Bizi Takip Edin

Diplomasi

Kiev’de koltuk savaşları: Timoşenko hakkındaki rüşvet soruşturmasıyla ilgili neler biliniyor?

Yayınlanma

Ukrayna’da Batkivşçina Partisi lideri ve eski başbakanlardan Yuliya Timoşenko, parlamento kararlarını etkilemek amacıyla milletvekillerini satın alma girişimiyle suçlanıyor. Zelenskiy yönetimindeki kritik kabine değişiklikleri ve istihbarat birimleri arasındaki güç mücadelesinin gölgesinde yürütülen soruşturmada, eski başbakanın suçlu bulunması halinde 10 yıla kadar hapis cezası alabileceği belirtiliyor.

Ukrayna Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Bürosu (NABU) ve Uzmanlaşmış Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı (SAP), 13 Ocak’ta yaptıkları açıklamada, Yüksek Rada’daki (parlamento) “bir parti grubu başkanının”, diğer gruplardaki milletvekillerini istenilen yönde oy kullanmaları için satın almaya çalıştığını duyurdu.

NABU ve SAP, bu girişimi Ukrayna Ceza Kanunu’nun 369. maddesinin 4. fıkrası uyarınca “kamu görevlisine haksız menfaat sağlama” suçu kapsamında değerlendirdi. Söz konusu suçlama, beş ila on yıl hapis cezası ve mal varlığına el konulmasını öngörüyor.

Aynı gün Ukrayna basını, Yuliya Timoşenko’nun kurucusu olduğu ve liderliğini yürüttüğü Batkivşçina Partisi’nin genel merkezinde aramalar yapıldığını aktardı.

Timoşenko, 14 Ocak’ta sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamayla bu bilgiyi doğruladı. “Tepeden tırnağa silahlı otuzdan fazla kişi, hiçbir belge ibraz etmeden binayı fiilen işgal etti ve çalışanları rehin aldı” diyen Timoşenko, tüm suçlamaları “absürt” olarak niteleyerek reddetti.

Eski Başbakan, “Görünüşe göre seçimler sanıldığından çok daha yakın ve birileri rakiplerini temizlemeye karar verdi” ifadelerini kullandı.

Ukrayna merkezli Obozrevatel portalı, Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’nin partisi Halkın Hizmetkarı’nın Grup Başkanı David Arahamiya’nın ofisinde de aramalar yapıldığını öne sürdü. Ancak bu iddia daha sonra doğrulanmadı ve Arahamiya konuya ilişkin açıklama yapmadı.

SAP, dün savcılık ve büro yetkililerinin Timoşenko’ya haksız menfaat sağlama şüphesiyle resmi suçlamayı tebliğ ettiğini doğruladı.

Ayrıca yolsuzlukla mücadele organlarının, oylamalarda istenilen yönde hareket etmeleri karşılığında rüşvet aldığından şüphelenilen yaklaşık 20 milletvekilini incelemeye aldığı ortaya çıktı.

Ses kayıtları basına sunuldu, “sistematik rüşvet” suçlaması geldi

Eski Devlet Başkanı Pyotr Poroşenko’nun Avrupa Dayanışması Partisi milletvekili Aleksey Gonçarenko’nun aktardığı bilgiye göre; Timoşenko, diğer gruplardaki milletvekillerinin Batkivşçina saflarına geçmesi için müzakereler yürütüyordu. Bu görüşmelerden birinin kayda alınarak NABU’ya iletildiği belirtiliyor.

Kısa süre sonra büro ve savcılık, söz konusu ses kaydını kamuoyuyla paylaştı. Kurumların ortak açıklamasında, “Şüpheli, sadık davranışlar karşılığında haksız menfaat sağlanmasına yönelik sistematik bir mekanizmanın devreye sokulması için bazı milletvekilleriyle görüşmeler başlattı. Konu tek seferlik anlaşmalar değil, ödemelerin peşin yapılmasını öngören ve uzun vadeye yayılan düzenli bir işbirliği mekanizmasıydı” denildi.

Yayınlanan kayıtta, Timoşenko’ya ait olduğu düşünülen bir sesin, üç milletvekilinden oluşan bir gruba kişi başı aylık 10 bin dolar ödeme yapılmasını tartıştığı duyuluyor.

Timoşenko kimdir?

Kamuoyunda “Gaz Kraliçesi” lakabıyla tanınan 65 yaşındaki Yuliya Timoşenko, 1997 yılından bu yana (birinci dönem hariç tüm dönemlerde) milletvekilliği yapıyor. 1999 yılında Batkivşçina Partisi’ni kuran Timoşenko, aynı dönemde Viktor Yuşçenko hükümetinde Başbakan Yardımcısı olarak yakıt ve enerji kompleksinden sorumlu oldu.

Yaklaşık 30 yıllık kariyeri boyunca Timoşenko sık sık yargı süreçleriyle karşı karşıya kaldı. İlk olarak Leonid Kuçma döneminde (1994–2005), muhalefete geçtikten kısa bir süre sonra 2001 yılında cezaevine girdi.

O dönemde Rus gazı kaçakçılığı, evrakta sahtecilik, eski Başbakan Pavel Lazarenko’ya ve Rusya Savunma Bakanlığı yetkililerine rüşvet vermekle suçlandı.

Kiev Peçersk Bölge Mahkemesi’nin suçlamaları asılsız bularak tutuklama kararını kaldırması üzerine 42 gün kaldığı cezaevinden çıktı. 2005 yılında Ukrayna Yüksek Mahkemesi, Timoşenko aleyhindeki tüm davaları kapattı.

İkinci yargılama dalgası Viktor Yanukoviç döneminde (2010–2014) geldi. 2007-2010 yılları arasında Başbakanlık yapan Timoşenko, Rusya ile gaz anlaşmaları imzalarken yetkisini aştığı iddiasıyla yargılandı.

2011 yılında Peçersk Mahkemesi tarafından yedi yıl hapse mahkum edildi. İki yıldan fazla cezaevinde kalan Timoşenko, Meydan olaylarının ardından Şubat 2014’te serbest bırakıldı ve itibarı iade edildi.

Soruşturmanın zamanlaması manidar

Timoşenko’ya yönelik soruşturma, Ukrayna hükümetindeki kapsamlı değişikliklerin yaşandığı bir dönemde gündeme geldi.

Vladimir Zelenskiy, 2 Ocak 2026 tarihinde idari kadrosunda değişikliğe giderek, 2020’den bu yana ofisini yöneten Andrey Yermak’ın Kasım 2025’teki istifasının ardından, bu göreve Ukrayna Savunma Bakanlığı İstihbarat Ana Müdürlüğü (GUR) Başkanı Kirill Budanov’u getirdi.

Zelenskiy aynı süreçte, Dijital Dönüşüm Bakanı Mihail Fedorov’u Savunma Bakanlığına, 2020–2025 yılları arasında Başbakanlık yapan Denis Şmıgal’i ise Başbakan Birinci Yardımcısı ve Enerji Bakanlığına aday gösterdi.

5 Ocak’ta ise Ukrayna Güvenlik Teşkilatı (SBU) Başkanı Vasiliy Malyuk’un görevinden ayrılacağı ve Rusya’ya karşı “asimetrik operasyonlar” yürüteceği açıklandı. SBU’nun başına vekâleten, kurumun özel operasyonlar merkezi “A”nın yöneticisi Yevgeniy Hmara atandı.

Yüksek Rada, 13 Ocak’ta Şmıgal, Fedorov ve Malyuk’un istifalarını onayladı. Ancak atama oylamalarında kriz yaşandı. Fedorov’un Savunma Bakanı, Şmıgal’in ise Enerji Bakanı olarak atanması için gereken asgari 226 oy sağlanamadı; Fedorov 206, Şmıgal ise 210 oyda kaldı.

Kiev’de istihbarat savaşları

Öte yandan Ukrayna merkezli Strana gazetesi, Timoşenko’ya yönelik operasyonu, Rada’daki oylama ve SBU Başkanı Malyuk’un istifasıyla ilişkilendiriyor.

NABU ve SAP, ses kayıtlarıyla birlikte, Timoşenko’nun 13 Ocak oylaması öncesinde milletvekillerine gönderdiği iddia edilen bir mesajı da yayınladı. Mesajda şu ifadeler yer alıyordu:

“Yarın sadece kadro konuları var. Görevden almalar: Malyuk, Şmıgal, Fedorov. Herkesin görevden alınması için ‘evet’ oyu veriyoruz. Atamalar: Savunma Bakanlığı, Enerji Bakanlığı, Adalet Bakanlığı. Hiçbir atama için oy kullanmıyoruz.”

Batkivşçina grubu, Malyuk’un görevden alınmasında kilit rol oynadı; partinin 11 oyu olmasaydı karar geçmeyecekti. Strana’nın analizine göre, SBU Başkanı Malyuk’un görevden alınması Zelenskiy için prensip meselesiydi.

Haberde, Malyuk yönetimindeki SBU’nun askeri, enformasyon ve ticari alanlarda ülkenin en etkili kurumu haline geldiği vurgulanıyor.

Gazeteye konuşan bir kaynak, “Zelenskiy, Malyuk’un kendi siyasi oyununu kurduğunu ve SBU’yu fiilen başkanın kontrolünden çıkardığını gördü. İstifaya karşı yürütülen kampanya bu izlenimi güçlendirdi. Bu yüzden devlet başkanı, uygun zamanı bekleyip onu görevden aldı. Ayrıca Malyuk’un Kirill Budanov ile ilişkileri de gergin” değerlendirmesinde bulundu.

Parlamentoda son durum

Yaşanan krizin ardından 14 Ocak’ta Rada’da yapılan ikinci oylamada Fedorov 277 oyla Savunma Bakanı, Şmıgal ise 248 oyla Başbakan Birinci Yardımcısı ve Enerji Bakanı olarak atandı.

Ukrayna Anayasası’na göre 450 sandalyeli Yüksek Rada’da, Kırım ve Sivastopol’ün Rusya kontrolünde olması nedeniyle 2019 seçimlerinde 424 milletvekili seçilmişti.

Geçen yılın kasım ayı itibarıyla parlamentoda 395 milletvekili görev yapıyor. 2022’de başlayan savaşın ardından yasaklanan Yaşam için Muhalefet Platformu partisinin birçok üyesinin vekilliği düşürüldü.

Partinin lideri Yuriy Boyko öncülüğünde kurulan “Yaşam ve Barış Platformu” grubu şu anda 21 sandalyeye sahip.

Bu ay itibarıyla parlamentoda Halkın Hizmetkarı (Zelenskiy’nin partisi) 229; Avrupa Dayanışması 26; Batkivşçina (Timoşenko) 25; Yaşam ve Barış Platformu 21; Golos (Ses) ve Doveriye (Güven) 19’ar; Gelecek İçin ve Ukrayna’nın Yeniden İnşası 17’şer sandalyeye sahip.

Mart 2024’te yapılması gereken genel seçimler, ülkede devam eden sıkıyönetim nedeniyle iptal edilmişti.

Zelenskiy’nin kasası yargılanıyor: Ukrayna’daki yeni dalga yolsuzluk operasyonlarına bakış – 2

Diplomasi

Çin, AB’nin dış destek kurallarını sert bir şekilde eleştirdi

Yayınlanma

Çin, AB’nin yabancı sübvansiyon kurallarının Brüksel ile arasındaki daha geniş kapsamlı ticaret anlaşmazlığının parçası olduğu mesajını verdi.

Çin Adalet Bakanlığı, Çinli şirketlere, Yabancı Sübvansiyonlar Yönetmeliği (FSR) kapsamında yürütülen soruşturmalarda AB yetkililerine bilgi vermemeleri talimatını verdi.

Bu düzenleme, tek pazardaki aktörlerin yurt dışından haksız destek almamasını sağlamak için AB’nin kullandığı bir araç.

Bildirimde, Avrupa Komisyonu’nun, tüketici elektroniği perakendecisi MediaMarkt’ın ana şirketi olan Alman Ceconomy’yi 2 milyar avroluk bir anlaşma ile satın almaya çalışan Çinli e-ticaret devi JD.com’a yönelik derinlemesine soruşturmasından açıkça bahsedildi.

Bu hamle, AB ile Çin arasında yeniden başlayan ticaret diyaloğunun ortasında Brüksel’e baskı uygulamayı amaçlıyor gibi görünüyor.

Müzakereciler, AB’nin Çin ile olan günlük 1 milyar avroluk mal ticaret açığını nasıl azaltacakları konusunda yoğun kapalı kapı görüşmeleri yürütüyorlar.

Komisyon’un eylül ayında Çin Ticaret Bakanlığı ile bir video konferans düzenlemesi ve bu konferansın, Ticaret Sorumlusu Maroš Šefčovič’in ekim başında Pekin’e yapacağı ziyaretin önünü açması bekleniyor.

Komisyon, birkaç gün sonra düzenlenecek bir zirvede AB liderlerine durum değerlendirmesi sunacak.

Bu, blok için ticaret ilişkilerini yeniden dengelemek için yapıcı bir yaklaşımın yeterli olup olmadığına ya da Brüksel’in Avrupa’nın ticari çıkarlarını daha kararlı bir şekilde savunması gerekip gerekmediğine karar vermesi açısından bir dönüm noktası olabilir.

Çin Ticaret Bakanlığı sözcüsü perşembe günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Çin, AB’nin Çinli şirketleri baskı altına almak için Yabancı Sübvansiyonlar Yönetmeliği (FSR) gibi tek taraflı araçları kötüye kullanmasına sürekli olarak karşı çıkmıştır,” dedi.

Sözcü şöyle devam etti:

“Çin ve AB’nin bir Ticaret ve Yatırım Danışma (TIC) mekanizması kurduğunu ve farklılıkların diyalog ve danışma yoluyla yönetilmesi konusunda bir uzlaşmaya vardığını vurgulamak isterim. AB’nin, FSR soruşturmasındaki hatalı uygulamalarını derhal düzeltmek ve hükümetler arası diyalog yoluyla iletişimi güçlendirmek için Çin ile işbirliği yapmasını umuyoruz. Çin, AB’nin adımlarını yakından takip edecek ve ulusal güvenliği ile işletmelerin meşru hak ve çıkarlarını kararlılıkla korumak için gerekli önlemleri alacaktır.”

Komisyon, FSR’nin şirketlere merkezlerinin bulunduğu yere göre ayrımcılık yapmadığını savunuyor.

Sözcü Ricardo Cardoso perşembe günü Brüksel’de gazetecilere yaptığı açıklamada, “FSR, milliyetlerine bakılmaksızın tüm şirketlere uygulandığı için DTÖ kurallarına tamamen ve tam olarak uygundur; amacı, Çinli şirketler de dahil olmak üzere AB’de faaliyet gösteren tüm şirketlerin eşit muamele görmesini ve eşit şartlarda rekabet etmesini sağlamaktır,” dedi.

Pekin’e göre, AB, JD.com’un anlaşmasının Çin devlet desteği ile haksız bir şekilde desteklenip desteklenmediğini araştırırken çok fazla bilgi talep ediyor.

Ticaret Bakanlığı sözcüsü, “JD.com davasında AB, yine keyfi ve mantıksız bir şekilde, soruşturmayla ilgisi olmayan çok çeşitli bilgileri ilgili Çinli bankalardan talep etmiştir,” dedi.

Komisyon, JD.com’un Çin hükümeti tarafından sağlanan tercihli finansman, vergi teşvikleri ve hibeler şeklinde haksız avantajlardan yararlanıyor olabileceğinden endişe duyuyor.

Bu durum, işlem tamamlandığında şirkete AB pazarında rekabet avantajı sağlayabilir.

JD.com, bu hafta Komisyon’un endişelerini gidermek için düzeltici önlemler sundu. Bu durum genellikle görüşmelerin ileri bir aşamada olduğunun işareti olarak kabul edilir.

Konuyu yakından takip eden Hollandalı Avrupa Parlamentosu üyesi ve Avrupa Parlamentosu Uluslararası Ticaret Komitesi üyesi Dirk Gotink’e göre, Pekin’in müdahalesi satın almayı tehlikeye bile atabilir.

“Siyasi bir sürecin rehineleri haline geliyorlar,” diyen Gotink, Pekin’in hamlesini “tek taraflı bir tırmanış” olarak nitelendirdi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

ABD’nin yol açtığı istikrarsızlık ortamında Ürdün Kralı Abdullah, Çin’i ziyaret ediyor

Yayınlanma

İran savaşının sona ereceğine dair bir işaret bulunmaması ve İsrail’in bölge genelindeki politikasının denetimsiz biçimde sürmesi, Ürdün’ü gelecekteki belirsizliklere ve daha az öngörülebilir bir ABD politikasına karşı alternatiflerini artırmaya yöneltiyor. Ürdün Kralı bu atmosferde Çin’i ziyaret ediyor.

Orta Doğu, ABD-İsrail-İran savaşının devam eden sonuçlarıyla mücadele ederken, Çin’in cazibesi Washington’ın bölgedeki en yakın ortakları arasında bile giderek artıyor.

Bölge genelindeki hükümetler yatırım, teknoloji ve giderek daha fazla ölçüde güvenlik işbirliği için Pekin’e yöneliyor. Mısır, Çin ile savunma ilişkilerini genişletirken Körfez ülkeleri de Çin ile askeri ve ekonomik anlaşmalar peşinde.

Bu hafta Ürdün Kralı II. Abdullah da bu eğilime katılarak bir haftalık ziyaret için Çin’e gitti. Bu, Abdullah’ın on yıldan uzun bir süredir Çin’e gerçekleştirdiği ilk devlet ziyareti.

Ziyaret, Ürdün’ün ABD’den uzaklaşarak Çin’e yöneldiği anlamına gelmiyor. Daha ziyade bölge genelindeki daha kapsamlı bir yeniden dengeleme sürecini yansıtıyor. ABD’nin ortakları, giderek daha belirsiz hale gelen bölgesel ortamda daha fazla ekonomik seçenek ve daha geniş bir stratejik hareket alanı arıyor.

Çin’de bir hafta

Kral Abdullah’ın 18-24 Ağustos tarihleri arasındaki ziyareti Şanghay’da başladı ve Pekin ile Shenzhen’i de kapsıyor. Bu, 1999’da tahta çıkmasından bu yana Çin’e yaptığı dokuzuncu ziyaret ve Ürdün ile Çin’in stratejik ortaklık kurduğu 2015’ten bu yana gerçekleştirdiği ilk ziyaret.

Kraliyet Sarayı’nın açıklamasına göre Ürdün Kralı salı günü Şanghay’da ilaç, gıda, mühendislik, tarım ve havacılık sektörlerinde faaliyet gösteren Çinli şirketlerin yöneticileriyle bir araya geldi. Ayrıca Çin’in önde gelen robotik şirketlerinden AgiBot’u ziyaret etti ve burada imalat ve lojistikten konaklama ve güvenliğe kadar uzanan robotik uygulamalar hakkında bilgi aldı.

Xinhua’ya göre Ürdün Kralı Abdullah perşembe günü Pekin’e ulaştı. Burada Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve Başbakan Li Qiang ile görüşmesi bekleniyor. Ayrıca yasama organının başkanı Zhao Leji ile görüşme gerçekleştirdi. Ürdün’ün resmi haber ajansı Petra, iki tarafın çeşitli sektörlerde işbirliği anlaşmaları ve mutabakat zabıtları imzalamasının beklendiğini bildirdi. Çin’in teknoloji ve üretim merkezi Shenzhen’e gerçekleştireceği ziyaret ise gezinin ticari ağırlığını ortaya koyuyor.

İstihdam, enerji ve teknoloji

Amman’ın Çin’e yönelik en acil ilgisi ekonomik alanda. ABD-İsrail-İran savaşı Ürdün üzerindeki ekonomik baskıyı daha da artırarak yatırım çekme ve ekonomiyi çeşitlendirme ihtiyacını daha acil hale getirdi. GSYH’nin yüzde 10 ila 15’ini oluşturan turizm, bölgesel istikrarsızlıktan darbe alırken yükselen enerji maliyetleri ile ticaret ve hava ulaşımındaki aksamalar, ithalata büyük ölçüde bağımlı olan ekonomi üzerindeki baskıyı artırdı.

Kral Abdullah pazartesi günü Çin devlet haber ajansı Xinhua’ya verdiği röportajda ekonomik işbirliği fırsatlarını özellikle vurguladı. Abdullah, Ürdün’ün “bölgesel bir üretim ve ihracat merkezi olarak hizmet vermek için son derece elverişli bir konumda olduğunu” belirterek şöyle dedi:

“Çin’in imalat yatırımları, doğal kaynaklarımızdan, nitelikli iş gücümüzden, istikrarlı iş ortamımızdan, stratejik konumumuzdan ve geniş ticaret anlaşmaları ağımızdan yararlanarak bu konumu değerlendirebilir.”

Jordan Times’ın verilerine göre Ürdün ile Çin arasındaki ticaret 2025’te yaklaşık 6,7 milyar dolara ulaştı ancak ticaret ilişkisi büyük ölçüde Pekin’in lehine. Çin’in Ürdün’e ihracatı yaklaşık 6,29 milyar dolar olurken Ürdün’ün Çin’e ihracatı yalnızca 430 milyon dolar seviyesinde kaldı. Bu dengesizlik, Amman’ın yalnızca ticareti genişletmek yerine neden yatırım, teknoloji ve üretim kapasitesi çekmeye odaklandığını da açıklıyor.

Çin, Ürdün’ün uzun vadede büyümeyi hızlandırmayı ve 2033 yılına kadar en az 1 milyon yeni genç çalışanı iş gücü piyasasına dahil etmeyi amaçlayan Ekonomik Modernizasyon Vizyonu’nda daha büyük bir rol oynayabilir. Enerji, bu işbirliğinin halihazırda somutlaşmaya başladığı alanlardan biri.

Ürdün, Eylül 2025’te Çinli UEG Green Hydrogen Development Holding Limited şirketiyle 1,155 milyar dolarlık önerilen bir yeşil hidrojen projesini incelemek üzere anlaşma imzaladı. Projenin amacı, ihracat için yılda yaklaşık 200 bin ton yeşil amonyak üretmek.

Ancak Ürdün açısından Çin’in cazibesi yalnızca potansiyel yatırımlarla sınırlı değil. Üretim alanındaki uzmanlık, yenilenebilir enerji teknolojileri ve Çin tedarik zincirlerine erişim de Amman’ın yerli sanayi kapasitesini geliştirmesine ve özel sektörde istihdam yaratmasına yardımcı olabilir.

“Zamanlama her şeyi anlatıyor”

Uzun yıllardır Amman’da yaşayan gazeteci ve The Christian Science Monitor’ün kıdemli Orta Doğu muhabiri Taylor Luck, kralın ziyaretinin öneminin zamanlamasında yattığını söyledi.

Luck, Al-Monitor’a, “Kral Abdullah’ın Çin’e gitmesi tek başına haber değeri taşıyan bir gelişme değil ancak zamanlaması her şeyi anlatıyor” dedi.

Luck’a göre ziyaret, Amman’da tek bir ekonomik ve güvenlik ortağına aşırı bağımlı olmanın risk taşıdığı yönündeki farkındalığın giderek arttığını gösteriyor.

Luck, “Bu Washington’a yönelik bir tepki olmasa da derin bir bölgesel krizin yaşandığı bir dönemde Kral Abdullah’ın Çin’e bir haftalık ziyaret gerçekleştirmesi, Ürdün’de Amerika’ya aşırı bağımlılığın uzun vadede sürdürülebilir olmadığı ve giderek kısa vadede bile sürdürülemez hale geldiği yönündeki farkındalığa işaret ediyor” dedi.

Luck, Ürdün’deki Çin yatırımlarının yaklaşık 3,56 milyar dolar seviyesinde olduğunu tahmin ediyor. Bu önemli bir miktar olsa da Pekin’in Mısır ve Irak gibi bölgedeki daha büyük pazarlardaki ekonomik varlığının oldukça gerisinde kalıyor.

Uzman ayrıca Ürdün’ün daha geniş kapsamlı bir stratejik hesap yaptığını ve kendisini “krallığın ekonomik geleceğini mevcut savaştan doğabilecek tedarik zincirlerine ve Hürmüz’e alternatif koridorlara bağlayacak” şekilde konumlandırmaya çalıştığını düşünüyor. Yenilenebilir enerji bu konuda olası alanlardan biri.

Ürdün, güneş panellerinde kullanılan silikonun temel hammaddelerinden biri olan önemli silis yataklarına sahip. Çin, küresel güneş enerjisi üretim tedarik zincirinin büyük bölümüne hakim durumda ve sahip olduğu uzmanlık, Ürdün’ün bu sektörde daha büyük bir rol edinmesine potansiyel olarak yardımcı olabilir.

Çin, Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan paktından nasıl fayda sağlayabilir?

Okumaya Devam Et

Diplomasi

UEFA ve CONCACAF 96 takımlı ortak Uluslar Ligi için masaya oturdu

Yayınlanma

UEFA ve CONCACAF, 96 ülkenin mücadele edeceği ortak bir Uluslar Ligi turnuvası kurmak amacıyla resmi müzakereler yürütüyor. Yeni turnuvanın 2028 yılındaki bir sonraki Avrupa Şampiyonası’nın ardından başlaması ve iki yılda bir düzenlenmesi planlanıyor.

The Guardian gazetesinin haberine göre Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA) ile Kuzey, Orta Amerika ve Karayipler Futbol Konfederasyonu (CONCACAF), bünyelerindeki 96 ülkenin katılımıyla ortak bir Uluslar Ligi turnuvası düzenlemek üzere müzakereler yürütüyor.

İngiliz gazetesinin ulaştığı bilgilere göre yeni turnuvanın, bir sonraki Avrupa Futbol Şampiyonası’nın hemen ardından, en erken 2028 yılında hayata geçirilmesi ve iki yılda bir organize edilmesi öngörülüyor.

Turnuvanın formatı, UEFA ve CONCACAF’ın halihazırda uyguladığı Uluslar Ligi modellerini temel alacak. Şampiyonun belirlenmesi için eleme turlarının ardından dört takımlı bir final aşaması oynanması planlanıyor.

En üst lig kategorisinde İspanya, Fransa, İngiltere ve Almanya gibi Avrupa’nın en güçlü milli takımları ile Meksika, ABD ve Kanada gibi CONCACAF bölgesinin önde gelen ekipleri mücadele edecek.

Kendi bünyesinde bir Uluslar Ligi turnuvası bulunmayan Asya Futbol Konfederasyonu (AFC) da gelecekte bu küresel organizasyona dahil olma yönündeki ilgisini iletti.

Karşılaşmaların daha önceden takvime bağlanmış mevcut uluslararası milli maç pencerelerinde oynanacak olması sebebiyle, yeni turnuvanın Uluslararası Futbol Federasyonları Birliğinin (FIFA) onayına ihtiyaç duyup duymayacağı belirsizliğini koruyor.

The Guardian, FIFA Başkanı Gianni Infantino ve Dünya Kupası’nın bir hissesini dış yatırımcılara satma planı nedeniyle kurumun derin bir kriz içinde olduğunu, bu durumun onay meselesini ikincil plana itebileceğini aktardı.

FIFA, “FIFA Forward Enterprise” (FFE) adıyla bir iştirak şirketi kurmayı ve bu şirketin dörtte birini 4,2 milyar dolar karşılığında dış yatırımcılara satmayı planlıyordu.

Söz konusu girişim üzerine UEFA ve bünyesindeki 55 üye ülke federasyonunun tamamı, FIFA çatısı altındaki organizasyonları boykot edeceklerini duyurmuştu.

Infantino’ya yönelik tutumda ortak hareket eden UEFA, CONCACAF ve AFC, yayımladıkları ortak bildiride FIFA Başkanı’nın eylemlerine yönelik bağımsız bir inceleme başlatılması çağrısında bulunarak hazırlanan planı FIFA kurumlarına karşı “güvenin temelden sarsılması” olarak nitelendirdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English