Bizi Takip Edin

Diplomasi

Zelenskiy’nin kasası yargılanıyor: Ukrayna’daki yeni dalga yolsuzluk operasyonlarına bakış

Yayınlanma

10 Kasım akşamı, 2014-2019 yılları arasında Ukrayna Devlet Başkanı olan Pyotr Poroşenko’nun liderliğindeki Avrupa Dayanışması partisi, Kvartal 95 stüdyosunun ortaklarından Timur Mindıç’le bağlantılı yolsuzluk skandalı nedeniyle hükümete güven oylaması sürecini başlattığını açıkladı.

Avrupa Dayanışması’nın açıklamasında, “Bu yetersiz ve yozlaşmış hükümetin istifası sürecini başlatıyoruz. Amacımız, devlet yönetiminde etkinliği, toplumda birliği ve uluslararası ortakların güvenini yeniden tesis etmek. Devlet için tehdit oluşturan durumu gören tüm milletvekili arkadaşlarımızı, ulusal kurtuluş hükümetinin kurulması için kabinenin istifasına destek vermeye çağırıyoruz” ifadesi yer aldı.

İki gün önce Ukrayna Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Bürosu (NABU) ve Özel Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı (SAP) Mindıç’in evinde arama yapmış ve kendisinin ülkeyi terk ettiği ortaya çıkmıştı. Aynı gün, Adalet Bakanı ile 2021-2025 yılları arasında Enerji Bakanı olarak görev yapan German Galuşçenko’nun da adreslerinde arama yapıldığı bildirildi.

Poroşenko’nun partisi şu soruyu gündeme getirdi: “Muhalefet milletvekilleri, Ukrayna’nın enerji sisteminin onarımı için uluslararası destek talep ettiğimiz toplantılara bile gönderilmezken, Mindıç ülkeyi nasıl bu kadar rahat terk edebildi?” Parti, yaşananlara “açık ve etkili bir yanıt” verilmesini talep etti. Aksi halde, grup temsilcilerine göre, Ukrayna uluslararası ortaklarının güvenini ve desteğini kaybedecek.

Avrupa Dayanışması’nın parlamentoda konunun görüşülmesini sağlayabilmesi için en az 150 milletvekilinin imzasını toplaması gerekiyor. Parti, Ukrayna Yüksek Rada’sında 26 sandalyeye sahip. Hükümetin düşürülmesi için ise çoğunluk oyu gerekiyor; Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’nin partisi Halkın Hizmetkârı’nın parlamentoda 229 sandalyesi bulunuyor.

Ukrayna’da nükleer enerji yolsuzluğu Zelenskiy hükümetini sarstı

Timur Mindıç kimdir ve hangi skandala karıştı?

Mindıç hakkında yürütülen soruşturma, enerji sektöründeki yolsuzluk iddialarıyla ilgili. NABU ve Özel SAP’ın beyanlarına göre, soruşturma 15 ay sürdü ve bu süre içinde bin saatlik ses kaydı toplandı. Emniyet birimlerinin açıklamasına göre, üst düzey bir suç örgütünün üyeleri, devlet şirketi Energoatom’da (Ukrayna’nın üç nükleer santralini işleten şirket) geniş çaplı bir yolsuzluk şebekesi kurdu. Büro ve savcılığın tespitine göre, grup üyeleri, şirketle sözleşme yapan yüklenicilerden sözleşme bedelinin yüzde 10 ila 15’i oranında komisyon alıyordu. Söz konusu yükleniciler, özellikle banka sisteminde ödemelerinin engellenmemesi veya tedarikçi statülerini koruyabilmek için bu parayı ödemek zorunda kalıyordu. Bu uygulama, “geçiş bariyeri” olarak adlandırıldı.

NABU ve SAP, soruşturmada isimleri açıklamadı ancak görev unvanlarını paylaştı. Rollerin dağılımına göre, suç örgütünün lideri Timur Mindıç, Varlık Fonunun eski başkan yardımcısı ve daha sonra Enerji Bakanı’nın danışmanı olan İgor Mironyuk’u, ayrıca Energoatom’un güvenlik müdürü Dmitriy Basov’u şemaya dahil etti. Bakanlık ve şirket içindeki bağlantılarını kullanarak, kadro atamaları, ihaleler ve mali akışlar üzerinde kontrol sağladılar.

NABU ve SAP açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Yıllık geliri 200 milyar grivnayı aşan stratejik bir kamu işletmesinin fiili yönetimi, resmi makamlar tarafından değil, herhangi bir yetkisi bulunmayan dışarıdaki şahıslarca yürütülüyordu. Bu şahıslar, kendilerine ‘gözetmen’ rolü biçmişti.”

Elde edilen paranın aklanması için Kiev’in merkezinde özel bir büro kurulmuştu. Bu büro, para akışını yönetti, gizli muhasebe tuttu ve paraları yurt dışındaki çok sayıda paravan şirket üzerinden akladı. Büro ve savcılığın açıklamasına göre, bu “çamaşırhaneden” yaklaşık 100 milyon dolar geçti.

Ukraynalı sermayedar ve yapımcı Timur Mindıç, 19 Eylül 1979’da Dnipropetrovsk’ta (bugünkü adıyla Dnipro) doğdu. Mindıç, Kvartal 95 stüdyosunun ortaklarından biri. Ukrayna basınına göre, Eylül 2023’ten bu yana cezaevinde bulunan ve çeşitli suçlardan yargılanan iş insanı İgor Kolomoyskiy’le yakın ilişkileri vardı.

Kvartal 95 stüdyosu ise Zelenskiy’in esk işyeri. Zelenskiy’yi Kolomoyskiy’le tanıştıran kişinin de Mindıç olduğu belirtiliyor. Zelenskiy, devlet başkanı olduktan sonra Kolomoyskiy’le arasına mesafe koydu ancak Mindıç’le ilişkisini sürdürdü. Strana haber sitesine göre, Mindıç “devlet başkanının kasası” olarak anılıyordu; iddialara göre, Zelenskiy’nin ekibindeki çıkar çevreleri, para akışını onun üzerinden yürütüyordu.

Midas Operasyonu

Mindıç’ın adı bu yıl boyunca sık sık NABU ve SAP’nin yürüttüğü yolsuzluk soruşturmaları bağlamında gündeme geldi. Temmuz ayında Ukrainska Pravda gazetesi, Mindıç’la bağlantılı bir yapının NABU soruşturmasında yer alabileceğini ve kendisinin de FBI’ın kara para aklama dosyasında şüpheli konuma düşebileceğini yazmıştı.

Aynı dönemde NABU ve SAP’nin gerçekleştirdiği Midas Operasyonu kapsamında Mindıç’ın evine dinleme cihazları yerleştirdiği ortaya çıktı. 10 Kasım’da yolsuzlukla mücadele kurumlarının açıkladığı ve bir kısmı kamuoyuna sunulan ses kayıtlarının da bu cihazlar sayesinde elde edildiği bildirildi. Ukrayna basınında yer alan bilgilere göre, beş yıl önce Zelenskiy doğum gününü bu dairede kutlamıştı; dolayısıyla onun da bu kayıtlarda geçme ihtimali bulunuyor.

Zelenskiy ise Mindıç hakkındaki soruşturmaya desteğini açıkladı. Telegram hesabından yaptığı paylaşımda Zelenskiy, “Cezasızlık sona ermeli. Energoatom bugün Ukrayna’da enerji üretiminin en büyük payını sağlıyor. Enerji sektöründe temizlik önceliğimizdir” dedi.

Zelenskiy ayrıca şu ifadeleri kullandı: “Mahkumiyet kararları çıkmalı. Bürokratlar NABU’yla ve kolluk kuvvetleriyle birlikte çalışmalı ve sonuç alınmasını sağlayacak şekilde çalışmalı.”

NABU özel statüye sahip bir kurum olarak yolsuzlukları soruşturuyor. NABU’nun yetki alanına giren şahıslar arasında devlet başkanı, başbakan, milletvekilleri, başsavcı, yargıçlar ve bölge meclisi üyeleri dahil devletin en üst kademelerindeki isimler bulunuyor. NABU’nun kurulmasına ilişkin yasa 2014 yılında kabul edilmişti.

SAP’a gelince Ukrayna Başsavcılığına bağlı bağımsız birim olarak faaliyet gösteriyor. Görevi, NABU tarafından yürütülen operasyonel ve istihbari faaliyetlerde yasalara uyulmasını denetlemek. SAP’ın yetki ve sorumlulukları, savcılıkla ilgili yasa tarafından açıkça tanımlanmış durumda.

Her iki teşkilatlanma da Avrupa Birliği’nin Ukrayna için vize rejimini yumuşatmasının ön koşulları dahilinde kurulmuştu.

Skandal Zelenskiy açısından ne anlama geliyor?

Mindıç’a yönelik yolsuzluk davası, ülkede öteden beri var olan ve genelde çetin geçen güç mücadelelerinin bir yenisi.

Strana haber sitesi, bu yılın bahar aylarında Ukrayna’da geçici nitelikteki bir “Zelenskiy’nin düşmanları koalisyonu”nun şekillendiğini öne sürüyor. Bu koalisyonun içinde bazı muhalefet liderleri (Pyotr Poroşenko, Kiev Belediye Başkanı Vitaliy Kliçko), geçmişte ABD Demokrat Partisi’yle bağlantılı bazı çevreler (özellikle NABU ve SAP’deki önde gelen makam sahipleri) ve çeşitli hibe kuruluşlarının yer aldığı belirtiliyor. Habere göre, Donald Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşüyle birlikte bu yapılar sahipsiz kaldı.

NABU ve SAP, bu süreçte Zelenskiy’ye yakın çevrelere yönelik soruşturmalarını yoğunlaştırdı. Mindıç’ın yanı sıra, dönemin Başbakan Yardımcısı Aleksey Çernișov da soruşturmaya dahil edildi. Çernișov’un adı yasa dışı arazi tahsisleriyle alakalı bir dosyada geçiyor; bu işlemlerle kamu bütçesinin 1 milyar grivna (yaklaşık 23,8 milyon dolar) zarara uğratıldığı iddia ediliyor. Çernișov hâlen Ukrayna’da bulunuyor, ancak geçen temmuz ayında kurulan yeni hükümete alınmadı.

Bu dönemde iktidar, NABU ve SAP’nin bağımsızlığını sınırlamaya çalıştı. Temmuz ayında Yüksek Rada, bu yöndeki yasayı kabul etti. Fakat Avrupa Birliği Ukrayna’ya yönelik desteği azaltma tehdidinde bulununca Zelenskiy geri adım attı ve “yolsuzlukla mücadele” kurumlarının bağımsızlığını yeniden güvenceye alan yeni bir yasa tasarısı sundu; Rada bu tasarıyı da mecburen kabul etti.

Bu dönemde yaşananları şu linkteki yazıda işlemiştik.

Strana‘nın aktardığına göre iktidar, NABU ve SAP’ye başka bir yönden karşı hamle hazırlıyordu. Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı Başkanı Aleksandr Klimenko hakkında dava açılabileceği iddia edilmişti. Ancak bu adım atılmadı.

Habere göre, Devlet Başkanlığı İdaresi Avrupa’dan yeni bir tepki doğmasından çekiniyordu; bu kaygıyı Batı medyasında çıkan olumsuz haberlerin artması da güçlendirdi. Bu ortamda “Zelenskiy’nin düşmanları koalisyonu” karşı atağa geçti.

Bu karşı hamle Ukrainska Pravda gazetesinde Mindıç, Çernișov ve Zelenskiy’yi konu alan bir dizi haberin yer bulması, Mindıç’ın evinde yapılan aramalar ve enerji sektöründeki yolsuzluk iddialarının gündeme getirilmesiyle somutlaştı.

Koalisyonun amacı Zelenskiy’nin parlamentoyu ve kabineyi kontrol etme gücünü zayıflatmak. Nihai hedef ise Devlet Başkanını bir tür “milli mutabakat hükümeti” kurmaya zorlamak ya da mevcut Başbakan Yuliya Sviridenko’nun yerine, koalisyona daha yakın duran Dijital Dönüşüm Bakanı Mihail Fedorov’u getirmek.

Ukrayna parlamentosundaki güç dengesi

Ukrayna anayasasının 76. maddesine göre Yüksek Rada 450 sandalyeden oluşuyor. Ancak 2019 seçimlerinin ardından 9. dönem parlamentosunda yalnızca 424 milletvekili yer aldı.

Bunun nedeni, o tarihte Kırım ve Sivastopol’un Rusya’ya katılmış olması nedeniyle, dar bölge sisteminde seçilen milletvekili sayısının 225’ten 199’a düşmesiydi.

Bu ay itibarıyla Rada’da 395 milletvekili görev yapıyor. Bu düşüşün sebebi, 2022’ye kadar ana muhalefetteki Yaşam İçin Muhalefet Platformu partisinin yasaklanmasıyla milletvekillerinin büyük bölümünün görevden alınması. Parti, Nisan 2022’de yasaklandı.

Partinin bir kısmı, lideri Yuriy Boyko dahil olmak üzere, aynı yıl kurulan Yaşam ve Barış Platformu adlı yeni hizbe geçti; bu grubun şu anda 21 milletvekili bulunuyor.

Bu ay itibarıyla Yüksek Rada’da sekiz parti ve 22 bağımsız milletvekili yer alıyor:

-Devlet Başkanı’nın partisi Halkın Hizmetkârı: 229 sandalye

-Avrupa Dayanışması: 26 sandalye

-Eski başbakan (2007-2010) Yuliya Timoşenko’nun partisi Batkivşçina: 25 sandalye

-Yaşam ve Barış Platformu: 21 sandalye

-Golos ve Doveriye: 19’ar sandalye

-Za Buduşçe ve “Ukrayna’nın Yeniden İnşası: 17’şer sandalye

Bir sonraki parlamento seçimlerinin Mart 2024’te yapılması planlanmıştı, ancak Ukrayna’daki sıkıyönetim nedeniyle iptal edildi.

Diplomasi

NATO yeni bir ‘Baltık Muharebesi’ne hazırlanıyor

Yayınlanma

The Telegraph, ABD ve NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir Rusya çatışmasına karşı lojistik hazırlıklarını yoğunlaştırdığını yazdı. Gazeteye göre BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD birlikleri hızlı üs konuşlandırma ve ikmal altyapısı kurma kabiliyetlerini test etti.

The Telegraph gazetesi, ABD ve diğer NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir çatışmaya yönelik lojistik hazırlıklar yürüttüğünü ve bölgenin Rusya ile yaşanabilecek yeni bir küresel karşılaşmanın merkezlerinden biri olarak değerlendirildiğini yazdı.

Gazetenin aktardığına göre, 4-19 Haziran tarihleri arasında düzenlenen BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD Deniz Kuvvetleri’nin mühendis birlikleri Seabees, Baltık kıyısında tekne rampaları ve çeşitli yapılar inşa ederek üslerin hızlı şekilde konuşlandırılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirdi.

ABD’li Teğmen Cody Robertson, “Belirlenen bir bölgeye ulaşma, kamp kurma ve bu merkezi savaş gücümüzü yansıtabileceğimiz bir nokta olarak kullanma kabiliyetimizi test ediyoruz” dedi.

The Telegraph, 1942 yılında kurulan Seabees birliğinin, eski ABD Başkanı ve General Dwight Eisenhower’ın “Muharebeler, harekatlar ve hatta savaşlar öncelikle lojistik nedeniyle kazanıldı ya da kaybedildi” sözüyle özetlenen anlayış doğrultusunda faaliyet gösterdiğini belirtti.

Haberde, Baltık Denizi’nin sekiz NATO ülkesi ile Rusya tarafından çevrelendiği ve İsveç’e bağlı Gotland ile Danimarka’ya bağlı Bornholm gibi stratejik öneme sahip adalarla çevrili olduğu kaydedildi.

Gazeteye göre NATO, bu adaları olası bir saldırının püskürtülmesinde ve karşı harekatlar için ileri üs olarak kullanmayı planlıyor.

Baltık’ın doğu kıyısında ise Rusya Baltık Filosu’nun konuşlu bulunduğu Kaliningrad bölgesi yer alıyor.

The Telegraph, Finlandiya ve İsveç’in 2023 ve 2024 yıllarında NATO’ya katılmasının ardından bölgenin kolektif savunmasının daha da öncelikli hale geldiğini yazdı.

Robertson da gazeteye yaptığı açıklamada, “Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılması, buradaki koşulları iyi tanımamızı daha da önemli hale getiriyor” ifadelerini kullandı.

Bununla birlikte gazetenin aktardığına göre, Letonya Güvenlik Kurumu’nun (SAB) eski başkanı Janis Kazocins, Rusya ile NATO arasında tam ölçekli bir çatışma yaşanma ihtimaline kuşkuyla yaklaştı.

Kazocins, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının henüz sona ermediğine işaret etti ancak Baltık ülkelerinin enerji altyapısına yönelik olası sabotajlara karşı kırılgan olmaya devam ettiği uyarısında bulundu.

Baltık Denizi’nde Kasım 2024 ile Şubat 2026 arasında bir dizi denizaltı kablosu arızası ve hasarı meydana geldi. Finlandiya ile Almanya arasındaki C-Lion1 kablosu Kasım 2024, Aralık 2024 ve Şubat 2026’da olmak üzere üç kez koptu. EstLink 2 enerji kablosu Ocak ve Aralık 2025’te devre dışı kaldı.

Litvanya ile İsveç arasındaki BCS East-West Interlink Kasım 2024’te, Letonya ile İsveç arasındaki fiber optik kablo Ocak 2025’te ve Rusya’ya ait Baltika kablosu ise Şubat 2026’da zarar gördü. Avrupa’daki bazı yetkililer bu olaylarda Rusya’dan şüphelendiklerini açıklamıştı.

Rus yetkililer ise kablo kopmaları ve NATO ülkelerindeki diğer sabotaj eylemleriyle bağlantılı oldukları yönündeki tüm suçlamaları reddediyor. Kremlin, Rusya’nın başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmediğini belirtiyor.

Washington Post, 19 Ocak’ta yayımladığı haberinde ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin istihbarat servislerinin, Moskova’nın söz konusu olaylarla bağlantılı olmadığı yönündeki değerlendirmeye eğilim gösterdiğini yazmıştı.

Letonya Dışişleri Bakanı Bayba Braze de gazeteye yaptığı açıklamada, Baltık’taki tatbikatların ABD’nin müttefiklerine bağlılığını ortaya koyduğunu belirterek, “BALTOPS-26’nın ölçeği her şeyi anlatıyor. Güçlü transatlantik işbirliği NATO’nun kolektif savunmasının temelini oluşturuyor ve mevcut güvenlik ortamında her zamankinden daha önemli” dedi.

Daha önce The Economist de Baltık Denizi’nin Rusya ile NATO arasında yaşanabilecek olası bir karşılaşmanın kilit alanlarından biri haline geldiğini yazmış, denizaltı altyapısının kırılganlığına ve bunun korunmasının ittifak açısından yarattığı zorluklara dikkat çekmişti.

Politico ise İsveç’in Gotland Adası’nı güçlendirerek adayı bir savunma merkezine dönüştürmeye çalıştığını aktarmıştı.

Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ve Denizcilik Kurulu Başkanı Nikolay Patruşev, Baltık bölgesinde çok uluslu NATO grubunun ortaya çıkmasının ardından bölgede “karmaşık bir durum” oluştuğunu söylemişti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise birçok kez Rusya’nın NATO ile savaşmak için herhangi bir nedeni ya da çıkarı bulunmadığını ifade etti.

Putin, “Rusya’nın NATO’ya saldırmak istediğini uydurdular. Aklınızı mı kaçırdınız? Şu masa kadar bile akıllı değil misiniz?” sözlerini kullanmıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Hindistan, Rusya’dan petrol alımında rekor kırdı

Yayınlanma

Kpler verilerine göre Hindistan’ın Rusya’dan petrol ve kömür ithalatı, Ortadoğu’daki savaş ve sevkiyat aksaklıkları nedeniyle haziran ayında rekor seviyelere ulaştı. Rusya’dan yapılan günlük petrol sevkiyatının haziranda 2,55 milyon varile çıkması beklenirken, Moskova Avustralya’yı geride bırakarak Hindistan’ın ikinci en büyük kömür tedarikçisi konumuna yükseliyor.

Hindistan, İran’da yaşanan gerilim nedeniyle tedarik zincirinde meydana gelen aksamalar ve yükselen fiyatlar karşısında Rusya’dan petrol ve kömür ithalatını artırıyor.

Reuters haber ajansının uluslararası analiz şirketi Kpler verilerine dayandırdığı habere göre, Rusya’dan Hindistan’a yapılan sevkiyatlar haziran ayında rekor düzeylere ulaştı.

Kpler tahminlerine göre, Rusya’nın Hindistan’a petrol sevkiyatı haziran ayında günlük 2,55 milyon varille rekor düzeye yükselecek.

Bu miktar, mayıs ayındaki günlük 2,13 milyon varillik sevkiyatı ve Mayıs 2023’teki günlük 2,16 milyon varillik düzeyi geride bırakıyor.

Rusya’nın Hindistan’ın haziran ayındaki toplam ithalatı içindeki payı ise yüzde 50’nin hemen altında gerçekleşecek. Bu oran, Ortadoğu’daki çatışmanın başladığı 28 Şubat öncesindeki üç aylık dönemde ortalama yüzde 23 seviyesindeydi.

Hindistan’ın Rus petrolüne yönelmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasının ardından piyasadaki arzı artırmak amacıyla ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin alımlara yönelik yaptırımları geçici olarak kaldırmasını izledi.

Ancak yaptırımlardan muafiyet süresi 17 Haziran’da sona erdi ve ABD Hazine Bakanlığı tarafından uzatılmadı.

Reuters, bu durumun Rus petrolü alımlarında azalmaya yol açabileceğini, ancak sürecin gidişatının Hindistan rafinerilerinin ve yetkililerinin Ortadoğu ülkelerinden sevkiyatlara dönme konusundaki istekliliğine bağlı olacağını belirtiyor.

Kpler öngörülerine göre, Suudi Arabistan’dan yapılan ithalatın haziran ayında günlük 349 bin varil seviyesinde kalması bekleniyor. Bu miktar, savaş öncesindeki üç aylık dönemde günlük ortalama 832 bin varil düzeyindeydi.

İthalat artışı Rus kömüründe de gözleniyor. Haziran ayında tüm kalitelerde Rus kömürü ithalatının, mayıs ayındaki 3,27 milyon tona kıyasla 3,16 milyon ton olarak gerçekleşmesi bekleniyor.

Her iki ay da geçen yılın mayıs ayında kaydedilen 3,76 milyon tonluk zirvenin ardından sırasıyla tarihin en yüksek ikinci ve üçüncü değerleri olarak kayda geçecek.

Rusya’nın haziran ayında Avustralya’yı geride bırakarak, Çin’den sonra dünyanın en büyük ikinci kömür ithalatçısı olan Hindistan’a en çok kömür sağlayan ikinci ülke konumuna geleceği tahmin ediliyor.

Ajansın değerlendirmesine göre Rusya, Hindistan’ın temel kömür tedarikçisi olma rolünü korumaya devam edecek; ancak Rus petrolünün gelecekteki alımları, ABD’nin Moskova’ya yönelik yaptırım politikasını olası sıkılaştırma adımlarına bağlı olacak.

Yeni Delhi petrol sevkiyatının yaptırımlardan etkilenmeyeceğini açıkladı

Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, haziran ayı ortasında yaptığı açıklamada, ülkesinin 2022 yılından bu yana küresel fiyatları dizginlemek amacıyla ABD’nin talebi doğrultusunda Rus petrolü alımlarını artırdığını belirtmişti.

Jaishankar, Rus hammaddesine yönelik Amerikan kısıtlamalarını eleştirerek, bu önlemlere büyük ilkeler süsü verilmemesi çağrısında bulunmuştu.

Hindistan Petrol ve Doğalgaz Bakanlığı Temsilcisi Sujata Sharma da mayıs ayında yaptığı açıklamada, Rusya’dan sevkiyatların devam ettiğini ve ABD’nin yaptırım muafiyetlerine ilişkin kararlarından bağımsız olarak süreceğini kaydetmişti.

Hindistan rafinerileri, 2025 yılında ABD baskısı ve Hindistan mallarına yönelik yüzde 25’lik gümrük tarifesi tehdidi nedeniyle Rusya’dan yaptıkları ithalatı azaltarak Suudi Arabistan ve Irak’a yönelmişti.

Ancak Reuters’ın verilerine göre, Ortadoğu’daki savaşın ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın ardından Hindistan firmaları mart ayı başında Rus petrolü alımlarını yeniden artırdı.

Rusya’nın Yeni Delhi Büyükelçisi Denis Alipov nisan ayı sonunda yaptığı açıklamada, Hindistan’ın kabul etmeye hazır olduğu miktarda hammaddeyi tedarik etmeye hazır olduklarını duyurmuştu.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da daha sonra yaptığı açıklamada, Moskova’nın Hindistan’a enerji taşıyıcıları sevkiyatına ilişkin anlaşmalara bağlı kaldığını doğrulamıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Honduras uyuşturucu çeteleriyle mücadele için Ukrayna’dan İHA alacak

Yayınlanma

Honduras Devlet Başkanı Nasry Asfura, organize suçla mücadele ve sınır güvenliğini sağlamak amacıyla Ukrayna’dan insansız hava araçları satın almayı planladıklarını açıkladı. Geçen hafta Kiev’i ziyaret eden Asfura, Ukrayna’nın yüksek teknolojik ekipmanlarıyla uyuşturucu kaçakçılığına karşı destek sağlayabileceğini belirtti.

Honduras Devlet Başkanı Nasry Asfura, AFP’ye verdiği mülakatta, ülkesinin sınırlarını korumak ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele etmek amacıyla Ukrayna’dan insansız hava araçları satın almayı planladığını duyurdu.

Asfura, yüksek teknolojik ekipmanlar aracılığıyla organize suçla daha etkin mücadele etmeyi hedeflediklerini belirterek, “Sınırlarımızı korumak, sınırlarımızda etkin güvenliği sağlamak ve yüksek teknolojik ekipmanlarla organize suçla mücadele etmek için insansız hava araçlarından bahsediyoruz” ifadesini kullandı.

Honduras lideri, Ukrayna’nın sınırların daha da güçlendirilmesi ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele süreçlerinde ülkesine yardımcı olabileceğini kaydetti.

Geçen hafta Ukrayna’nın başkenti Kiev’e resmi bir ziyarette bulunan Asfura ile bir araya gelen Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Honduraslı mevkidaşına Ukrayna’nın bu alandaki deneyimlerinden yararlanmayı teklif etti.

Ukrayna lideri Zelenskiy, haziran ayında Baltık ülkeleri üzerindeki insansız hava aracı sorununa çözüm olarak “drone anlaşması” önerisinde bulunmuş ve Ukrayna’nın İHA koruması konusundaki uzman ekiplerini her an bu bölgeye göndermeye hazır olduğunu ifade etmişti.

Rusya Güvenlik Konseyi Sekreter Yardımcısı Aleksey Şevtsov ise ilkbahar aylarında yaptığı açıklamada, Ukrayna’ya ait insansız hava araçlarının Polonya ve Baltık ülkelerinin hava sahasından engelsiz şekilde geçtiğini ifade etmişti.

Uyuşturucu kartelleri Ukrayna’yı drone okulu olarak kullanıyor

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English