Bizi Takip Edin

Asya

Kazakistan anayasasını baştan yazıyor: Tokayev’in yedi yılda üçüncü reformu

Yayınlanma

Kazakistan’da dün sandığa giden seçmen, anayasa metninin yüzde 84’ünü değiştiren kapsamlı bir reform paketini oyladı. Değişiklikler Cumhurbaşkanlığı yetkilerinin genişletilmesinden cumhurbaşkanı yardımcılığı makamının ihyasına, iki kamaralı parlamentonun tek kamaralı kurultaya dönüştürülmesinden Rusçanın anayasal statüsündeki ince ayara uzanıyor.

Kazakistan’da 15 Mart’ta anayasa değişikliklerine ilişkin referandum yapıldı. Önerilen değişiklikler, anayasa metninin yüzde 84’üne dokunuyor; bu nedenle fiilen yeni bir belgeden söz edildiğini belirtmek gerekiyor.

Buna karşın seçmene tek bir soru yöneltilecek: “Kazakistan Cumhuriyeti’nin medyada 12 Şubat 2026 tarihinde yayımlanan yeni anayasa taslağını kabul ediyor musunuz?” Başka bir deyişle, oylama tek tek maddeler üzerinden değil, belgenin tamamı üzerinden yapılacak.

Yeni anayasa onaylanması durumunda 1 Temmuz 2026 itibarıyla yürürlüğe girecek. Bu tarih, Kazakistan’da resmi tatil ilan edilerek Anayasa Günü olarak kutlanacak.

Bağımsızlık döneminde cumhuriyetin temel yasasında yapılan yedinci değişiklik olma özelliğini taşıyan bu referandum, ülkenin siyasi mimarisini köklü biçimde yeniden şekillendirmeyi hedefliyor.

Cumhurbaşkanı yetki havuzunu genişletiyor

Anayasa taslağının tam metni 12 Şubat’ta Kazahstanskaya Pravda gazetesinde yayımlandı. Belge, Kazakistan’daki devlet iktidarı sistemini yapısal olarak dönüştürüyor.

Değişiklikler her şeyden önce cumhurbaşkanlığı yetkilerini ve bu makama aday olma koşullarını etkiliyor. Mevcut düzende cumhurbaşkanlığına aday olabilmek için doğuştan Kazakistan vatandaşı olmak, 40 yaşını aşmış olmak, Kazakça konuşabilmek, son 15 yılı ülkede geçirmiş olmak ve yükseköğretim diplomasına sahip olmak gerekiyor.

Yeni düzenlemeler bu koşullara en az beş yıl kamu hizmetinde veya seçimle gelinen görevlerde bulunmuş olma şartını ekliyor. Cumhurbaşkanının yedi yıllık tek dönem için seçilmesine ilişkin kural ise korunuyor.

Cumhurbaşkanının hükümetle ilişkisindeki yetkileri de genişletiliyor. Mevcut sistemde olduğu gibi devlet başkanı başbakan adayını öneriyor, dışişleri, savunma ve içişleri bakanlarını doğrudan atıyor; ancak yeni düzenlemeyle parlamento başbakan adayını iki kez onaylamaması halinde cumhurbaşkanı parlamentoyu feshedebilecek.

Cumhurbaşkanı tarafından yapılan atama yetkisinin kapsamı da genişletildi. Artık Anayasa Mahkemesi ve Yüksek Mahkeme başkanları, Merkez Bankası başkanı, başsavcı, Ulusal Güvenlik Komitesi başkanı, Merkezi Seçim Komisyonu başkanı, Yüksek Denetim Kurulu ve Yüksek Yargı Konseyi başkanları, Devlet Koruma Servisi başkanı ile insan hakları ombudsmanı doğrudan cumhurbaşkanı tarafından atanacak.

Eklenen bir diğer kritik madde, cumhurbaşkanlığı cezai ve idari dokunulmazlığına ilişkin.

Yeni düzenlemeye göre cumhurbaşkanı, görevdeyken gerçekleştirdiği eylemlerden dolayı vatana ihanet dışında cezai ve idari sorumluluk taşımayacak. Mevcut anayasada yalnızca cumhurbaşkanının “onur ve itibarının dokunulmazlığı”na dair bir hüküm yer alıyordu.

Cumhurbaşkanı yardımcılığı 30 yıl sonra geri dönüyor

Yeni anayasa, devlet danışmanlığı pozisyonunu kaldırarak cumhurbaşkanı yardımcılığı makamını yeniden ihdas ediyor. Devlet danışmanlığı görevini şu anda Yerlan Karin yürütüyor.

Cumhurbaşkanı yardımcılığı makamı Kazakistan’da 1991 ile 1996 yılları arasında var olmuştu. Yeni anayasaya göre cumhurbaşkanı yardımcısının temel görevi, devlet başkanına parlamentoyla ve hükümetle ilişkilerinde yardımcı olmak; diğer yetkileri ise cumhurbaşkanı belirleyecek.

Bu düzenleme, ülkedeki iktidar devir mekanizmasını doğrudan değiştiriyor. Yeni yapıda cumhurbaşkanının erken istifa etmesi halinde yetkileri önce cumhurbaşkanı yardımcısına, yardımcının da görevi yerine getirememesi durumunda parlamento başkanına, ardından başbakana geçecek.

Tek kamaralı kurultay eski parlamentoyu tasfiye ediyor

Anayasa, yasama organının yapısını da köklü biçimde değiştiriyor. Meclis (alt kanat) ve Senatodan (üst kanat) oluşan iki kamaralı parlamento kaldırılarak yerine tek kamaralı kurultay kuruluyor.

Kurultay 145 milletvekilinden oluşacak ve görev süresi beş yıl olarak belirlendi. Milletvekili adayı olabilmek için 25 yaşını doldurmuş olmak, Kazakistan vatandaşı olmak ve son on yılı ülkede ikamet etmiş olmak gerekiyor. Kurultay’ın onayı olmadan milletvekillerinin gözaltına alınması, tutuklanması veya cezai kovuşturmaya tabi tutulması mümkün olmayacak.

Bunun yanı sıra Kazakistan Halk Konseyi adıyla yeni bir organ oluşturuluyor.

Konsey’in görevleri arasında iç siyasi gündemdeki önemli konularda danışmanlık yapmak, ulusal birliği güçlendirmeye katkı sağlamak, kurultaya yasa tasarıları sunmak ve ülke çapında referandum önermek bulunuyor.

Anayasaya eklenen ilkesel düzenlemeler arasında çifte ve çoklu vatandaşlık yasağı öne çıkıyor. Mevcut anayasada çifte vatandaşlığın “tanınmadığı” belirtiliyorken, yeni düzenlemede bu durum Kazakistan pasaportunun iptal gerekçesi haline getiriliyor.

Rusçanın statüsündeki ince ayar tartışma yaratıyor

Rusçanın anayasal statüsü de değişikliğe uğrayan hassas maddelerden biri. Mevcut düzende olduğu gibi yeni anayasada da Kazakçanın devlet dili olduğu vurgulanıyor.

Değişiklik, Rusçanın resmi kurumlarda kullanımına ilişkin ifadede. Eski metinde Rusçanın Kazakcayla “eşit düzeyde” (naravne) kullanıldığı belirtiliyorken, yeni metinde “birlikte” (naryadu) ifadesine yer veriliyor.

Tengrinews bu farkı şöyle açıklıyor: Birincisi kullanımda eşit statüyü öngörürken, ikincisi birlikte kullanımı ima etmekle beraber eşit koşulları zorunlu kılmıyor.

Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım-Jomart Tokayev, referandum öncesinde yeni anayasanın Rusçanın statüsünü düşürdüğü iddiasını kesinlikle reddetti.

Tokayev, “Yeni anayasa metninin eşit hukuki güce sahip resmi belge olarak hem Kazakça hem Rusça yayımlanmış olması başlı başına çok şey anlatıyor; bunu ne yoruma ne de meşrulaştırmaya ihtiyaç var” dedi.

Gösteri hakkı “barışçıl toplanma”ya daraltılıyor

Vatandaşların gösteri hakkına ilişkin madde de revize ediliyor. Mevcut anayasada vatandaşların “toplantı, miting, gösteri, yürüyüş ve grev” düzenleme hakkına sahip olduğu belirtilirken, yeni metinde bu hak yalnızca “barışçıl toplanma” olarak tanımlanıyor.

Kısıtlama gerekçeleri de genişletildi; artık toplanmalar, “anayasal düzenin temellerinin, insan hak ve özgürlüklerinin, ulusal güvenliğin, kamu düzeninin, vatandaşların sağlığının ve toplumsal ahlakın korunması amacıyla” iptal edilebilecek.

Yeni anayasa, evliliği “kadın ile erkeğin gönüllü ve eşit haklara dayalı birliği” olarak tanımlıyor.

Belirli bölgeler ve şehirler için özel hukuki rejimler uygulanmasına da kapı açılıyor.

Mevcut düzende yalnızca başkent Astana’ya tanınan bu olanak, yeni anayasayla finans alanında veya “hızlandırılmış kalkınma kenti” çerçevesinde diğer bölgelere de genişletiliyor. Bu rejimler, özel devlet yönetimi ve yargı sistemi işleyişini kapsıyor.

Yabancı finansman kuralları da sertleştiriliyor. Mevcut anayasada yabancı devletlerden, kuruluşlardan ve bireylerden para alan siyasi partilerin faaliyeti yasakken, yeni düzenlemede yasaklı finansman kaynakları listesine yabancı şirketler, yabancı sermaye katılımlı işletmeler ve vatansız kişiler de ekleniyor.

Sivil toplum kuruluşları (STK’lar) için ise yurt dışından aldıkları mali kaynak ve varlıklara ilişkin bilgileri kamuoyuyla paylaşma zorunluluğu getiriliyor.

Tokayev reformları neden hızlandırdı?

Tokayev’in 2019’da cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmasından bu yana anayasaya ilişkin ikinci referandum düzenleniyor. İlk referandum 5 Haziran 2022’de, cumhuriyette kitlesel protestoların yağma ve şiddete dönüştüğü ve sonradan Kandı Kantar (“kanlı ocak”) olarak anılan olaylardan beş ay sonra gerçekleştirilmişti.

O referandumda anayasanın 33. maddesine 56 değişiklik yapıldı; cumhurbaşkanlığı tek bir yedi yıllık dönemle sınırlandırıldı, cumhurbaşkanı yakınlarının kamu görevi üstlenmesi yasaklandı ve parlamento güçlendirildi (karma seçim sistemi getirildi, parti barajı düşürüldü). Kazakistan böylece süper-başkanlık cumhuriyetinden başkanlık cumhuriyetine evrildi.

Eylül 2022’de yıllık mesajında Tokayev, “güçlü cumhurbaşkanı – etkin parlamento – hesap verebilir hükümet” formülüne dayanan “adil Kazakistan” inşası rotasını ilan etti.

2025 yılı mesajında ise parlamento reformunu, yani tek kamaralı kurultayın oluşturulmasını gündeme getirdi.

Tokayev, “Bu son derece ciddi bir mesele; çözümünde acelecilik kesinlikle yersiz. Reform, sivil toplumda, uzman çevrelerde ve elbette mevcut parlamentoda kapsamlı tartışmanın konusu olmalı” dedi.

Tokayev’in öngörüsüne göre tartışmalar en az bir yıl sürecek, ardından 2027’de anayasa değişikliğine ilişkin referandum düzenlenecekti.

Ancak birkaç ay sonra, Ocak 2026’da Tokayev meseleyi yeniden çerçeveledi. Parlamento reformunu yürüten çalışma grubunun anayasal yapılanmaya ilişkin yaklaşık 1500 öneri aldığını açıkladı.

Tokayev, “Fiilen yeni bir anayasanın kabulüne eşdeğer bir adım atmayı planlıyoruz” dedi. Referandum için hedef yine 2027 iken, Şubat ortasında cumhurbaşkanı halk oylamasının Mart 2026’da yapılmasına ilişkin kararnameyi imzaladı.

Referandumdan birkaç gün önce, 12 Mart’ta Astana’da düzenlenen 3. Cumhuriyet Milletvekilleri Forumu’nda konuşan Tokayev, tartışmaların “parlamento reformunun çok ötesine” taştığını hatırlattı.

Tokayev’in Tengrinews tarafından aktarılan ifadesine göre vatandaşlardan yaklaşık 4 bin öneri geldi. Bunların yalnızca yüzde 15 kadarı parlamentonun faaliyetlerine ilişkinken, geri kalanı kapsamlı anayasal reformun farklı boyutlarına dokunuyordu. Anayasa komisyonu çalışmaları sürecinde başvuru sayısı 12 bine ulaştı.

Asya

Samsung, Kore tarihinin en büyük hissedar ödeme planını açıkladı

Yayınlanma

Elektronik, akıllı telefon ve yarı iletken üreticisi Samsung Electronics, 2026 yılında hissedarlarına 90 trilyon ile 110 trilyon won (65-80 milyar dolar) arasında ödeme yapmayı planladığını duyurdu. Bloomberg verilerine göre bu adım Kore şirketleri tarihindeki en yüksek ödeme hacmi olma niteliği taşırken, rakip SK Hynix’in hisse geri alımı sonrasında devreye alındı.

Elektronik, akıllı telefon ve yarı iletken üreticisi Samsung Electronics, 2026 yılında hissedarlarına 90 trilyon ile 110 trilyon won (65-80 milyar dolar) arasında kaynak aktarmayı planladığını bildirdi.

Bloomberg verilerine göre bu tutar, Kore şirketleri tarihindeki en yüksek ödeme hacmi olma özelliği taşıyor.

Samsung’un duyurduğu bu plan, dünya genelinde bugüne kadar açıklanan en büyük sermaye getirisi programları arasında da yer alıyor.

ABD tarihinde ise Apple, 2024 yılında 110 milyar dolarlık hisse geri alımını onaylamış ve bu işlem ülkenin en büyük hisse geri alımı olarak kayda geçmişti.

Samsung, serbest nakit akışının yaklaşık yarısını hissedarlara yönlendireceğini açıkladı. Şirket, bu tutarın yaklaşık 30 trilyon wonluk (yaklaşık 21,4 milyar dolar) kısmını üçüncü çeyrek temettüsü olarak ödeyecek.

Şirket ayrıca çalışan tazminatlarını karşılamak amacıyla yaklaşık 15 trilyon won (10,73 milyar dolar) tutarında hisse geri alımı gerçekleştirmeyi hedefliyor.

Buna karşılık Samsung, yaptığı açıklamada hedeflenen toplam tutarın kalan kısmının tam olarak nasıl ödeneceğini belirtmedi.

Şirket, kalan ödeme miktarının ve dağıtım şeklinin ocak ayındaki yönetim kurulu toplantısında kesinleştirileceğini kaydetti.

Samsung, rakibi SK Hynix gibi, yapay zeka alanındaki yükselişin etkisiyle rekor seviyeye ulaşan çip satışlarından elde edilen kârın bir bölümünü geri almak isteyen hissedarların baskısı altında.

SK Hynix, daha önce 40 trilyon won (28,5 trilyon dolar) tutarında kendi hisselerini geri alacağını duyurmuştu.

Financial Times’ın aktardığına göre, JPMorgan analistleri SK Hynix’in hissedarlarına en az 130 milyar dolar tutarında ek ödeme açıklamasını bekliyor.

Hissedarlara yönelik sermaye getirisi programını 2024 yılında başlatan Samsung, bu kapsamda yıllık 9,8 trilyon wonluk (7 milyar dolar) düzenli temettü ödemelerini korurken, 2024-2026 döneminde oluşacak serbest nakit akışının yüzde 50’sini hissedarlara aktarmayı taahhüt etmişti.

Samsung’un mart ayında yayımladığı kurumsal değer artırma planına göre şirket, 2024 ve 2025 yıllarında 20,9 trilyon won (14,9 milyar dolar) nakit temettü ödedi ve ardından iptal edilmek üzere hisse geri alımlarına 8,4 trilyon won (6 milyar dolar) harcadı.

Okumaya Devam Et

Asya

Kuzey Kore’de lüks tüketim ve inşaat patlaması yaşanıyor

Yayınlanma

Kuzey Kore’nin başkenti Pyongyang’da Rusya ile derinleşen ilişkilerin ve ekonomik büyümenin etkisiyle lüks tüketime talep arttı. Ülke genelinde inşaat hamlesi hız kazanırken mağazalarda Batılı lüks markalar ve kayıt dışı IKEA ürünleri satılıyor. Ancak Financial Times gazetesine konuşan analistler, gelir artışına rağmen yapısal sorunların ve gıda yetersizliğinin sürdüğüne dikkat çekiyor.

Financial Times’ın haberine göre Kuzey Kore, analistlerin öncelikle Rusya ile derinleşen işbirliğine bağladığı belirgin bir inşaat ve tüketim patlaması yaşıyor.

Başkent Pyongyang’da son yıllarda yeni yerleşim bölgeleri, mağazalar ve eğlence merkezleri kuruldu. Büyük mağazalarda Omega marka saatler ve Chanel kozmetik ürünleri dahil olmak üzere lüks markalar satılırken alışveriş merkezlerinden birinde resmi olmayan bir IKEA mağazası faaliyet gösteriyor.

Şehirde ayrıca taksi çağırma ve QR kodla ödeme yapma imkanı sunan yaklaşık 500 dolar değerinde akıllı telefonlar bulunuyor.

Pyongyang’da altyapı alanında da gelişmeler yaşanıyor. Taksi çağırma hizmetleri, yeni mağazalar ve QR kodlu ödeme sistemlerinin yanı sıra internet kafeler ile BMW marka araçların da satın alınabildiği otomobil galerileri açıldı.

Güney Kore merkezli Kore Bankası (Bank of Korea), 1965 yılından bu yana düzenli resmi ekonomik veri açıklamayan Kuzey Kore’nin reel gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYH) 2025 yılında yüzde 3,5 büyüdüğünü tahmin etti. Bu veriyle birlikte ülke ekonomisi üst üste üçüncü yılı da yüzde 3’ün üzerinde büyümeyle tamamladı.

Dış ticaret verileri de toparlanmaya işaret ediyor. Kore Bankası verilerine göre 2025 yılında ülkenin ithalatı yüzde 14 artışla 2,66 milyar dolara, ihracatı ise yüzde 30 yükselişle 470 milyon dolara ulaştı.

Stimson Center düşünce kuruluşunun verileri de ocak-mayıs döneminde Çin’e yapılan ihracatın yüzde 68 artarak 287 milyon dolara çıktığını gösterdi. Bu artıştaki temel payı volfram sevkiyatı oluşturdu.

Ülkenin bir diğer gelir kaynağı ise kripto para hırsızlıkları oldu. TRM Labs’in değerlendirmesine göre Kuzey Kore yönetimiyle bağlantılı korsanlar, 2026 yılının ilk yarısında 643 milyon dolarlık kripto para çaldı.

Buna karşın analistler, yaşanan ekonomik büyümenin Kuzey Kore ekonomisinde henüz köklü ve yapısal bir dönüşüm anlamına gelmediğini savunuyor.

Güney Kore Ulusal Güvenlik Stratejisi Enstitüsü’nün tahminlerine göre ülke, Rusya ile yürüttüğü işbirliği kapsamında Ağustos 2023 ile Aralık 2025 döneminde nakit para ve mal olarak 7,7 milyar dolar ile 14,4 milyar dolar arasında kaynak elde etti.

Ekonomik hareketlilik sürerken Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, ekonomi üzerindeki devlet denetimini artırıyor. Salgın sonrasında devlet dağıtım sistemini güçlendirmeyi hedefleyen yönetim, kayıt dışı piyasalar ile özel ticaret üzerindeki kontrolleri genişletti.

Wall Street Journal haziran ayı başında yayımladığı haberde, uluslararası yaptırımlara rağmen yönetici elit tabakanın zenginleşmesini “dünyanın en şaşırtıcı ekonomik başarı hikayesi” olarak nitelendirmişti.

Gazete, ekonomik büyümeyi Pyongyang’ın enerji ve malzeme ithalatını artırmasını ve yaptırımların bir kısmını aşmasını sağlayan Rusya ve Çin desteğiyle ilişkilendirmişti.

Kuzey Kore’nin 2006 yılındaki ilk nükleer denemesinin ardından Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından uygulamaya konulan ve sonrasında defalarca genişletilen yaptırımlar; finansal varlıkları, ülkeye takım tezgahı, mineral, çelik ve demir sevkiyatını ve bazı malların ihracatını kısıtlıyor.

Kuzey Kore, uygulanan yaptırımları paravan şirketler, dost ülkelerdeki aracılar, korsanlar ve kripto paralar vasıtasıyla aşmayı öğrendi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı 2023 yılında, yaptırımların farklı bir jeopolitik ortamda alındığını belirterek Moskova ve Pekin’in Kuzey Kore’ye yönelik yaptırımlardan vazgeçeceğini açıklamıştı.

Devlet Başkanı Vladimir Putin ise Rus tarafının Pyongyang ile askeri-teknik işbirliğine ilişkin yürürlükteki BM kısıtlamalarına uymayı sürdüreceğini ifade etmişti.

Bloomberg, 2025 yılındaki haberinde Kuzey Kore ekonomisinin 2024 yılında ağır sanayi, kimya sanayisi ve inşaat sektöründeki üretim artışının etkisiyle yüzde 3,7 büyüyerek 2016’dan bu yana en yüksek büyüme hızına ulaştığını bildirmişti.

Bununla birlikte Bloomberg, Kuzey Kore’nin yoksul bir ülke olmayı sürdürdüğünü vurgulamıştı. Ülkenin 2024 yılı gayrisafi milli geliri (GSMG) Güney Kore’nin yüzde 1,7’sine denk gelerek yaklaşık 33,3 milyar dolar, kişi başına düşen geliri ise Güney Kore seviyesinin yüzde 3,4’ü düzeyinde kalarak yaklaşık 1,24 bin dolar oldu.

Birleşmiş Milletler verilerine göre ise 26 milyonluk nüfusa sahip ülkenin yaklaşık yarısı yetersiz beslenme sorunu yaşıyor.

Okumaya Devam Et

Asya

Çin ve Endonezya savunma ilişkilerini derinleştirme konusunda anlaştı

Yayınlanma

Çin ve Endonezya, üst düzey görüşmelerde ikili savunma bağlarını derinleştirme konusunda anlaştı.

Çin ve Endonezya, cuma günü Cakarta’da gerçekleştirilen üst düzey görüşmelerde askeri, denizcilik ve teknoloji alanlarındaki işbirliğini derinleştirme konusunda anlaşmaya vardı. Bu gelişme, ABD’nin Asya’daki güvenlik taahhütlerine ilişkin belirsizliğin yeniden arttığı bir dönemde Pekin’in bölgedeki etkisinin arttığına işaret ediyor.

Endonezya Savunma Bakanı Sjafrie Sjamsoeddin, Çinli mevkidaşı Dong Jun ile yaptığı görüşmenin ardından, iki ülkenin askeri kabiliyetlerini güçlendirmek amacıyla personel değişimlerini ve savunma sanayii işbirliğini artıracağını söyledi. Saatler sonra Dışişleri Bakanı Sugiono ile Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Endonezya’nın önemli ihraç ürünleri için pazara erişimin genişletilmesi olanaklarını araştırma ve yapay zekâ, haberleşme uyduları, enerji ve mineraller alanındaki işbirliğini derinleştirme konusunda mutabık kaldı.

Wang, iki ülkenin balıkçılık alanındaki işbirliğini yeniden başlatacağını, Güney Çin Denizi’nde ortak kalkınmayı teşvik edeceğini ve bölgesel bir davranış kurallarına ilişkin müzakerelerin sonuçlandırılması için çalışacağını söyledi. Sugiono ise tarafların, sürdürülebilir finansman yöntemlerinden yararlanarak ve yolcu sayısını artırmaya yönelik çalışmalar yürüterek Cakarta-Bandung yüksek hızlı demiryolu projesini sürdürme konusunda da anlaştığını belirtti.

Görüşmeler, cuma günü ilerleyen saatlerde yapılması planlanan ikinci dışişleri ve savunma bakanları toplantısı, yani “2+2” diyaloğu öncesinde gerçekleşti. Bu temaslar, geçen yıl yaklaşık 155 milyar dolarlık ikili ticarete dayanan ilişkilere yeni bir stratejik boyut kazandırıyor. Aynı zamanda, Devlet Başkanı Prabowo Subianto’nun bölgede nüfuz için rekabet eden hem Pekin hem de Washington ile ilişkileri derinleştirme çabasını da ortaya koyuyor.

Endonezya ile ABD, nisan ayında askeri modernizasyon, eğitim, tatbikatlar ve operasyonel işbirliğini kapsayan “Büyük Savunma İşbirliği Ortaklığı”nı kurmuştu. Buna rağmen Asya’da birçok kişi, özellikle ABD Başkanı Donald Trump’ın Güney Kore ile yapılan tatbikatları ani bir kararla kısıtlamasının ardından Washington’ın bölgeye bağlılığını sorguluyor.

Endonezya’nın Çin ile yakınlaşması, Cakarta ile Pekin’in güvenlik ve denizcilik işbirliğini derinleştirme konusunda anlaştığı Nisan 2025’te Pekin’de gerçekleştirilen ilk 2+2 diyaloğunun da devamı niteliğinde. O görüşmelerde istihbarat paylaşımı, koordineli operasyonlar ve sahil güvenlik güçleri arasındaki bağların güçlendirilmesi de dahil olmak üzere çeşitli alanlarda anlaşmaya varılmıştı.

Dışişleri bakanları cuma günü ayrıca ilk Endonezya-Çin Kapsamlı Stratejik Diyaloğu’nu başlattı ve 2027-2031 dönemini kapsayacak beş yıllık bir eylem planına ilişkin görüşmeleri memnuniyetle karşıladı.

Çin, iki ülke arasındaki ortaklığın daha geniş bir stratejik rol üstlenmesini istiyor. Dong, ülkelerin Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) çerçeveleri üzerinden güvenlik işbirliğini derinleştirmesi ve Küresel Güney ülkeleri arasındaki savunma ilişkilerine örnek teşkil etmesi gerektiğini söyledi. Eş zamanlı çeviriye göre Dong ayrıca taraflara “dış güçlerin kötü niyetlerini” boşa çıkarma çağrısında bulundu.

Çin ve Endonezya Tayvan’ın doğusunda deniz tatbikatı gerçekleştirecek

Güvenlik alanındaki yakınlaşma, Güney Çin Denizi konusunda iki ülke arasında uzun süredir devam eden görüş ayrılıklarına rağmen ilerliyor. Prabowo ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping arasında 2024 yılında yayımlanan ortak bildiride “örtüşen hak iddialarının bulunduğu bölgelerde ortak kalkınma” ifadesine yer verilmesi, Cakarta’nın Pekin’in geniş kapsamlı deniz yetki alanı iddialarına yönelik muhalefetini yumuşattığı yönünde yorumlanmıştı.

Savunma ilişkileri, silah tedariki alanına da daha fazla yayılabilir. Endonezya, Çin yapımı Chengdu J-10 savaş uçaklarını satın almayı değerlendiriyor ancak henüz herhangi bir sözleşme sonuçlandırılmış değil.

Ekonomik işbirliği ise ilişkilerin merkezindeki yerini koruyor. Sugiono, iki ülkenin yerel para birimleriyle yapılan işlemleri ve finansal işbirliğini güçlendirme konusunda anlaştığını söyledi. Wang ise Endonezya’nın Çinli şirketler için adil, şeffaf ve elverişli bir iş ortamı sağlamayı taahhüt ettiğini belirtti.

Bununla birlikte şirketler düzeyinde bazı gerilimler de yaşanıyor. Çinli şirketler, Endonezya’nın nikel sektöründeki daha sıkı politikalarının maliyetleri artırdığından ve yatırımları tehdit ettiğinden şikâyet ederken, Çin Büyükelçiliği söz konusu politika değişikliklerinin mevcut ve planlanan yaklaşık 50 milyar dolarlık yatırımı riske atabileceği uyarısında bulundu.

Malezya, ABD destekli Filipin askeri üssü konusunda endişeli

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English