Bizi Takip Edin

Asya

Japonya savunma konulu beyaz kitabını yayınladı: Doğu Asya’da yükselen savaş tehdidi

Yayınlanma

Tokyo, “Japonya’nın Savunması 2024” adlı beyaz kitabını yayınladı. Kitapta, Rusya’nın Ukrayna müdahalesine benzer ciddi bir durumun Doğu Asya’da yaşanması riskinin arttığına dair ilk kez doğrudan bir uyarıda bulunuldu.

“Ukrayna’da yaşanan benzer ciddi bir durumun gelecekte Hint-Pasifik bölgesinde, özellikle Doğu Asya’da ortaya çıkması ihtimali göz ardı edilemez” ifadelerinin yer verildiği beyaz kitapta Çin’in ismi doğrudan anılmasa da olası bir Tayvan çatışmasına açıkça atıfta bulunuluyor. Japonya’nın etrafındaki güvenlik durumunu anlatan beyaz kitabın ilk bölümü, Kuzey Kore’nin taktik nükleer silah konuşlandırması ve Çin’in ‘sert duruşu’na odaklanıyor.

Çin’in sert dış duruşu ve artan askeri faaliyetleri konusunda “ciddi endişe” dile getirilerek, Pekin’in “Japonya’nın kapsamlı ulusal gücüyle ve müttefikleriyle, benzer düşünen ülkeler ve diğerleriyle işbirliği ve dayanışma içinde karşılık vermesi gereken benzeri görülmemiş ve en büyük stratejik meydan okumayı” sunduğu iddia edildi.

Japonya Savunma Bakanı Kihara Minoru, beyaz kitabın açılış sayfasında yaptığı açıklamada, “Hiçbir ülke kendi güvenliğini tek başına koruyamaz” ifadesini kullanarak, Tokyo’nun evrensel değerleri ve stratejik çıkarları paylaştığı, aynı görüşteki ülkelerle işbirliğinin güçlendirilmesi gerektiğini özellikle ABD ile ortak askeri çıkarların paylaşılması gerektiğini vurguladı.

Beyaz kitabın kapağında ise caydırıcılığa karşı yeniden dövülen çelik samuray kılıcına ait bir grafik kullanıldı. Uluslararası çıkmazların arttığı ve mevcut düzenin sorgulamaya gidildiğinin altı çizilen belgede, II. Dünya Savaşı’ndan sonra en büyük sınavın verildiği Minoru tarafından şu ifadelerle anlatılmaktadır:

“Uluslararası toplum yeni bir kriz dönemine girmiştir. İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinden bu yana en büyük sınavıyla karşı karşıya. Mevcut düzen ciddi şekilde sorgulanmaktadır. Japonya kendisini savaş sonrası dönemin en ciddi ve karmaşık güvenlik ortamında bulmaktadır.

Çin hızla askeri yeteneklerini arttırırken, Senkaku Adalarını çevreleyen suların bulunduğu Doğu Çin Denizi’nde ve Pasifik’teki faaliyetlerini yoğunlaştırmaktadır. Kuzey Kore nükleer ve füze gelişimini ilerletmekte ve balistik füze ve diğerlerini fırlatmaya devam etmektedir. Rusya, Ukrayna’ya yönelik saldırganlığını sürdürürken, Kuzey Bölgelerini de kapsayan Uzak Doğu’da yoğun askeri faaliyetler yürütmektedir. Rusya’nın ayrıca Çin ile uçak ve gemileri içeren ortak faaliyetlerde bulunduğu da gözlemlenmiştir. 

İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinden bu yana yaşanan en ciddi ve karmaşık güvenlik ortamında Savunma Bakanlığı ve Öz Savunma Kuvvetleri Japon halkının yaşamlarını ve barışçıl geçim kaynaklarını korumaya ve Japonya’nın kara, su ve hava sahasını sonuna kadar savunmaya kararlıdır. Bu görevlerin yerine getirilmesinde Savunma Bakanlığı/Öz Savunma Kuvvetleri, Japonya Ulusal Güvenlik Stratejisi, Ulusal Savunma Stratejisi ve Savunma Yapılanma Programı’nda ifade edilen politikaların uygulanmasına öncülük edecektir.

Bu politikalar üç ana hedeften oluşmaktadır. Bunlardan ilki, Japonya’nın savunma yeteneklerinin temelden güçlendirilmesini istikrarlı bir şekilde gerçekleştirmektir. Stand-off ve IAMD (Entegre Hava ve Füze Savunması) gibi geleceğin temel savunma yeteneklerinin oluşturulmasına öncelik verilmelidir. Bu nedenle Japonya, Tomahawk füzeleri ve geliştirilmiş Tip-12 karadan gemiye füzelerin karadan fırlatılan versiyonları da dahil olmak üzere çeşitli stand-off füzelerini başlangıçta planlanandan daha önce edinecektir. Japonya, kendisini giderek daha sofistike hale gelen balistik füzelerden ve diğer tehditlerden korumak için Aegis Sistemi Donanımlı Gemilerin inşasına başlanmasını hızlandıracaktır. Sürdürülebilirlik ve dayanıklılığın arttırılması bir diğer önemli görevdir. Bu nedenle Japonya ekipmanların operasyonel kullanılabilirliğini arttırmaya, yeterli mühimmat ve güdümlü füze temin etmeye ve savunma tesislerinin dayanıklılığını arttırmak için odaklanmış yatırımları teşvik etmeye devam edecektir.

İkinci önemli hedef ise müttefiklerimiz, benzer düşünen ülkeler ve diğer ortaklarımızla işbirliği yapmaktır. Artık hiçbir ülke kendi güvenliğini tek başına koruyamaz. Mevcut uluslararası düzene yönelik zorluklar devam ederken, Japonya’nın evrensel değerleri ve stratejik çıkarları paylaştığı müttefiklerimiz, benzer düşünen ülkeler ve diğer ortaklarla işbirliğini ve ortaklığı derinleştirmesi kritik önem taşımaktadır.

Amerika Birleşik Devletleri ile İttifak, ulusal güvenlik politikamızın temel taşıdır. Japonya, Japonya-ABD İttifakının caydırıcılık ve karşılık verme kabiliyetlerini arttırmak için somut tedbirleri istikrarlı bir şekilde uygulayacaktır. 

Aynı zamanda Japonya’nın bölgede barış ve istikrarı sağlamak için benzer düşünen ülkeler ve diğer ortaklarla işbirliğini artırması da önemlidir. Japonya, Özgür ve Açık Hint-Pasifik’in gerçekleştirilmesine katkıda bulunacak tedbirleri uygulayacaktır. Bu amaçla Japonya proaktif olarak şunları teşvik edecektir:

Bölgenin ve her bir ülkenin özelliklerini ve diğer faktörleri dikkate alarak, ikili/çok taraflı tatbikatlar ve savunma ekipmanı ve teknoloji işbirliği gibi çok taraflı ve çok katmanlı savunma işbirliği ve değişimleri. Bu tür bir işbirliği, yeni nesil savaş uçaklarının ortaklaşa geliştirilmesi ile temsil edilmektedir. Bu ortak geliştirme, Japonya’nın temel savunma kabiliyetini oluşturan avcı uçaklarının performansını artırmayı amaçlamaktadır. Önümüzdeki on yıllar içerisinde dünyaya bir güvenlik, istikrar ve refah temeli sunacaktır.

Japonya ve Amerika Birleşik Devletleri merkezli çok taraflı işbirliğinde de ilerleme kaydedilmiştir. Geçtiğimiz aralık ayında Japonya, Amerika Birleşik Devletleri ve Kore Cumhuriyeti, Kuzey Kore’ye yönelik füze uyarı verilerinin gerçek zamanlı paylaşımına başlamıştır. Aynı dönemde Avustralya Savunma Kuvvetleri ilk kez iki Japonya-ABD ikili komuta merkezi tatbikatına katıldı: “Keen Edge” ve ‘Yama Sakura’ Japonya bu tür işbirliklerini teşvik edecektir.

Üçüncü ana hedef ise insan kaynakları tabanımızı güçlendirmektir ki bu acil bir hedeftir. Japonya ciddi bir işgücü sıkıntısı içinde olduğundan, insan kaynaklarını güvence altına almak için giderek daha şiddetli bir rekabet yaşanmaktadır. Öz Savunma Kuvvetleri personeli Japonya’nın savunma kabiliyetlerinin temel unsurunu oluşturmaktadır. Rekabetçi işe alım ortamında mükemmel insan kaynakları temin etmek amacıyla, hiçbir seçeneği göz ardı etmeden insan kaynakları tabanımızı güçlendirmek için gerekli tüm tedbirleri alacağız. Bunlar Öz Savunma Kuvvetleri’nin işe alım kabiliyetlerinin arttırılması, insan kaynaklarının etkin kullanımı, yaşam ve çalışma ortamlarının iyileştirilmesi ve ücretlendirme sistemlerinin yeniden düzenlenmesinden oluşmaktadır.

İnsanların önemli olduğu bir kurum olarak Savunma Bakanlığı/Öz Savunma Kuvvetleri’nde tacizin yeri yoktur. Tacizin Öz Savunma Kuvvetleri personeli arasındaki karşılıklı güvene zarar verdiğinin ve tüm organizasyonun temelini sarstığının bilinciyle, etkili taciz önleme tedbirleri uygulayarak her türlü tacize karşı sıfır toleranslı bir çalışma ortamı yaratmaya devam edeceğiz.

‘Japonya’nın Savunması 2024’, Japonya’yı çevreleyen güvenlik ortamını ve Savunma Bakanlığı/Öz Savunma Kuvvetleri’nin yukarıda özetlenen çabalarını açıklamaktadır. Özellikle, Japonya’nın savunma kabiliyetlerinin temelden güçlendirilmesine yönelik ilerlememizi, başka bir deyişle Japonya’nın savunma ve caydırıcılık kabiliyetlerinin güçlendirilmesi yönünde nasıl istikrarlı adımlar attığını kapsamlı bir şekilde açıklamaya özen gösterdik. 2024 yılı Öz Savunma Kuvvetleri’nin kuruluşunun 70. yıldönümüdür ve “Japonya’nın Savunması 2024” Japonya Savunma Beyaz Kitabının 50. anma sayısıdır. Açılış sayfalarında özel bir makale olarak Öz Savunma Kuvvetleri’nin 70 yıllık tarihine değinilmektedir. 

Savunma kabiliyetlerinin temelden güçlendirilmesi de dahil olmak üzere Savunma Bakanlığı/Öz Savunma Kuvvetleri’nin çabaları, Japon halkının ve dünyanın dört bir yanındaki ülkelerin anlayış ve desteği olmadan mümkün olamazdı. Bu beyaz bültenin mümkün olduğunca çok sayıda okuyucunun Japonya’yı çevreleyen güvenlik ortamını ve Savunma Bakanlığı/Öz Savunma Kuvvetleri tarafından sarf edilen çabaları daha iyi anlamasına yardımcı olacağını umuyorum.”

Uluslararası Toplum İkinci Dünya Savaşından Bu Yana En Büyük Sınavıyla Karşı Karşıya” 

Beyaz Kitap’ta ‘mevcut uluslararası düzene yönelik tehditlere’ vurgu yapan Kantei yönetimi şu ifadelere yer verdi:

“Evrensel değerleri ya da bu değerlere dayalı siyasi ve ekonomik sistemleri paylaşmayan devletler nüfuzlarını genişletmektedir. Statükonun tek taraflı olarak değiştirilmesi ve bu tür girişimler mevcut uluslararası düzene karşı ciddi bir meydan okumayı temsil etmektedir. Uluslararası toplum İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en büyük sınavını vermekte ve yeni bir kriz dönemine girmektedir. Küresel güç dengesi dramatik bir şekilde değişmekte ve başta ABD ile Çin arasında olmak üzere devletler arasındaki rekabet devam etmektedir ve gelecekte daha da yoğunlaşacaktır. 

Bilim ve teknolojideki hızlı gelişmeler güvenlik paradigmasını temelden değiştirmektedir. Ülkeler yenilikçi teknolojiler geliştirmek için çabalamaktadır. Ülkeler sözde oyun değiştiriciler haline gelebilir. Geleneksel askeri yapı, savaş taktikleri ve stratejileri gibi köklü değişikliklere uğramaktadır.

 Siber uzay ve diğer alanlardaki riskler daha ciddi hale gelmekte ve bilgi savaşı ve iklim değişikliği gibi güvenlikle ilgili diğer küresel sorunlar ortaya çıkmaktadır.

Bölgesel anlaşmazlıkları içeren gri bölge durumları sürekli olarak meydana gelmektedir.

Hibrit askeri ve askeri olmayan savaşların kullanımı daha da sofistike hale gelecektir.”

“Hint-Pasifik Bölgesinde Giderek Ağırlaşan Güvenlik Durumu” 

Hint Pasifik’te artan gerilimin ele alındığı bölümde ise “Bu küresel güvenlik ortamı ve zorlukları, Japonya’nın da içinde bulunduğu Hint-Pasifik bölgesinde özellikle belirgindir ve gelecekte daha da yoğunlaşması muhtemeldir” vurgusunun ardından şöyle devam ediliyor:

“Japonya, İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinden bu yana en ciddi ve karmaşık güvenlik ortamıyla karşı karşıyadır. Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırganlığına benzer ciddi bir durumun gelecekte Hint-Pasifik bölgesinde, özellikle de Doğu Asya’da meydana gelebileceği göz ardı edilemez.”

ABD ile ittifak vurgusu 

Pekin’e karşı gergin ifadelerin yer aldığı Beyaz Kitap, Çin’e karşı ABD liderliğinde bir ittifak çatısında birleşmeyi öneriyor. Özgür ve Açık Hint Pasifik Stratejisi’nin temel doktrin olarak görüldüğü söz konusu maddeler şu şekilde sıralanıyor:

  • Amerika Birleşik Devletleri tarafından Ekim 2022’de yayınlanan Ulusal Güvenlik Stratejisi ve Ulusal Savunma Stratejisi, Çin’i bir “tempo zorluğu”, Rusya’yı bir “akut tehdit” ve Kuzey Kore’yi bir “kalıcı tehdit” olarak konumlandırdı.
  • Çin, ilgili sorunları ele alma çabalarına öncelik veren Amerika Birleşik Devletleri için en ciddi zorluğu ve stratejik rekabeti oluşturuyor.
  • Amerika Birleşik Devletleri, karmaşık ve birbirine bağlı zorlukları tek başına ele alamayacağını ve ulusal savunma stratejisinin temelinde karşılıklı olarak faydalı ittifaklar ve ortaklıkların olması gerektiğini kabul ediyor. 
  • Hint-Pasifik bölgesinde, Amerika Birleşik Devletleri, Japonya da dahil olmak üzere müttefikleriyle ortaklığını derinleştirmeye ve QUAD ve AUKUS gibi çok taraflı çerçeveler aracılığıyla Özgür ve Açık bir Hint-Pasifik’i (FOIP) teşvik etmeye kararlıdır.
  • Amerika Birleşik Devletleri, Güney Çin Denizi’nde devam eden “Seyrüsefer Özgürlüğü Operasyonları” ve ABD Donanması gemilerinin Tayvan Boğazı’nı geçmesine izin vererek  FOIP’e olan bağlılığını göstermektedir.

Çin’e karşı işbirliği çağrısı

“Çin tarafının artan askeri faaliyetleri sonucunda Çin ile Tayvan arasında askeri gerginliğin artma ihtimali inkar edilemez” ifadesinin ilk kez kullandığı beyaz kitapta “Çin tehdidi” şöyle anlatılıyor:

  • Çin’in dış duruşu, askeri faaliyetleri ve diğer faaliyetleri Japonya ve uluslararası toplum için ciddi bir endişe konusudur ve Japonya’nın kapsamlı ulusal gücüyle ve müttefiki, benzer düşünen ülkeler ve diğerleriyle işbirliği ve işbirliği içinde yanıt vermesi gereken benzeri görülmemiş ve en büyük stratejik zorluğu temsil etmektedir.
  • Çin, 30 yıldan uzun bir süredir, nükleer, füze, deniz ve hava kuvvetlerine odaklanarak niteliksel ve niceliksel açıdan askeri gücünün geniş ve hızlı bir şekilde iyileştirilmesine katılarak, şeffaflık olmadan savunma bütçesinin yüksek düzeyde büyümesini sürdürdü. Çin muhtemelen 2030 yılına kadar 1.000’den fazla nükleer savaş başlığına sahip olacak ve 2035 yılına kadar gücünü artırmaya devam edecek. Yüzey savaş uçakları ve denizaltıların üretimini artırdı ve ikinci yerli uçak gemisi Fujian’ı inşa etti. Modern savaş uçakları ve uzun menzilli İHA’lar geliştirmeye ve konuşlandırmaya devam ediyor.
  • Çin, Doğu Çin Denizi, özellikle Senkaku Adaları, Japon Denizi ve Batı Pasifik Okyanusu çevresindeki bölge de dahil olmak üzere Japonya’yı çevreleyen tüm bölgedeki faaliyetlerini yoğunlaştırıyor ve sözde birinci ada zincirinden ikinci ada zincirine kadar uzanıyor.

  • Çin, Tayvan çevresindeki askeri faaliyetlerini yoğunlaştırdı. Çin, deniz ve hava sahasında birkaç kez askeri tatbikatlar gerçekleştirdi. Çin’in bu faaliyetler dizisi aracılığıyla PLA’nın faaliyet gösterdiği yerde bir fiili durum yaratmayı ve gerçek savaş yeteneklerini geliştirmeyi amaçladığına inanılıyor.

  • Çin, mevcut deniz düzenleriyle çelişen iddialara dayanarak Güney Çin Denizi’ndeki faaliyetlerini yoğunlaştırdı ve askeri üslerin kurulmasını teşvik etti. Statükonun tek taraflı olarak zorla değiştirilmesini ve bunun bir oldubittiye dönüştürülmesini daha da teşvik eden bu tür eylemler Japonya için ciddi endişelerdir. Güney Çin Denizi’ni çevreleyen sorunlar, doğrudan Hint-Pasifik bölgesindeki barış ve istikrarla bağlantılıdır ve yalnızca Güney Çin Denizi’nde büyük deniz yollarına sahip olan Japonya için değil, aynı zamanda tüm uluslararası toplum için de meşru bir endişeyi temsil eder.

  • Çin, askeri faaliyetler de dahil olmak üzere Rusya ile işbirliğini daha da güçlendiriyor. Ayrıca Japonya yakınlarında Rusya ile ortak bombardıman uçuşları ve deniz navigasyonları gerçekleştirdi. Bu tekrarlanan ortak faaliyetler açıkça Japonya’ya karşı güç gösterisi amaçlıdır ve Japonya’nın ulusal güvenliği açısından ciddi bir endişe kaynağıdır.”

Savunma ve Japonya’yı Çevreleyen Güvenlik Ortamı 

Bu kısımda ise dolaylı olarak Tayvan konusu ele alınıyor. “ABD-Çin Stratejik Rekabeti Tırmanıyor; Tayvan’da Gerilim Artıyor” alt başlığı ile verilen açıklamalarda şu ifadelere yer veriliyor:

  • ABD ile Çin arasındaki siyasi, ekonomik ve askeri rekabet, Çin’in büyüyen ulusal gücünün neden olduğu güç dengesindeki değişiklikler ve çeşitli bekleyen sorunlar gibi çeşitli endişeler nedeniyle son yıllarda daha da belirgin hale geldi.
  • Çin ile Tayvan arasındaki genel askeri denge hızla Çin’in lehine değişiyor
  • Tayvan konusunda Çin, Tayvan’ın Çin’in bir parçası olduğu ve Tayvan sorununun kendi iç meselesi olduğu ilkesini kararlılıkla sürdürüyor. Çin, güç kullanımından vazgeçmediğini defalarca belirtti. Güçlenen ABD-Tayvan ilişkisine yanıt olarak Çin, Tayvan etrafındaki askeri faaliyetlerini daha da yoğunlaştırdı.

Asya

“Hamam böceği” protestolarının başarısı Modi hükümetine yönelik eleştirileri güçlendirdi

Yayınlanma

Hindistan’da Modi hükümeti yeni meydan okumalarla karşı karşıya. İktidardaki BJP’nin etanol katkılı yakıtı zorunlu tutmasına karşı çıkanlar, öğrencilerin öncülük ettiği hareketten esinlenerek yeni bir kampanya başlattı.

Hindistan’da gençlerin öncülük ettiği ve büyük yankı uyandıran protestoların yankısı devam ediyor.

Yeni kurulan Cockroach Janta Party (CJP-Hamam Böceği Halk Partisi), yalnızca 36 gün içinde sınav sistemindeki aksaklıklara karşı yüz binlerce öğrenciyi harekete geçirdi. Hareket, Başbakan Narendra Modi’yi nadir görülen bir geri adım atmaya zorladı ve Eğitim Bakanı Dharmendra Pradhan’ın istifasını sağladı.

Hindistan’da protestoların yıllarca büyük ölçüde görmezden gelindiği veya bastırıldığı, Modi’nin ise siyasi söyleme hâkim olduğu bir dönemin ardından CJP’nin hükümeti geri adım atmaya zorlaması, şimdiden benzer bir protesto hareketine ilham verdi. Analistler, başka hareketlerin de ortaya çıkmasını bekliyor.

Modi hükümeti benzine etanol karıştırılması nedeniyle tepkiyle karşı karşıya

Adını yüzde 20 etanol içeren yeni yakıt karışımından alan E20 Janta Party, pazar günü sosyal medya platformu X’te ortaya çıkmasının ardından 24 saat içinde 34 bin takipçiye ulaştı. Hareket, daha fazla yakıt tüketimine yol açacağı ve eski motorlara zarar vereceği yönündeki endişelere rağmen hükümetin bu yakıtı ülke genelinde zorunlu tutmasına yönelik kamuoyu tepkisinden yararlanmayı hedefliyor.

CJP gibi E20 Janta Party de hükümet politikasının değiştirilmesini istiyor. Hareket, tüm akaryakıt istasyonlarında uygun fiyatla yüzde 100 benzin seçeneği sunulmasını ve ilgili bakanın istifa etmesini talep ediyor.

E20 Janta Party, X’teki profilinde kendisini “Halkın Sesi” olarak tanımlıyor ve adalet, şeffaflık, hesap verebilirlik ile “halkın hakları” çağrısında bulunuyor.

Hint siyaset bilimci ve Princeton Üniversitesi öğretim görevlisi Pratap Bhanu Mehta, gençlerin yürüttüğü “hamam böceği” kampanyasının, “devletten taleplerde bulunmanın yeni bir yoluna ilişkin model” sunduğunu ve başkalarına da ilham vereceğini söyledi.

Mehta, “Bu E20 Janta Party’nin ne kadar ivme kazanacağını bilmiyorum ancak bu, tam da bu tür hareketlere bir örnek. İnsanlar taleplerini resmî kurumsal kanallar üzerinden dile getirebileceklerine şüpheyle yaklaşıyor. Bu nedenle ne zaman önemli bir talep ortaya çıksa, bir kamuoyu protesto hareketi oluşturma girişimi de olacaktır” dedi.

E20 kampanyası, oğulları etanol üreten bir aile şirketi işleten Modi hükümetinin Ulaştırma Bakanı Nitin Gadkari’yi hedef alıyor. Gadkari herhangi bir çıkar çatışması bulunduğunu reddetti ve oğullarının Hindistan’daki etanol pazarının yüzde 0,5’inden daha azına sahip olduğunu söyledi.

Yeni etanol karışımına açıkça karşı çıkan siyasi analist Tehseen Poonawalla, cuma günü Gadkari’nin evine yönelik bir “otomobilli yürüyüş” çağrısında bulundu. Delhi’deki taksi şoförleri de geçen hafta yakıt meselesi nedeniyle 4 Ağustos’ta parlamentoya yürüyeceklerini duyurdu.

CJP liderleri, hükümeti taviz vermeye zorlayan başarılarının ardından hareketi yeniden yapılandırırken yakıt protestolarını destekleyip desteklemeyeceklerini henüz değerlendirmedi. Hükümetin verdiği tavizler arasında sınav sisteminin yeniden düzenlenmesi ve Hindistan’ın ulusal tıp fakültesi giriş sınavının iptal edilmesinin ardından intihar eden öğrencilerin ailelerine tazminat ödenmesi sözü de bulunuyor.

Ancak CJP’nin başsözcüsü ve hükümetle yürütülen görüşmelerde yer alan isimlerden Saurav Das, “Hükümet artık uyanmalı ve gerçeği görmeli” dedi.

Das, “İnsanlar artık hiçbir tartışma, görüşme veya müzakere yapılmadan politika ve yasaların kendilerine dayatılmasını kabul etmeyecek” ifadelerini kullandı.

Etanol katkılı yakıt politikasına yönelik öfke, CJP’nin hükümetle anlaşmaya varmasından bir gün sonra, pazar günü Mumbai’de de ortaya çıktı. Hindistan’ın finans merkezinde binlerce kişi Pradhan’ın istifasını kutlamak için bir araya geldi.

Mitinge katılan Hindistan Öğrenciler Federasyonu Mumbai Başkanı Aamir Kazi, protestocular arasında etanol katkılı yakıtın zorunlu tutulmasına karşı bir muhalefet bulunduğunu ve hükümetin eğitim politikasına karşı “mücadelenin devam ettiğini” söyledi.

Kazi, başka gösteriler planlanıp planlanmadığı sorusuna, “Bunun üzerinde çalışıyoruz” yanıtını verdi.

BJP, 2024’te parlamentodaki çoğunluğunu kaybetmesini fazla önemsememiş, art arda eyalet seçimlerini kazanmış ve muhalefet milletvekillerini saf değiştirmeye ikna etmişti.

Eleştirmenler, iktidar partisinin son on yılda gücünü artırmasıyla birlikte mahkemeler, seçim kurumu ve ana akım medya gibi kurumların giderek BJP’nin iradesine boyun eğdiğini ve muhalefet alanını daralttığını savunuyor.

Hindistan’daki gençlik hareketleri üzerine çalışan London School of Economics Profesörü Shakuntala Banaji, “Yalnızca Delhi’de değil, farklı yerlerde benzer meseleler etrafında başka hareketler de yükseliyor” dedi.

Banaji, E20 yakıt protestolarının da yayılabileceğini belirterek, “Çünkü insanlar, özellikle orta sınıf BJP seçmenlerini ve onların çocuklarını doğrudan etkileyen meselelerin kamuoyunda gerçekten karşılık bulduğunu fark etti” ifadelerini kullandı.

Öğrenci protestoları, özellikle kendi çocukları da gösterilere katılan BJP üyeleri arasında huzursuzluğa yol açtı.

Kamuoyunda geniş yankı uyandıran bir olayda, ülkenin kuzeydoğusundaki Assam eyaletinde BJP öncülüğündeki hükümette görev yapan bir bakanın kızı, sosyal medyada yayımlanan videolarda bir CJP protestosu sırasında Modi’ye öfkesini dile getirirken görüldü.

Bazı BJP üyeleri, çoğunlukla barışçıl geçen gösterilerde öğrenci protestocuların polis tarafından dövülmesi ve göz yaşartıcı gaza maruz bırakılması karşısında yaşadıkları şaşkınlığı özel görüşmelerde dile getirdi.

Muhalefetteki Aam Aadmi Party’nin öğrenci kanadından Eeshna Gupta, CJP kampanyasının Hindistan’da “kültürü değiştirdiğini” söyledi.

Gupta, “Bu hareket, Z kuşağının siyasi olamayacağı veya sesini yükseltemeyeceği yönündeki klişeyi ortadan kaldırdı” dedi.

“Hareket başladığında bile insanlar bizi ciddi biçimde küçümsüyordu” diyen Gupta, “Benim kişisel görüşüm, bu hareketin burada sona ermeyeceği yönünde” ifadelerini kullandı.

CJP sözcüsü Das ise durumu şöyle özetledi:

“Bir sonraki genel seçime kadar önümüzdeki üç yıl boyunca Modi hükümetinin insanları dinlemeye başlaması kendi açısından daha iyi olur.”

Okumaya Devam Et

Asya

Çin, ileri düzey çip üretimi açısından kritik önemedeki yerli litografi makinelerinin seri üretimine başladı

Yayınlanma

Çin, tamamen yerli immersion DUV çip üretim makinelerinin seri üretimine başladı.

Konu hakkında bilgi sahibi bir kaynağın Reuters’a aktardığına göre Çin, ileri düzey çip üretimi açısından kritik öneme sahip, tamamen yerli imkânlarla geliştirilen immersion derin ultraviyole (DUV) litografi makinelerinin seri üretimine başladı. Bu gelişme, Pekin’in yabancı teknolojilere bağımlılığını azaltma çabalarında önemli bir ilerlemeye işaret ediyor.

Kaynak, konunun hassasiyeti nedeniyle adının açıklanmaması koşuluyla, üretim çalışmalarına kamuoyunda pek tanınmayan Çinli devlet şirketi Shanghai Aishengna Electronic Technology Group’un öncülük ettiğini söyledi. Şirketin, Çin’in önde gelen litografi girişimlerinin ekiplerini bünyesine kattığı belirtildi.

Bu gelişme, Devlet Başkanı Xi Jinping’in en önemli önceliklerinden biri olan Çin’in ülke çapındaki yarı iletkenlerde kendi kendine yeterlilik girişimi açısından bir başarı niteliği taşıyor.

DUV litografi sistemleri, uzun süredir ASML’nin hakim olduğu, çip üretiminin temel teknolojilerinden biri olarak kabul ediliyor. Ancak bunun Hollandalı tedarikçi ASML açısından kısa vadede ticari bir tehdit oluşturması beklenmiyor.

Teknoloji sektörüne odaklanan haber kuruluşu The Information, Çin’in bu teknolojiyi geliştirdiğini ilk kez pazartesi günü duyurmuştu. Haberde, Şanghay merkezli ve adı açıklanmayan devlet destekli bir şirketin makinelerin üretimine başladığı, bu yıl yaklaşık beş, 2027’de ise yaklaşık 20 makine üretmeyi planladığı belirtilmişti.

Kaynağa göre Aishengna’nın DUV makinesinin daha fazla teste tabi tutulması gerekiyor ve sistem, Hollandalı şirketin rakip modellerinin performansına ulaşmaktan hâlâ oldukça uzak.

Bununla birlikte makinelerin başarıyla devreye alınması, Batılı hükümetlerin yabancı litografi ekipmanlarının ihracatına veya bakım hizmetlerine yönelik kısıtlamaları daha da artırması halinde Çinli çip üreticilerine alternatif bir ekipman kaynağı sağlayacak.

The Information’ın konu hakkında bilgi sahibi iki kişiye dayandırdığı haberine göre Çin yapımı DUV makinelerinin bu yıl ülkenin önde gelen çip üreticileri Semiconductor Manufacturing International Corp (SMIC), Hua Hong Semiconductor ve bellek çipi üreticisi ChangXin Memory Technologies’e (CXMT) teslim edilmesi bekleniyor.

Immersion DUV makinelerinde, projeksiyon merceği ile silikon plaka arasına bir su tabakası yerleştiriliyor. Böylece geleneksel kuru sistemlere kıyasla daha küçük devre desenleri basılabiliyor.

Bu makineler geniş bir çip yelpazesinin üretiminde kullanılıyor. Aynı katmanın tekrar tekrar pozlanmasını gerektiren çoklu desenleme yöntemi sayesinde daha ileri düzey yarı iletkenlerin üretiminde de kullanılabiliyor.

The Information’ın pazartesi günü yayımladığı haberin ardından yüzde 8 düşen ASML hisseleri, salı günü TSİ 12.06 itibarıyla yüzde 1,6 geriledi. Hisselerin performansı Avrupa’daki diğer çip sektörü şirketleriyle paralel seyrederken, Avrupa genelindeki STOXX 600 endeksinin gerisinde kaldı.

Aishengna, Şanghay sermayesi ve teknolojisiyle destekleniyor

Kurumsal kayıtlara göre Aishengna, Ağustos 2023’te 7 milyar yuan, yani yaklaşık 1 milyar dolar kayıtlı sermayeyle kuruldu. Şirketin yalnızca iki devlet kuruluşuna ait hissedarı bulunuyor: Shanghai Electric Holding ve Shanghai International Trust’ın bir iştiraki.

İnternet sitesi bulunmayan ve faaliyetleri hakkında kamuoyuna herhangi bir açıklama yapmayan şirketle ilgili çok az şey biliniyor. Kaynak, Aishengna’nın geçen yıl bir DUV prototipini test etmeye başlayan litografi girişimi Yuliangsheng ile Shanghai Micro Electronics Equipment’ın (SMEE) ekiplerini bünyesine kattığını söyledi.

Huawei destekli ekipman üreticisi SiCarrier’ın iştiraki olan Yuliangsheng ile SMEE, Pekin’in yarı iletkenlerde kendi kendine yeterlilik çalışmalarında önemli roller üstleniyor.

ASML’ye yetişme arayışı

ABD, Çin’in ASML’nin en gelişmiş aşırı ultraviyole (EUV) litografi sistemlerini satın almasını engelliyor. Hollanda’nın uyguladığı ihracat kontrolleri de Çin’in bazı gelişmiş DUV makinelerine erişimini kısıtlıyor.

Pekin kendi kendine yeterlilik politikasını ilerletmeye çalışsa da Çin, ASML açısından önemli bir gelir kaynağı olmayı sürdürüyor. Çin, yılın ilk yarısında Hollandalı şirketin net satışlarının yaklaşık yüzde 16’sını oluşturdu. Çinli çip üreticileri, gelişmiş EUV sistemlerini satın alamamalarına rağmen daha düşük teknolojili DUV makinelerini yoğun biçimde tedarik etmeye devam ediyor.

Reuters, aralık ayında kaynaklara dayandırdığı haberinde Çin’in dünyanın en gelişmiş çiplerinin üretiminde kilit rol oynayan bir EUV sisteminin prototipini geliştirmeyi başardığını bildirmişti. Ancak sistemin seri üretime geçmesine hâlâ yıllar olduğu belirtilmişti.

Okumaya Devam Et

Asya

Tayvan çip kaçakçılığı soruşturmasında Nvidia çalışanını tutukladı

Yayınlanma

Tayvan’da savcılar, ABD’li teknoloji devi Nvidia’nın ürettiği yapay zeka çiplerinin Çin’e kaçırılmasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında bir şirket çalışanını tutukladı. Keelung Bölge Savcılığı, zanlının evine ve iş yerine yapılan baskınların ardından Ceza Kanunu uyarınca ticari belgede sahtecilik suçlamasıyla tutuklandığını bildirdi. Soruşturmada tutuklu sayısı, Super Micro Computer ve Albatron Technology çalışanlarının da aralarında bulunduğu yedi kişiye ulaştı.

Tayvan’daki savcılar, ABD’li teknoloji devi Nvidia’ya ait yapay zeka çiplerinin Çin’e kaçırılmasına yönelik yürütülen soruşturma çerçevesinde bir Nvidia çalışanını tutukladı.

Konuya vakıf bir kaynak salı günü AFP’ye yaptığı açıklamada, söz konusu çalışanın soruşturmanın parçası olarak gözaltına alındığını aktardı.

Keelung Bölge Savcılığı tarafından yapılan açıklamada, ismi belirtilmeyen zanlının, müfettişlerin 24 Temmuz’da evine ve iş yerine gerçekleştirdiği baskınların ardından tutuklandığı bildirildi.

Açıklamada Nvidia şirketinin adına yer verilmezken, şüphelinin “Ceza Kanunu kapsamında ticari belgelerde sahtecilik” suçlamasıyla soruşturulduğu kaydedildi.

ABD, sektör lideri Nvidia tarafından tasarlanan ve yapay zeka sistemlerini çalıştırmak için kullanılan en gelişmiş silikon çiplerin Çin’e ihracatını kısıtlıyor.

Resmi yetkililer mayıs ayında yaptıkları açıklamada, Nasdaq’ta işlem gören Super Micro Computer tarafından üretilen ve gelişmiş Nvidia çipleri içeren “üst düzey” yapay zeka sunucularının ABD ihracat kontrollerini ihlal ederek Çin, Makao ve Hong Kong’a gönderilmesini incelediklerini duyurmuştu.

AFP’ye konuşan kaynak, “Bu Nvidia çalışanı, müfettişlerin Super Micro’yu hedef alan önceki arama dalgasının ardından ilgili kanıtları analiz etmesiyle olaya karışan bir kişi olarak tespit edildi” dedi.

Ajansa bir Nvidia sözcüsü de “kaçakçılığın kabul edilemez bir durum olduğunu” söyledi. Sözcü şöyle konuştu:

“Ürünlerimizi öncelikle, tüm satışların ABD ihracat kontrol kurallarına uygunluğunu sağlamamıza yardımcı olan orijinal ekipman üreticileri (OEM) de dahil olmak üzere tanınmış ortaklara satıyoruz. Nispeten küçük ihracatçılar ve sevkiyatlar bile kürenin her iki tarafında kapsamlı inceleme ve denetime tabidir; yönü değiştirilen hiçbir ürün hizmet, destek veya güncelleme alamaz.”

Çin, teknoloji şirketlerinin Nvidia’nın yapay zeka çiplerini satın almasını yasakladı

Savcılar, tutuklanan kişinin “suçları işlediğine dair güçlü şüphe bulunduğunu, kaçma, delilleri karartma, suç ortakları veya tanıklarla işbirliği yapma riski taşıdığını” belirtti.

Yürütülen geniş kapsamlı soruşturmada, Nvidia çalışanıyla birlikte Super Micro Computer şirketinden iki kişi ve Tayvan borsa listesindeki Albatron Technology şirketinden bir kişi dahil olmak üzere toplam yedi kişi tutuklu bulunuyor.

Zanlılar, Super Micro tarafından üretilen yaklaşık 50 sunucuyu Çin’e sevk etmek amacıyla belgelerde sahtecilik yapmakla suçlanıyor.

Daha önce AFP’ye isminin açıklanmaması kaydıyla konuşan bir yetkili, sunucuların bir kısmının Tayvan gümrüğünden geçtiğini ve Japonya üzerinden Çin’e gönderildiğini bildirdi.

Tayvanlı savcılar, mevcut dosyanın ABD ve Singapur’daki Super Micro Computer çalışanlarını içeren başka bir Nvidia çip kaçakçılığı vakasıyla bağlantılı olup olmadığını söylemek için henüz erken olduğunu ifade etti.

Soruşturmaların uluslararası ayağında Singapur polisi, yapay zeka çiplerinin yasa dışı transferi iddiasıyla bağlantılı dolandırıcılık soruşturmaları kapsamında bu ay 40 milyon dolardan fazla değere sahip lüks bir malikaneye el koydu.

Mart ayında gizliliği kaldırılan bir ABD iddianamesi ise şirket çalışanlarının, ihracat kontrollerini ihlal ederek Nvidia yapay zeka çiplerini Çin’e yönlendirmek suretiyle milyarlarca dolar haksız kazanç elde ettiklerini ortaya koymuştu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English