Bizi Takip Edin

Asya

Çin büyük bir mali konferans topladı: Denetim, istikrar, yüksek kaliteli kalkınma

Yayınlanma

Çin Merkezi Mali Çalışma Konferansı dün (Salı) sona erdi. Konferansta mali denetimin kapsamlı bir şekilde güçlendirilmesi, mali sistemin iyileştirilmesi, mali hizmetlerin optimize edilmesi, risklerin önlenmesi ve çözülmesi, Çin özelliklerine sahip mali kalkınma yolunun şaşmaz bir şekilde izlenmesi ve yüksek kaliteli mali kalkınmanın teşvik edilmesi vurgulandı.

Aynı zamanda Çin Komünist Partisi (ÇKP) Merkez Komitesi Genel Sekreteri de olan Devlet Başkanı Xi Jinping önemli bir konuşma yaptı. Xinhua Haber Ajansına göre Xi, finans sektörünün yüksek kaliteli gelişiminin karşı karşıya olduğu durumları analiz etti ve mevcut ve gelecek dönemler için ilgili çalışmaları açıkladı.

Genellikle her beş yılda bir toplanan iki günlük konferans, Çin’in gelecek yıllardaki mali politikalarının yönünü belirlediği için yakından takip ediliyor. Küresel ekonomik sıkıntıların ve finansal risklerin yanı sıra ülke içinde de ekonomik sorunların yaşandığı bir döneme denk gelen bu yılki konferansta konut piyasası ve yerel yönetim borçları da dahil olmak üzere çeşitli zorluklar ve riskler ele alındı ve yüksek kaliteli kalkınmanın sağlanmasına yönelik çabalar özetlendi.

İstikrar ve ÇKP liderliğini güçlendirme vurgusu

Global Times’a konuşan analistler, konferansta belirlenen genel ton ve politika önceliklerinin, üst düzey politika yapıcıların küresel zorluklara ve risklere rağmen finans sektöründe istikrarlı ve sağlam bir gelişme sağlama kararlılığının altını çizdiğini ve bunun da ülkenin finans sektörüne ve bir bütün olarak Çin ekonomisine olan güvende büyük bir artış sağlayacağını söyledi.

Konferansta finansın ulusal ekonominin can damarı ve ulusal temel rekabet gücünün önemli bir bileşeni olduğu vurgulandı. Konferansta bir finansal güç merkezi inşa edilmesi, finansal denetimin güçlendirilmesi, gelişmiş bir finansal sistem, optimize edilmiş finansal hizmetler ve risklerin önlenmesi çağrısında bulunuldu.

Toplantıda, 18. ÇKP Ulusal Kongresi’nden bu yana ülkenin finansal gelişiminde elde edilen zor kazanımların altı çizilirken, aynı zamanda çeşitli çelişki ve sorunların net bir şekilde görülmesi çağrısında bulunuldu. Toplantıda hala birçok gizli ekonomik ve finansal riskin bulunduğu, reel ekonomiye yönelik finansal hizmetlerin kalite ve verimliliğinin yüksek olmadığı, yasadışı finansal faaliyetler ve finansal yolsuzluk sorunlarının devam ettiği ve finansal denetim ve yönetişim kabiliyetlerinin nispeten zayıf kaldığı kaydedildi.

Toplantıda, “Bu sorunları temelden çözmek için finansal sistem çözülmelidir” denildi. Hem bugün hem de gelecekte daha iyi bir mali çalışma sağlamak için ÇKP’nin genel liderliğinin sürdürülmesi ve güçlendirilmesi gerektiği ve diğer çalışmaların yanı sıra mali denetimin kapsamlı bir şekilde geliştirilmesi ve risklerin önlenmesi ve çözülmesine odaklanılması gerektiği vurgulandı.

ÇKP’nin “merkezi ve birleşik liderliğinin” güçlendirilmesinin etkili mali çalışmalar için temel güvence olduğu vurgulanarak, mali çalışmalarda ÇKP’nin liderliğine ilişkin sistem ve mekanizmanın iyileştirilmesi ve Merkezi Mali Komisyon’un rolüne tam anlamıyla işlerlik kazandırılması çağrısında bulunuldu. Üst düzey planlama, koordinasyon, finansal istikrar ve kalkınmanın genel olarak ilerletilmesi ve çalışmaların uygulanmasının denetlenmesinden sorumlu olan komisyon, mart ayında yayınlanan Parti ve devlet kurumlarında reform planının bir parçası olarak kurulmuştu.

Konut piyasası ve yerel yönetim borçları öncelikli gündemlerden

Global Times’a konuşan Bank of China’ya bağlı BOC International’ın küresel baş ekonomisti Guan Tao, önceki konferanslarla karşılaştırıldığında bu yılki konferansın finans sektörünün karşı karşıya olduğu zorluk ve risklerle mücadeleye odaklandığını ve konut piyasası ve yerel yönetim borçları gibi son zamanlarda çok dikkat çeken çeşitli konuları ele aldığını söyledi.

Guan, “Sadece sorunları ele almakla kalmadı, aynı zamanda bu zorlukların üstesinden gelmek için ayrıntılı planlar da sundu ki bu pek çok kişinin beklediği bir şeydi” dedi.

Toplantıda yerel yönetim borç riskleri konusunda, yerel borç risklerini önlemek ve çözmek için uzun vadeli bir mekanizma ve yüksek kaliteli kalkınmayla uyumlu bir devlet borç yönetimi mekanizması kurulması çağrısında bulunuldu.

Konut piyasasına ilişkin olarak toplantıda, gayrimenkul işletmelerinin denetim sisteminin ve sermaye denetiminin iyileştirilmesi, gayrimenkul finansmanının makro ihtiyati yönetiminin geliştirilmesi ve farklı mülkiyetlere sahip gayrimenkul işletmelerinin makul finansman ihtiyaçlarının ayrımcılık yapılmaksızın karşılanması çağrısında bulunuldu.

Şanghay merkezli E-house China R&D Institute araştırma direktörü Yan Yuejin, gayrimenkul şirketlerinin denetiminin güçlendirildiğini belirterek, “Toplantı önemli ve gayrimenkul sektöründeki finansal çalışmalarla ilgili pek çok içerik içeriyor, bu da ÇKP Merkez Komitesi’nin çalışmalara verdiği önemi tam olarak gösteriyor” dedi.

Yüksek kaliteli kalkınma vurgusu

Tarihsel olarak, üst düzey konferans Çin’in mali politika yapımına açılan çok önemli bir pencere olarak yorumlanıyor. Konferans 1997’den bu yana farklı dönemlerde farklı zorlukları ve riskleri ele alan ve uzun vadeli hedefler belirleyen önemli reformlarla sonuçlandı. Bir önceki konferans 2017 yılında düzenlenmiş ve üç görev belirlenmişti: finans sektörünün reel ekonomiye daha iyi hizmet etmesini sağlamak, finansal riskleri kontrol altına almak ve finansal reformları derinleştirmek.

Çin Renmin Üniversitesi Chongyang Finansal Çalışmalar Enstitüsü’nde kıdemli araştırma görevlisi olan Dong Shaopeng Global Times’a verdiği demeçte, “Toplantı, finans sektöründe yüksek kaliteli kalkınmanın daha da teşvik edilmesiyle ilgili” dedi ve piyasa kuruluşlarının ve finansal operasyonların kalitesinin artırılmasının, güçlendirilmiş denetim gerektiren kilit bir görev olmaya devam ettiğini belirtti.

Toplantıda, yüksek kaliteli kalkınmanın modern sosyalist bir ülkeyi çok yönlü bir şekilde inşa etmenin birincil görevi olduğu ve finans sektörünün ekonomik ve sosyal kalkınma için yüksek kaliteli hizmetler sunması gerektiği vurgulandı. Toplantıda özellikle ana stratejiler, önemli alanlar ve zayıf halkalar gibi alanlarda yüksek kaliteli finansal hizmetler sunulması çağrısında bulunuldu. “Teknolojik yenilik, ileri imalat, yeşil kalkınma ve küçük ve orta ölçekli işletmelere daha fazla mali kaynak aktarılmalıdır” vurgusu yapıldı.

Toplantıda ayrıca üst düzey finansal açılımın teşvik edilmesi için çaba gösterilmesi çağrısında bulunuldu. Özellikle finans sektöründe kurumsal açılımın istikrarlı bir şekilde genişletilmesi, sınır ötesi yatırım ve finansman kolaylığının iyileştirilmesi ve Çin’de işlerini genişletmek ve yürütmek için daha fazla yabancı finans kuruluşu ve uzun vadeli sermaye çekilmesi çağrısında bulunuldu.

“Daha fazla dışa açılma bir başka hedeftir” diyen Dong, bu tür çabaların sadece daha fazla yabancı sermaye çekmeyi amaçlamadığını, aynı zamanda Çin’in kendi sermaye piyasasını hem dış hem de iç faktörlere dayalı olarak denetlemek ve geliştirmekle ilgili olduğunu sözlerine ekledi.

Toplantıda ayrıca ulusal mali ve ekonomik güvenliğin sağlanması ve bölgeler, piyasalar ve sınırlar arasında risk aktarımının önlenmesi çağrısında bulunuldu. Bu muhtemelen yurtdışında, özellikle de agresif para politikaları ve kaotik siyasi yönetimin küresel piyasaları tehdit ettiği ABD’de artan finansal risklere bir gönderme şeklinde yorumlandı.

Asya

Samsung, Kore tarihinin en büyük hissedar ödeme planını açıkladı

Yayınlanma

Elektronik, akıllı telefon ve yarı iletken üreticisi Samsung Electronics, 2026 yılında hissedarlarına 90 trilyon ile 110 trilyon won (65-80 milyar dolar) arasında ödeme yapmayı planladığını duyurdu. Bloomberg verilerine göre bu adım Kore şirketleri tarihindeki en yüksek ödeme hacmi olma niteliği taşırken, rakip SK Hynix’in hisse geri alımı sonrasında devreye alındı.

Elektronik, akıllı telefon ve yarı iletken üreticisi Samsung Electronics, 2026 yılında hissedarlarına 90 trilyon ile 110 trilyon won (65-80 milyar dolar) arasında kaynak aktarmayı planladığını bildirdi.

Bloomberg verilerine göre bu tutar, Kore şirketleri tarihindeki en yüksek ödeme hacmi olma özelliği taşıyor.

Samsung’un duyurduğu bu plan, dünya genelinde bugüne kadar açıklanan en büyük sermaye getirisi programları arasında da yer alıyor.

ABD tarihinde ise Apple, 2024 yılında 110 milyar dolarlık hisse geri alımını onaylamış ve bu işlem ülkenin en büyük hisse geri alımı olarak kayda geçmişti.

Samsung, serbest nakit akışının yaklaşık yarısını hissedarlara yönlendireceğini açıkladı. Şirket, bu tutarın yaklaşık 30 trilyon wonluk (yaklaşık 21,4 milyar dolar) kısmını üçüncü çeyrek temettüsü olarak ödeyecek.

Şirket ayrıca çalışan tazminatlarını karşılamak amacıyla yaklaşık 15 trilyon won (10,73 milyar dolar) tutarında hisse geri alımı gerçekleştirmeyi hedefliyor.

Buna karşılık Samsung, yaptığı açıklamada hedeflenen toplam tutarın kalan kısmının tam olarak nasıl ödeneceğini belirtmedi.

Şirket, kalan ödeme miktarının ve dağıtım şeklinin ocak ayındaki yönetim kurulu toplantısında kesinleştirileceğini kaydetti.

Samsung, rakibi SK Hynix gibi, yapay zeka alanındaki yükselişin etkisiyle rekor seviyeye ulaşan çip satışlarından elde edilen kârın bir bölümünü geri almak isteyen hissedarların baskısı altında.

SK Hynix, daha önce 40 trilyon won (28,5 trilyon dolar) tutarında kendi hisselerini geri alacağını duyurmuştu.

Financial Times’ın aktardığına göre, JPMorgan analistleri SK Hynix’in hissedarlarına en az 130 milyar dolar tutarında ek ödeme açıklamasını bekliyor.

Hissedarlara yönelik sermaye getirisi programını 2024 yılında başlatan Samsung, bu kapsamda yıllık 9,8 trilyon wonluk (7 milyar dolar) düzenli temettü ödemelerini korurken, 2024-2026 döneminde oluşacak serbest nakit akışının yüzde 50’sini hissedarlara aktarmayı taahhüt etmişti.

Samsung’un mart ayında yayımladığı kurumsal değer artırma planına göre şirket, 2024 ve 2025 yıllarında 20,9 trilyon won (14,9 milyar dolar) nakit temettü ödedi ve ardından iptal edilmek üzere hisse geri alımlarına 8,4 trilyon won (6 milyar dolar) harcadı.

Okumaya Devam Et

Asya

Kuzey Kore’de lüks tüketim ve inşaat patlaması yaşanıyor

Yayınlanma

Kuzey Kore’nin başkenti Pyongyang’da Rusya ile derinleşen ilişkilerin ve ekonomik büyümenin etkisiyle lüks tüketime talep arttı. Ülke genelinde inşaat hamlesi hız kazanırken mağazalarda Batılı lüks markalar ve kayıt dışı IKEA ürünleri satılıyor. Ancak Financial Times gazetesine konuşan analistler, gelir artışına rağmen yapısal sorunların ve gıda yetersizliğinin sürdüğüne dikkat çekiyor.

Financial Times’ın haberine göre Kuzey Kore, analistlerin öncelikle Rusya ile derinleşen işbirliğine bağladığı belirgin bir inşaat ve tüketim patlaması yaşıyor.

Başkent Pyongyang’da son yıllarda yeni yerleşim bölgeleri, mağazalar ve eğlence merkezleri kuruldu. Büyük mağazalarda Omega marka saatler ve Chanel kozmetik ürünleri dahil olmak üzere lüks markalar satılırken alışveriş merkezlerinden birinde resmi olmayan bir IKEA mağazası faaliyet gösteriyor.

Şehirde ayrıca taksi çağırma ve QR kodla ödeme yapma imkanı sunan yaklaşık 500 dolar değerinde akıllı telefonlar bulunuyor.

Pyongyang’da altyapı alanında da gelişmeler yaşanıyor. Taksi çağırma hizmetleri, yeni mağazalar ve QR kodlu ödeme sistemlerinin yanı sıra internet kafeler ile BMW marka araçların da satın alınabildiği otomobil galerileri açıldı.

Güney Kore merkezli Kore Bankası (Bank of Korea), 1965 yılından bu yana düzenli resmi ekonomik veri açıklamayan Kuzey Kore’nin reel gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYH) 2025 yılında yüzde 3,5 büyüdüğünü tahmin etti. Bu veriyle birlikte ülke ekonomisi üst üste üçüncü yılı da yüzde 3’ün üzerinde büyümeyle tamamladı.

Dış ticaret verileri de toparlanmaya işaret ediyor. Kore Bankası verilerine göre 2025 yılında ülkenin ithalatı yüzde 14 artışla 2,66 milyar dolara, ihracatı ise yüzde 30 yükselişle 470 milyon dolara ulaştı.

Stimson Center düşünce kuruluşunun verileri de ocak-mayıs döneminde Çin’e yapılan ihracatın yüzde 68 artarak 287 milyon dolara çıktığını gösterdi. Bu artıştaki temel payı volfram sevkiyatı oluşturdu.

Ülkenin bir diğer gelir kaynağı ise kripto para hırsızlıkları oldu. TRM Labs’in değerlendirmesine göre Kuzey Kore yönetimiyle bağlantılı korsanlar, 2026 yılının ilk yarısında 643 milyon dolarlık kripto para çaldı.

Buna karşın analistler, yaşanan ekonomik büyümenin Kuzey Kore ekonomisinde henüz köklü ve yapısal bir dönüşüm anlamına gelmediğini savunuyor.

Güney Kore Ulusal Güvenlik Stratejisi Enstitüsü’nün tahminlerine göre ülke, Rusya ile yürüttüğü işbirliği kapsamında Ağustos 2023 ile Aralık 2025 döneminde nakit para ve mal olarak 7,7 milyar dolar ile 14,4 milyar dolar arasında kaynak elde etti.

Ekonomik hareketlilik sürerken Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, ekonomi üzerindeki devlet denetimini artırıyor. Salgın sonrasında devlet dağıtım sistemini güçlendirmeyi hedefleyen yönetim, kayıt dışı piyasalar ile özel ticaret üzerindeki kontrolleri genişletti.

Wall Street Journal haziran ayı başında yayımladığı haberde, uluslararası yaptırımlara rağmen yönetici elit tabakanın zenginleşmesini “dünyanın en şaşırtıcı ekonomik başarı hikayesi” olarak nitelendirmişti.

Gazete, ekonomik büyümeyi Pyongyang’ın enerji ve malzeme ithalatını artırmasını ve yaptırımların bir kısmını aşmasını sağlayan Rusya ve Çin desteğiyle ilişkilendirmişti.

Kuzey Kore’nin 2006 yılındaki ilk nükleer denemesinin ardından Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından uygulamaya konulan ve sonrasında defalarca genişletilen yaptırımlar; finansal varlıkları, ülkeye takım tezgahı, mineral, çelik ve demir sevkiyatını ve bazı malların ihracatını kısıtlıyor.

Kuzey Kore, uygulanan yaptırımları paravan şirketler, dost ülkelerdeki aracılar, korsanlar ve kripto paralar vasıtasıyla aşmayı öğrendi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı 2023 yılında, yaptırımların farklı bir jeopolitik ortamda alındığını belirterek Moskova ve Pekin’in Kuzey Kore’ye yönelik yaptırımlardan vazgeçeceğini açıklamıştı.

Devlet Başkanı Vladimir Putin ise Rus tarafının Pyongyang ile askeri-teknik işbirliğine ilişkin yürürlükteki BM kısıtlamalarına uymayı sürdüreceğini ifade etmişti.

Bloomberg, 2025 yılındaki haberinde Kuzey Kore ekonomisinin 2024 yılında ağır sanayi, kimya sanayisi ve inşaat sektöründeki üretim artışının etkisiyle yüzde 3,7 büyüyerek 2016’dan bu yana en yüksek büyüme hızına ulaştığını bildirmişti.

Bununla birlikte Bloomberg, Kuzey Kore’nin yoksul bir ülke olmayı sürdürdüğünü vurgulamıştı. Ülkenin 2024 yılı gayrisafi milli geliri (GSMG) Güney Kore’nin yüzde 1,7’sine denk gelerek yaklaşık 33,3 milyar dolar, kişi başına düşen geliri ise Güney Kore seviyesinin yüzde 3,4’ü düzeyinde kalarak yaklaşık 1,24 bin dolar oldu.

Birleşmiş Milletler verilerine göre ise 26 milyonluk nüfusa sahip ülkenin yaklaşık yarısı yetersiz beslenme sorunu yaşıyor.

Okumaya Devam Et

Asya

Çin ve Endonezya savunma ilişkilerini derinleştirme konusunda anlaştı

Yayınlanma

Çin ve Endonezya, üst düzey görüşmelerde ikili savunma bağlarını derinleştirme konusunda anlaştı.

Çin ve Endonezya, cuma günü Cakarta’da gerçekleştirilen üst düzey görüşmelerde askeri, denizcilik ve teknoloji alanlarındaki işbirliğini derinleştirme konusunda anlaşmaya vardı. Bu gelişme, ABD’nin Asya’daki güvenlik taahhütlerine ilişkin belirsizliğin yeniden arttığı bir dönemde Pekin’in bölgedeki etkisinin arttığına işaret ediyor.

Endonezya Savunma Bakanı Sjafrie Sjamsoeddin, Çinli mevkidaşı Dong Jun ile yaptığı görüşmenin ardından, iki ülkenin askeri kabiliyetlerini güçlendirmek amacıyla personel değişimlerini ve savunma sanayii işbirliğini artıracağını söyledi. Saatler sonra Dışişleri Bakanı Sugiono ile Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Endonezya’nın önemli ihraç ürünleri için pazara erişimin genişletilmesi olanaklarını araştırma ve yapay zekâ, haberleşme uyduları, enerji ve mineraller alanındaki işbirliğini derinleştirme konusunda mutabık kaldı.

Wang, iki ülkenin balıkçılık alanındaki işbirliğini yeniden başlatacağını, Güney Çin Denizi’nde ortak kalkınmayı teşvik edeceğini ve bölgesel bir davranış kurallarına ilişkin müzakerelerin sonuçlandırılması için çalışacağını söyledi. Sugiono ise tarafların, sürdürülebilir finansman yöntemlerinden yararlanarak ve yolcu sayısını artırmaya yönelik çalışmalar yürüterek Cakarta-Bandung yüksek hızlı demiryolu projesini sürdürme konusunda da anlaştığını belirtti.

Görüşmeler, cuma günü ilerleyen saatlerde yapılması planlanan ikinci dışişleri ve savunma bakanları toplantısı, yani “2+2” diyaloğu öncesinde gerçekleşti. Bu temaslar, geçen yıl yaklaşık 155 milyar dolarlık ikili ticarete dayanan ilişkilere yeni bir stratejik boyut kazandırıyor. Aynı zamanda, Devlet Başkanı Prabowo Subianto’nun bölgede nüfuz için rekabet eden hem Pekin hem de Washington ile ilişkileri derinleştirme çabasını da ortaya koyuyor.

Endonezya ile ABD, nisan ayında askeri modernizasyon, eğitim, tatbikatlar ve operasyonel işbirliğini kapsayan “Büyük Savunma İşbirliği Ortaklığı”nı kurmuştu. Buna rağmen Asya’da birçok kişi, özellikle ABD Başkanı Donald Trump’ın Güney Kore ile yapılan tatbikatları ani bir kararla kısıtlamasının ardından Washington’ın bölgeye bağlılığını sorguluyor.

Endonezya’nın Çin ile yakınlaşması, Cakarta ile Pekin’in güvenlik ve denizcilik işbirliğini derinleştirme konusunda anlaştığı Nisan 2025’te Pekin’de gerçekleştirilen ilk 2+2 diyaloğunun da devamı niteliğinde. O görüşmelerde istihbarat paylaşımı, koordineli operasyonlar ve sahil güvenlik güçleri arasındaki bağların güçlendirilmesi de dahil olmak üzere çeşitli alanlarda anlaşmaya varılmıştı.

Dışişleri bakanları cuma günü ayrıca ilk Endonezya-Çin Kapsamlı Stratejik Diyaloğu’nu başlattı ve 2027-2031 dönemini kapsayacak beş yıllık bir eylem planına ilişkin görüşmeleri memnuniyetle karşıladı.

Çin, iki ülke arasındaki ortaklığın daha geniş bir stratejik rol üstlenmesini istiyor. Dong, ülkelerin Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) çerçeveleri üzerinden güvenlik işbirliğini derinleştirmesi ve Küresel Güney ülkeleri arasındaki savunma ilişkilerine örnek teşkil etmesi gerektiğini söyledi. Eş zamanlı çeviriye göre Dong ayrıca taraflara “dış güçlerin kötü niyetlerini” boşa çıkarma çağrısında bulundu.

Çin ve Endonezya Tayvan’ın doğusunda deniz tatbikatı gerçekleştirecek

Güvenlik alanındaki yakınlaşma, Güney Çin Denizi konusunda iki ülke arasında uzun süredir devam eden görüş ayrılıklarına rağmen ilerliyor. Prabowo ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping arasında 2024 yılında yayımlanan ortak bildiride “örtüşen hak iddialarının bulunduğu bölgelerde ortak kalkınma” ifadesine yer verilmesi, Cakarta’nın Pekin’in geniş kapsamlı deniz yetki alanı iddialarına yönelik muhalefetini yumuşattığı yönünde yorumlanmıştı.

Savunma ilişkileri, silah tedariki alanına da daha fazla yayılabilir. Endonezya, Çin yapımı Chengdu J-10 savaş uçaklarını satın almayı değerlendiriyor ancak henüz herhangi bir sözleşme sonuçlandırılmış değil.

Ekonomik işbirliği ise ilişkilerin merkezindeki yerini koruyor. Sugiono, iki ülkenin yerel para birimleriyle yapılan işlemleri ve finansal işbirliğini güçlendirme konusunda anlaştığını söyledi. Wang ise Endonezya’nın Çinli şirketler için adil, şeffaf ve elverişli bir iş ortamı sağlamayı taahhüt ettiğini belirtti.

Bununla birlikte şirketler düzeyinde bazı gerilimler de yaşanıyor. Çinli şirketler, Endonezya’nın nikel sektöründeki daha sıkı politikalarının maliyetleri artırdığından ve yatırımları tehdit ettiğinden şikâyet ederken, Çin Büyükelçiliği söz konusu politika değişikliklerinin mevcut ve planlanan yaklaşık 50 milyar dolarlık yatırımı riske atabileceği uyarısında bulundu.

Malezya, ABD destekli Filipin askeri üssü konusunda endişeli

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English