Amerika
Kilise cemaatleri ICE operasyonlarına karşı çok sayıda dava açtı

Trump yönetiminin, kiliselerde veya kiliselerin yakınında ICE operasyonlarına yönelik 30 yıllık kısıtlamaları kaldırması üzerine çok sayıda kilise cemaati karşı dava açtı.
Kiliseler, din adamlarının geçici gözaltı merkezlerinde tutulan kişilere “manevi bakım” sağlamasını yasakladığını belirtiyorlar.
Binlerce farklı inançtan oluşan cemaatleri temsil eden dini kuruluşlar, politika değişiklikleri nedeniyle dava açtı ve bazı federal yargıçlar onların lehine karar verdi.
POLITICO’da yer alan habere göre Minneapolis’teki Holy Trinity Luteryen Kilisesi’nin baş papazı Ingrid Rasmussen, Başkan Donald Trump’ın Birliğin Durumu konuşmasına atıfta bulunarak, “Başkan, din özgürlüğünün kendisi için önemli olduğunu söyledi. Fakat bu yönetimin, sadece bazı kişilerin inançlarını uygulama ve güvendikleri dini liderlerin ziyaretlerini kabul etme hakkına sahip olması gerektiğine inanıp inanmadığını merak etmeden edemiyorum,” dedi.
Bazı yargıçlar, yönetimin toplu sınır dışı etme konusundaki gayretinin sadece göçmenlerin değil, onları kabul eden cemaatlerin de dini haklarını engellediğini tespit etti.
Yasal mücadeleler, Anayasada özgürce ibadet etme hakkı ve hükümetin dini ibadeti engellediği durumlarda mümkün olan “en az kısıtlayıcı” yöntemleri kullanmasını gerektiren Dini Özgürlüklerin Yeniden Tesisi Yasasına odaklanıyor.
Papa Leo, ABD’den sınır dışı edilen göçmenlerin haklarını koruyacak
ABD Bölge Yargıcı Robert Gettleman, bu ayın başlarında ICE’ın Chicago bölgesindeki gözaltı merkezinde uyguladığı kısıtlamaların, göçmenlere hizmet veren din adamlarının haklarını “önemli ölçüde kısıtladığını” tespit etti.
Gettleman, ICE’a, Kül Çarşambası’nda “kül ve komünyon sunmak” için bu kişilere tesise sınırlı erişim izni vermesini emretti.
Minnesota’da, ABD Bölge Yargıcı Jerry Blackwell, dini kuruluşlar ve din adamları tarafından Minnesota’daki Bishop Henry Whipple Federal Binasına erişim talep eden benzer bir dava hakkında 13 Mart’ta duruşma çağrısı yaptı.
Yönetimin, kiliseler ve hastaneler ve okullar gibi diğer “hassas” yerlerde ICE’ın uyguladığı onlarca yıllık kısıtlamaları kaldıran ilk gün kararına karşı daha geniş çaplı mücadeleler yaşanıyor.
Bu değişiklik, bu yerlerdeki uygulamalara ilişkin “kesin kuralları” ortadan kaldırıyor ve bunun yerine yerel ICE yetkililerinden “sağduyulu davranmalarını” istiyor.
Binlerce cemaati temsil eden dini kuruluşlar, bu değişikliğin göçmenleri kabul eden ibadethanelere gelenlerin sayısında ölçülebilir bir azalmaya yol açtığını öne sürerek dava açtı.
Uygulama eylemlerinin tehdidi, kamuoyuna yaptıkları açıklamaları soğuttu, göçmenleri liderlik pozisyonlarına getirme konusundaki kararlarını değiştirdi ve cemaat üyelerini korumak için yeni güvenlik önlemleri almayı düşünmelerine neden oldu.
Trump yönetimi, bu endişelerin abartılı olduğunu söylüyor. İç Güvenlik Bakanlığı sözcüsü Tricia McLaughlin şunları söyledi:
“Son dakika haberi: Özgür İbadet Maddesi, kanunlara aykırı davranışlara izin vermez. Yasal olarak burada bulunan ve diğer yasaları çiğnememiş olanların korkacak bir şeyi yok. Gerçeği çarpıtarak korku yaymayı seçen seçilmiş yetkililer ve din adamları ülkemize büyük zarar veriyorlar … Suçlu yabancılar ve çete üyelerinin bu yerleri istismar etmelerini ve burada sığınak bulmalarını önleyerek okullarımızı ve ibadethanelerimizi koruyoruz.”
Mahkemede, yönetimin argümanı basit: ICE kiliselerde çok az sayıda uygulama faaliyeti yürütmüştür, bu nedenle bunu düzenli olarak yapacağına dair korkular yasal olarak dava konusu olamaz.
Fakat Washington, D.C.’deki federal temyiz mahkemesi heyeti, ICE’ın kiliselerin yakınında operasyonlar yürütmeden önce adli izin alması gerektiğini savunan Hıristiyan ve Yahudi cemaatlerinin bu ay açtığı davada, argümanlar sırasında şüpheci bir tavır sergiledi.
Örneğin Yargıç Robert Wilkins, tartışmalar sırasında şunları söyledi:
“İbadethanelerde yaptırım uygulamanın önündeki engelleri kaldıracağız, fakat mahkeme, bunu yaparak, her yerde yaptırım uyguluyor olsak da, ibadethanelerde yaptırım uygulamayacağımızı varsaymalı mı? Bunu mantıklı hale getirin.”
Yargıç Florence Pan, ICE’ın kiliselerde operasyonlar için izin almasını şart koşmanın ibadethaneleri “evinizden daha güvenli” hale getireceğini söyledi.
Quaker, Baptist ve Sih cemaatleri, geçen yıl, yönetimin eski kısıtlamaları kaldırmasından sadece birkaç hafta sonra daha küçük ölçekli bir ihtiyati tedbir kararı kazandılar.
Groundwork Legal CEO’su ve Minnesota’daki Whipple binasına erişim talep eden din adamlarının baş avukatı Irina Vaynerman, bu mücadelenin temelinde, gözaltında “korkunç” koşullarda zor anlarda insanlara insani muamele gösterilmesi yattığını söyledi.
Vaynerman, “Onlara, aksi takdirde duygusal veya manevi destek sağlayabilecek bir din lideriyle bağlantı kurma imkânını reddetmek, bireylere yönelik muameleye nüfuz etmiş olan bir sonraki aşama insanlık dışı davranışlardır,” dedi.
Amerika
Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.
Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.
Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.
Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.
Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.
Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.
Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.
Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.
Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.
Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.
Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.
Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.
Amerika
“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.
ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.
Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.
Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.
The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.
Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.
Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:
“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”
Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.
Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”
Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.
Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.
Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.
İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.
Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.
Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.
Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.
Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.
Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.
Amerika
ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.
Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.
“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.
Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.
Bessent şöyle konuştu:
“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. Ama peşinize düşeceğiz.”
ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı
ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.
Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.
ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.
Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.
İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.
Avrupa6 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa5 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Avrupa6 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya4 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Asya2 hafta önceÇin insansı robot pazarında liderliği hedefliyor










