Bizi Takip Edin

Diplomasi

Kiev’de koltuk savaşları: Timoşenko hakkındaki rüşvet soruşturmasıyla ilgili neler biliniyor?

Yayınlanma

Ukrayna’da Batkivşçina Partisi lideri ve eski başbakanlardan Yuliya Timoşenko, parlamento kararlarını etkilemek amacıyla milletvekillerini satın alma girişimiyle suçlanıyor. Zelenskiy yönetimindeki kritik kabine değişiklikleri ve istihbarat birimleri arasındaki güç mücadelesinin gölgesinde yürütülen soruşturmada, eski başbakanın suçlu bulunması halinde 10 yıla kadar hapis cezası alabileceği belirtiliyor.

Ukrayna Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Bürosu (NABU) ve Uzmanlaşmış Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı (SAP), 13 Ocak’ta yaptıkları açıklamada, Yüksek Rada’daki (parlamento) “bir parti grubu başkanının”, diğer gruplardaki milletvekillerini istenilen yönde oy kullanmaları için satın almaya çalıştığını duyurdu.

NABU ve SAP, bu girişimi Ukrayna Ceza Kanunu’nun 369. maddesinin 4. fıkrası uyarınca “kamu görevlisine haksız menfaat sağlama” suçu kapsamında değerlendirdi. Söz konusu suçlama, beş ila on yıl hapis cezası ve mal varlığına el konulmasını öngörüyor.

Aynı gün Ukrayna basını, Yuliya Timoşenko’nun kurucusu olduğu ve liderliğini yürüttüğü Batkivşçina Partisi’nin genel merkezinde aramalar yapıldığını aktardı.

Timoşenko, 14 Ocak’ta sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamayla bu bilgiyi doğruladı. “Tepeden tırnağa silahlı otuzdan fazla kişi, hiçbir belge ibraz etmeden binayı fiilen işgal etti ve çalışanları rehin aldı” diyen Timoşenko, tüm suçlamaları “absürt” olarak niteleyerek reddetti.

Eski Başbakan, “Görünüşe göre seçimler sanıldığından çok daha yakın ve birileri rakiplerini temizlemeye karar verdi” ifadelerini kullandı.

Ukrayna merkezli Obozrevatel portalı, Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’nin partisi Halkın Hizmetkarı’nın Grup Başkanı David Arahamiya’nın ofisinde de aramalar yapıldığını öne sürdü. Ancak bu iddia daha sonra doğrulanmadı ve Arahamiya konuya ilişkin açıklama yapmadı.

SAP, dün savcılık ve büro yetkililerinin Timoşenko’ya haksız menfaat sağlama şüphesiyle resmi suçlamayı tebliğ ettiğini doğruladı.

Ayrıca yolsuzlukla mücadele organlarının, oylamalarda istenilen yönde hareket etmeleri karşılığında rüşvet aldığından şüphelenilen yaklaşık 20 milletvekilini incelemeye aldığı ortaya çıktı.

Ses kayıtları basına sunuldu, “sistematik rüşvet” suçlaması geldi

Eski Devlet Başkanı Pyotr Poroşenko’nun Avrupa Dayanışması Partisi milletvekili Aleksey Gonçarenko’nun aktardığı bilgiye göre; Timoşenko, diğer gruplardaki milletvekillerinin Batkivşçina saflarına geçmesi için müzakereler yürütüyordu. Bu görüşmelerden birinin kayda alınarak NABU’ya iletildiği belirtiliyor.

Kısa süre sonra büro ve savcılık, söz konusu ses kaydını kamuoyuyla paylaştı. Kurumların ortak açıklamasında, “Şüpheli, sadık davranışlar karşılığında haksız menfaat sağlanmasına yönelik sistematik bir mekanizmanın devreye sokulması için bazı milletvekilleriyle görüşmeler başlattı. Konu tek seferlik anlaşmalar değil, ödemelerin peşin yapılmasını öngören ve uzun vadeye yayılan düzenli bir işbirliği mekanizmasıydı” denildi.

Yayınlanan kayıtta, Timoşenko’ya ait olduğu düşünülen bir sesin, üç milletvekilinden oluşan bir gruba kişi başı aylık 10 bin dolar ödeme yapılmasını tartıştığı duyuluyor.

Timoşenko kimdir?

Kamuoyunda “Gaz Kraliçesi” lakabıyla tanınan 65 yaşındaki Yuliya Timoşenko, 1997 yılından bu yana (birinci dönem hariç tüm dönemlerde) milletvekilliği yapıyor. 1999 yılında Batkivşçina Partisi’ni kuran Timoşenko, aynı dönemde Viktor Yuşçenko hükümetinde Başbakan Yardımcısı olarak yakıt ve enerji kompleksinden sorumlu oldu.

Yaklaşık 30 yıllık kariyeri boyunca Timoşenko sık sık yargı süreçleriyle karşı karşıya kaldı. İlk olarak Leonid Kuçma döneminde (1994–2005), muhalefete geçtikten kısa bir süre sonra 2001 yılında cezaevine girdi.

O dönemde Rus gazı kaçakçılığı, evrakta sahtecilik, eski Başbakan Pavel Lazarenko’ya ve Rusya Savunma Bakanlığı yetkililerine rüşvet vermekle suçlandı.

Kiev Peçersk Bölge Mahkemesi’nin suçlamaları asılsız bularak tutuklama kararını kaldırması üzerine 42 gün kaldığı cezaevinden çıktı. 2005 yılında Ukrayna Yüksek Mahkemesi, Timoşenko aleyhindeki tüm davaları kapattı.

İkinci yargılama dalgası Viktor Yanukoviç döneminde (2010–2014) geldi. 2007-2010 yılları arasında Başbakanlık yapan Timoşenko, Rusya ile gaz anlaşmaları imzalarken yetkisini aştığı iddiasıyla yargılandı.

2011 yılında Peçersk Mahkemesi tarafından yedi yıl hapse mahkum edildi. İki yıldan fazla cezaevinde kalan Timoşenko, Meydan olaylarının ardından Şubat 2014’te serbest bırakıldı ve itibarı iade edildi.

Soruşturmanın zamanlaması manidar

Timoşenko’ya yönelik soruşturma, Ukrayna hükümetindeki kapsamlı değişikliklerin yaşandığı bir dönemde gündeme geldi.

Vladimir Zelenskiy, 2 Ocak 2026 tarihinde idari kadrosunda değişikliğe giderek, 2020’den bu yana ofisini yöneten Andrey Yermak’ın Kasım 2025’teki istifasının ardından, bu göreve Ukrayna Savunma Bakanlığı İstihbarat Ana Müdürlüğü (GUR) Başkanı Kirill Budanov’u getirdi.

Zelenskiy aynı süreçte, Dijital Dönüşüm Bakanı Mihail Fedorov’u Savunma Bakanlığına, 2020–2025 yılları arasında Başbakanlık yapan Denis Şmıgal’i ise Başbakan Birinci Yardımcısı ve Enerji Bakanlığına aday gösterdi.

5 Ocak’ta ise Ukrayna Güvenlik Teşkilatı (SBU) Başkanı Vasiliy Malyuk’un görevinden ayrılacağı ve Rusya’ya karşı “asimetrik operasyonlar” yürüteceği açıklandı. SBU’nun başına vekâleten, kurumun özel operasyonlar merkezi “A”nın yöneticisi Yevgeniy Hmara atandı.

Yüksek Rada, 13 Ocak’ta Şmıgal, Fedorov ve Malyuk’un istifalarını onayladı. Ancak atama oylamalarında kriz yaşandı. Fedorov’un Savunma Bakanı, Şmıgal’in ise Enerji Bakanı olarak atanması için gereken asgari 226 oy sağlanamadı; Fedorov 206, Şmıgal ise 210 oyda kaldı.

Kiev’de istihbarat savaşları

Öte yandan Ukrayna merkezli Strana gazetesi, Timoşenko’ya yönelik operasyonu, Rada’daki oylama ve SBU Başkanı Malyuk’un istifasıyla ilişkilendiriyor.

NABU ve SAP, ses kayıtlarıyla birlikte, Timoşenko’nun 13 Ocak oylaması öncesinde milletvekillerine gönderdiği iddia edilen bir mesajı da yayınladı. Mesajda şu ifadeler yer alıyordu:

“Yarın sadece kadro konuları var. Görevden almalar: Malyuk, Şmıgal, Fedorov. Herkesin görevden alınması için ‘evet’ oyu veriyoruz. Atamalar: Savunma Bakanlığı, Enerji Bakanlığı, Adalet Bakanlığı. Hiçbir atama için oy kullanmıyoruz.”

Batkivşçina grubu, Malyuk’un görevden alınmasında kilit rol oynadı; partinin 11 oyu olmasaydı karar geçmeyecekti. Strana’nın analizine göre, SBU Başkanı Malyuk’un görevden alınması Zelenskiy için prensip meselesiydi.

Haberde, Malyuk yönetimindeki SBU’nun askeri, enformasyon ve ticari alanlarda ülkenin en etkili kurumu haline geldiği vurgulanıyor.

Gazeteye konuşan bir kaynak, “Zelenskiy, Malyuk’un kendi siyasi oyununu kurduğunu ve SBU’yu fiilen başkanın kontrolünden çıkardığını gördü. İstifaya karşı yürütülen kampanya bu izlenimi güçlendirdi. Bu yüzden devlet başkanı, uygun zamanı bekleyip onu görevden aldı. Ayrıca Malyuk’un Kirill Budanov ile ilişkileri de gergin” değerlendirmesinde bulundu.

Parlamentoda son durum

Yaşanan krizin ardından 14 Ocak’ta Rada’da yapılan ikinci oylamada Fedorov 277 oyla Savunma Bakanı, Şmıgal ise 248 oyla Başbakan Birinci Yardımcısı ve Enerji Bakanı olarak atandı.

Ukrayna Anayasası’na göre 450 sandalyeli Yüksek Rada’da, Kırım ve Sivastopol’ün Rusya kontrolünde olması nedeniyle 2019 seçimlerinde 424 milletvekili seçilmişti.

Geçen yılın kasım ayı itibarıyla parlamentoda 395 milletvekili görev yapıyor. 2022’de başlayan savaşın ardından yasaklanan Yaşam için Muhalefet Platformu partisinin birçok üyesinin vekilliği düşürüldü.

Partinin lideri Yuriy Boyko öncülüğünde kurulan “Yaşam ve Barış Platformu” grubu şu anda 21 sandalyeye sahip.

Bu ay itibarıyla parlamentoda Halkın Hizmetkarı (Zelenskiy’nin partisi) 229; Avrupa Dayanışması 26; Batkivşçina (Timoşenko) 25; Yaşam ve Barış Platformu 21; Golos (Ses) ve Doveriye (Güven) 19’ar; Gelecek İçin ve Ukrayna’nın Yeniden İnşası 17’şer sandalyeye sahip.

Mart 2024’te yapılması gereken genel seçimler, ülkede devam eden sıkıyönetim nedeniyle iptal edilmişti.

Zelenskiy’nin kasası yargılanıyor: Ukrayna’daki yeni dalga yolsuzluk operasyonlarına bakış – 2

Diplomasi

Ermenistan ve ABD, Trump koridoru projesi için anlaşma imzaladı

Yayınlanma

Ermenistan ve ABD, “Uluslararası Barış ve Refah İçin Trump Güzergahı” (TRIPP) projesine ilişkin stratejik işbirliği çerçeve anlaşmasını imzaladı. Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio tarafından da imzalanan belgenin Ermenistan’a ulaştığını ve onay sürecine hazır olduğunu bildirdi.

Ermenistan ve ABD, Ermenistan topraklarında gerçekleştirilmesi planlanan “Uluslararası Barış ve Refah İçin Trump Güzergahı” (Trump Route for International Peace and Prosperity – TRIPP) projesine yönelik stratejik işbirliği çerçeve anlaşmasını imzaladı. Gelişme, Ermenistan Dışişleri Bakanlığının resmi internet sitesi üzerinden duyuruldu.

Ermenistan Dışişleri Bakanlığının internet sitesinde, Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan’ın ilgili belgeyi imzaladığı anlara ait bir video paylaşıldı.

İmza töreninin ardından açıklamalarda bulunan Bakan Mirzoyan, “TRIPP projesine ilişkin çerçeve anlaşmasını az önce imzaladım. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da anlaşmayı imzalayarak belgeyi Ermenistan’a gönderdi. Böylece anlaşma onaylanmaya hazır hale geldi” ifadelerini kullandı.

Mirzoyan ve Rubio, 26 Mayıs’ta Ermenistan’ın başkenti Erivan’da TRIPP projesine yönelik stratejik işbirliği çerçeve anlaşmasını parafe etmişti.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, ABD Başkanı Donald Trump ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Ağustos 2025’te ortak bir deklarasyona imza atmıştı. Söz konusu deklarasyonda, Erivan yönetiminin Ermenistan topraklarında TRIPP projesinin çerçevesini oluşturmak üzere Washington ve üçüncü taraflarla birlikte çalışacağı taahhüt edilmişti.

Proje kapsamında Ermenistan topraklarında karayolu, demiryolu ile petrol ve doğalgaz boru hattı altyapısının inşa edilmesi planlanıyor. TRIPP projesi, Azerbaycan’ın ana topraklarını Ermenistan üzerinden geçecek 42 kilometre uzunluğundaki bir hatla Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’ne ve ardından Türkiye’ye bağlamayı hedefliyor.

Mayıs ayında, Amerikan mühendislik ve danışmanlık şirketi AECOM yetkilileri, TRIPP projesinin hayata geçirileceği sahada inceleme çalışmalarına başlamıştı. AECOM ekibinin, ABD Dışişleri Bakanlığı Küresel Altyapı ve Yatırım Ortaklığı Fonu adına Erivan’a geldiği bildirilmişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

OECD raporu: Uzun süreli enerji kesintisi küresel ekonomiyi resesyona sürükleyebilir

Yayınlanma

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından yayımlanan küresel ekonomik görünüm raporu, İran’daki savaşa bağlı olarak enerji arzında yaşanacak uzun süreli kesintilerin dünya ekonomisine ağır bir darbe vurabileceğini ortaya koydu. Raporda, böylesi bir krizin ülkeleri resesyona sürükleme ve işsizliği artırma riski taşıdığı belirtilirken, çatışmanın küresel ekonomik görünümü şekillendiren temel unsur haline geldiği vurgulandı.

Çarşamba günü yayımlanan yeni bir ekonomik görünüm raporu, İran’daki savaştan kaynaklanacak uzun süreli bir enerji arzı kesintisinin küresel ekonomiye ağır bir darbe indireceğine işaret etti.

Araştırma verileri, bu tür kesintilerin ülkeleri resesyona sürükleme olasılığının yüksek olduğunu ve işsizlikte artışa yol açabileceğini gösterdi.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), söz konusu savaşın etkilerini “küresel ekonomik görünümü şekillendiren baskın güç” olarak tanımladı.

Aksaklıkların kalıcı olması halinde, küresel büyümenin 2026 yılındaki yüzde 2,1 seviyesinden 2027 yılında yüzde 1,8’e gerileyerek önemli ölçüde yavaşlayabileceği kaydedildi. Bu yavaşlama, dünya ekonomisini Kovid-19 pandemisi ve Büyük Resesyon döneminden bu yana görülmemiş seviyelere düşürebilir.

OECD Başekonomisti Stefano Scarpetta raporda, “Yüksek emtia fiyatlarından kaynaklanan yukarı yönlü baskıların, zayıflayan nihai talep tarafından kısmen dengelenmesiyle birlikte, küresel enflasyon 2026’da 0,4 yüzde puan, 2027’de ise 1,3 yüzde puan yükselecektir” ifadesine yer verdi.

Gelişmekte olan ve enerji rezervleri sınırlı olan ekonomilerin, ham petrol, akaryakıt ve doğal gaza bağımlı Asya ekonomileriyle birlikte bu durumdan en ağır darbeyi alacak kesimler arasında yer alacağı aktarıldı.

Alternatif bir kısa vadeli senaryo üzerinde duran araştırmacılar, enerji üretiminin ve Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan sevkiyatların çatışma öncesindeki seviyelere yeniden ulaşması durumunda, büyümenin 2027 yılında yüzde 3,1’e geri dönebileceğini bildirdi.

Küresel ekonominin “tek bir tıkanma noktasına” karşı olan hassasiyetinin arz zincirlerini güçlendirme ve daha çeşitli bir enerji arzı yaratma ihtiyacını ortaya koyduğunu belirten araştırmacılar, fosil yakıt ithalatına olan bağımlılıktan kurtulmak amacıyla daha fazla yatırım yapılması gerektiğinin her zamankinden daha acil olduğunu vurguladı.

Raporda ayrıca, bu yıl artan savunma harcamalarının, inovasyon yoluyla savunma dışı sektörlerde yayılma etkileri yaratmadığı sürece üretim kapasitesini muhtemelen genişletmeyeceğine dikkat çekildi.

Scarpetta, politika yapıcıların zor kararlarla karşı karşıya olduğunu belirterek, “Merkez bankaları, enflasyon beklentileri iyi çıpalanmış kaldığı ve ikinci tur etkiler kontrol altında tutulduğu sürece, arz kaynaklı fiyat artışlarını görmezden gelebilir. Ancak fiyat baskılarının genişlemesi veya büyümenin önemli ölçüde zayıflaması halinde bir politika hamlesi gerekli hale gelebilir” değerlendirmesinde bulundu.

İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması, ABD ve İsrail’in şubat ayı sonunda İran’a yönelik ilk saldırıları düzenlemesinden bu yana petrol fiyatlarının yüksek kalmasına neden oldu.

ABD’deki ortalama akaryakıt fiyatları, çatışmayı sona erdirecek bir anlaşmaya yönelik son görüşmelerin etkisiyle düşüş gösterse de AAA’in çarşamba günü açıkladığı verilere göre 4,26 dolar ile yüksek seyrini korudu.

Geçen yıl 3,14 dolar olan ortalamanın ardından, geçen haftaki ortalamanın da 4,50 dolar seviyesinde gerçekleşerek yüksek kalmaya devam ettiği bildirildi.

Çatışmanın başlangıcından bu yana yapılan kamuoyu yoklamaları, yaşam maliyeti üzerindeki etkilerin uzaması nedeniyle Amerikalıların çoğunun savaşı desteklemediğini ortaya koydu.

Politico tarafından cuma günü yayımlanan son anket, katılımcıların yüzde 60’ından fazlasının Başkan Trump’ın Amerikalıları savaşın ekonomik etkilerinden korumak için yeterli çabayı göstermediğine inandığını gösterdi.

Ankete katılanların yüzde 53’ü yaşam maliyetinin hatırlayabildikleri en kötü seviyede olduğunu ifade ederken, çoğunluk Trump’ın göreve dönmesinden bu yana mali durumlarının kötüleştiğini dile getirdi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

İran, ABD’ye dört aşamalı barış anlaşması planı sundu

Yayınlanma

İran, ABD ile olası bir barış anlaşması için dört aşamalı bir çerçeve plan sundu. ABD Başkanı Donald Trump Tahran ile bir hafta içinde ateşkes sağlanabileceğini belirtirken, ABD Temsilciler Meclisi İran’a yönelik askeri operasyonlar için kongre onayı şartı getiren bir kararı kabul etti.

İran, ABD’ye olası bir barış anlaşmasına zemin oluşturabilecek dört aşamalı bir çerçeve yapı önerdi.

Fars haber ajansının İran müzakere heyeti üyesi Said Acarlu’ya dayandırdığı habere göre öneri, çatışmaların sonlandırılması ve yaptırımların kaldırılmasına yönelik kademeli bir takvimi içeriyor.

Planın ilk aşaması, İran, ABD ve “direniş cephesi” dahil olmak üzere tüm tarafların katılımıyla savaşın durdurulmasını ve bütün askeri operasyonların tamamen tam zamanlı olarak askıya alınmasını öngörüyor.

Olası anlaşmanın ikinci aşaması ise başta boğazla ilgili meseleler olmak üzere pratik adımlara, ablukaların kaldırılmasına, petrol yaptırımlarının iptal edilmesine ve İran’ın dondurulmuş varlıklarının bir kısmının serbest bırakılmasına odaklanıyor.

Üçüncü aşamada daha geniş kapsamlı yaptırımlar ve nükleer meseleler ele alınırken, son aşama ise anlaşmanın uygulanmasını denetlemek ve tarafların yükümlülüklerine bağlılığını güvence altına almak için bir izleme komitesi kurulmasını içeriyor.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, konuya ilişkin değerlendirmesinde, ABD ile İran arasındaki savaşın ancak “Lübnan’da da sona erdiğinde” biteceğini ifade etti.

ABD Başkanı Donald Trump, 3 Haziran tarihinde New York Post gazetesinin podcast yayınında Ortadoğu’daki savaş ortamını değerlendirdi. Trump, İran’ın nükleer silahtan vazgeçmeyi kabul ettiğini belirtti ancak “fikirlerini değiştirebilecekleri” yönünde bir ihtiyat payı bıraktı.

Bu açıklamadan bir gün önce ABC News televizyonuna konuşan Trump, İran ile bir ateşkes anlaşmasına “önümüzdeki hafta içinde” ulaşılabileceğini kaydetmişti.

Ancak aynı gün Tesnim haber ajansı, İran’ın, İsrail’in Lübnan’daki askeri faaliyetlerini protesto etmek amacıyla aracılar vasıtasıyla yürütülen müzakereleri askıya aldığını bildirdi.

Tüm bu diplomatik hareketlilik sürerken, ABD Temsilciler Meclisi askeri operasyonlara yönelik kısıtlayıcı bir adım attı. Temsilciler Meclisinde yapılan oylamada, Kongre’nin onayı alınmadığı takdirde Trump’ın İran ile savaşı sonlandırmasını zorunlu kılan karar tasarısı kabul edildi.

Söz konusu tasarı, aralarında 4 Cumhuriyetçi temsilcinin de bulunduğu 215 kongre üyesinin kabul oyuna karşılık 208 ret oyuyla yasalaştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English