Bizi Takip Edin

Asya

Japonya’dan ‘uzun süreli çatışma’ için dev savunma bütçesi

Yayınlanma

İkinci Dünya Savaşından beri sürdürdüğü meşru müdafaa politikasını değiştirerek, saldırı kabiliyetlerini güçlendirmeye karar veren Japonya’nın Savunma Bakanlığı, 2024 mali yılı için 7,7 trilyon Yen (52,5 milyar dolar) ile şimdiye kadarki en büyük bütçe talebinde bulundu.

Savunma Bakanlığı perşembe günü yaptığı açıklamada, Japonya’nın Öz Savunma Kuvvetleri’ni (SDF); üç kolu komuta edecek yeni bir ortak karargah, iki yeni Aegis donanımlı muhrip ve ülkenin uzun süreli bir çatışmayla mücadele etmesine olanak tanıyacak bir mühimmat stoku ile yenilemeye çalıştığı için 7,7 trilyon Yen’den de fazla bir bütçe istediğini söyledi.

Geçen yılki 6.82 trilyon Yen’lik rekor bütçe talebine kıyasla yaklaşık %12’lik bir artışa işaret eden bu bütçe talebi, Japonya’nın Rusya, Çin ve Kuzey Kore’yi tehdit sayarak aralık ayında başlattığı dev savunma planlarını uygulamaya kararlı olduğunu gösteriyor.

Çin’i ‘tehdit’ sayan Japonya savunma stratejisini ABD’yle uyumlulaştırdı

Geçtiğimiz yıl Başbakan Fumio Kishida, NATO ile uyumlu olarak, hükümetine 2027 yılına kadar gayrisafi yurtiçi hasılanın %2’sine eşit bir savunma bütçesi hedeflemesi talimatını vermiş ve ülkenin yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi (NSS) ve Ulusal Savunma Programını kullanarak yaklaşık 43 trilyon Yen’lik (315 milyar $) beş yıllık bir harcama planının ana hatlarını çizmişti.

Son bütçe talebi SDF’nin daimi ortak karargahının inşasıyla ilgili 10.5 milyar Yen fon içeriyor. Bakanlık yetkilileri, bakanlığın bulunduğu Tokyo’nun Ichigaya bölgesinde yer alacak ve yaklaşık 240 görevlinin çalışacağı yeni komutanlığı Mart 2025’e kadar faaliyete geçirmeyi planladıklarını söylüyor.

NSS’de Japonya, “ortak operasyonların etkinliğini güçlendirmek amacıyla SDF hizmetlerinin her biri arasında barış zamanından beklenmedik durumlara kadar tüm aşamalarda alanlar arası operasyonları sorunsuz bir şekilde yürütebilecek bir sistem oluşturmak için” ortak komutanlığı kurma planlarını ortaya koydu.

Bakanlık yetkilileri, karargâhın stratejileri koordine etmek ve Japonya’nın ABD ordusuyla savunma işbirliğini artırmakla görevli olacağını ve yeni oluşturulan ve doğrudan Japonya savunma bakanına rapor verecek olan bir ortak komutan tarafından denetleneceğini söyledi. Bu görev, SDF’nin üç kolunun genelkurmay başkanlarıyla aynı rütbedeki bir general tarafından yerine getirilecek.

ABD ile tam koordinasyon hedefi

Savunma Bakanlığı yetkilileri uzun zamandır geçici bir ortak görev gücü oluşturma şeklindeki mevcut sistemde değişen durumlara hızlı bir şekilde yanıt vermenin zorluklarından ve SDF ile bölgedeki Amerikan askeri operasyonlarını denetleyen ABD Hint-Pasifik Komutanlığı arasındaki koordinasyonun yetersizliğinden yakınıyorlardı.

Savunma yetkilileri ve analistlere göre kalıcı bir ortak komutanlığa duyulan ihtiyaç, Çin’in Tayvan yakınlarındaki askeri atılganlığı ve Kuzey Kore’nin nükleer silahlanmasına ilişkin artan endişeler nedeniyle daha da arttı.

Çin’e karşı saldırı kabiliyetlerini güçlendirme

Bakanlık bütçe talebinde ayrıca, Japonya’nın teorik olarak uzaktaki düşman üslerini ve diğer bölgeleri vurmasına olanak tanıyan “karşı saldırı kabiliyetleri” edinme kararının ardından, yerli yapım uzun menzilli füzelerin tanıtımını hızlandırmayı amaçlıyor.

Harcamalar arasında Tip-12 gemisavar füzesinin menzilinin 200 kilometreden yaklaşık 1.000 km’ye ve nihayetinde 1.500 km’ye çıkarılması ve Tayvan’a yakın olanlar da dahil olmak üzere Okinawa Eyaleti’nin uzak güneybatı adalarını savunmak için yüksek hızlı süzülme silahlarının geliştirilmesine yönelik fonlar da yer alıyor.

Bakanlık ayrıca, teknik ve güvenlik endişeleri nedeniyle 2020 yılında hurdaya çıkarılan kara konuşlu Aegis Ashore füze savunma sistemini dengelemeye yardımcı olmak amacıyla iki yeni Aegis donanımlı muhrip inşa etmek için 380 milyar Yen arıyor. Bakanlık, ilk geminin 2027’de, ikincisinin ise bir sonraki yıl hizmete girmesinin beklendiğini söyledi.

Ayrıca, fırlatmadan sonra ve terminal aşamasından önce, gelen hipersonik silahları güçsüz uçuş aşamalarında imha etmek üzere tasarlanmış bir füze savunma programı olan Glide Phase Interceptor’ın ortak geliştirilmesi için 75 milyar Yen talep edildi. Bu silahın eninde sonunda Aegis gemilerine yerleştirilmesi bekleniyor.

Bakanlık ayrıca acil durumlarda Japonya’nın savaşta kalmasını sağlayacak kritik mühimmatın güvence altına alınması için yaklaşık 407 milyar Yen ve hızlı konuşlanma ve sivil koruma kabiliyetlerinin güçlendirilmesi için de 595 milyar Yen talep ediyor.

Buna gemiler ve helikopterler gibi nakliye varlıkları için fonların yanı sıra güneybatı adalar bölgesinde konuşlanma ve tahliye kabiliyetlerini geliştirmek üzere yeni bir ortak Öz Savunma Kuvvetleri “Deniz Nakliye Grubu” oluşturulması da dahildir.

Kishida, Savunma Bakanı Yasukazu Hamada ve diğer savunma yetkilileri, özellikle Çin’in geçen yıl Tayvan çevresindeki tatbikatlar sırasında yakın sulara beş balistik füze ateşlemesinin ve Rusya’nın Ukrayna müdahalesinin ardından bölgenin önemini vurguladılar.

Kishida ayrıca defalarca “bugün Ukrayna yarın Doğu Asya olabilir” benzetmesini yaptı – ki bu yorumlar yaygın olarak Çin’in Tayvan politikasına üstü kapalı bir gönderme olarak görülüyor.

Tokyo’nun Pekin’i “en büyük stratejik meydan okuma” olarak nitelendirdiği Ulusal Güvenlik Stratejisi’nde Japonya ayrıca Çin’in “Tayvan çevresinde yoğunlaşan zorlayıcı askeri faaliyetlerinden” duyduğu endişeyi de dile getirerek, sadece bölgesel caydırıcılık kabiliyetlerini ve savunma duruşunu güçlendirmek açısından değil, aynı zamanda Tayvan konusunda olası bir çatışmaya hazırlanmak açısından da acil durum planlamasını ne kadar ciddiye aldığını açıkladı.

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü düşünce kuruluşu Japonya Başkanı Robert Ward, “bütçe taahhüdünü sürdürmenin, hükümetin Japonya’nın tarihi savunma reformlarını yerine getirme konusundaki ciddiyetini göstermenin açık bir yolu olduğunu” söyledi.

Özellikle müşterek karargahın kurulmasının “Japonya’nın alanlar arası operasyonel kabiliyetleri ve Japonya’nın ABD ile güvenlik ittifakına katkıda bulunma kabiliyeti açısından kritik önem taşıdığını” söyleyen Ward, bunun emir komuta zincirini basitleştireceğini belirtti.

Ward, “Füze sistemlerinin Kara, Deniz ve Hava Öz Savunma Kuvvetleri’nde konuşlandırılacağı düşünüldüğünde, burada önemli bir ‘karşı saldırı kabiliyeti’ açısı da var” dedi.

Maliyetin nasıl karşılanacağı tartışmalı

Bütçe talebi Savunma Bakanlığının toplantısında onaylandı ve müzakereler için Maliye Bakanlığına sunuldu ancak dünyada nüfusu en hızlı yaşlanan ülke olan Japonya’nın ciddi sosyo-ekonomik sorunları da mevcut.

Ülkedeki doğum hızı azalırken ve yaşlı nüfusa yönelik bakım maliyetleri artarken bu harcamaların nasıl finanse edileceği tartışma konusu. Kamuoyu bütçenin ‘sözde savaş’ yerine, sosyal hizmetlere aktarılmasından yana.

Asya

Hindistan, ABD ile ticaret görüşmelerinde daha iyi koşullar için direniyor

Yayınlanma

Yetkililer ve analistlere göre Hindistan, ABD ile son görüşmelerde hızlı bir ticaret anlaşmasını reddetti ve Başbakan Narendra Modi’nin yeni ticaret ortakları, azalan ekonomik riskler ve iç siyasette elde ettiği kazanımlardan aldığı güvenle daha iyi koşullar için beklemeyi tercih etti.

Aylar süren müzakerelerin ardından iki ülke, ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer’ın geçen ay Yeni Delhi’ye yaptığı ziyaret sırasında geçici bir ticaret anlaşmasını sonuçlandıramadı. Oysa her iki taraf da sınırlı kapsamlı bir anlaşmaya varılmasının yakın olduğunu düşünüyordu.

Görüşmeler hakkında bilgi sahibi bir Hindistan hükümeti yetkilisi, Reuters’a, Washington’ın Yeni Delhi’nin temel talepleri konusunda güvence vermemesi nedeniyle uzlaşma sağlanamadığını söyledi. Bu talepler arasında Hindistan’a Çin gibi rakipleri karşısında tarife avantajı tanınması ve anlaşma sonrasında ABD tarafından yeni vergiler getirilmemesi bulunuyordu.

Yetkili, “Tutumumuz açık. Olumlu koşullar içermeyen bir anlaşmaya alelacele imza atmayı ya da tarım konusunda taviz vermek gibi kırmızı çizgilerimizden ödün vermeyi düşünmüyoruz” dedi.

Yetkililer ve analistlere göre Washington, Başkan Donald Trump’ın bu ayın ilerleyen günlerinde yürürlüğe girmesi beklenen yeni gümrük vergilerine hazırlandığı bir dönemde, stratejik ortağı Hindistan’dan hızlı ticari tavizler almayı umuyordu. Ancak Hindistan’ın direnmesi, ihracatına daha yüksek vergiler uygulanması ve şirketler açısından belirsizliğin uzaması riskini beraberinde getiriyor.

Greer ile yapılan görüşmelerin ertesi günü Hindistan Ticaret Bakanı Piyush Goyal, Hindistan’a avantaj sağlamadığı sürece ABD ile anlaşmanın uygulamaya konulmayacağını söyledi. Bu açıklama, daha yüksek tarife ihtimaline rağmen Yeni Delhi’nin tutumunu sertleştirdiğini ve anlaşma konusunda acele etmediğini gösterdi.

Diğer birçok ülkede olduğu gibi Hindistan’dan gelen malların büyük bölümü şu anda ABD’de yüzde 10 gümrük vergisine tabi. Ancak Trump yönetiminin, aşırı sanayi kapasitesine ilişkin yürütülen soruşturmalar kapsamında bu ay daha yüksek tarifeler getirmesi bekleniyor. Hindistan ise ABD’nin kapasite fazlasına ilişkin suçlamalarını reddediyor.

Washington, zorla çalıştırılarak üretilen malların ticaretini engellemekte başarısız oldukları iddiasıyla aralarında Hindistan’ın da bulunduğu onlarca ülkeye yüzde 12,5’e varan yeni tarifeler uygulanmasını daha önce teklif etmişti.

Görüşmeler hakkında bilgi sahibi bir ABD kaynağının Reuters’a aktardığına göre Washington’ın tutumu, Hindistan’ın talep ettiği tercihli ticaret hükümlerinden yararlanabilmek için kendi tavizlerini vermesi gerektiği yönünde.

Müzakerelerin gizli olması nedeniyle Hindistanlı yetkili ile ABD’li kaynak isimlerinin açıklanmasını istemedi. Hindistan Ticaret Bakanlığı ile ABD Ticaret Temsilciliği, e-posta yoluyla gönderilen yorum taleplerine yanıt vermedi.

İsminin açıklanmaması koşuluyla konuşan bir ABD’li yetkili, Washington’ın Hindistan ile görüşmeleri sürdürdüğünü ve hâlâ bir anlaşmaya varılmasını beklediğini söyledi ancak herhangi bir takvim paylaşmadı.

Yetkili, bununla birlikte Hindistan’ın müzakerelerde zaman zaman yavaş, bürokratik ve zorlu bir tutum sergilediğini belirterek hızlı bir anlaşma ihtimalinin düşük olduğu sinyalini verdi.

Beyaz Saray Sözcüsü Kush Desai, görüşmelerdeki tıkanıklığa ilişkin soruya şu yanıtı verdi:

“Trump yönetimi, Amerikalıları ve ‘Önce Amerika’ yaklaşımını merkeze alan tarihi bir ticaret anlaşmasını sonuçlandırmak için Hindistanlı yetkililerle verimli temaslarını sürdürüyor.”

Modi’nin üst düzey danışmanı: Hindistan yüzde 8 büyümeye çok yakın

Hindistan’ın ihracatı artıyor, ekonomik riskler azalıyor

Ticaret analistlerine göre ihracattaki artış, diğer ülkeler ve bloklarla imzalanan yeni ticaret anlaşmaları ve ekonomik risklerin azalması, Hindistan’ın elini güçlendirdi.

Yetkililerin verdiği bilgiye göre Hindistan’ın toplam mal ihracatı, İran’daki savaşın yol açtığı aksamalara rağmen nisan-haziran döneminde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yaklaşık yüzde 15 arttı. Bu artışta, fiyatı yükselen petrol ürünleri sevkiyatları etkili oldu.

Tüccarların alternatif nakliye güzergâhlarına yönelmesinin ardından Körfez ülkelerine ihracat savaş öncesi seviyelere geri döndü. Mart ayında 2,62 milyar dolar olan ihracat mayısta 5,3 milyar dolara yükselirken, ABD’ye ihracat nisan ve mayıs aylarında 17,29 milyar dolara çıktı.

Hindistan ayrıca diğer gelişmiş pazarlara erişimini genişletiyor. İngiltere ile imzalanan serbest ticaret anlaşmasının bu ay yürürlüğe girmesi, Avrupa Birliği ile yapılacak anlaşmanın ise gelecek yılın başlarında tamamlanması bekleniyor.

Washington merkezli Asia Society Policy Institute’un kıdemli başkan yardımcısı ve eski ABD ticaret yetkilisi Wendy Cutler, “Hindistanlı müzakereciler, ülkenin güçlü ekonomisi, diğer ortaklarla yürüttüğü çeşitlendirme girişimleri ve dünyadaki stratejik konumu sayesinde görüşmelerde belirli bir manevra alanı kazandı” dedi.

Goldman Sachs ekonomisti Santanu Sengupta bir raporunda, ABD ile İran arasındaki geçici barış anlaşmasının petrol fiyatlarını düşürerek Hindistan’ın ekonomik görünümünü iyileştirdiğini belirtti.

Banka, Hindistan için 2026 büyüme tahminini yüzde 6,8’e yükseltirken, enflasyon ve cari açık tahminlerini düşürdü. Bu da Yeni Delhi’nin daha iyi koşullar elde etmek amacıyla beklemek için ekonomik açıdan daha geniş bir hareket alanına sahip olduğunu gösteriyor.

Rupinin değer kaybetmesi de ihracatçıların rekabet gücünü artırdı.

Washington’ı bekleme stratejisi

Bir başka Hindistanlı yetkiliye göre Yeni Delhi ayrıca ABD’nin bazı ticaret önlemlerinin hukuki ya da siyasi engellerle karşılaşabileceğini hesaplıyor.

Demokrat Parti’den 22 eyalet başsavcısından oluşan bir grup, Trump yönetiminin zorla çalıştırmaya ilişkin soruşturmalar kapsamında önerdiği tarifelere karşı şimdiden itirazda bulundu.

Ticaret analistlerine göre ABD tarifelerine ilişkin hukuki belirsizlikler ile Modi’nin son eyalet seçimlerindeki zaferleri, Hindistan’ın aceleye getirilmiş bir anlaşmaya direnmesine yardımcı oldu.

Modi’nin Bharatiya Janata Partisi’nin üst düzey yöneticileri, ticaret anlaşmalarının Hindistanlı çiftçileri ve küçük işletmeleri koruması gerektiğini kamuoyu önünde savundu. Yeni Delhi, siyasi açıdan etkili olan bu iki kesimi ticaret müzakerelerinde uzun süredir koruyor.

Eski ticaret müzakerecisi ve Global Trade Research Initiative’in kurucusu Ajay Srivastava, “Hindistan, aceleye getirilmiş bir anlaşmayı geciktirmenin, hatta tamamen terk etmenin; maliyeti geçici tarife avantajlarının çok ötesine geçebilecek yükümlülüklerin altına girmekten daha ihtiyatlı olabileceğinin farkında” dedi.

Hindistan’da Hamamböceği Partisi’nin protestoları sürüyor

Okumaya Devam Et

Asya

Çin küresel kaz ciğeri üretiminin yeni merkezi oldu

Yayınlanma

Fransız mutfağının simge gıdası kaz ciğeri üretiminde Çin, devlet destekli yatırımlarla küresel pazarın yüzde 45’ini ele geçirdi. Ülkede yılda 11 bin ton üretilen de lüks gıda maddesi, Fransız rakiplerine kıyasla yarı fiyatına alıcı buluyor.

Fransız mutfağının ve kültürünün dünya çapındaki en önemli simgelerinden biri olan kaz ciğeri (foie gras) üretiminde dengeler değişiyor.

The Wall Street Journal gazetesinin haberine göre Çin, gerçekleştirdiği büyük atılımla bu lüks gıda maddesinin küresel üretim merkezi haline geldi. Devlet kontrolündeki yatırım kuruluşu China International Capital tarafından haziran ayında yayımlanan rapora göre, Çin sınırları içinde her yıl 11 bin ton kaz ciğeri üretiliyor.

Bu hacim, Çinli üreticilerin şu anda küresel kaz ciğeri üretiminin yüzde 45 gibi büyük bir oranını tek başına karşıladığı anlamına geliyor.

The Wall Street Journal gazetesine değerlendirmelerde bulunan Çin tarım sektörü uzmanı Even Pei, Batı dünyasındaki algının dönüştüğünü vurguladı. Pei, konuya ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“On yıllar boyunca Batılı tüketicilerin gözünde ‘Çin Malı’ ibaresi ucuz, kalitesiz ve basit ürünlerle özdeşleşti. Ancak son on yılda, Çin’de üretilen ve yüksek kaliteyi daha düşük fiyata sunan çok sayıda yerli markanın yükselişine şahit oluyoruz.”

Kırsal kalkınma hamlesi sektörü büyüttü

Kaz ciğeri üretimindeki bu olağanüstü büyüme, Pekin yönetiminin kırsal bölgeleri kalkındırma stratejisinin bir sonucu olarak ortaya çıktı.

Kentlere göç eden iş gücü nedeniyle boşalan kırsal yerleşim birimlerinde sürdürülebilir sanayi kolları yaratmak isteyen Çin hükümeti, bu sektörü hedef seçti.

Tarım uzmanı Even Pei, devletin üreticilere düşük faizli krediler sağlayarak ve pazarlama faaliyetlerine doğrudan destek vererek sektörün büyümesini hızlandırdığını ifade etti.

Günümüzde Çinli çiftçiler, ördek ve kazları ciğerlerini büyütecek şekilde özel besleme yöntemlerine tabi tutarak binlerce ton kaz ciğeri işleme kapasitesine sahip durumda.

Ülkedeki restoranlar ve gıda üreticileri de tüketimi artırmak amacıyla yaratıcı sunumlar geliştiriyor. Habere göre, piyasada kaz ciğerli dondurma, yaban mersini aromalı kaz ciğeri ve bu lezzeti barındıran suşi roll gibi alternatif ürünler yer alıyor.

Lüks tüketim sınıfındaki bu gıda maddesi Çin içinde halen ağırlıklı olarak büyük şehirlerde yaşayan varlıklı kesime hitap ediyor.

Bununla birlikte, Çin’de üretilen kaz ciğerinin satış fiyatı, Fransa’da üretilen muadillerine kıyasla neredeyse yarı yarıya daha düşük seviyede seyrediyor.

Avrupa pazarında rekabet endişesi

The Wall Street Journal gazetesinin dikkat çektiği bir diğer husus ise Avrupa Birliği’nin ithal ürünlere yönelik tedbirleri oldu. Avrupa Birliği, kaz ciğeri etiketleme kurallarını sıkılaştırarak yabancı üreticilerin ürünlerinde Fransa menşeini çağrıştıracak ibareler kullanmasını yasakladı.

Çin dışında üretilen kaz ciğerinin uluslararası satışı şu an için yalnızca birkaç küçük pazarla sınırlı kalıyor.

Öte yandan Fransa’daki sektör temsilcileri, Çin menşeli kaz ciğerinin Avrupa pazarına doğrudan girmesi durumunda, düşük fiyat avantajının tüketiciler nezdinde belirleyici unsur haline gelmesinden endişe ediyor.

Dünya gastronomi kültüründe kaz ciğeri, Fransa’nın en önemli marka değerleri arasında kabul ediliyor. Fransa, bu özel yemeğe yasal koruma altında olan kültürel ve gastronomik miras statüsü tanımış durumda.

Okumaya Devam Et

Asya

Çin, Japonya Dışişleri Bakanı’nın Güney Çin Denizi tahkim kararını gündeme taşımasını protesto etti

Yayınlanma

Çin, Japonya Dışişleri Bakanı’nın Güney Çin Denizi tahkim kararını gündeme taşıması ve bazı ülkelerle yayımladığı ortak bildiri nedeniyle sert girişimde bulundu.

Çin Dışişleri Bakanlığı Asya İşleri Dairesi’nden sorumlu bir yetkili, pazar günü Japonya’nın Çin Büyükelçiliği Maslahatgüzarı’nı bakanlığa çağırdı. Görüşmede, Japonya Dışişleri Bakanı’nın, sözde “Güney Çin Denizi Tahkim Kararı”nı yayımlanmasının 10. yılında yeniden gündeme taşıması ve Japonya’nın bazı ülkelerle işbirliği içinde ortak bir bildiri yayımlaması nedeniyle sert girişimde bulunuldu; Çin’in güçlü memnuniyetsizliği ve protestosu iletildi.

Yetkili, Çin’in Japonya’nın “provokasyonlarına kararlı ve güçlü biçimde karşılık vereceğini”, toprak egemenliğini ve denizlerdeki hak ve çıkarlarını “kesin biçimde koruyacağını” belirtti.

Çin Dışişleri Bakanlığına göre Çin tarafı, Japonya’nın Güney Çin Denizi ile bağlantılı tarihsel suçlarının hesabını açık biçimde vermediğini ve bu nedenle konu hakkında sorumsuzca açıklamalar yapma hakkına sahip olmadığını ifade etti.

Çin tarafı, Japonya’nın “bu çirkin söz ve eylemlerinin savaş sonrası uluslararası düzene ve uluslararası ilişkilerde hukukun üstünlüğüne meydan okuduğunu, çifte standart uyguladığını, ülkeler arasında ayrılık yaratmaya çalıştığını ve Güney Çin Denizi’ndeki barış ve istikrarı baltaladığını” bildirdi. Bu tutumun, bölge ülkelerinin ortak çıkarları ve beklentileriyle de çeliştiği kaydedildi.

Bakanlık, bu tür adımların Çin dahil uluslararası toplumda, Japonya’nın modern tarihteki saldırganlık eylemleri ve sömürgeci vahşeti konusunda tarihsel kaygıları yeniden canlandırdığını ve güçlü öfkeye yol açtığını açıkladı.

Açıklamada, Çin’in Japonya’nın provokasyonlarına kararlı ve güçlü biçimde karşılık vereceği, toprak egemenliğini ve denizlerdeki hak ve çıkarlarını kesin biçimde koruyacağı yinelendi.

Bakanlık ayrıca Çin tarafının, Japonya’yla bağlantılı çeşitli olumsuz gelişmeler konusunda da sert girişimlerde bulunduğunu bildirdi. Bunlar arasında, “Tayvan meselesi, Japonya’nın Çin’de bıraktığı terk edilmiş kimyasal silahlar, Japon parlamento üyelerinin Çin’in etnik politikalarına ilişkin uygunsuz açıklamaları ve Japonya’nın askeri ve güvenlik alanındaki olumsuz adımları” yer aldı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English