Bizi Takip Edin

Asya

Hindistan, Modi ve Epstein bağlantısı üzerine

Yayınlanma

ABD Adalet Bakanlığı tarafından kamuoyuna sunulan belgeler, pedofil fuhuş şebekesi yöneticisi Jeffrey Epstein’in, 2017 yılında Hindistan ile İsrail ilişkilerinin süratle ivme kazandığı bir dönemde, kapalı kapılar ardında oynadığı “nüfuz simsarlığı” rolüne dair detayları ifşa etmiş oldu.

Epstein, Hindistan Başbakanı Narendra Modi’ye yakınlığıyla bilinen Hintli bir milyarder ile eski İsrail Başbakanı Ehud Barak arasında, bir Hint Başbakanı’nın İsrail’e yapacağı ilk ziyaret öncesinde köprü vazifesi gördü. Bu temastan günler sonra, söz konusu milyarder Anil Ambani, Delhi ziyaretinin akabinde Epstein’e haber uçurarak; “Yüksek Makam”ın, Ambani’nin “Jared ve Bannon ile ivedilikle görüşmesi” için Epstein’den yardım talep ettiğini iletmiş ve Modi’nin Trump ile yapacağı müstakbel görüşme hususunda da “destek” rica etti.

Modi’nin 2017’deki o tarihi İsrail ziyareti, bu üç ülke arasında filizlenmekte olan ilişkilerin hız kazanmasına vesile oldu. Ziyaretin ardından Epstein, gönderdiği bir e-postada, Modi’nin “ABD Başkanı’nın menfaati uğruna İsrail’de raks edip şakıdığını” belirterek bu durumu kutlamış.

Hindistan Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada ise şu ifadelere yer verildi: “Sözde Epstein dosyalarından çıkan ve Başbakan ile kendisinin İsrail ziyaretine atıfta bulunan bir e-posta mesajına dair haberleri görmüş bulunuyoruz. Başbakan’ın 2017 Temmuz’undaki resmi İsrail ziyareti bir vakıa olmakla birlikte; e-postadaki diğer imalar, hüküm giymiş bir suçlunun, tiksintiyle reddedilmeyi hak eden süfli hezeyanlarından öte bir anlam taşımamaktadır.”

Gelgelelim, Hindistan hükümetinin değinmediği husus şuydu: Modi’nin yakın çevresindeki isimler, geniş bir diplomatik ve iktisadi yelpazede, Epstein ile “güvenilir bir aracı” sıfatıyla uzun süredir teşrik-i mesai içindeydi.

16 Mart 2017 tarihinde, Narendra Modi’nin BJP (Hindistan Halk Partisi) hükümetiyle sıkı bağları olan Hintli milyarder Anil Ambani, Epstein’e bir mesaj göndererek; “Yüksek Makam”ın, Hint Başbakanı’nın yaklaşmakta olan resmi ziyareti öncesinde, Donald Trump’ın yakın çevresindeki kıdemli figürlerle irtibat kurmak adına yardımını talep ettiğini bildirdi.

Ambani, Epstein’e şu mesajı yazdı: “Selam. Delhi’deydim. Yüksek Makam, Jared ve Bannon ile ivedilikle görüşmem hususunda yardımınızı arzuluyor. Lütfen yol gösterin. Başbakan’ın Donald ile görüşmek üzere Mayıs ayında DC’ye gitmesi muhtemel. Bu konuda da destek lazım.” Epstein ve Ambani, akabinde görüşmek üzere bir zaman belirlediler. Birkaç mesaj sonra Ambani, “Her zamanki gibi teşekkürler” yazdı. Epstein’in cevabı kısaydı: “Komik.”

Takip eden aylarda, Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin gerçekleştirdiği iki kritik resmi ziyaret -ilki Trump ile ilk buluşması, ikincisi ise görevdeki bir Hint Başbakanı’nın İsrail’e yaptığı ilk seyahat- Hindistan-İsrail ilişkilerinin seyrini değiştirecekti.

Adalet Bakanlığı’nın Epstein ile ilgili yayımladığı yeni belge yığınına göre; Epstein, bu üç ülke arasındaki pazarlık süreçlerinde doğrudan bir aracı rolü üstlenmişti.

Temmuz 2017’de Narendra Modi, İsrail’e resmi ziyarette bulunan ilk Hint Başbakanı olarak tarihe geçti. Bu hamle, Arap ülkelerine ve Filistin davasına duyulan “saygı” gereği İsrail ile ilişkileri on yıllardır büyük ölçüde gizli kapaklı yürüten Hint dış politikasından net bir kopuş anlamına geliyordu.

Bu seyahat, bölgede siyasi değişim rüzgarlarının sert estiği bir döneme denk düştü. Haftalar evvel Modi, Washington’da ABD Başkanı Donald Trump ile ilk kez bir araya gelmişti; o sıralarda Trump, ABD’nin İsrail ve Körfez’deki Arap rejimleriyle bağlarını derinleştiriyor, Hindistan ise Çin’i çevrelemeye yönelik ABD Hint-Pasifik stratejisi için kilit bir ortak olarak kendini konumlandırmaya çalışıyordu.

Modi’nin Tel Aviv’e gerçekleştirdiği ve İsrailli liderlerle alışılmadık derecede samimi şahsi diyaloglara sahne olan bu ziyareti, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Bu durum, Hindistan’ın bilhassa savunma, teknoloji ve istihbarat işbirliği alanlarında ABD-İsrail-Hindistan stratejik mihverini alenen benimsediğinin sarih bir işareti olarak okundu.

Bu esnada, ziyaret öncesinde Hint, İsrail ve ABD elitleri arasında “bağlayıcı doku” vazifesi gören Epstein’in, gelişmeleri yakından takip ettiğini e-postalar gösteriyor.

Modi’nin tarihi İsrail ziyaretini tamamladığı 6 Temmuz 2017 tarihinde, keyfi yerinde olan Epstein; Katar eski Başbakanı Hamad bin Casim bin Cabir es-Sani ile bağlantılı olduğu geçmiş haberlerde belirtilen ve e-postalarda Jabor Y. olarak tanımlanan bir şahsa şunları yazdı: “Hindistan Başbakanı Modi tavsiyeyi dinledi; ABD Başkanı’nın menfaati uğruna İsrail’de raks edip şakıdı. Birkaç hafta önce görüşmüşlerdi… İŞE YARADI. !”

Aynı gün Epstein, İsrail’de derin yatırımları bulunan Ambani’ye de şu mesajı attı: “Sizin adamların performansı hem zekiceydi hem de iyi icra edildi. İyi iş.”

Dalai Lama’nın Epstein’ın evinde ne işi vardı?

Aslına bakılırsa Epstein; BJP elitiyle yakın bağları olan iş insanı Ambani ile düzenli irtibat halindeydi. E-postalar, iki adamın toplantılar ayarladığını, siyasi gelişmeleri tartıştığını ve ABD’deki muhtemel siyasi atamaların etkilerini değerlendirdiğini gösteriyor.

2017 ziyaretine giden aylarda Epstein, Ambani’ye, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak’ın iletişim bilgilerini e-posta ile gönderdiğini yazdı. 5 Mart’ta Epstein, ikili arasında bir görüşme ayarlamayı teklif etti. 11 Mart’ta ise Epstein, Ambani’ye, Barak’ın Hintli iş adamıyla görüşmek üzere Paris’e uçacağını bildirdi.

Ambani, dönemin Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande ile yiyeceği akşam yemeği sebebiyle Barak ile Paris’teki planlı görüşmeyi ertelemek zorunda kalacağını ilettiğinde, Epstein cevap yazdı: “Ehud görüşmek için uçuyordu. Onu iptal edeyim mi?”

Ambani cevapladı: “İptal et.”

9 Mart’ta Epstein, Ambani ile NATO Genel Sekreteri arasında hususi bir akşam yemeği organize etmeyi de teklif etti. “Şayet NATO’nun başı ile baş başa bir akşam yemeği istersen organize ederim ama ben katılmam” diye mesaj attı.

12 Mart’ta Epstein, Ambani’ye şu mesajı geçti: “Büyükelçinize söyledim, bu mesele şu an öncelikli değil. Bu hafta Suudilerle görüşme var.” Ambani yanıtladı: “Tamam, teşekkürler.”

14 Mart’ta Epstein, Ambani’ye tekrar mesaj atarak, Hyatt Otelleri’nin milyarder yönetim kurulu başkanı Tom Pritzker ile tanışması gerektiğini, zira onun “aileden biri” olduğunu söyledi. Epstein ayrıca Pritzker’in, Washington D.C.’deki Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nin (CSIS) başkanı olduğunu ekledi.

Epstein şöyle devam etti: “Nisan ayı keyifli geçecek. 5 Mayıs’ta Dışişleri Bakanları için organize ettiğim akşam yemeğinde o da (Pritzker) bulunacak; BM büyükelçilerinin çoğu orada olacak. (Sen de davetlisin). Sana davetli listesini göndereceğim, kimin yanına oturmak istediğini söyle. Sonrasında Himalayalar’a yürüyüşe (trekking) gidiyor… Ona sizin tanışmanız gerektiğini söyledim.”

Ambani, “Tamam. Listeyi bekliyorum” diye yanıtladı.

Birkaç gün sonra Epstein, Pritzker’in Ambani için “bir görüşmeye değeceğini” tekrar vurguladı ve ikisini irtibatladı.

16 Mart’ta, Ambani’nin “Yüksek Makam”ın Bannon ve Kushner ile görüşmek için Epstein’den yardım istediği talebine cevaben; Epstein, Ambani’nin bunun yerine Tom Barrack ile görüşmesini önerdi. Trump’ın dostu olduğu bildirilen Barrack, yemin töreni komitesinin başkanlığını yapmıştı ve halihazırda Türkiye Büyükelçisi olarak görev yapıyor.

Epstein şöyle yazdı: “Steve ve Jared günde 15 kişiyle görüşüyor. Çoğu, takibi yapılmayan ayaküstü tanışmalar… Hariciye (Dışişleri Bakanlığı) personeli sayıca çok yetersiz. MBS’nin (Muhammed bin Selman) görüşmesini ayarlamak vakit aldı ve esasen zaman kaybıydı… İstedikleri sadece bir fotoğraf karesiydi (photo-op)… Anlamlı bir netice için henüz erken… Sen Tom Barrack ile görüşmelisin.”

Epstein, Barrack ile Hintli milyarder arasında bir görüşme ayarlamak için Barrack’a e-posta attı: “Hindistan’dan Anil Ambani, Nisan’ın ilk haftası New York’a geliyor, keyif alacağını düşünüyorum” diye yazdı.

Dakikalar sonra Epstein, Ambani’ye durumu bildirdi: “Tom Barrack (ABD’nin şimdiki Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi) Salı ve Çarşamba Palm Beach’te benimle.” Ambani cevap verdi: “İyi eğlenceler.”

29 Mart’ta Epstein, Ambani’ye o yaz gerçekleşecek Modi-Trump görüşmesine “İsrail stratejisinin” damga vuracağını söyledi.

O dönemde Hintli milyarderin İsrail’de ciddi ticari menfaatleri bulunuyordu. Bir önceki yıl, şirketi Reliance Defence Ltd., İsrail devletine ait savunma şirketi Rafael Advanced Defense Systems Ltd. ile on yıllık süreçte 10 milyar dolar değerinde havadan havaya füze ve hava savunma sistemleri üretmek üzere bir ortak girişime imza atmıştı.

Daha 2007 yılında cinsel suçlardan hüküm giymiş ve kayıtlı cinsel suçlular listesine girmiş olan Epstein, kendisiyle girdiği ilişkiler esnasında Ambani’nin, Epstein’in kamuoyundaki imajından endişe duyup duymadığı konusunda kaygılı görünüyordu.

Modi’nin seyahati 4 Temmuz 2017’de İsrail’de başladığında, Epstein Ambani’yi teskin etti: “Şayet benim ‘Google’ sonuçlarım bir endişe kaynağı ise, kalabalık bir bakanlar grubu bu algıyı körletir.”

Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan diğer yazışmalar, Epstein’in ziyaretten önceki yıllarda Silikon Vadisi ile BJP hükümeti arasında bir bağ kurulmasında da rol oynadığını gösteriyor. Haziran 2014’te, Modi iktidara geldikten bir ay sonra, Epstein New York’taki konutunda; Ehud Barak, Larry Summers ve o yıl partiye katılan kıdemli BJP lideri Hardeep Singh Puri’nin katıldığı, daha önce raporlanmamış bir toplantıya ev sahipliği yaptı.

O yılın Ekim ayında Epstein, Puri’ye e-posta atarak LinkedIn kurucu ortağı Reid Hoffman ile görüşmesinin gerçekleşip gerçekleşmediğini sordu. Puri, görüşme için San Francisco’da olduğunu belirterek ekledi: “Sen, aziz dostum, iş bitiricisin. Bir tavsiyen var mı?” Epstein, Puri’nin Hoffman’ı nasıl ikna etmesi gerektiğine dair, Hindistan’a bir gezi organize etme ve çeşitli sektörlerden isimlerle tanıştırma teklifleri de dahil olmak üzere bir yol haritası çizdi.

Aralık 2014’te Puri, Epstein’e tekrar yazdı: “Egzotik adandan döndüğünde lütfen haber ver” diyerek, “Hindistan’a ilgi uyandırmak” maksadıyla kitaplarla uğramak istediğini ekledi.

Aynı dönemde Epstein, Pritzker ile Hindistan’ı ziyaret etme konusunda da yazışıyordu. “Hindistan’ı beraber yapalım mı, Jaitley ve Modi” diye sordu Epstein; yeni seçilen başbakan ve maliye bakanını kastederek. Pritzker’in cevabı manidardı: “Sen Hindistan’dan NEFRET edeceksin. Bense senin vereceğin tepkilerle eğleneceğim.”

Epstein, İsrail, Hindistan ve ABD arasında gelişmesine önayak olduğu bağlardan duyduğu memnuniyeti ifade ediyordu.

Modi’nin İsrail ziyareti sona erdikten iki gün sonra, eski Harvard Rektörü ve Hazine Bakanı Larry Summers, Epstein’e Trump’ın Hillary Clinton’dan daha iyi bir başkan olup olmadığı konusundaki fikrinin değişip değişmediğini sordu.

Epstein olumlu yanıt verdi: “Evet, kesinlikle. Hindistan-İsrail meselesi mesela; muazzam ve tamamen onun eseri.”

Epstein e-postalarına kenar notları

Asya

“Hamam böceği” protestolarının başarısı Modi hükümetine yönelik eleştirileri güçlendirdi

Yayınlanma

Hindistan’da Modi hükümeti yeni meydan okumalarla karşı karşıya. İktidardaki BJP’nin etanol katkılı yakıtı zorunlu tutmasına karşı çıkanlar, öğrencilerin öncülük ettiği hareketten esinlenerek yeni bir kampanya başlattı.

Hindistan’da gençlerin öncülük ettiği ve büyük yankı uyandıran protestoların yankısı devam ediyor.

Yeni kurulan Cockroach Janta Party (CJP-Hamam Böceği Halk Partisi), yalnızca 36 gün içinde sınav sistemindeki aksaklıklara karşı yüz binlerce öğrenciyi harekete geçirdi. Hareket, Başbakan Narendra Modi’yi nadir görülen bir geri adım atmaya zorladı ve Eğitim Bakanı Dharmendra Pradhan’ın istifasını sağladı.

Hindistan’da protestoların yıllarca büyük ölçüde görmezden gelindiği veya bastırıldığı, Modi’nin ise siyasi söyleme hâkim olduğu bir dönemin ardından CJP’nin hükümeti geri adım atmaya zorlaması, şimdiden benzer bir protesto hareketine ilham verdi. Analistler, başka hareketlerin de ortaya çıkmasını bekliyor.

Modi hükümeti benzine etanol karıştırılması nedeniyle tepkiyle karşı karşıya

Adını yüzde 20 etanol içeren yeni yakıt karışımından alan E20 Janta Party, pazar günü sosyal medya platformu X’te ortaya çıkmasının ardından 24 saat içinde 34 bin takipçiye ulaştı. Hareket, daha fazla yakıt tüketimine yol açacağı ve eski motorlara zarar vereceği yönündeki endişelere rağmen hükümetin bu yakıtı ülke genelinde zorunlu tutmasına yönelik kamuoyu tepkisinden yararlanmayı hedefliyor.

CJP gibi E20 Janta Party de hükümet politikasının değiştirilmesini istiyor. Hareket, tüm akaryakıt istasyonlarında uygun fiyatla yüzde 100 benzin seçeneği sunulmasını ve ilgili bakanın istifa etmesini talep ediyor.

E20 Janta Party, X’teki profilinde kendisini “Halkın Sesi” olarak tanımlıyor ve adalet, şeffaflık, hesap verebilirlik ile “halkın hakları” çağrısında bulunuyor.

Hint siyaset bilimci ve Princeton Üniversitesi öğretim görevlisi Pratap Bhanu Mehta, gençlerin yürüttüğü “hamam böceği” kampanyasının, “devletten taleplerde bulunmanın yeni bir yoluna ilişkin model” sunduğunu ve başkalarına da ilham vereceğini söyledi.

Mehta, “Bu E20 Janta Party’nin ne kadar ivme kazanacağını bilmiyorum ancak bu, tam da bu tür hareketlere bir örnek. İnsanlar taleplerini resmî kurumsal kanallar üzerinden dile getirebileceklerine şüpheyle yaklaşıyor. Bu nedenle ne zaman önemli bir talep ortaya çıksa, bir kamuoyu protesto hareketi oluşturma girişimi de olacaktır” dedi.

E20 kampanyası, oğulları etanol üreten bir aile şirketi işleten Modi hükümetinin Ulaştırma Bakanı Nitin Gadkari’yi hedef alıyor. Gadkari herhangi bir çıkar çatışması bulunduğunu reddetti ve oğullarının Hindistan’daki etanol pazarının yüzde 0,5’inden daha azına sahip olduğunu söyledi.

Yeni etanol karışımına açıkça karşı çıkan siyasi analist Tehseen Poonawalla, cuma günü Gadkari’nin evine yönelik bir “otomobilli yürüyüş” çağrısında bulundu. Delhi’deki taksi şoförleri de geçen hafta yakıt meselesi nedeniyle 4 Ağustos’ta parlamentoya yürüyeceklerini duyurdu.

CJP liderleri, hükümeti taviz vermeye zorlayan başarılarının ardından hareketi yeniden yapılandırırken yakıt protestolarını destekleyip desteklemeyeceklerini henüz değerlendirmedi. Hükümetin verdiği tavizler arasında sınav sisteminin yeniden düzenlenmesi ve Hindistan’ın ulusal tıp fakültesi giriş sınavının iptal edilmesinin ardından intihar eden öğrencilerin ailelerine tazminat ödenmesi sözü de bulunuyor.

Ancak CJP’nin başsözcüsü ve hükümetle yürütülen görüşmelerde yer alan isimlerden Saurav Das, “Hükümet artık uyanmalı ve gerçeği görmeli” dedi.

Das, “İnsanlar artık hiçbir tartışma, görüşme veya müzakere yapılmadan politika ve yasaların kendilerine dayatılmasını kabul etmeyecek” ifadelerini kullandı.

Etanol katkılı yakıt politikasına yönelik öfke, CJP’nin hükümetle anlaşmaya varmasından bir gün sonra, pazar günü Mumbai’de de ortaya çıktı. Hindistan’ın finans merkezinde binlerce kişi Pradhan’ın istifasını kutlamak için bir araya geldi.

Mitinge katılan Hindistan Öğrenciler Federasyonu Mumbai Başkanı Aamir Kazi, protestocular arasında etanol katkılı yakıtın zorunlu tutulmasına karşı bir muhalefet bulunduğunu ve hükümetin eğitim politikasına karşı “mücadelenin devam ettiğini” söyledi.

Kazi, başka gösteriler planlanıp planlanmadığı sorusuna, “Bunun üzerinde çalışıyoruz” yanıtını verdi.

BJP, 2024’te parlamentodaki çoğunluğunu kaybetmesini fazla önemsememiş, art arda eyalet seçimlerini kazanmış ve muhalefet milletvekillerini saf değiştirmeye ikna etmişti.

Eleştirmenler, iktidar partisinin son on yılda gücünü artırmasıyla birlikte mahkemeler, seçim kurumu ve ana akım medya gibi kurumların giderek BJP’nin iradesine boyun eğdiğini ve muhalefet alanını daralttığını savunuyor.

Hindistan’daki gençlik hareketleri üzerine çalışan London School of Economics Profesörü Shakuntala Banaji, “Yalnızca Delhi’de değil, farklı yerlerde benzer meseleler etrafında başka hareketler de yükseliyor” dedi.

Banaji, E20 yakıt protestolarının da yayılabileceğini belirterek, “Çünkü insanlar, özellikle orta sınıf BJP seçmenlerini ve onların çocuklarını doğrudan etkileyen meselelerin kamuoyunda gerçekten karşılık bulduğunu fark etti” ifadelerini kullandı.

Öğrenci protestoları, özellikle kendi çocukları da gösterilere katılan BJP üyeleri arasında huzursuzluğa yol açtı.

Kamuoyunda geniş yankı uyandıran bir olayda, ülkenin kuzeydoğusundaki Assam eyaletinde BJP öncülüğündeki hükümette görev yapan bir bakanın kızı, sosyal medyada yayımlanan videolarda bir CJP protestosu sırasında Modi’ye öfkesini dile getirirken görüldü.

Bazı BJP üyeleri, çoğunlukla barışçıl geçen gösterilerde öğrenci protestocuların polis tarafından dövülmesi ve göz yaşartıcı gaza maruz bırakılması karşısında yaşadıkları şaşkınlığı özel görüşmelerde dile getirdi.

Muhalefetteki Aam Aadmi Party’nin öğrenci kanadından Eeshna Gupta, CJP kampanyasının Hindistan’da “kültürü değiştirdiğini” söyledi.

Gupta, “Bu hareket, Z kuşağının siyasi olamayacağı veya sesini yükseltemeyeceği yönündeki klişeyi ortadan kaldırdı” dedi.

“Hareket başladığında bile insanlar bizi ciddi biçimde küçümsüyordu” diyen Gupta, “Benim kişisel görüşüm, bu hareketin burada sona ermeyeceği yönünde” ifadelerini kullandı.

CJP sözcüsü Das ise durumu şöyle özetledi:

“Bir sonraki genel seçime kadar önümüzdeki üç yıl boyunca Modi hükümetinin insanları dinlemeye başlaması kendi açısından daha iyi olur.”

Okumaya Devam Et

Asya

Çin, ileri düzey çip üretimi açısından kritik önemedeki yerli litografi makinelerinin seri üretimine başladı

Yayınlanma

Çin, tamamen yerli immersion DUV çip üretim makinelerinin seri üretimine başladı.

Konu hakkında bilgi sahibi bir kaynağın Reuters’a aktardığına göre Çin, ileri düzey çip üretimi açısından kritik öneme sahip, tamamen yerli imkânlarla geliştirilen immersion derin ultraviyole (DUV) litografi makinelerinin seri üretimine başladı. Bu gelişme, Pekin’in yabancı teknolojilere bağımlılığını azaltma çabalarında önemli bir ilerlemeye işaret ediyor.

Kaynak, konunun hassasiyeti nedeniyle adının açıklanmaması koşuluyla, üretim çalışmalarına kamuoyunda pek tanınmayan Çinli devlet şirketi Shanghai Aishengna Electronic Technology Group’un öncülük ettiğini söyledi. Şirketin, Çin’in önde gelen litografi girişimlerinin ekiplerini bünyesine kattığı belirtildi.

Bu gelişme, Devlet Başkanı Xi Jinping’in en önemli önceliklerinden biri olan Çin’in ülke çapındaki yarı iletkenlerde kendi kendine yeterlilik girişimi açısından bir başarı niteliği taşıyor.

DUV litografi sistemleri, uzun süredir ASML’nin hakim olduğu, çip üretiminin temel teknolojilerinden biri olarak kabul ediliyor. Ancak bunun Hollandalı tedarikçi ASML açısından kısa vadede ticari bir tehdit oluşturması beklenmiyor.

Teknoloji sektörüne odaklanan haber kuruluşu The Information, Çin’in bu teknolojiyi geliştirdiğini ilk kez pazartesi günü duyurmuştu. Haberde, Şanghay merkezli ve adı açıklanmayan devlet destekli bir şirketin makinelerin üretimine başladığı, bu yıl yaklaşık beş, 2027’de ise yaklaşık 20 makine üretmeyi planladığı belirtilmişti.

Kaynağa göre Aishengna’nın DUV makinesinin daha fazla teste tabi tutulması gerekiyor ve sistem, Hollandalı şirketin rakip modellerinin performansına ulaşmaktan hâlâ oldukça uzak.

Bununla birlikte makinelerin başarıyla devreye alınması, Batılı hükümetlerin yabancı litografi ekipmanlarının ihracatına veya bakım hizmetlerine yönelik kısıtlamaları daha da artırması halinde Çinli çip üreticilerine alternatif bir ekipman kaynağı sağlayacak.

The Information’ın konu hakkında bilgi sahibi iki kişiye dayandırdığı haberine göre Çin yapımı DUV makinelerinin bu yıl ülkenin önde gelen çip üreticileri Semiconductor Manufacturing International Corp (SMIC), Hua Hong Semiconductor ve bellek çipi üreticisi ChangXin Memory Technologies’e (CXMT) teslim edilmesi bekleniyor.

Immersion DUV makinelerinde, projeksiyon merceği ile silikon plaka arasına bir su tabakası yerleştiriliyor. Böylece geleneksel kuru sistemlere kıyasla daha küçük devre desenleri basılabiliyor.

Bu makineler geniş bir çip yelpazesinin üretiminde kullanılıyor. Aynı katmanın tekrar tekrar pozlanmasını gerektiren çoklu desenleme yöntemi sayesinde daha ileri düzey yarı iletkenlerin üretiminde de kullanılabiliyor.

The Information’ın pazartesi günü yayımladığı haberin ardından yüzde 8 düşen ASML hisseleri, salı günü TSİ 12.06 itibarıyla yüzde 1,6 geriledi. Hisselerin performansı Avrupa’daki diğer çip sektörü şirketleriyle paralel seyrederken, Avrupa genelindeki STOXX 600 endeksinin gerisinde kaldı.

Aishengna, Şanghay sermayesi ve teknolojisiyle destekleniyor

Kurumsal kayıtlara göre Aishengna, Ağustos 2023’te 7 milyar yuan, yani yaklaşık 1 milyar dolar kayıtlı sermayeyle kuruldu. Şirketin yalnızca iki devlet kuruluşuna ait hissedarı bulunuyor: Shanghai Electric Holding ve Shanghai International Trust’ın bir iştiraki.

İnternet sitesi bulunmayan ve faaliyetleri hakkında kamuoyuna herhangi bir açıklama yapmayan şirketle ilgili çok az şey biliniyor. Kaynak, Aishengna’nın geçen yıl bir DUV prototipini test etmeye başlayan litografi girişimi Yuliangsheng ile Shanghai Micro Electronics Equipment’ın (SMEE) ekiplerini bünyesine kattığını söyledi.

Huawei destekli ekipman üreticisi SiCarrier’ın iştiraki olan Yuliangsheng ile SMEE, Pekin’in yarı iletkenlerde kendi kendine yeterlilik çalışmalarında önemli roller üstleniyor.

ASML’ye yetişme arayışı

ABD, Çin’in ASML’nin en gelişmiş aşırı ultraviyole (EUV) litografi sistemlerini satın almasını engelliyor. Hollanda’nın uyguladığı ihracat kontrolleri de Çin’in bazı gelişmiş DUV makinelerine erişimini kısıtlıyor.

Pekin kendi kendine yeterlilik politikasını ilerletmeye çalışsa da Çin, ASML açısından önemli bir gelir kaynağı olmayı sürdürüyor. Çin, yılın ilk yarısında Hollandalı şirketin net satışlarının yaklaşık yüzde 16’sını oluşturdu. Çinli çip üreticileri, gelişmiş EUV sistemlerini satın alamamalarına rağmen daha düşük teknolojili DUV makinelerini yoğun biçimde tedarik etmeye devam ediyor.

Reuters, aralık ayında kaynaklara dayandırdığı haberinde Çin’in dünyanın en gelişmiş çiplerinin üretiminde kilit rol oynayan bir EUV sisteminin prototipini geliştirmeyi başardığını bildirmişti. Ancak sistemin seri üretime geçmesine hâlâ yıllar olduğu belirtilmişti.

Okumaya Devam Et

Asya

Tayvan çip kaçakçılığı soruşturmasında Nvidia çalışanını tutukladı

Yayınlanma

Tayvan’da savcılar, ABD’li teknoloji devi Nvidia’nın ürettiği yapay zeka çiplerinin Çin’e kaçırılmasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında bir şirket çalışanını tutukladı. Keelung Bölge Savcılığı, zanlının evine ve iş yerine yapılan baskınların ardından Ceza Kanunu uyarınca ticari belgede sahtecilik suçlamasıyla tutuklandığını bildirdi. Soruşturmada tutuklu sayısı, Super Micro Computer ve Albatron Technology çalışanlarının da aralarında bulunduğu yedi kişiye ulaştı.

Tayvan’daki savcılar, ABD’li teknoloji devi Nvidia’ya ait yapay zeka çiplerinin Çin’e kaçırılmasına yönelik yürütülen soruşturma çerçevesinde bir Nvidia çalışanını tutukladı.

Konuya vakıf bir kaynak salı günü AFP’ye yaptığı açıklamada, söz konusu çalışanın soruşturmanın parçası olarak gözaltına alındığını aktardı.

Keelung Bölge Savcılığı tarafından yapılan açıklamada, ismi belirtilmeyen zanlının, müfettişlerin 24 Temmuz’da evine ve iş yerine gerçekleştirdiği baskınların ardından tutuklandığı bildirildi.

Açıklamada Nvidia şirketinin adına yer verilmezken, şüphelinin “Ceza Kanunu kapsamında ticari belgelerde sahtecilik” suçlamasıyla soruşturulduğu kaydedildi.

ABD, sektör lideri Nvidia tarafından tasarlanan ve yapay zeka sistemlerini çalıştırmak için kullanılan en gelişmiş silikon çiplerin Çin’e ihracatını kısıtlıyor.

Resmi yetkililer mayıs ayında yaptıkları açıklamada, Nasdaq’ta işlem gören Super Micro Computer tarafından üretilen ve gelişmiş Nvidia çipleri içeren “üst düzey” yapay zeka sunucularının ABD ihracat kontrollerini ihlal ederek Çin, Makao ve Hong Kong’a gönderilmesini incelediklerini duyurmuştu.

AFP’ye konuşan kaynak, “Bu Nvidia çalışanı, müfettişlerin Super Micro’yu hedef alan önceki arama dalgasının ardından ilgili kanıtları analiz etmesiyle olaya karışan bir kişi olarak tespit edildi” dedi.

Ajansa bir Nvidia sözcüsü de “kaçakçılığın kabul edilemez bir durum olduğunu” söyledi. Sözcü şöyle konuştu:

“Ürünlerimizi öncelikle, tüm satışların ABD ihracat kontrol kurallarına uygunluğunu sağlamamıza yardımcı olan orijinal ekipman üreticileri (OEM) de dahil olmak üzere tanınmış ortaklara satıyoruz. Nispeten küçük ihracatçılar ve sevkiyatlar bile kürenin her iki tarafında kapsamlı inceleme ve denetime tabidir; yönü değiştirilen hiçbir ürün hizmet, destek veya güncelleme alamaz.”

Çin, teknoloji şirketlerinin Nvidia’nın yapay zeka çiplerini satın almasını yasakladı

Savcılar, tutuklanan kişinin “suçları işlediğine dair güçlü şüphe bulunduğunu, kaçma, delilleri karartma, suç ortakları veya tanıklarla işbirliği yapma riski taşıdığını” belirtti.

Yürütülen geniş kapsamlı soruşturmada, Nvidia çalışanıyla birlikte Super Micro Computer şirketinden iki kişi ve Tayvan borsa listesindeki Albatron Technology şirketinden bir kişi dahil olmak üzere toplam yedi kişi tutuklu bulunuyor.

Zanlılar, Super Micro tarafından üretilen yaklaşık 50 sunucuyu Çin’e sevk etmek amacıyla belgelerde sahtecilik yapmakla suçlanıyor.

Daha önce AFP’ye isminin açıklanmaması kaydıyla konuşan bir yetkili, sunucuların bir kısmının Tayvan gümrüğünden geçtiğini ve Japonya üzerinden Çin’e gönderildiğini bildirdi.

Tayvanlı savcılar, mevcut dosyanın ABD ve Singapur’daki Super Micro Computer çalışanlarını içeren başka bir Nvidia çip kaçakçılığı vakasıyla bağlantılı olup olmadığını söylemek için henüz erken olduğunu ifade etti.

Soruşturmaların uluslararası ayağında Singapur polisi, yapay zeka çiplerinin yasa dışı transferi iddiasıyla bağlantılı dolandırıcılık soruşturmaları kapsamında bu ay 40 milyon dolardan fazla değere sahip lüks bir malikaneye el koydu.

Mart ayında gizliliği kaldırılan bir ABD iddianamesi ise şirket çalışanlarının, ihracat kontrollerini ihlal ederek Nvidia yapay zeka çiplerini Çin’e yönlendirmek suretiyle milyarlarca dolar haksız kazanç elde ettiklerini ortaya koymuştu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English