Asya
Hindistan, Modi ve Epstein bağlantısı üzerine

ABD Adalet Bakanlığı tarafından kamuoyuna sunulan belgeler, pedofil fuhuş şebekesi yöneticisi Jeffrey Epstein’in, 2017 yılında Hindistan ile İsrail ilişkilerinin süratle ivme kazandığı bir dönemde, kapalı kapılar ardında oynadığı “nüfuz simsarlığı” rolüne dair detayları ifşa etmiş oldu.
Epstein, Hindistan Başbakanı Narendra Modi’ye yakınlığıyla bilinen Hintli bir milyarder ile eski İsrail Başbakanı Ehud Barak arasında, bir Hint Başbakanı’nın İsrail’e yapacağı ilk ziyaret öncesinde köprü vazifesi gördü. Bu temastan günler sonra, söz konusu milyarder Anil Ambani, Delhi ziyaretinin akabinde Epstein’e haber uçurarak; “Yüksek Makam”ın, Ambani’nin “Jared ve Bannon ile ivedilikle görüşmesi” için Epstein’den yardım talep ettiğini iletmiş ve Modi’nin Trump ile yapacağı müstakbel görüşme hususunda da “destek” rica etti.
Modi’nin 2017’deki o tarihi İsrail ziyareti, bu üç ülke arasında filizlenmekte olan ilişkilerin hız kazanmasına vesile oldu. Ziyaretin ardından Epstein, gönderdiği bir e-postada, Modi’nin “ABD Başkanı’nın menfaati uğruna İsrail’de raks edip şakıdığını” belirterek bu durumu kutlamış.
Hindistan Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada ise şu ifadelere yer verildi: “Sözde Epstein dosyalarından çıkan ve Başbakan ile kendisinin İsrail ziyaretine atıfta bulunan bir e-posta mesajına dair haberleri görmüş bulunuyoruz. Başbakan’ın 2017 Temmuz’undaki resmi İsrail ziyareti bir vakıa olmakla birlikte; e-postadaki diğer imalar, hüküm giymiş bir suçlunun, tiksintiyle reddedilmeyi hak eden süfli hezeyanlarından öte bir anlam taşımamaktadır.”
Gelgelelim, Hindistan hükümetinin değinmediği husus şuydu: Modi’nin yakın çevresindeki isimler, geniş bir diplomatik ve iktisadi yelpazede, Epstein ile “güvenilir bir aracı” sıfatıyla uzun süredir teşrik-i mesai içindeydi.
16 Mart 2017 tarihinde, Narendra Modi’nin BJP (Hindistan Halk Partisi) hükümetiyle sıkı bağları olan Hintli milyarder Anil Ambani, Epstein’e bir mesaj göndererek; “Yüksek Makam”ın, Hint Başbakanı’nın yaklaşmakta olan resmi ziyareti öncesinde, Donald Trump’ın yakın çevresindeki kıdemli figürlerle irtibat kurmak adına yardımını talep ettiğini bildirdi.
Ambani, Epstein’e şu mesajı yazdı: “Selam. Delhi’deydim. Yüksek Makam, Jared ve Bannon ile ivedilikle görüşmem hususunda yardımınızı arzuluyor. Lütfen yol gösterin. Başbakan’ın Donald ile görüşmek üzere Mayıs ayında DC’ye gitmesi muhtemel. Bu konuda da destek lazım.” Epstein ve Ambani, akabinde görüşmek üzere bir zaman belirlediler. Birkaç mesaj sonra Ambani, “Her zamanki gibi teşekkürler” yazdı. Epstein’in cevabı kısaydı: “Komik.”
Takip eden aylarda, Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin gerçekleştirdiği iki kritik resmi ziyaret -ilki Trump ile ilk buluşması, ikincisi ise görevdeki bir Hint Başbakanı’nın İsrail’e yaptığı ilk seyahat- Hindistan-İsrail ilişkilerinin seyrini değiştirecekti.
Adalet Bakanlığı’nın Epstein ile ilgili yayımladığı yeni belge yığınına göre; Epstein, bu üç ülke arasındaki pazarlık süreçlerinde doğrudan bir aracı rolü üstlenmişti.
Temmuz 2017’de Narendra Modi, İsrail’e resmi ziyarette bulunan ilk Hint Başbakanı olarak tarihe geçti. Bu hamle, Arap ülkelerine ve Filistin davasına duyulan “saygı” gereği İsrail ile ilişkileri on yıllardır büyük ölçüde gizli kapaklı yürüten Hint dış politikasından net bir kopuş anlamına geliyordu.
Bu seyahat, bölgede siyasi değişim rüzgarlarının sert estiği bir döneme denk düştü. Haftalar evvel Modi, Washington’da ABD Başkanı Donald Trump ile ilk kez bir araya gelmişti; o sıralarda Trump, ABD’nin İsrail ve Körfez’deki Arap rejimleriyle bağlarını derinleştiriyor, Hindistan ise Çin’i çevrelemeye yönelik ABD Hint-Pasifik stratejisi için kilit bir ortak olarak kendini konumlandırmaya çalışıyordu.
Modi’nin Tel Aviv’e gerçekleştirdiği ve İsrailli liderlerle alışılmadık derecede samimi şahsi diyaloglara sahne olan bu ziyareti, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Bu durum, Hindistan’ın bilhassa savunma, teknoloji ve istihbarat işbirliği alanlarında ABD-İsrail-Hindistan stratejik mihverini alenen benimsediğinin sarih bir işareti olarak okundu.
Bu esnada, ziyaret öncesinde Hint, İsrail ve ABD elitleri arasında “bağlayıcı doku” vazifesi gören Epstein’in, gelişmeleri yakından takip ettiğini e-postalar gösteriyor.
Modi’nin tarihi İsrail ziyaretini tamamladığı 6 Temmuz 2017 tarihinde, keyfi yerinde olan Epstein; Katar eski Başbakanı Hamad bin Casim bin Cabir es-Sani ile bağlantılı olduğu geçmiş haberlerde belirtilen ve e-postalarda Jabor Y. olarak tanımlanan bir şahsa şunları yazdı: “Hindistan Başbakanı Modi tavsiyeyi dinledi; ABD Başkanı’nın menfaati uğruna İsrail’de raks edip şakıdı. Birkaç hafta önce görüşmüşlerdi… İŞE YARADI. !”
Aynı gün Epstein, İsrail’de derin yatırımları bulunan Ambani’ye de şu mesajı attı: “Sizin adamların performansı hem zekiceydi hem de iyi icra edildi. İyi iş.”
Aslına bakılırsa Epstein; BJP elitiyle yakın bağları olan iş insanı Ambani ile düzenli irtibat halindeydi. E-postalar, iki adamın toplantılar ayarladığını, siyasi gelişmeleri tartıştığını ve ABD’deki muhtemel siyasi atamaların etkilerini değerlendirdiğini gösteriyor.
2017 ziyaretine giden aylarda Epstein, Ambani’ye, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak’ın iletişim bilgilerini e-posta ile gönderdiğini yazdı. 5 Mart’ta Epstein, ikili arasında bir görüşme ayarlamayı teklif etti. 11 Mart’ta ise Epstein, Ambani’ye, Barak’ın Hintli iş adamıyla görüşmek üzere Paris’e uçacağını bildirdi.
Ambani, dönemin Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande ile yiyeceği akşam yemeği sebebiyle Barak ile Paris’teki planlı görüşmeyi ertelemek zorunda kalacağını ilettiğinde, Epstein cevap yazdı: “Ehud görüşmek için uçuyordu. Onu iptal edeyim mi?”
Ambani cevapladı: “İptal et.”
9 Mart’ta Epstein, Ambani ile NATO Genel Sekreteri arasında hususi bir akşam yemeği organize etmeyi de teklif etti. “Şayet NATO’nun başı ile baş başa bir akşam yemeği istersen organize ederim ama ben katılmam” diye mesaj attı.
12 Mart’ta Epstein, Ambani’ye şu mesajı geçti: “Büyükelçinize söyledim, bu mesele şu an öncelikli değil. Bu hafta Suudilerle görüşme var.” Ambani yanıtladı: “Tamam, teşekkürler.”
14 Mart’ta Epstein, Ambani’ye tekrar mesaj atarak, Hyatt Otelleri’nin milyarder yönetim kurulu başkanı Tom Pritzker ile tanışması gerektiğini, zira onun “aileden biri” olduğunu söyledi. Epstein ayrıca Pritzker’in, Washington D.C.’deki Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nin (CSIS) başkanı olduğunu ekledi.
Epstein şöyle devam etti: “Nisan ayı keyifli geçecek. 5 Mayıs’ta Dışişleri Bakanları için organize ettiğim akşam yemeğinde o da (Pritzker) bulunacak; BM büyükelçilerinin çoğu orada olacak. (Sen de davetlisin). Sana davetli listesini göndereceğim, kimin yanına oturmak istediğini söyle. Sonrasında Himalayalar’a yürüyüşe (trekking) gidiyor… Ona sizin tanışmanız gerektiğini söyledim.”
Ambani, “Tamam. Listeyi bekliyorum” diye yanıtladı.
Birkaç gün sonra Epstein, Pritzker’in Ambani için “bir görüşmeye değeceğini” tekrar vurguladı ve ikisini irtibatladı.
16 Mart’ta, Ambani’nin “Yüksek Makam”ın Bannon ve Kushner ile görüşmek için Epstein’den yardım istediği talebine cevaben; Epstein, Ambani’nin bunun yerine Tom Barrack ile görüşmesini önerdi. Trump’ın dostu olduğu bildirilen Barrack, yemin töreni komitesinin başkanlığını yapmıştı ve halihazırda Türkiye Büyükelçisi olarak görev yapıyor.
Epstein şöyle yazdı: “Steve ve Jared günde 15 kişiyle görüşüyor. Çoğu, takibi yapılmayan ayaküstü tanışmalar… Hariciye (Dışişleri Bakanlığı) personeli sayıca çok yetersiz. MBS’nin (Muhammed bin Selman) görüşmesini ayarlamak vakit aldı ve esasen zaman kaybıydı… İstedikleri sadece bir fotoğraf karesiydi (photo-op)… Anlamlı bir netice için henüz erken… Sen Tom Barrack ile görüşmelisin.”
Epstein, Barrack ile Hintli milyarder arasında bir görüşme ayarlamak için Barrack’a e-posta attı: “Hindistan’dan Anil Ambani, Nisan’ın ilk haftası New York’a geliyor, keyif alacağını düşünüyorum” diye yazdı.
Dakikalar sonra Epstein, Ambani’ye durumu bildirdi: “Tom Barrack (ABD’nin şimdiki Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi) Salı ve Çarşamba Palm Beach’te benimle.” Ambani cevap verdi: “İyi eğlenceler.”
29 Mart’ta Epstein, Ambani’ye o yaz gerçekleşecek Modi-Trump görüşmesine “İsrail stratejisinin” damga vuracağını söyledi.
O dönemde Hintli milyarderin İsrail’de ciddi ticari menfaatleri bulunuyordu. Bir önceki yıl, şirketi Reliance Defence Ltd., İsrail devletine ait savunma şirketi Rafael Advanced Defense Systems Ltd. ile on yıllık süreçte 10 milyar dolar değerinde havadan havaya füze ve hava savunma sistemleri üretmek üzere bir ortak girişime imza atmıştı.
Daha 2007 yılında cinsel suçlardan hüküm giymiş ve kayıtlı cinsel suçlular listesine girmiş olan Epstein, kendisiyle girdiği ilişkiler esnasında Ambani’nin, Epstein’in kamuoyundaki imajından endişe duyup duymadığı konusunda kaygılı görünüyordu.
Modi’nin seyahati 4 Temmuz 2017’de İsrail’de başladığında, Epstein Ambani’yi teskin etti: “Şayet benim ‘Google’ sonuçlarım bir endişe kaynağı ise, kalabalık bir bakanlar grubu bu algıyı körletir.”
Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan diğer yazışmalar, Epstein’in ziyaretten önceki yıllarda Silikon Vadisi ile BJP hükümeti arasında bir bağ kurulmasında da rol oynadığını gösteriyor. Haziran 2014’te, Modi iktidara geldikten bir ay sonra, Epstein New York’taki konutunda; Ehud Barak, Larry Summers ve o yıl partiye katılan kıdemli BJP lideri Hardeep Singh Puri’nin katıldığı, daha önce raporlanmamış bir toplantıya ev sahipliği yaptı.
O yılın Ekim ayında Epstein, Puri’ye e-posta atarak LinkedIn kurucu ortağı Reid Hoffman ile görüşmesinin gerçekleşip gerçekleşmediğini sordu. Puri, görüşme için San Francisco’da olduğunu belirterek ekledi: “Sen, aziz dostum, iş bitiricisin. Bir tavsiyen var mı?” Epstein, Puri’nin Hoffman’ı nasıl ikna etmesi gerektiğine dair, Hindistan’a bir gezi organize etme ve çeşitli sektörlerden isimlerle tanıştırma teklifleri de dahil olmak üzere bir yol haritası çizdi.
Aralık 2014’te Puri, Epstein’e tekrar yazdı: “Egzotik adandan döndüğünde lütfen haber ver” diyerek, “Hindistan’a ilgi uyandırmak” maksadıyla kitaplarla uğramak istediğini ekledi.
Aynı dönemde Epstein, Pritzker ile Hindistan’ı ziyaret etme konusunda da yazışıyordu. “Hindistan’ı beraber yapalım mı, Jaitley ve Modi” diye sordu Epstein; yeni seçilen başbakan ve maliye bakanını kastederek. Pritzker’in cevabı manidardı: “Sen Hindistan’dan NEFRET edeceksin. Bense senin vereceğin tepkilerle eğleneceğim.”
Epstein, İsrail, Hindistan ve ABD arasında gelişmesine önayak olduğu bağlardan duyduğu memnuniyeti ifade ediyordu.
Modi’nin İsrail ziyareti sona erdikten iki gün sonra, eski Harvard Rektörü ve Hazine Bakanı Larry Summers, Epstein’e Trump’ın Hillary Clinton’dan daha iyi bir başkan olup olmadığı konusundaki fikrinin değişip değişmediğini sordu.
Epstein olumlu yanıt verdi: “Evet, kesinlikle. Hindistan-İsrail meselesi mesela; muazzam ve tamamen onun eseri.”
Asya
Samsung, Kore tarihinin en büyük hissedar ödeme planını açıkladı

Elektronik, akıllı telefon ve yarı iletken üreticisi Samsung Electronics, 2026 yılında hissedarlarına 90 trilyon ile 110 trilyon won (65-80 milyar dolar) arasında ödeme yapmayı planladığını duyurdu. Bloomberg verilerine göre bu adım Kore şirketleri tarihindeki en yüksek ödeme hacmi olma niteliği taşırken, rakip SK Hynix’in hisse geri alımı sonrasında devreye alındı.
Elektronik, akıllı telefon ve yarı iletken üreticisi Samsung Electronics, 2026 yılında hissedarlarına 90 trilyon ile 110 trilyon won (65-80 milyar dolar) arasında kaynak aktarmayı planladığını bildirdi.
Bloomberg verilerine göre bu tutar, Kore şirketleri tarihindeki en yüksek ödeme hacmi olma özelliği taşıyor.
Samsung’un duyurduğu bu plan, dünya genelinde bugüne kadar açıklanan en büyük sermaye getirisi programları arasında da yer alıyor.
ABD tarihinde ise Apple, 2024 yılında 110 milyar dolarlık hisse geri alımını onaylamış ve bu işlem ülkenin en büyük hisse geri alımı olarak kayda geçmişti.
Samsung, serbest nakit akışının yaklaşık yarısını hissedarlara yönlendireceğini açıkladı. Şirket, bu tutarın yaklaşık 30 trilyon wonluk (yaklaşık 21,4 milyar dolar) kısmını üçüncü çeyrek temettüsü olarak ödeyecek.
Şirket ayrıca çalışan tazminatlarını karşılamak amacıyla yaklaşık 15 trilyon won (10,73 milyar dolar) tutarında hisse geri alımı gerçekleştirmeyi hedefliyor.
Buna karşılık Samsung, yaptığı açıklamada hedeflenen toplam tutarın kalan kısmının tam olarak nasıl ödeneceğini belirtmedi.
Şirket, kalan ödeme miktarının ve dağıtım şeklinin ocak ayındaki yönetim kurulu toplantısında kesinleştirileceğini kaydetti.
Samsung, rakibi SK Hynix gibi, yapay zeka alanındaki yükselişin etkisiyle rekor seviyeye ulaşan çip satışlarından elde edilen kârın bir bölümünü geri almak isteyen hissedarların baskısı altında.
SK Hynix, daha önce 40 trilyon won (28,5 trilyon dolar) tutarında kendi hisselerini geri alacağını duyurmuştu.
Financial Times’ın aktardığına göre, JPMorgan analistleri SK Hynix’in hissedarlarına en az 130 milyar dolar tutarında ek ödeme açıklamasını bekliyor.
Hissedarlara yönelik sermaye getirisi programını 2024 yılında başlatan Samsung, bu kapsamda yıllık 9,8 trilyon wonluk (7 milyar dolar) düzenli temettü ödemelerini korurken, 2024-2026 döneminde oluşacak serbest nakit akışının yüzde 50’sini hissedarlara aktarmayı taahhüt etmişti.
Samsung’un mart ayında yayımladığı kurumsal değer artırma planına göre şirket, 2024 ve 2025 yıllarında 20,9 trilyon won (14,9 milyar dolar) nakit temettü ödedi ve ardından iptal edilmek üzere hisse geri alımlarına 8,4 trilyon won (6 milyar dolar) harcadı.
Asya
Kuzey Kore’de lüks tüketim ve inşaat patlaması yaşanıyor

Kuzey Kore’nin başkenti Pyongyang’da Rusya ile derinleşen ilişkilerin ve ekonomik büyümenin etkisiyle lüks tüketime talep arttı. Ülke genelinde inşaat hamlesi hız kazanırken mağazalarda Batılı lüks markalar ve kayıt dışı IKEA ürünleri satılıyor. Ancak Financial Times gazetesine konuşan analistler, gelir artışına rağmen yapısal sorunların ve gıda yetersizliğinin sürdüğüne dikkat çekiyor.
Financial Times’ın haberine göre Kuzey Kore, analistlerin öncelikle Rusya ile derinleşen işbirliğine bağladığı belirgin bir inşaat ve tüketim patlaması yaşıyor.
Başkent Pyongyang’da son yıllarda yeni yerleşim bölgeleri, mağazalar ve eğlence merkezleri kuruldu. Büyük mağazalarda Omega marka saatler ve Chanel kozmetik ürünleri dahil olmak üzere lüks markalar satılırken alışveriş merkezlerinden birinde resmi olmayan bir IKEA mağazası faaliyet gösteriyor.
Şehirde ayrıca taksi çağırma ve QR kodla ödeme yapma imkanı sunan yaklaşık 500 dolar değerinde akıllı telefonlar bulunuyor.
Pyongyang’da altyapı alanında da gelişmeler yaşanıyor. Taksi çağırma hizmetleri, yeni mağazalar ve QR kodlu ödeme sistemlerinin yanı sıra internet kafeler ile BMW marka araçların da satın alınabildiği otomobil galerileri açıldı.
Güney Kore merkezli Kore Bankası (Bank of Korea), 1965 yılından bu yana düzenli resmi ekonomik veri açıklamayan Kuzey Kore’nin reel gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYH) 2025 yılında yüzde 3,5 büyüdüğünü tahmin etti. Bu veriyle birlikte ülke ekonomisi üst üste üçüncü yılı da yüzde 3’ün üzerinde büyümeyle tamamladı.
Dış ticaret verileri de toparlanmaya işaret ediyor. Kore Bankası verilerine göre 2025 yılında ülkenin ithalatı yüzde 14 artışla 2,66 milyar dolara, ihracatı ise yüzde 30 yükselişle 470 milyon dolara ulaştı.
Stimson Center düşünce kuruluşunun verileri de ocak-mayıs döneminde Çin’e yapılan ihracatın yüzde 68 artarak 287 milyon dolara çıktığını gösterdi. Bu artıştaki temel payı volfram sevkiyatı oluşturdu.
Ülkenin bir diğer gelir kaynağı ise kripto para hırsızlıkları oldu. TRM Labs’in değerlendirmesine göre Kuzey Kore yönetimiyle bağlantılı korsanlar, 2026 yılının ilk yarısında 643 milyon dolarlık kripto para çaldı.
Buna karşın analistler, yaşanan ekonomik büyümenin Kuzey Kore ekonomisinde henüz köklü ve yapısal bir dönüşüm anlamına gelmediğini savunuyor.
Güney Kore Ulusal Güvenlik Stratejisi Enstitüsü’nün tahminlerine göre ülke, Rusya ile yürüttüğü işbirliği kapsamında Ağustos 2023 ile Aralık 2025 döneminde nakit para ve mal olarak 7,7 milyar dolar ile 14,4 milyar dolar arasında kaynak elde etti.
Ekonomik hareketlilik sürerken Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, ekonomi üzerindeki devlet denetimini artırıyor. Salgın sonrasında devlet dağıtım sistemini güçlendirmeyi hedefleyen yönetim, kayıt dışı piyasalar ile özel ticaret üzerindeki kontrolleri genişletti.
Wall Street Journal haziran ayı başında yayımladığı haberde, uluslararası yaptırımlara rağmen yönetici elit tabakanın zenginleşmesini “dünyanın en şaşırtıcı ekonomik başarı hikayesi” olarak nitelendirmişti.
Gazete, ekonomik büyümeyi Pyongyang’ın enerji ve malzeme ithalatını artırmasını ve yaptırımların bir kısmını aşmasını sağlayan Rusya ve Çin desteğiyle ilişkilendirmişti.
Kuzey Kore’nin 2006 yılındaki ilk nükleer denemesinin ardından Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından uygulamaya konulan ve sonrasında defalarca genişletilen yaptırımlar; finansal varlıkları, ülkeye takım tezgahı, mineral, çelik ve demir sevkiyatını ve bazı malların ihracatını kısıtlıyor.
Kuzey Kore, uygulanan yaptırımları paravan şirketler, dost ülkelerdeki aracılar, korsanlar ve kripto paralar vasıtasıyla aşmayı öğrendi.
Rusya Dışişleri Bakanlığı 2023 yılında, yaptırımların farklı bir jeopolitik ortamda alındığını belirterek Moskova ve Pekin’in Kuzey Kore’ye yönelik yaptırımlardan vazgeçeceğini açıklamıştı.
Devlet Başkanı Vladimir Putin ise Rus tarafının Pyongyang ile askeri-teknik işbirliğine ilişkin yürürlükteki BM kısıtlamalarına uymayı sürdüreceğini ifade etmişti.
Bloomberg, 2025 yılındaki haberinde Kuzey Kore ekonomisinin 2024 yılında ağır sanayi, kimya sanayisi ve inşaat sektöründeki üretim artışının etkisiyle yüzde 3,7 büyüyerek 2016’dan bu yana en yüksek büyüme hızına ulaştığını bildirmişti.
Bununla birlikte Bloomberg, Kuzey Kore’nin yoksul bir ülke olmayı sürdürdüğünü vurgulamıştı. Ülkenin 2024 yılı gayrisafi milli geliri (GSMG) Güney Kore’nin yüzde 1,7’sine denk gelerek yaklaşık 33,3 milyar dolar, kişi başına düşen geliri ise Güney Kore seviyesinin yüzde 3,4’ü düzeyinde kalarak yaklaşık 1,24 bin dolar oldu.
Birleşmiş Milletler verilerine göre ise 26 milyonluk nüfusa sahip ülkenin yaklaşık yarısı yetersiz beslenme sorunu yaşıyor.
Asya
Çin ve Endonezya savunma ilişkilerini derinleştirme konusunda anlaştı

Çin ve Endonezya, üst düzey görüşmelerde ikili savunma bağlarını derinleştirme konusunda anlaştı.
Çin ve Endonezya, cuma günü Cakarta’da gerçekleştirilen üst düzey görüşmelerde askeri, denizcilik ve teknoloji alanlarındaki işbirliğini derinleştirme konusunda anlaşmaya vardı. Bu gelişme, ABD’nin Asya’daki güvenlik taahhütlerine ilişkin belirsizliğin yeniden arttığı bir dönemde Pekin’in bölgedeki etkisinin arttığına işaret ediyor.
Endonezya Savunma Bakanı Sjafrie Sjamsoeddin, Çinli mevkidaşı Dong Jun ile yaptığı görüşmenin ardından, iki ülkenin askeri kabiliyetlerini güçlendirmek amacıyla personel değişimlerini ve savunma sanayii işbirliğini artıracağını söyledi. Saatler sonra Dışişleri Bakanı Sugiono ile Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Endonezya’nın önemli ihraç ürünleri için pazara erişimin genişletilmesi olanaklarını araştırma ve yapay zekâ, haberleşme uyduları, enerji ve mineraller alanındaki işbirliğini derinleştirme konusunda mutabık kaldı.
Wang, iki ülkenin balıkçılık alanındaki işbirliğini yeniden başlatacağını, Güney Çin Denizi’nde ortak kalkınmayı teşvik edeceğini ve bölgesel bir davranış kurallarına ilişkin müzakerelerin sonuçlandırılması için çalışacağını söyledi. Sugiono ise tarafların, sürdürülebilir finansman yöntemlerinden yararlanarak ve yolcu sayısını artırmaya yönelik çalışmalar yürüterek Cakarta-Bandung yüksek hızlı demiryolu projesini sürdürme konusunda da anlaştığını belirtti.
Görüşmeler, cuma günü ilerleyen saatlerde yapılması planlanan ikinci dışişleri ve savunma bakanları toplantısı, yani “2+2” diyaloğu öncesinde gerçekleşti. Bu temaslar, geçen yıl yaklaşık 155 milyar dolarlık ikili ticarete dayanan ilişkilere yeni bir stratejik boyut kazandırıyor. Aynı zamanda, Devlet Başkanı Prabowo Subianto’nun bölgede nüfuz için rekabet eden hem Pekin hem de Washington ile ilişkileri derinleştirme çabasını da ortaya koyuyor.
Endonezya ile ABD, nisan ayında askeri modernizasyon, eğitim, tatbikatlar ve operasyonel işbirliğini kapsayan “Büyük Savunma İşbirliği Ortaklığı”nı kurmuştu. Buna rağmen Asya’da birçok kişi, özellikle ABD Başkanı Donald Trump’ın Güney Kore ile yapılan tatbikatları ani bir kararla kısıtlamasının ardından Washington’ın bölgeye bağlılığını sorguluyor.
Endonezya’nın Çin ile yakınlaşması, Cakarta ile Pekin’in güvenlik ve denizcilik işbirliğini derinleştirme konusunda anlaştığı Nisan 2025’te Pekin’de gerçekleştirilen ilk 2+2 diyaloğunun da devamı niteliğinde. O görüşmelerde istihbarat paylaşımı, koordineli operasyonlar ve sahil güvenlik güçleri arasındaki bağların güçlendirilmesi de dahil olmak üzere çeşitli alanlarda anlaşmaya varılmıştı.
Dışişleri bakanları cuma günü ayrıca ilk Endonezya-Çin Kapsamlı Stratejik Diyaloğu’nu başlattı ve 2027-2031 dönemini kapsayacak beş yıllık bir eylem planına ilişkin görüşmeleri memnuniyetle karşıladı.
Çin, iki ülke arasındaki ortaklığın daha geniş bir stratejik rol üstlenmesini istiyor. Dong, ülkelerin Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) çerçeveleri üzerinden güvenlik işbirliğini derinleştirmesi ve Küresel Güney ülkeleri arasındaki savunma ilişkilerine örnek teşkil etmesi gerektiğini söyledi. Eş zamanlı çeviriye göre Dong ayrıca taraflara “dış güçlerin kötü niyetlerini” boşa çıkarma çağrısında bulundu.
Çin ve Endonezya Tayvan’ın doğusunda deniz tatbikatı gerçekleştirecek
Güvenlik alanındaki yakınlaşma, Güney Çin Denizi konusunda iki ülke arasında uzun süredir devam eden görüş ayrılıklarına rağmen ilerliyor. Prabowo ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping arasında 2024 yılında yayımlanan ortak bildiride “örtüşen hak iddialarının bulunduğu bölgelerde ortak kalkınma” ifadesine yer verilmesi, Cakarta’nın Pekin’in geniş kapsamlı deniz yetki alanı iddialarına yönelik muhalefetini yumuşattığı yönünde yorumlanmıştı.
Savunma ilişkileri, silah tedariki alanına da daha fazla yayılabilir. Endonezya, Çin yapımı Chengdu J-10 savaş uçaklarını satın almayı değerlendiriyor ancak henüz herhangi bir sözleşme sonuçlandırılmış değil.
Ekonomik işbirliği ise ilişkilerin merkezindeki yerini koruyor. Sugiono, iki ülkenin yerel para birimleriyle yapılan işlemleri ve finansal işbirliğini güçlendirme konusunda anlaştığını söyledi. Wang ise Endonezya’nın Çinli şirketler için adil, şeffaf ve elverişli bir iş ortamı sağlamayı taahhüt ettiğini belirtti.
Bununla birlikte şirketler düzeyinde bazı gerilimler de yaşanıyor. Çinli şirketler, Endonezya’nın nikel sektöründeki daha sıkı politikalarının maliyetleri artırdığından ve yatırımları tehdit ettiğinden şikâyet ederken, Çin Büyükelçiliği söz konusu politika değişikliklerinin mevcut ve planlanan yaklaşık 50 milyar dolarlık yatırımı riske atabileceği uyarısında bulundu.
Malezya, ABD destekli Filipin askeri üssü konusunda endişeli
Görüş2 hafta önceTürkiye ve İsrail ilişkilerinin geleceği
Ortadoğu2 hafta önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Dünya Basını2 hafta önceThe Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit
Diplomasi2 hafta önce‘İslami NATO’ mu? Yeni savunma paktı Hindistan’ı neden tedirgin ediyor?
Diplomasi2 hafta önceUkrayna, Türkiye’den 70 ATACMS ve diğer ABD menşeli silah satın aldı
Dünya Basını4 gün önceThe Economist, Daron Acemoğlu’nu yerden yere vurdu: “Sığ ve inandırıcılıktan uzak”
Rusya5 gün önceDört AB ülkesi daha Rus pasaportlarına kısıtlama getiriyor
Asya2 hafta önceVietnam, yerli üretim en büyük denizaltı savunma gemisinin inşasına başladı







