Bizi Takip Edin

Diplomasi

Trump ve bin Selman’dan 1 trilyon dolarlık yatırım ve savunma paktı

Yayınlanma

Beyaz Saray’da bir araya gelen ABD Başkanı Donald Trump ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, savunma ve ekonomiyi kapsayan geniş çaplı anlaşmalara imza attı. Görüşmede F-35 satışından nükleer enerji işbirliğine, Gazze’deki son durumdan Cemal Kaşıkçı cinayetine kadar pek çok kritik başlık ele alındı.

ABD Başkanı Donald Trump ile Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Washington’daki görüşmeler ve Beyaz Saray’da verilen akşam yemeği kapsamında bir araya geldi.

Liderler, iki ülke arasındaki ekonomik ve savunma ortaklığını derinleştiren geniş kapsamlı bir paket üzerinde mutabakata vardı.

Oval Ofis’te kameraların karşısına geçen Veliaht Prens bin Selman, Suudi Arabistan’ın ABD’ye yönelik yatırım taahhüdünü önemli ölçüde artıracaklarını açıkladı.

Bin Selman, yatırım hedeflerine ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Bu rakamı 600 milyar dolardan neredeyse 1 trilyon dolara çıkaracağımızı duyuracağımızı düşünüyorum” dedi.

İmzalanan anlaşmalarla teknoloji, yapay zekâ ve benzeri birçok alanda yeni fırsatların doğduğunu vurgulayan Prens, bu işbirliğinin Suudi Arabistan’daki istihdam açısından kritik önem taşıdığını belirtti.

Yarı iletkenler alanında yaklaşık 50 milyar dolarlık harcama planladıklarını aktaran bin Selman, uzun vadede bu tutarın “yüz milyarlarca dolara çıkabileceğine” işaret etti.

İki ülke ilişkilerinin önümüzdeki birkaç on yıl içinde daha da derinleşeceğine inandığını ifade etti.

Trump ise konuşmasında, Suudi Arabistan’ın ABD’ye yapacağı 1 trilyon dolarlık yatırım sözünü hatırlatarak Veliaht Prens’e teşekkür etti.

NATO üyesi olmayan önemli müttefik statüsü

Trump, Beyaz Saray’daki akşam yemeğinde yaptığı konuşmada, Suudi Arabistan’ı “resmi olarak NATO üyesi olmayan önemli müttefik” şeklinde tanımladıklarını açıkladı.

Bu adımın Riyad için son derece önemli olduğunu vurgulayan ABD Başkanı, iki ülke arasında “ABD-Suudi Arabistan Stratejik Savunma Anlaşması” imzalandığını duyurdu.

Beyaz Saray yönetimi, Trump’ın gelecekteki F-35 teslimatlarını da içeren kapsamlı bir savunma satış paketini onayladığını bildirdi.

Anlaşma kapsamında Suudi Arabistan’ın yaklaşık 300 Amerikan tankı satın alması da karara bağlandı.

Trump, bu alımların iki ülkeyi daha güvenli hale getireceğini ve Suudi Arabistan’ın Orta Doğu’da istikrar ve güvenliğin temel direklerinden biri olarak rolünü pekiştireceğini savundu.

Suudi Arabistan’ın ABD’den yaklaşık 140 milyar dolarlık silah, mühimmat ve savunma hizmeti alacağı kaydedildi. Bu ticaret hacminin binlerce Amerikalı için yeni istihdam anlamına geldiği belirtildi.

Washington, F-35 teslimatına hazır

Basın toplantısında F-35 savaş uçakları konusuna değinen Trump, Suudi Arabistan’a bu uçakları satmaya hazır olduklarını söyledi.

Uçakların İsrail’in sahip olduğu F-35’lerle aynı seviyede olması gerektiğini belirten Trump, hem İsrail’in hem de Suudi Arabistan’ın ABD’nin büyük müttefikleri olduğunu ifade etti.

Trump, bin Selman’a dönerek, “Onların (İsrail’in), sizin daha düşük kalibreli uçaklar almanızı istediğini biliyorum. Ancak bunun sizi çok mutlu edeceğini sanmıyorum. Bana kalırsa, ikisi de en üst düzeyde donanıma sahip olmaları gereken bir seviyedeler” diye konuştu.

Bir gazetecinin, İsrail’in F-35 satışını normalleşme sürecine bağlamak istediği yönündeki sorusuna ise Trump, “İsrail, bu durumun farkında. İsrail bundan dolayı çok mutlu olacak” yanıtını verdi.

Nükleer enerji ve yapay zekâ işbirliği

Beyaz Saray, iki ülke arasında sivil nükleer enerji alanındaki işbirliği müzakerelerinin tamamlandığını ve süreci resmileştiren ortak bildirinin imzalandığını açıkladı.

Bildiri, yıllar sürecek ve milyarlarca dolarlık hacme ulaşacak bir nükleer enerji ortaklığı için yasal zemini oluşturuyor.

ABD ve Amerikan şirketlerinin, Suudi Arabistan’ın sivil nükleer enerji alanındaki öncelikli ortakları olacağı teyit edildi.

Taraflar ayrıca kritik mineraller konusunda işbirliğini derinleştiren bir çerçeve anlaşması imzaladı. Bu anlaşma, her iki ülkenin ulusal stratejilerini ve kritik mineral tedarik zincirlerini çeşitlendirecek şekilde uyumlu hale getirmeyi hedefliyor.

Teknoloji alanında ise bir Yapay Zeka Mutabakat Zaptı’na imza atıldı. Suudi Arabistan, önde gelen Amerikan yapay zeka sistemlerine erişim sağlayacak.

Beyaz Saray, bu süreçte Amerikan teknolojisinin yabancı etkiden korunacağı vurgusunu yaptı.

ABD Hazine Bakanlığı ile Suudi Arabistan Maliye Bakanlığı da sermaye piyasası teknolojileri ve düzenlemeler alanında işbirliğini artırmak üzere bir dizi anlaşma imzaladı.

İki ülke, tarife dışı engellerin azaltılması ve yatırım ortamının iyileştirilmesi gibi başlıklarda temasları yoğunlaştırma kararı aldı.

İsrail’le normalleşmeye “Filistin devleti” şartı

Trump, konuşmasında Gazze’de sağlanan ateşkese ve bölgenin yeniden imarı için başlatılan süreçlere değindi.

Suudi Arabistan’ın da aralarında bulunduğu bölge ülkelerinin katkılarıyla savaşın sona erdiğini savunan Trump, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde kabul edilen ve Gazze’de bir “Barış Kurulu” kurulmasına imkân tanıyan karara atıf yaptı.

Trump, “Bu noktaya gelmek onlarca yıl aldı ama artık mükemmele çok yakınız. Hemen herkes Ortadoğu’da yaşananları bir mucize olarak niteliyor” dedi.

Gazze’de yaşayan Filistinlilerin artık daha güvende olduğunu öne süren Trump, insanların evlerine dönmeye başladığını belirtti. Suudi Arabistan’ın da söz konusu Barış Kurulu’nda yer almasını istediğini dile getirdi.

Veliaht Prens bin Selman ise İsrail ile Arap ülkeleri arasında normalleşmeyi hedefleyen İbrahim Anlaşmaları hakkında konuştu.

Prens bin Selman, “Anlaşmanın bir parçası olmak istiyoruz, ancak iki devletli çözüme giden net bir yolun güvence altına alındığından da emin olmak istiyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Gazze konusunda İsraillilerin ve Filistinlilerin barış içinde bir arada yaşamalarını istediklerini vurgulayan bin Selman, bu hedefe ulaşmak için ellerinden geleni yapacaklarını söyledi.

Prens ayrıca ABD ile İran arasındaki görüşmelerde bir anlaşmaya varılması için yakından çalışma yürüttüklerini belirtti.

Basın toplantısında Kaşıkçı gerilimi

Resmi programda ekonomik ve savunma başlıkları öne çıkarken, Beyaz Saray’daki basın toplantısında Cemal Kaşıkçı cinayeti gündeme geldi.

Bir gazeteci Veliaht Prens’e, ABD istihbaratının kendisini cinayet planının başında gördüğünü hatırlatarak, “11 Eylül’de yakınlarını kaybedenler de bugün Oval Ofis’te olmanıza öfkeli” sorusunu yöneltti.

Trump araya girerek gazetecinin bağlı olduğu kuruluşu sordu. Gazetecinin ABC muhabiri olduğunu söylemesi üzerine Trump, “Sahte haber. ABC sahte haberci” diyerek Veliaht Prens’i savundu.

Trump, “Bu beyefendi olağanüstü bir iş çıkardı. Bahsettiğiniz kişi son derece tartışmalıydı; pek çok kişi kendisini sevmiyordu. Seven de vardı, sevmeyen de ama bir şeyler oldu ve prens bu konuda hiçbir şey bilmiyordu. Bu meseleyi burada kapatabiliriz. Misafirimizi böyle bir soru ile utandırmak zorunda değilsiniz” ifadelerini kullandı.

Veliaht Prens bin Selman ise olayın son derece acı verici olduğunu söyledi. Suudi Arabistan’da gerekli tüm soruşturma adımlarını attıklarını belirten bin Selman, “Bir daha böyle bir şey yaşanmaması için sistemi iyileştirdik. Bu acı verici ve büyük bir hata, bir daha yaşanmaması için elimizden geleni yapıyoruz” dedi.

Washington Post yazarı Cemal Kaşıkçı, 2 Ekim 2018’de Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’nda öldürülmüş, cesedi bulunamamıştı.

2021 tarihli ABD istihbarat raporu, operasyona Veliaht Prens’in onay verdiği sonucuna varmış, Riyad yönetimi ise bu iddiaları reddederek olayı “kontrolden çıkan bir operasyon” olarak nitelemişti.

Akşam yemeğinde Ronaldo ve Musk sürprizi

Beyaz Saray’daki akşam yemeğinde Trump, Suudi Arabistan’ın “müthiş bir müttefik” haline geldiğini savunarak, ziyaret vesilesiyle ilişkilerin daha da güçlendiğini dile getirdi.

Yemeğin konukları arasında Suudi Arabistan’da forma giyen Portekizli yıldız futbolcu Cristiano Ronaldo ve milyarder iş insanı Elon Musk da yer aldı. Trump, Ronaldo’ya katılımı için ayrıca teşekkür etti.

Trump’ın ardından söz alan Veliaht Prens bin Selman, ev sahipliği için ABD Başkanına teşekkür etti.

Bin Selman, “Burada kendimizi evimizde gibi hissediyoruz. Bugün birçok alanda ilişkilerimizi daha da derinleştirecek önemli anlaşmalara imza attık” diye konuştu.

Diplomasi

Zelenskiy ile gerilim yaşayan Kliçko görevden alma ihtimaline rest çekti

Yayınlanma

Kiev Belediye Başkanı Vitaliy Kliçko, Ukrayna yönetiminin kendisini görevden alma girişimlerine karşı mücadele edeceğini belirterek çatışma sürecinde yaklaşık 300 belediye başkanının uzaklaştırıldığını hatırlattı.

Kiev Belediye Başkanı Vitaliy Kliçko, Ukrayna yönetiminin kendisini herhangi bir şekilde görevden alma girişimine boyun eğmeyeceğini ve böyle bir durumda mücadele edeceğini söyledi.

BBC’ye mülakat veren Kliçko, “Beni görevden alırlarsa mücadele ederim” ifadesini kullandı.

Kiev yönetiminin Ukrayna yasalarına bağlı kaldığını belirten Kliçko, yerel topluluğun temsilcisi sıfatıyla başkent sakinlerinin çıkarlarını savunacağını dile getirdi.

Gelecekteki seçimlere işaret eden Kliçko, “Gelecek seçimler yapılır, başka insanlar gelir, buyursunlar. Buna topluluğun kendisi karar verir. Her kent sakininin, kendi çıkarlarını kimin savunacağını kendisinin belirlemek istediğine inanıyorum; yukarıdan birilerinin topluluğu yönetmesi için paraşütle birini atamasını değil. Demokrasi tam da budur” dedi.

Kliçko’nun bu çıkışının öncesinde, 17 Ekim günü yüzlerce Kievli belediye başkanının istifasını talep eden bir gösteri düzenledi.

Kamu yayıncısı Suspilne Kiev tarafından paylaşılan görüntülerde, belediye binası önünde toplanan protestocuların iki saat boyunca istifa sloganları attığı görüldü.

Eylemi “kurgulanmış” ve “sipariş üzerine yapılmış” olarak nitelendiren Kliçko, çatışma süreci boyunca görevden alınan yaklaşık 300 diğer belediye başkanı gibi kendisinin de bu yolla makamından uzaklaştırılmak istendiğini savundu.

Kliçko, Haziran 2014’ten bu yana Kiev Belediye Başkanlığı görevini yürütüyor; 2015 ve 2020 yıllarındaki seçimlerde de yeniden bu göreve seçildi.

Zelenskiy ile enerji altyapısı üzerinden başlayan gerginlik sürüyor

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile Kliçko arasındaki anlaşmazlık son günlerde kamuoyu önünde karşılıklı suçlamalarla görünür hale geldi.

Fransız Le Monde gazetesinin 14 Ekim tarihli haberine göre iki lider, başkentin enerji altyapısının kış mevsimine hazırlanması konusunda açıkça karşı karşıya geldi.

Zelenskiy, enerji tesislerinin korunmasına dönük adımların hayata geçirilmesinde geç kalındığı gerekçesiyle Kiev yönetimini eleştirdi.

Ukrayna Devlet Başkanı, başkentin kışa hazırlık seviyesinin sınır ve cephe hattındaki bölgelerden bile daha kötü durumda olduğunu savundu.

Bu eleştirileri “temelsiz” olarak tanımlayan Kliçko ise Devlet Başkanlığı Ofisi’nin yerel özyönetimi ortadan kaldırmayı ve kendisini şehir yönetiminden uzaklaştırmayı amaçladığını öne sürdü.

Ekim ayı başında kış mevsimi öncesinde Kiev’in hayatta kalma moduna geçtiğini duyuran Kliçko, kentin su şebekesindeki olası bir aksamanın son derece büyük ölçekli bir krize yol açabileceği uyarısını yapmıştı.

Kliçko, kışa hazırlık kapsamında başkentte yedek ısıtma sistemlerinin kurulduğunu; yakıt, gıda ve içme suyu stoklarının oluşturulduğunu aktardı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Trump, Musk’tan Ukrayna için Starshield sınırlamasını kaldırmasını istedi

Yayınlanma

Wall Street Journal’ın haberine göre ABD Başkanı Trump’ın SpaceX yöneticisi Elon Musk’ı arayarak askeri Starshield sistemindeki yavaşlatmayı kaldırmasını istemesinin ardından, Ukrayna ordusunun uydu iletişiminde toparlanma görüldü. Terminallerin saatte 60 kilometre hıza ulaştığında dahi kesilmesiyle insansız hava aracı operasyonlarında aksamalar yaşandı.

ABD Başkanı Donald Trump, SpaceX’in kurucusu Elon Musk ile bir telefon görüşmesi yaparak uydu internet ağı Starlink’in askeri sürümü Starshield üzerindeki kısıtlamaların Ukrayna için kaldırılmasını istedi.

The Wall Street Journal’ın (WSJ) haberine göre ABD’li ve Ukraynalı yetkililer, telefon görüşmesinden kısa bir süre sonra, 22 Ekim’de sistemin daha kararlı çalışmaya başladığını aktardı.

Ukraynalı bazı temsilciler altyapının henüz tam kapasiteye ulaşmadığını, ancak bağlantının terminallerin daha yüksek hareket hızlarında kısıtlama dönemine kıyasla daha verimli çalıştığını kaydetti.

Yetkililerin paylaştığı bilgilere göre Trump, görüşmede hız sınırının sürmesinden duyduğu rahatsızlığı Musk’a iletti.

Gazete, söz konusu yavaşlatma yüzünden Ukrayna ordusuna ait bazı insansız hava araçlarının görevlerini eksiksiz yerine getiremediğini yazdı.

ABD’li yetkililer ayrıca Trump’ın bir hafta boyunca yardımcılarına ve müttefiklerine Starlink’teki hız kesintisini sonlandırmak istediğini söylediğini aktardı.

Terminal hızı sınırlandırılınca cephedeki İHA operasyonları aksadı

İletişim kısıtlamalarına dair ilk haberler 14 Ekim gecesi gündeme geldi. Ukrayna Savunma Bakanının eski danışmanı Serhiy Sternenko, terminaller saatte 160 kilometreden daha hızlı hareket ettiğinde bağlantının koptuğunu açıkladı.

Sternenko daha sonra kısıtlamaların sertleştiğini duyurarak ordudan gelen verilere göre bağlantının artık saatte 60 ila 70 kilometre hızda dahi kesildiğini belirtti.

Financial Times’ın Ukraynalı yetkililer ve askerlere dayandırdığı haberine göre yaşanan aksaklıklar; insansız hava araçlarının yönetimini, cephedeki birliklerin ikmalini ve geri hatlardaki hedeflere yönelik saldırıları zorlaştırdı.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, 16 Ekim’de Starlink altyapısının kısmen toparlandığını duyurdu.

Brüksel’deki basın toplantısında konuşan Zelenskiy, eski hız parametrelerine kademeli olarak dönüldüğünü fakat Ukrayna ordusuna yönelik sınırlandırmaların henüz tamamen kalkmadığını ifade etti.

Gelişmeler üzerine Rusya cephesinden de açıklama geldi. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, 14 Ekim’de yaptığı açıklamada, “Starlink gibi parlak teknolojilerin askeri amaçlarla hiç kullanılmaması daha iyi olurdu” diyerek sistemin ordunun hizmetine sunulmasına karşı olduklarını bildirdi.

Kısıtlama talimatının kaynağına dair çelişkili açıklamalar yapıldı

Musk, Starshield üzerindeki kısıtlamalara ilişkin sorumluluğu reddetti. Sistemin mülkiyetinin ve yönetiminin ABD hükümetine ait olduğunu belirten Musk, kullanım koşullarını da Washington’ın belirlediğini dile getirdi.

Ticari Starlink ağını SpaceX’in işlettiğini hatırlatan girişimci, bu hizmetin taarruz amaçlı askeri operasyonlar için tasarlanmadığını savundu.

Reuters’a konuşan iki ABD’li yetkili, Pentagon’a Starlink ile ilgili talimatın Beyaz Saray’dan gittiğini ileri sürdü.

Öte yandan üst düzey bir Amerikalı yetkili, Trump’ın şahsen böyle bir emir vermediğini savundu. The Telegraph gazetesi ise kısıtlamaları başlatan kişinin Musk olduğunu öne sürdü; kaynaklardan biri Trump’ın bu öneriyi kabul etmesiyle kısıtlamanın Pentagon tarafından devreye sokulduğunu aktardı.

20 Ekim’de WSJ, kaynaklarına dayanarak Musk’ın Ukrayna’daki Starshield faaliyetini durdurma yönünde bizzat emir verdiğini, ardından Musk ile Trump’ın kararı telefonda ele aldığını yazdı.

Trump, 16 Ekim’de yaptığı açıklamada kendisinin veya Musk’ın kısıtlamalarla bağı bulunduğu iddialarını reddetti. Trump, “Kimin yaptığını bilmiyorum, en azından ben değilim. Elon’ın da olduğunu pek sanmıyorum” dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise 18 Ekim’de ABD’nin Starlink’i yavaşlatma yönünde bir talimat vermediğini ve hızın yeniden sağlandığını savundu.

Rubio ayrıca Ukrayna’nın Starshield sistemine erişimi olmadığını, sistemin Kiev tarafından kullanımı konusunun halen müzakere edildiğini öne sürdü.

Karar ABD Kongresinde de yankı buldu. Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi Üyesi Brian Fitzpatrick, Washington yönetiminin parmağı olduğunun kanıtlanması halinde ilgili kurumların bütçesini durdurmaya çalışacağını belirtti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Barrack: Şara, İsrail ile normalleşmek istiyor

Yayınlanma

ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Suriye’nin geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın İsrail ile ilişkileri normalleştirmek istediğini belirtti.

Aynı zamanda İsrail’in Suriye’deki askeri operasyonlarına son verilmesi çağrısında bulunarak, Washington’un bu operasyonları durdurmak için müdahale edip etmemesi gerektiğini sorguladı.

Katar’ın Doha kentinde düzenlenen Küresel Güvenlik Forumu’nda konuşan Barrack, Şara’nın zorlu koşulları iyi idare ettiğini ve hükümetinin bir tehdit oluşturmadığını İsrail’e temin etmeye çalıştığını söyledi.

“Bence Cumhurbaşkanı Şara, çok zor koşullar altında çok iyi bir iş çıkardı,” diyen Barrack, Suriye liderinin İsrail’e ilettiğini düşündüğü mesajı şöyle aktardı: “Ben saldırgan değilim, İsrail ile bir sorunum yok, İsrail ile ilişkilerin normalleşmesini istiyorum.”

Barrack ayrıca İsrail’i Suriye’deki operasyonlarını durdurmaya çağırırken, ABD’nin bu operasyonları sona erdirmek için müdahale edip etmemesi gerektiği konusunda belirsizliğini dile getirdi:

“Bunu [İsrail’in Suriye’deki eylemlerini] durdurmanın zamanı geldi. ABD’nin bunu durdurmak için müdahale etme zamanının gelip gelmediğini bilmiyorum.”

İsrail, 8 Aralık 2024’te Beşar Esad’ın devrilmesinin ardından Suriye’deki askeri operasyonlarını yoğunlaştırdı. İsrail güçleri, Golan Tepeleri boyunca uzanan askerden arındırılmış “tampon bölgeye” girdi ve Şeyh Dağı’nın (Hermon) Suriye tarafında mevzilenirken, İsrail bu konuşlandırmayı geçici bir güvenlik önlemi olarak nitelendirdi.

İsrail’in hava saldırıları ayrıca ülke genelindeki askeri tesisleri ve silah depolarını da hedef aldı.

Barrack, bir zamanlar düşman olarak görülen grupların yeni siyasi ve güvenlik yapılarına nasıl dahil edilebileceğinin bir örneği olarak Suriye’deki siyasi geçiş sürecini gösterdi.

ABD’li diplomat, “Bir zamanlar yabancı terör örgütü olarak nitelendirilen Nusra’yı ele alabilirsiniz; 8 Aralık’ta yaşanan dönüşümün ardından bugün pek çok kişi bu örneği ‘işte bir model’ diye değerlendiriyor,” dedi.

Nusra Cephesi, Suriye iç savaşı sırasında ortaya çıkan ve El Kaide’ye bağlılık yemini ettikten sonra bu ağdan ayrıldığını ilan eden bir cihatçı gruptu. Örgüt, başta ABD ve BM olmak üzere birçok ülke ve kurum tarafından “terörist” kabul ediliyordu.

Grubun lideri Ahmed Şara (Ebu Muhammed el-Colani), daha sonra Esad’ı deviren saldırıyı yöneten Heyet Tahrir eş-Şam’ın (HTŞ) başına geçti.

Barrack ayrıca, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Suriye ulusal ordusuna entegrasyonunu, daha önce pek çok kişinin olası görmediği bir sonuç olarak gösterdi.

ABD’li, “Hiç kimse, bu Kürt oluşumu olan SDG’yi ulusal bir orduya yeniden entegre edebileceğinizi düşünmemişti, ama bu gerçekleşti,” dedi.

Şam ile Kürt liderliğindeki güçler, 10 Mart 2025 tarihinde SDG’nin askeri ve sivil kurumlarını Suriye devletine entegre etmek üzere bir anlaşma imzalamıştı.

Fakat entegrasyon şartları ve bölgedeki özyönetimin geleceği konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle anlaşmanın uygulanmasında gecikmeler yaşandı.

Bununla birlikte Barrack, Washington’un geniş bölgede gerçekleşen ve kendisinin “23 rejim değişikliği” olarak nitelendirdiği olaylara müdahalesine atıfta bulunarak, ABD’nin Orta Doğu’daki önceki müdahalelerinin etkinliği konusunda şüphelerini dile getirdi.

“Ne zaman müdahale etmeye, bir kişiyi ya da rejimi değiştirmeye çalışsak, bu bir hata olmuş gibi görünüyor,” diyen Barrack ayrıca Yemen’deki ABD müdahalesinin değerini de sorgulayarak, bunu görünüşe göre “anlamsız” olarak nitelendirdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English