Bizi Takip Edin

Asya

Japonya Başbakanı Kishida’nın ‘sefalet ayı’

Yayınlanma

Japonya’da Yokosuka Asya-Pasifik Çalışmaları Konseyi’nde hükümet ilişkileri özel danışmanı olan Michael MacArthur Bosack, The Japan Times’ta bu ayın Başbakan Fumio Kishida için “berbat bir ay” olduğunu yazdı.

Makaleye göre, Kishida, ekim ayına girerken, zaten düşüş eğiliminde olan kamuoyu onayı ve kendisine herhangi bir siyasi sermaye geri kazandıramayan bir Kabine değişikliği ile karşı karşıyaydı. İktidardaki Liberal Demokrat Parti’nin ara seçimlerde zayıf bir performans göstermesinden vergi planına yönelik eleştirilere, skandala yol açan bir istifaya ve parlamento zeminine taşan parti içi hoşnutsuzluğa kadar uzanan darbeler bu ay da gelmeye devam etti.

Tüm bunların birleşince Kishida yönetimini aşağı çekmeye devam ettiği kaydedilen yazıda, bu gelişmelerin yönetimin karar alma mekanizmasını etkileyeceği ve siyasi manzarada dalgalanma etkileri yaratacağı öngörülüyor.

Yerel seçimler

Bu ay Nagasaki ve Kochi vilayetlerindeki Japon seçmenler boş parlamento koltuklarını doldurmak için sandık başına gitti. LDP yöneticileri her iki yarışın da çekişmeli geçeceğinden şüpheleniyordu ve haklı çıktılar. LDP Nagasaki’de zafer kazanırken Kochi’de kaybetti.

Toplam 465 parlamento koltuğundan iki tanesinin kaybedilmesi genel seçimlerin habercisi sayılmasa da, bu durum Kishida’nın LDP’yi tüm koltuklar söz konusu olduğunda zafere taşıyabileceğine dair parti içi güveni sarstı. Erken seçim konusunda zaten temkinli davrananlar, LDP’nin Eylül 2024’te yapılacak bir sonraki parti başkanlığı seçimine kadar seçimin ertelenmesi gerektiği yönündeki görüşlerinde daha da sertleştiler.

Ekonomik sıralamada düşüş

Bu ayın başlarında Uluslararası Para Fonu, Japon ekonomisinin dünyada 4. sıraya gerileyeceğini öngören “Dünya Ekonomik Görünümü” raporunu yayınladı. Çin 2010 yılında Japonya’nın yerini 2. ekonomi olarak aldı ve tahminler doğru çıkarsa 1968’den bu yana ilk kez Almanya gayri safi yurtiçi hasılada Japonya’yı geride bırakmış olacak.

Bosack’a göre, Japonya’nın on yıllardır süren ekonomik durgunluğu bir sır olmasa da, bu projeksiyon bunun yüzleştirici kanıtlarını sunuyor ve bu durum “hem parti içi rakiplere hem de muhalefet partilerine LDP’nin uzun süredir devam eden ekonomik platformunu ve Kishida yönetiminin yakın vadeli mali önceliklerini hedef almaları için cephane sunuyor.”

Eleştirmenlerin muhtemelen bu verileri kullanarak Japonya’nın LDP’nin eskimiş politikaları ve Kishida’nın etkisizliği nedeniyle geri kaldığını iddia edeceklerini söyleyen Bosack, halkın yönetime olan güveni zaten azalmışken bunun karşı konulması zor bir söylem olduğunu vurguluyor.

Hararetli vergi tartışmaları

Mevcut parlamento oturumunda Kishida, ekonomiyi canlandırmak ve halktan biraz onay almak umuduyla bazı basit ekonomik teşvik paketlerini yürürlüğe koyma niyetinde olduğunun sinyallerini vermişti. Hatta bir erken seçime gitmek ve hükümetin tepesinde kendisine yeniden bir temel oluşturmak için kamuoyundaki sarsıntıdan yararlanabileceğine dair spekülasyonlar bile vardı.

Ancak bu teşvik paketini hayata geçirmek hiç de kolay olmadı. Kishida bu ay LDP’ye düşük gelirli hanelere mali yardımlarla eşleştirilmiş gelir vergisi indirimlerini takip etmesi için rehberlik etti, ancak bu politika aktörlerinin çoğunu tatmin etmedi. İktidardaki LDP-Komeito koalisyonu içindeki en güçlü eleştirmenler, artan tüketici fiyat endeksini ele almak için acil bir önlem sunmak üzere tüketim vergisinde bir indirimin gerekli olduğunu savunuyor. Diğer muhalifler ise iktidar koalisyonunun Japon ekonomisini yönetme konusundaki işlevsizliğine dikkat çekiyor.

Bu tartışmalar henüz sona ermiş değil. LDP’nin uygun ekonomik tedbirler üzerinde parti içi müzakerelerini tamamlaması ve daha sonra parlamentoya ulaşmadan önce Komeito ile koordine edilmesi gerekiyor. Bu arada yönetimin de devam eden parlamento oturumu sırasında tartışmalarla ilgili soruları yanıtlaması gerekiyor.

Ağır toplar konuşuyor

Bosack, yakın geçmişte ilk kez LDP’nin önde gelen bir üyesinin parlamentoda başbakanı eleştirdiğini yazdı: “Shinzo Abe’nin eski fraksiyonunu yöneten beş üyeli konseyden biri olan Hiroshige Seko, parlamentonun genel kurul oturumundaki zamanını Kishida’yı etkisiz liderlikten dolayı sorgulamak için kullandı. Başbakanın ekonomi politikalarına karşı çıktı ve söz ve eylemlerindeki zayıflığa işaret etti.”

LDP’nin o zamandan bu yana Seko’ya sözleri için özür dilemesi yönünde baskı yaptığı ancak kamuoyuna yansıyan bu hoşnutsuzluk gösterisinin asıl sorunun sadece bir belirtisi olduğu söyleniyor. Bosack’a göre, LDP içinde liderlik değişimine hazır olanlar var ve “Kishida’nın kararlılık yerine uzlaşma yoluyla parti birliğini koruma çabası onu kimseyi tatmin etmeyen çözümlerle baş başa bıraktı.”

Meclis Başkanı’nın dramı

Makalede, Meclis Başkanı ile ilgili sorunlar ise ‘dram’ diye nitelendiriliyor:

“Japonya’da meclis başkanlığı makamı yüksek profilli ancak büyük ölçüde törensel bir makamdır; dolayısıyla bu makama yeni birinin atanması basit ve dramatik olmamalıydı. Sorun şu ki, görevdeki Hiroyuki Hosoda’nın LDP için yararlı olmayan kendi bagajı vardı ve yerine gelen Fukushiro Nukaga bu ay eleştirileri gidermek için çok az şey yaptı.

Hosoda, kısa bir süre önce dağılan Birleşme Kilisesi ile olan ve ele alınmamış etkileşimleri nedeniyle zaten endişe konusuydu ve ayrıca yaşa bağlı sağlık endişeleri nedeniyle istifa etti. Ancak siyasetten tamamen çekilmek yerine yeniden seçilmek istediğini açıkladı. Bu durum Kishida için başka bir baş ağrısı yarattı çünkü yüksek profilli bir siyasi sorumluluğu yönetmeye devam etmesi gerekiyor.

Bu arada Nukaga, çok yaşlı bir meclis başkanına sahip olma konusundaki endişeleri gidermek için çok az şey yaptı; sonuçta Hosoda ile aynı yaşta. Dahası, meclis başkanı olarak ilk resmi icraatlarından birinde, parlamentonun toplanması sırasında konuşmasını içeren parşömeni geleneksel olarak açılış törenine başkanlık eden İmparator’a uzatarak benzeri görülmemiş bir usul hatası yaptı. Her ne kadar İmparator Naruhito bunu önemsememiş olsa da, olay medyada geniş yer buldu ve özellikle Hosoda’nın pek de nazik olmayan çıkışının ardından Nukaga’nın bu iş için yeterliliğine dair soruları davet eden uğursuz bir başlangıç oldu.”

Kabine değişikliği daha da kötüleşiyor

Geçtiğimiz ay gerçekleşen kabine değişikliği Kishida’ya anketlerde herhangi bir destek sağlamadı, bunun yerine LDP’nin parti içi siyasetinin bir başka ürünü olduğu yönünde eleştirilere davetiye çıkardı. Kabine düzeyinde yapılan atamalar, kadın atama sayısında rekor kırdığı için ilk etapta övgü toplasa da, alt kabine düzeyindeki onlarca pozisyonda hiç kadın bulunmaması hem yerel hem de uluslararası kaynaklardan eleştiri aldı.

Bosack, kabineye ilişkin algıların, yönetimin kabine değişikliği sonrası ilk istifasının ardından daha da kötüleşmesinin muhtemel olduğu görüşünde. Parlamentoda eğitim bakan yardımcısı olarak görev yapan Taro Yamada, kendisinden otuz yaş küçük bir kadınla evlilik dışı ilişki yaşadığının ortaya çıkmasının ardından istifa etmişti. Basında yeni atanan yetkili hakkında “skandal niteliğinde ifşaatlar” yayınlanmasının ardından Yamada bakan yardımcılığından istifa etmişti.

Bundan sonra ne olacak?

Kishida’nın bu noktada yasama ile ilgili ana görevi ekonomik teşvik paketini hayata geçirmek. Bosack’a göre, son dönemde yaşanan sıkıntılar göz önüne alındığında, Kishida’nın ya da iktidar koalisyonunun bu noktada başka bir şeyle uğraşmak istemesi pek olası değil:

“O halde hedef kasım sonu ya da aralık başında parlamento oturumunu tamamlamak. Bu sayede Kishida, Japonya ile bölgesel örgüt arasındaki ilişkilerin 50. yıldönümünü anmak üzere ASEAN liderlerini ağırlayacağı 16-19 Aralık tarihleri arasındaki üç günlük etkinlikle odağını yeniden küresel diplomasiye kaydırma şansı bulacak. Zaten plan da bu gibi görünüyor. Kishida’nın daha fazla darbe almadan o noktaya varıp varamayacağı ise bambaşka bir konu.”

Asya

Starbucks, Çin’in Sincan bölgesinde ilk şubesini açtı

Yayınlanma

ABD’li kahve zinciri devi Starbucks, salı günü Çin’in kuzeybatısındaki Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde iki mağaza açarak, bu bölgeye ilk kez giriş yaptı ve ABD’den sonra ikinci en büyük pazarı olan Çin’deki en son genişleme hamlesini gerçekleştirdi.

Mağazalar, bölge başkenti Urumçi’de yer alıyor; bunlardan biri simgesel Büyük Çarşı’da, diğeri ise Urumçi Tianshan Uluslararası Havalimanı’nda bulunuyor.

Büyük Çarşı’daki amiral mağaza, bölgenin geleneksel silüetlerinden esinlenen kendine özgü bir tasarıma sahip olup, iç mekanlarında Atlas ipeği ve etnik müzik aletleri gibi Sincan unsurları yer alıyor. Her iki mağaza da yerel esintili menüler ve süt kabuğu aromalı tuzlu süt çayı gibi özel içecekler sunuyor.

Starbucks Çin CEO’su Molly Liu yazılı bir açıklamada, “Sincan’a girmek, sadece mağaza ağımızın daha da genişlemesini sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda bu canlı pazarla derin bir bağ kurmamızı ve oradaki müşterilerimizle samimi, kalıcı ilişkiler kurmamızı da sağlıyor,” dedi 

Bölgesel Piyasa Düzenleme İdaresi yetkilisi Zhang Yu, Sincan’ın kentsel ticari canlılığın ve tüketici çekiciliğinin bir göstergesi olan “ilk mağaza ekonomisini”, iç talebi ve tüketimi artırmak için kilit bir araç haline getirdiğini belirtti.

Xinhua’ya konuşan Zhang, Sincan’ın ilk mağazalara yönelik destek politikalarını iyileştirmeye, onay süreçlerinin verimliliğini artırmaya ve iş ortamını optimize etmeye devam edeceğini de sözlerine ekledi.

Bu açılışlar, Starbucks’ın Çin’deki perakende faaliyetlerini yürütmek üzere Çinli risk sermayesi şirketi Boyu Capital ile kurduğu ortaklığın ardından gerçekleşti. Geçen yıl Kasım ayında imzalanan anlaşmaya göre, Boyu ve Starbucks bir ortak girişim kuracak; Boyu, Starbucks’ın Çin’deki perakende faaliyetlerinde yüzde 60’a kadar hisseye sahip olacak, Starbucks ise ortak girişimdeki kalan yüzde 40 hisseyi elinde tutacak ve Starbucks markasının sahibi olmaya devam ederek marka ile fikri mülkiyet haklarını yeni kuruluşa lisanslayacak.

Bu son genişleme, Starbucks’ın Kuzey Amerika işini yeniden yapılandırdığı bir dönemde gerçekleşiyor; şirket geçen hafta, bölgedeki performans göstermeyen 250 kahve dükkanını kapatma planlarını açıklamıştı.

Starbucks, Ocak 1999’da Pekin’de ilk mağazasını açarak Çin anakarasına giriş yaptı. Kahve kültürü kök salıp popülerlik kazandıkça, zincir Çin genelinde varlığını istikrarlı bir şekilde genişletti. 2026 mali yılı verilerine göre, 27 Eylül 2026 itibarıyla Starbucks, Çin anakarasında 8.342 mağaza işletiyordu; bu rakam, 2025 mali yılı sonuna kıyasla 331 artışa tekabül ediyor.

Çin anakarası, şu anda Starbucks’ın ABD’den sonra en büyük ikinci pazarı konumunda; şirketin 2026 mali yılı üçüncü çeyrek sonuçlarına göre, 28 Haziran 2026 itibarıyla ABD’de 16.933 mağaza işletmektedir.

Şirketin uzun süredir devam eden genişlemesi, yabancı markaların Çin’in büyüyen tüketici pazarında nasıl fırsatlar aradığını yansıtmaktadır.

Piyasa Düzenleme Devlet İdaresi, Çin’de 2026 yılının ilk yarısında 35.000 yeni yabancı sermayeli işletmenin kurulduğunu ve bu sayının bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 7 arttığını açıkladı. Ticaret Bakanlığı’nın ayrı verilerine göre, 2026 yılının ilk yarısında yaklaşık 4.800 yabancı sermayeli işletme Çin’deki yatırımlarını artırdı.

Okumaya Devam Et

Asya

Güney Kore’den Ukrayna’ya Kuzey Koreli esirler için özür ültimatomu

Yayınlanma

Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung, iki Kuzey Koreli savaş esirinin Seul’e nakledildiğini açıklayan Ukrayna’nın gizlilik anlaşmasını ihlal ettiğini belirterek Kiev yönetimini resmi özür dilemeye çağırdı. Ukrayna tarafının anlaşmayı inkar ettiğini belirten Lee, olguların kabul edilmemesi halinde karşı adımlar atılacağını duyurdu.

Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung, Ukrayna’nın iki Kuzey Koreli savaş esirinin Seul’e teslim edildiğini kamuoyuna duyurarak gizlilik mutabakatını ihlal ettiğini belirtti.

Lee, Kiev yönetiminin olguları kabul etmemesi ve kamuoyu önünde özür dilememesi halinde ülkesinin karşı adımlar atacağını açıkladı.

X hesabı üzerinden açıklamada bulunan Lee, esirlerin iadesi sürecinde Ukrayna tarafının gizlilik talep ettiğini, Seul’ün de bilgilerin açıklanmaması yönünde anlaşmaya vardığını kaydetti. Lee, Ukrayna’nın bu mutabakatı tek taraflı olarak bozduğunu ifade etti.

“Ukrayna bizi yalancı durumuna düşürdü”

Gelişmeler karşısında nezaket çerçevesinde üzüntülerini ilettiklerini belirten Güney Kore Devlet Başkanı, Ukrayna tarafının varılan mutabakatı inkar ederek kendisini yalancı durumuna düşürdüğünü savundu.

Lee, Seul’ün anlaşmanın kabul edilmesini ve özür dilenmesini istemesi üzerine Kiev’in Kuzey ve Güney Kore arasında kaçınılmaz bir çatışma senaryosundan söz ettiğini ve “Kore Yarımadası’nda savaşı kışkırtmaya çalıştığını” öne sürdü.

Lee, açıklamasında “Ukrayna’nın eylemlerinden ciddi üzüntü duyuyoruz. Olguları kabul etmeyi ve kamuoyu önünde özür dilemeyi reddetmeyi sürdürürlerse yeni adımlar atacağız. Bu, Kore Cumhuriyeti vatandaşlarının ve devletinin onur meselesidir, görmezden gelemeyiz” ifadelerini kullandı.

Zelenskiy esir teslimini BM kürsüsünden duyurdu

Tartışma, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin 23 Eylül’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmayla başladı. Zelenskiy, Ukrayna’nın iki Kuzey Koreli askeri esiri Güney Kore’ye teslim ettiğini açıkladı. Lee Jae-myung bu açıklamaya sosyal medya üzerinden tepki göstererek, Ukrayna’yı gizlilik anlaşmasını çiğnemekle suçlamış ve durumu “utanç verici” olarak nitelendirmişti.

Buna karşılık Ukrayna Devlet Başkanlığı Danışmanı Dmitro Litvin, Seul ile Kiev arasında esir takasına ya da teslimine ilişkin herhangi bir gizlilik anlaşması bulunmadığını ileri sürdü. Reuters’ın aktardığına göre, bu açıklamanın ardından Güney Kore Dışişleri Bakanlığı 28 Eylül’de Ukrayna’nın Maslahatgüzarı Andriy Veşkin’i bakanlığa çağırarak diplomatik protesto iletti.

Moskova esir transferine ilişkin bilgisinin olmadığını belirtti

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Kuzey Koreli savaş esirlerinin teslimine dair ellerinde bir bilgi olmadığını açıkladı. Esir konusunun Rusya Savunma Bakanlığı ve istihbarat servislerinin yetkisinde olduğunu aktaran Peskov, istihbarat kanalları üzerinden temasların sürdüğünü kaydetti.

Rusya ile Kuzey Kore, Ukrayna ordusunun Ağustos 2024 başında sınır bölgelerine girdiği dönemde Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması imzalamıştı. Kuzey Kore birlikleri Kursk bölgesindeki çatışmalarda yer alırken Rusya Genelkurmay Başkanlığı, bölge topraklarının 2025 ilkbaharında Ukrayna ordusundan tamamen temizlendiğini duyurmuştu.

Okumaya Devam Et

Asya

Çin akaryakıt ihracatını durdurdu: Küresel pazarda tedarik daralıyor

Yayınlanma

Çin, eriyen iç stoklarını takviye etmek için ekim ayı rafine akaryakıt ihracatını askıya alarak küresel arz sıkıntısını büyüttü. Ülkedeki motorin ve gaz yağı açığı 20 milyon varile ulaşırken, yakıt fiyatları yüzde 70 tırmanan ABD acil rezervlerden 40 milyon varil ham petrol çıkarıyor.

Çin, eriyen yerel rezervlerini yeniden doldurabilmek amacıyla ekim ayı boyunca yapılması planlanan rafine akaryakıt ihracatını askıya aldı.

ABD’nin İran ile girdiği savaşın küresel enerji arzını sarstığı günlerde hayata geçen uygulama, dünya genelindeki yakıt tedarik açığını daha da derinleştirme riski taşıyor.

Yetkililer, ülkedeki bir haftalık ulusal tatilin başında büyük rafinerilere Hong Kong ve Makao hariç hiçbir dış pazara sevkiyat izni verilmeyeceğini bildirdi.

Reuters’a konuşan sektör kaynakları, 7 Ekim sonrasında yurt dışına yakıt çıkışına yeniden onay verilip verilmeyeceğinin rafinerilerin üretim hızına ve iç depolardaki doluluk oranına göre netleşeceğini aktardı.

Batı Asya’dan ham petrol akışının savaş nedeniyle kesintiye uğraması üzerine Pekin yönetimi ilk olarak mart ayında ihracata sınırlama getirmiş, temmuz ayında ise motorin, benzin ve jet yakıtı satışlarını aylık izin şartına bağlamıştı.

Oxford Enerji Araştırmaları Enstitüsü bünyesindeki Çin enerji araştırmaları biriminin yöneticisi Michal Meidan, hükümetin temel hedefinin iç pazardaki arzı güvenceye almak olduğunu vurgulayarak, “Uluslararası piyasalar ikinci planda kalıyor” değerlendirmesini yaptı.

İhracat vizesi için ticari rezervlerin savaş öncesindeki seviyelere ulaşması şart koşuluyor.

Enerji veri analitiği kuruluşu Kpler’in verilerine dikkat çeken analist Zameer Yusof, mevcut motorin ve gaz yağı envanterinin savaş öncesi döneme göre 20 milyon varil geride kaldığını, benzin açığının ise yaklaşık 9 milyon varil düzeyinde seyrettiğini kaydetti.

Pekin’in muslukları kapatması, Washington ile Avrupalı müttefikleri arasındaki enerji gerilimini de su yüzüne çıkardı.

Washington yönetimi, acil durum rezervlerini piyasaya sürmemeleri halinde Almanya ve Fransa’ya sağladığı motorin sevkiyatını durdurma uyarısı yaptı. Avrupalı bir yetkili, ABD’nin Avrupa Birliği’nden altı aylık süre zarfında 120 milyon varil motorini dolaşıma sokmasını talep ettiğini ifade etti.

Gelişmeleri değerlendiren ABD Enerji Bakanı Chris Wright, Batı Asya kaynaklı motorin kaybının telafi edilmeye çalışıldığını ancak Çin’den gelen ihracat kanalının da kapandığını kaydetti.

İran savaşının patlak vermesinden bu yana ABD iç pazarında motorin fiyatları yüzde 70, benzin fiyatları ise yüzde 50 civarında yükseldi.

Yaklaşan Kongre ara seçimleri öncesinde artan yakıt maliyetlerini dizginlemeye odaklanan Beyaz Saray, kendi acil durum kaynaklarını devreye sokuyor.

ABD Enerji Bakanlığı, enerji firmalarına ödünç verilmek üzere Stratejik Petrol Rezervinden 40 milyon varil ham petrolün daha kullanıma açılacağını duyurdu.

Daha önce 1982’den bu yana en düşük düzeyine gerileyen ABD rezervleri, bu son tahsisatla birlikte yasalarda tanımlanan asgari güvenlik sınırının altına inecek.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English