Asya
Hindistan, Modi ve Epstein bağlantısı üzerine

ABD Adalet Bakanlığı tarafından kamuoyuna sunulan belgeler, pedofil fuhuş şebekesi yöneticisi Jeffrey Epstein’in, 2017 yılında Hindistan ile İsrail ilişkilerinin süratle ivme kazandığı bir dönemde, kapalı kapılar ardında oynadığı “nüfuz simsarlığı” rolüne dair detayları ifşa etmiş oldu.
Epstein, Hindistan Başbakanı Narendra Modi’ye yakınlığıyla bilinen Hintli bir milyarder ile eski İsrail Başbakanı Ehud Barak arasında, bir Hint Başbakanı’nın İsrail’e yapacağı ilk ziyaret öncesinde köprü vazifesi gördü. Bu temastan günler sonra, söz konusu milyarder Anil Ambani, Delhi ziyaretinin akabinde Epstein’e haber uçurarak; “Yüksek Makam”ın, Ambani’nin “Jared ve Bannon ile ivedilikle görüşmesi” için Epstein’den yardım talep ettiğini iletmiş ve Modi’nin Trump ile yapacağı müstakbel görüşme hususunda da “destek” rica etti.
Modi’nin 2017’deki o tarihi İsrail ziyareti, bu üç ülke arasında filizlenmekte olan ilişkilerin hız kazanmasına vesile oldu. Ziyaretin ardından Epstein, gönderdiği bir e-postada, Modi’nin “ABD Başkanı’nın menfaati uğruna İsrail’de raks edip şakıdığını” belirterek bu durumu kutlamış.
Hindistan Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada ise şu ifadelere yer verildi: “Sözde Epstein dosyalarından çıkan ve Başbakan ile kendisinin İsrail ziyaretine atıfta bulunan bir e-posta mesajına dair haberleri görmüş bulunuyoruz. Başbakan’ın 2017 Temmuz’undaki resmi İsrail ziyareti bir vakıa olmakla birlikte; e-postadaki diğer imalar, hüküm giymiş bir suçlunun, tiksintiyle reddedilmeyi hak eden süfli hezeyanlarından öte bir anlam taşımamaktadır.”
Gelgelelim, Hindistan hükümetinin değinmediği husus şuydu: Modi’nin yakın çevresindeki isimler, geniş bir diplomatik ve iktisadi yelpazede, Epstein ile “güvenilir bir aracı” sıfatıyla uzun süredir teşrik-i mesai içindeydi.
16 Mart 2017 tarihinde, Narendra Modi’nin BJP (Hindistan Halk Partisi) hükümetiyle sıkı bağları olan Hintli milyarder Anil Ambani, Epstein’e bir mesaj göndererek; “Yüksek Makam”ın, Hint Başbakanı’nın yaklaşmakta olan resmi ziyareti öncesinde, Donald Trump’ın yakın çevresindeki kıdemli figürlerle irtibat kurmak adına yardımını talep ettiğini bildirdi.
Ambani, Epstein’e şu mesajı yazdı: “Selam. Delhi’deydim. Yüksek Makam, Jared ve Bannon ile ivedilikle görüşmem hususunda yardımınızı arzuluyor. Lütfen yol gösterin. Başbakan’ın Donald ile görüşmek üzere Mayıs ayında DC’ye gitmesi muhtemel. Bu konuda da destek lazım.” Epstein ve Ambani, akabinde görüşmek üzere bir zaman belirlediler. Birkaç mesaj sonra Ambani, “Her zamanki gibi teşekkürler” yazdı. Epstein’in cevabı kısaydı: “Komik.”
Takip eden aylarda, Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin gerçekleştirdiği iki kritik resmi ziyaret -ilki Trump ile ilk buluşması, ikincisi ise görevdeki bir Hint Başbakanı’nın İsrail’e yaptığı ilk seyahat- Hindistan-İsrail ilişkilerinin seyrini değiştirecekti.
Adalet Bakanlığı’nın Epstein ile ilgili yayımladığı yeni belge yığınına göre; Epstein, bu üç ülke arasındaki pazarlık süreçlerinde doğrudan bir aracı rolü üstlenmişti.
Temmuz 2017’de Narendra Modi, İsrail’e resmi ziyarette bulunan ilk Hint Başbakanı olarak tarihe geçti. Bu hamle, Arap ülkelerine ve Filistin davasına duyulan “saygı” gereği İsrail ile ilişkileri on yıllardır büyük ölçüde gizli kapaklı yürüten Hint dış politikasından net bir kopuş anlamına geliyordu.
Bu seyahat, bölgede siyasi değişim rüzgarlarının sert estiği bir döneme denk düştü. Haftalar evvel Modi, Washington’da ABD Başkanı Donald Trump ile ilk kez bir araya gelmişti; o sıralarda Trump, ABD’nin İsrail ve Körfez’deki Arap rejimleriyle bağlarını derinleştiriyor, Hindistan ise Çin’i çevrelemeye yönelik ABD Hint-Pasifik stratejisi için kilit bir ortak olarak kendini konumlandırmaya çalışıyordu.
Modi’nin Tel Aviv’e gerçekleştirdiği ve İsrailli liderlerle alışılmadık derecede samimi şahsi diyaloglara sahne olan bu ziyareti, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Bu durum, Hindistan’ın bilhassa savunma, teknoloji ve istihbarat işbirliği alanlarında ABD-İsrail-Hindistan stratejik mihverini alenen benimsediğinin sarih bir işareti olarak okundu.
Bu esnada, ziyaret öncesinde Hint, İsrail ve ABD elitleri arasında “bağlayıcı doku” vazifesi gören Epstein’in, gelişmeleri yakından takip ettiğini e-postalar gösteriyor.
Modi’nin tarihi İsrail ziyaretini tamamladığı 6 Temmuz 2017 tarihinde, keyfi yerinde olan Epstein; Katar eski Başbakanı Hamad bin Casim bin Cabir es-Sani ile bağlantılı olduğu geçmiş haberlerde belirtilen ve e-postalarda Jabor Y. olarak tanımlanan bir şahsa şunları yazdı: “Hindistan Başbakanı Modi tavsiyeyi dinledi; ABD Başkanı’nın menfaati uğruna İsrail’de raks edip şakıdı. Birkaç hafta önce görüşmüşlerdi… İŞE YARADI. !”
Aynı gün Epstein, İsrail’de derin yatırımları bulunan Ambani’ye de şu mesajı attı: “Sizin adamların performansı hem zekiceydi hem de iyi icra edildi. İyi iş.”
Aslına bakılırsa Epstein; BJP elitiyle yakın bağları olan iş insanı Ambani ile düzenli irtibat halindeydi. E-postalar, iki adamın toplantılar ayarladığını, siyasi gelişmeleri tartıştığını ve ABD’deki muhtemel siyasi atamaların etkilerini değerlendirdiğini gösteriyor.
2017 ziyaretine giden aylarda Epstein, Ambani’ye, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak’ın iletişim bilgilerini e-posta ile gönderdiğini yazdı. 5 Mart’ta Epstein, ikili arasında bir görüşme ayarlamayı teklif etti. 11 Mart’ta ise Epstein, Ambani’ye, Barak’ın Hintli iş adamıyla görüşmek üzere Paris’e uçacağını bildirdi.
Ambani, dönemin Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande ile yiyeceği akşam yemeği sebebiyle Barak ile Paris’teki planlı görüşmeyi ertelemek zorunda kalacağını ilettiğinde, Epstein cevap yazdı: “Ehud görüşmek için uçuyordu. Onu iptal edeyim mi?”
Ambani cevapladı: “İptal et.”
9 Mart’ta Epstein, Ambani ile NATO Genel Sekreteri arasında hususi bir akşam yemeği organize etmeyi de teklif etti. “Şayet NATO’nun başı ile baş başa bir akşam yemeği istersen organize ederim ama ben katılmam” diye mesaj attı.
12 Mart’ta Epstein, Ambani’ye şu mesajı geçti: “Büyükelçinize söyledim, bu mesele şu an öncelikli değil. Bu hafta Suudilerle görüşme var.” Ambani yanıtladı: “Tamam, teşekkürler.”
14 Mart’ta Epstein, Ambani’ye tekrar mesaj atarak, Hyatt Otelleri’nin milyarder yönetim kurulu başkanı Tom Pritzker ile tanışması gerektiğini, zira onun “aileden biri” olduğunu söyledi. Epstein ayrıca Pritzker’in, Washington D.C.’deki Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nin (CSIS) başkanı olduğunu ekledi.
Epstein şöyle devam etti: “Nisan ayı keyifli geçecek. 5 Mayıs’ta Dışişleri Bakanları için organize ettiğim akşam yemeğinde o da (Pritzker) bulunacak; BM büyükelçilerinin çoğu orada olacak. (Sen de davetlisin). Sana davetli listesini göndereceğim, kimin yanına oturmak istediğini söyle. Sonrasında Himalayalar’a yürüyüşe (trekking) gidiyor… Ona sizin tanışmanız gerektiğini söyledim.”
Ambani, “Tamam. Listeyi bekliyorum” diye yanıtladı.
Birkaç gün sonra Epstein, Pritzker’in Ambani için “bir görüşmeye değeceğini” tekrar vurguladı ve ikisini irtibatladı.
16 Mart’ta, Ambani’nin “Yüksek Makam”ın Bannon ve Kushner ile görüşmek için Epstein’den yardım istediği talebine cevaben; Epstein, Ambani’nin bunun yerine Tom Barrack ile görüşmesini önerdi. Trump’ın dostu olduğu bildirilen Barrack, yemin töreni komitesinin başkanlığını yapmıştı ve halihazırda Türkiye Büyükelçisi olarak görev yapıyor.
Epstein şöyle yazdı: “Steve ve Jared günde 15 kişiyle görüşüyor. Çoğu, takibi yapılmayan ayaküstü tanışmalar… Hariciye (Dışişleri Bakanlığı) personeli sayıca çok yetersiz. MBS’nin (Muhammed bin Selman) görüşmesini ayarlamak vakit aldı ve esasen zaman kaybıydı… İstedikleri sadece bir fotoğraf karesiydi (photo-op)… Anlamlı bir netice için henüz erken… Sen Tom Barrack ile görüşmelisin.”
Epstein, Barrack ile Hintli milyarder arasında bir görüşme ayarlamak için Barrack’a e-posta attı: “Hindistan’dan Anil Ambani, Nisan’ın ilk haftası New York’a geliyor, keyif alacağını düşünüyorum” diye yazdı.
Dakikalar sonra Epstein, Ambani’ye durumu bildirdi: “Tom Barrack (ABD’nin şimdiki Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi) Salı ve Çarşamba Palm Beach’te benimle.” Ambani cevap verdi: “İyi eğlenceler.”
29 Mart’ta Epstein, Ambani’ye o yaz gerçekleşecek Modi-Trump görüşmesine “İsrail stratejisinin” damga vuracağını söyledi.
O dönemde Hintli milyarderin İsrail’de ciddi ticari menfaatleri bulunuyordu. Bir önceki yıl, şirketi Reliance Defence Ltd., İsrail devletine ait savunma şirketi Rafael Advanced Defense Systems Ltd. ile on yıllık süreçte 10 milyar dolar değerinde havadan havaya füze ve hava savunma sistemleri üretmek üzere bir ortak girişime imza atmıştı.
Daha 2007 yılında cinsel suçlardan hüküm giymiş ve kayıtlı cinsel suçlular listesine girmiş olan Epstein, kendisiyle girdiği ilişkiler esnasında Ambani’nin, Epstein’in kamuoyundaki imajından endişe duyup duymadığı konusunda kaygılı görünüyordu.
Modi’nin seyahati 4 Temmuz 2017’de İsrail’de başladığında, Epstein Ambani’yi teskin etti: “Şayet benim ‘Google’ sonuçlarım bir endişe kaynağı ise, kalabalık bir bakanlar grubu bu algıyı körletir.”
Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan diğer yazışmalar, Epstein’in ziyaretten önceki yıllarda Silikon Vadisi ile BJP hükümeti arasında bir bağ kurulmasında da rol oynadığını gösteriyor. Haziran 2014’te, Modi iktidara geldikten bir ay sonra, Epstein New York’taki konutunda; Ehud Barak, Larry Summers ve o yıl partiye katılan kıdemli BJP lideri Hardeep Singh Puri’nin katıldığı, daha önce raporlanmamış bir toplantıya ev sahipliği yaptı.
O yılın Ekim ayında Epstein, Puri’ye e-posta atarak LinkedIn kurucu ortağı Reid Hoffman ile görüşmesinin gerçekleşip gerçekleşmediğini sordu. Puri, görüşme için San Francisco’da olduğunu belirterek ekledi: “Sen, aziz dostum, iş bitiricisin. Bir tavsiyen var mı?” Epstein, Puri’nin Hoffman’ı nasıl ikna etmesi gerektiğine dair, Hindistan’a bir gezi organize etme ve çeşitli sektörlerden isimlerle tanıştırma teklifleri de dahil olmak üzere bir yol haritası çizdi.
Aralık 2014’te Puri, Epstein’e tekrar yazdı: “Egzotik adandan döndüğünde lütfen haber ver” diyerek, “Hindistan’a ilgi uyandırmak” maksadıyla kitaplarla uğramak istediğini ekledi.
Aynı dönemde Epstein, Pritzker ile Hindistan’ı ziyaret etme konusunda da yazışıyordu. “Hindistan’ı beraber yapalım mı, Jaitley ve Modi” diye sordu Epstein; yeni seçilen başbakan ve maliye bakanını kastederek. Pritzker’in cevabı manidardı: “Sen Hindistan’dan NEFRET edeceksin. Bense senin vereceğin tepkilerle eğleneceğim.”
Epstein, İsrail, Hindistan ve ABD arasında gelişmesine önayak olduğu bağlardan duyduğu memnuniyeti ifade ediyordu.
Modi’nin İsrail ziyareti sona erdikten iki gün sonra, eski Harvard Rektörü ve Hazine Bakanı Larry Summers, Epstein’e Trump’ın Hillary Clinton’dan daha iyi bir başkan olup olmadığı konusundaki fikrinin değişip değişmediğini sordu.
Epstein olumlu yanıt verdi: “Evet, kesinlikle. Hindistan-İsrail meselesi mesela; muazzam ve tamamen onun eseri.”
Asya
Japon iş dünyası heyeti Pekin’i ziyaret ederken Çin ‘tarihten ders çıkarma’ uyarısı yaptı

Çin’in en üst düzey diplomatı, Tokyo’ya tarihten ders çıkarma çağrısı yaptı. Görüşme, ikili ilişkilerin kasım ayında bozulmasından bu yana bir Japon heyetinin Çin’de en üst düzeyde kabul edildiği temas oldu.
Çin’in en üst düzey diplomatı Wang Yi, 50 kişilik şirket yöneticileri heyetine başkanlık eden Japonya’nın eski Dışişleri Bakanı Takeshi Iwaya ile pazartesi günü Pekin’de bir araya geldi. Görüşme, yaklaşık bir yıldır Çin’i ziyaret eden bir Japon heyetinin Pekin’de bu düzeyde kabul edildiği en üst düzey temas oldu.
Çin Dışişleri Bakanlığının görüşmeye ilişkin açıklamasına göre Wang, gelecek yıl diplomatik ilişkilerin kurulmasının 55. yıl dönümü öncesinde ikili ilişkilerin “ciddi bir durumla” karşı karşıya olduğunu ve “henüz normalleşmediğini” söyledi.
Wang, “Savaş sonrası ‘barış anayasasına’ meydan okuyan ya da savaş dönemindeki saldırganlık tarihini yeniden yazmaya çalışan bir ülke, dünyayla yüzleşemez; geleceğe ise hiç açılamaz” dedi.
Wang, Tokyo’ya ülke yönetiminin Tayvan konusundaki “hatalı söz ve eylemlerini” mümkün olan en kısa sürede düzeltme çağrısında bulundu.
Çinli diplomat ayrıca Japonya’nın, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Japon savaş suçlularını yargılamak üzere Müttefikler tarafından kurulan Tokyo Mahkemelerinin 80. yıl dönümünde tarihten ders çıkarması gerektiğini söyledi.
Wang, iktidardaki Çin Komünist Partisinin 24 üyeli Politbürosunda yer alıyor ve Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi Dış İlişkiler Komisyonu Ofisi Direktörlüğü görevini yürütüyor. Iwaya ise Shigeru Ishiba hükümetinde dışişleri bakanlığı yaptığı dönemde, Aralık 2024’te Pekin’i ziyaret etmişti.
Japon heyetinin Pekin’e gelişi, geçen hafta Washington’da Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile ABD Başkanı Donald Trump arasında yapılan zirvenin hemen ardından gerçekleşti. İki lider görüşmede, ülkelerinin İkinci Dünya Savaşı sırasında Japonya’ya karşı kurduğu savaş dönemi ittifakına övgüde bulundu.
Tokyo, Pekin ile Washington arasındaki ilişkilerde istikrar yönünde ortaya çıkan işaretleri kaygıyla izliyor. Bu gelişmelerin ardından Trump ile Japonya Başbakanı Sanae Takaichi arasında cumartesi günü 20 dakikalık bir telefon görüşmesi yapıldı. Trump görüşmede, Washington’daki temasları hakkında Takaichi’ye bilgi verdi.
Iwaya’nın Japonya Uluslararası Ticaretin Teşviki Derneği (JAPIT) Başkanı sıfatıyla gerçekleştirdiği ziyaret, Takaichi’nin geçen yıl Tayvan konusunda yaptığı açıklamalarla başlayan uzun süreli ikili çıkmazın aşılmasına yönelik çabaların bir parçası.
Takaichi, kasım ayında Japon parlamentosunda yaptığı açıklamada, Tayvan’a ilişkin olası bir krizin Japonya açısından “ülkenin varlığını tehdit eden bir durum” oluşturabileceğini ve bunun Tokyo’ya kolektif meşru müdafaa kapsamında karşılık verme imkânı sağlayabileceğini savunmuştu.
Takaichi’nin açıklamalarının yol açtığı siyasi gerilim, Pekin ile Tokyo arasındaki resmi bakanlık düzeyindeki temasların aniden kesilmesine neden oldu.
Japonya ayrıca son yayımladığı savunma beyaz kitabında Çin’i tehdit olarak nitelendirerek, “kapsamlı ulusal gücü büyütme” çağrısı yaptı.
İlişkilerdeki soğukluğun boyutu temmuz ayında bir kez daha görüldü. Japonya Dışişleri Bakanı Toshimitsu Motegi, Manila’da düzenlenen ASEAN bağlantılı toplantıların oturum aralarında Wang ile kısa bir görüşme yaptığını açıkladı. Pekin ise hızla buna karşılık vererek böyle bir temasın gerçekleştiğini kesin bir dille reddetti.
Resmi kanalların tıkanması üzerine Japon iş çevreleri ile parlamenter gruplar, iletişim kanallarını açık tutmak için devreye girdi.
Mevcut JAPIT heyetinin ziyareti aslında haziran ayında yapılacaktı. Ancak örgütün uzun yıllar başkanlığını yürüten eski Dışişleri Bakanı Yohei Kono’nun ölümü nedeniyle ziyaret ertelendi. Kono, geçen yıl benzer bir ticaret heyeti kapsamında Pekin’e gitmiş ve Çin Başbakanı Li Qiang ile görüşmüştü.
Pazartesi günkü görüşmelerde Iwaya da mevcut ilişkilerin “endişe verici” olduğunu kabul etti. Iwaya, JAPIT’in Kono’nun mirasını sürdüreceğini ve ilişkileri Çin-Japonya ilişkilerinin temelini oluşturan dört siyasi belgenin ilkelerine yeniden döndürmek için çalışacağını söyledi.
Bu görüşme, son dönemde Japon iş dünyası ve yasama organı temsilcilerinden oluşan çeşitli heyetlerin Pekin’e gerçekleştirdiği ziyaretlerin devamı niteliğinde.
Çin Dışişleri Bakan Yardımcısı Hua Chunying, haziran ayında dört kişilik geçici bir JAPIT heyetini kabul etmişti. Çin Komünist Partisi Uluslararası İlişkiler Departmanı Başkan Yardımcısı Lu Kang ise ağustos ayı sonunda farklı partilerden genç Japon parlamenterlerden oluşan bir heyetle görüşmüştü.
Eylül ortasında ise Japonya-Çin Dostluk Parlamenterler Birliği’nden genç milletvekillerinden oluşan başka bir heyet, Çin Dışişleri Bakan Yardımcısı Liu Bin tarafından kabul edildi.
Asya
Kuzey Kore’den Batı hava savunmasını zorlayacak yeni taktik

Kuzey Kore, İHA sürüleri, füzeler ve ağır topçu sistemlerini tek bir hedef üzerinde aynı anda deneyerek Batı hava savunma sistemlerini baskı altına almayı hedefleyen yeni saldırı taktikleri geliştirmeye başladı. WSJ’nin aktardığına göre Pyongyang, Ukrayna ve Ortadoğu’daki savaş sahalarından devraldığı yöntemlerle ABD ve müttefiklerinin savunma hatları karşısında çoklu hedefler oluşturmayı amaçlıyor.
Kuzey Kore, insansız hava aracı (İHA) sürüleri ile füzeleri eş zamanlı kullanarak Batı hava savunma sistemlerini aşmayı hedefleyen kitlesel saldırı taktikleri geliştiriyor.
The Wall Street Journal’ın (WSJ) aktardığına göre Pyongyang yönetimi, Ukrayna savaşı ve Ortadoğu’daki çatışmalarda öne çıkan yöntemleri bünyesine katarak ABD ile müttefiklerinin savunma hatları üzerinde baskı oluşturmayı amaçlıyor.
Kuzey Kore devlet medyasından aktarılan bilgilere göre ülke, bu ay ilk kez tek bir hedefi imha etmek üzere saldırı İHA’ları, füzeler, roketler ve uzun menzilli topçu sistemlerinin aynı anda kullanıldığı bir askeri tatbikat icra etti.
Tatbikatta, farklı silah sistemlerinin eş güdüm içinde hareket ederek hedefe “yoğunlaştırılmış ateş” açma kapasitesi test edildi.
Gazete, farklı silahların bir arada kullanıldığı bu tür kitlesel ve kombine saldırıların günümüz savaşlarının temel unsuru haline geldiğini, Rusya ve İran tarafından giderek daha sık uygulandığını vurguluyor.
İran çatışmalarda, ABD ve müttefiklerinin hava savunma ağlarını doyuma ulaştırmak amacıyla balistik füzelerle desteklenen Şahid İHA dalgalarını devreye sokmuştu.
Conflict Armament Research bünyesinde görev yapan askeri uzman Fabian Hinz, farklı türdeki silahların eş zamanlı kullanılmasının hava savunma sistemleri karşısında aynı anda çok sayıda hedef yarattığına dikkat çekiyor.
Öte yandank WSJ, farklı teknik özelliklere sahip mühimmat ve platformları koordine edebilecek gelişmiş entegre sistemler kurmanın gerekliliğine işaret ediyor.
Gazete, modern askeri teknoloji sıkıntısı çeken Kuzey Kore açısından bu düzeyde bir koordinasyonu sağlamanın ek zorluklar barındırdığını belirtiyor.
Kuzey Kore lideri Kim Jong-un yönetiminde yeni silah denemelerini ve askeri tatbikatlarını sürdüren Pyongyang yönetimi, 20 Eylül’de roket birlikleri vasıtasıyla yeni tip bir silahı test etmişti.
Ayrıntıları kamuoyuna açıklanmayan bu silahı Kim, “karşı konulamaz güç” olarak tanımlamıştı. Ülke ordusu daha önce stratejik ve taktik keşif araçlarının yanı sıra “Kumsong” serisi saldırı İHA’larını da içeren kapsamlı insansız hava aracı denemeleri yürütmüştü.
Sürü halindeki İHA taktikleri dünya genelinde birçok ülkenin askeri gündeminde yer alıyor. Sürü teknolojisi, tek bir görevi yerine getirmek üzere eş güdüm halinde hareket eden, gruptaki bazı araçlar kaybedilse dahi geriye kalanların operasyonu sürdürdüğü İHA gruplarını ifade ediyor.
CNN’in kaynakları, İran’ın sürü halinde hareket eden İHA’ları yönetme teknolojisini elde etmiş olabileceğini haziran ayında öne sürmüş, Rusya ve Çin’in benzer teknolojilere sahip olduğunu iddia etmişti.
Rus devlet şirketi Rosteh, Supercam İHA’ları üzerinden araçların birbirleriyle otomatik veri paylaşmasını sağlayan bir teknoloji geliştirdiğini duyurmuştu.
Çinli araştırmacılar ise bağlantı koptuğunda ve görüş açısı daraldığında bile İHA sürüsünün otonom olarak hedef arayıp vurabilmesine imkan tanıyan “HG-STR” adlı algoritmayı tanıttı.
The New York Times ise, kaynaklarına dayandırdığı haberinde ABD Savunma Bakanlığının Rus ve Çin İHA programlarını Amerikan teknolojisine kıyasla daha ileride gördüğünü aktardı.
Avrupa ülkeleri de insansız harp kabiliyetlerini hızlandırıyor. Almanya merkezli Helsing şirketi, Aralık 2025’te HX-2 tipi İHA’yı tanıttı. Welt gazetesinin verilerine göre Ukrayna sahasında test edilen bu hava aracının seri üretimine başlandı.
Asya
Pakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak

Pakistan’a Katar’dan sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) sevkiyatını taşıyan tanker, büyük ölçüde kapalı olan Hürmüz Boğazı’ndan geçti. Bu, İslamabad Mutabakat Zaptı’nın imzalanmasından bu yana boğaz üzerinden yapılan ikinci LNG sevkiyatı olacak.
Batı medyasının aktardığı gemi takip verilerine göre LNG taşıyan tanker, Hürmüz Boğazı’nı geçerek Pakistan’a doğru ilerliyor.
Bloomberg, sevkiyatın Pakistan’ın Tahran ile yürüttüğü görüşmeler ve sağlanan koordinasyon sonucunda mümkün olduğunu bildirdi.
Haberde, “Haziran ayının sonunda Katar’ın Ras Laffan tesisinden LNG yükleyen tanker, hafta sonu boğazdan geçti. Geminin salı gününe kadar Pakistan’daki ithalat terminaline ulaşması bekleniyor” denildi.
Geçiş iki ülke arasında müzakere edildi
Ras Laffan, ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşın ilk döneminde Tahran’ın yoğun biçimde hedef aldığı tesisler arasındaydı. Saldırılar, Katar’ın LNG ihracat kapasitesini ciddi ölçüde etkiledi.
Konuya yakın kaynaklar Bloomberg’e, tankerin Hürmüz Boğazı’ndan geçişinin İran ve Pakistanlı hükümet yetkilileri arasında müzakere edildiğini söyledi.
Pakistan Enerji Bakanlığı ise konu hakkında henüz açıklama yapmadı.
Haber, Katar’ın Hürmüz Boğazı üzerinden yalnızca çok sınırlı miktarda petrol ihraç edebildiğini açıklamasından bir gün sonra geldi.
Hürmüz Boğazı büyük ölçüde kapalı
Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiği büyük ölçüde durdurulmuş durumda. ABD ve müttefikleriyle bağlantılı gemilerin boğaza girişine izin verilmezken son aylarda çok sayıda tanker hedef alınarak ateşe verildi.
Bazı Çin ve Hindistan gemilerinin yanı sıra diğer ülkelere ait kimi gemiler de İran deniz kuvvetleriyle koordinasyon kurarak boğazdan geçebildi.
Tahran, İran donanmasıyla koordinasyon kurmadan ve yapılan uyarıları dikkate almadan boğazdan geçmeye çalışan gemilerin hedef alınabileceğini belirtiyor.
Hürmüz Boğazı, Washington ve Tel Aviv’in şubat ayında İran’a karşı başlattığı savaşın ardından büyük ölçüde deniz trafiğine kapatılmıştı.
İran ve Umman deniz trafiği konusunda anlaştı
İran, haziran ayında imzalanan mutabakat kapsamında Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenliğin ABD müdahalesi olmadan, Umman ile işbirliği içinde yürütülmesini talep ediyor.
Bununla birlikte Tahran, diğer bölge ülkelerinin sürece katılmasını memnuniyetle karşılayacağını defalarca açıkladı.
İranlı yetkililerin son açıklamalarına göre Tahran ile Maskat, deniz trafiğinin yönetimi konusunda anlaşmaya vardı.
İran ve Umman öncülüğünde Arap ülkelerinin katılımıyla düzenlenmesi planlanan zirvede, stratejik su yolundaki trafiğin yeniden başlatılmasına ilişkin nihai bir anlaşmaya varılması hedefleniyordu.
Fakat zirve, Umman’ın taraflar arasında “uzlaşı sağlanamadığını” açıklamasının ardından eylül ayı başında ertelendi.
Tahran, ertelemeden Suudi Arabistan’ı sorumlu tuttu ve Riyad’ın zirvenin ileri bir tarihe bırakılmasını istediğini açıkladı.
Diplomasi2 hafta önceKanada, Birleşik Krallık liderliğindeki askeri koalisyona katılmak istiyor
Asya2 hafta önceÇin yapay zekâ, çipler ve akıllı fabrikalara büyük yatırım yapıyor
Asya2 hafta önceFed’in faiz artışının ardından Çin parasal gevşemeye devam edecek mi?
Asya2 hafta önceHindistan ve Vietnam, ‘Çin artı bir’ rekabetini ticari kazanıma dönüştürmeyi hedefliyor
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi4 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceABD, Yemen ile görüştü iddiası









