Bizi Takip Edin

Diplomasi

Kiev’de koltuk savaşları: Timoşenko hakkındaki rüşvet soruşturmasıyla ilgili neler biliniyor?

Yayınlanma

Ukrayna’da Batkivşçina Partisi lideri ve eski başbakanlardan Yuliya Timoşenko, parlamento kararlarını etkilemek amacıyla milletvekillerini satın alma girişimiyle suçlanıyor. Zelenskiy yönetimindeki kritik kabine değişiklikleri ve istihbarat birimleri arasındaki güç mücadelesinin gölgesinde yürütülen soruşturmada, eski başbakanın suçlu bulunması halinde 10 yıla kadar hapis cezası alabileceği belirtiliyor.

Ukrayna Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Bürosu (NABU) ve Uzmanlaşmış Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı (SAP), 13 Ocak’ta yaptıkları açıklamada, Yüksek Rada’daki (parlamento) “bir parti grubu başkanının”, diğer gruplardaki milletvekillerini istenilen yönde oy kullanmaları için satın almaya çalıştığını duyurdu.

NABU ve SAP, bu girişimi Ukrayna Ceza Kanunu’nun 369. maddesinin 4. fıkrası uyarınca “kamu görevlisine haksız menfaat sağlama” suçu kapsamında değerlendirdi. Söz konusu suçlama, beş ila on yıl hapis cezası ve mal varlığına el konulmasını öngörüyor.

Aynı gün Ukrayna basını, Yuliya Timoşenko’nun kurucusu olduğu ve liderliğini yürüttüğü Batkivşçina Partisi’nin genel merkezinde aramalar yapıldığını aktardı.

Timoşenko, 14 Ocak’ta sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamayla bu bilgiyi doğruladı. “Tepeden tırnağa silahlı otuzdan fazla kişi, hiçbir belge ibraz etmeden binayı fiilen işgal etti ve çalışanları rehin aldı” diyen Timoşenko, tüm suçlamaları “absürt” olarak niteleyerek reddetti.

Eski Başbakan, “Görünüşe göre seçimler sanıldığından çok daha yakın ve birileri rakiplerini temizlemeye karar verdi” ifadelerini kullandı.

Ukrayna merkezli Obozrevatel portalı, Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’nin partisi Halkın Hizmetkarı’nın Grup Başkanı David Arahamiya’nın ofisinde de aramalar yapıldığını öne sürdü. Ancak bu iddia daha sonra doğrulanmadı ve Arahamiya konuya ilişkin açıklama yapmadı.

SAP, dün savcılık ve büro yetkililerinin Timoşenko’ya haksız menfaat sağlama şüphesiyle resmi suçlamayı tebliğ ettiğini doğruladı.

Ayrıca yolsuzlukla mücadele organlarının, oylamalarda istenilen yönde hareket etmeleri karşılığında rüşvet aldığından şüphelenilen yaklaşık 20 milletvekilini incelemeye aldığı ortaya çıktı.

Ses kayıtları basına sunuldu, “sistematik rüşvet” suçlaması geldi

Eski Devlet Başkanı Pyotr Poroşenko’nun Avrupa Dayanışması Partisi milletvekili Aleksey Gonçarenko’nun aktardığı bilgiye göre; Timoşenko, diğer gruplardaki milletvekillerinin Batkivşçina saflarına geçmesi için müzakereler yürütüyordu. Bu görüşmelerden birinin kayda alınarak NABU’ya iletildiği belirtiliyor.

Kısa süre sonra büro ve savcılık, söz konusu ses kaydını kamuoyuyla paylaştı. Kurumların ortak açıklamasında, “Şüpheli, sadık davranışlar karşılığında haksız menfaat sağlanmasına yönelik sistematik bir mekanizmanın devreye sokulması için bazı milletvekilleriyle görüşmeler başlattı. Konu tek seferlik anlaşmalar değil, ödemelerin peşin yapılmasını öngören ve uzun vadeye yayılan düzenli bir işbirliği mekanizmasıydı” denildi.

Yayınlanan kayıtta, Timoşenko’ya ait olduğu düşünülen bir sesin, üç milletvekilinden oluşan bir gruba kişi başı aylık 10 bin dolar ödeme yapılmasını tartıştığı duyuluyor.

Timoşenko kimdir?

Kamuoyunda “Gaz Kraliçesi” lakabıyla tanınan 65 yaşındaki Yuliya Timoşenko, 1997 yılından bu yana (birinci dönem hariç tüm dönemlerde) milletvekilliği yapıyor. 1999 yılında Batkivşçina Partisi’ni kuran Timoşenko, aynı dönemde Viktor Yuşçenko hükümetinde Başbakan Yardımcısı olarak yakıt ve enerji kompleksinden sorumlu oldu.

Yaklaşık 30 yıllık kariyeri boyunca Timoşenko sık sık yargı süreçleriyle karşı karşıya kaldı. İlk olarak Leonid Kuçma döneminde (1994–2005), muhalefete geçtikten kısa bir süre sonra 2001 yılında cezaevine girdi.

O dönemde Rus gazı kaçakçılığı, evrakta sahtecilik, eski Başbakan Pavel Lazarenko’ya ve Rusya Savunma Bakanlığı yetkililerine rüşvet vermekle suçlandı.

Kiev Peçersk Bölge Mahkemesi’nin suçlamaları asılsız bularak tutuklama kararını kaldırması üzerine 42 gün kaldığı cezaevinden çıktı. 2005 yılında Ukrayna Yüksek Mahkemesi, Timoşenko aleyhindeki tüm davaları kapattı.

İkinci yargılama dalgası Viktor Yanukoviç döneminde (2010–2014) geldi. 2007-2010 yılları arasında Başbakanlık yapan Timoşenko, Rusya ile gaz anlaşmaları imzalarken yetkisini aştığı iddiasıyla yargılandı.

2011 yılında Peçersk Mahkemesi tarafından yedi yıl hapse mahkum edildi. İki yıldan fazla cezaevinde kalan Timoşenko, Meydan olaylarının ardından Şubat 2014’te serbest bırakıldı ve itibarı iade edildi.

Soruşturmanın zamanlaması manidar

Timoşenko’ya yönelik soruşturma, Ukrayna hükümetindeki kapsamlı değişikliklerin yaşandığı bir dönemde gündeme geldi.

Vladimir Zelenskiy, 2 Ocak 2026 tarihinde idari kadrosunda değişikliğe giderek, 2020’den bu yana ofisini yöneten Andrey Yermak’ın Kasım 2025’teki istifasının ardından, bu göreve Ukrayna Savunma Bakanlığı İstihbarat Ana Müdürlüğü (GUR) Başkanı Kirill Budanov’u getirdi.

Zelenskiy aynı süreçte, Dijital Dönüşüm Bakanı Mihail Fedorov’u Savunma Bakanlığına, 2020–2025 yılları arasında Başbakanlık yapan Denis Şmıgal’i ise Başbakan Birinci Yardımcısı ve Enerji Bakanlığına aday gösterdi.

5 Ocak’ta ise Ukrayna Güvenlik Teşkilatı (SBU) Başkanı Vasiliy Malyuk’un görevinden ayrılacağı ve Rusya’ya karşı “asimetrik operasyonlar” yürüteceği açıklandı. SBU’nun başına vekâleten, kurumun özel operasyonlar merkezi “A”nın yöneticisi Yevgeniy Hmara atandı.

Yüksek Rada, 13 Ocak’ta Şmıgal, Fedorov ve Malyuk’un istifalarını onayladı. Ancak atama oylamalarında kriz yaşandı. Fedorov’un Savunma Bakanı, Şmıgal’in ise Enerji Bakanı olarak atanması için gereken asgari 226 oy sağlanamadı; Fedorov 206, Şmıgal ise 210 oyda kaldı.

Kiev’de istihbarat savaşları

Öte yandan Ukrayna merkezli Strana gazetesi, Timoşenko’ya yönelik operasyonu, Rada’daki oylama ve SBU Başkanı Malyuk’un istifasıyla ilişkilendiriyor.

NABU ve SAP, ses kayıtlarıyla birlikte, Timoşenko’nun 13 Ocak oylaması öncesinde milletvekillerine gönderdiği iddia edilen bir mesajı da yayınladı. Mesajda şu ifadeler yer alıyordu:

“Yarın sadece kadro konuları var. Görevden almalar: Malyuk, Şmıgal, Fedorov. Herkesin görevden alınması için ‘evet’ oyu veriyoruz. Atamalar: Savunma Bakanlığı, Enerji Bakanlığı, Adalet Bakanlığı. Hiçbir atama için oy kullanmıyoruz.”

Batkivşçina grubu, Malyuk’un görevden alınmasında kilit rol oynadı; partinin 11 oyu olmasaydı karar geçmeyecekti. Strana’nın analizine göre, SBU Başkanı Malyuk’un görevden alınması Zelenskiy için prensip meselesiydi.

Haberde, Malyuk yönetimindeki SBU’nun askeri, enformasyon ve ticari alanlarda ülkenin en etkili kurumu haline geldiği vurgulanıyor.

Gazeteye konuşan bir kaynak, “Zelenskiy, Malyuk’un kendi siyasi oyununu kurduğunu ve SBU’yu fiilen başkanın kontrolünden çıkardığını gördü. İstifaya karşı yürütülen kampanya bu izlenimi güçlendirdi. Bu yüzden devlet başkanı, uygun zamanı bekleyip onu görevden aldı. Ayrıca Malyuk’un Kirill Budanov ile ilişkileri de gergin” değerlendirmesinde bulundu.

Parlamentoda son durum

Yaşanan krizin ardından 14 Ocak’ta Rada’da yapılan ikinci oylamada Fedorov 277 oyla Savunma Bakanı, Şmıgal ise 248 oyla Başbakan Birinci Yardımcısı ve Enerji Bakanı olarak atandı.

Ukrayna Anayasası’na göre 450 sandalyeli Yüksek Rada’da, Kırım ve Sivastopol’ün Rusya kontrolünde olması nedeniyle 2019 seçimlerinde 424 milletvekili seçilmişti.

Geçen yılın kasım ayı itibarıyla parlamentoda 395 milletvekili görev yapıyor. 2022’de başlayan savaşın ardından yasaklanan Yaşam için Muhalefet Platformu partisinin birçok üyesinin vekilliği düşürüldü.

Partinin lideri Yuriy Boyko öncülüğünde kurulan “Yaşam ve Barış Platformu” grubu şu anda 21 sandalyeye sahip.

Bu ay itibarıyla parlamentoda Halkın Hizmetkarı (Zelenskiy’nin partisi) 229; Avrupa Dayanışması 26; Batkivşçina (Timoşenko) 25; Yaşam ve Barış Platformu 21; Golos (Ses) ve Doveriye (Güven) 19’ar; Gelecek İçin ve Ukrayna’nın Yeniden İnşası 17’şer sandalyeye sahip.

Mart 2024’te yapılması gereken genel seçimler, ülkede devam eden sıkıyönetim nedeniyle iptal edilmişti.

Zelenskiy’nin kasası yargılanıyor: Ukrayna’daki yeni dalga yolsuzluk operasyonlarına bakış – 2

Diplomasi

NATO yeni bir ‘Baltık Muharebesi’ne hazırlanıyor

Yayınlanma

The Telegraph, ABD ve NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir Rusya çatışmasına karşı lojistik hazırlıklarını yoğunlaştırdığını yazdı. Gazeteye göre BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD birlikleri hızlı üs konuşlandırma ve ikmal altyapısı kurma kabiliyetlerini test etti.

The Telegraph gazetesi, ABD ve diğer NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir çatışmaya yönelik lojistik hazırlıklar yürüttüğünü ve bölgenin Rusya ile yaşanabilecek yeni bir küresel karşılaşmanın merkezlerinden biri olarak değerlendirildiğini yazdı.

Gazetenin aktardığına göre, 4-19 Haziran tarihleri arasında düzenlenen BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD Deniz Kuvvetleri’nin mühendis birlikleri Seabees, Baltık kıyısında tekne rampaları ve çeşitli yapılar inşa ederek üslerin hızlı şekilde konuşlandırılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirdi.

ABD’li Teğmen Cody Robertson, “Belirlenen bir bölgeye ulaşma, kamp kurma ve bu merkezi savaş gücümüzü yansıtabileceğimiz bir nokta olarak kullanma kabiliyetimizi test ediyoruz” dedi.

The Telegraph, 1942 yılında kurulan Seabees birliğinin, eski ABD Başkanı ve General Dwight Eisenhower’ın “Muharebeler, harekatlar ve hatta savaşlar öncelikle lojistik nedeniyle kazanıldı ya da kaybedildi” sözüyle özetlenen anlayış doğrultusunda faaliyet gösterdiğini belirtti.

Haberde, Baltık Denizi’nin sekiz NATO ülkesi ile Rusya tarafından çevrelendiği ve İsveç’e bağlı Gotland ile Danimarka’ya bağlı Bornholm gibi stratejik öneme sahip adalarla çevrili olduğu kaydedildi.

Gazeteye göre NATO, bu adaları olası bir saldırının püskürtülmesinde ve karşı harekatlar için ileri üs olarak kullanmayı planlıyor.

Baltık’ın doğu kıyısında ise Rusya Baltık Filosu’nun konuşlu bulunduğu Kaliningrad bölgesi yer alıyor.

The Telegraph, Finlandiya ve İsveç’in 2023 ve 2024 yıllarında NATO’ya katılmasının ardından bölgenin kolektif savunmasının daha da öncelikli hale geldiğini yazdı.

Robertson da gazeteye yaptığı açıklamada, “Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılması, buradaki koşulları iyi tanımamızı daha da önemli hale getiriyor” ifadelerini kullandı.

Bununla birlikte gazetenin aktardığına göre, Letonya Güvenlik Kurumu’nun (SAB) eski başkanı Janis Kazocins, Rusya ile NATO arasında tam ölçekli bir çatışma yaşanma ihtimaline kuşkuyla yaklaştı.

Kazocins, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının henüz sona ermediğine işaret etti ancak Baltık ülkelerinin enerji altyapısına yönelik olası sabotajlara karşı kırılgan olmaya devam ettiği uyarısında bulundu.

Baltık Denizi’nde Kasım 2024 ile Şubat 2026 arasında bir dizi denizaltı kablosu arızası ve hasarı meydana geldi. Finlandiya ile Almanya arasındaki C-Lion1 kablosu Kasım 2024, Aralık 2024 ve Şubat 2026’da olmak üzere üç kez koptu. EstLink 2 enerji kablosu Ocak ve Aralık 2025’te devre dışı kaldı.

Litvanya ile İsveç arasındaki BCS East-West Interlink Kasım 2024’te, Letonya ile İsveç arasındaki fiber optik kablo Ocak 2025’te ve Rusya’ya ait Baltika kablosu ise Şubat 2026’da zarar gördü. Avrupa’daki bazı yetkililer bu olaylarda Rusya’dan şüphelendiklerini açıklamıştı.

Rus yetkililer ise kablo kopmaları ve NATO ülkelerindeki diğer sabotaj eylemleriyle bağlantılı oldukları yönündeki tüm suçlamaları reddediyor. Kremlin, Rusya’nın başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmediğini belirtiyor.

Washington Post, 19 Ocak’ta yayımladığı haberinde ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin istihbarat servislerinin, Moskova’nın söz konusu olaylarla bağlantılı olmadığı yönündeki değerlendirmeye eğilim gösterdiğini yazmıştı.

Letonya Dışişleri Bakanı Bayba Braze de gazeteye yaptığı açıklamada, Baltık’taki tatbikatların ABD’nin müttefiklerine bağlılığını ortaya koyduğunu belirterek, “BALTOPS-26’nın ölçeği her şeyi anlatıyor. Güçlü transatlantik işbirliği NATO’nun kolektif savunmasının temelini oluşturuyor ve mevcut güvenlik ortamında her zamankinden daha önemli” dedi.

Daha önce The Economist de Baltık Denizi’nin Rusya ile NATO arasında yaşanabilecek olası bir karşılaşmanın kilit alanlarından biri haline geldiğini yazmış, denizaltı altyapısının kırılganlığına ve bunun korunmasının ittifak açısından yarattığı zorluklara dikkat çekmişti.

Politico ise İsveç’in Gotland Adası’nı güçlendirerek adayı bir savunma merkezine dönüştürmeye çalıştığını aktarmıştı.

Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ve Denizcilik Kurulu Başkanı Nikolay Patruşev, Baltık bölgesinde çok uluslu NATO grubunun ortaya çıkmasının ardından bölgede “karmaşık bir durum” oluştuğunu söylemişti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise birçok kez Rusya’nın NATO ile savaşmak için herhangi bir nedeni ya da çıkarı bulunmadığını ifade etti.

Putin, “Rusya’nın NATO’ya saldırmak istediğini uydurdular. Aklınızı mı kaçırdınız? Şu masa kadar bile akıllı değil misiniz?” sözlerini kullanmıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Hindistan, Rusya’dan petrol alımında rekor kırdı

Yayınlanma

Kpler verilerine göre Hindistan’ın Rusya’dan petrol ve kömür ithalatı, Ortadoğu’daki savaş ve sevkiyat aksaklıkları nedeniyle haziran ayında rekor seviyelere ulaştı. Rusya’dan yapılan günlük petrol sevkiyatının haziranda 2,55 milyon varile çıkması beklenirken, Moskova Avustralya’yı geride bırakarak Hindistan’ın ikinci en büyük kömür tedarikçisi konumuna yükseliyor.

Hindistan, İran’da yaşanan gerilim nedeniyle tedarik zincirinde meydana gelen aksamalar ve yükselen fiyatlar karşısında Rusya’dan petrol ve kömür ithalatını artırıyor.

Reuters haber ajansının uluslararası analiz şirketi Kpler verilerine dayandırdığı habere göre, Rusya’dan Hindistan’a yapılan sevkiyatlar haziran ayında rekor düzeylere ulaştı.

Kpler tahminlerine göre, Rusya’nın Hindistan’a petrol sevkiyatı haziran ayında günlük 2,55 milyon varille rekor düzeye yükselecek.

Bu miktar, mayıs ayındaki günlük 2,13 milyon varillik sevkiyatı ve Mayıs 2023’teki günlük 2,16 milyon varillik düzeyi geride bırakıyor.

Rusya’nın Hindistan’ın haziran ayındaki toplam ithalatı içindeki payı ise yüzde 50’nin hemen altında gerçekleşecek. Bu oran, Ortadoğu’daki çatışmanın başladığı 28 Şubat öncesindeki üç aylık dönemde ortalama yüzde 23 seviyesindeydi.

Hindistan’ın Rus petrolüne yönelmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasının ardından piyasadaki arzı artırmak amacıyla ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin alımlara yönelik yaptırımları geçici olarak kaldırmasını izledi.

Ancak yaptırımlardan muafiyet süresi 17 Haziran’da sona erdi ve ABD Hazine Bakanlığı tarafından uzatılmadı.

Reuters, bu durumun Rus petrolü alımlarında azalmaya yol açabileceğini, ancak sürecin gidişatının Hindistan rafinerilerinin ve yetkililerinin Ortadoğu ülkelerinden sevkiyatlara dönme konusundaki istekliliğine bağlı olacağını belirtiyor.

Kpler öngörülerine göre, Suudi Arabistan’dan yapılan ithalatın haziran ayında günlük 349 bin varil seviyesinde kalması bekleniyor. Bu miktar, savaş öncesindeki üç aylık dönemde günlük ortalama 832 bin varil düzeyindeydi.

İthalat artışı Rus kömüründe de gözleniyor. Haziran ayında tüm kalitelerde Rus kömürü ithalatının, mayıs ayındaki 3,27 milyon tona kıyasla 3,16 milyon ton olarak gerçekleşmesi bekleniyor.

Her iki ay da geçen yılın mayıs ayında kaydedilen 3,76 milyon tonluk zirvenin ardından sırasıyla tarihin en yüksek ikinci ve üçüncü değerleri olarak kayda geçecek.

Rusya’nın haziran ayında Avustralya’yı geride bırakarak, Çin’den sonra dünyanın en büyük ikinci kömür ithalatçısı olan Hindistan’a en çok kömür sağlayan ikinci ülke konumuna geleceği tahmin ediliyor.

Ajansın değerlendirmesine göre Rusya, Hindistan’ın temel kömür tedarikçisi olma rolünü korumaya devam edecek; ancak Rus petrolünün gelecekteki alımları, ABD’nin Moskova’ya yönelik yaptırım politikasını olası sıkılaştırma adımlarına bağlı olacak.

Yeni Delhi petrol sevkiyatının yaptırımlardan etkilenmeyeceğini açıkladı

Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, haziran ayı ortasında yaptığı açıklamada, ülkesinin 2022 yılından bu yana küresel fiyatları dizginlemek amacıyla ABD’nin talebi doğrultusunda Rus petrolü alımlarını artırdığını belirtmişti.

Jaishankar, Rus hammaddesine yönelik Amerikan kısıtlamalarını eleştirerek, bu önlemlere büyük ilkeler süsü verilmemesi çağrısında bulunmuştu.

Hindistan Petrol ve Doğalgaz Bakanlığı Temsilcisi Sujata Sharma da mayıs ayında yaptığı açıklamada, Rusya’dan sevkiyatların devam ettiğini ve ABD’nin yaptırım muafiyetlerine ilişkin kararlarından bağımsız olarak süreceğini kaydetmişti.

Hindistan rafinerileri, 2025 yılında ABD baskısı ve Hindistan mallarına yönelik yüzde 25’lik gümrük tarifesi tehdidi nedeniyle Rusya’dan yaptıkları ithalatı azaltarak Suudi Arabistan ve Irak’a yönelmişti.

Ancak Reuters’ın verilerine göre, Ortadoğu’daki savaşın ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın ardından Hindistan firmaları mart ayı başında Rus petrolü alımlarını yeniden artırdı.

Rusya’nın Yeni Delhi Büyükelçisi Denis Alipov nisan ayı sonunda yaptığı açıklamada, Hindistan’ın kabul etmeye hazır olduğu miktarda hammaddeyi tedarik etmeye hazır olduklarını duyurmuştu.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da daha sonra yaptığı açıklamada, Moskova’nın Hindistan’a enerji taşıyıcıları sevkiyatına ilişkin anlaşmalara bağlı kaldığını doğrulamıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Honduras uyuşturucu çeteleriyle mücadele için Ukrayna’dan İHA alacak

Yayınlanma

Honduras Devlet Başkanı Nasry Asfura, organize suçla mücadele ve sınır güvenliğini sağlamak amacıyla Ukrayna’dan insansız hava araçları satın almayı planladıklarını açıkladı. Geçen hafta Kiev’i ziyaret eden Asfura, Ukrayna’nın yüksek teknolojik ekipmanlarıyla uyuşturucu kaçakçılığına karşı destek sağlayabileceğini belirtti.

Honduras Devlet Başkanı Nasry Asfura, AFP’ye verdiği mülakatta, ülkesinin sınırlarını korumak ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele etmek amacıyla Ukrayna’dan insansız hava araçları satın almayı planladığını duyurdu.

Asfura, yüksek teknolojik ekipmanlar aracılığıyla organize suçla daha etkin mücadele etmeyi hedeflediklerini belirterek, “Sınırlarımızı korumak, sınırlarımızda etkin güvenliği sağlamak ve yüksek teknolojik ekipmanlarla organize suçla mücadele etmek için insansız hava araçlarından bahsediyoruz” ifadesini kullandı.

Honduras lideri, Ukrayna’nın sınırların daha da güçlendirilmesi ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele süreçlerinde ülkesine yardımcı olabileceğini kaydetti.

Geçen hafta Ukrayna’nın başkenti Kiev’e resmi bir ziyarette bulunan Asfura ile bir araya gelen Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Honduraslı mevkidaşına Ukrayna’nın bu alandaki deneyimlerinden yararlanmayı teklif etti.

Ukrayna lideri Zelenskiy, haziran ayında Baltık ülkeleri üzerindeki insansız hava aracı sorununa çözüm olarak “drone anlaşması” önerisinde bulunmuş ve Ukrayna’nın İHA koruması konusundaki uzman ekiplerini her an bu bölgeye göndermeye hazır olduğunu ifade etmişti.

Rusya Güvenlik Konseyi Sekreter Yardımcısı Aleksey Şevtsov ise ilkbahar aylarında yaptığı açıklamada, Ukrayna’ya ait insansız hava araçlarının Polonya ve Baltık ülkelerinin hava sahasından engelsiz şekilde geçtiğini ifade etmişti.

Uyuşturucu kartelleri Ukrayna’yı drone okulu olarak kullanıyor

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English