Bizi Takip Edin

Asya

Çin büyük bir mali konferans topladı: Denetim, istikrar, yüksek kaliteli kalkınma

Yayınlanma

Çin Merkezi Mali Çalışma Konferansı dün (Salı) sona erdi. Konferansta mali denetimin kapsamlı bir şekilde güçlendirilmesi, mali sistemin iyileştirilmesi, mali hizmetlerin optimize edilmesi, risklerin önlenmesi ve çözülmesi, Çin özelliklerine sahip mali kalkınma yolunun şaşmaz bir şekilde izlenmesi ve yüksek kaliteli mali kalkınmanın teşvik edilmesi vurgulandı.

Aynı zamanda Çin Komünist Partisi (ÇKP) Merkez Komitesi Genel Sekreteri de olan Devlet Başkanı Xi Jinping önemli bir konuşma yaptı. Xinhua Haber Ajansına göre Xi, finans sektörünün yüksek kaliteli gelişiminin karşı karşıya olduğu durumları analiz etti ve mevcut ve gelecek dönemler için ilgili çalışmaları açıkladı.

Genellikle her beş yılda bir toplanan iki günlük konferans, Çin’in gelecek yıllardaki mali politikalarının yönünü belirlediği için yakından takip ediliyor. Küresel ekonomik sıkıntıların ve finansal risklerin yanı sıra ülke içinde de ekonomik sorunların yaşandığı bir döneme denk gelen bu yılki konferansta konut piyasası ve yerel yönetim borçları da dahil olmak üzere çeşitli zorluklar ve riskler ele alındı ve yüksek kaliteli kalkınmanın sağlanmasına yönelik çabalar özetlendi.

İstikrar ve ÇKP liderliğini güçlendirme vurgusu

Global Times’a konuşan analistler, konferansta belirlenen genel ton ve politika önceliklerinin, üst düzey politika yapıcıların küresel zorluklara ve risklere rağmen finans sektöründe istikrarlı ve sağlam bir gelişme sağlama kararlılığının altını çizdiğini ve bunun da ülkenin finans sektörüne ve bir bütün olarak Çin ekonomisine olan güvende büyük bir artış sağlayacağını söyledi.

Konferansta finansın ulusal ekonominin can damarı ve ulusal temel rekabet gücünün önemli bir bileşeni olduğu vurgulandı. Konferansta bir finansal güç merkezi inşa edilmesi, finansal denetimin güçlendirilmesi, gelişmiş bir finansal sistem, optimize edilmiş finansal hizmetler ve risklerin önlenmesi çağrısında bulunuldu.

Toplantıda, 18. ÇKP Ulusal Kongresi’nden bu yana ülkenin finansal gelişiminde elde edilen zor kazanımların altı çizilirken, aynı zamanda çeşitli çelişki ve sorunların net bir şekilde görülmesi çağrısında bulunuldu. Toplantıda hala birçok gizli ekonomik ve finansal riskin bulunduğu, reel ekonomiye yönelik finansal hizmetlerin kalite ve verimliliğinin yüksek olmadığı, yasadışı finansal faaliyetler ve finansal yolsuzluk sorunlarının devam ettiği ve finansal denetim ve yönetişim kabiliyetlerinin nispeten zayıf kaldığı kaydedildi.

Toplantıda, “Bu sorunları temelden çözmek için finansal sistem çözülmelidir” denildi. Hem bugün hem de gelecekte daha iyi bir mali çalışma sağlamak için ÇKP’nin genel liderliğinin sürdürülmesi ve güçlendirilmesi gerektiği ve diğer çalışmaların yanı sıra mali denetimin kapsamlı bir şekilde geliştirilmesi ve risklerin önlenmesi ve çözülmesine odaklanılması gerektiği vurgulandı.

ÇKP’nin “merkezi ve birleşik liderliğinin” güçlendirilmesinin etkili mali çalışmalar için temel güvence olduğu vurgulanarak, mali çalışmalarda ÇKP’nin liderliğine ilişkin sistem ve mekanizmanın iyileştirilmesi ve Merkezi Mali Komisyon’un rolüne tam anlamıyla işlerlik kazandırılması çağrısında bulunuldu. Üst düzey planlama, koordinasyon, finansal istikrar ve kalkınmanın genel olarak ilerletilmesi ve çalışmaların uygulanmasının denetlenmesinden sorumlu olan komisyon, mart ayında yayınlanan Parti ve devlet kurumlarında reform planının bir parçası olarak kurulmuştu.

Konut piyasası ve yerel yönetim borçları öncelikli gündemlerden

Global Times’a konuşan Bank of China’ya bağlı BOC International’ın küresel baş ekonomisti Guan Tao, önceki konferanslarla karşılaştırıldığında bu yılki konferansın finans sektörünün karşı karşıya olduğu zorluk ve risklerle mücadeleye odaklandığını ve konut piyasası ve yerel yönetim borçları gibi son zamanlarda çok dikkat çeken çeşitli konuları ele aldığını söyledi.

Guan, “Sadece sorunları ele almakla kalmadı, aynı zamanda bu zorlukların üstesinden gelmek için ayrıntılı planlar da sundu ki bu pek çok kişinin beklediği bir şeydi” dedi.

Toplantıda yerel yönetim borç riskleri konusunda, yerel borç risklerini önlemek ve çözmek için uzun vadeli bir mekanizma ve yüksek kaliteli kalkınmayla uyumlu bir devlet borç yönetimi mekanizması kurulması çağrısında bulunuldu.

Konut piyasasına ilişkin olarak toplantıda, gayrimenkul işletmelerinin denetim sisteminin ve sermaye denetiminin iyileştirilmesi, gayrimenkul finansmanının makro ihtiyati yönetiminin geliştirilmesi ve farklı mülkiyetlere sahip gayrimenkul işletmelerinin makul finansman ihtiyaçlarının ayrımcılık yapılmaksızın karşılanması çağrısında bulunuldu.

Şanghay merkezli E-house China R&D Institute araştırma direktörü Yan Yuejin, gayrimenkul şirketlerinin denetiminin güçlendirildiğini belirterek, “Toplantı önemli ve gayrimenkul sektöründeki finansal çalışmalarla ilgili pek çok içerik içeriyor, bu da ÇKP Merkez Komitesi’nin çalışmalara verdiği önemi tam olarak gösteriyor” dedi.

Yüksek kaliteli kalkınma vurgusu

Tarihsel olarak, üst düzey konferans Çin’in mali politika yapımına açılan çok önemli bir pencere olarak yorumlanıyor. Konferans 1997’den bu yana farklı dönemlerde farklı zorlukları ve riskleri ele alan ve uzun vadeli hedefler belirleyen önemli reformlarla sonuçlandı. Bir önceki konferans 2017 yılında düzenlenmiş ve üç görev belirlenmişti: finans sektörünün reel ekonomiye daha iyi hizmet etmesini sağlamak, finansal riskleri kontrol altına almak ve finansal reformları derinleştirmek.

Çin Renmin Üniversitesi Chongyang Finansal Çalışmalar Enstitüsü’nde kıdemli araştırma görevlisi olan Dong Shaopeng Global Times’a verdiği demeçte, “Toplantı, finans sektöründe yüksek kaliteli kalkınmanın daha da teşvik edilmesiyle ilgili” dedi ve piyasa kuruluşlarının ve finansal operasyonların kalitesinin artırılmasının, güçlendirilmiş denetim gerektiren kilit bir görev olmaya devam ettiğini belirtti.

Toplantıda, yüksek kaliteli kalkınmanın modern sosyalist bir ülkeyi çok yönlü bir şekilde inşa etmenin birincil görevi olduğu ve finans sektörünün ekonomik ve sosyal kalkınma için yüksek kaliteli hizmetler sunması gerektiği vurgulandı. Toplantıda özellikle ana stratejiler, önemli alanlar ve zayıf halkalar gibi alanlarda yüksek kaliteli finansal hizmetler sunulması çağrısında bulunuldu. “Teknolojik yenilik, ileri imalat, yeşil kalkınma ve küçük ve orta ölçekli işletmelere daha fazla mali kaynak aktarılmalıdır” vurgusu yapıldı.

Toplantıda ayrıca üst düzey finansal açılımın teşvik edilmesi için çaba gösterilmesi çağrısında bulunuldu. Özellikle finans sektöründe kurumsal açılımın istikrarlı bir şekilde genişletilmesi, sınır ötesi yatırım ve finansman kolaylığının iyileştirilmesi ve Çin’de işlerini genişletmek ve yürütmek için daha fazla yabancı finans kuruluşu ve uzun vadeli sermaye çekilmesi çağrısında bulunuldu.

“Daha fazla dışa açılma bir başka hedeftir” diyen Dong, bu tür çabaların sadece daha fazla yabancı sermaye çekmeyi amaçlamadığını, aynı zamanda Çin’in kendi sermaye piyasasını hem dış hem de iç faktörlere dayalı olarak denetlemek ve geliştirmekle ilgili olduğunu sözlerine ekledi.

Toplantıda ayrıca ulusal mali ve ekonomik güvenliğin sağlanması ve bölgeler, piyasalar ve sınırlar arasında risk aktarımının önlenmesi çağrısında bulunuldu. Bu muhtemelen yurtdışında, özellikle de agresif para politikaları ve kaotik siyasi yönetimin küresel piyasaları tehdit ettiği ABD’de artan finansal risklere bir gönderme şeklinde yorumlandı.

Asya

Hindistan tarihinin en büyük halka arzında Jio’ya iki saatte tam talep

Yayınlanma

Hintli milyarder Mukesh Ambani’nin telekomünikasyon girişimi Jio Platforms’un 3,2 milyar dolarlık rekor halka arzında tüm hisselere iki saatten kısa sürede talep geldi. Şirket 10,3 trilyon rupi değerlemeyle çıktığı halka arzdan elde edeceği gelirin büyük kısmıyla 275 milyar rupiye varan net borcunu kapatmayı hedefliyor.

Hintli petrokimya devi Reliance Industries’in Yönetim Kurulu Başkanı Mukesh Ambani’nin telekomünikasyon girişimi Jio Platforms, Hindistan tarihinin en büyük halka arzında yatırımcı akınına uğradı.

Çarşamba günü talep toplamaya açılan 302,1 milyar rupilik (3,2 milyar dolar) halka arzda hisselerin tamamına iki saatten kısa sürede talep geldi.

Hisselerin 28 Ekim’de borsada işlem görmeye başlaması bekleniyor. Borsa öncesindeki yoğun talebe kurumsal yatırımcılar öncülük etti ve bu gruba ayrılan payın üç katından fazla teklif verdi.

Bireysel yatırımcıların ilgisi ise ilk günde beklenen seyri izledi ve kendilerine ayrılan hisselerin yaklaşık dörtte biri tutarında teklifte kaldı.

Piyasadaki zayıflık nedeniyle Jio Platforms, bu yılın başlarında 12 trilyon rupinin çok üzerinde konuşulan değerleme beklentisini halka arz için yaklaşık 10,3 trilyon rupiye çekmişti.

Meta, Google ve Suudi Arabistan varlık fonu gibi dev yatırımcılar da geçmişte bu özel şirkete milyarlarca dolar yatırdı.

Yalnızca yeni hisse ihracından oluşan halka arzda mevcut yatırımcıların hiçbiri hisse satmıyor; elde edilecek gelirin büyük kısmı ise 275 milyar rupiye varan net borcun kapatılmasına harcanacak.

Bloomberg‘ün geçen haftaki haberine göre şirket, maaşları erken yatırarak yaklaşık 420 bin kişilik dev işgücünü halka arza katılmaya teşvik ediyor. Ayrıca Jio’nun yaklaşık 75 bin çalışanı için özel bir hisse kotası ayrıldı.

Ücretsiz aramalarla başlayan hamle sektörü iki devli yapıya dönüştürdü

Yatırımcıların çarşamba günü satın aldığı bu iyimserliğin temelleri Eylül 2016’da atıldı. Reliance Industries hissedarları, o yılki olağan genel kurul toplantısında Mukesh Ambani’yi kürsüde merak uyandıran yeni kırmızı bir amblemin arkasında gördü.

O dönem 60 yaşına girmek üzere olan Ambani, bir saati aşan konuşmasında, kurucu babası Dhirubhai Ambani’nin 2002’deki ölümünün ardından bölünen grubun en büyük yön değişimini anlattı.

Reliance, devasa petrol rafinerisi servetini kullanarak o sıralar yaklaşık bir düzine oyuncunun faaliyet gösterdiği Hindistan telekomünikasyon sektörünü altüst edecekti; hızla 4G şebeke altyapısı kurarken ücretsiz telefon görüşmeleri ve çok daha ucuz internet sunacaktı.

Ambani o gün kürsüden “Konu Hindistan olduğunda ben iflah olmaz bir iyimserim” diye seslendi. Hemen ardından “Jio ile güçlenen Hindistanlıların yepyeni bir dijital ekonomi yaratacağından hiç şüphem yok” dedi.

Aradan geçen on yılda rakiplerinin fiyatlarını sert biçimde kıran Jio, çoğunun kapanmasına ya da satışa çıkmasına yol açtı ve yarım milyardan fazla aboneye ulaşarak rakibi Bharti Airtel ile birlikte sektörde fiili bir ikili tekel (düopol) oluşturdu.

Şirketin verilerine göre bu abonelerin yaklaşık 280 milyonu şimdiden 5G kullanıyor; her bir müşterinin ayda 40 gigabayttan fazla veri tükettiği Jio, ülkedeki toplam kablosuz veri trafiğinin yaklaşık üçte ikisini taşıyor.

Jeopolitik dalgalanmalar ve kuşak değişimi teknoloji dönüşümünü hızlandırıyor

Nikkei Asia‘nın haberine göre borsaya açılan şirket, telekomünikasyon işinin doğası değişirken ve Jio kendini bir teknoloji şirketi olarak yeniden kurmaya çalışırken bilmediği sulara da giriyor.

Elde ettiği başarı, Jio’yu Reliance grubunun dijital yayın, e-ticaret ve giderek artan biçimde yapay zeka gibi çevrimiçi ekonomiye yönelik diğer yatırımlarının temel taşı haline getirdi.

Holdingin toplam kazancında giderek büyüyen bir paya sahip olan bu yeni işkollarının grubu kökten şekillendirmesi bekleniyor; zira Rusya’ya yönelik yaptırımlardan Ortadoğu’daki çatışmalara kadar uzanan jeopolitik baskılar grubun geleneksel petrokimya işinde dalgalanma yaratıyor.

Babasının vefat ettiği yaşa gelen Ambani’nin telekomünikasyon, tüketici ve petrokimya işlerinde çalışan üç çocuğu Akash, Isha ve Anant’a yönelik devir planları yaptığı düşünüldüğünde zamanlama da ayrı bir önem taşıyor.

Jio Platforms’un murahhas azası Akash Ambani, olgunlaşmış bir telekomünikasyon işini yönetirken aynı zamanda teknolojik yatırımlara öncülük etme gibi ikili bir zorlukla karşı karşıya.

Nomura analistleri bu ayın başlarında Jio’nun halka arzına ilişkin yayımladıkları notta, “Kolay abone kazanımı döneminin muhtemelen sona ermesiyle birlikte, tarife zamları kazanç artışının ana itici gücü haline gelebilir” değerlendirmesini yaptı.

Aynı bilgi notunda “Abone kaybına ve daha düşük paketlere geçişe karşı koruma sağlaması gereken yüksek gelirli abone oranının fazlalığı nedeniyle Bharti Airtel sektördeki ilk tercihimiz olmayı sürdürüyor” ifadeleri yer aldı.

Airtel daha küçük bir kullanıcı tabanına sahip olsa da kullanıcı başına Jio’dan daha yüksek gelir elde ediyor.

Jio 6G donanımı, uydu interneti ve yapay zeka veri merkezlerine yöneliyor

Teknoloji araştırma şirketi Counterpoint’in kıdemli araştırma analisti Siddhant Cally, Jio’nun temel telekomünikasyon müşteri tabanından gelir yaratmanın yanı sıra özellikle 6G için şirket içinde telekomünikasyon donanımı üretmeye odaklanacağını söyledi.

Nikkei Asia‘ya konuşan Cally, “Donanım Ar-Ge’sine bu kadar emek harcayan çok az mobil şebeke operatörü var ve düşük maliyetli teknolojinin nasıl çalıştığını anlama becerisiyle bunu geliştirip sahaya sürecek sermayenin birleşiminden faydalanıyorlar” dedi.

Telekomünikasyonun ötesinde Akash Ambani, bu yılın başlarında grubun şebeke donanımı ve yapay zeka alanındaki hedeflerini de ortaya koydu.

Bu hedefler arasında Elon Musk’ın Starlink’ine benzer bir alçak Dünya yörüngesi uydu ağı geliştirme planları da yer alıyor; bu planlar muhtemelen Musk’ın bu ayın başlarında X üzerinden yaptığı çıkışa zemin hazırladı.

Musk paylaşımında Ambani ailesinin reisine alaycı bir dille “Başbakan” diye seslenmiş ve onu Starlink’in Hindistan’a girişini engellemekle suçlamıştı.

Reliance grubu ayrıca sunduğu pek çok hizmete yapay zekayı entegre etme sözü verirken, Meta ile kurduğu ortak girişim aracılığıyla bu yılın sonuna kadar 120 megavatlık yapay zeka veri merkezi kapasitesini devreye almayı hedefliyor.

Kendi başına öne çıkan bir yapay zeka modeli ya da donanımı olmayan grup, küresel yapay zeka yatırım döngüsünden yararlanmak için bu tür ortaklıklara bel bağlayacak.

Cally, “Büyük ölçekli bir bulut ve teknoloji deviyle ortaklık kuruyorsanız, yüksek sermaye yoğunluğunun getirdiği bazı açık riskler vardır” diye konuştu.

Analist, “Bir gözünüz harcadığınız miktarda, diğer gözünüz ürettiğiniz miktarda olmalı. Ancak şu anda piyasanın dinamiği tam olarak bu” ifadelerini kullandı.

Yapay zekanın benimsenmesi ve maliyeti etrafındaki soru işaretleri sürse de Cally, ölçeği ve dağıtım gücü sayesinde Jio’nun bu deneye öncülük etmek için iyi bir konumda olduğunu belirtti.

Cally sözlerini, “Dijital teknolojilerin benimsenmesinden bahsettiğinizde müşteride karşılık bulan bir markaya, onlara göre uyarlanmış hizmetlere ve bütçelerine duyarlı fiyatlara ihtiyacınız vardır. Jio telekomünikasyon teknolojisinde bunu 10 yıldır yapıyor” diyerek tamamladı.

Okumaya Devam Et

Asya

Japonya Merkez Bankası ekimde faizi sabit tutacak, aralıkta artış bekleniyor

Yayınlanma

Japonya Merkez Bankası’nın ekim toplantısında yüzde 1,25’lik politika faizini değiştirmemesi, ardından aralık ayında yeniden artırıma gitmesi bekleniyor. Ankete katılan ekonomistlerin yüzde 83’ü borçlanma maliyetlerinin 18 Aralık’ta yükseltileceğini öngörürken, üç ayda bir faiz artışı bekleyenlerin oranı yüzde 67’ye çıktı.

Japonya Merkez Bankası’nın (BOJ) 30 Ekim’de tamamlanacak faiz toplantısında borçlanma maliyetlerini değiştirmeyerek yüzde 1,25 seviyesinde sabit tutması bekleniyor.

Yeni bir ankete katılan ekonomistlerin hiçbiri ekim toplantısında artış öngörmezken, piyasa gözlemcilerinin yüzde 80’den fazlası bir sonraki faiz artırımının aralık ayında geleceğini tahmin ediyor.

Japan Times gazetesinin aktardığı anket sonuçlarına göre ekonomistlerin yüzde 83’ü, bankanın 18 Aralık’ta sona erecek toplantıda politika faizini mevcut yüzde 1,25 düzeyinden yukarı çekeceğini öngörüyor.

Bir önceki ay yapılan ankette aralık ayında artış bekleyenlerin oranı yalnızca yüzde 35 seviyesinde kalmış, en yaygın beklenti ocak ayı olarak öne çıkmıştı.

Son veriler aynı zamanda katılımcıların yüzde 67’sinin bankanın her üç ayda bir faiz artırmasını beklediğini ortaya koyuyor.

Önceki ankette yüzde 46 olan bu oran, BOJ’un eylül ayında üç ay içinde ikinci kez faiz artırarak 1990’dan bu yana en hızlı sıkılaşma temposuna ulaşmasının ardından aynı hızı koruyacağı beklentisine işaret ediyor.

Ekonomistler, ekim ayındaki buluşmanın ana odağının ana enflasyonun yüzde 2’lik hedefe ulaşıp ulaşmadığına ilişkin BOJ değerlendirmesi olacağını belirtiyor.

Banka, 2013 yılında fiyat istikrarı hedefini belirlemesinden bu yana hedefe ulaşıldığını resmen ilan etmedi.

Daiwa Araştırma Enstitüsü Başekonomisti Keiji Kanda ankete verdiği yanıtta, hedefin yakalanması halinde sürecin değişeceğini belirterek “Hedefe ulaşılırsa bundan sonraki zorluk, enflasyonu sağlam bir şekilde yüzde 2’ye çıpalamak amacıyla parasal genişlemenin derecesini ayarlamak olacaktır” değerlendirmesini yaptı.

Kanda, faiz artışlarının aralık ve mart aylarında gerçekleşmesini bekliyor.

Başkan Kazuo Ueda liderliğindeki kurul, yaklaşık bir ay önce borçlanma maliyetlerini yüzde 1,25’e yükselterek yüzde 1,1 ile yüzde 2,5 arasında tahmin edilen nötr faiz aralığına ilk adımı atmıştı.

Bu adım, mevcut artış döngüsünde faizlerin nerede zirve yapacağına yönelik piyasa ilgisini artırdı.

Son ankette nihai faiz oranına ilişkin medyan beklenti yüzde 1,75 seviyesinde kaldı.

Bazı ekonomistler ise Başbakan Sanae Takaichi hükümetinin bankanın faiz artırım patikası önünde potansiyel engeller yaratabileceğine dikkat çekiyor.

Takaichi ekonomik büyümeyi desteklemek amacıyla parasal genişlemenin sürdürülmesini savunmasıyla tanınırken, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent yakın zamanda Japonya’ya reflasyonist politikalardan vazgeçme çağrısında bulundu.

Bu çağrıyı Takaichi ve kabine üyelerinin reflasyon peşinde koşmadıklarını dile getirdiği çok sayıda açıklama izledi.

Ankete göre ekonomistlerin yaklaşık üçte ikisi, gelen bu açıklamalar doğrultusunda Takaichi hükümetinin BOJ’un faiz artırımlarına yönelik tutumunu yumuşattığı görüşünde birleşiyor.

Mitsubishi UFJ Morgan Stanley Menkul Değerler Baş Tahvil Stratejisti Naomi Muguruma, “Başbakanlık muhtemelen yeni faiz artışlarını pek hoş karşılamıyor. Yine de özellikle ABD ile ilişkiler nedeniyle şimdilik kenarda durup bunları zımnen kabul etmesi muhtemel görünüyor” ifadelerini kullandı.

Ueda’nın eylül ayındaki faiz artırımı kararı, her ikisi de Takaichi tarafından seçilen kurul üyeleri Toichiro Asada ve Ayano Sato’nun karşı oylarıyla karşılanmıştı.

Bu muhalefet yenin değer kaybetmesine katkı sağlarken kurul içi oylamaları banka takipçilerinin odağında tutmaya devam ediyor.

SMBC Nikko Menkul Değerler Baş Piyasa Ekonomisti Yoshimasa Maruyama ise şahin tutumuyla bilinen kurul üyesi Hajime Takata’nın bu toplantıda art arda faiz artırımı çağrısı yapma ihtimali gördüğünü ifade ediyor.

Anket sonuçlarına göre BOJ takipçileri, ekim ayındaki politika metniyle birlikte yayımlanacak çeyreklik ekonomik görünüm raporunda bankanın enflasyon projeksiyonunun, gelecek mali yıla dair küçük bir yukarı yönlü revizyon dışında büyük ölçüde korunmasını bekliyor.

Morgan Stanley MUFG Menkul Değerler Başekonomisti Takeshi Yamaguchi konuya ilişkin olarak “BOJ’un ana enflasyonun yüzde 2 civarına ulaştığını belirtmesi muhtemel. Bankanın bu ay politikayı değiştirmemesini bekliyoruz ancak bu muhtemelen şahin bir bekle-gör tutumu olacaktır” dedi.

Okumaya Devam Et

Asya

Çinli matematikçi Sun çözülmemiş bin hipotez için ödül koydu

Yayınlanma

Çinli matematikçi Sun Zhiwei, çözülmemiş binden fazla hipotezi 400 sayfalık derlemede toplayarak bazı problemlerin kanıtı için maaşından ödül vadetti. Yapay zekayı araştırmalarında yardımcı olarak kullanan Sun, meslektaşlarına panik yapmama çağrısında bulunurken 25 Fields Madalyası sahibi matematikçi modellerin sektöre zarar verebileceği uyarısında bulundu.

Çin’deki Nankin Üniversitesi profesörlerinden matematikçi Sun Zhiwei, binden fazla çözülmemiş hipotezi içeren 400 sayfalık derleme yayımlayarak bilim dünyasına bu problemleri kanıtlama çağrısı yaptı.

South China Morning Post gazetesinin haberine göre Çinli araştırmacı, bu yıl çıkan derlemedeki bazı problemlerin çözümü için kendi maaşından para ödülü vadetti.

Yapay zekayı araştırmalarında rutin hesaplamaları otomatikleştiren, yeni yöntem ve teoriler geliştirmeye odaklanmayı sağlayan faydalı bir yardımcı olarak niteleyen Sun, sistemi “oldukça bilgili, çalışkan ve akıllı bir yüksek lisans öğrencisine” benzetti.

Karmaşık matematiksel problemleri çözerken teknolojiyi bizzat yönlendirdiğini belirten profesör, modelin üzerinde çalıştığı problemin henüz çözülmediğini anlayıp işlemi reddetmesini önlemek için sistemin internet bağlantısını kapalı tuttuğunu kaydetti.

Hesaplama araçlarına 2005 yılında ilgi duymaya başlayan ve 2009’da binlerce özel durumu test etmesine imkan tanıyan Mathematica programında uzmanlaşan Sun, bilimsel gelişimin yalnızca cevap bulmaya değil, merak duygusuna ve yeni sorular ortaya koyma becerisine dayandığı değerlendirmesini yaptı.

Hakikati aramak amacıyla çalışan matematikçilerin yapay zekadaki ilerlemeden endişe duymaması gerektiğini vurgulayan Sun, “Yapay zekanın her matematiksel problemi çözmeye gücü yetmez, dolayısıyla matematikçilerin paniğe kapılması gerekmiyor” dedi.

Madalya sahibi 25 matematikçi ortak uyarı mektubu yayımladı

Akademik dünyadaki tartışmalar ise farklı bir boyutta sürüyor. Fields Madalyası sahibi 25 matematikçi, eylül ayında yayımladıkları açık mektupta yapay zekadaki kontrolsüz yönelimin matematik bilimine zarar verebileceği uyarısını dile getirdi.

Geliştirici şirketlerin modelleri yalnızca bilinen problemleri çözme performansı üzerinden ölçtüğünü savunan araştırmacılar, bilim insanları için asıl değerli olan unsurun yeni yöntem ve fikirler geliştirmek olduğunu kaydetti.

Yapay zekanın araştırmaları hızlandırabileceğini kabul eden bilim insanları, sistemler aracılığıyla elde edilen sonuçların aceleyle yayımlanmasının içeriklerin sağlıklı analizini zorlaştırabileceğine, yazarlık hakkının tespitini güçleştirebileceğine ve intihallerin ortaya çıkarılmasını engelleyebileceğine dikkat çekti.

Mektuptaki itirazların öncesinde OpenAI, geliştirdiği dahili modelin “milenyum problemleri” arasında sayılan Navier-Stokes denklemlerinin çözümlerinin varlığı ve pürüzsüzlüğü problemini çözdüğünü açıklamıştı.

New York Üniversitesi Profesörü Tristan Buckmaster, OpenAI şirketini, Anthropic bünyesinde görev yapan matematikçi Levent Alpöge ile yürüttükleri ortak projenin çıktılarını kullanmakla itham etti.

Buckmaster, OpenAI şirketinin kendilerine sonucu yayımlamak için çeşitli seçenekler sunduğunu ve Alpöge’nin yazar kadrosundan çıkarılmasını iki kez talep ettiğini öne sürdü.

Şirketin iddia ettiği kanıtı görmediğini ve OpenAI Codex sistemindeki taslaklarının izinsiz kullanıldığını doğrudan iddia etmediğini de ekleyen Buckmaster, “Ben yalnızca bana ne söylendiğini, ne zaman ve ne teklif edildiğini aktarıyorum” açıklamasını yaptı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English