Diplomasi
Dalai Lama’nın Epstein’ın evinde ne işi vardı?

Geçtiğimiz sene Daily Beast podcast’inde gazeteciler Joanna Coles ve Michael Wolff, Wolff’un Jeffrey Epstein’in Manhattan’daki malikanesini ziyareti esnasında karşılaştığı ünlü simaların listesini sırayla döküverdiler. Zikredilen isimler; zengin, muktedir ve sapkın erkeklerden mürekkep, birçoğu “Jeffrey’nin Dostları” olarak tanınan bir “eşraf geçidi”ydi. Fakat bu listenin içinde bir isim, fevkalade olağan dışı duruşuyla göze batıyordu: Dalai Lama.
Coles da aynı kanaatte olacak ki Wolff’a sordu: “Sahi, Jeffrey Epstein’in evinde Dalai Lama ile gerçekten karşılaştın mı?”
Wolff, “Elbette” diye yanıtladı.
Dalai Lama’nın orada bulunma sebebi sorulduğunda Wolff, pek çok kişinin Epstein’in etrafında pervane olmasının sebebinin ondan para sızdırmak olduğunu belirtti. Üstelik bu üst sınıf, salon vari ortamın cezbedici, karşı konulmaz bir yanı da vardı: Wolff, “Her daim müstesna bir atmosferdi” diyordu.
Wolff, Epstein’in evinde vakit geçirmeye 2014 yılında başladığını ifade etti. Bu tarih, o meşhur sübyancının, cinsel suçlamalar karşısında son derece lehimde bir savcılık anlaşmasıyla [1] kurtulmasından altı yıl sonrasına tekabül ediyordu. Ki vaktiyle eski Bölge Savcısı Alex Acosta, bu anlaşmanın gerekçesini şöyle izah etmişti: “Bana Epstein’in ‘istihbarata ait olduğu’ ve bu işin peşini bırakmam söylendi.” O dönemde Epstein hakkında muhtemel bir kitap üzerinde çalışan Wolff, artık hayatta olmayan bu cinsel suçlunun varlıklı sosyal muhitine erişim hakkı kazanmıştı. Epstein daha sonraları, Wolff’un Başkan Donald Trump hakkındaki çok satan kitapları için de mühim bir kaynak haline gelecekti.
Michael Wolff hakkında kalem oynatmak, onun güvenilirliğinin muhtelif düşmanları ve ekran yüzleri tarafından sorgulandığına dair bir “ihtiyat kaydı” düşmeyi zorunlu kılar. Wolff, sanatını çok üst düzeyde icra eden bir dedikodu simsarırıdır; haklarında bir kitap yayımlayana dek, etraflarında ünlü bir gazeteci dolaşmasından hoşnutluk duyan tekinsiz politikacılar ve oligarklarla düşüp kalkar. Wolff, pek çok gazetecinin adım dahi atamadığı o mermer döşeli salonlara girmeyi başarır; bu sebeple yorumları, dikkate şayandır.
Bunu bir kenara bırakırsak, Dalai Lama’nın, pedofil fuhuş şebekesi yöneticisi Jeffrey Epstein’in evinde neden bulunmuş olabileceğini bakalım. İnsanlar Epstein ile genellikle iki sebeple hemhal olurlardı: Seks ve para. Wolff, bu vakada sebebin ikincisi olduğunu ima etti. Acaba Dalai Lama yahut onunla iltisaklı bir kuruluş, Epstein’den bir bağış mı almıştı?
Tibetli ruhani lider 2009 yılında, lideri Keith Raniere’in 2019’da yedi ayrı suçtan hüküm giyip 120 yıl hapse mahkûm edildiği istismarcı seks tarikatı NXIVM [2] için düzenlenen bir etkinlikte konuşmuştu. 2009’daki bu zuhuru esnasında Dalai Lama bir konuşma yapmış ve Raniere’in omuzlarına törensel bir Tibet şalı (Khata) yerleştirmişti. Bu gayretleri karşılığında Dalai Lama’nın 1 milyon dolar aldığı rivayet edildi. Anlaşma, kız kardeşi Clare ile birlikte Raniere ve NXIVM’e en az 150 milyon dolar akıtan milyarder mirasçı Sara Bronfman tarafından bağlanmıştı. Sara Bronfman’ın, bilahare yolsuzluk sebebiyle görevden el çektirilecek olan Lama’nın şahsi barış elçisi Lama Tenzin Dhonden ile bir gönül ilişkisi yaşadığı iddia edilmişti.
Bir çocuk seks ticareti şebekesi işlettiğine dair delillere rağmen, Epstein’in servetinin kaynağı hiçbir zaman layıkıyla izah edilemedi. Onunla vakit geçirenler, ne iş yaptığını bilmediklerini ve aslında pek az “hakiki” iş yapıyor gibi göründüğünü söylemişlerdir. Nedendir bilinmez, milyarderler Jeffrey Epstein’e devasa meblağlar vermekten haz alırdı. Les Wexner, Epstein’e on milyonlarca doların yanı sıra -ki sonradan Epstein’in kendisinden 46 milyon doları zimmetine geçirdiğini söyleyecektir- New York’un en kıymetli konutlarından birini verdi. Hakkında tecavüz suçlamasıyla davalar açılan Leon Black ise “vergi danışmanlığı” adı altında Epstein’e 158 milyon dolar ödedi.
Epstein bir borsacı olarak her ne idiyse -bazen denizaşırı ülkelerde mahsur kalmış varlıkları geri kazanan bir “finansal kelle avcısı” olarak tasvir edilirdi- parayı dünya çapında dolaştırma konusunda pek mahirdi. Ve JPMorgan Chase ile Deutsche Bank aleyhine açılan ve dokuz haneli tazminatlarla sonuçlanan mağdur davalarının da gösterdiği üzere, “uysal” bankacıların yardımına mazhardı. Senatör Ron Wyden yakın zamanda, Hazine Bakanlığı’nın elinde, bankaların 1,5 milyar doları aşan Epstein iltisaklı finansal hareketliliğe göz yumduğuna dair belgeler bulunduğunu ve bu belgelerin açıklanması gerektiğini ifade etti. Leon Black’in vergilerine dair uzun soluklu bir soruşturmayı yürüten Wyden, Black’in Epstein’e yaptığı ödemelerin de IRS (Amerikan Gelir İdaresi) tarafından incelenmesi gerektiğini belirtti.
Hülasa, Epstein’in parasının nereden geldiği, nereye gittiği ve hangi gayelere hizmet ettiğine dair bilmediğimiz çok şey var. Ancak para izini gittiği yere kadar sürmek; Epstein’in şebekesi, onun işleyiş tarzı ve ona kimlerin yol verdiği hakkında bize bir şeyler fısıldayabilir. Ve bazen, tek bir 50 bin dolarlık ödeme bile o karanlık dehlize ışık sızdıran bir menfez açabilir.
MIT’nin Epstein ile ilişkisine dair 2020 tarihli resmi raporda, Goodwin Procter hukuk bürosundan iki ortak, “MIT tarafından alınan tüm bağışları; ister bizzat Epstein tarafından (şahsen veya vakıfları aracılığıyla), isterse Epstein’in talimatıyla üçüncü şahıslar tarafından yapılmış olsun” mercek altına aldı. Rapor, 15 yıllık bir süre zarfında Epstein’in, fizik profesörü Seth Lloyd’a ve o dönem Joi Ito’nun başında bulunduğu MIT Medya Laboratuvarı’na toplamda 850 bin dolar bağışladığını tespit etti. Michael Wolff, Joi Ito’nun da Epstein’in evindeki o meşhur toplantılara katılan seçkin misafirlerden biri olduğunu zikretmişti.
Rapor, idari izne ayrıldıktan sonra tekrar ders vermesine müsaade edilen Lloyd’un, şahsi banka hesabına Epstein’den gelen transferleri kabul ettiğini ve bağışların kaynağını gizlemeye çalıştığını iddia ediyor. Benzer şekilde, MIT yetkililerinin de Epstein’in Medya Laboratuvarı’na yaptığı bağışları ve kampüs ziyaretlerini hasıraltı etmeye çalıştığı söyleniyor.
Rapor, MIT personeli ile Epstein arasında üniversite haricinde gelişen ilişkileri incelemiyor. Yazarlar, Epstein’in vekilleri aracılığıyla gelmiş olabilecek bağışlara baktıklarını yazsalar da, bu soruşturmanın ne kadar derinleştiği veya derinleşmesine ne kadar müsaade edildiği meçhul. Eski MIT Medya Laboratuvarı direktörü Joi Ito, kendi risk sermayesi şirketi için Epstein’den en az 1,2 milyon dolar almıştı ki bu husus MIT raporunda ancak bir dipnotta kendine yer bulabilmiştir.
MIT Medya Laboratuvarı, milyarder teknoloji baronları, bilim insanları, yazarlar, hükümet yetkilileri, politikacılar ve TED konuşması yapan STK tiplerinden oluşan yörüngesindeki network ile bir üniversite kuruluşu için fevkalade yüksek bir profile sahipti. Bu durum, Medya Laboratuvarı direktörü Joi Ito’yu, prestij düşkünü Epstein için mühim bir irtibat noktası kılıyordu. MIT raporuna göre ikili sıkı temas halindeydi; hatta Ito bir keresinde, “Epstein kurbanlarının açtığı bir hukuk davasına ilişkin yayımlanan bir dizi makalenin ardından ‘kötü basını nasıl yumuşatabileceği’ hususunda (Epstein ile) strateji geliştiriyordu.” New York Times ve MacArthur Vakfı’nın yönetim kurullarında yer alan Ito, üniversite için Epstein’den mükerrer defalar daha fazla para talep etti. MIT müfettişleri, bu yüklü para taleplerinin karşılık bulmadığını iddia ettiler:
Epstein, görünürde hayırseverlik kisvesi altındaki bağışları; iyilik kazanmak, akademisyenlerin entelektüel prestijini ödünç almak veya normalde izin verilmeyen yerlere para aktarmak için kullandı. MIT raporu, Epstein’in, üniversiteye alarm zillerini çaldırmadan bağış yapıp yapamayacağını görmek için Profesör Lloyd’u (profesörün de iştirakiyle) nasıl kullandığını tarif ediyor.
Yıllar içinde MIT, birtakım Budist ve Tibet inisiyatiflerine ve organizasyonlarına ev sahipliği yaptı. Bunların pek çoğu, 2002’den beri MIT’de çalışan ve Dalai Lama’nın müridi olan Muhterem Tenzin Priyadarshi tarafından yönetilmiştir. 2009’da MIT, “Dalai Lama Etik ve Dönüştürücü Değerler Merkezi” adında “partiler üstü, işbirlikçi bir düşün-ve-yap kuruluşu” tesis etti. En büyük bağışçılarından biri, kısmen Dalai Lama Vakfı tarafından finanse edilen Prajnopaya Vakfı’dır. Küresel bir insani yardım kuruluşu olan Prajnopaya Vakfı, eğitim odaklı Prajnopaya Enstitüsü’nden ayrı olmakla birlikte onunla yakından ilintilidir. Massachusetts’te aynı adresi ve aynı direktörü paylaşırlar: Tenzin Priyadarshi.
Kasım 2013’te, Epstein’i Ito ile ilk tanıştıran Linda Stone, Ito’ya Epstein’in bağışlarını maskelemek için bir 501(c)(3) kuruluşunun kullanılabileceğini öneren bir e-posta gönderdi; gerçi “ifşa sorunları olabilir” diye de eklemişti. MIT raporuna göre Ito bu fikri MIT’nin Geliştirme Başkan Yardımcısı’na götürdü.
2017’de, Education Advance adındaki kâr amacı gütmeyen bir kuruluş, MIT’deki Prajnopaya Enstitüsü’ne 50 bin dolar bağışladı. IRS kayıtlarına göre, bu bağışın parası, aynı yıl Education Advance’e 55 bin dolar veren “J Epstein Virgin Islands FD Inc” adlı bir yapıdan gelmişti. Education Advance, 2017’de ilaveten 1500 dolar daha gelir elde etti ki bu yıl, kuruluşun faaliyette olduğu yegâne yıl gibi görünüyor. IRS dosyalarında başka hiçbir bağış veya fon dağıtımı raporlanmaması, Education Advance’in sırf Prajnopaya Enstitüsü bağışı için “özel olarak imal edildiğini” düşündürüyor. 2017’den sonra Education Advance bir daha Form 990 beyannamesi vermedi, bu da kâr amacı gütmeyen statüsünün iptaline yol açtı.
Education Advance, 2022’de bir Fransız hapishanesinde ölen, tecavüz ve insan kaçakçılığıyla suçlanan Epstein suç ortağı Jean-Luc Brunel tarafından yönetilen modellik ajansı MC2 için çalışan Rus model Svetlana Pozhidaeva’nın gözetimindeydi. Education Advance, Epstein’e ait bir Manhattan binasına kayıtlıydı. Epstein’in evinden çıkarken fotoğraflanan Pozhidaeva, onunla aynı avukatı da paylaşıyordu: Halihazırda Epstein terekesinin eş-yürütücüsü olan Darren Indyke. Fonların ilk kaynağı olan Epstein’in Virgin Adaları merkezli vakfı, bazen Enhanced Education adıyla da anılırdı.
Prajnopaya Enstitüsü işlemi, “2002 ile 2017 arasındaki” yılları kapsayan 2020 MIT raporunda zikredilmemiş. İşlemin varlığı bir yıl önce Daily Beast tarafından haberleştirilmişti. MIT basın ofisi, Prajnopaya Enstitüsü bağışının üniversitenin Epstein ile ilişkisine dair 2020 raporunda neden yer almadığına dair sorulara yanıt vermedi.
MIT’den resmi bir kabulün gelmeyişi, Epstein’in para akışının hâlâ ne denli yetersiz haritalandırıldığının bir başka göstergesidir. Bazı taraflar bunun böyle kalmasını yeğleyebilir. Epstein de hayırseverlik faaliyetlerinin kapsamı hakkında yalan söyleyerek ve abartarak suları bulandırmaya yardım etti; bu aldatmaca, Epstein’in kendisi, vakfı ve bazı ortakları hakkındaki Wikipedia sayfalarında düzenlemeler yapmasını da içeriyordu.
Priyadarshi’nin kendisini arkadaşı olarak tanımlayan Joi Ito ve Medya Laboratuvarı ile uzun süredir ilişkisi var. Birlikte podcast yayınları yaptılar ve MIT’de Farkındalık İlkeleri adlı bir dersi ortaklaşa verdiler. Medya Laboratuvarı’nda başlayan etik programları, daha sonra Priyadarshi’nin üst yönetici olduğu Dalai Lama Merkezi’ne taşındı. Ito ve Priyadarshi birlikte panellere katıldılar. Üretken bir fotoğrafçı olan Ito, Priyadarshi ve Dalai Lama’nın fotoğraflarını paylaştı ve yazılarında onlardan bahsetti. Dalai Lama, kendi adını taşıyan MIT merkezinin ev sahipliği yaptığı en az üç etkinliğe katıldı.
Prajnopaya Vakfı bağışı konusunda beni ilk uyaran MIT ifşaatçısı (whistleblower) ve araştırmacı bilim insanı Dr. Babak Babakinejad, şu açıklamada bulundu:
“MIT Epstein raporu kurumsal olarak şaibelidir. MIT, Epstein’in Medya Laboratuvarı ve bilhassa Open Agriculture (Açık Tarım) ve onun Gıda Bilgisayarları gibi ilişkili girişimleriyle olan bağlantıları hususunda şeffaflığa ısrarla direndi. Bu proje sahtekârlık, çevresel suistimal ve misilleme ile ilişkilendirilmektedir. Bunlar, devam eden bir davanın parçası olarak aktif şekilde mücadele ettiğim meselelerdir.”
Epstein’in MIT’ye olan ilgisi, sevdiği birkaç programı paraya boğmaktan ibaret değildi. Epstein MIT kampüsünü en az dokuz kez ziyaret etti ve milyarder Reid Hoffman gibi zengin teknoloji ve siyaset figürlerini cezbedebilen MIT Medya Laboratuvarı etkinliklerine katıldı. Epstein, kendisini bilim insanları ve akademisyenlerle buluşturan bir “bağlaç” vazifesi gören edebiyat ajanı John Brockman aracılığıyla tanıştığı MIT profesörleri ve personeliyle vakit geçirdi. Epstein’in 15 yıllık bir dönemde MIT ile ilişkili katkılarının sadece 850 bin dolar tuttuğunu düşünmek güç; hele ki şu an belgelenen bağışların bir zamanlar gizlendiği göz önüne alındığında. Burada gösterildiği üzere, Prajnopaya Enstitüsü bağışı, Epstein’in MIT’ye verdiği gerçek miktarın en az 900 bin dolar olduğu manasına geliyor.
Bildiğim kadarıyla Budizm’den hiç bahsetmemiş veya Tibet kültürü ya da davalarıyla herhangi bir bağı olmamış Epstein’in, MIT’deki bir Budist organizasyonuna neden 50 bin dolar bağışladığı meçhul. Belki nüfuzlu biri ondan rica etti. Belki de bir kez daha, “oltaya bir şeylerin takılıp takılmadığını yokluyordu.”
[1] Orijinal ismiyle plea deal. Anglosakson hukukunda sanığın suçunu kabul etmesi karşılığında cezasında indirim yapılması.
[2] Keith Raniere tarafından kurulan, kişisel gelişim semineri kılıfı altında faaliyet gösteren, kadınların köleleştirildiği ve damgalandığı (branding) modern bir Amerikan tarikatı.
Tibet’in tarihi: Mütevazı spiritüalizmin ardındaki kölelik ve vahşet düzeni
Diplomasi
UEFA, FIFA’nın özelleştirilmesi halinde Dünya Kupası’nı boykot edecek

Avrupa futbolunun yönetim organı olan UEFA, FIFA’nın ticari faaliyetlerinin bir kısmını özelleştirmeye yönelik öneriyi kabul etmesi halinde, oybirliğiyle Dünya Kupası’nı boykot etme kararı aldı.
FIFA salı günü, ticari faaliyetlerini özel bir kuruluşa devretmeyi öngören bir öneri yayınladı.
Bu öneride, ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’ın kardeşi Josh Kushner’ın CEO’su olduğu Thrive Capital’in baş yatırımcı olarak adı geçti.
UEFA, yaptığı açıklamada, “Dünya Kupası bir yatırım ürünü olarak değerlendirilemez. Hiçbir kısmı asla özel yatırımcılara devredilmemelidir. Dünya Kupası satılık değildir,” demişti.
Teklifin kabul edilmesi için FIFA’nın 211 üye federasyonunun çoğunluğunun desteği gerekiyor.
Fakat teklif Avrupa genelinde yoğun eleştirilere maruz kaldı. UEFA, yalnızca 55 üye federasyondan oluşuyor.
Açıklamada, “FIFA Dünya Kupası futbola aittir. Her zaman da öyle kalacaktır. Avrupa’nın söz hakkı olduğu sürece, Dünya Kupası asla satılık olmayacaktır,” denildi.
Avrupa Birliği Spor Komiseri Glenn Micallef, X’te yaptığı açıklamada, “UEFA’nın bu açıklamasını memnuniyetle karşılıyorum ve tutumunu tam olarak destekliyorum,” dedi ve “Avrupa futbol federasyonlarının yönetişim konusunda öncülük etmesinden gurur duyduğunu” ekledi.
Çarşamba günü komisyon üyesi, “rekabet hukuku hususları” gerekçesiyle FIFA’nın önerisini soruşturma tehdidinde bulunmuştu.
Kadınlar U-20 Dünya Kupası eylül ayında düzenlenecek ve FIFA planlarından vazgeçmezse, bu turnuva Avrupa futbol federasyonlarının boykotu sonuna kadar sürdürme kararlılığının ilk sınavı olabilir.
Kadınlar ve erkekler U-17 Dünya Kupaları da 2026’nın ilerleyen aylarında düzenlenecek.
En son 2023’te İspanya’nın kazandığı tam kadro Kadınlar Dünya Kupası ise 2027’de Brezilya’da gerçekleştirilecek.
POLITICO Çarşamba günü yayınladığı haberde, Avrupa futbolunun yönetim organındaki bir dizi üst düzey yetkilinin, mevcut görev süresi gelecek yıl sona erecek olan FIFA Başkanı Gianni Infantino’ya karşı Katarlı Nasır el-Halifi’yi aday çıkarmayı planladığını bildirmişti.
Diplomasi
ABD, BAE destekli çip üreticisi GlobalFoundries’e fon sağlayacak

GlobalFoundries, ABD hükümetinin daha verimli yapay zeka veri merkezlerini desteklemek amacıyla silikon fotonik teknolojisinin araştırma ve geliştirme çalışmalarını güçlendirmek üzere çip üreticisine 300 milyon dolarlık bir hibe vereceğini duyurdu.
Bu hibe, Washington’un Çin ile arasındaki küresel rekabette konumunu güçlendirmeye çalıştığı bir dönemde, ABD Başkanı Donald Trump’ın CHIPS Yasası kapsamındaki araştırma fonlarını kritik yarı iletken teknolojilerine yöneltme çabasının bir parçası.
Yönetim daha önce yarı iletken üretim ekipmanları için 150 milyon dolar ve kuantum bilişim için 2 milyar dolar tahsis etmişti.
Silikon fotonik, çipler arasında veri aktarımı için elektrik sinyalleri yerine ışığı kullanır ve bu sayede yapay zeka sistemleri için daha yüksek bant genişliği ve daha düşük güç tüketimi sağlar.
ABD Ticaret Bakanlığı’ndan sağlanan bu fon, veri aktarım hızlarını ve enerji verimliliğini daha da artırmak amacıyla silikon fotoniği yapay zeka işlemcileriyle doğrudan entegre eden bir teknoloji olan “ortak paketlenmiş optik” alanındaki gelişmeleri desteklemeyi de amaçlıyor.
Silikon fotoniği ve gelişmiş optik paketleme tedarik zincirinin büyük bir kısmı şu anda ABD dışında yoğunlaşmış durumda.
Bu alandaki başlıca üreticiler arasında Tayvanlı TSMC ve İsrailli Tower Semiconductor yer alıyor.
Çarşamba günü açıklanan 300 milyon dolarlık fon, GlobalFoundries’e 2024 yılında Malta (New York) ve Burlington’da (Vermont) fabrikalar kurması için tahsis edilen 1,5 milyar dolarlık önceki fonu tamamlayacak.
Teknoloji Direktörü Gregg Bartlett, Reuters’a verdiği demeçte yeni fonun, GlobalFoundries’in halihazırda ürettiği çiplerin yanı sıra optik bileşenlerin üretimi ve paketlenmesi için bu tesislerde kullanılacak yeni malzemeler ve teknikler üzerine yapılacak araştırmalara destek olacağını söyledi.
Bartlett, “Çıplak silikon yonga plakasından başlayarak, ABD’de kalitesi kanıtlanmış ve test edilmiş bir optik modül sevk edebilme yeteneğine sahip, uçtan uca hizmet sunan tek bir şirketin olması, bizim için benzersiz bir yetkinlik olduğunu düşünüyoruz,” dedi.
GlobalFoundries, veri aktarım hızlarını saniyede 400 gigabite çıkarmayı ve mevcut nesil uygulamalara kıyasla enerji verimliliğini beş katına çıkarmayı hedeflediğini açıkladı.
Abu Dabi varlık fonu Mubadala, GlobalFoundries’in yaklaşık %73’üne sahip. ABD Ticaret Bakanlığı ise ayrı bir anlaşma kapsamında bu çip üreticisinin yaklaşık %1’lik hissesini alacak.
Diplomasi
Kiev’de vurulan İHA fabrikasının ABD’li şirkete ait olduğu bildirildi

Rusya’nın Kiev’de imha ettiğini açıkladığı insansız hava aracı fabrikasının ABD’nin Delaware eyaletinde kayıtlı bir şirkete ait olduğu bildirildi. The Guardian gazetesi, Terminal Autonomy adlı firmanın Rusya topraklarının derinliklerine saldırı düzenlemek amacıyla yüksek hassasiyetli İHA’lar ürettiğini aktardı. Şirket, yapay zeka kontrollü mühimmatların cephede aktif olarak kullanıldığını belirtiyor.
Rusya ordusunun Ukrayna’nın başkenti Kiev’de düzenlediği hava saldırılarında imha edilen insansız hava aracı (İHA) fabrikasının, ABD’nin Delaware eyaletinde kayıtlı bir Amerikan şirketine ait olduğu bildirildi.
The Guardian gazetesinin kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Terminal Autonomy adlı şirket, yönlendirme sistemleri parazit ve sinyal kesicilere karşı korumalı olan ve Rusya topraklarının derinliklerine saldırı düzenlemek amacıyla tasarlanan yüksek hassasiyetli İHA’lar üretiyor.
ABD’de 2023 yılında tescil edilen Terminal Autonomy şirketinin internet sitesinde, firmanın yapay zeka ile kontrol edilen dolanan mühimmatlar ve yüksek hassasiyetli mühimmatlar kullandığı, bunların “ön cephede düşman kuvvetlerine karşı halihazırda aktif biçimde uygulandığı” bilgisi yer alıyor.
Rusya Savunma Bakanlığı tesisin hedef alındığını duyurmuştu
Rusya Savunma Bakanlığı, 26 Temmuz’a bağlanan gece Kiev’in güneybatısında İHA montaj ve depolama alanının vurulduğunu açıklamıştı. Bakanlık, Ukraynalı ve Amerikalı uzmanların katılımıyla bu tesiste aylık bin adede kadar İHA üretimi yapıldığını bildirdi.
Bakanlığın açıklamasında, bu tesiste AQ-400 Scythe (“Kosa”) ve AQ-100 Bayonet (“Ştık”) tipi saldırı İHA’ları ile RQ-100 Scout (“Skaut”) tipi keşif İHA’larının üretildiği kaydedildi.
Aynı gece Kiev’de İHA ve yedek parça üretimi yapan “Smart Intelligent Systems” (“Smart intellidjent sistem”) işletmesinin de vurulduğu aktarıldı. Rusya Savunma Bakanlığı, Ukrayna başkenti ile Odessa bölgesindeki Çernomorsk liman altyapı tesislerine grup saldırısı düzenlendiğini duyurdu.
Rusya Savunma Bakanlığı, saldırıların yalnızca Ukrayna’nın askeri ve enerji tesisleri ile bunlarla bağlantılı altyapıya yönelik gerçekleştirildiğini vurguluyor.
Öte yandan Financial Times gazetesi, Ukraynalı yetkililere dayandırdığı haberinde, ABD ve Fransa’nın Rusya topraklarına yönelik İHA saldırılarının planlanmasında Ukrayna’ya istihbarat sağladığını yazmıştı.
Dünya Basını7 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi4 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Dünya Basını6 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor
Dünya Basını7 gün önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Avrupa6 gün önce‘Yeraltı ülkesi’ geri geliyor: İsviçre sığınaklarında yeni ‘savaş düzenlemesi’












