Bizi Takip Edin

Asya

Kazakistan anayasasını baştan yazıyor: Tokayev’in yedi yılda üçüncü reformu

Yayınlanma

Kazakistan’da dün sandığa giden seçmen, anayasa metninin yüzde 84’ünü değiştiren kapsamlı bir reform paketini oyladı. Değişiklikler Cumhurbaşkanlığı yetkilerinin genişletilmesinden cumhurbaşkanı yardımcılığı makamının ihyasına, iki kamaralı parlamentonun tek kamaralı kurultaya dönüştürülmesinden Rusçanın anayasal statüsündeki ince ayara uzanıyor.

Kazakistan’da 15 Mart’ta anayasa değişikliklerine ilişkin referandum yapıldı. Önerilen değişiklikler, anayasa metninin yüzde 84’üne dokunuyor; bu nedenle fiilen yeni bir belgeden söz edildiğini belirtmek gerekiyor.

Buna karşın seçmene tek bir soru yöneltilecek: “Kazakistan Cumhuriyeti’nin medyada 12 Şubat 2026 tarihinde yayımlanan yeni anayasa taslağını kabul ediyor musunuz?” Başka bir deyişle, oylama tek tek maddeler üzerinden değil, belgenin tamamı üzerinden yapılacak.

Yeni anayasa onaylanması durumunda 1 Temmuz 2026 itibarıyla yürürlüğe girecek. Bu tarih, Kazakistan’da resmi tatil ilan edilerek Anayasa Günü olarak kutlanacak.

Bağımsızlık döneminde cumhuriyetin temel yasasında yapılan yedinci değişiklik olma özelliğini taşıyan bu referandum, ülkenin siyasi mimarisini köklü biçimde yeniden şekillendirmeyi hedefliyor.

Cumhurbaşkanı yetki havuzunu genişletiyor

Anayasa taslağının tam metni 12 Şubat’ta Kazahstanskaya Pravda gazetesinde yayımlandı. Belge, Kazakistan’daki devlet iktidarı sistemini yapısal olarak dönüştürüyor.

Değişiklikler her şeyden önce cumhurbaşkanlığı yetkilerini ve bu makama aday olma koşullarını etkiliyor. Mevcut düzende cumhurbaşkanlığına aday olabilmek için doğuştan Kazakistan vatandaşı olmak, 40 yaşını aşmış olmak, Kazakça konuşabilmek, son 15 yılı ülkede geçirmiş olmak ve yükseköğretim diplomasına sahip olmak gerekiyor.

Yeni düzenlemeler bu koşullara en az beş yıl kamu hizmetinde veya seçimle gelinen görevlerde bulunmuş olma şartını ekliyor. Cumhurbaşkanının yedi yıllık tek dönem için seçilmesine ilişkin kural ise korunuyor.

Cumhurbaşkanının hükümetle ilişkisindeki yetkileri de genişletiliyor. Mevcut sistemde olduğu gibi devlet başkanı başbakan adayını öneriyor, dışişleri, savunma ve içişleri bakanlarını doğrudan atıyor; ancak yeni düzenlemeyle parlamento başbakan adayını iki kez onaylamaması halinde cumhurbaşkanı parlamentoyu feshedebilecek.

Cumhurbaşkanı tarafından yapılan atama yetkisinin kapsamı da genişletildi. Artık Anayasa Mahkemesi ve Yüksek Mahkeme başkanları, Merkez Bankası başkanı, başsavcı, Ulusal Güvenlik Komitesi başkanı, Merkezi Seçim Komisyonu başkanı, Yüksek Denetim Kurulu ve Yüksek Yargı Konseyi başkanları, Devlet Koruma Servisi başkanı ile insan hakları ombudsmanı doğrudan cumhurbaşkanı tarafından atanacak.

Eklenen bir diğer kritik madde, cumhurbaşkanlığı cezai ve idari dokunulmazlığına ilişkin.

Yeni düzenlemeye göre cumhurbaşkanı, görevdeyken gerçekleştirdiği eylemlerden dolayı vatana ihanet dışında cezai ve idari sorumluluk taşımayacak. Mevcut anayasada yalnızca cumhurbaşkanının “onur ve itibarının dokunulmazlığı”na dair bir hüküm yer alıyordu.

Cumhurbaşkanı yardımcılığı 30 yıl sonra geri dönüyor

Yeni anayasa, devlet danışmanlığı pozisyonunu kaldırarak cumhurbaşkanı yardımcılığı makamını yeniden ihdas ediyor. Devlet danışmanlığı görevini şu anda Yerlan Karin yürütüyor.

Cumhurbaşkanı yardımcılığı makamı Kazakistan’da 1991 ile 1996 yılları arasında var olmuştu. Yeni anayasaya göre cumhurbaşkanı yardımcısının temel görevi, devlet başkanına parlamentoyla ve hükümetle ilişkilerinde yardımcı olmak; diğer yetkileri ise cumhurbaşkanı belirleyecek.

Bu düzenleme, ülkedeki iktidar devir mekanizmasını doğrudan değiştiriyor. Yeni yapıda cumhurbaşkanının erken istifa etmesi halinde yetkileri önce cumhurbaşkanı yardımcısına, yardımcının da görevi yerine getirememesi durumunda parlamento başkanına, ardından başbakana geçecek.

Tek kamaralı kurultay eski parlamentoyu tasfiye ediyor

Anayasa, yasama organının yapısını da köklü biçimde değiştiriyor. Meclis (alt kanat) ve Senatodan (üst kanat) oluşan iki kamaralı parlamento kaldırılarak yerine tek kamaralı kurultay kuruluyor.

Kurultay 145 milletvekilinden oluşacak ve görev süresi beş yıl olarak belirlendi. Milletvekili adayı olabilmek için 25 yaşını doldurmuş olmak, Kazakistan vatandaşı olmak ve son on yılı ülkede ikamet etmiş olmak gerekiyor. Kurultay’ın onayı olmadan milletvekillerinin gözaltına alınması, tutuklanması veya cezai kovuşturmaya tabi tutulması mümkün olmayacak.

Bunun yanı sıra Kazakistan Halk Konseyi adıyla yeni bir organ oluşturuluyor.

Konsey’in görevleri arasında iç siyasi gündemdeki önemli konularda danışmanlık yapmak, ulusal birliği güçlendirmeye katkı sağlamak, kurultaya yasa tasarıları sunmak ve ülke çapında referandum önermek bulunuyor.

Anayasaya eklenen ilkesel düzenlemeler arasında çifte ve çoklu vatandaşlık yasağı öne çıkıyor. Mevcut anayasada çifte vatandaşlığın “tanınmadığı” belirtiliyorken, yeni düzenlemede bu durum Kazakistan pasaportunun iptal gerekçesi haline getiriliyor.

Rusçanın statüsündeki ince ayar tartışma yaratıyor

Rusçanın anayasal statüsü de değişikliğe uğrayan hassas maddelerden biri. Mevcut düzende olduğu gibi yeni anayasada da Kazakçanın devlet dili olduğu vurgulanıyor.

Değişiklik, Rusçanın resmi kurumlarda kullanımına ilişkin ifadede. Eski metinde Rusçanın Kazakcayla “eşit düzeyde” (naravne) kullanıldığı belirtiliyorken, yeni metinde “birlikte” (naryadu) ifadesine yer veriliyor.

Tengrinews bu farkı şöyle açıklıyor: Birincisi kullanımda eşit statüyü öngörürken, ikincisi birlikte kullanımı ima etmekle beraber eşit koşulları zorunlu kılmıyor.

Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım-Jomart Tokayev, referandum öncesinde yeni anayasanın Rusçanın statüsünü düşürdüğü iddiasını kesinlikle reddetti.

Tokayev, “Yeni anayasa metninin eşit hukuki güce sahip resmi belge olarak hem Kazakça hem Rusça yayımlanmış olması başlı başına çok şey anlatıyor; bunu ne yoruma ne de meşrulaştırmaya ihtiyaç var” dedi.

Gösteri hakkı “barışçıl toplanma”ya daraltılıyor

Vatandaşların gösteri hakkına ilişkin madde de revize ediliyor. Mevcut anayasada vatandaşların “toplantı, miting, gösteri, yürüyüş ve grev” düzenleme hakkına sahip olduğu belirtilirken, yeni metinde bu hak yalnızca “barışçıl toplanma” olarak tanımlanıyor.

Kısıtlama gerekçeleri de genişletildi; artık toplanmalar, “anayasal düzenin temellerinin, insan hak ve özgürlüklerinin, ulusal güvenliğin, kamu düzeninin, vatandaşların sağlığının ve toplumsal ahlakın korunması amacıyla” iptal edilebilecek.

Yeni anayasa, evliliği “kadın ile erkeğin gönüllü ve eşit haklara dayalı birliği” olarak tanımlıyor.

Belirli bölgeler ve şehirler için özel hukuki rejimler uygulanmasına da kapı açılıyor.

Mevcut düzende yalnızca başkent Astana’ya tanınan bu olanak, yeni anayasayla finans alanında veya “hızlandırılmış kalkınma kenti” çerçevesinde diğer bölgelere de genişletiliyor. Bu rejimler, özel devlet yönetimi ve yargı sistemi işleyişini kapsıyor.

Yabancı finansman kuralları da sertleştiriliyor. Mevcut anayasada yabancı devletlerden, kuruluşlardan ve bireylerden para alan siyasi partilerin faaliyeti yasakken, yeni düzenlemede yasaklı finansman kaynakları listesine yabancı şirketler, yabancı sermaye katılımlı işletmeler ve vatansız kişiler de ekleniyor.

Sivil toplum kuruluşları (STK’lar) için ise yurt dışından aldıkları mali kaynak ve varlıklara ilişkin bilgileri kamuoyuyla paylaşma zorunluluğu getiriliyor.

Tokayev reformları neden hızlandırdı?

Tokayev’in 2019’da cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmasından bu yana anayasaya ilişkin ikinci referandum düzenleniyor. İlk referandum 5 Haziran 2022’de, cumhuriyette kitlesel protestoların yağma ve şiddete dönüştüğü ve sonradan Kandı Kantar (“kanlı ocak”) olarak anılan olaylardan beş ay sonra gerçekleştirilmişti.

O referandumda anayasanın 33. maddesine 56 değişiklik yapıldı; cumhurbaşkanlığı tek bir yedi yıllık dönemle sınırlandırıldı, cumhurbaşkanı yakınlarının kamu görevi üstlenmesi yasaklandı ve parlamento güçlendirildi (karma seçim sistemi getirildi, parti barajı düşürüldü). Kazakistan böylece süper-başkanlık cumhuriyetinden başkanlık cumhuriyetine evrildi.

Eylül 2022’de yıllık mesajında Tokayev, “güçlü cumhurbaşkanı – etkin parlamento – hesap verebilir hükümet” formülüne dayanan “adil Kazakistan” inşası rotasını ilan etti.

2025 yılı mesajında ise parlamento reformunu, yani tek kamaralı kurultayın oluşturulmasını gündeme getirdi.

Tokayev, “Bu son derece ciddi bir mesele; çözümünde acelecilik kesinlikle yersiz. Reform, sivil toplumda, uzman çevrelerde ve elbette mevcut parlamentoda kapsamlı tartışmanın konusu olmalı” dedi.

Tokayev’in öngörüsüne göre tartışmalar en az bir yıl sürecek, ardından 2027’de anayasa değişikliğine ilişkin referandum düzenlenecekti.

Ancak birkaç ay sonra, Ocak 2026’da Tokayev meseleyi yeniden çerçeveledi. Parlamento reformunu yürüten çalışma grubunun anayasal yapılanmaya ilişkin yaklaşık 1500 öneri aldığını açıkladı.

Tokayev, “Fiilen yeni bir anayasanın kabulüne eşdeğer bir adım atmayı planlıyoruz” dedi. Referandum için hedef yine 2027 iken, Şubat ortasında cumhurbaşkanı halk oylamasının Mart 2026’da yapılmasına ilişkin kararnameyi imzaladı.

Referandumdan birkaç gün önce, 12 Mart’ta Astana’da düzenlenen 3. Cumhuriyet Milletvekilleri Forumu’nda konuşan Tokayev, tartışmaların “parlamento reformunun çok ötesine” taştığını hatırlattı.

Tokayev’in Tengrinews tarafından aktarılan ifadesine göre vatandaşlardan yaklaşık 4 bin öneri geldi. Bunların yalnızca yüzde 15 kadarı parlamentonun faaliyetlerine ilişkinken, geri kalanı kapsamlı anayasal reformun farklı boyutlarına dokunuyordu. Anayasa komisyonu çalışmaları sürecinde başvuru sayısı 12 bine ulaştı.

Asya

Hindistan tarihinin en büyük halka arzında Jio’ya iki saatte tam talep

Yayınlanma

Hintli milyarder Mukesh Ambani’nin telekomünikasyon girişimi Jio Platforms’un 3,2 milyar dolarlık rekor halka arzında tüm hisselere iki saatten kısa sürede talep geldi. Şirket 10,3 trilyon rupi değerlemeyle çıktığı halka arzdan elde edeceği gelirin büyük kısmıyla 275 milyar rupiye varan net borcunu kapatmayı hedefliyor.

Hintli petrokimya devi Reliance Industries’in Yönetim Kurulu Başkanı Mukesh Ambani’nin telekomünikasyon girişimi Jio Platforms, Hindistan tarihinin en büyük halka arzında yatırımcı akınına uğradı.

Çarşamba günü talep toplamaya açılan 302,1 milyar rupilik (3,2 milyar dolar) halka arzda hisselerin tamamına iki saatten kısa sürede talep geldi.

Hisselerin 28 Ekim’de borsada işlem görmeye başlaması bekleniyor. Borsa öncesindeki yoğun talebe kurumsal yatırımcılar öncülük etti ve bu gruba ayrılan payın üç katından fazla teklif verdi.

Bireysel yatırımcıların ilgisi ise ilk günde beklenen seyri izledi ve kendilerine ayrılan hisselerin yaklaşık dörtte biri tutarında teklifte kaldı.

Piyasadaki zayıflık nedeniyle Jio Platforms, bu yılın başlarında 12 trilyon rupinin çok üzerinde konuşulan değerleme beklentisini halka arz için yaklaşık 10,3 trilyon rupiye çekmişti.

Meta, Google ve Suudi Arabistan varlık fonu gibi dev yatırımcılar da geçmişte bu özel şirkete milyarlarca dolar yatırdı.

Yalnızca yeni hisse ihracından oluşan halka arzda mevcut yatırımcıların hiçbiri hisse satmıyor; elde edilecek gelirin büyük kısmı ise 275 milyar rupiye varan net borcun kapatılmasına harcanacak.

Bloomberg‘ün geçen haftaki haberine göre şirket, maaşları erken yatırarak yaklaşık 420 bin kişilik dev işgücünü halka arza katılmaya teşvik ediyor. Ayrıca Jio’nun yaklaşık 75 bin çalışanı için özel bir hisse kotası ayrıldı.

Ücretsiz aramalarla başlayan hamle sektörü iki devli yapıya dönüştürdü

Yatırımcıların çarşamba günü satın aldığı bu iyimserliğin temelleri Eylül 2016’da atıldı. Reliance Industries hissedarları, o yılki olağan genel kurul toplantısında Mukesh Ambani’yi kürsüde merak uyandıran yeni kırmızı bir amblemin arkasında gördü.

O dönem 60 yaşına girmek üzere olan Ambani, bir saati aşan konuşmasında, kurucu babası Dhirubhai Ambani’nin 2002’deki ölümünün ardından bölünen grubun en büyük yön değişimini anlattı.

Reliance, devasa petrol rafinerisi servetini kullanarak o sıralar yaklaşık bir düzine oyuncunun faaliyet gösterdiği Hindistan telekomünikasyon sektörünü altüst edecekti; hızla 4G şebeke altyapısı kurarken ücretsiz telefon görüşmeleri ve çok daha ucuz internet sunacaktı.

Ambani o gün kürsüden “Konu Hindistan olduğunda ben iflah olmaz bir iyimserim” diye seslendi. Hemen ardından “Jio ile güçlenen Hindistanlıların yepyeni bir dijital ekonomi yaratacağından hiç şüphem yok” dedi.

Aradan geçen on yılda rakiplerinin fiyatlarını sert biçimde kıran Jio, çoğunun kapanmasına ya da satışa çıkmasına yol açtı ve yarım milyardan fazla aboneye ulaşarak rakibi Bharti Airtel ile birlikte sektörde fiili bir ikili tekel (düopol) oluşturdu.

Şirketin verilerine göre bu abonelerin yaklaşık 280 milyonu şimdiden 5G kullanıyor; her bir müşterinin ayda 40 gigabayttan fazla veri tükettiği Jio, ülkedeki toplam kablosuz veri trafiğinin yaklaşık üçte ikisini taşıyor.

Jeopolitik dalgalanmalar ve kuşak değişimi teknoloji dönüşümünü hızlandırıyor

Nikkei Asia‘nın haberine göre borsaya açılan şirket, telekomünikasyon işinin doğası değişirken ve Jio kendini bir teknoloji şirketi olarak yeniden kurmaya çalışırken bilmediği sulara da giriyor.

Elde ettiği başarı, Jio’yu Reliance grubunun dijital yayın, e-ticaret ve giderek artan biçimde yapay zeka gibi çevrimiçi ekonomiye yönelik diğer yatırımlarının temel taşı haline getirdi.

Holdingin toplam kazancında giderek büyüyen bir paya sahip olan bu yeni işkollarının grubu kökten şekillendirmesi bekleniyor; zira Rusya’ya yönelik yaptırımlardan Ortadoğu’daki çatışmalara kadar uzanan jeopolitik baskılar grubun geleneksel petrokimya işinde dalgalanma yaratıyor.

Babasının vefat ettiği yaşa gelen Ambani’nin telekomünikasyon, tüketici ve petrokimya işlerinde çalışan üç çocuğu Akash, Isha ve Anant’a yönelik devir planları yaptığı düşünüldüğünde zamanlama da ayrı bir önem taşıyor.

Jio Platforms’un murahhas azası Akash Ambani, olgunlaşmış bir telekomünikasyon işini yönetirken aynı zamanda teknolojik yatırımlara öncülük etme gibi ikili bir zorlukla karşı karşıya.

Nomura analistleri bu ayın başlarında Jio’nun halka arzına ilişkin yayımladıkları notta, “Kolay abone kazanımı döneminin muhtemelen sona ermesiyle birlikte, tarife zamları kazanç artışının ana itici gücü haline gelebilir” değerlendirmesini yaptı.

Aynı bilgi notunda “Abone kaybına ve daha düşük paketlere geçişe karşı koruma sağlaması gereken yüksek gelirli abone oranının fazlalığı nedeniyle Bharti Airtel sektördeki ilk tercihimiz olmayı sürdürüyor” ifadeleri yer aldı.

Airtel daha küçük bir kullanıcı tabanına sahip olsa da kullanıcı başına Jio’dan daha yüksek gelir elde ediyor.

Jio 6G donanımı, uydu interneti ve yapay zeka veri merkezlerine yöneliyor

Teknoloji araştırma şirketi Counterpoint’in kıdemli araştırma analisti Siddhant Cally, Jio’nun temel telekomünikasyon müşteri tabanından gelir yaratmanın yanı sıra özellikle 6G için şirket içinde telekomünikasyon donanımı üretmeye odaklanacağını söyledi.

Nikkei Asia‘ya konuşan Cally, “Donanım Ar-Ge’sine bu kadar emek harcayan çok az mobil şebeke operatörü var ve düşük maliyetli teknolojinin nasıl çalıştığını anlama becerisiyle bunu geliştirip sahaya sürecek sermayenin birleşiminden faydalanıyorlar” dedi.

Telekomünikasyonun ötesinde Akash Ambani, bu yılın başlarında grubun şebeke donanımı ve yapay zeka alanındaki hedeflerini de ortaya koydu.

Bu hedefler arasında Elon Musk’ın Starlink’ine benzer bir alçak Dünya yörüngesi uydu ağı geliştirme planları da yer alıyor; bu planlar muhtemelen Musk’ın bu ayın başlarında X üzerinden yaptığı çıkışa zemin hazırladı.

Musk paylaşımında Ambani ailesinin reisine alaycı bir dille “Başbakan” diye seslenmiş ve onu Starlink’in Hindistan’a girişini engellemekle suçlamıştı.

Reliance grubu ayrıca sunduğu pek çok hizmete yapay zekayı entegre etme sözü verirken, Meta ile kurduğu ortak girişim aracılığıyla bu yılın sonuna kadar 120 megavatlık yapay zeka veri merkezi kapasitesini devreye almayı hedefliyor.

Kendi başına öne çıkan bir yapay zeka modeli ya da donanımı olmayan grup, küresel yapay zeka yatırım döngüsünden yararlanmak için bu tür ortaklıklara bel bağlayacak.

Cally, “Büyük ölçekli bir bulut ve teknoloji deviyle ortaklık kuruyorsanız, yüksek sermaye yoğunluğunun getirdiği bazı açık riskler vardır” diye konuştu.

Analist, “Bir gözünüz harcadığınız miktarda, diğer gözünüz ürettiğiniz miktarda olmalı. Ancak şu anda piyasanın dinamiği tam olarak bu” ifadelerini kullandı.

Yapay zekanın benimsenmesi ve maliyeti etrafındaki soru işaretleri sürse de Cally, ölçeği ve dağıtım gücü sayesinde Jio’nun bu deneye öncülük etmek için iyi bir konumda olduğunu belirtti.

Cally sözlerini, “Dijital teknolojilerin benimsenmesinden bahsettiğinizde müşteride karşılık bulan bir markaya, onlara göre uyarlanmış hizmetlere ve bütçelerine duyarlı fiyatlara ihtiyacınız vardır. Jio telekomünikasyon teknolojisinde bunu 10 yıldır yapıyor” diyerek tamamladı.

Okumaya Devam Et

Asya

Japonya Merkez Bankası ekimde faizi sabit tutacak, aralıkta artış bekleniyor

Yayınlanma

Japonya Merkez Bankası’nın ekim toplantısında yüzde 1,25’lik politika faizini değiştirmemesi, ardından aralık ayında yeniden artırıma gitmesi bekleniyor. Ankete katılan ekonomistlerin yüzde 83’ü borçlanma maliyetlerinin 18 Aralık’ta yükseltileceğini öngörürken, üç ayda bir faiz artışı bekleyenlerin oranı yüzde 67’ye çıktı.

Japonya Merkez Bankası’nın (BOJ) 30 Ekim’de tamamlanacak faiz toplantısında borçlanma maliyetlerini değiştirmeyerek yüzde 1,25 seviyesinde sabit tutması bekleniyor.

Yeni bir ankete katılan ekonomistlerin hiçbiri ekim toplantısında artış öngörmezken, piyasa gözlemcilerinin yüzde 80’den fazlası bir sonraki faiz artırımının aralık ayında geleceğini tahmin ediyor.

Japan Times gazetesinin aktardığı anket sonuçlarına göre ekonomistlerin yüzde 83’ü, bankanın 18 Aralık’ta sona erecek toplantıda politika faizini mevcut yüzde 1,25 düzeyinden yukarı çekeceğini öngörüyor.

Bir önceki ay yapılan ankette aralık ayında artış bekleyenlerin oranı yalnızca yüzde 35 seviyesinde kalmış, en yaygın beklenti ocak ayı olarak öne çıkmıştı.

Son veriler aynı zamanda katılımcıların yüzde 67’sinin bankanın her üç ayda bir faiz artırmasını beklediğini ortaya koyuyor.

Önceki ankette yüzde 46 olan bu oran, BOJ’un eylül ayında üç ay içinde ikinci kez faiz artırarak 1990’dan bu yana en hızlı sıkılaşma temposuna ulaşmasının ardından aynı hızı koruyacağı beklentisine işaret ediyor.

Ekonomistler, ekim ayındaki buluşmanın ana odağının ana enflasyonun yüzde 2’lik hedefe ulaşıp ulaşmadığına ilişkin BOJ değerlendirmesi olacağını belirtiyor.

Banka, 2013 yılında fiyat istikrarı hedefini belirlemesinden bu yana hedefe ulaşıldığını resmen ilan etmedi.

Daiwa Araştırma Enstitüsü Başekonomisti Keiji Kanda ankete verdiği yanıtta, hedefin yakalanması halinde sürecin değişeceğini belirterek “Hedefe ulaşılırsa bundan sonraki zorluk, enflasyonu sağlam bir şekilde yüzde 2’ye çıpalamak amacıyla parasal genişlemenin derecesini ayarlamak olacaktır” değerlendirmesini yaptı.

Kanda, faiz artışlarının aralık ve mart aylarında gerçekleşmesini bekliyor.

Başkan Kazuo Ueda liderliğindeki kurul, yaklaşık bir ay önce borçlanma maliyetlerini yüzde 1,25’e yükselterek yüzde 1,1 ile yüzde 2,5 arasında tahmin edilen nötr faiz aralığına ilk adımı atmıştı.

Bu adım, mevcut artış döngüsünde faizlerin nerede zirve yapacağına yönelik piyasa ilgisini artırdı.

Son ankette nihai faiz oranına ilişkin medyan beklenti yüzde 1,75 seviyesinde kaldı.

Bazı ekonomistler ise Başbakan Sanae Takaichi hükümetinin bankanın faiz artırım patikası önünde potansiyel engeller yaratabileceğine dikkat çekiyor.

Takaichi ekonomik büyümeyi desteklemek amacıyla parasal genişlemenin sürdürülmesini savunmasıyla tanınırken, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent yakın zamanda Japonya’ya reflasyonist politikalardan vazgeçme çağrısında bulundu.

Bu çağrıyı Takaichi ve kabine üyelerinin reflasyon peşinde koşmadıklarını dile getirdiği çok sayıda açıklama izledi.

Ankete göre ekonomistlerin yaklaşık üçte ikisi, gelen bu açıklamalar doğrultusunda Takaichi hükümetinin BOJ’un faiz artırımlarına yönelik tutumunu yumuşattığı görüşünde birleşiyor.

Mitsubishi UFJ Morgan Stanley Menkul Değerler Baş Tahvil Stratejisti Naomi Muguruma, “Başbakanlık muhtemelen yeni faiz artışlarını pek hoş karşılamıyor. Yine de özellikle ABD ile ilişkiler nedeniyle şimdilik kenarda durup bunları zımnen kabul etmesi muhtemel görünüyor” ifadelerini kullandı.

Ueda’nın eylül ayındaki faiz artırımı kararı, her ikisi de Takaichi tarafından seçilen kurul üyeleri Toichiro Asada ve Ayano Sato’nun karşı oylarıyla karşılanmıştı.

Bu muhalefet yenin değer kaybetmesine katkı sağlarken kurul içi oylamaları banka takipçilerinin odağında tutmaya devam ediyor.

SMBC Nikko Menkul Değerler Baş Piyasa Ekonomisti Yoshimasa Maruyama ise şahin tutumuyla bilinen kurul üyesi Hajime Takata’nın bu toplantıda art arda faiz artırımı çağrısı yapma ihtimali gördüğünü ifade ediyor.

Anket sonuçlarına göre BOJ takipçileri, ekim ayındaki politika metniyle birlikte yayımlanacak çeyreklik ekonomik görünüm raporunda bankanın enflasyon projeksiyonunun, gelecek mali yıla dair küçük bir yukarı yönlü revizyon dışında büyük ölçüde korunmasını bekliyor.

Morgan Stanley MUFG Menkul Değerler Başekonomisti Takeshi Yamaguchi konuya ilişkin olarak “BOJ’un ana enflasyonun yüzde 2 civarına ulaştığını belirtmesi muhtemel. Bankanın bu ay politikayı değiştirmemesini bekliyoruz ancak bu muhtemelen şahin bir bekle-gör tutumu olacaktır” dedi.

Okumaya Devam Et

Asya

Çinli matematikçi Sun çözülmemiş bin hipotez için ödül koydu

Yayınlanma

Çinli matematikçi Sun Zhiwei, çözülmemiş binden fazla hipotezi 400 sayfalık derlemede toplayarak bazı problemlerin kanıtı için maaşından ödül vadetti. Yapay zekayı araştırmalarında yardımcı olarak kullanan Sun, meslektaşlarına panik yapmama çağrısında bulunurken 25 Fields Madalyası sahibi matematikçi modellerin sektöre zarar verebileceği uyarısında bulundu.

Çin’deki Nankin Üniversitesi profesörlerinden matematikçi Sun Zhiwei, binden fazla çözülmemiş hipotezi içeren 400 sayfalık derleme yayımlayarak bilim dünyasına bu problemleri kanıtlama çağrısı yaptı.

South China Morning Post gazetesinin haberine göre Çinli araştırmacı, bu yıl çıkan derlemedeki bazı problemlerin çözümü için kendi maaşından para ödülü vadetti.

Yapay zekayı araştırmalarında rutin hesaplamaları otomatikleştiren, yeni yöntem ve teoriler geliştirmeye odaklanmayı sağlayan faydalı bir yardımcı olarak niteleyen Sun, sistemi “oldukça bilgili, çalışkan ve akıllı bir yüksek lisans öğrencisine” benzetti.

Karmaşık matematiksel problemleri çözerken teknolojiyi bizzat yönlendirdiğini belirten profesör, modelin üzerinde çalıştığı problemin henüz çözülmediğini anlayıp işlemi reddetmesini önlemek için sistemin internet bağlantısını kapalı tuttuğunu kaydetti.

Hesaplama araçlarına 2005 yılında ilgi duymaya başlayan ve 2009’da binlerce özel durumu test etmesine imkan tanıyan Mathematica programında uzmanlaşan Sun, bilimsel gelişimin yalnızca cevap bulmaya değil, merak duygusuna ve yeni sorular ortaya koyma becerisine dayandığı değerlendirmesini yaptı.

Hakikati aramak amacıyla çalışan matematikçilerin yapay zekadaki ilerlemeden endişe duymaması gerektiğini vurgulayan Sun, “Yapay zekanın her matematiksel problemi çözmeye gücü yetmez, dolayısıyla matematikçilerin paniğe kapılması gerekmiyor” dedi.

Madalya sahibi 25 matematikçi ortak uyarı mektubu yayımladı

Akademik dünyadaki tartışmalar ise farklı bir boyutta sürüyor. Fields Madalyası sahibi 25 matematikçi, eylül ayında yayımladıkları açık mektupta yapay zekadaki kontrolsüz yönelimin matematik bilimine zarar verebileceği uyarısını dile getirdi.

Geliştirici şirketlerin modelleri yalnızca bilinen problemleri çözme performansı üzerinden ölçtüğünü savunan araştırmacılar, bilim insanları için asıl değerli olan unsurun yeni yöntem ve fikirler geliştirmek olduğunu kaydetti.

Yapay zekanın araştırmaları hızlandırabileceğini kabul eden bilim insanları, sistemler aracılığıyla elde edilen sonuçların aceleyle yayımlanmasının içeriklerin sağlıklı analizini zorlaştırabileceğine, yazarlık hakkının tespitini güçleştirebileceğine ve intihallerin ortaya çıkarılmasını engelleyebileceğine dikkat çekti.

Mektuptaki itirazların öncesinde OpenAI, geliştirdiği dahili modelin “milenyum problemleri” arasında sayılan Navier-Stokes denklemlerinin çözümlerinin varlığı ve pürüzsüzlüğü problemini çözdüğünü açıklamıştı.

New York Üniversitesi Profesörü Tristan Buckmaster, OpenAI şirketini, Anthropic bünyesinde görev yapan matematikçi Levent Alpöge ile yürüttükleri ortak projenin çıktılarını kullanmakla itham etti.

Buckmaster, OpenAI şirketinin kendilerine sonucu yayımlamak için çeşitli seçenekler sunduğunu ve Alpöge’nin yazar kadrosundan çıkarılmasını iki kez talep ettiğini öne sürdü.

Şirketin iddia ettiği kanıtı görmediğini ve OpenAI Codex sistemindeki taslaklarının izinsiz kullanıldığını doğrudan iddia etmediğini de ekleyen Buckmaster, “Ben yalnızca bana ne söylendiğini, ne zaman ve ne teklif edildiğini aktarıyorum” açıklamasını yaptı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English