Bizi Takip Edin

Asya

Kazakistan anayasasını baştan yazıyor: Tokayev’in yedi yılda üçüncü reformu

Yayınlanma

Kazakistan’da dün sandığa giden seçmen, anayasa metninin yüzde 84’ünü değiştiren kapsamlı bir reform paketini oyladı. Değişiklikler Cumhurbaşkanlığı yetkilerinin genişletilmesinden cumhurbaşkanı yardımcılığı makamının ihyasına, iki kamaralı parlamentonun tek kamaralı kurultaya dönüştürülmesinden Rusçanın anayasal statüsündeki ince ayara uzanıyor.

Kazakistan’da 15 Mart’ta anayasa değişikliklerine ilişkin referandum yapıldı. Önerilen değişiklikler, anayasa metninin yüzde 84’üne dokunuyor; bu nedenle fiilen yeni bir belgeden söz edildiğini belirtmek gerekiyor.

Buna karşın seçmene tek bir soru yöneltilecek: “Kazakistan Cumhuriyeti’nin medyada 12 Şubat 2026 tarihinde yayımlanan yeni anayasa taslağını kabul ediyor musunuz?” Başka bir deyişle, oylama tek tek maddeler üzerinden değil, belgenin tamamı üzerinden yapılacak.

Yeni anayasa onaylanması durumunda 1 Temmuz 2026 itibarıyla yürürlüğe girecek. Bu tarih, Kazakistan’da resmi tatil ilan edilerek Anayasa Günü olarak kutlanacak.

Bağımsızlık döneminde cumhuriyetin temel yasasında yapılan yedinci değişiklik olma özelliğini taşıyan bu referandum, ülkenin siyasi mimarisini köklü biçimde yeniden şekillendirmeyi hedefliyor.

Cumhurbaşkanı yetki havuzunu genişletiyor

Anayasa taslağının tam metni 12 Şubat’ta Kazahstanskaya Pravda gazetesinde yayımlandı. Belge, Kazakistan’daki devlet iktidarı sistemini yapısal olarak dönüştürüyor.

Değişiklikler her şeyden önce cumhurbaşkanlığı yetkilerini ve bu makama aday olma koşullarını etkiliyor. Mevcut düzende cumhurbaşkanlığına aday olabilmek için doğuştan Kazakistan vatandaşı olmak, 40 yaşını aşmış olmak, Kazakça konuşabilmek, son 15 yılı ülkede geçirmiş olmak ve yükseköğretim diplomasına sahip olmak gerekiyor.

Yeni düzenlemeler bu koşullara en az beş yıl kamu hizmetinde veya seçimle gelinen görevlerde bulunmuş olma şartını ekliyor. Cumhurbaşkanının yedi yıllık tek dönem için seçilmesine ilişkin kural ise korunuyor.

Cumhurbaşkanının hükümetle ilişkisindeki yetkileri de genişletiliyor. Mevcut sistemde olduğu gibi devlet başkanı başbakan adayını öneriyor, dışişleri, savunma ve içişleri bakanlarını doğrudan atıyor; ancak yeni düzenlemeyle parlamento başbakan adayını iki kez onaylamaması halinde cumhurbaşkanı parlamentoyu feshedebilecek.

Cumhurbaşkanı tarafından yapılan atama yetkisinin kapsamı da genişletildi. Artık Anayasa Mahkemesi ve Yüksek Mahkeme başkanları, Merkez Bankası başkanı, başsavcı, Ulusal Güvenlik Komitesi başkanı, Merkezi Seçim Komisyonu başkanı, Yüksek Denetim Kurulu ve Yüksek Yargı Konseyi başkanları, Devlet Koruma Servisi başkanı ile insan hakları ombudsmanı doğrudan cumhurbaşkanı tarafından atanacak.

Eklenen bir diğer kritik madde, cumhurbaşkanlığı cezai ve idari dokunulmazlığına ilişkin.

Yeni düzenlemeye göre cumhurbaşkanı, görevdeyken gerçekleştirdiği eylemlerden dolayı vatana ihanet dışında cezai ve idari sorumluluk taşımayacak. Mevcut anayasada yalnızca cumhurbaşkanının “onur ve itibarının dokunulmazlığı”na dair bir hüküm yer alıyordu.

Cumhurbaşkanı yardımcılığı 30 yıl sonra geri dönüyor

Yeni anayasa, devlet danışmanlığı pozisyonunu kaldırarak cumhurbaşkanı yardımcılığı makamını yeniden ihdas ediyor. Devlet danışmanlığı görevini şu anda Yerlan Karin yürütüyor.

Cumhurbaşkanı yardımcılığı makamı Kazakistan’da 1991 ile 1996 yılları arasında var olmuştu. Yeni anayasaya göre cumhurbaşkanı yardımcısının temel görevi, devlet başkanına parlamentoyla ve hükümetle ilişkilerinde yardımcı olmak; diğer yetkileri ise cumhurbaşkanı belirleyecek.

Bu düzenleme, ülkedeki iktidar devir mekanizmasını doğrudan değiştiriyor. Yeni yapıda cumhurbaşkanının erken istifa etmesi halinde yetkileri önce cumhurbaşkanı yardımcısına, yardımcının da görevi yerine getirememesi durumunda parlamento başkanına, ardından başbakana geçecek.

Tek kamaralı kurultay eski parlamentoyu tasfiye ediyor

Anayasa, yasama organının yapısını da köklü biçimde değiştiriyor. Meclis (alt kanat) ve Senatodan (üst kanat) oluşan iki kamaralı parlamento kaldırılarak yerine tek kamaralı kurultay kuruluyor.

Kurultay 145 milletvekilinden oluşacak ve görev süresi beş yıl olarak belirlendi. Milletvekili adayı olabilmek için 25 yaşını doldurmuş olmak, Kazakistan vatandaşı olmak ve son on yılı ülkede ikamet etmiş olmak gerekiyor. Kurultay’ın onayı olmadan milletvekillerinin gözaltına alınması, tutuklanması veya cezai kovuşturmaya tabi tutulması mümkün olmayacak.

Bunun yanı sıra Kazakistan Halk Konseyi adıyla yeni bir organ oluşturuluyor.

Konsey’in görevleri arasında iç siyasi gündemdeki önemli konularda danışmanlık yapmak, ulusal birliği güçlendirmeye katkı sağlamak, kurultaya yasa tasarıları sunmak ve ülke çapında referandum önermek bulunuyor.

Anayasaya eklenen ilkesel düzenlemeler arasında çifte ve çoklu vatandaşlık yasağı öne çıkıyor. Mevcut anayasada çifte vatandaşlığın “tanınmadığı” belirtiliyorken, yeni düzenlemede bu durum Kazakistan pasaportunun iptal gerekçesi haline getiriliyor.

Rusçanın statüsündeki ince ayar tartışma yaratıyor

Rusçanın anayasal statüsü de değişikliğe uğrayan hassas maddelerden biri. Mevcut düzende olduğu gibi yeni anayasada da Kazakçanın devlet dili olduğu vurgulanıyor.

Değişiklik, Rusçanın resmi kurumlarda kullanımına ilişkin ifadede. Eski metinde Rusçanın Kazakcayla “eşit düzeyde” (naravne) kullanıldığı belirtiliyorken, yeni metinde “birlikte” (naryadu) ifadesine yer veriliyor.

Tengrinews bu farkı şöyle açıklıyor: Birincisi kullanımda eşit statüyü öngörürken, ikincisi birlikte kullanımı ima etmekle beraber eşit koşulları zorunlu kılmıyor.

Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım-Jomart Tokayev, referandum öncesinde yeni anayasanın Rusçanın statüsünü düşürdüğü iddiasını kesinlikle reddetti.

Tokayev, “Yeni anayasa metninin eşit hukuki güce sahip resmi belge olarak hem Kazakça hem Rusça yayımlanmış olması başlı başına çok şey anlatıyor; bunu ne yoruma ne de meşrulaştırmaya ihtiyaç var” dedi.

Gösteri hakkı “barışçıl toplanma”ya daraltılıyor

Vatandaşların gösteri hakkına ilişkin madde de revize ediliyor. Mevcut anayasada vatandaşların “toplantı, miting, gösteri, yürüyüş ve grev” düzenleme hakkına sahip olduğu belirtilirken, yeni metinde bu hak yalnızca “barışçıl toplanma” olarak tanımlanıyor.

Kısıtlama gerekçeleri de genişletildi; artık toplanmalar, “anayasal düzenin temellerinin, insan hak ve özgürlüklerinin, ulusal güvenliğin, kamu düzeninin, vatandaşların sağlığının ve toplumsal ahlakın korunması amacıyla” iptal edilebilecek.

Yeni anayasa, evliliği “kadın ile erkeğin gönüllü ve eşit haklara dayalı birliği” olarak tanımlıyor.

Belirli bölgeler ve şehirler için özel hukuki rejimler uygulanmasına da kapı açılıyor.

Mevcut düzende yalnızca başkent Astana’ya tanınan bu olanak, yeni anayasayla finans alanında veya “hızlandırılmış kalkınma kenti” çerçevesinde diğer bölgelere de genişletiliyor. Bu rejimler, özel devlet yönetimi ve yargı sistemi işleyişini kapsıyor.

Yabancı finansman kuralları da sertleştiriliyor. Mevcut anayasada yabancı devletlerden, kuruluşlardan ve bireylerden para alan siyasi partilerin faaliyeti yasakken, yeni düzenlemede yasaklı finansman kaynakları listesine yabancı şirketler, yabancı sermaye katılımlı işletmeler ve vatansız kişiler de ekleniyor.

Sivil toplum kuruluşları (STK’lar) için ise yurt dışından aldıkları mali kaynak ve varlıklara ilişkin bilgileri kamuoyuyla paylaşma zorunluluğu getiriliyor.

Tokayev reformları neden hızlandırdı?

Tokayev’in 2019’da cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmasından bu yana anayasaya ilişkin ikinci referandum düzenleniyor. İlk referandum 5 Haziran 2022’de, cumhuriyette kitlesel protestoların yağma ve şiddete dönüştüğü ve sonradan Kandı Kantar (“kanlı ocak”) olarak anılan olaylardan beş ay sonra gerçekleştirilmişti.

O referandumda anayasanın 33. maddesine 56 değişiklik yapıldı; cumhurbaşkanlığı tek bir yedi yıllık dönemle sınırlandırıldı, cumhurbaşkanı yakınlarının kamu görevi üstlenmesi yasaklandı ve parlamento güçlendirildi (karma seçim sistemi getirildi, parti barajı düşürüldü). Kazakistan böylece süper-başkanlık cumhuriyetinden başkanlık cumhuriyetine evrildi.

Eylül 2022’de yıllık mesajında Tokayev, “güçlü cumhurbaşkanı – etkin parlamento – hesap verebilir hükümet” formülüne dayanan “adil Kazakistan” inşası rotasını ilan etti.

2025 yılı mesajında ise parlamento reformunu, yani tek kamaralı kurultayın oluşturulmasını gündeme getirdi.

Tokayev, “Bu son derece ciddi bir mesele; çözümünde acelecilik kesinlikle yersiz. Reform, sivil toplumda, uzman çevrelerde ve elbette mevcut parlamentoda kapsamlı tartışmanın konusu olmalı” dedi.

Tokayev’in öngörüsüne göre tartışmalar en az bir yıl sürecek, ardından 2027’de anayasa değişikliğine ilişkin referandum düzenlenecekti.

Ancak birkaç ay sonra, Ocak 2026’da Tokayev meseleyi yeniden çerçeveledi. Parlamento reformunu yürüten çalışma grubunun anayasal yapılanmaya ilişkin yaklaşık 1500 öneri aldığını açıkladı.

Tokayev, “Fiilen yeni bir anayasanın kabulüne eşdeğer bir adım atmayı planlıyoruz” dedi. Referandum için hedef yine 2027 iken, Şubat ortasında cumhurbaşkanı halk oylamasının Mart 2026’da yapılmasına ilişkin kararnameyi imzaladı.

Referandumdan birkaç gün önce, 12 Mart’ta Astana’da düzenlenen 3. Cumhuriyet Milletvekilleri Forumu’nda konuşan Tokayev, tartışmaların “parlamento reformunun çok ötesine” taştığını hatırlattı.

Tokayev’in Tengrinews tarafından aktarılan ifadesine göre vatandaşlardan yaklaşık 4 bin öneri geldi. Bunların yalnızca yüzde 15 kadarı parlamentonun faaliyetlerine ilişkinken, geri kalanı kapsamlı anayasal reformun farklı boyutlarına dokunuyordu. Anayasa komisyonu çalışmaları sürecinde başvuru sayısı 12 bine ulaştı.

Asya

Hindistan, ABD ile ticaret görüşmelerinde daha iyi koşullar için direniyor

Yayınlanma

Yetkililer ve analistlere göre Hindistan, ABD ile son görüşmelerde hızlı bir ticaret anlaşmasını reddetti ve Başbakan Narendra Modi’nin yeni ticaret ortakları, azalan ekonomik riskler ve iç siyasette elde ettiği kazanımlardan aldığı güvenle daha iyi koşullar için beklemeyi tercih etti.

Aylar süren müzakerelerin ardından iki ülke, ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer’ın geçen ay Yeni Delhi’ye yaptığı ziyaret sırasında geçici bir ticaret anlaşmasını sonuçlandıramadı. Oysa her iki taraf da sınırlı kapsamlı bir anlaşmaya varılmasının yakın olduğunu düşünüyordu.

Görüşmeler hakkında bilgi sahibi bir Hindistan hükümeti yetkilisi, Reuters’a, Washington’ın Yeni Delhi’nin temel talepleri konusunda güvence vermemesi nedeniyle uzlaşma sağlanamadığını söyledi. Bu talepler arasında Hindistan’a Çin gibi rakipleri karşısında tarife avantajı tanınması ve anlaşma sonrasında ABD tarafından yeni vergiler getirilmemesi bulunuyordu.

Yetkili, “Tutumumuz açık. Olumlu koşullar içermeyen bir anlaşmaya alelacele imza atmayı ya da tarım konusunda taviz vermek gibi kırmızı çizgilerimizden ödün vermeyi düşünmüyoruz” dedi.

Yetkililer ve analistlere göre Washington, Başkan Donald Trump’ın bu ayın ilerleyen günlerinde yürürlüğe girmesi beklenen yeni gümrük vergilerine hazırlandığı bir dönemde, stratejik ortağı Hindistan’dan hızlı ticari tavizler almayı umuyordu. Ancak Hindistan’ın direnmesi, ihracatına daha yüksek vergiler uygulanması ve şirketler açısından belirsizliğin uzaması riskini beraberinde getiriyor.

Greer ile yapılan görüşmelerin ertesi günü Hindistan Ticaret Bakanı Piyush Goyal, Hindistan’a avantaj sağlamadığı sürece ABD ile anlaşmanın uygulamaya konulmayacağını söyledi. Bu açıklama, daha yüksek tarife ihtimaline rağmen Yeni Delhi’nin tutumunu sertleştirdiğini ve anlaşma konusunda acele etmediğini gösterdi.

Diğer birçok ülkede olduğu gibi Hindistan’dan gelen malların büyük bölümü şu anda ABD’de yüzde 10 gümrük vergisine tabi. Ancak Trump yönetiminin, aşırı sanayi kapasitesine ilişkin yürütülen soruşturmalar kapsamında bu ay daha yüksek tarifeler getirmesi bekleniyor. Hindistan ise ABD’nin kapasite fazlasına ilişkin suçlamalarını reddediyor.

Washington, zorla çalıştırılarak üretilen malların ticaretini engellemekte başarısız oldukları iddiasıyla aralarında Hindistan’ın da bulunduğu onlarca ülkeye yüzde 12,5’e varan yeni tarifeler uygulanmasını daha önce teklif etmişti.

Görüşmeler hakkında bilgi sahibi bir ABD kaynağının Reuters’a aktardığına göre Washington’ın tutumu, Hindistan’ın talep ettiği tercihli ticaret hükümlerinden yararlanabilmek için kendi tavizlerini vermesi gerektiği yönünde.

Müzakerelerin gizli olması nedeniyle Hindistanlı yetkili ile ABD’li kaynak isimlerinin açıklanmasını istemedi. Hindistan Ticaret Bakanlığı ile ABD Ticaret Temsilciliği, e-posta yoluyla gönderilen yorum taleplerine yanıt vermedi.

İsminin açıklanmaması koşuluyla konuşan bir ABD’li yetkili, Washington’ın Hindistan ile görüşmeleri sürdürdüğünü ve hâlâ bir anlaşmaya varılmasını beklediğini söyledi ancak herhangi bir takvim paylaşmadı.

Yetkili, bununla birlikte Hindistan’ın müzakerelerde zaman zaman yavaş, bürokratik ve zorlu bir tutum sergilediğini belirterek hızlı bir anlaşma ihtimalinin düşük olduğu sinyalini verdi.

Beyaz Saray Sözcüsü Kush Desai, görüşmelerdeki tıkanıklığa ilişkin soruya şu yanıtı verdi:

“Trump yönetimi, Amerikalıları ve ‘Önce Amerika’ yaklaşımını merkeze alan tarihi bir ticaret anlaşmasını sonuçlandırmak için Hindistanlı yetkililerle verimli temaslarını sürdürüyor.”

Modi’nin üst düzey danışmanı: Hindistan yüzde 8 büyümeye çok yakın

Hindistan’ın ihracatı artıyor, ekonomik riskler azalıyor

Ticaret analistlerine göre ihracattaki artış, diğer ülkeler ve bloklarla imzalanan yeni ticaret anlaşmaları ve ekonomik risklerin azalması, Hindistan’ın elini güçlendirdi.

Yetkililerin verdiği bilgiye göre Hindistan’ın toplam mal ihracatı, İran’daki savaşın yol açtığı aksamalara rağmen nisan-haziran döneminde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yaklaşık yüzde 15 arttı. Bu artışta, fiyatı yükselen petrol ürünleri sevkiyatları etkili oldu.

Tüccarların alternatif nakliye güzergâhlarına yönelmesinin ardından Körfez ülkelerine ihracat savaş öncesi seviyelere geri döndü. Mart ayında 2,62 milyar dolar olan ihracat mayısta 5,3 milyar dolara yükselirken, ABD’ye ihracat nisan ve mayıs aylarında 17,29 milyar dolara çıktı.

Hindistan ayrıca diğer gelişmiş pazarlara erişimini genişletiyor. İngiltere ile imzalanan serbest ticaret anlaşmasının bu ay yürürlüğe girmesi, Avrupa Birliği ile yapılacak anlaşmanın ise gelecek yılın başlarında tamamlanması bekleniyor.

Washington merkezli Asia Society Policy Institute’un kıdemli başkan yardımcısı ve eski ABD ticaret yetkilisi Wendy Cutler, “Hindistanlı müzakereciler, ülkenin güçlü ekonomisi, diğer ortaklarla yürüttüğü çeşitlendirme girişimleri ve dünyadaki stratejik konumu sayesinde görüşmelerde belirli bir manevra alanı kazandı” dedi.

Goldman Sachs ekonomisti Santanu Sengupta bir raporunda, ABD ile İran arasındaki geçici barış anlaşmasının petrol fiyatlarını düşürerek Hindistan’ın ekonomik görünümünü iyileştirdiğini belirtti.

Banka, Hindistan için 2026 büyüme tahminini yüzde 6,8’e yükseltirken, enflasyon ve cari açık tahminlerini düşürdü. Bu da Yeni Delhi’nin daha iyi koşullar elde etmek amacıyla beklemek için ekonomik açıdan daha geniş bir hareket alanına sahip olduğunu gösteriyor.

Rupinin değer kaybetmesi de ihracatçıların rekabet gücünü artırdı.

Washington’ı bekleme stratejisi

Bir başka Hindistanlı yetkiliye göre Yeni Delhi ayrıca ABD’nin bazı ticaret önlemlerinin hukuki ya da siyasi engellerle karşılaşabileceğini hesaplıyor.

Demokrat Parti’den 22 eyalet başsavcısından oluşan bir grup, Trump yönetiminin zorla çalıştırmaya ilişkin soruşturmalar kapsamında önerdiği tarifelere karşı şimdiden itirazda bulundu.

Ticaret analistlerine göre ABD tarifelerine ilişkin hukuki belirsizlikler ile Modi’nin son eyalet seçimlerindeki zaferleri, Hindistan’ın aceleye getirilmiş bir anlaşmaya direnmesine yardımcı oldu.

Modi’nin Bharatiya Janata Partisi’nin üst düzey yöneticileri, ticaret anlaşmalarının Hindistanlı çiftçileri ve küçük işletmeleri koruması gerektiğini kamuoyu önünde savundu. Yeni Delhi, siyasi açıdan etkili olan bu iki kesimi ticaret müzakerelerinde uzun süredir koruyor.

Eski ticaret müzakerecisi ve Global Trade Research Initiative’in kurucusu Ajay Srivastava, “Hindistan, aceleye getirilmiş bir anlaşmayı geciktirmenin, hatta tamamen terk etmenin; maliyeti geçici tarife avantajlarının çok ötesine geçebilecek yükümlülüklerin altına girmekten daha ihtiyatlı olabileceğinin farkında” dedi.

Hindistan’da Hamamböceği Partisi’nin protestoları sürüyor

Okumaya Devam Et

Asya

Çin küresel kaz ciğeri üretiminin yeni merkezi oldu

Yayınlanma

Fransız mutfağının simge gıdası kaz ciğeri üretiminde Çin, devlet destekli yatırımlarla küresel pazarın yüzde 45’ini ele geçirdi. Ülkede yılda 11 bin ton üretilen de lüks gıda maddesi, Fransız rakiplerine kıyasla yarı fiyatına alıcı buluyor.

Fransız mutfağının ve kültürünün dünya çapındaki en önemli simgelerinden biri olan kaz ciğeri (foie gras) üretiminde dengeler değişiyor.

The Wall Street Journal gazetesinin haberine göre Çin, gerçekleştirdiği büyük atılımla bu lüks gıda maddesinin küresel üretim merkezi haline geldi. Devlet kontrolündeki yatırım kuruluşu China International Capital tarafından haziran ayında yayımlanan rapora göre, Çin sınırları içinde her yıl 11 bin ton kaz ciğeri üretiliyor.

Bu hacim, Çinli üreticilerin şu anda küresel kaz ciğeri üretiminin yüzde 45 gibi büyük bir oranını tek başına karşıladığı anlamına geliyor.

The Wall Street Journal gazetesine değerlendirmelerde bulunan Çin tarım sektörü uzmanı Even Pei, Batı dünyasındaki algının dönüştüğünü vurguladı. Pei, konuya ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“On yıllar boyunca Batılı tüketicilerin gözünde ‘Çin Malı’ ibaresi ucuz, kalitesiz ve basit ürünlerle özdeşleşti. Ancak son on yılda, Çin’de üretilen ve yüksek kaliteyi daha düşük fiyata sunan çok sayıda yerli markanın yükselişine şahit oluyoruz.”

Kırsal kalkınma hamlesi sektörü büyüttü

Kaz ciğeri üretimindeki bu olağanüstü büyüme, Pekin yönetiminin kırsal bölgeleri kalkındırma stratejisinin bir sonucu olarak ortaya çıktı.

Kentlere göç eden iş gücü nedeniyle boşalan kırsal yerleşim birimlerinde sürdürülebilir sanayi kolları yaratmak isteyen Çin hükümeti, bu sektörü hedef seçti.

Tarım uzmanı Even Pei, devletin üreticilere düşük faizli krediler sağlayarak ve pazarlama faaliyetlerine doğrudan destek vererek sektörün büyümesini hızlandırdığını ifade etti.

Günümüzde Çinli çiftçiler, ördek ve kazları ciğerlerini büyütecek şekilde özel besleme yöntemlerine tabi tutarak binlerce ton kaz ciğeri işleme kapasitesine sahip durumda.

Ülkedeki restoranlar ve gıda üreticileri de tüketimi artırmak amacıyla yaratıcı sunumlar geliştiriyor. Habere göre, piyasada kaz ciğerli dondurma, yaban mersini aromalı kaz ciğeri ve bu lezzeti barındıran suşi roll gibi alternatif ürünler yer alıyor.

Lüks tüketim sınıfındaki bu gıda maddesi Çin içinde halen ağırlıklı olarak büyük şehirlerde yaşayan varlıklı kesime hitap ediyor.

Bununla birlikte, Çin’de üretilen kaz ciğerinin satış fiyatı, Fransa’da üretilen muadillerine kıyasla neredeyse yarı yarıya daha düşük seviyede seyrediyor.

Avrupa pazarında rekabet endişesi

The Wall Street Journal gazetesinin dikkat çektiği bir diğer husus ise Avrupa Birliği’nin ithal ürünlere yönelik tedbirleri oldu. Avrupa Birliği, kaz ciğeri etiketleme kurallarını sıkılaştırarak yabancı üreticilerin ürünlerinde Fransa menşeini çağrıştıracak ibareler kullanmasını yasakladı.

Çin dışında üretilen kaz ciğerinin uluslararası satışı şu an için yalnızca birkaç küçük pazarla sınırlı kalıyor.

Öte yandan Fransa’daki sektör temsilcileri, Çin menşeli kaz ciğerinin Avrupa pazarına doğrudan girmesi durumunda, düşük fiyat avantajının tüketiciler nezdinde belirleyici unsur haline gelmesinden endişe ediyor.

Dünya gastronomi kültüründe kaz ciğeri, Fransa’nın en önemli marka değerleri arasında kabul ediliyor. Fransa, bu özel yemeğe yasal koruma altında olan kültürel ve gastronomik miras statüsü tanımış durumda.

Okumaya Devam Et

Asya

Çin, Japonya Dışişleri Bakanı’nın Güney Çin Denizi tahkim kararını gündeme taşımasını protesto etti

Yayınlanma

Çin, Japonya Dışişleri Bakanı’nın Güney Çin Denizi tahkim kararını gündeme taşıması ve bazı ülkelerle yayımladığı ortak bildiri nedeniyle sert girişimde bulundu.

Çin Dışişleri Bakanlığı Asya İşleri Dairesi’nden sorumlu bir yetkili, pazar günü Japonya’nın Çin Büyükelçiliği Maslahatgüzarı’nı bakanlığa çağırdı. Görüşmede, Japonya Dışişleri Bakanı’nın, sözde “Güney Çin Denizi Tahkim Kararı”nı yayımlanmasının 10. yılında yeniden gündeme taşıması ve Japonya’nın bazı ülkelerle işbirliği içinde ortak bir bildiri yayımlaması nedeniyle sert girişimde bulunuldu; Çin’in güçlü memnuniyetsizliği ve protestosu iletildi.

Yetkili, Çin’in Japonya’nın “provokasyonlarına kararlı ve güçlü biçimde karşılık vereceğini”, toprak egemenliğini ve denizlerdeki hak ve çıkarlarını “kesin biçimde koruyacağını” belirtti.

Çin Dışişleri Bakanlığına göre Çin tarafı, Japonya’nın Güney Çin Denizi ile bağlantılı tarihsel suçlarının hesabını açık biçimde vermediğini ve bu nedenle konu hakkında sorumsuzca açıklamalar yapma hakkına sahip olmadığını ifade etti.

Çin tarafı, Japonya’nın “bu çirkin söz ve eylemlerinin savaş sonrası uluslararası düzene ve uluslararası ilişkilerde hukukun üstünlüğüne meydan okuduğunu, çifte standart uyguladığını, ülkeler arasında ayrılık yaratmaya çalıştığını ve Güney Çin Denizi’ndeki barış ve istikrarı baltaladığını” bildirdi. Bu tutumun, bölge ülkelerinin ortak çıkarları ve beklentileriyle de çeliştiği kaydedildi.

Bakanlık, bu tür adımların Çin dahil uluslararası toplumda, Japonya’nın modern tarihteki saldırganlık eylemleri ve sömürgeci vahşeti konusunda tarihsel kaygıları yeniden canlandırdığını ve güçlü öfkeye yol açtığını açıkladı.

Açıklamada, Çin’in Japonya’nın provokasyonlarına kararlı ve güçlü biçimde karşılık vereceği, toprak egemenliğini ve denizlerdeki hak ve çıkarlarını kesin biçimde koruyacağı yinelendi.

Bakanlık ayrıca Çin tarafının, Japonya’yla bağlantılı çeşitli olumsuz gelişmeler konusunda da sert girişimlerde bulunduğunu bildirdi. Bunlar arasında, “Tayvan meselesi, Japonya’nın Çin’de bıraktığı terk edilmiş kimyasal silahlar, Japon parlamento üyelerinin Çin’in etnik politikalarına ilişkin uygunsuz açıklamaları ve Japonya’nın askeri ve güvenlik alanındaki olumsuz adımları” yer aldı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English