Amerika
Kongre bütçede anlaşamadı, ABD’de federal hükümet kapandı

ABD’de Kongre’nin yeni mali yıl bütçesinde uzlaşamaması üzerine federal hükümet resmen kapandı. Milyonlarca kamu çalışanı ücretsiz izne ayrılırken, sağlık reformu konusundaki anlaşmazlık nedeniyle yaşanan krizin ülke genelinde pek çok hizmeti durma noktasına getirmesi bekleniyor.
Amerika Birleşik Devletleri’nde federal hükümet, Kongre’nin yeni mali yıl için bütçeyi onaylayamaması üzerine 1 Ekim itibarıyla faaliyetlerini durdurdu.
Türkiye saatiyle 07.01’de başlayan kapanma nedeniyle devlet dairelerinin harcama yetkisi askıya alınırken, çoğu memur ücretsiz izne çıkarıldı.
Sağlık çalışanları, sınır muhafızları, askerler ve ulaşım personeli gibi kritik görevlerde bulunanlar ise maaş almadan çalışmaya devam edecek. Bu, son yedi yıl içinde yaşanan ilk tam kapsamlı hükümet kapanması olarak kayıtlara geçti.
Son yedi yılın ilk tam kapanması
Daha önceki duraklamalar kısmi olmuş ve Kongre’nin çıkardığı geçici bütçe yasalarıyla müzakereler için zaman kazanılmıştı.
ABD’nin modern tarihinde bu son olayla birlikte 21’inci kez hükümet kapanması yaşanıyor.
Bunların en uzunu, Donald Trump’ın başkanlığı döneminde 22 Aralık 2018 ile 25 Ocak 2019 arasında 35 gün sürmüş ve Amerikan ekonomisine maliyetinin 3 milyar doları bulduğu hesaplanmıştı.
O dönemde bazı memurlar gıda yardımlarına başvurmuş, maaşsız çalışanlar ise topluca hastalık iznine ayrılmıştı.
Anlaşmazlığın merkezinde sağlık reformu var
Mevcut krizin temelinde, 2025 sonunda sona erecek olan ve ACA olarak bilinen Uygun Fiyatlı Sağlık Hizmeti Yasası kapsamındaki sübvansiyonlar konusundaki anlaşmazlık yatıyor.
Demokratlar, bu sübvansiyonlar korunmadığı takdirde bütçeyi desteklemeyeceklerini açıkladı. Ayrıca, Hastalık Kontrol Merkezleri (CDC) ve Ulusal Sağlık Enstitüleri (NIH) gibi temel sağlık kurumlarının bütçelerinin azaltılmasını da kabul etmiyorlar.
2024 seçimlerinin ardından Kongre’nin her iki kanadını da kontrol eden Cumhuriyetçilerin, bütçenin geçmesi için Senatoda gereken 60 oya ulaşması mümkün değil; partinin Senatoda 53 sandalyesi bulunuyor. Cumhuriyetçiler, sağlık konularının bütçeden ayrı olarak tartışılmasını teklif ederken Demokratlar bu öneriyi reddetti.
Senato Demokratlarının lideri Chuck Schumer, Cumhuriyetçileri uzlaşmamakla eleştirerek, “Tasarılarında Demokratların en ufak bir katkısı yok. Biz daha önce hiç böyle yapmadık. Senatoda çoğunluk lideriyken dört kez Cumhuriyetçilerle masaya oturmuştuk ve hiç kepenk kapatma yaşanmamıştı,” diye konuştu.
Taraflar birbirini suçluyor
Kapanmadan iki gün önce Başkan Trump’ın her iki partinin liderleriyle yaptığı görüşmeden de sonuç alınamadı. Schumer, görüşmede Trump’a ACA sübvansiyonlarının iptalinin Amerikalı ailelerin sağlık harcamalarını aylık ortalama 400 dolar artıracağını söylediğini, ancak Başkan’ın bu rakamı ilk kez duyuyor gibi göründüğünü aktardı.
Başkan Yardımcısı JD Vance ise muhalefeti “hükümeti rehin almakla” suçladı.
Temsilciler Meclisindeki Demokratların lideri Hakeem Jeffries de sorumluluğu iktidar partisine yükleyerek, “Kapanma olursa bu, hükümeti durdurmaya ve Amerikan halkına zarar vermeye Cumhuriyetçilerin karar vermesinden kaynaklanacak,” dedi.
Milyonlarca çalışan ve birçok hizmet etkilenecek
Trump yönetimi, önceki kapanmalardan farklı olarak bu kez federal kurumlara önceden toplu işten çıkarma planları hazırlamaları talimatı verdi. Washington Post‘un haberine göre bu kesintiler, Savunma Bakanlığı, İç Güvenlik Bakanlığı ve göçmenlik kurumlarını etkilemeyecek.
Başkan Trump, NBC News‘e verdiği röportajda işten çıkarmaların kalıcı olabileceğini, ancak bundan kaçınmayı tercih edeceğini söyledi. Bu durumun, Trump’ın devlet aygıtını küçültme politikasını fiilen hayata geçirebileceği belirtiliyor.
Kapanma süresince toplamda yaklaşık 4 milyon federal çalışan maaşsız kalacak. ABD Sağlık ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı personelinin yüzde 41’ini, CDC’nin yüzde 64’ünü ve NIH’nin yüzde 75’ini ücretsiz izne çıkaracak.
Pentagon’dan yapılan açıklamada, 741 bin 500 sivil personelden 334 bin 900’ünün ücretsiz izne gönderileceği, 223 bin 900 kişinin ise 2 milyon askerle birlikte maaşsız çalışmaya devam edeceği bildirildi. Hava trafik kontrolörleri ve polislerin de maaşsız çalışacak olması, uçuşlarda gecikmelere yol açabilir.
Kapanma ayrıca Küçük İşletmeler İdaresinin kredi vermesini ve federal konut kredisi işlemlerini durduracak. Devletin hizmet aldığı temizlik ve güvenlik gibi alanlardaki sözleşmeli personel ise memurlardan farklı olarak geriye dönük ödeme alamayacak. Kongre üyeleri ise bu süreçte maaşlarını almaya devam edecek.
ABD’de ‘hükümetin kapanması’ ne anlama geliyor?
ABD’de “hükümetin kapanması” (government shutdown), Kongre’nin yeni mali yıl için bütçe yasasını veya geçici bir finansman düzenlemesini onaylayamaması durumunda federal hükümetin harcamalarını durdurması anlamına geliyor.
Bütçe çıkmazı yaşandığında federal kurumların para harcaması yasaklanıyor. Çoğu kamu çalışanı zorunlu izne gönderiliyor ve maaş alamıyor. Ancak sağlık personeli, sınır muhafızları, askerler, hava trafiği kontrolörleri gibi kritik görevlerdeki çalışanlar işlerini sürdürmek zorunda kalıyor, fakat onlar da ödemelerini kriz sona erene kadar alamıyor.
Ulusal parklar ve müzeler kapanıyor, vize ve pasaport işlemleri yavaşlıyor, araştırma projeleri, kamu hizmetleri ve idari süreçler aksıyor ve finansal piyasalar da belirsizlikten etkilenebiliyor.
Kapanma, Kongre bütçe üzerinde anlaşmaya varana veya geçici bir finansman yasası çıkarana kadar devam ediyor.
ABD tarihinde bu durum 20’den fazla kez yaşandı. En uzun kapanma, Donald Trump’ın başkanlığı döneminde 35 gün sürdü (2018–2019).
Amerika
Çin’e 300 milyon dolarlık Nvidia çipi kaçırmakla suçlanan iş insanı gözaltında

ABD’de federal savcılar, Çin’e 300 milyon dolar değerinde yapay zeka çipi içeren sunucu kaçırmakla suçlanan Amerikalı iş insanı Greg Louie’yi gözaltına aldı. Şüphelinin 2023 ve 2024 yıllarında gerekli hükümet lisansını almadan Malezya ile Singapur üzerinden transit sevkiyat yaptığı belirtiliyor.
ABD’de federal savcılar, California’da yaşayan iş insanı Greg Louie’yi Nvidia üretimi yapay zeka çiplerini barındıran 300 milyon dolarlık sunucuları Çin’e yasa dışı yollarla ihraç etmek suçlamasıyla gözaltına aldı.
Bloomberg’ün haberine göre, Earthmade Computer Inc. adlı özel şirketin sahibi olan Louie, iş yerine geldiği sırada yakalandı.
Amerikalı iş insanına İhracat Kontrolü Reform Yasası’nı ihlal etmek amacıyla komplo kurmak, kaçakçılık ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.
Soruşturma dosyasında, Louie’nin 2023 ile 2024 yılları arasında kimliği henüz tespit edilemeyen kişilerle ortak hareket ederek ileri teknoloji Nvidia çipleriyle donatılmış sunucuları Çinli müşterilere sevk ettiği kaydedildi.
Söz konusu sevkiyatların gerçekleşmesi için ABD hükümetinden özel lisans alınması şartı aranıyordu, ancak şüphelinin resmi makamlara herhangi bir lisans başvurusu yapmadığı tespit edildi.
Donanımların Malezya ve Singapur üzerinden transit geçirildiği, bu ülkelerden de yasa dışı biçimde yeniden ihraç edilerek Çin’e ulaştırıldığı belirlendi.
Washington yönetimi son yıllarda Pekin’in gelişmiş yapay zeka donanımlarına erişimini engellemeye çalışırken, Çin kendi üretim kapasitesini artırma ve yaptırımları aşacak alternatif güzergahlar bulma arayışını sürdürüyor.
ABD hükümeti, 2022 yılında Nvidia ürünlerinin Çin ve Rusya’ya ihracatına lisans zorunluluğu getirmişti. Kısıtlamalar, özellikle yapay zeka operasyonlarında kullanılan A100 ve H100 serisi grafik işlem birimlerini (GPU) hedef alıyor.
Öte yandan Washington yönetimi ocak ayında Nvidia’ya, H200 dahil güçlü yapay zeka çiplerini Çin’e satabilmesi için izin verdi. Şirketin bu satışları gerçekleştirebilmesi için elinde yeterli miktarda ürün tedariki sağladığını belgelemesi gerekiyor.
The Information gazetesi daha önce Pekin yönetiminin, ByteDance ve Alibaba gibi ülkenin önde gelen teknoloji devlerinin belirli Nvidia GPU’larını satın almasına onay vermeyi değerlendirdiğini yazmıştı.
Eylül ayı başında The New York Times gazetesi de ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Çin merkezli teknoloji şirketi Inspur’un kısıtlamalara rağmen Nvidia çipleri dahil ileri Amerikan teknolojilerini sattığını öne sürdü.
Gazetenin haberinde, söz konusu ağda Inspur’un ABD’deki iştiraki Aivres şirketinin kilit rol üstlendiği kaydedildi.
Amerika
Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.
ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.
ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.
Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.
Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.
Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.
Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.
Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.
Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.
Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.
Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.
Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.
Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.
Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.
Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.
Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.
Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.
Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.
Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.
Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.
Amerika
ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.
ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.
Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.
Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.
NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.
Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.
Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.
Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.
NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”
Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.
Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.
ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.
ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.
Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.
Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi4 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceEnsarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’
Asya1 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya1 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak









