Bizi Takip Edin

Diplomasi

Keir Starmer ile Donald Trump görüştü

Yayınlanma

Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, Ukrayna barış müzakereleri ve ticaret savaşı tehditleri sürerken ABD Başkanı Donald Trump’la Washington’da görüştü.

Görüşmenin ana gündemi, Rusya ile doğrudan müzakerelere başlayan Trump’ı, Ukrayna’da olası bir Avrupa barış gücüne Amerikan ateş desteğine ikna etmekti.

Birleşik Krallık ve Fransa, Washington’un savaştan sonra bir barış gücünü destekleyeceğine dair garanti istiyor.

Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, savaş sonrası Ukrayna’daki İngiliz birliklerinin “kendi başlarının çaresine bakabileceklerini” söyledi.

“İhtiyaç olursa her zaman İngilizlerin yanındayım”

İki lider arasındaki görüşmeler öncesinde ABD Başkanı’na Oval Ofis’te gazeteciler tarafından, Starmer’ın Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un da istediği barışı koruma anlaşmasının bir parçası olarak gündeme getirdiği Ukrayna’da konuşlu İngiliz askerlerinin Rusya tarafından saldırıya uğraması halinde yardıma gelip gelmeyeceği soruldu.

Trump, “Eğer yardıma ihtiyaçları olursa her zaman İngilizlerin yanında olacağım, tamam mı? Ama onların yardıma ihtiyacı yok. İngilizlerin inanılmaz askerleri, inanılmaz orduları var ve kendi başlarının çaresine bakabilirler,” cevabını verdi.

Britanya Trump’tan Ukrayna’ya Amerikan askerleri göndermesini istemese de, Starmer’ın inandığı gibi Rusya’nın Ukrayna’ya tekrar saldırması halinde havadan istihbarat gözetimi ve desteği ve son çare olarak da hava koruması talep etmeyi planlıyordu.

Trump, cuma günü Beyaz Saray’ı ziyaret eden Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy tarafından imzalanması beklenen, Ukrayna’dan kritik minerallerin çıkarılmasına yönelik bir ABD-Ukrayna anlaşmasının “kendi başına bir destek” olacağını öne sürdü.

Başkan, Vladimir Putin’in “sözünü tutacağını” ve Ukrayna’yı yeniden işgal etmeyeceğini düşündüğünü de sözlerine ekledi ve “Onu uzun zamandır tanıyorum ve sözünden döneceğine inanmıyorum… Anlaşmanın geçerli olacağını düşünüyorum,” dedi.

Trump’a göre kritik mineral anlaşması sayesinde Rusya bir daha saldıramayacak

Mineral anlaşması konusunda ise Trump, kendilerinin bir dayanak noktası olduğunu “çünkü orada olacaklarını, Ukrayna’da çalışıyor olacaklarını” vurgulayarak, “Bu onlar için ekonomik olarak harika bir şey çünkü … orada çok sayıda insanımız olacak … bu yüzden bir sorun yaşayacağınızı düşünmüyorum,” dedi.

ABD lideri, Ukrayna’da çok sayıda işçiyle birlikte bulundukları durumda “kimsenin oyun oynayacağını” sanmadığını da sözlerine ekledi.

İngiliz yetkililer de bu nedenle mineral anlaşmasını desteklemiş ve Londra’nın ABD’nin Avrupa’daki mevcut varlığına ek olarak ne kadar daha talep ettiğini tam olarak netleştirmemişti. Fakat Starmer yönetimi Amerika’nın NATO’ya olan bağlılığının devam etmesini istiyor.

Oval Ofis’te ABD Başkanının karşısında oturan Starmer, Trump tarafından birkaç dakika önce “özel bir adam” olarak selamlanmasının ardından, “Ukrayna gibi konularda, artık bir barış anlaşması yapabileceğimiz ihtimalini ortaya çıkaracak şekilde konuşmayı değiştirdiğiniz için teşekkür ederim. Bu barış anlaşmasının kalıcı olmasını, uzun ömürlü olmasını ve kimsenin ihlal etmediği tarihi bir anlaşma olarak tarihe geçmesini sağlamak için sizinle birlikte çalışmak istiyoruz,” dedi.

İlişkileri yumuşatmak amacıyla Starmer, Trump’a Kral III. Charles’tan gelen devlet ziyareti davetini de içeren kişisel bir mektup sundu.

ABD-Britanya ticaret anlaşması ihtimali artıyor

Trump, Başbakan Starmer’ın müzakere becerilerine övgüler yağdırırken Birleşik Krallık’ın küresel ticaret savaşından sıyrılabileceğini öne sürdü ve “çok iyi bir [ticari] anlaşma” ihtimalini dile getirdi.

Beyaz Saray’da düzenlediği basın toplantısında Starmer’ın kendisini Birleşik Krallık’a gümrük vergisi koymamaya ikna edip etmediği sorusuna Trump, “Denedi. Çok çalışıyordu. Size söyleyeyim, orada ona ne kadar ödüyorlarsa onu hak ediyor ama denedi.. Bence bu iki büyük, dost ülke söz konusu olduğunda, tarifelerin gerekli olmayacağı gerçek bir ticaret anlaşması yapmamız için çok iyi bir şans var. Göreceğiz,” cevabını verdi.

Trump “çok iyi bir anlaşmaya varmak için çok iyi bir şans olduğunu” söyedi ve Başkan Yardımcısı JD Vance’in “her iki ülke için de müthiş, gerçekten müthiş olabilecek” bir anlaşma üzerinde çalışan kişiler arasında olduğunu belirtti.

Trump’ın yanında duran Starmer ise, “Trilyon dolarlık teknoloji sektörlerine sahip tek iki Batılı ülkeyiz; yapay zeka alanında liderleriz. Bu nedenle bugün daha da ileri giderek merkezinde ileri teknoloji olan yeni bir ekonomik anlaşma üzerinde çalışmaya karar verdik,” dedi.

Birleşik Krallık’ın ABD Büyükelçisi Peter Mandelson, bu ortak çalışmayı özel olarak “Ekonomilerimizi Yeniden Büyük Yapın” olarak adlandırdı.

Britanya bu çalışmanın biyobilim, sentetik biyoloji ve kuantum bilişim gibi alanları kapsamasını öngörüyor.

Trump da, “Bence iki anlaşma yapacağız. Bence savaşı sona erdirecek bir anlaşma yapacağız ve bence sizinle harika bir ticaret anlaşması yapacağız,” dedi.

Trump Britanya’nın AB’den “çok farklı bir yer” olduğunu söylerken İngiliz yetkililer, iki tarafın tam bir serbest ticaret anlaşması yerine aşamalı bir ekonomi ve teknoloji anlaşması hedeflediğini söyledi.

ABD-Birleşik Krallık ticaret anlaşmaları yapma girişimleri geçmişte Londra’nın bazı Amerikan tarım ürünlerini kabul etmeyi reddetmesi nedeniyle başarısızlıkla sonuçlanmıştı.

Böyle bir ticaret anlaşması fikri neredeyse on yıl önce Brexit yanlılarının  temel argümanıydı.

Trump’tan Chagos Adaları anlaşmasına destek sinyali

Donald Trump ayrıca ABD’nin, Birleşik Krallık’ın gizli bir ABD askeri üssüne ev sahipliği yapan Chagos Adaları’nın egemenliğini Mauritius’a devretme yönündeki tartışmalı planını destekleyebileceğini ima etti.

Beyaz Saray’da gazetecilere konuşan Trump, “Çok yakında bu konuda bazı görüşmeler yapacağız ve içimden bir ses bunun çok iyi sonuçlanacağını söylüyor,” dedi.

Birleşik Krallık geçtiğimiz ekim ayında Hint Okyanusu’ndaki uzun süredir tartışmalı olan takımadaların Mauritius’a verilmesini öngören bir anlaşmaya varmıştı. Bu, Birleşik Krallık’ın şu anda Birleşik Krallık-ABD ortak Diego Garcia hava üssüne ev sahipliği yapan sömürgeci bir mülkten vazgeçmesi anlamına geliyor.

Joe Biden yönetimi anlaşmaya destek çıksa da İngiliz muhafazakârlar ve Amerikan Cumhuriyetçiler pek olumlu bakmıyordu. İngiltere üssün en az 99 yıllığına kiralanması ve bu sürenin uzatılabilmesi için müzakerelerde bulundu ama yurtiçi ve yurtdışındaki muhafazakârlar Starmer hükümetini adalardan gereksiz yere vazgeçmekle suçladı ve anlaşmanın Çin’in bölgede söz sahibi olmasına olanak sağlayabileceği uyarısında bulundu.

Trump perşembe günü olumlu mesajlar verdi ve kira anlaşmasının “uzun zamana yayılan şekilde” yapıldığını söyledi ve “Sanırım ülkenizle birlikte hareket etme eğiliminde olacağız,” diye ekledi.

Starmer ile JD Vance arasında gerilim

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in, İngiltere’nin ifade özgürlüğü konusundaki tutumunun Amerikan şirketlerini ve vatandaşlarını “boğduğunu” iddia etmesinin ardından Starmer Oval Ofis’te Vance’e doğrudan meydan okudu.

Başkan Trump ile görüşmesinde Starmer’ın karşısında oturan Vance, gazetecilere Britanya ile ABD arasındaki “özel ilişkinin” önemli olduğunu söyledi, fakat “aşırı zorlayıcı teknoloji regülasyonları” konusunda bir uyarıda bulundu.

Vance, “İfade özgürlüğüne yönelik ihlallerin sadece İngilizleri değil (elbette İngilizlerin kendi ülkelerinde ne yapacakları kendilerine kalmış) aynı zamanda Amerikan teknoloji şirketlerini ve dolayısıyla Amerikan vatandaşlarını da etkilediğini biliyoruz,” dedi.

Starmer, koltuğunda öne doğru eğilerek başkan yardımcısına bir cevap verdi ve hükümetinin “ABD vatandaşlarına ulaşmak istemeyeceğini ve istemediğimizi ve bunun kesinlikle doğru olduğunu” söyledi.

Starmer, “Fakat Birleşik Krallık’taki ifade özgürlüğü ile ilgili olarak, oradaki tarihimizle gurur duyuyorum,” diye ekledi.

Starmer Oval Ofis’te ABD Başkan Yardımcısına, “Birleşik Krallık’ta çok çok uzun bir süredir ifade özgürlüğümüz var ve bu çok çok uzun bir süre daha devam edecek,” dedi.

Diplomasi

Five Eyes, gelişmiş yapay zeka için acil önlem çağrısı yaptı

Yayınlanma

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan oluşan Five Eyes istihbarat ittifakı, hükümetlerin ve şirketlerin savunmalarını aşabilecek yapay zeka modellerinin yıllar değil, aylar içinde ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. İttifak, hükümetler ile şirket yöneticilerini “hemen harekete geçmeye” çağırdı.

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın oluşturduğu Five Eyes (FVEY) istihbarat ittifakı, geniş ölçekli siber saldırılar gerçekleştirebilen ve hükümetler ile şirketlerin savunmalarını aşabilen yapay zeka modellerinin yıllar içinde değil, birkaç ay içinde ortaya çıkmasının beklendiğini açıkladı.

İttifakın ortak açıklamasında, hükümetler ve şirket yöneticileri “hemen harekete geçmeye” çağrılırken, “Gelişmiş yapay zeka modellerinin mevcut sektör beklentilerini aşması bekleniyor. Bu sürecin zaman çizelgesi yıllar değil, aylardır” ifadelerine yer verildi.

ABD yönetimi haziran ayının başında, ulusal güvenliğe yönelik olası tehditler nedeniyle Anthropic tarafından geliştirilen Mythos modeline yabancı ülke vatandaşlarının erişiminin durdurulmasını istemişti.

ABD makamlarının talebinin ardından şirket, en güçlü yapay zeka modelleri olarak tanımlanan Mythos 5 ve Fable 5’i tüm kullanıcılar için devre dışı bıraktı.

The New York Post’un haberine göre Anthropic, ABD makamlarıyla işbirliği yapmayı kabul etti.

ABD Senatosu İstihbarat Komisyonu Başkan Yardımcısı Mark Warner da haziran ayında yaptığı açıklamada, Mythos’un ABD Ulusal Güvenlik Ajansının (NSA) gizli sistemlerinin neredeyse tamamını “haftalar içinde değil, saatler içinde” aştığını söyledi.

Daha önce Financial Times, kaynaklarına dayandırdığı haberinde NSA’nın siber operasyonlarda Claude Mythos’u kullanabileceğini yazmıştı.

Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, bu teknolojinin Çin ve İran gibi ülkelerin ağlarına sızmak için kullanılabileceğini belirtmişti.

OpenAI ise mayıs ayında, yapay zekanın yönetimi ve düzenlenmesi için ABD liderliğinde, Çin’in de katılımıyla küresel bir yapı oluşturulmasını savundu.

Şirket, söz konusu yapının işleyiş ve amaç bakımından, nükleer silahların yayılmasını önlemek amacıyla küresel güvenlik standartları belirleyen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansına (UAEA) benzer şekilde tasarlanabileceğini ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

NATO yeni bir ‘Baltık Muharebesi’ne hazırlanıyor

Yayınlanma

The Telegraph, ABD ve NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir Rusya çatışmasına karşı lojistik hazırlıklarını yoğunlaştırdığını yazdı. Gazeteye göre BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD birlikleri hızlı üs konuşlandırma ve ikmal altyapısı kurma kabiliyetlerini test etti.

The Telegraph gazetesi, ABD ve diğer NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir çatışmaya yönelik lojistik hazırlıklar yürüttüğünü ve bölgenin Rusya ile yaşanabilecek yeni bir küresel karşılaşmanın merkezlerinden biri olarak değerlendirildiğini yazdı.

Gazetenin aktardığına göre, 4-19 Haziran tarihleri arasında düzenlenen BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD Deniz Kuvvetleri’nin mühendis birlikleri Seabees, Baltık kıyısında tekne rampaları ve çeşitli yapılar inşa ederek üslerin hızlı şekilde konuşlandırılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirdi.

ABD’li Teğmen Cody Robertson, “Belirlenen bir bölgeye ulaşma, kamp kurma ve bu merkezi savaş gücümüzü yansıtabileceğimiz bir nokta olarak kullanma kabiliyetimizi test ediyoruz” dedi.

The Telegraph, 1942 yılında kurulan Seabees birliğinin, eski ABD Başkanı ve General Dwight Eisenhower’ın “Muharebeler, harekatlar ve hatta savaşlar öncelikle lojistik nedeniyle kazanıldı ya da kaybedildi” sözüyle özetlenen anlayış doğrultusunda faaliyet gösterdiğini belirtti.

Haberde, Baltık Denizi’nin sekiz NATO ülkesi ile Rusya tarafından çevrelendiği ve İsveç’e bağlı Gotland ile Danimarka’ya bağlı Bornholm gibi stratejik öneme sahip adalarla çevrili olduğu kaydedildi.

Gazeteye göre NATO, bu adaları olası bir saldırının püskürtülmesinde ve karşı harekatlar için ileri üs olarak kullanmayı planlıyor.

Baltık’ın doğu kıyısında ise Rusya Baltık Filosu’nun konuşlu bulunduğu Kaliningrad bölgesi yer alıyor.

The Telegraph, Finlandiya ve İsveç’in 2023 ve 2024 yıllarında NATO’ya katılmasının ardından bölgenin kolektif savunmasının daha da öncelikli hale geldiğini yazdı.

Robertson da gazeteye yaptığı açıklamada, “Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılması, buradaki koşulları iyi tanımamızı daha da önemli hale getiriyor” ifadelerini kullandı.

Bununla birlikte gazetenin aktardığına göre, Letonya Güvenlik Kurumu’nun (SAB) eski başkanı Janis Kazocins, Rusya ile NATO arasında tam ölçekli bir çatışma yaşanma ihtimaline kuşkuyla yaklaştı.

Kazocins, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının henüz sona ermediğine işaret etti ancak Baltık ülkelerinin enerji altyapısına yönelik olası sabotajlara karşı kırılgan olmaya devam ettiği uyarısında bulundu.

Baltık Denizi’nde Kasım 2024 ile Şubat 2026 arasında bir dizi denizaltı kablosu arızası ve hasarı meydana geldi. Finlandiya ile Almanya arasındaki C-Lion1 kablosu Kasım 2024, Aralık 2024 ve Şubat 2026’da olmak üzere üç kez koptu. EstLink 2 enerji kablosu Ocak ve Aralık 2025’te devre dışı kaldı.

Litvanya ile İsveç arasındaki BCS East-West Interlink Kasım 2024’te, Letonya ile İsveç arasındaki fiber optik kablo Ocak 2025’te ve Rusya’ya ait Baltika kablosu ise Şubat 2026’da zarar gördü. Avrupa’daki bazı yetkililer bu olaylarda Rusya’dan şüphelendiklerini açıklamıştı.

Rus yetkililer ise kablo kopmaları ve NATO ülkelerindeki diğer sabotaj eylemleriyle bağlantılı oldukları yönündeki tüm suçlamaları reddediyor. Kremlin, Rusya’nın başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmediğini belirtiyor.

Washington Post, 19 Ocak’ta yayımladığı haberinde ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin istihbarat servislerinin, Moskova’nın söz konusu olaylarla bağlantılı olmadığı yönündeki değerlendirmeye eğilim gösterdiğini yazmıştı.

Letonya Dışişleri Bakanı Bayba Braze de gazeteye yaptığı açıklamada, Baltık’taki tatbikatların ABD’nin müttefiklerine bağlılığını ortaya koyduğunu belirterek, “BALTOPS-26’nın ölçeği her şeyi anlatıyor. Güçlü transatlantik işbirliği NATO’nun kolektif savunmasının temelini oluşturuyor ve mevcut güvenlik ortamında her zamankinden daha önemli” dedi.

Daha önce The Economist de Baltık Denizi’nin Rusya ile NATO arasında yaşanabilecek olası bir karşılaşmanın kilit alanlarından biri haline geldiğini yazmış, denizaltı altyapısının kırılganlığına ve bunun korunmasının ittifak açısından yarattığı zorluklara dikkat çekmişti.

Politico ise İsveç’in Gotland Adası’nı güçlendirerek adayı bir savunma merkezine dönüştürmeye çalıştığını aktarmıştı.

Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ve Denizcilik Kurulu Başkanı Nikolay Patruşev, Baltık bölgesinde çok uluslu NATO grubunun ortaya çıkmasının ardından bölgede “karmaşık bir durum” oluştuğunu söylemişti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise birçok kez Rusya’nın NATO ile savaşmak için herhangi bir nedeni ya da çıkarı bulunmadığını ifade etti.

Putin, “Rusya’nın NATO’ya saldırmak istediğini uydurdular. Aklınızı mı kaçırdınız? Şu masa kadar bile akıllı değil misiniz?” sözlerini kullanmıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Hindistan, Rusya’dan petrol alımında rekor kırdı

Yayınlanma

Kpler verilerine göre Hindistan’ın Rusya’dan petrol ve kömür ithalatı, Ortadoğu’daki savaş ve sevkiyat aksaklıkları nedeniyle haziran ayında rekor seviyelere ulaştı. Rusya’dan yapılan günlük petrol sevkiyatının haziranda 2,55 milyon varile çıkması beklenirken, Moskova Avustralya’yı geride bırakarak Hindistan’ın ikinci en büyük kömür tedarikçisi konumuna yükseliyor.

Hindistan, İran’da yaşanan gerilim nedeniyle tedarik zincirinde meydana gelen aksamalar ve yükselen fiyatlar karşısında Rusya’dan petrol ve kömür ithalatını artırıyor.

Reuters haber ajansının uluslararası analiz şirketi Kpler verilerine dayandırdığı habere göre, Rusya’dan Hindistan’a yapılan sevkiyatlar haziran ayında rekor düzeylere ulaştı.

Kpler tahminlerine göre, Rusya’nın Hindistan’a petrol sevkiyatı haziran ayında günlük 2,55 milyon varille rekor düzeye yükselecek.

Bu miktar, mayıs ayındaki günlük 2,13 milyon varillik sevkiyatı ve Mayıs 2023’teki günlük 2,16 milyon varillik düzeyi geride bırakıyor.

Rusya’nın Hindistan’ın haziran ayındaki toplam ithalatı içindeki payı ise yüzde 50’nin hemen altında gerçekleşecek. Bu oran, Ortadoğu’daki çatışmanın başladığı 28 Şubat öncesindeki üç aylık dönemde ortalama yüzde 23 seviyesindeydi.

Hindistan’ın Rus petrolüne yönelmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasının ardından piyasadaki arzı artırmak amacıyla ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin alımlara yönelik yaptırımları geçici olarak kaldırmasını izledi.

Ancak yaptırımlardan muafiyet süresi 17 Haziran’da sona erdi ve ABD Hazine Bakanlığı tarafından uzatılmadı.

Reuters, bu durumun Rus petrolü alımlarında azalmaya yol açabileceğini, ancak sürecin gidişatının Hindistan rafinerilerinin ve yetkililerinin Ortadoğu ülkelerinden sevkiyatlara dönme konusundaki istekliliğine bağlı olacağını belirtiyor.

Kpler öngörülerine göre, Suudi Arabistan’dan yapılan ithalatın haziran ayında günlük 349 bin varil seviyesinde kalması bekleniyor. Bu miktar, savaş öncesindeki üç aylık dönemde günlük ortalama 832 bin varil düzeyindeydi.

İthalat artışı Rus kömüründe de gözleniyor. Haziran ayında tüm kalitelerde Rus kömürü ithalatının, mayıs ayındaki 3,27 milyon tona kıyasla 3,16 milyon ton olarak gerçekleşmesi bekleniyor.

Her iki ay da geçen yılın mayıs ayında kaydedilen 3,76 milyon tonluk zirvenin ardından sırasıyla tarihin en yüksek ikinci ve üçüncü değerleri olarak kayda geçecek.

Rusya’nın haziran ayında Avustralya’yı geride bırakarak, Çin’den sonra dünyanın en büyük ikinci kömür ithalatçısı olan Hindistan’a en çok kömür sağlayan ikinci ülke konumuna geleceği tahmin ediliyor.

Ajansın değerlendirmesine göre Rusya, Hindistan’ın temel kömür tedarikçisi olma rolünü korumaya devam edecek; ancak Rus petrolünün gelecekteki alımları, ABD’nin Moskova’ya yönelik yaptırım politikasını olası sıkılaştırma adımlarına bağlı olacak.

Yeni Delhi petrol sevkiyatının yaptırımlardan etkilenmeyeceğini açıkladı

Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, haziran ayı ortasında yaptığı açıklamada, ülkesinin 2022 yılından bu yana küresel fiyatları dizginlemek amacıyla ABD’nin talebi doğrultusunda Rus petrolü alımlarını artırdığını belirtmişti.

Jaishankar, Rus hammaddesine yönelik Amerikan kısıtlamalarını eleştirerek, bu önlemlere büyük ilkeler süsü verilmemesi çağrısında bulunmuştu.

Hindistan Petrol ve Doğalgaz Bakanlığı Temsilcisi Sujata Sharma da mayıs ayında yaptığı açıklamada, Rusya’dan sevkiyatların devam ettiğini ve ABD’nin yaptırım muafiyetlerine ilişkin kararlarından bağımsız olarak süreceğini kaydetmişti.

Hindistan rafinerileri, 2025 yılında ABD baskısı ve Hindistan mallarına yönelik yüzde 25’lik gümrük tarifesi tehdidi nedeniyle Rusya’dan yaptıkları ithalatı azaltarak Suudi Arabistan ve Irak’a yönelmişti.

Ancak Reuters’ın verilerine göre, Ortadoğu’daki savaşın ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın ardından Hindistan firmaları mart ayı başında Rus petrolü alımlarını yeniden artırdı.

Rusya’nın Yeni Delhi Büyükelçisi Denis Alipov nisan ayı sonunda yaptığı açıklamada, Hindistan’ın kabul etmeye hazır olduğu miktarda hammaddeyi tedarik etmeye hazır olduklarını duyurmuştu.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da daha sonra yaptığı açıklamada, Moskova’nın Hindistan’a enerji taşıyıcıları sevkiyatına ilişkin anlaşmalara bağlı kaldığını doğrulamıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English