Diplomasi
Keir Starmer ile Donald Trump görüştü

Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, Ukrayna barış müzakereleri ve ticaret savaşı tehditleri sürerken ABD Başkanı Donald Trump’la Washington’da görüştü.
Görüşmenin ana gündemi, Rusya ile doğrudan müzakerelere başlayan Trump’ı, Ukrayna’da olası bir Avrupa barış gücüne Amerikan ateş desteğine ikna etmekti.
Birleşik Krallık ve Fransa, Washington’un savaştan sonra bir barış gücünü destekleyeceğine dair garanti istiyor.
Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, savaş sonrası Ukrayna’daki İngiliz birliklerinin “kendi başlarının çaresine bakabileceklerini” söyledi.
“İhtiyaç olursa her zaman İngilizlerin yanındayım”
İki lider arasındaki görüşmeler öncesinde ABD Başkanı’na Oval Ofis’te gazeteciler tarafından, Starmer’ın Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un da istediği barışı koruma anlaşmasının bir parçası olarak gündeme getirdiği Ukrayna’da konuşlu İngiliz askerlerinin Rusya tarafından saldırıya uğraması halinde yardıma gelip gelmeyeceği soruldu.
Trump, “Eğer yardıma ihtiyaçları olursa her zaman İngilizlerin yanında olacağım, tamam mı? Ama onların yardıma ihtiyacı yok. İngilizlerin inanılmaz askerleri, inanılmaz orduları var ve kendi başlarının çaresine bakabilirler,” cevabını verdi.
Britanya Trump’tan Ukrayna’ya Amerikan askerleri göndermesini istemese de, Starmer’ın inandığı gibi Rusya’nın Ukrayna’ya tekrar saldırması halinde havadan istihbarat gözetimi ve desteği ve son çare olarak da hava koruması talep etmeyi planlıyordu.
Trump, cuma günü Beyaz Saray’ı ziyaret eden Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy tarafından imzalanması beklenen, Ukrayna’dan kritik minerallerin çıkarılmasına yönelik bir ABD-Ukrayna anlaşmasının “kendi başına bir destek” olacağını öne sürdü.
Başkan, Vladimir Putin’in “sözünü tutacağını” ve Ukrayna’yı yeniden işgal etmeyeceğini düşündüğünü de sözlerine ekledi ve “Onu uzun zamandır tanıyorum ve sözünden döneceğine inanmıyorum… Anlaşmanın geçerli olacağını düşünüyorum,” dedi.
Trump’a göre kritik mineral anlaşması sayesinde Rusya bir daha saldıramayacak
Mineral anlaşması konusunda ise Trump, kendilerinin bir dayanak noktası olduğunu “çünkü orada olacaklarını, Ukrayna’da çalışıyor olacaklarını” vurgulayarak, “Bu onlar için ekonomik olarak harika bir şey çünkü … orada çok sayıda insanımız olacak … bu yüzden bir sorun yaşayacağınızı düşünmüyorum,” dedi.
ABD lideri, Ukrayna’da çok sayıda işçiyle birlikte bulundukları durumda “kimsenin oyun oynayacağını” sanmadığını da sözlerine ekledi.
İngiliz yetkililer de bu nedenle mineral anlaşmasını desteklemiş ve Londra’nın ABD’nin Avrupa’daki mevcut varlığına ek olarak ne kadar daha talep ettiğini tam olarak netleştirmemişti. Fakat Starmer yönetimi Amerika’nın NATO’ya olan bağlılığının devam etmesini istiyor.
Oval Ofis’te ABD Başkanının karşısında oturan Starmer, Trump tarafından birkaç dakika önce “özel bir adam” olarak selamlanmasının ardından, “Ukrayna gibi konularda, artık bir barış anlaşması yapabileceğimiz ihtimalini ortaya çıkaracak şekilde konuşmayı değiştirdiğiniz için teşekkür ederim. Bu barış anlaşmasının kalıcı olmasını, uzun ömürlü olmasını ve kimsenin ihlal etmediği tarihi bir anlaşma olarak tarihe geçmesini sağlamak için sizinle birlikte çalışmak istiyoruz,” dedi.
İlişkileri yumuşatmak amacıyla Starmer, Trump’a Kral III. Charles’tan gelen devlet ziyareti davetini de içeren kişisel bir mektup sundu.
ABD-Britanya ticaret anlaşması ihtimali artıyor
Trump, Başbakan Starmer’ın müzakere becerilerine övgüler yağdırırken Birleşik Krallık’ın küresel ticaret savaşından sıyrılabileceğini öne sürdü ve “çok iyi bir [ticari] anlaşma” ihtimalini dile getirdi.
Beyaz Saray’da düzenlediği basın toplantısında Starmer’ın kendisini Birleşik Krallık’a gümrük vergisi koymamaya ikna edip etmediği sorusuna Trump, “Denedi. Çok çalışıyordu. Size söyleyeyim, orada ona ne kadar ödüyorlarsa onu hak ediyor ama denedi.. Bence bu iki büyük, dost ülke söz konusu olduğunda, tarifelerin gerekli olmayacağı gerçek bir ticaret anlaşması yapmamız için çok iyi bir şans var. Göreceğiz,” cevabını verdi.
Trump “çok iyi bir anlaşmaya varmak için çok iyi bir şans olduğunu” söyedi ve Başkan Yardımcısı JD Vance’in “her iki ülke için de müthiş, gerçekten müthiş olabilecek” bir anlaşma üzerinde çalışan kişiler arasında olduğunu belirtti.
Trump’ın yanında duran Starmer ise, “Trilyon dolarlık teknoloji sektörlerine sahip tek iki Batılı ülkeyiz; yapay zeka alanında liderleriz. Bu nedenle bugün daha da ileri giderek merkezinde ileri teknoloji olan yeni bir ekonomik anlaşma üzerinde çalışmaya karar verdik,” dedi.
Birleşik Krallık’ın ABD Büyükelçisi Peter Mandelson, bu ortak çalışmayı özel olarak “Ekonomilerimizi Yeniden Büyük Yapın” olarak adlandırdı.
Britanya bu çalışmanın biyobilim, sentetik biyoloji ve kuantum bilişim gibi alanları kapsamasını öngörüyor.
Trump da, “Bence iki anlaşma yapacağız. Bence savaşı sona erdirecek bir anlaşma yapacağız ve bence sizinle harika bir ticaret anlaşması yapacağız,” dedi.
Trump Britanya’nın AB’den “çok farklı bir yer” olduğunu söylerken İngiliz yetkililer, iki tarafın tam bir serbest ticaret anlaşması yerine aşamalı bir ekonomi ve teknoloji anlaşması hedeflediğini söyledi.
ABD-Birleşik Krallık ticaret anlaşmaları yapma girişimleri geçmişte Londra’nın bazı Amerikan tarım ürünlerini kabul etmeyi reddetmesi nedeniyle başarısızlıkla sonuçlanmıştı.
Böyle bir ticaret anlaşması fikri neredeyse on yıl önce Brexit yanlılarının temel argümanıydı.
Trump’tan Chagos Adaları anlaşmasına destek sinyali
Donald Trump ayrıca ABD’nin, Birleşik Krallık’ın gizli bir ABD askeri üssüne ev sahipliği yapan Chagos Adaları’nın egemenliğini Mauritius’a devretme yönündeki tartışmalı planını destekleyebileceğini ima etti.
Beyaz Saray’da gazetecilere konuşan Trump, “Çok yakında bu konuda bazı görüşmeler yapacağız ve içimden bir ses bunun çok iyi sonuçlanacağını söylüyor,” dedi.
Birleşik Krallık geçtiğimiz ekim ayında Hint Okyanusu’ndaki uzun süredir tartışmalı olan takımadaların Mauritius’a verilmesini öngören bir anlaşmaya varmıştı. Bu, Birleşik Krallık’ın şu anda Birleşik Krallık-ABD ortak Diego Garcia hava üssüne ev sahipliği yapan sömürgeci bir mülkten vazgeçmesi anlamına geliyor.
Joe Biden yönetimi anlaşmaya destek çıksa da İngiliz muhafazakârlar ve Amerikan Cumhuriyetçiler pek olumlu bakmıyordu. İngiltere üssün en az 99 yıllığına kiralanması ve bu sürenin uzatılabilmesi için müzakerelerde bulundu ama yurtiçi ve yurtdışındaki muhafazakârlar Starmer hükümetini adalardan gereksiz yere vazgeçmekle suçladı ve anlaşmanın Çin’in bölgede söz sahibi olmasına olanak sağlayabileceği uyarısında bulundu.
Trump perşembe günü olumlu mesajlar verdi ve kira anlaşmasının “uzun zamana yayılan şekilde” yapıldığını söyledi ve “Sanırım ülkenizle birlikte hareket etme eğiliminde olacağız,” diye ekledi.
Starmer ile JD Vance arasında gerilim
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in, İngiltere’nin ifade özgürlüğü konusundaki tutumunun Amerikan şirketlerini ve vatandaşlarını “boğduğunu” iddia etmesinin ardından Starmer Oval Ofis’te Vance’e doğrudan meydan okudu.
Başkan Trump ile görüşmesinde Starmer’ın karşısında oturan Vance, gazetecilere Britanya ile ABD arasındaki “özel ilişkinin” önemli olduğunu söyledi, fakat “aşırı zorlayıcı teknoloji regülasyonları” konusunda bir uyarıda bulundu.
Vance, “İfade özgürlüğüne yönelik ihlallerin sadece İngilizleri değil (elbette İngilizlerin kendi ülkelerinde ne yapacakları kendilerine kalmış) aynı zamanda Amerikan teknoloji şirketlerini ve dolayısıyla Amerikan vatandaşlarını da etkilediğini biliyoruz,” dedi.
Starmer, koltuğunda öne doğru eğilerek başkan yardımcısına bir cevap verdi ve hükümetinin “ABD vatandaşlarına ulaşmak istemeyeceğini ve istemediğimizi ve bunun kesinlikle doğru olduğunu” söyledi.
Starmer, “Fakat Birleşik Krallık’taki ifade özgürlüğü ile ilgili olarak, oradaki tarihimizle gurur duyuyorum,” diye ekledi.
Starmer Oval Ofis’te ABD Başkan Yardımcısına, “Birleşik Krallık’ta çok çok uzun bir süredir ifade özgürlüğümüz var ve bu çok çok uzun bir süre daha devam edecek,” dedi.
Diplomasi
NATO ajansı ölçek ekonomisiyle Ukrayna’nın giderlerini azaltacak

Financial Times’ın haberine göre NATO, Ukrayna’nın silah ve mühimmat tedarikini bünyesindeki Destek ve Tedarik Ajansı üzerinden yürütmesine onay vererek teslimatları hızlandırmayı ve maliyetleri düşürmeyi amaçlıyor. Avrupa Birliği’nin sağladığı 90 milyar avroluk kredinin 60 milyar avrosu savunmaya ayrıldı.
NATO, Ukrayna’nın silah, mühimmat ve askeri teçhizat alımlarını kendi bünyesindeki Destek ve Tedarik Ajansı (NSPA) üzerinden yapmasına olanak tanıdı.
Financial Times gazetesine konuşan ajansın Operasyon Destek Direktörü Jacqueline Borsboom, bu adımın teslimatları hızlandıracağını ve maliyetleri düşüreceğini kaydetti.
Borsboom, mekanizmanın Ukrayna’ya tedarik tecrübesi, destek hizmetleri ve mevcut sanayi altyapısına doğrudan erişim sağlayacağını belirtti.
Yetkili, “Ölçek ekonomisi sayesinde maliyet avantajı ortaya çıkacak” dedi.
Yeni uygulamayla Kiev yönetimi, ihtiyaç duyduğu askeri malzemelerin teminini doğrudan ajansa devredebilecek.
Borsboom, Ukrayna’nın örneğin 30 bin takım askeri üniformaya ihtiyaç duyduğunda satın alma sürecini ajansa devredebileceğini anlattı.
Anlaşma, ittifakın nisan ayında Ukraynalı savunma şirketlerinin NSPA ihalelerine katılmasına izin veren kararının devamı niteliğini taşıyor.
Ajans geçen hafta Kiev’de yaklaşık 150 Ukraynalı şirketle bir araya gelerek tedarikçi kaydı ve sözleşme süreçlerini paylaştı.
Ukrayna silah alımlarını ABD ve Avrupa Birliği kaynaklarıyla finanse ediyor
Ukrayna 2025 yılından bu yana Amerikan silahlarını, NATO ülkelerinin Kiev için ABD’den silah ve mühimmat temin ettiği PURL mekanizması üzerinden ediniyor.
The Economist dergisi, Ukrayna’nın Patriot sistemleri için önleme füzelerinin yüzde 95’ini ve F-16 savaş uçakları füzelerinin büyük kısmını bu mekanizmayla temin ettiğini yazdı.
Uzmanlar, mevcut koşullarda Amerikan sevkiyatlarına denk bir alternatif olmadığını değerlendiriyor.
Financial Times, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin, Ukrayna’nın Rus petrol rafinerilerine düzenlediği saldırıları durdurmak amacıyla bu program kapsamındaki sevkiyatları ve istihbarat paylaşımını kesme tehdidinde gittiğini aktarmıştı.
Kiev yönetimi Amerikan silahlarının yanı sıra askeri alımlarını Avrupa Birliği kredisiyle de finanse edebilecek.
AB, Aralık 2025’te Ukrayna’ya ortak bütçeden 2026-2027 dönemi için dondurulan Rus varlıklarına dokunmadan 90 milyar avroluk kredi sağlama kararı aldı.
Macaristan, Çekya ve Slovakya’nın dışında kaldığı kredi paketi Nisan 2026’da onaylanırken bu kaynağın 60 milyar avroluk bölümü savunma harcamalarına ayrıldı.
Avrupa Komisyonu, finansman çerçevesinde hava ve füze savunma sistemleri, füzeler, mühimmat ile radarları içeren 6,1 milyar avroluk yeni silah alımını onayladı.
Bu alımların ağırlıklı olarak Avrupalı savunma sanayisi şirketlerinden yapılması hedefleniyor.
Diplomasi
Mekke Savunma Paktı Meclis’te: Bir ülkeye saldırı hepsine sayılacak

Türk hükümeti, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın ağustos ayında imzaladığı Mekke Savunma Paktı’nın metnini salı günü Meclis’e sundu. Middle East Eye sitesinin ulaştığı 16 maddelik süresiz anlaşma, bir ülkeye yönelik dış saldırıyı tüm müttefiklere yapılmış sayıyor ve yürürlüğe girdikten sonraki ilk 10 yıl çekilmeyi yasaklıyor.
Türk hükümeti, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın ağustos ayında imzaladığı Mekke Savunma Paktı’nın metnini salı günü Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sundu. Kuzey Atlantik Antlaşması’nın 5. maddesine benzer şekilde imzacı devletleri birbirini savunmakla yükümlü kılan bu anlaşma, yeni bir uluslararası savunma ittifakı kuruyor.
Middle East Eye portalının özel olarak ulaştığı ve resmi olmayan çevirisini yayımladığı 16 maddelik anlaşma metni, belirli bir ülkeyi veya bölgeyi tehdit olarak tanımlamıyor. Metin bunun yerine katılımcı ülkelerin bağımsızlıklarına, egemenliklerine veya toprak bütünlüklerine yönelik silahlı bir saldırı halinde birbirlerini desteklemek için gerekli önlemleri alacağını vurguluyor.
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti Hükümeti ve Suudi Arabistan Krallığı Hükümeti metinde “Taraf”, “Taraflar” veya “Asli Taraflar” olarak adlandırılıyor. Üç hükümet, anlaşmanın giriş bölümünde egemenliğe karşılıklı saygıyı, Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’nın ilkelerini, uluslararası hukuku ve iç hukukun ilgili ilkelerini dikkate alarak mevcut savunma ortaklığına ilişkin işbirliği, eşgüdüm ve entegrasyon mekanizmalarını ortak bir savunma anlaşmasında birleştirmeyi kabul ediyor.
Giriş bölümünde ayrıca silahlı kuvvetlerin birlikte çalışabilirliğini, hazırlık durumunu ve etkinliğini kapsayan işbirliği, eşgüdüm ve entegrasyon temelinde, ortak çıkarlar doğrultusunda ilişkileri daha da geliştirme iradesi teyit ediliyor ve böylece taraflar ile halkları arasındaki mevcut dostluk ve kardeşlik bağlarının güçlendirileceği belirtiliyor. Ülkeler birbirlerinin iç işlerine karışmama, egemen eşitlik, toprak bütünlüğü ve uluslararası alanda tanınan sınırların dokunulmazlığı ilkelerinin önemini yinelerken, bağımsızlık, egemenlik ve toprak bütünlüklerine yönelik silahlı bir saldırı durumunda karşılıklı destek için gerekli önlemleri uygulamanın şart olduğunu ilan ediyor.
Küresel ve bölgesel barış, istikrar ve güvenliği sağlamak amacıyla uluslararası hukuk ve BM Şartı doğrultusunda ortak çaba ve eşgüdümün önemini ifade eden taraflar, terörle mücadelede yetkili makamlar arasındaki mevcut işbirliğini derinleştirme arzularını dile getiriyor. Uluslararası meselelerde ortak bir tutum benimsemek üzere bölgesel ve uluslararası kuruluşlardaki mevcut işbirliğini güçlendirmenin önemine dikkat çekilirken, savunma ve savunma sanayii işbirliğini daha da geliştirme ihtiyacı kaydediliyor.
Saldırı tüm müttefiklere yapılmış sayılacak
Anlaşmanın 1. maddesine göre taraflar birbirlerinin bağımsızlığını, egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve uluslararası alanda tanınan sınırlarının dokunulmazlığını sağlamak ve korumak için işbirliği yapacak. İlk madde, “Taraflardan herhangi birinin toprak bütünlüğü, egemenliği veya uluslararası alanda tanınan sınırları tehdit edilir ya da tehlikeye girerse, Taraflar bu tür tehdit veya tehlikeleri ortadan kaldırmak için gerekli tüm araçları kullanacaktır” hükmünü taşıyor.
Anlaşmanın 2. maddesi ise “Taraflardan herhangi birine yönelik dış kaynaklı silahlı bir saldırı, tüm Taraflara yönelik bir saldırı olarak kabul edilecektir” ifadesiyle ortak savunma taahhüdünü düzenliyor. Aynı maddede, “Taraflardan biri başka bir ülke veya ülke grubu tarafından silahlı saldırıya ya da askeri saldırganlığa maruz kalırsa, Taraflar birbirlerine sağlayabilecekleri tüm karşılıklı yardım araçlarını tam olarak kullanarak saldırıya uğrayan Tarafa derhal yardım edecektir” deniyor.
BM Şartı’nın 51. maddesiyle tanınan meşru müdafaa hakkının kullanılmasını sağlamak amacıyla konulan bu hüküm uyarınca ülkeler, gereken yardımın nesnel bir değerlendirmesinin ardından sağlanacak desteğin kapsamını ve niteliğini belirleyecek. İmzacılar, “askeri araç ve kabiliyetler dahil olmak üzere” mevcut kaynaklarının sınırları dahilinde işbirliği yapacak.
Anlaşmanın 3. maddesi, 2. madde uyarınca tarafların savunma, savunma sanayii ve güvenlik alanlarında yakın işbirliği yapmasını, silahlı kuvvetleri arasındaki ilişkileri geliştirmesini ve savunma işbirliğini güçlendirmeye yönelik kararlaştırılan faaliyetleri yürütmesini öngörüyor. 4. maddeye göre ülkeler uluslararası güvenlik konularında düzenli istişarelerde bulunacak; hayati çıkarlarını ve ulusal güvenliklerini korumak, ulusal güvenliklerine yönelik tehdit ve tehlikeleri ortadan kaldırmak amacıyla ortak değerlendirmelere dayalı bireysel ve ortak önlemler geliştirmede birbirlerine sürekli ve etkin biçimde yardım ederek işbirliği yapacak.
Terörle mücadele başlığını düzenleyen 5. madde kapsamında imzacılar, bölgesel ve uluslararası istikrar ile güvenliği olumsuz etkileyen tüm biçim ve tezahürleriyle terörizmle mücadelede operasyonel düzey de dahil olmak üzere mevcut işbirliğini ve ortak çabaları güçlendirecek.
Savunma sanayii, istihbarat ve lojistik desteği genişliyor
Anlaşma; savunma sanayiilerinin geliştirilmesi, silahlı kuvvetlerin eğitimi ve ülkelerin birbirlerine ekipman, yakıt ve diğer savunma malzemelerini tedarik etmesi konularında işbirliği öngörürken istihbarat paylaşımı için de bir çerçeve kuruyor. 6. maddeye göre taraflar, savunma kabiliyetlerini geliştirmek amacıyla savaş ve barış zamanında savunma kurumları arasında karşılıklı personel değişimini, ortak eğitim programlarını ve tatbikatları, ayrıca silahlı kuvvetlerinin birlikte çalışabilirliğini artırmaya yönelik konuşlandırma ve faaliyetleri teşvik edecek.
Savunma kabiliyetlerini güçlendirmek için karşılıklı mutabakat temelinde savunma sanayii kurumları arasında teknoloji paylaşımını, ortak teknoloji geliştirmeyi, ortak üretimi ve savunma sanayii kuruluşları arasındaki işbirliğini desteklemeyi öngören 7. madde, beş işbirliği alanı sıralıyor. Bu alanlar; savunma alanında ortak üretimin teşvik edilmesi, özel uzmanlık gerektiren teknolojilerde ortak araştırma ve geliştirme projeleri yoluyla savunma inovasyonunun hayata geçirilmesi, herhangi bir tarafın uzmanları aracılığıyla tarafların topraklarında personelin eğitilmesi ve askeri sanayinin desteklenmesi, savunma sanayii ile savunma araştırma, geliştirme ve inovasyon alanlarında uzmanlık ve çıkarılan derslerin paylaşılması ve taraflarca karşılıklı olarak kararlaştırılan diğer işbirliği alanları olarak belirleniyor.
İstihbarat işbirliğini derinleştirmek ve bu konuda gerekli eşgüdümü sağlamak amacıyla 9. madde, bilgi güvenliği, veri koruma ve gizlilik kurallarına riayet edilerek karşılıklı kararlaştırılan güvenli kanallar üzerinden istihbarat paylaşılmasını düzenliyor. 10. madde ise lojistik destek hizmetlerinin mevcudiyeti ve uyumluluğuna bağlı olarak tarafların barış zamanında, savaş zamanında ve diğer acil durumlarda silah, mühimmat, yakıt, yedek parça ve diğer ekipmanlar dahil birbirlerine lojistik destek sağlamasını hükme bağlıyor.
Suudi Arabistan’da sekreterya kurulacak, ilk genel sekreter Pakistanlı olacak
Anlaşmanın 8. maddesi, ortak savunmaya stratejik yön vermek, savunma ve güvenlik işbirliğini geliştirmek ve anlaşmanın uygulanması sırasında ortaya çıkabilecek engelleri ele almak üzere “Asli Taraflar”ın bir “Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi” kurmasını kararlaştırıyor. Dışişleri bakanları, savunma bakanları ve genelkurmay başkanlarından oluşacak komite, ev sahipliği taraflar arasında dönüşümlü olmak üzere yılda iki kez toplanacak; ülke liderleri ise gerekli görülmesi halinde yılda bir kez bir araya gelebilecek.
Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi gerekli görürse alt komiteler kurabilecek ve anlaşmada öngörülen işbirliği alanlarının uygulanması için gerektiğinde taraflar arasında anlaşmalar veya protokoller müzakere edilecek. Ayrıca bu komite, “Asli Taraflar”ın oybirliğiyle diğer tarafların anlaşmaya katılımına ilişkin usul ve esasları belirlemeye ve onaylamaya yetkili olacak.
Komiteye hizmet vermek üzere merkezi Suudi Arabistan Krallığı’nda yer alan bir Sekreterya kurulacak ve bu yapı Suudi Arabistan Krallığı ile bir merkez anlaşması akdedecek. Sekreteryanın işleyişi, teşkilat yapısı ve kuruluşuna ilişkin usul ve esaslar daha sonra “Asli Taraflar”ın oybirliğiyle belirlenecek.
Sekreteryaya, “Asli Taraflar” arasında dönüşümlü olarak üç yıllık bir görev süresi için atanan bir Genel Sekreter başkanlık edecek ve ilk Genel Sekreter, Pakistan İslam Cumhuriyeti vatandaşı olacak. Bu maddenin hükümleri, taraflar arasındaki mevcut askeri işbirliği komitelerinin çalışmalarına halel getirmeyecek.
Anlaşmadan ilk 10 yıl çıkılamayacak
Hukuki çerçeveyi çizen 11. maddeye göre imzacılar, uluslararası hukuka ve ilgili iç hukuklarına halel getirmeksizin bu anlaşmayı hükümlerinin uygulanması için yasal dayanak olarak kabul edecek ve gerektiğinde ek yasal önlemler önerecek. 12. madde, anlaşmanın tarafların daha önce akdettikleri uluslararası anlaşmalardan doğan hak ve yükümlülüklerine zarar vermeyeceğini kayıt altına alıyor.
Gizlilik kurallarını düzenleyen 13. madde uyarınca ülkeler, anlaşma kapsamında elde edilen gizli bilgi ve belgelerin gizliliğine ve ulusal mevzuata saygı gösterecek. Gizli bilgi ve belgeler taraflar dışındaki hiçbir devlet, şirket veya kişiyle paylaşılmayacak; bu bilgi ve belgelere erişim “bilmesi gereken” prensibi temelinde ve yalnızca uygun düzeyde güvenlik belgesine sahip kişilere sağlanacak.
Anlaşmanın yorumlanması veya uygulanmasından doğan her türlü uyuşmazlık, 14. maddeye göre taraflar arasındaki istişare ve görüşmeler yoluyla dostane biçimde çözülecek. 15. madde ise anlaşmanın “Asli Taraflar” arasındaki istişareler ve oybirliğiyle değiştirilebileceğini belirtiyor.
Son madde olan 16. maddeye göre anlaşma, her bir taraf için geçerli usullere göre onaylanacak ve son onay belgesinin Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi Sekreteryası’na tevdi edildiği tarihte yürürlüğe girecek. Süresiz olarak yürürlükte kalacak anlaşmanın bir bitiş tarihi yok.
İmzacı devletler, yürürlüğe giriş tarihinden itibaren ancak 10 yıl geçtikten sonra ve çekilme niyetlerini diplomatik kanallar üzerinden en az üç ay önceden diğer taraflara yazılı olarak bildirmeleri şartıyla anlaşmadan çekilebilecek. Anlaşmanın sona ermesi veya anlaşmadan çekilme, bu tarihten önce taraflarca kararlaştırılan devam eden faaliyetleri ya da projeleri etkilemeyecek; gizli bilgi ve belgelerin korunması ve ifşasının önlenmesine ilişkin sorumluluklar da anlaşma sona erdikten veya anlaşmadan çekildikten sonra devam edecek.
7 Ağustos 2026 Cuma günü (Hicri 24/2/1448) Mekke’de imzalanan anlaşma; Türkçe, Arapça ve İngilizce dillerinde, her bir metin eşit derecede geçerli olmak üzere üç orijinal nüsha halinde düzenlendi. Metinler arasında yorum farkı çıkması halinde İngilizce metin esas alınacak.
Diplomasi
Ukrayna Merkez Bankası Başkanı Pışnıy’ın ofisinde arama yapıldı

Ukrayna Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Bürosu ve Özel Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı, Ukrayna Merkez Bankası Başkanı Andriy Pışnıy’ın makamında ve bağlantılı adreslerde arama gerçekleştirdi. Güvenlik birimleri operasyon kapsamında hiçbir gözaltı işlemi yapılmadığını ve kimseye suçlama yöneltilmediğini duyurdu.
Ukrayna Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Bürosu (NABU) ve Özel Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı (SAP), Ukrayna Merkez Bankası Başkanı Andriy Pışnıy’ın makamında ve bağlantılı adreslerde arama yaptı.
Gelişmeyi Ukrayna basını ve Ukrayna Parlamentosu Milletvekili Oleksiy Honçarenko duyurdu.
Honçarenko, güvenlik güçlerinin adli işlemleri doğrudan Pışnıy’ın çalışma ofisinde ve kendisiyle ilişkili diğer adreslerde yürüttüğünü aktardı.
NABU’dan yapılan açıklamada, aramaların Ukrayna Ulusal Bankası binasında ve bir personelin ikametgahında icra edildiği kaydedildi.
Kurum, soruşturmanın gizliliğini korumak amacıyla ayrıntıların paylaşılmadığını vurgularken, “Hiç kimse gözaltına alınmadı, kimseye suçlama yöneltilmedi” bilgisini verdi.
Bloomberg, ağustos ayında yayımladığı haberde Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin Pışnıy’ın faaliyetlerinden giderek daha fazla rahatsızlık duyduğunu yazmıştı.
Habere göre Zelenskiy, Pışnıy’ın Uluslararası Para Fonu (IMF) ile gereğinden fazla yakın bağ kurduğunu ve ülke ekonomisini destekleme konusunda yetersiz kaldığını değerlendiriyordu.
Kaynaklar, Zelenskiy’nin o aşamada Pışnıy’ı görevden alma niyetinde olmadığını aktarmıştı.
Aynı kaynaklar, Zelenskiy’nin merkez bankası başkanından çok bir siyasetçiyi andıran geniş çaplı kamusal görünürlükten rahatsızlık duyduğunu belirtmişti.
Pışnıy’ın üst düzey yetkililerle temaslarını sosyal medyada öne çıkarma alışkanlığı ve bankanın yürüttüğü çeşitli tanıtım hamleleri devlet başkanında şüphe uyandırıyordu.
Milletvekili Oleksandr Dubinskiy de Pışnıy’ın, Devlet Başkanlığı Ofisi eski Başkanı Andriy Yermak’ın yakın dostu olduğunu öne sürmüştü.
Yermak’ın adreslerinde, Energoatom şirketindeki yolsuzluk şemasına ilişkin yürütülen “Midas” davası kapsamında Kasım 2025’te arama yapılmış ve ardından görevine son verilmişti.
NABU, mayıs ayında Yermak’ı Kiev yakınlarındaki lüks konut inşaatları üzerinden 460 milyon grivnalık (10,4 milyon dolardan fazla) kaynağı akladığı iddia edilen bir grubun üyesi olarak nitelemişti.
Dosyada basının Yermak ile ilişkilendirdiği “Ali Baba” takma adı geçmişti.
Mahkeme 14 Mayıs’ta Yermak hakkında 140 milyon grivna kefalet imkanıyla 60 günlük tutuklama kararı vermişti.
Birkaç gün sonra eski ofis başkanı adına kefalet tutarının tamamının yatırılması üzerine Yermak cezaevinden tahliye edilmiş, kendisi ise masum olduğunu savunmuştu.
NABU Başkanı Serhiy Krivonos, eylül ayında yaptığı açıklamada büronun ve savcılığın, Yermak dahil bazı ceza davalarının şüphelileri adına yatırılan kefalet kaynaklarının menşeini inceleyeceğini duyurmuştu.
Pışnıy, Ukrayna Merkez Bankası başkanlığı görevini Ekim 2022’de devraldı. Kurumu 2020’den bu yana yöneten önceki başkan Kirilo Şevçenko ise sağlık gerekçeleriyle istifa ettiğini açıklamıştı.
Özel Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı daha sonra Şevçenko’ya, merkez bankasına geçmeden önce çalıştığı Ukrgasbank’taki kaynakların zimmete geçirilmesi gerekçesiyle suçlama yöneltti.
Savcılık, Şevçenko’ya yöneltilen suçlamaların merkez bankasını yönettiği dönemi kapsamadığını netleştirdi.
Dünya Basını2 hafta önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika2 hafta önceBrezilya’da ikinci tur süreci nasıl işleyecek?
Amerika4 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum








