Bizi Takip Edin

Asya

Hindistan, Modi ve Epstein bağlantısı üzerine

Yayınlanma

ABD Adalet Bakanlığı tarafından kamuoyuna sunulan belgeler, pedofil fuhuş şebekesi yöneticisi Jeffrey Epstein’in, 2017 yılında Hindistan ile İsrail ilişkilerinin süratle ivme kazandığı bir dönemde, kapalı kapılar ardında oynadığı “nüfuz simsarlığı” rolüne dair detayları ifşa etmiş oldu.

Epstein, Hindistan Başbakanı Narendra Modi’ye yakınlığıyla bilinen Hintli bir milyarder ile eski İsrail Başbakanı Ehud Barak arasında, bir Hint Başbakanı’nın İsrail’e yapacağı ilk ziyaret öncesinde köprü vazifesi gördü. Bu temastan günler sonra, söz konusu milyarder Anil Ambani, Delhi ziyaretinin akabinde Epstein’e haber uçurarak; “Yüksek Makam”ın, Ambani’nin “Jared ve Bannon ile ivedilikle görüşmesi” için Epstein’den yardım talep ettiğini iletmiş ve Modi’nin Trump ile yapacağı müstakbel görüşme hususunda da “destek” rica etti.

Modi’nin 2017’deki o tarihi İsrail ziyareti, bu üç ülke arasında filizlenmekte olan ilişkilerin hız kazanmasına vesile oldu. Ziyaretin ardından Epstein, gönderdiği bir e-postada, Modi’nin “ABD Başkanı’nın menfaati uğruna İsrail’de raks edip şakıdığını” belirterek bu durumu kutlamış.

Hindistan Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada ise şu ifadelere yer verildi: “Sözde Epstein dosyalarından çıkan ve Başbakan ile kendisinin İsrail ziyaretine atıfta bulunan bir e-posta mesajına dair haberleri görmüş bulunuyoruz. Başbakan’ın 2017 Temmuz’undaki resmi İsrail ziyareti bir vakıa olmakla birlikte; e-postadaki diğer imalar, hüküm giymiş bir suçlunun, tiksintiyle reddedilmeyi hak eden süfli hezeyanlarından öte bir anlam taşımamaktadır.”

Gelgelelim, Hindistan hükümetinin değinmediği husus şuydu: Modi’nin yakın çevresindeki isimler, geniş bir diplomatik ve iktisadi yelpazede, Epstein ile “güvenilir bir aracı” sıfatıyla uzun süredir teşrik-i mesai içindeydi.

16 Mart 2017 tarihinde, Narendra Modi’nin BJP (Hindistan Halk Partisi) hükümetiyle sıkı bağları olan Hintli milyarder Anil Ambani, Epstein’e bir mesaj göndererek; “Yüksek Makam”ın, Hint Başbakanı’nın yaklaşmakta olan resmi ziyareti öncesinde, Donald Trump’ın yakın çevresindeki kıdemli figürlerle irtibat kurmak adına yardımını talep ettiğini bildirdi.

Ambani, Epstein’e şu mesajı yazdı: “Selam. Delhi’deydim. Yüksek Makam, Jared ve Bannon ile ivedilikle görüşmem hususunda yardımınızı arzuluyor. Lütfen yol gösterin. Başbakan’ın Donald ile görüşmek üzere Mayıs ayında DC’ye gitmesi muhtemel. Bu konuda da destek lazım.” Epstein ve Ambani, akabinde görüşmek üzere bir zaman belirlediler. Birkaç mesaj sonra Ambani, “Her zamanki gibi teşekkürler” yazdı. Epstein’in cevabı kısaydı: “Komik.”

Takip eden aylarda, Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin gerçekleştirdiği iki kritik resmi ziyaret -ilki Trump ile ilk buluşması, ikincisi ise görevdeki bir Hint Başbakanı’nın İsrail’e yaptığı ilk seyahat- Hindistan-İsrail ilişkilerinin seyrini değiştirecekti.

Adalet Bakanlığı’nın Epstein ile ilgili yayımladığı yeni belge yığınına göre; Epstein, bu üç ülke arasındaki pazarlık süreçlerinde doğrudan bir aracı rolü üstlenmişti.

Temmuz 2017’de Narendra Modi, İsrail’e resmi ziyarette bulunan ilk Hint Başbakanı olarak tarihe geçti. Bu hamle, Arap ülkelerine ve Filistin davasına duyulan “saygı” gereği İsrail ile ilişkileri on yıllardır büyük ölçüde gizli kapaklı yürüten Hint dış politikasından net bir kopuş anlamına geliyordu.

Bu seyahat, bölgede siyasi değişim rüzgarlarının sert estiği bir döneme denk düştü. Haftalar evvel Modi, Washington’da ABD Başkanı Donald Trump ile ilk kez bir araya gelmişti; o sıralarda Trump, ABD’nin İsrail ve Körfez’deki Arap rejimleriyle bağlarını derinleştiriyor, Hindistan ise Çin’i çevrelemeye yönelik ABD Hint-Pasifik stratejisi için kilit bir ortak olarak kendini konumlandırmaya çalışıyordu.

Modi’nin Tel Aviv’e gerçekleştirdiği ve İsrailli liderlerle alışılmadık derecede samimi şahsi diyaloglara sahne olan bu ziyareti, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Bu durum, Hindistan’ın bilhassa savunma, teknoloji ve istihbarat işbirliği alanlarında ABD-İsrail-Hindistan stratejik mihverini alenen benimsediğinin sarih bir işareti olarak okundu.

Bu esnada, ziyaret öncesinde Hint, İsrail ve ABD elitleri arasında “bağlayıcı doku” vazifesi gören Epstein’in, gelişmeleri yakından takip ettiğini e-postalar gösteriyor.

Modi’nin tarihi İsrail ziyaretini tamamladığı 6 Temmuz 2017 tarihinde, keyfi yerinde olan Epstein; Katar eski Başbakanı Hamad bin Casim bin Cabir es-Sani ile bağlantılı olduğu geçmiş haberlerde belirtilen ve e-postalarda Jabor Y. olarak tanımlanan bir şahsa şunları yazdı: “Hindistan Başbakanı Modi tavsiyeyi dinledi; ABD Başkanı’nın menfaati uğruna İsrail’de raks edip şakıdı. Birkaç hafta önce görüşmüşlerdi… İŞE YARADI. !”

Aynı gün Epstein, İsrail’de derin yatırımları bulunan Ambani’ye de şu mesajı attı: “Sizin adamların performansı hem zekiceydi hem de iyi icra edildi. İyi iş.”

Dalai Lama’nın Epstein’ın evinde ne işi vardı?

Aslına bakılırsa Epstein; BJP elitiyle yakın bağları olan iş insanı Ambani ile düzenli irtibat halindeydi. E-postalar, iki adamın toplantılar ayarladığını, siyasi gelişmeleri tartıştığını ve ABD’deki muhtemel siyasi atamaların etkilerini değerlendirdiğini gösteriyor.

2017 ziyaretine giden aylarda Epstein, Ambani’ye, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak’ın iletişim bilgilerini e-posta ile gönderdiğini yazdı. 5 Mart’ta Epstein, ikili arasında bir görüşme ayarlamayı teklif etti. 11 Mart’ta ise Epstein, Ambani’ye, Barak’ın Hintli iş adamıyla görüşmek üzere Paris’e uçacağını bildirdi.

Ambani, dönemin Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande ile yiyeceği akşam yemeği sebebiyle Barak ile Paris’teki planlı görüşmeyi ertelemek zorunda kalacağını ilettiğinde, Epstein cevap yazdı: “Ehud görüşmek için uçuyordu. Onu iptal edeyim mi?”

Ambani cevapladı: “İptal et.”

9 Mart’ta Epstein, Ambani ile NATO Genel Sekreteri arasında hususi bir akşam yemeği organize etmeyi de teklif etti. “Şayet NATO’nun başı ile baş başa bir akşam yemeği istersen organize ederim ama ben katılmam” diye mesaj attı.

12 Mart’ta Epstein, Ambani’ye şu mesajı geçti: “Büyükelçinize söyledim, bu mesele şu an öncelikli değil. Bu hafta Suudilerle görüşme var.” Ambani yanıtladı: “Tamam, teşekkürler.”

14 Mart’ta Epstein, Ambani’ye tekrar mesaj atarak, Hyatt Otelleri’nin milyarder yönetim kurulu başkanı Tom Pritzker ile tanışması gerektiğini, zira onun “aileden biri” olduğunu söyledi. Epstein ayrıca Pritzker’in, Washington D.C.’deki Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nin (CSIS) başkanı olduğunu ekledi.

Epstein şöyle devam etti: “Nisan ayı keyifli geçecek. 5 Mayıs’ta Dışişleri Bakanları için organize ettiğim akşam yemeğinde o da (Pritzker) bulunacak; BM büyükelçilerinin çoğu orada olacak. (Sen de davetlisin). Sana davetli listesini göndereceğim, kimin yanına oturmak istediğini söyle. Sonrasında Himalayalar’a yürüyüşe (trekking) gidiyor… Ona sizin tanışmanız gerektiğini söyledim.”

Ambani, “Tamam. Listeyi bekliyorum” diye yanıtladı.

Birkaç gün sonra Epstein, Pritzker’in Ambani için “bir görüşmeye değeceğini” tekrar vurguladı ve ikisini irtibatladı.

16 Mart’ta, Ambani’nin “Yüksek Makam”ın Bannon ve Kushner ile görüşmek için Epstein’den yardım istediği talebine cevaben; Epstein, Ambani’nin bunun yerine Tom Barrack ile görüşmesini önerdi. Trump’ın dostu olduğu bildirilen Barrack, yemin töreni komitesinin başkanlığını yapmıştı ve halihazırda Türkiye Büyükelçisi olarak görev yapıyor.

Epstein şöyle yazdı: “Steve ve Jared günde 15 kişiyle görüşüyor. Çoğu, takibi yapılmayan ayaküstü tanışmalar… Hariciye (Dışişleri Bakanlığı) personeli sayıca çok yetersiz. MBS’nin (Muhammed bin Selman) görüşmesini ayarlamak vakit aldı ve esasen zaman kaybıydı… İstedikleri sadece bir fotoğraf karesiydi (photo-op)… Anlamlı bir netice için henüz erken… Sen Tom Barrack ile görüşmelisin.”

Epstein, Barrack ile Hintli milyarder arasında bir görüşme ayarlamak için Barrack’a e-posta attı: “Hindistan’dan Anil Ambani, Nisan’ın ilk haftası New York’a geliyor, keyif alacağını düşünüyorum” diye yazdı.

Dakikalar sonra Epstein, Ambani’ye durumu bildirdi: “Tom Barrack (ABD’nin şimdiki Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi) Salı ve Çarşamba Palm Beach’te benimle.” Ambani cevap verdi: “İyi eğlenceler.”

29 Mart’ta Epstein, Ambani’ye o yaz gerçekleşecek Modi-Trump görüşmesine “İsrail stratejisinin” damga vuracağını söyledi.

O dönemde Hintli milyarderin İsrail’de ciddi ticari menfaatleri bulunuyordu. Bir önceki yıl, şirketi Reliance Defence Ltd., İsrail devletine ait savunma şirketi Rafael Advanced Defense Systems Ltd. ile on yıllık süreçte 10 milyar dolar değerinde havadan havaya füze ve hava savunma sistemleri üretmek üzere bir ortak girişime imza atmıştı.

Daha 2007 yılında cinsel suçlardan hüküm giymiş ve kayıtlı cinsel suçlular listesine girmiş olan Epstein, kendisiyle girdiği ilişkiler esnasında Ambani’nin, Epstein’in kamuoyundaki imajından endişe duyup duymadığı konusunda kaygılı görünüyordu.

Modi’nin seyahati 4 Temmuz 2017’de İsrail’de başladığında, Epstein Ambani’yi teskin etti: “Şayet benim ‘Google’ sonuçlarım bir endişe kaynağı ise, kalabalık bir bakanlar grubu bu algıyı körletir.”

Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan diğer yazışmalar, Epstein’in ziyaretten önceki yıllarda Silikon Vadisi ile BJP hükümeti arasında bir bağ kurulmasında da rol oynadığını gösteriyor. Haziran 2014’te, Modi iktidara geldikten bir ay sonra, Epstein New York’taki konutunda; Ehud Barak, Larry Summers ve o yıl partiye katılan kıdemli BJP lideri Hardeep Singh Puri’nin katıldığı, daha önce raporlanmamış bir toplantıya ev sahipliği yaptı.

O yılın Ekim ayında Epstein, Puri’ye e-posta atarak LinkedIn kurucu ortağı Reid Hoffman ile görüşmesinin gerçekleşip gerçekleşmediğini sordu. Puri, görüşme için San Francisco’da olduğunu belirterek ekledi: “Sen, aziz dostum, iş bitiricisin. Bir tavsiyen var mı?” Epstein, Puri’nin Hoffman’ı nasıl ikna etmesi gerektiğine dair, Hindistan’a bir gezi organize etme ve çeşitli sektörlerden isimlerle tanıştırma teklifleri de dahil olmak üzere bir yol haritası çizdi.

Aralık 2014’te Puri, Epstein’e tekrar yazdı: “Egzotik adandan döndüğünde lütfen haber ver” diyerek, “Hindistan’a ilgi uyandırmak” maksadıyla kitaplarla uğramak istediğini ekledi.

Aynı dönemde Epstein, Pritzker ile Hindistan’ı ziyaret etme konusunda da yazışıyordu. “Hindistan’ı beraber yapalım mı, Jaitley ve Modi” diye sordu Epstein; yeni seçilen başbakan ve maliye bakanını kastederek. Pritzker’in cevabı manidardı: “Sen Hindistan’dan NEFRET edeceksin. Bense senin vereceğin tepkilerle eğleneceğim.”

Epstein, İsrail, Hindistan ve ABD arasında gelişmesine önayak olduğu bağlardan duyduğu memnuniyeti ifade ediyordu.

Modi’nin İsrail ziyareti sona erdikten iki gün sonra, eski Harvard Rektörü ve Hazine Bakanı Larry Summers, Epstein’e Trump’ın Hillary Clinton’dan daha iyi bir başkan olup olmadığı konusundaki fikrinin değişip değişmediğini sordu.

Epstein olumlu yanıt verdi: “Evet, kesinlikle. Hindistan-İsrail meselesi mesela; muazzam ve tamamen onun eseri.”

Epstein e-postalarına kenar notları

Asya

Çin yapay zekada yetenek sunumundan üretim altyapısını açmaya geçiyor

Yayınlanma

Çinli yapay zeka girişimi DeepSeek, büyük dil modellerinde bilgi işlem maliyetlerini ve güç tüketimini düşürmek amacıyla geliştirdiği DeepInfer çıkarım altyapısını açık kaynak olarak kullanıma sundu. Sistem çatısı altındaki tek bir küme günde 155 trilyon belirteç işlerken, hem NVIDIA hem de Huawei donanımlarında çalışabiliyor.

Çinli yapay zeka girişimi DeepSeek, geniş ölçekli çıkarım süreçlerinde işlem gücü maliyetlerini ve enerji tüketimini azaltmak amacıyla geliştirdiği kurum içi çıkarım altyapısı DeepInfer’ı açık kaynak olarak paylaştı.

Salı günü WeChat hesabı üzerinden yapılan açıklamaya göre bu adım, yazılım geliştiricilerin ve işletmelerin yüksek hacimli yapay zeka operasyonlarında veri işleme hızını artırmalarını ve gecikme sürelerini düşürmelerini hedefliyor.

İsmi belirtilmeyen Çinli bir uzman, Global Times gazetesine verdiği demeçte, açık kaynaklı modellerden açık kaynaklı çıkarım altyapılarına geçişin önemli bir dönüşüme işaret ettiğini söyledi.

Uzmana göre Çinli teknoloji şirketleri “yetenekleri erişime açma” aşamasından “üretkenliği erişime açma” evresine geçiyor; bu da kurulum maliyetlerini düşürerek öncü modellerin sağlık, eğitim ve üretim gibi alanlarda pratik uygulamalara dönüşmesini kolaylaştırıyor.

DeepSeek, model eğitiminin yapay zekanın öğrenme süreci, çıkarımın ise bu bilginin insanlar için somut bir faydaya dönüştüğü aşama olduğunu belirtti.

Günümüzde geleneksel sınırları aşan devasa kullanıcı talepleri karşısında çıkarım altyapıları geniş bilgi işlem kümelerini koordine edip yönetirken, bu sistemlerin verimliliği doğrudan yapay zeka hizmetlerinin elektrik tüketimini ve işlem maliyetini belirliyor.

DeepInfer, yüksek performanslı çekirdekleri derinlemesine optimize edilmiş çıkarım motoruyla bir araya getiriyor.

Dağıtık çıkarım, tahmine dayalı kod çözme ve yapılandırılmış çıktı gibi özellikleri destekleyen sistem, hem NVIDIA hem de Huawei Ascend donanımları üzerinde çalışıyor.

Girişim, DeepInfer üzerinde inşa ettiği mimariyle DeepSeek V4.1 Flash modeli için yüksek işlem hacmine sahip ve düşük gecikmeli çıkarım hizmetlerini devreye aldı. Sistemdeki tek bir küme şu anda günde 155 trilyon belirteç (token) işliyor.

Şirket ayrıca ana akım büyük dil modeli arayüz protokolleri ile model belirteç dizileri arasında hızlı ve hatasız dönüşüm sağlayan üretim sınıfı deepseek-recipe bileşenini de açık kaynak haline getirdi.

Bu bileşenin işlem mantığı doğrudan resmi DeepSeek API mimarisiyle bütünüyle uyumlu çalışıyor ve üçüncü taraf kurulumların resmi sistemle tamamen aynı biçimde işlemesini sağlıyor.

DeepSeek mühendisi: “Gelecek ya komünizm olacak ya Cyberpunk”

Teknoloji ve Strateji Araştırma Enstitüsü Başkan Yardımcısı Chen Jing, Global Times gazetesine yaptığı açıklamada, DeepSeek’in modelleri geniş ölçekte sunma konusundaki mühendislik deneyimini paylaştığını ifade etti. Chen, bu adımın diğer geliştiricilerin yetenekleri daha düşük maliyet, daha yüksek hız ve istikrarlı bir deneyimle sunmalarına katkı verdiğini belirtti.

Daha önce büyük dil modellerini de açık kaynak olarak paylaşan şirketin attığı adımı değerlendiren Chen, “Daha önce paylaşılan ‘beyin’di; bu kez paylaşılan ise ‘montaj hattı, güç kaynağı ve kullanım kılavuzu’ oldu” dedi.

Uzman, açık kaynaklı modellerin küresel çapta yeniden üretim ve araştırma yapma eşiğini düşürdüğünü, açık kaynaklı çıkarım altyapısının ise kurulum maliyetlerini, enerji kullanımını ve gecikmeyi azaltarak süreci bir adım ileri taşıdığını kaydetti.

Çin’in geliştirdiği açık kaynaklı modeller, küresel yapay zeka inovasyon ekosisteminde belirleyici bir yer ediniyor.

Hugging Face raporuna göre Çin merkezli Moonshot AI’ın Kimi, Zhipu’nun GLM ve Alibaba’nın Qwen serisi modelleri, zeka endeksinde dünya genelinde ilk yedi arasına girerken ABD’deki kapalı kaynaklı öncü sistemlerle aradaki farkı istikrarlı biçimde kapatıyor.

Raporda, Çin’de aylık olarak yayımlanan modellerin parametre tavanının 754 milyar ile 2,78 trilyon arasında değiştiği belirtiliyor.

Kimi K3, sahip olduğu 2,78 trilyon parametreyle dünyanın en büyük açık kaynaklı modeli haline gelirken hem zeka hem de kodlama endeksinde küresel düzeyde ilk sırada yer alıyor.

Çin yönetimi, teknolojik liderlik yarışının ötesinde, yapay zekanın sunduğu kalkınma kazanımlarını paylaşmayı ve teknolojinin daha geniş kitleler ile işletmeler tarafından yaşam standartlarını yükseltmek amacıyla kullanılmasını hedeflediğini vurguluyor.

DeepSeek de yayımladığı metnin sonunda hedeflerini özetlerken, “Tamamen açık kaynaklı modeller, operatör kütüphaneleri ve çıkarım altyapılarıyla, yakın gelecekte dünya çapındaki yapay zeka hizmetlerinin kapsam ve kalitesinde eşi görülmemiş bir genişleme görmeyi; bu hizmetlerin daha adil, şeffaf ve güvenilir hale gelmesini bekliyoruz” değerlendirmesini yaptı.

Yatırımcılar DeepSeek payı için yüksek komisyonları göze alıyor

Okumaya Devam Et

Asya

Japonya konut spekülasyonunu önlemek için kısa vadeli satışları kısıtlayacak

Yayınlanma

Japonya’da iktidardaki Liberal Demokrat Parti, büyük kentlerde artan konut fiyatlarını dizginlemek amacıyla mülklerin kısa vadeli alım satımına yönelik sınırlamaları gündemine aldı. Tokyo’da ortalama daire fiyatı yıllık yüzde 18,5 artışla 137,84 milyon yene çıkarken yıllık ortalama geliri 6,78 milyon yende kalan kent sakinleri için mülk edinmek zorlaştı.

Japonya’da iktidardaki Liberal Demokrat Parti (LDP), Tokyo başta olmak üzere büyük kentlerde hızla yükselen konut fiyatlarını dizginlemek için mülklerin kısa vadeli alım satımına sınırlama getirmeyi planlıyor.

Başbakan Sanae Takaichi liderliğindeki parti, önümüzdeki yılın nisan ayında yapılacak yerel seçimler öncesinde çalışan kesime yönelik desteği temel gündem maddesi yapmayı hedefliyor.

LDP’nin konut ve arsa politikaları araştırma komisyonu, konuyu ele almak üzere çarşamba günü toplandı.

Nikkei Asia gazetesinin haberine göre Komisyon Başkanı ve LDP Milletvekili Midori Matsushima, toplantının açılışında “Tokyo’nun 23 bölgesinde yeni inşa edilen dairelerin fiyatları son on yılda ikiye katlandı. Bu konutlarda oturmak isteyen insanların ev alabilmesini sağlayacak önlemler üzerinde çalışmalıyız” dedi.

Başkentte ev sahibi olmak geniş kesimler için neredeyse imkansız hale geldi. Gayrimenkul İktisat Enstitüsü verilerine göre, Tokyo’nun 23 bölgesinde yeni bir dairenin ortalama satış fiyatı 2025 mali yılında bir önceki yıla kıyasla yüzde 18,5 artarak 137,84 milyon yene (yaklaşık 872 bin dolar) ulaştı.

Çalışma Bakanlığı istatistikleri ise başkentte tam zamanlı çalışan bir kişinin ortalama yıllık gelirinin 2025 mali yılında 6,78 milyon yen seviyesinde kaldığını gösteriyor. Gelir ile konut fiyatları arasındaki bu uçurum, siyasetin önceliklerini de doğrudan etkiliyor.

LDP, şubat ayındaki Temsilciler Meclisi seçim kampanyasında Tokyo metropolü ve diğer bölgelerdeki spekülatif işlemleri dizginleme taahhüdü vermişti. Parti bünyesinde yabancılara yönelik politikalar üzerine çalışan bir proje ekibi de bu ayın başlarında hükümete konut fiyatlarındaki artışa karşı acil vergi düzenlemeleri getirilmesi çağrısı yapan bir tavsiye metni sundu.

Mevcut mevzuatta, satın alındıktan sonra beş yıl içinde elden çıkarılan konutlardan elde edilen kazançlar “kısa vadeli sermaye kazancı” sayılıyor. Bu gelirler, gelir vergisi ve yerel ikamet vergisi dahil olmak üzere yüzde 40’a yakın oranda vergilendiriliyor.

Beş yıldan uzun süre elde tutulan gayrimenkullere uygulanan yaklaşık yüzde 20’lik “uzun vadeli sermaye kazancı” vergisinin iki katı olan bu oran, bazı parti üyelerine göre spekülasyonu engellemeye yetmiyor. Düzenlemenin sertleştirilmesi talepleri, LDP’nin koalisyon ortağı Japonya İnovasyon Partisi ile aralık ayında hazırlayacağı yıllık vergi reformu çerçevesinde ele alınabilir.

İktidar kanadı, yerel meclis üyelerinin görev süresinin dolacağı Tokyo’nun 22 bölgesi dahil birçok kent merkezinde nisan ayında sandık başına gidecek seçmenlerin karşısına somut bir konut vaadiyle çıkmak istiyor.

Üst düzey bir LDP yetkilisi, “Genellikle ev alma aşamasına gelmiş çocuklu aileleri desteklememiz gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

Muhalefet partileri de yalnızca ev almayı planlayanları değil, artan konut fiyatları nedeniyle kiralık evlere yönelen ve kiraların tırmanmasından etkilenen kesimleri hedefleyen alternatif öneriler hazırlıyor.

Yabancı alıcı sınırlamaları yerine vergi adımları öne çıkıyor

Konut krizine çözüm arayan birçok ülke yabancı alıcılara doğrudan kısıtlamalar getirdi. Güney Kore’de Devlet Başkanı Lee Jae Myung’un gerileyen kamuoyu desteğinde gayrimenkul politikaları önemli rol oynadı.

Seul yönetimi, Ağustos 2025’te yabancıların başkent ve çevresinden konut almasını izne bağladı; ayrıca alıcılara bu evlerde en az iki yıl ikamet etme zorunluluğu getirdi.

Kanada ve Avustralya yabancıların konut alımına geçici yasaklar koyarken, Singapur yabancı alıcılardan yüzde 60 oranında ek damga vergisi tahsil ediyor.

Japonya’da da yabancı yatırımcıların gayrimenkul piyasasındaki rolü şubat seçimlerinde tartışma konusu oldu. Doğrudan yabancıları hedef alan kısıtlamaların uluslararası ticaret ve hizmet anlaşmalarıyla çelişebileceği değerlendiriliyor.

Hükümet bu nedenle alıcıların uyruğuna göre kısıtlama getirmek yerine, kısa vadeli el değiştirmeler gibi spekülatif gayrimenkul işlemlerine yönelik vergi tedbirlerini tartışıyor.

Sert piyasa tedbirlerinin bölgesel bankaları sarsmasından endişe ediliyor

Fiyatları aşağı çekmeye yönelik sert adımların ülke ekonomisine zarar verebileceğine dair kaygılar da dile getiriliyor.

LDP’nin kıdemli bir vergi yetkilisi, arsa fiyatlarındaki sert bir düşüşün yerel finans kuruluşlarını zayıflatabileceğini belirterek “Bölgesel bankalar üzerindeki etkileri değerlendirmeliyiz” uyarısı yaptı.

Gayrimenkul sektörü, Japon bankalarının toplam kredi hacminin yaklaşık yüzde 18’ini oluşturuyor. Bu oran, Japonya’nın 1980’lerin ortasından sonuna kadar yaşadığı balon ekonomisi dönemindeki yüzde 10’luk seviyenin oldukça üzerinde seyrediyor.

Bazı bölgesel bankaların toplam kredi dağıtımında gayrimenkulün payı neredeyse yarıya yaklaşıyor.

Finansal Hizmetler Kurumunun Mart 2025 verilerine göre, bölgesel bankaların gayrimenkul sektörüne verdiği kredilerin yaklaşık dörtte biri doğrudan Tokyo’nun beş merkez bölgesinde toplanmış durumda.

Takaichi hükümetinin yüksek kamuoyu desteğinde, borsa endekslerindeki artışın da katkısıyla yükselen varlık değerleri etkili oldu. Piyasayı soğutacak gayrimenkul adımlarının hisse senedi fiyatlarını gerileterek hükümetin desteğini zedeleyebileceği öne sürülüyor.

LDP araştırma komisyonunun kıdemli bir yetkilisi, fiyat artışlarını kontrol altına almaya dönük adımların kapsamı ve zamanlaması konusunda karar vericilerin dikkatli davranması gerektiğini vurguladı.

Okumaya Devam Et

Asya

“Öldü” demişlerdi: Kore lideri Kim Jong-un, ailesiyle sergide görüntülendi

Yayınlanma

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, komaya girdiği ve Çin’de tedavi gördüğü yönündeki iddiaların ardından eşi ve kızıyla bir sergide görüntülendi. Devlet medyası fotoğrafları paylaşırken, Pyongyang yönetimi Seul’ün tıbbi yardım teklifini siyasi provokasyon olarak nitelendirerek geri çevirdi.

Kuzey Kore devlet medyası, ülke lideri Kim Jong-un’un sağlık sorunları yaşadığı yönündeki haberlerin ardından yeni fotoğraflarını yayımladı.

Kore Merkezi Haber Ajansı’nın aktardığına göre Kim Jong-un, 19 Ekim’de hafif sanayi işletmelerinin düzenlediği giyim ve ayakkabı sergisini gezdi.

Yayımlanan fotoğraflarda Kuzey Kore lideri, sergilenen ürünleri eşi Ri Sol-ju ve kızı Kim Ju-ae ile birlikte inceliyor.

İngiliz basını koma ve tedavi iddialarını gündeme getirdi

Fotoğrafların paylaşılması öncesinde, yalan haberleriyle malul İngiliz tabloid gazetesi The Sun, doğrulanmamış bilgilere dayandırarak Kim Jong-un’un beyin kanaması geçirdiğini öne sürdü.

Gazete, liderin komaya girdiğini ve tedavi amacıyla Çin’e götürüldüğünü yazdı.

Haberde ayrıca Kim Jong-un’un ölümü halinde iktidarın, 13 yaşındaki kızı Kim Ju-ae ülkeyi yönetecek yaşa gelene kadar geçici olarak kız kardeşi Kim Yo-jong’a geçebileceği savunuldu.

Füze denemeleri ve insani yardım gerilimi sürüyor

Fotoğrafların paylaşıldığı dönemde Pyongyang yönetiminin askeri faaliyetleri de devam ediyor. Kuzey Kore, 14 Ekim’de Japon Denizi sularında denizaltıdan fırlatılan iki tip stratejik seyir füzesini test etti.

Diğer yandan Kore İşçi Partisi Merkez Komitesi Daire Başkanı Kim Yo-jong, Seul yönetiminin insani yardım kapsamında göndermeyi planladığı tıbbi malzemeleri kabul etmeyeceklerini açıkladı.

Kim Yo-jong, Seul’ün insani yardım planlarını siyasi provokasyon ve egemenlik ihlali olarak nitelendirdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English