Diplomasi
Zelenskiy’nin kasası yargılanıyor: Ukrayna’daki yeni dalga yolsuzluk operasyonlarına bakış – 2

Ukrayna’da yüzyılın skandalı olarak nitelendirilen yolsuzluk soruşturmasının baş şüphelisine kaçış bileti verildi. Zelenskiy’in en yakın sırdaşlarından biri olan Timur Mindıç, merkezi Lviv’de bulıunan nakliyat şirketi Timelux’a ait bir Mercedes S350 ile elini kolunu sallayarak ülkeden çıktı.
Mindıç çok şey biliyor ve kronolojiye yakından bakılırsa, kendisine yönelik operasyondan bariz biçimde haberdardı. 10 Kasım gecesi saat 02.09’da, dairesine yapılacak baskından sadece birkaç saat önce sınırı geçti. İsrail pasaportuna sahip olduğu bilinen Mindıç’ın Tel Aviv’e kaçtığı tahmin ediliyor. Tıpkı suç ortağı, davanın ikinci sanığı Aleksandr Zukerman gibi. O da yeraltına çekildi.
Ukrayna Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Bürosu (NABU) dedektifleri, bir adım önde olabilmek için yoğun bir çaba sarf etmişti. Özellikle de kendilerini korumak için; zira Zelenskiy’in kontrolündeki iç istihbarat teşkilatı SBU, hem NABU’yu hem de kardeş kuruluşu Yolsuzlukla Mücadele Özel Savcılığı’nı (SAP) mercek altına almıştı. Buna rağmen Zelenskiy’in en yakın çevresine dair ifşalar gün yüzüne çıktı.
SAP Başkanı Aleksandr Klimenko durumu şöyle özetliyordu: “Operasyon karmaşıktı ve tüm kaynaklarımızı seferber etmemizi gerektirdi. Bizim için kritik soru şuydu: Onlar beni ya da Semyon Krivonos’u yakalamadan önce biz bu işi başarabilecek miydik?”
Yazının ilk bölümünde detaylandırmıştık; iddianame, geçen sene yaz aylarında başlayan devasa bir dinleme operasyonuna dayanıyor. Ukrayna’nın enerji tesislerini korumak gibi bir iddiayla kamu ihalelerinde paraları iç eden suç şebekesinin binlerce saatlik özel görüşmeleri kayda alındı.
Buradaki başarı ise elde edilen ganimetin büyüklüğüyle ölçülüyordu. Üstelik bu vurgunlar, Zelenskiy’in ekibinin tüm dünyaya “Ukrayna’nın hayatta kalması için savaşıyoruz” propagandası yaptığı döneme rast geliyordu.
Mevzubahis suç örgütünün mensupları, yeraltı dünyasına has takma adlar kullanıyordu. Varlık Fonu Başkan Yardımcısı ve Enerji Bakanı Danışmanı olan şahıs “Roket”, ülkenin kullandığı elektriğin yarısını üreten Energoatom’un eski güvenlik müdürü ise “Tenor” kod adıyla anılıyordu.
NABU yetkilileri, bu yolsuzluk şebekesinin beyninin “Carlson” olduğuna emin. Bu, Zelenskiy’in yakın dostu ve Kvartal-95 stüdyosunun kurucu ortağı Timur Mindıç’tan başkası değil. Ve Mindıç’ın Kiev’in merkezindeki lüks dairesinde bulunan “altın klozet”, kısa bir zaman zarfında Ukrayna sınırlarını aşan bir şöhrete kavuştu.
NABU Soruşturma Birimi Başkanı Aleksandr Abakumov, “2024 yazında başlattığımız Midas Operasyonu 15 ay sürdü. Bugün operasyonun son aşamasını, yani 70 ayrı noktada aramayı gerçekleştiriyoruz” açıklamasını yaptı.
Zelenskiy’in de sık sık ziyaret ettiği, altın klozetli o lüks dairede yapılan görüşmelerin kaydı, NABU dedektiflerinin üst kattaki dairenin zeminine delik açarak yerleştirdikleri dinleme cihazlarıyla alındı. Son derece sofistike bir operasyondu.
“Carlson” lakaplı Mindıç’ın Ukrayna’da bilinen bir diğer lakabı ise “Zelenskiy’in kasası”. Ukrayna Parlamentosu eski üyesi Borislav Bereza bu ilişkiyi şöyle anlatıyor:
“Mindıç, onun en yakınındaki kişilerden biri. Sadece Kvartal-95’in yüzde 50 ortağı ya da Zelenskiy’i 1+1 kanalına sokan kişi değil; tüm süreçlerin içinde. Ona en yakın isim.”
Bu ilkel soygun düzeninin tıkır tıkır işlemesini sağlayan şey, şüphesiz devletin en üst kademesine kadar ulaşan ahbap-çavuş ağıydı. Energoatom ihalelerinde rüşvet tarifesi yüzde 10 ila 15 arasındaydı. Ödeme yapmayan yüklenicilerin başına gelenler ise dinleme kayıtlarında açıkça duyuluyordu:
“Ona söyle, firmanın tüm hattı düzecek ve herkes gibi kara listeye alınacak. Anasından emdiği süt burnundan getirilecek. Bütün çalışanları da askere alınacak.”
Ukrayna halkı elektriği sadece saatlik dilimlerle kullanabilirken, Enerji Bakanlığı’ndaki rüşvetler en çok halkı vurdu. Fakat çürüme orduya da sıçramıştı. Mindıç ile bağlantılı FirePoint şirketi -ki yakın zamana kadar Zelenskiy’in başrol oynadığı diziler için mekan arayan şirketti- bir anda Flamingo füzeleri ve uzun menzilli İHA’lar üretmeye başladı ve Savunma Bakanlığı’ndan yağlı ihaleler aldı. Sonra ortaya çıktı ki Mindıç, dönemin Savunma Bakanı Rüstem Umerov’a kalitesiz çelik yelekler alması için baskı yapmış, Umerov ise “Devlet Başkanı’nın dostuna” hayır diyememişti.
Ukrayna Savunma Bakanlığı Kamu Yolsuzlukla Mücadele Konseyi üyesi Tatyana Nikolayenko, televizyonda şunları anlattı:
“Konu Milikon firması ve çelik yelek tedarikiydi. Umerov’un ifadeleri var; görünüşe göre Mindıç onu haftada iki kez ziyaret edip, parası orada yatırıldığı için sözleşme olmazsa kötü şeyler olacağı konusunda baskı yapıyormuş.”
Bu ifadeler, şu anda Ukrayna Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi Başkanı olan Umerov hakkında haliyle soru işaretleri yarattı. Skandal patlak verdiğinde, “şans eseri” Türkiye’de bulunan ve iş gezisinde olduğunu iddia eden Umerov, sosyal medyada yaklaşan esir takasıyla ilgili muğlak şeyler paylaştı, ardından Birleşik Arap Emirlikleri’ne geçti. Geri döner mi? Meçhul.
Kiev’deki kilit isimlerden biri günlerdir ortada yok. Ancak Umerov’un Amerikan pasaportuna sahip olduğu ve ailesinin uzun süredir ABD’de yaşadığına dair emareler var. Bir Tatar olarak onu Ukrayna’ya veya sorunlarına bağlayan pek bir şey yok gibi görünüyor.
Bir diğer örnek, Zelenskiy’in akıl hocası, eski Başbakan Yardımcısı Aleksey Çernişov. O da skandalın göbeğinde. Hatta Kiev’de neredeyse yan yana evler yaptırmışlardı.
Ses kayıtlarında, yeniden entegrasyondan sorumlu olan Çernişov, “Che Guevara” kod adıyla geçiyor. Suç ortakları rüşvetleri onunla cömertçe paylaşıyor ama kendi aralarında eski basım yüz dolarları ona itelemeye çalışıyorlar. Mavi şeritli yeni, gıcır gıcır banknotları ise kendilerine saklıyorlar:
“Vika’ya normalleri verelim, sorun değil. Ama Che Guevara’ya güzel banknotları verirsek yazık olur. Anlıyor musun? Tüm çirkinleri toplayalım.”
İz bırakmamak için her şey nakit üzerinden dönüyor. Kayıtlarda “Sugarman” olarak geçen finansör Zukerman (veya “Resçik”), bir milyon dolar veya daha fazlasını taşımanın ağır bir yük olduğundan yakınıyor. Ve yetkililer her yerde Ukraynacayı zorunlu kılarken, onlar kendi aralarında Rusça konuşuyorlar.
Kiev rejiminin lideri, dost meclisindeki bu hırsız çetesinden kendini aklamak için her yolu deniyor. Açıklamasının ardından, suç örgütü içinde “Kızıl” lakabıyla bilinen Enerji Bakanı Svetlana Grintsçuk ve Adalet Bakanı German Galuşçenko istifa etti. Sadece suç ortağı değil, aynı zamanda sevgili oldukları da ortaya çıktı; Enerji Bakanı defalarca geceyi Adalet Bakanı’nın evinde geçirmişti.
Zelenskiy, “Hükümet, devlete ait tüm şirketlerde bir denetim başlattı. Sonuçlar kolluk kuvvetleri ve yolsuzlukla mücadele kurumlarıyla paylaşılacak” diyerek durumu kurtarmaya çalıştı. Hatta skandaldan fiziksel olarak da uzaklaştı; yeni silahlar için Yunanistan’a, ardından Macron’dan koruma ve nakit yardımı dilenmek için Fransa’ya uçtu.
Fakat Avrupa’da rüzgar tersine dönüyor. Macaristan ve Slovakya, skandal karşısında finansmanı veto etti. Slovakya Başbakanı Robert Fico, “Slovakya’nın, önümüzdeki iki yıl içinde Ukrayna’ya savaş için 140 milyar avro sağlayacak herhangi bir finansmana veya programa katılmasına izin vermiyorum” diyerek kapıyı kapattı.
Genelde sorun çıkarmayan İtalya’da bile çatlak sesler var. Başbakan Yardımcısı Salvini, “Ukrayna hükümeti yolsuzluk skandallarına batmış durumda. İtalyan işçilerinin ve emeklilerinin parasının daha fazla yolsuzluk için çarçur edilmesini istemiyorum” diyerek desteğe karşı çıktı.
Avrupa medyası başlarda temkinliydi ancak artık Batı basını da oklarını Zelenskiy’e çeviriyor. İngiliz Financial Times, “Para Çuvalları ve Altın Klozet: Bir Yolsuzluk Krizi Zelenskiy Hükümetini Sardı” başlığıyla şunları yazdı:
“Bu yaz Zelenskiy ve danışmanları, başkanın yakın çevresine yönelik büyük çaplı bir soruşturma yürüten bağımsız yolsuzlukla mücadele kurumlarını zayıflatmaya çalıştı. Fakat Batılı ortakların öfkesi ve kitlesel protestolar sonucu geri adım atmak zorunda kaldılar.”
Sokaklarda yeni bir Maydan ve Zelenskiy’in istifası konuşuluyor. Sosyal medyada öfke ve şaşkınlık hakim.
NABU ve SAP’ın arkasında Avrupa istihbarat kurumlarının ve FBI’ın olduğu sır değil. NABU, medyayı ustaca kullanarak yolsuzluk ifşalarını bir dizi film gibi bölüm bölüm yayınlıyor. Belki de yakında başrolde Zelenskiy’i izleyeceğiz.
Beyaz Saray telefonlara çıkmıyor
Amerikan kamuoyu için “Kiev’deki palyaçonun” maskesinin düşmesi acı verici olsa da gerçekler inkar edilemez. ABD medyasında da “Para Dolu Çantalar ve Altın Klozet” manşetleri atılıyor. Şok içindeki Amerikalılara, dünün “kahraman liderinin”, Washington’un kendisini her zaman koruyacağı saflığıyla soruşturmaları nasıl engellemeye çalıştığı anlatılıyor.
ABC News şunu söylüyor: “Zelenskiy, daha birkaç ay önce bu soruşturmaları yürüten iki önemli yolsuzlukla mücadele kurumunun yetkilerini kısıtlamaya çalıştı. Ancak uluslararası toplumun baskısıyla boyun eğdi.”
Avrupalı liderlerin aksine, Beyaz Saray, panik halindeki Zelenskiy’in telefonlarına çıkmıyor. Daha da endişe verici olan, Washington makamlarının Kiev’deki soruşturmanın ilk bulgularına dair sessizliği. Zelenskiy, ABD’deki “Rusya düşmanı” dostlarının bu manidar sessizliğinin ne anlama geldiğini çözmeye çalışıyor.
Zelenskiy’in Senatörler Graham, Blumenthal ve Shaheen ile yaptığı ve yayınladığı acil görüntülü görüşme, siperdeki sadık askerlere ve kandırılmış halka “Amerika hala arkamızda” mesajı vermeyi amaçlıyordu. Senatör Lindsey Graham, “Tamamen size Putin’in savaş makinesini zayıflatacak askeri yetenekleri sağlamaya odaklanacağız” diye söz vermişti.
Aynı anda Kiev’de Zelenskiy’in sağ kolu Yermak, ABD Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Julie Davis’e yolsuzluk skandalını körüklemenin Rusya’nın işine yarayacağını anlatmaya çalışıyordu. Washington’da ise Ukrayna Büyükelçisi Olga Stefanisçina, canlı yayında vatandaşlarının kanı üzerinden para çalındığı iddialarına karşı çaresizce savunma yapıyordu:
“Kongre ve Senato ile temas halindeyiz. Bu kişiler doğrudan devlet başkanına bağlı değil. Ancak soruşturma gerçekten nahoş gerçekleri ortaya çıkardı.”
Biden döneminde geçerli olan “O bir o… çocuğu ama bizim o… çocuğumuz” formülü, Kiev ekibi tarafından sonsuza dek sürecek sanıldı. Oysa şimdiki Başkan Yardımcısı Vance, iki yıl önce “Dünyanın en yozlaşmış ülkesi Ukrayna’ya 130 milyar dolar gönderdik” diyerek alarm zillerini çalmıştı. FBI Direktörü Kash Patel de “Ukrayna ikinci bir Afganistan’a dönüşecek. Gönderdiğimiz paraları takip edemiyoruz, sadece Zelenskiy’in sözüne bel bağlıyoruz” demişti.
Fakat Patel artık o transferlerin makbuzlarını elinde tutuyor. Ukrayna yolsuzlukla mücadele birimleri, başından beri FBI’ın Uluslararası Yolsuzlukla Mücadele Departmanına entegreydi. 2016 tarihli memorandumda bu işbirliği açıkça belirtilmişti.
Merkez Bankası damgalı paketlerdeki Amerikan dolarları, bu nakdin “gri” bir sistemle Ukrayna’ya girdiğinin kanıtı olabilir. Belki de eski USAID Direktörü Samantha Power’ın, Vovan ve Leksus ile yaptığı telefon görüşmesinde itiraf ettiği paraların bir kısmıdır bu. Power o görüşmede, “Savaş boyunca Ukrayna’ya ayda 1,5 milyar dolar nakit gönderdik… Trump gelince bu bitti” demişti.
Konu Amerikan bütçesinden çalınan paralar olunca FBI’ın eli serbest. Sadece nakit değil, kripto paraları da takip etmek onlar için çocuk oyuncağı. ABD henüz bu soruşturmadaki rolünü resmen açıklamasa da, Batı medyasına sızan bilgiler, SAP ve NABU operasyonlarının kaynağının Washington olduğunu gösteriyor. Politico, Ukrayna Savunma Bakanlığındaki şişirilmiş sözleşmeleri konu alacak baskınların yolda olduğunu yazdı.
Zelenskiy’in dünya çapında dilendiği paraların nereye gittiğini bulmak için FBI’ın çok uzağa gitmesine gerek yok; zira Umerov’un villaları bizzat ABD’de. Eski Savunma Bakanı ve şimdiki Güvenlik Konseyi Başkanı Rüstem Umerov’un ailesi, Florida’da dört villa ve üç daire satın almış durumda. New York’ta da lüks bir daireleri var. Eşi Leyla, çocukları ve kardeşi bu mülkleri kullanıyor. Kendisinin de Amerikan pasaportu olduğu söylenen Umerov’un, Florida sakini ve Mar-a-Lago’nun sahibi Donald Trump’a komşu olması ve skandalın patlaması an meselesiydi.
Trump, mayıs ayında Abu Dabi’de şöyle demişti: “Onu dünyanın en iyi pazarlamacısı olarak görüyorum. Zelenskiy Washington’a geliyor ve yüz milyon dolarla ayrılıyor. Kongre soruyor: ‘Bütün para nereye gidiyor?’ Sadece çek ve nakit gönderiyoruz. Nerede bunlar?”
Şimdi Avrupalılar, Zelenskiy ile baş başa kaldı. Baskınlarda ele geçirilen avro desteleri, Washington Post‘un da belirttiği üzere, Avrupalı vergi mükellefleri için saflıklarının bir cezası gibi duruyor. Trump yönetimi desteği keserken, Avrupa Kiev’in ana finansörü haline gelmişti.
G7 Dışişleri Bakanları toplantısında Marco Rubio, “Rusya’ya yaptırım hususunda elimizde pek bir şey kalmadı” diyerek çaresizliği itiraf etti. Ayrıca Rusya’nın Ukrayna’ya gönderilen hava savunma sistemlerini sistematik olarak yok ettiğini de kabul etti.
Trump’ın ekibi, Moskova ile iktisadi işbirliği olasılığını masada tutarak çatışmayı bitirmeyi hedeflerken, yolsuzluğun boyutu ortaya çıktıktan sonra Kiev’e yapılacak her kuruş yardım Trump’ın itibarını zedeleyecek. Trump net konuştu: “350 milyar dolar harcadık, yeter.”
Napolyon’un sonu
Zelenskiy’in iktidara gelmesinde kilit rol oynayan oligark İgor Kolomoyskiy, mahkemede savcıların yüzüne karşı kameralar önünde o çarpıcı kehaneti dile getirdi:
“Generalissimus IV. Napolyon… Eh, Zelenskiy bir filmde Napolyon’u oynamıştı. Neredeydi o, Kaluga yakınlarında mı? Artık bunun bir önemi yok, çünkü yakında bu Napolyon gitmiş olacak.”
Zelenskiy ile kaçak dostu Mindıç arasındaki ilişkinin derinliğini anlamak önemli. Bugün internette ikisinin birlikte çekilmiş fotoğraflarını bulmak zor, hepsi temizlenmiş. Ancak gerçek şu: Zelenskiy ve Mindıç, Kiev’de, Gruşevskiy Caddesi 9a’daki aynı binada dairelere sahip. Oligark Kolomoyskiy’in dairesi de orada. Hatta Mindıç’ın o binada iki dairesi var ve biri, 2019’daki seçim kampanyası sırasında gayri resmi karargah olarak kullanıldı. Ocak 2021’de Zelenskiy’in doğum gününü o dairede kutladılar.
46 yaşındaki Timur Mindıç, hiçbir zaman resmi bir görev almadı ama 20 yıllık dostlukları baki. Mindıç, Zelenskiy’i 2008’de Kolomoyskiy ile tanıştıran kişiydi. Yani “Devlet Başkanı Zelenskiy” projesi, büyük ölçüde Mindıç’ın girişimidir. Hatta söylentilere göre Kolomoyskiy, kızıyla evli olmasa da Mindıç’a “damat” derdi.
Mindıç, Zelenskiy’in dürüst Devlet Başkanı Goloborodko’yu canlandırdığı Halkın Hizmetkarı dizisinin de yapımcısıydı. O dizideki Goloborodko şöyle diyordu: “Size söz veriyorum, çocukların ve ebeveynlerin gözüne bakarken utanmayacak şekilde yaşayacağım.”
Gerçek hayattaki yemin töreninde ise Zelenskiy şunları söylemişti: “Seçilmem, vatandaşların rüşvet, zenginleşme ve paylaşımdan ibaret bir ülke yaratan şişko politikacılardan bıktığını kanıtlıyor… Herkesin kanun önünde eşit olduğu bir ülke inşa edeceğiz.”
Tıpkı 2019’da Donbass’ta savaşı bitirme sözü verip savaşı körüklemesi gibi, bu da rol icabıydı. O zaman “Kahramanlarımız ölmesin diye her şeyi yapmaya hazırım. Gerekirse koltuğumu kaybetmeye hazırım” demişti.
Ve o konuşmanın sonunda: “Sevgili Ukraynalılar, önümüzdeki beş yıl boyunca bir daha ağlamamanız için her şeyi yapacağım” sözünü vermişti.
Batı bile artık gerçeği görmeye başlıyor. İngiliz The Spectator dergisinin şu ironisiyle bitirelim:
“Eski Devlet Başkanı Yanukoviç’in lüks malikanesinde bulunan altın klozet resmi, 2014 Maydan protestolarını ateşleyen yolsuzluğun sembolü olmuştu. Buradaki en büyük ironi şudur: Altın klozet sahiplerine karşı yapılan devrim, nihayetinde Rusya ile topyekûn bir savaşa yol açtı ve görünüşe göre bu savaştan elde edilen kârlar, daha fazla altın klozet satın almak için kullanıldı.”
Diplomasi
Vişegrád Dörtlüsü yeniden bir araya geldi

Visegrád Dörtlüsü liderleri salı günü bölgesel ittifaklarını yeniden canlandırdıklarını açıkladı.
Çekya, Macaristan, Polonya ve Slovakya’dan oluşan bölgesel ittifak, göç, endüstriyel rekabet gücü ve AB’nin bir sonraki uzun vadeli bütçesi konularında daha sıkı bir koordinasyon içinde olacaklarına söz verdi.
Gödöllő’de düzenlenen zirvede Macaristan Başbakanı Péter Magyar, 65 milyonluk bloğun iktisadi gücünü vurgulayarak, dört ülkenin Almanya ile toplam ticaret hacminin Fransa’nınkini aştığını belirtti.
Yenilenen işbirliğinin bir sembolü olarak, Macyar, Çekya, Polonya ve Slovakya liderlerine Budapeşte, Bratislava, Prag ve Varşova’yı birbirine bağlayacak bir yüksek hızlı demiryolu ağı projesinin taslağını sundu ve Slovakya’nın yaklaşan V4 başkanlığı döneminde proje için AB fonu talep etmeleri konusunda liderleri teşvik etti.
Magyar, ittifakın son dönemdeki zorluklarını önceki Macar hükümetine yükleyerek, eski Başbakan Viktor Orbán’ın “Rusya yanlısı” tutumu ve aranan Polonyalı siyasetçilere sığınma hakkı verme kararının Budapeşte ile Varşova arasındaki ilişkileri ciddi şekilde zedelediğini savundu.
“Artık geçmişi geride bırakmanın zamanı geldi,” diyen Magyar, grubun 35 yıl önce Lech Wałęsa, Václav Havel ve József Antall tarafından kurulduğunu hatırlattı.
Polonya Başbakanı Donald Tusk, Macaristan’ın diplomatik ilişkileri yeniden canlandırmasını memnuniyetle karşıladı ve Magyar’ın seçim zaferini övdü.
Otuz yıldır tanıdığını söylediği Orbán ile bir karşılaştırma yapan Tusk, eski Macar liderin jeopolitik bakış açısının kökten değiştiğini, bu nedenle işbirliğinin imkansız hale geldiğini savundu.
Slovakya, 1 Temmuz’da V4’ün dönem başkanlığını devralmaya hazırlanırken, Slovakya Başbakanı Robert Fico, endüstriyel rekabet gücünün en önemli önceliği olacağını belirtti.
Fico, yüksek elektrik fiyatlarının Avrupa sanayisini zayıflattığı uyarısında bulunarak, dört ülkenin AB’nin emisyon ticareti sisteminde değişiklik yapılması için ortaklaşa baskı uygulayacağını söyledi.
Liderler ayrıca, bloğun 2028-34 bütçesi üzerindeki müzakerelerde, sosyal uyumun korunması ve tarım fonlarına odaklanarak yakın işbirliği içinde hareket etme konusunda anlaştılar.
Dört hükümet, bloğun dış sınırlarının güçlendirilmesinin öncelik olmaya devam etmesi gerektiğini savunarak, AB’nin yeni Göç Paktı’na karşı olduklarını yineledi.
Genişleme konusunda liderler, Batı Balkanlara yönelik AB genişlemesini destekledi. Fakat jeopolitik hususların bazı aday ülkeler için daha hızlı entegrasyonu haklı kılıp kılmadığına dair blok içinde daha geniş bir tartışma sürerken, Ukrayna da dahil olmak üzere tüm aday ülkelerin mevcut katılım kriterlerini karşılaması gerektiği konusunda ısrar ettiler.
Çek Cumhuriyeti Başbakanı Andrej Babiš, ortak çıkarları savunma konusunda bölge liderlerinin “yine aynı gemide” olduklarını söyledi.
Liderler, V4’ü dört üyeli bir yapı olarak sürdürme konusunda mutabık kalırken, belirli politika konularında diğer ülkeleri de sürece dahil etmek için daha geniş kapsamlı “V4+” çerçevesini kullanmaya karar verdiler.
Fico ve Babiš, bütçe müzakerelerine İrlanda’yı, endüstriyel rekabet gücü ve karbon fiyatlandırma politikalarına ise Avusturya ve Almanya’yı dahil etmek için V4+ formatının kullanılmasını önerdiler.
Diplomasi
Taliban, Brüksel’de 15 AB ülkesiyle bir araya geldi

15 AB üyesi ülke, 23 Haziran günü Brüksel’de Taliban ile bir araya gelerek Afganları Afganistan’a sınır dışı etme konusunu görüştü.
Avrupa Komisyonu’ndan bir sözcü salı günü yaptığı açıklamada, toplantının İsveç ile ortak başkanlıkta yürütüldüğünü belirtti. Belçika ve Hollanda da toplantıya katıldı.
Komisyon, toplantının öncelikle sabıka kaydı bulunan ve güvenlik tehdidi oluşturan Afgan vatandaşlarının geri dönüşüyle ilgili olduğunu vurguladı.
Görüşmelerde, geri gönderilecek kişilerin kimlik tespiti, seyahat belgelerinin düzenlenmesi ve geri dönüş süreçleri gibi her türlü konu ele alındı.
Fakat ocak ayında Kabil’e giden üst düzey bir AB Komisyonu yetkilisi olan Johannes Luchner, daha önce bu kapsamın suçlu olmayan Afganları da içerebileceğini belirtmişti.
Ocak ayı sonunda Avrupalı milletvekillerine yaptığı açıklamada, “Öncelikli ilgilendiğimiz konu suçluların geri dönüşü, fakat geri dönüş emri bulunan suçlu olmayan Afganların sayısı da giderek artıyor,” demişti.
Başka bir AB kaynağı da şimdi aynı görüşü dile getiriyor. Bu kaynak, salı günü ve toplantı öncesinde EUobserver’a yaptığı açıklamada, görüşmelerin sığınma başvurusunda bulunup reddedilenlerin geri dönüşünü de kapsayacağını belirtti.
Komisyon, günün erken saatlerinde toplantıyla ilgili herhangi bir ayrıntı vermeyi reddetmişti.
Bu da Taliban heyetinin seyahat masraflarını kimin karşıladığı, toplantının nerede yapılacağı, toplantıya kadınların katılıp katılmayacağı ve Taliban’ın AB’nin Afgan vatandaşlarını sınır dışı etmesine yardım etmenin karşılığında ne istediği gibi soruların cevapsız kalmasına neden oldu.
AB ve üye ülkeleri, beş yıl önce yeniden iktidara gelmesinden bu yana Taliban hükümetini tanımıyor.
Brüksel, suç işleyen veya tehlikeli olduğu değerlendirilen sığınma başvurusu reddedilen kişilerin sınır dışı edilmesi için gerekli olduğu gerekçesiyle, Afganistan’ın “fiili yetkilileriyle” sınırlı görüşmeler yapma kararını savundu.
Avrupa Komisyonu’nun bir sözcüsü, Komisyon ve 15 AB üye ülkesinden yetkililerin, ocak ayında Kabil’de düzenlenen bir önceki toplantının devamı niteliğindeki Brüksel toplantısına katıldığını belirtti.
Komisyon sözcüsü, “Komisyon birimleri ve İsveç, bugün Brüksel’de, geri dönüş ve yeniden kabul konularından sorumlu Afganistan’ın fiili yetkililerinin teknik düzeydeki temsilcileriyle birlikte teknik düzeyde bir toplantıya eş başkanlık etti” dedi.
Afganistan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü ise gündemin daha geniş olduğunu belirterek, bunun AB’de olası bir konsolosluk varlığını, orada yaşayan Afganlar için konsolosluk hizmetlerinin yeniden başlatılmasını ve “güven oluşturma tedbirlerine duyulan ihtiyacı” içerdiğini söyledi.
Sözcü Abdülkahar Balki, toplantının “yurtdışında ikamet eden Afganların konsolosluk haklarını korumak için olumlu bir ivme yaratma umudu” uyandırdığını da sözlerine ekledi.
Balki’ye hitaben yazılan ve Reuters tarafından incelenen bir Komisyon mektubunda, görüşmelerin “AB’de ikamet hakkı bulunmayan Afgan vatandaşlarının geri dönüşü ve yeniden kabulü” üzerine odaklanacağı belirtildi.
Diplomasi
Five Eyes, gelişmiş yapay zeka için acil önlem çağrısı yaptı

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan oluşan Five Eyes istihbarat ittifakı, hükümetlerin ve şirketlerin savunmalarını aşabilecek yapay zeka modellerinin yıllar değil, aylar içinde ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. İttifak, hükümetler ile şirket yöneticilerini “hemen harekete geçmeye” çağırdı.
ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın oluşturduğu Five Eyes (FVEY) istihbarat ittifakı, geniş ölçekli siber saldırılar gerçekleştirebilen ve hükümetler ile şirketlerin savunmalarını aşabilen yapay zeka modellerinin yıllar içinde değil, birkaç ay içinde ortaya çıkmasının beklendiğini açıkladı.
İttifakın ortak açıklamasında, hükümetler ve şirket yöneticileri “hemen harekete geçmeye” çağrılırken, “Gelişmiş yapay zeka modellerinin mevcut sektör beklentilerini aşması bekleniyor. Bu sürecin zaman çizelgesi yıllar değil, aylardır” ifadelerine yer verildi.
ABD yönetimi haziran ayının başında, ulusal güvenliğe yönelik olası tehditler nedeniyle Anthropic tarafından geliştirilen Mythos modeline yabancı ülke vatandaşlarının erişiminin durdurulmasını istemişti.
ABD makamlarının talebinin ardından şirket, en güçlü yapay zeka modelleri olarak tanımlanan Mythos 5 ve Fable 5’i tüm kullanıcılar için devre dışı bıraktı.
The New York Post’un haberine göre Anthropic, ABD makamlarıyla işbirliği yapmayı kabul etti.
ABD Senatosu İstihbarat Komisyonu Başkan Yardımcısı Mark Warner da haziran ayında yaptığı açıklamada, Mythos’un ABD Ulusal Güvenlik Ajansının (NSA) gizli sistemlerinin neredeyse tamamını “haftalar içinde değil, saatler içinde” aştığını söyledi.
Daha önce Financial Times, kaynaklarına dayandırdığı haberinde NSA’nın siber operasyonlarda Claude Mythos’u kullanabileceğini yazmıştı.
Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, bu teknolojinin Çin ve İran gibi ülkelerin ağlarına sızmak için kullanılabileceğini belirtmişti.
OpenAI ise mayıs ayında, yapay zekanın yönetimi ve düzenlenmesi için ABD liderliğinde, Çin’in de katılımıyla küresel bir yapı oluşturulmasını savundu.
Şirket, söz konusu yapının işleyiş ve amaç bakımından, nükleer silahların yayılmasını önlemek amacıyla küresel güvenlik standartları belirleyen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansına (UAEA) benzer şekilde tasarlanabileceğini ifade etmişti.
Amerika1 hafta öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Dünya Basını2 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4








