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu tekrar alabilecek görünüyor; Nikkei kaynaklı bir araştırma, LDP’nin salt çoğunluğu aşabileceğini öne sürüyor.
- Takaichi’nin kişisel onay oranı da yüksek olmakla birlikte düşüş eğiliminde. NHK’nin son üç anketine göre onay oranı sırasıyla %64, %62 ve %59 Bu durum, LDP’nin parti olarak seçmen desteğini kişisel popülariteden bağımsız şekilde toparlamasını zorlaştırıyor.
- Bir başka analiz ise, seçmen tercihlerinin gençlerde daha değişken olduğunu ve Takaichi’nin genç seçmende görece güçlü olduğunu göstermekte. Ancak gençler genellikle düşük katılım oranıyla bilindiğinden sonuçlara etkisi belirsiz.
Bu anketler, Japonya’daki politik dinamiklerin klasik iki-blok savaşından çıkarak daha parçalı, çoklu koalisyonlu bir yarışa evrildiğini gösteriyor.
Asya
Japonya ve Filipinler’in deniz sınırı görüşmeleri Çin’i neden öfkelendirdi?

Tokyo ve Manila’nın, Japonya ile Filipinler arasındaki münhasır ekonomik bölgelerin (MEB) ve kıta sahanlığının deniz sınırını belirlemek üzere resmî müzakerelere başlayacaklarını açıklamasının ardından, Tayvan’ın doğusundaki sular yeni bir gerilim noktası hâline geldi.
Batı Pasifik Okyanusu’nda yeni bir gerilim noktası ortaya çıkarken, Pekin’in Tayvan’ın doğusundaki sulardaki varlığını güçlendirmesi bekleniyor.
Pazartesi günü Çin Sahil Güvenliği bölgede kolluk devriyeleri gerçekleştirdi ve Pekin’in hem iç hukuk hem de uluslararası hukuk kapsamında kendi MEB ve kıta sahanlığı haklarını koruma iddiasını uygulamaya koydu.
Tayvan Sahil Güvenliği, pazartesi günü saat 11.00 sularında ana adanın güneydoğu kıyısından yaklaşık 64 km açıkta yer alan Orchid Adası’nın yaklaşık 51 ila 52 deniz mili güneydoğusunda tespit edilen iki Çin gemisini izlediğini ve takip ettiğini açıkladı.
South China Morning Post, Japonya ile Filipinler arasındaki sınır görüşmeleri ve bunların uluslararası hukuk ile jeopolitik açısından sonuçları hakkında bilinmesi gerekenleri derledi:
Tokyo ve Manila neden sınırlandırma görüşmeleri istiyor?
Japonya ve Filipinler’in ortak kara sınırı yok. Ancak kıyı devletleri olarak, kıyılarından itibaren 200 deniz mili —370 km ya da 230 mil— genişliğinde bir münhasır ekonomik bölge ilan etme hakkına sahipler.
Okinawa Adası’nın yaklaşık 400 km güneybatısındaki Yaeyama Adaları ile Filipinler’in en kuzeyindeki Mavulis Adası esas alınarak ölçüm yapıldığında, iki ülkenin MEB’leri Batı Pasifik Okyanusu’nda birbirine temas ediyor; hatta örtüşüyor.
Ayrıca bu alan, Çin’e bağlı olan ve Pekin’in egemenliği için ‘kırmızı çizgi’ olarak gördüğü ve gerekirse güç kullanarak yeniden birleştirmeyi hedeflediği Tayvan adasının 200 deniz millik MEB’iyle de örtüşüyor.
Amerika Birleşik Devletleri ve müttefikleri Japonya ile Filipinler dâhil çoğu ülke, Tayvan’ı bağımsız bir devlet olarak tanımıyor ve Çin’e bağlı olduğunu Birleşmiş Milletler kararıyla kabul ediyor. Ancak Washington, Tayvan’ı Çin’e karşı bir koz olarak kullanarak adaya silah tedarik etmeyi taahhüt ediyor ve müttefiklerini de buna teşvik ediyor.
Görüşmeler hakkında ne biliyoruz?
Japonya Başbakanı Sanae Takaichi ve Filipinler Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr., perşembe günü Tokyo’da gerçekleştirdikleri zirvenin ardından yayımlanan ortak açıklamaya göre, “münhasır ekonomik bölgenin ve kıta sahanlığının deniz sınırını belirlemek üzere resmî müzakerelere başlamayı” kabul etti.
Açıklamada, bu kararın “uluslararası hukuka, özellikle Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin —UNCLOS— ilgili hükümlerine uygun olarak ve bölgedeki hukuki kesinliği artırmak amacıyla ilgili uluslararası içtihatlar rehberliğinde” alındığı belirtildi.
Ancak iki taraf, müzakerelerin kesin coğrafi kapsamını açıklamadı. Bu da, eğer Pekin ya da Taipei tarafından talep edilen alanları kesecek şekilde ikili bir hat çizerlerse, söz konusu sınırın dışarıda bırakılan hak sahiplerine karşı hukuken ileri sürülemeyeceği anlamına geliyor.
Buna bir örnek, Doğu Çin Denizi’nde Pekin’in kıta sahanlığı iddialarını devre dışı bırakan 1974 tarihli Japonya-Güney Kore ortak kalkınma anlaşmasıdır. Pekin, bu anlaşmayı derhâl tamamen yasadışı ve geçersiz ilan etmişti; bu tutumunu bugün de sürdürüyor.
Tokyo ve Manila sınırlandırmadan ne elde eder?
UNCLOS’a göre bir kıyı devleti, 200 deniz millik MEB’i içinde tüm doğal kaynakları araştırma, işletme ve yönetme konusunda münhasır haklara sahiptir. Bu haklar, deniz yatağı ve deniz altı toprağındaki petrol, doğal gaz ve diğer mineralleri kapsar ve kıta sahanlığı haklarıyla büyük ölçüde örtüşür.
Uluslararası hukuk ayrıca bir kıyı devletine, MEB içinde tüm yapay tesislerin inşasını ve işletilmesini, ayrıca deniz bilimsel araştırmalarını yetkilendirme, düzenleme ve denetleme yönünde yürütme yetkileri tanır.
Hainan Adası merkezli Güney Çin Denizi Çalışmaları Ulusal Enstitüsü’ndeki Uluslararası ve Bölgesel Meseleler Araştırma Merkezi Direktörü Ding Duo, Tokyo ve Manila’nın deniz sınırı görüşmelerinin kapsadığı alanlarda güvenlik işbirliğini artırmayı ve ortak kaynak geliştirme faaliyetleri yürütmeyi de hedefleyebileceğini söyledi.
Dikkat çekici biçimde, Yaeyama Adaları Japonya’nın en güneybatıdaki takımadalarını oluşturuyor ve Çin’in Batı Pasifik’e askerî erişimini kısıtlamayı amaçlayan, Doğu Asya kıyı şeridi boyunca uzanan takımadalar dizisi olarak bilinen “birinci ada zinciri” üzerinde yer alıyor.
Ding, “Sınırlandırma aynı zamanda Çin’in birinci ada zinciri içindeki operasyon alanını daraltmayı da hedefleyebilir” dedi.
Pekin ve Taipei nasıl tepki verdi?
Pekin, cuma günü müzakereleri “tamamen yasadışı ve hükümsüz” olarak kınadı.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning, Pekin’in iki hükümete protesto girişiminde bulunduğunu söyledi.
Pazartesi günü yaptığı açıklamada Çin Sahil Güvenliği Sözcüsü Jiang Lue, sahil güvenliğin ilgili sulardaki kontrol ve yönetimini güçlendirmeye devam edeceğini ve “Çin’in toprak egemenliğini ve denizlerdeki hak ve çıkarlarını kararlılıkla korumak” için somut önlemler alacağını belirtti.
Salı sabahı düzenlenen olağan basın toplantısında Tayvan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hsiao Kuang-wei, Japonya ve Filipinler’den açıklamalarında bahsettikleri deniz sınırı belirleme sürecine ilişkin ayrıntı vermelerini istediklerini söyledi.
Japonya ve Filipinler’in müzakere ettiği suların Tayvan’ın sularıyla önemli ölçüde örtüştüğünü dikkate alan bakanlık, iki ülkeyi süreç boyunca bu gerçeği göz önünde bulundurmaya çağırdı.
Hsiao, Tokyo ve Manila’nın Tayvan’ın hak ve çıkarlarını dışlamaması ya da ihlal etmemesi gerektiğini belirterek, Tayvan ile istişarelerde bulunmaları gerektiğini söyledi.
Çin’deki gözlemciler, Pekin’in Tayvan’ın doğusundaki sulardaki varlığını güçlendirmesini beklediklerini ifade etti.
Çin’in en üst düzey devlet bağlantılı düşünce kuruluşu olan Çin Sosyal Bilimler Akademisi’nde araştırmacı Yang Xiao, “Onlar [Japonya ve Filipinler] üç taraflı örtüşen bir bölgede müzakere ettiklerine göre, biz de Tayvan’ın doğusundaki sular üzerindeki yetki alanımızı ilerletmek için daha ileri adımlar atabiliriz” dedi.
Devlet yayıncısı CCTV ile bağlantılı bir sosyal medya hesabı olan Yuyuan Tantian’ın aktardığına göre Yang, “Karşı taraf pervasız ve yıkıcı adımlar atacağına göre, biz de kaçınılmaz olarak yeni karşı önlemler devreye sokacağız” ifadelerini kullandı.
Asya
Güney Kore borsası Hindistan’ı geride bırakarak dünya altıncısı oldu

Güney Kore hisse senedi piyasası, yapay zeka sektörüne yönelik güçlü küresel ilginin etkisiyle Hindistan’ı geride bırakarak dünyanın en büyük altıncı borsası konumuna yükseldi. Bloomberg verilerine göre, Kospi endeksinin piyasa değeri 2026 başından itibaren yüzde 86’dan fazla artarak 5 trilyon dolara ulaşırken, Hindistan borsası gerileyerek yedinci sıraya yerleşti.
Güney Kore hisse senedi piyasası, Hindistan’ı geride bırakarak dünyanın en büyük altıncı borsası unvanını elde etti.
Seul yönetimindeki piyasalar, mayıs ayının başında da Kanada’yı geride bırakarak yedinci sıraya yerleşmişti.
Borsadaki bu yukarı yönlü ivmenin temel itici gücü olarak yapay zeka teknolojilerine yönelik devam eden yüksek küresel ilgi gösteriliyor.
Bloomberg tarafından yapılan hesaplamalara göre, Güney Kore hisse senedi piyasasının ana endeksi Kospi’nin toplam kapitalizasyonu, 2026 yılının başından bu yana yüzde 86’nın üzerinde bir artış kaydederek 5 trilyon dolara ulaştı.
Aynı dönemde Hindistan hisse senedi piyasasını temsil eden Nifty 50 endeksinin toplam hacmi ise gerileyerek 4,8 trilyon dolar seviyesine düştü.
Dünya borsaları sıralamasında güncel verilere göre ilk sırada 79,47 trilyon dolar piyasa değeriyle ABD yer alıyor. ABD’yi sırasıyla 15,09 trilyon dolarla Çin, 8,63 trilyon dolarla Japonya ve 7,24 trilyon dolar değerindeki Hong Kong piyasası takip ediyor.
Tayvan 5,15 trilyon dolarlık piyasa değeriyle listenin beşinci sırasında konumlanırken, hemen ardından 5,04 trilyon dolarla Güney Kore geliyor.
Hindistan ise bu gelişmeler neticesinde altıncı sıradan yedinci sıraya gerilemiş bulunuyor. Güney Kore, mayıs ayının başında da bu sıralamada Kanada piyasasını geride bırakmıştı.
Bloomberg, Güney Kore piyasasında gözlenen bu büyümenin arkasında, küresel yapay zeka endüstrisinin gelişimini sağlayan en büyük mikroçip üreticilerinin hisselerine yönelik yoğun talebin bulunduğunu aktardı.
Bununla birlikte analizde, yatırımcıların bahislerini ağırlıklı olarak yapay zeka sektöründe yoğunlaştırmasının, piyasada aşırı ısınma risklerine dair endişeleri de beraberinde getirdiği ifade edildi.
Reed Capital Partners Yatırım Direktörü Gerald Gan gelişmeye ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Bu büyüme, sonraki teknolojik inovasyon dalgasında Güney Koreli teknoloji şirketlerinin süregelen önemini vurguluyor. Aynı zamanda bu durum, küresel sermaye akışlarının bir zamanlar Batı piyasalarının gölgesinde kalan ancak günümüzde teknolojinin ve büyümenin geleceğini şekillendirmede giderek daha belirgin bir rol oynayan büyük Asya ekonomilerine doğru geniş çaplı kayışını yansıtıyor” ifadelerini kullandı.
Diğer taraftan Asset Value Investors Kıdemli Yatırım Analisti Ross McGarry, Güney Kore için asıl sınavın, bu büyüme performansını kurumsal yönetim alanında gerçekleştirilecek gerçek reformlar ve yapısal değişikliklerle koruyup koruyamayacağı olacağını ekledi.
Bloomberg analizine göre Hindistan, para birimi rupinin zayıflaması, rekor düzeydeki yabancı sermaye çıkışları ve doğrudan yapay zeka altyapısıyla ilişkili şirketlerin eksikliği nedeniyle küresel sıralamadaki konumunu kaybediyor.
Enerji kaynaklarının fiyatlarındaki artışın da enflasyon endişelerini tetikleyerek Hindistan piyasası üzerinde baskı oluşturduğu kaydedildi.
Gerald Gan, konuya ilişkin olarak “Yatırımcıların gözünde Hindistan’ın büyüme hikayesi, ülkenin artan iç ve dış siyasi zorluklarla karşı karşıya kalması nedeniyle dinamizmini giderek yitiriyor” değerlendirmesinde bulundu.
Güney Kore’nin piyasa kapitalizasyonunda öne geçmesine rağmen Hindistan ekonomisi, toplam gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYİH) büyüklüğünde Güney Kore’nin önünde yer almaya devam ediyor.
Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre Güney Kore’nin GSYİH’si 1,93 trilyon dolar seviyesinde bulunuyor.
Asya
Çinli yapay elmas üreticileri yapay zeka ile yükselişte

Yapay zeka teknolojilerindeki küresel yükseliş, gelişmiş mikroçip üretiminde kritik bir soğutma bileşeni haline gelen Çinli yapay elmas üreticilerine rekor büyüme getirdi. Bloomberg’ün haberine göre sektördeki talep kaymasıyla birlikte Çinli laboratuvar üreticilerinin hisseleri hızla yükselirken, geleneksel metal üreticilerinin hisselerinde sert düşüşler kaydedildi.
Geleneksel olarak çoğunlukla mücevher sektörüyle ilişkilendirilen Çin üretimi sentetik elmaslar, yapay zeka çiplerinin soğutulmasında etkili bir malzeme olarak kullanılmaya başlandı.
Bloomberg’ün haberine göre, yapay elmaslar yapay zeka alanında daha güçlü yarı iletkenlerin üretilmesini sağlayan kritik bir bileşene dönüştü ve Çinli üreticiler bu yapay zeka patlamasının önemli yararlanıcıları haline geldi.
Bu gelişmenin ardından geçtiğimiz hafta sentetik elmas üreticilerinden Zhecheng Huifeng Diamond Technology Co. şirketinin hisseleri yüzde 51, SF Diamond Co. şirketinin hisseleri ise yüzde 40 oranında değer kazandı.
Yükseliş eğilimi bu hafta da devam etti. Söz konusu hisselerin gösterdiği performans, Şanghay ve Şençen menkul kıymetler borsalarında işlem gören en büyük ve en likit 300 hisse senedinin performansını takip eden CSI 300 endeksinin yüzde 1 seviyesindeki artışını geride bıraktı.
Bloomberg, baskı devre kartları ve optik modüller gibi donanım alanlarının aşırı yoğunlaştığı bir dönemde, yapay zeka yarı iletkenlerinde sentetik elmas kullanımının yeni ve niş bir segment olarak öne çıktığını bildirdi.
Sentetik elmaslar, mikroçiplerin soğutulmasında geleneksel olarak kullanılan bakır ve alüminyum malzemelerine alternatif bir çözüm sunuyor.
Huayuan Securities analistleri konuya ilişkin değerlendirmelerinde, “Elmas ile soğutma sektörel bir fikir birliği haline geliyor ve bu yöntemin yapay zeka ile veri merkezleri alanındaki uygulamasının genişlemesi bekleniyor” ifadelerini kullandı.
Elmas laboratuvarlarının hisselerindeki artışla eş zamanlı olarak, yapay zekaya yönelik iyimserlik ve renkli metallere olan talep nedeniyle daha önce yükseliş gösteren metal üreticileri Aluminum Corp. of China şirketinin hisselerinde yüzde 25, Jiangxi Copper Co. şirketinin hisselerinde ise yüzde 28 oranında düşüş kaydedildi.
Nomura’nın Çin teknoloji ve telekomünikasyon analisti Duan Bing, mevcut piyasa koşullarının sentetik elmaslar için avantajlı bir tablo ortaya koyduğunu belirtti.
Sentetik elmas üreticisi SF Diamond, Çin dışındaki müşterileri tarafından gerçekleştirilen testlerin ardından, kendi ürettiği malzemelere dayalı ısı emicilerin küçük partiler halinde sevkiyatına başladı.
Benzer şekilde, Henan Liliang Diamond Co. da yüksek güçlü ısı emici üretim projesinin ilk aşamasını başlattığını duyurdu.
Diğer taraftan, Rusya’nın en büyük elmas madenciliği şirketi Alrosa, 2025 yılının sonunda yayımladığı öngörüde dünyadaki doğal elmas üretiminin son 30 yılı aşkın sürenin en düşük seviyesine yaklaştığını bildirdi.
Söz konusu öngörüye göre, üretimin 150 milyon karata ulaştığı 2017-2018 dönemindeki seviyelerin ardından, düşüş eğiliminin 2026 yılında da devam ederek yıllık 95 milyon karata kadar gerileyebileceği tahmin ediliyor.
Dünya Basını2 hafta önceİktisat tarihçisi Chance: Batı, Çin’i kendi sistemine entegre ederek liberal bir demokrasiye dönüştüreceğini sandı
Amerika2 hafta önceBolivyalı işçi ve köylüler başkent La Paz’ı kuşattı
Görüş2 gün önceXi liderliğinde yükselen Çin diplomasisi: Bütün yollar Pekin’e çıkıyor
Asya2 hafta önceRusya ve Çin arasındaki ticaret hacmi 240 milyar dolara ulaştı
Asya2 hafta önceİran’daki savaş yuan için küresel ticarette fırsat penceresi açtı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran yetenekleri sınırlı olduğu için değil, stratejik sebeplerle kendini dizginliyor
Asya2 hafta önceJaponya hükümeti, enerji fiyat artışlarına karşı bütçe ayırıyor
Ortadoğu1 hafta önceİddia: İran, zenginleştirilmiş uranyumu Çin’e göndermeye razı oldu












