Bizi Takip Edin

Amerika

JD Vance: İran nükleer programa dönerse askeri seçenek masada

Yayınlanma

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İran ile yürütülen 60 günlük ateşkes sürecinin barış anlaşmasıyla sonuçlanmaması durumunda askeri operasyonların yeniden başlayabileceği sinyalini verdi. Vance, operasyonların tekrar devreye girmesinin Tahran yönetiminin nükleer program ve ticari gemilere yönelik tutumuna bağlı olduğunu belirtti.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İran ile devam eden 60 günlük geçici ateşkes sürecinin kalıcı bir barış anlaşmasıyla neticelenmemesi halinde, Washington yönetiminin askeri operasyonlara yeniden başlamaya açık olduğu yönünde mesaj verdi.

Virginia Beach kentinde yer alan Oceana Donanma Hava İstasyonu bünyesinde gerçekleştirdiği hitabın ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Vance, askeri bir müdahalenin ancak zorunlu hallerde gündeme geleceğini ifade etti.

Vance, “Başkan, açıkça tanımlanmış bir askeri gaye bulunmadıkça veya buna mecbur kalmadıkça ordumuzu yeniden oraya göndermeyecektir. Daha fazlasını yapmak zorunda kalırsak, bu bir bakıma İranlıların alacağı tavra bağlıdır. Nükleer programlarını yeniden inşa etmeye girişirler ya da ticari gemilere tekrar ateş açmaya başlarlar ise bu durum askeri hesaplarımızı değiştirecektir” dedi.

Yürüttükleri stratejide önceliğin diplomatik çözüm olduğunu vurgulayan Vance, “Fakat şu an için Başkan’ın bize söylediği şey; gidin, bir anlaşma yapın ve iyi niyetle müzakere edin yönündedir. Bizi bu doğrultuda yetkilendirdi” ifadelerini kullandı.

ABD ile İran arasında nisan ayından bu yana hassas bir ateşkes süreci işliyor. Bu süreç, Trump yönetiminin Tahran’ın nükleer programını “kabul edilemez bir hırs” olarak nitelendirerek yürüttüğü yedi haftalık hava bombardımanı operasyonunun ardından tesis edilmişti.

Taraflar, Başkan Trump’ın 17 Haziran tarihinde Tahran yönetimiyle çatışmayı sonlandırma amacıyla imzaladığı 14 maddelik mutabakat zaptının ardından, nihai barış planının ayrıntılarını netleştirmek üzere 60 günlük bir müzakere takvimi üzerinde uzlaşı sağlamıştı.

Müzakerelerin mevcut aşamasında ABD’nin Ortadoğu Temsilcisi Steve Witkoff ve Trump’ın başdanışmanı ve damadı Jared Kushner, Katar’ın başkenti Doha’da temaslarını sürdürüyor. Pakistan ve Katar arabuluculuğunda yürütülen bu görüşmeler, doğrudan temas yerine teknik düzeyde ve dolaylı olarak gerçekleştiriliyor.

İran’ın yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stokunun tasfiye edilmesini çatışmanın çözümünde en önemli öncelik haline getiren Trump, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “İran’ın nükleerden arındırılması süreci iyi ilerliyor” değerlendirmesini yaptı.

Trump, Katar’daki diplomatik temaslar için de “Çok olumlu görüşmeler gerçekleştirdiler, süreci hep birlikte göreceğiz” dedi.

Başkan Yardımcısı Vance ise Doha’daki görüşmelerin sonucundan bağımsız olarak, ABD yönetiminin İran’daki temel hedefine halihazırda ulaştığını savundu. Fox News kanalında yayımlanan “The Ingraham Angle” programına katılan Vance, müzakere masasında güçlü tarafın kendileri olduğunu belirtti.

Vance, “Müzakerelerde tüm kozlar bizim elimizde yer alıyor. Elbette sürecin başarıyla sonuçlanmasını arzuluyoruz fakat başarı sağlanamasa bile asıl görevimizi yerine getirdik; bu da İranlıların hiçbir zaman nükleer silaha sahip olmamasını güvence altına almaktır” diye konuştu.

Trump’ın elinde askeri seçenekler de dahil olmak üzere pek çok alternatif bulunduğunu kaydeden Vance, İran’a yönelik hava saldırılarının yeniden başlamasının da bu seçenekler arasında yer aldığını doğruladı.

Başkan Trump ise bu ayın başlarında yaptığı bir açıklamada, İran müzakerelerinin başarısızlıkla sonuçlanması halinde sorumluluğun Vance’e ait olacağını esprili bir dille ifade etmişti.

Trump, “Eğer bu iş başarıyla sonuçlanırsa tüm takdiri ben alacağım. Ancak işler yolunda gitmezse sorumlusu JD Vance olacaktır” demişti.

Amerika

ABD’de Demokrat Parti içindeki sol dalga Colorado’ya ulaştı

Yayınlanma

Colorado eyaletindeki ön seçimlerde sol adayların elde ettiği zaferler, Demokrat Parti içindeki ideolojik tartışmaları yeniden alevlendirdi. Kongre’nin deneyimli isimlerinin yenilgisiyle sonuçlanan bu süreç, partinin gelecekteki yönü konusunda merkez sol ile ilerici kanat arasındaki görüş ayrılıklarını derinleştiriyor.

Demokrat Parti siyasetinde etkisini gösteren sol dalga Salı günü Colorado eyaletine ulaştı. Ön seçimlerde, uzun süredir Temsilciler Meclisi üyeliği yapan Demokrat Diana DeGette yarışı kaybederken, Senatör Michael Bennet’ın da eyalet valiliği adaylığı hedefleri son buldu.

Yaşanan bu gelişmelerin ardından Demokratlar, partinin bundan sonra nasıl bir yön izlemesi gerektiğine dair acil sorular sormaya başladı.

Sol kanattan yükselen sesler, statükoya meydan okuyan adayların daha ilerici politikalara, şirket çıkarlarına karşı daha mesafeli bir duruşa, İsrail’in eylemlerine yönelik daha güçlü kınamalara ve Başkan Donald Trump’a karşı daha kararlı bir muhalefete yönelik toplumsal talebi karşıladığını belirtiyor.

Bu dünya görüşüne göre, Washington’daki Demokrat liderler çekingen ve etkisiz bir siyaset izliyor.

Merkez soldaki şüpheci isimler ise sol kanadın, özellikle de Amerika Demokratik Sosyalistleri (DSA) üyesi adayların, Demokratların güçlü olduğu bölgelerde ön seçimleri kazansalar dahi ılımlı seçmenleri partiden uzaklaştırarak seçim yenilgilerine zemin hazırladığını ifade ediyor.

Bu çevreler, solun yükselişinin Cumhuriyetçilerin eline siyasi koz vermesinden çekiniyor.

Donald Trump da solun bu yükselişinden siyasi fayda sağlamaya çalışan isimler arasında yer alıyor.

Çarşamba günü Kuzey Dakota’da konuşan Trump, ABD’nin istisnai yapısının korunması gerektiğini vurgulayarak “Komünistlerin yolumuza çıkmasına izin vermeyeceğiz. Çok sevimsiz bir grup” ifadesini kullandı.

Bu sözler, Trump’ın hafta başında verdiği mesajları destekler nitelik taşıyor. Trump, Pazartesi günü Oval Ofis’te gazetecilere yaptığı açıklamada sol adaylara değinerek “Kulağa hoş geldiği için ‘sosyal demokrat’ ifadesini kullanıyorlar ancak aslında bahsettiğiniz şey komünizmdir” dedi.

Benzer eleştiriler Trump’ın müttefikleri tarafından da dile getiriliyor. ABD İç Güvenlik Bakanı Markwayne Mullin Çarşamba günü yaptığı açıklamada, Demokrat Parti’nin eski Başkan John F. Kennedy dönemindeki yapısından çok uzaklaştığını belirtti.

Mullin, partinin artık “kendisini açıkça sosyalist bir komünist olarak tanımlayan Bernie Sanders’ın” partisi haline geldiğini söyleyerek “Bu, ülkenin temelleriyle uyuşmuyor” değerlendirmesini yaptı.

Sanders uzun süredir kendisini demokratik sosyalist olarak tanımlıyor ancak kendisi bir komünist olmadığı gibi resmi olarak Demokrat Parti üyesi de değil.

Demokratik sosyalizm ile komünizm arasındaki temel farklar incelendiğinde, komünistlerin genel olarak özel mülkiyetin kaldırılmasını ve tek partili bir devlet yapısının kurulmasını savunduğu görülüyor.

Bu unsurların hiçbiri ne Sanders’ın ne de genel anlamda demokratik sosyalizmin hedefleri arasında yer alıyor.

Parti içindeki görüş ayrılıkları Colorado seçimleriyle belirginleşti

Ancak bu ideolojik ayrım, özellikle Colorado’daki ön seçim sonuçları dikkate alındığında, ılımlı Demokratlar için teselli edici bir anlam taşımıyor. Eyalet valiliği ön seçimlerinde Bennet, eyaletin Adalet Bakanı Phil Weiser karşısında yenilgiye uğradı. Weiser bir demokratik sosyalist olmasa da Trump’a karşı daha kararlı bir mücadele yürütme taahhüdünde bulunmuştu.

Colorado’nun 1. Seçim Bölgesi’nde ise daha keskin bir tablo ortaya çıktı. Bu bölgede DeGette, Amerika Demokratik Sosyalistleri üyesi olan 29 yaşındaki Melat Kiros karşısında seçimi kaybetti. DeGette, kürtaj haklarının güçlü bir savunucusu ve çevre koruma politikalarının destekçisi olarak partinin ilerici kanadına yakın bir profil çiziyordu.

Ancak İsrail meselesi, DeGette ile Kiros arasındaki en büyük yol ayrımını oluşturdu. Kiros, Kasım 2023’te sosyal medyada paylaştığı bir mesajın ardından çalıştığı hukuk firmasındaki işini kaybetmişti.

Kiros, söz konusu paylaşımında Filistinli silahlı grupların eylemlerini “şiddet içeren sömürgeciliğe karşı şiddetli direnişin bir belirtisi” olarak nitelendirmiş ve İsrail devletinin ortadan kaldırılmasına yönelik çağrıların neden antisemitizm olarak kabul edildiğini sorgulamıştı.

Kiros ayrıca “İsrail hükümetinin, Filistin halkına karşı işlediği suçları savunmak ve kendisine yönelik her türlü direniş veya eleştiriyi bastırmak için antisemitizmi bir silah haline getirdiğini” belirtmişti.

İsrail politikası ön seçimlerde belirleyici bir sınava dönüşüyor

Kiros’un DeGette karşısında elde ettiği zafer, bir önceki hafta New York’un 10. Seçim Bölgesi’nde yaşanan ön seçimlerle büyük benzerlik gösteriyor. New York’ta eski DSA üyesi Brad Lander, Temsilciler Meclisi Üyesi Dan Goldman’ı geride bırakmıştı.

Goldman da tıpkı DeGette gibi genel olarak sol eğilimli bir siyasetçi olmasına rağmen İsrail’i geniş ölçüde destekleyen bir çizgiye sahipti.

Birçok Demokrat seçmen için, Gazze’ye yönelik operasyonların ardından İsrail’e karşı takınılan tavır ahlaki bir sınav niteliği kazandı.

DeGette, Çarşamba günü yayımladığı video mesajında Kiros’u tebrik etti. Kendisini uzlaşıya açık ve yasama çalışmalarında karşı tarafla işbirliği yapmaya hazır bir siyasetçi olarak tanımlayan DeGette “Ne yazık ki mevcut zehirli siyasi iklimimizde bu tür siyasetçilere artık pek yer kalmamış görünüyor” dedi.

Bu sırada parti içindeki geniş kapsamlı tartışma giderek artıyor. İlerici Politika Enstitüsü Başkanı Will Marshall, Kiros’un zaferinin partinin sol kanadı tarafından sosyalist hareketin durdurulamaz olduğunun bir kanıtı olarak kutlanacağını belirterek “Bu durum aslında daha dar bir gerçeği kanıtlıyor: Seçmenler mevcut görev sahiplerine karşı bir tutum içinde” değerlendirmesini yaptı.

Marshall ayrıca Amerikalıların yüzde 58’inin Demokratları fazla liberal bulduğunu, partinin ihtiyaç duyduğu işçi sınıfı seçmenlerinin ise göç, suç ve kültürel konularda ılımlı veya muhafazakar bir eğilim sergilediğini ifade etti.

Sol kanat ise durumu tamamen farklı bir pencereden değerlendiriyor. Son dönemdeki zaferlerin örgütlenmesinde önemli rol oynayan sol eğilimli “Adalet Demokratları” (Justice Democrats) adlı kuruluş, Kiros’un başarısını halkın bağışçılara ve lobilere karşı kazandığı bir zafer olarak nitelendirdi.

Kuruluşun direktörü Alexandra Rojas, Kiros’un zaferinin Demokrat seçmenlerin gücünü ortaya koyduğunu belirterek seçmenlerin “fiyatları yükselten şirketlere, bitmek bilmeyen savaşlardan ve soykırımdan kâr sağlayan savaş lobilerine ve toplulukları terörize eden göçmenlik teşkilatına karşı mücadele edecek lider taleplerinin karşılık bulduğunu” söyledi.

Bu sonuç, New York’ta geçen hafta iki DSA üyesinin ve eski üye Lander’ın kazandığı başarıların ardından gelen son zafer oldu. New York’aki ön seçimlerde toplumsal örgütlenme uzmanı Darializa Avila Chevalier, Kongre Hispanik Grubu Başkanı olan Temsilciler Meclisi Üyesi Adriano Espaillat’ı geride bırakmıştı. Claire Valdez ise emekliye ayrılacak olan Temsilciler Meclisi Üyesi Nydia Velázquez’den boşalacak koltuk için yürütülen yarışı kazandı.

Tüm bu seçim bölgelerinin yoğun şekilde Demokrat seçmen ağırlıklı olması, Kasım ayındaki seçimlerin ardından Temsilciler Meclisi’ne yeni DSA üyelerinin girmesini kesinleştiriyor. Bu durum Cumhuriyetçiler ve ılımlı Demokratlar için kaygı verici bir tablo oluştururken, sol kanat için yeni bir dönemin başlangıcı anlamına geliyor.

Geçen haftaki New York ön seçimlerinin dikkat çeken isimlerinden biri olan Avila Chevalier, Çarşamba günü sosyal medyada yaptığı paylaşımda Kiros’u tebrik ederek “Kongre’de sizinle birlikte demokratik sosyalist gücü inşa edecek olmaktan büyük heyecan duyuyorum” ifadesini kullandı.

Okumaya Devam Et

Amerika

Deprem felaketiyle sarsılan Venezuela’da polis memurlarına yağma gözaltısı

Yayınlanma

Venezuela’da meydana gelen şiddetli depremlerin ardından yürütülen arama kurtarma çalışmaları sırasında, enkaz altındaki değerli eşyaları yağmaladıkları belirlenen dört emniyet mensubu gözaltına alındı. İçişleri Bakanı Diosdado Cabello, ahlaka aykırı hareket eden görevlilere karşı sıfır tolerans gösterileceğini ve memurların derhal meslekten ihraç edildiğini açıkladı.

Venezuela’yı sarsan şiddetli depremlerin ardından eyaletlerde arama kurtarma çalışmaları devam ederken, La Guaira bölgesinde yağma olaylarına karıştıkları belirlenen dört emniyet mensubu tutuklandı.

Europa Press ajansının aktardığı haberde, gözaltına alınan kişilerin Bilimsel, Cezai ve Kriminal Soruşturma Teşkilatı bünyesinde görev yapan memurlar olduğu bildirildi.

Venezuela emniyet teşkilatından yapılan resmi açıklamada, dört polis memurunun arama kurtarma çalışmaları sırasında asli görevlerini yerine getirmek yerine enkaz arasında buldukları değerli eşyaları kendi üzerlerine geçirdikleri aktarıldı.

Haklarında adli süreç başlatılan memurların görevlerine son verildi.

Konuya ilişkin bir basın toplantısı düzenleyen Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello, olaya karışan görevlilere yönelik tepkisini dile getirdi.

Cabello “Bu ahlak dışı eylemleri gerçekleştiren dört personelin derhal görevden çıkarılmasına karar verildi. Bu kişiler yasaların öngördüğü şekilde adalete teslim edildi. Üzerlerinde resmi üniforma varken ahlaka ve meslek ilkelerine aykırı hareket edenlere karşı hiçbir şekilde hoşgörü göstermeyeceğiz. Bazı insanların başkalarının acılarından menfaat devşirmeye çalışması kabul edilemez. Bu eylemleriyle taşıdıkları üniformayı lekelemişlerdir” ifadelerini kullandı.

Çin, Venezuela’ya deprem yardımı için 14,7 milyon dolar ek destek sözü verdi

Venezuela’da 24 Haziran akşamı yaklaşık 40 saniye arayla büyüklükleri 7,2 ile 7,5 arasında değişen iki sarsıntı kaydedildi. 30 Haziran verilerine göre afet sebebiyle 1700’den fazla kişi hayatını kaybetti, 43 bini aşkın kişinin ise henüz izine ulaşılamadı.

Enkaz altından sağ kurtarma çalışmalarının halen sürdüğü bölgelerde arama faaliyetleri devam ediyor.

Haziran ayında meydana gelen sarsıntılar, Venezuela tarihinin en büyük beş depremi arasında yer alıyor. 7,5 büyüklüğündeki sarsıntının ülkede son bir asırda kaydedilen en güçlü deprem olduğu belirtiliyor.

Bu afet, ülkede 1900 yılından bu yana kayıtlara geçen dördüncü ve beşinci büyük sarsıntı olarak kayıtlara geçti.

Okumaya Devam Et

Amerika

Anthropic, Çinli kullanıcılar için gizli veri izleme özelliğini devreye almış

Yayınlanma

Yapay zeka şirketi Anthropic, Çin merkezli kullanıcıların konumlarını ve yapay zeka laboratuvarlarıyla olan bağlarını gizlice takip etmek amacıyla devreye aldığı veri izleme özelliğini, sosyal medyada yükselen tepkilerin ardından sonlandıracağını duyurdu. Claude modellerinin geliştiricisi olan şirket, resmi olarak erişime kapalı olmasına rağmen Çinli yazılımcılar tarafından yoğun şekilde kullanılan platformdaki bu uygulamayı “suistimalleri önleme” gerekçesiyle savundu.

Yapay zeka alanında faaliyet gösteren ABD merkezli Anthropic şirketi, kullanıcıların konumlarını, Çin sınırları içinde yer alıp almadıklarını veya bu ülkedeki yapay zeka laboratuvarlarıyla bağlantılı olup olmadıklarını gizlice takip etmek üzere geliştirdiği izleme özelliğini, sosyal medyada oluşan yoğun tepkilerin ardından geri çekme kararı aldı.

Şirket, Çin’deki kullanıcıların platforma erişimine kısıtlama getirse de geliştiriciler arasında Claude modellerinin yaygın şekilde kullanıldığı biliniyor.

Hafta başında Reddit platformunda paylaşılan bir gönderide, şirketin yazılım geliştirme aracı olan Claude Code’un, kullanıcının Çin’de bulunup bulunmadığı ve Çin’deki bir laboratuvarla ilişkili olup olmadığı yönündeki bilgileri gizlice izlediği ve aktardığı belirtildi.

Siber güvenlik bülteni International Cyber Digest tarafından yayımlanan analizde de Claude Code sisteminin; zaman dilimi, proxy kullanımı ve olası yapay zeka laboratuvarı bağlantıları gibi verileri Çinli kullanıcıların fark edemeyeceği yöntemlerle sistem komutlarına entegre ederek gönderdiği aktarıldı.

Gelişme, sosyal medya platformu X üzerinde de çok sayıda Çince konuşan kullanıcı tarafından ele alındı ve Anthropic hedef gösterildi.

Anthropic ekibinde yer alan ve Claude Code projesinde çalışan teknik personel Thariq Shihipar, International Cyber Digest’ın paylaşımına verdiği yanıtta uygulamayı doğruladı.

Shihipar, söz konusu özelliğin “yetkisiz satıcıların hesap suistimalini önlemek ve model damıtma (distillation) işlemlerine karşı koruma sağlamak amacıyla Mart ayında başlatılan bir deney” olduğunu ifade etti.

ABD ihracat kontrollerini kaldırdı: Claude Fable 5 dönüyor

Ekibin bir süredir bu işlevi kaldırmayı planladığını belirten Shihipar, uygulamanın yakın zamanda tamamen sonlandırılacağını bildirdi.

Anthropic daha önce Çin merkezli yapay zeka şirketleri DeepSeek, Moonshot AI, MiniMax ve Alibaba Group’u, kendi büyük dil modellerini eğitmek amacıyla Claude modellerinden elde edilen yanıtları yasa dışı yollarla kullanmakla ve geniş ölçekli damıtma saldırıları düzenlemekle suçlamıştı.

Şirket, ulusal güvenlik gerekçeleriyle model ve hizmetlerini Çin’de doğrudan kullanıma sunmasa da ülkedeki pek çok yazılımcı, denizaşırı telefon numaraları ve kredi kartları kullanarak Claude sistemine erişim sağlamanın yollarını buluyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English