Bizi Takip Edin

Amerika

Küba’da neler oluyor?

Yayınlanma

Donald Trump yönetimi, enerji tedarikini keserek ekonomik felce uğrattığı Küba’da radikal bir iktidar değişimini zorlamak için eşi benzeri görülmemiş bir abluka stratejisi uyguluyor. Ada genelinde 10 milyon kişiyi elektriksiz bırakan kriz ve peş peşe gelen yaptırımlar, Washington’ın askeri müdahale seçeneğini de güçlü bir şekilde arka planda tuttuğu “dostane devir” planına stratejik zemin hazırlıyor.

ABD Başkanı Donald Trump, 16 Mart’ta dolandırıcılıkla mücadele konulu bir kararnamenin imza töreninde gazetecilere yaptığı açıklamada, Küba’yı ele geçirme niyetini açıkça dile getirdi.

Hayatının büyük bir bölümünde ABD’nin Küba meselesini ne zaman çözeceğine dair tartışmalara şahit olduğunu söyleyen Trump, “Orayı ister özgürleştiririm ister alırım; doğrusunu isterseniz, onunla ne istersem yapabileceğimi düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Trump, Küba’nın artık “ciddi şekilde zayıflamış” durumda olduğuna dikkati çekerek, adanın ne parası ne de petrolü kaldığını, mevcut yönetimin de Washington ile aktif müzakere yürüttüğünü belirtti.

Adanın doğal güzelliklerine ve turizm potansiyeline de değinen ABD lideri, bölgenin kasırga kuşağında bulunmadığını hatırlatarak, “En azından her hafta kasırga tahribatı için bizden para dilenmeyecekler” diye konuştu.

Ayrıca, uzun süredir ABD’de yaşayan varlıklı Kübalıların, olası bir rejim değişikliği durumunda ülkelerine dönmeye ve yatırım yapmaya hazır olduklarını kaydetti.

Kapalı kapılar ardında müzakere trafiği

The Wall Street Journal’ın haberine göre, ABD yönetimi 2026 yılının sonuna kadar Küba’da iktidar değişimini tamamlamayı öngörüyor.

İran’a yönelik askeri harekatın başlamasından bir gün önce, 27 Şubat’ta, adanın “dostane devri” ihtimalini kamuoyuyla paylaşan Trump, Kübalı yetkililerle en üst düzeyde görüşmeler yürütüldüğünü ilk kez duyurmuştu.

Axios’un aktardığına göre, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, eski Küba Devlet Başkanı Raúl Castro’nun 41 yaşındaki torunu Raúl Guillermo Rodríguez Castro ile kapalı istişareler yürütüyor.

9 Mart’ta Rubio’nun adayı “dostane yollarla” ABD’ye entegre etmek için çabalayacağını belirten Trump, askeri güç kullanımını da dışlamadı. Trump, karşı tarafın ağır bir insani kriz içinde olduğunu ve tükenme noktasına geldiğini vurgulayarak, Havana’nın ya bir anlaşmaya varacağını ya da Washington’ın bu meseleyi onların onayı olmadan kendi yöntemleriyle çözeceğini ifade etti.

The New York Times’a konuşan konuya vakıf kaynaklara göre ise ABD, Havana’ya mevcut Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel’in görevden ayrılmasını arzuladığını açıkça iletti ancak ülkenin gelecekteki siyasi kaderini Kübalıların kendisinin belirleyeceğinin altını çizdi.

Enerji altyapısına yönelik topyekün kuşatma

Trump, Beyaz Saray’a döndüğü 20 Ocak 2025 tarihinden itibaren Küba üzerindeki ekonomik baskıyı sistemli olarak artırdı. İlk gün Havana’yı yeniden teröre destek veren ülkeler listesine alarak ülkenin uluslararası finans sistemine erişimini kısıtlayan yönetim, 30 Haziran’da imzaladığı 5 Numaralı Ulusal Güvenlik Muhtırası (NSPM-5) ile yaptırım çemberini daralttı.

Bu muhtıra, Küba ordusunun kontrolündeki GAESA holdingi ve iştirakleri başta olmak üzere askeri yapılarla gerçekleştirilecek her türlü doğrudan veya dolaylı finansal işlemi yasakladı.

Aynı kararla Amerikan vatandaşlarının adaya yönelik turistik seyahatleri engellenirken, ekonomik ambargonun süreceği teyit edildi.

Beyaz Saray, bu adımların Küba halkının aleyhine olacak şekilde hükümete ve güvenlik güçlerine fayda sağlayan ekonomik faaliyetleri bitirmeyi hedeflediğini duyurdu. Washington, adanın en kırılgan sinir ucu olan enerji sektöründeki ablukayı da sertleştirdi.

Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun kaçırıldığı operasyonun hemen ardından 11 Ocak’ta Trump, Karakas’tan Havana’ya giden petrol sevkiyatının sıfırlanacağını açıkladı.

29 Ocak’ta ise Küba’ya doğrudan veya dolaylı petrol sağlayan devletlere ve şirketlere ek gümrük vergileri getiren kararname imzalandı.

Washington bu karara temel gerekçe olarak, Havana’nın Rusya, Çin, İran’ın yanı sıra Hizbullah ve Hamas gibi düşman unsurlara verdiği sürekli desteği gösterdi.

25 Şubat’ta ise ABD hükümeti, yalnızca adadaki özel sektörü ayakta tutmak amacıyla, enerji şirketlerine Venezuela petrolünün bir kısmını özel lisanslarla yeniden satma izni verdi. Artan jeopolitik baskının ardından Meksika, Küba’ya petrol tedarikini sonlandırdı. Şubat ayında ABD Sahil Güvenliği, adaya Kolombiya petrolü taşıyan bir tankere müdahale etti.

Reuters’ın verilerine göre, fiili enerji ablukası nedeniyle Küba yılın başından bu yana yalnızca Meksika’dan yakıt ve Jamaika’dan sıvılaştırılmış doğalgaz olmak üzere iki küçük sevkiyat alabildi.

Yaşanan bu gerilim üzerine 17 Mart’ta resmi bir açıklama yapan Rusya Dışişleri Bakanlığı, artan baskıdan duyulan ciddi endişeyi dile getirerek, suni olarak körüklenen bu çatışma ortamında Moskova’nın Küba hükümetiyle sarsılmaz bir dayanışma içinde olduğunu vurguladı.

Ada genelinde elektrik sistemi çöktü

Kesintisiz enerji ablukası, 16 Mart’ta Küba ulusal elektrik şebekesinin tamamen devre dışı kalmasıyla sonuçlandı. Devlet elektrik şebekesi operatörü UNE’nin aktardığına göre, adadaki yaklaşık 10 milyon kişi elektriksiz kaldı. Krizden birkaç gün önce ulusa seslenen Devlet Başkanı Díaz-Canel, adaya üç aydır ithal yakıt girmediğini; sistemin yerel ham petrol ve güneş enerjisi santralleriyle ayakta tutulmaya çalışıldığını ancak bölgesel arzın istikrarsız olduğunu duyurmuştu.

ABD baskısının yoğunlaşması üzerine 31 Ocak’ta uluslararası acil durum ilan eden Havana yönetimi, günlük 110 bin varil petrol ihtiyacına karşılık üretimini ancak 30 bin varil seviyesinde tutabiliyor.

İspanyol televizyonu La Sexta, bunun adada son bir buçuk yılda yaşanan altıncı büyük elektrik kesintisi olduğunu bildirdi.

Küba Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (Minem) Elektrik Genel Müdürü Lázaro Guerra, aktif jeneratörlerde henüz mekanik bir arıza tespit edilmediğini ve şebeke parametrelerinin normal olduğunu kaydetti.

UNE, 17 Mart sabahı itibarıyla hastaneler, iletişim merkezleri ve gıda işleme tesisleri gibi hayati noktalara öncelik vererek enerji tedarikini kademeli olarak onarmaya başladı. Kurumun açıklamasına göre; Pinar del Río, Havana, Matanzas, Villa Clara, Sancti Spíritus, Las Tunas, Granma ve Holguín vilayetlerinde küçük bölgelere enerji sağlayan ve sonrasında birbiriyle entegre edilen mikro sistemler devreye sokuldu.

Unión Eléctrica de Cuba başkent şubesi, 17 Mart’ta Havana’daki elektrik arzının yüzde 31 oranında geri döndüğünü duyurdu. Elektrik krizinin sürdüğü gece saatlerinde ülkenin güneydoğusunda 6,0 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Protestolar ne durumda?

Gıda ve ilaç tedarikindeki sıkıntılarla derinleşen elektrik kesintileri, adada hızla sokak hareketliliğine dönüştü.

ABC’nin haberine göre, pazartesi günü Havana sakinleri şehir merkezinde tencere ve tavalara vurarak yönetimi protesto etti. Muhalif yayın organı 51Miami, diğer vilayetlerdeki gösteri görüntülerini paylaştı.

Ülke genelindeki asıl tırmanma ise topyekün karanlıktan hemen önce yaşandı; 14 Mart gecesi Morón şehrindeki Komünist Parti genel merkezini basan eylemciler, bekleme salonundaki mobilyaları ateşe verdi.

Küba’da ekonomik tablo, 2021 yılında pandemi ve ABD yaptırımlarının yıkıcı etkisiyle hızla bozulmuş; o dönem devreye sokulan karne uygulaması, 1990’lardan bu yana görülen en şiddetli hükümet karşıtı protestoları tetiklemişti.

Díaz-Canel, olayların ardından yaptığı açıklamada yine de halkın içinde bulunduğu ağır koşullardan kaynaklanan şikayetlerin meşruiyet payı olduğunu kabul etmişti. Kayıtlara geçen protestolarda onlarca kişi yaralanmış, binlerce kişi gözaltına alınmış ve ciddi hapis cezalarına çarptırılmıştı.

Ülkenin enerji altyapısı da fiziksel çöküş yaşıyor; 2022 yazında kilit santrallerde peş peşe yaşanan kazalar ülkenin üretim kapasitesinin yüzde 40’ını kalıcı olarak silmiş, sadece 2025 yılı içinde dört büyük bölgesel kriz kaydedilmişti.

Morón’daki genel merkez baskınının, Díaz-Canel’in ABD ile diyalog arayışını ilan etmesinden sadece saatler sonra yaşanması zamanlama açısından dikkat çekti. K

üba lideri, iki halkın yararına somut adımlar atmak ve tehditlere karşı güvenlik eksenli işbirliği alanları belirlemek için müzakerelerin başladığını duyurmuştu.

Bu diplomatik açılımdan kısa süre önce Küba Dışişleri Bakanlığı, Vatikan’ın arabuluculuğuyla 51 tutuklunun serbest bırakıldığını bildirmiş; bu kişilerin 2021 yılındaki gösterilerde tutuklanan isimler olduğu değerlendirilmişti.

Baskının ardından Telegram hesabı üzerinden bir uyarı yayımlayan Díaz-Canel, ABD’nin enerji ablukasının yol açtığı uzun süreli kesintilerin halkta yarattığı haklı kaygıyı anladığını ve kamu düzenine saygı çerçevesindeki şikayetlerin meşru olduğunu belirterek, şiddet ve vandalizmin asla kabul görmeyeceğini ve cezasız kalmayacağını vurguladı.

The New York Times’ın analizine göre, Trump yönetimi, ekonomik reformlara direnen ve Washington’ın Amerikan şirketleri için talep ettiği ekonomik açılımı engelleyen Díaz-Canel’in tasfiyesini ana strateji olarak konumluyor.

17 Mart’ta bir açıklama yapan Küba Başbakan Yardımcısı ile Dış Ticaret ve Yabancı Yatırım Bakanı Oscar Pérez-Oliva, Havana’nın Amerikan şirketlerinin yanı sıra ABD’de yaşayan Kübalılar ve onların soyundan gelenlerle ticari ilişkilerin sorunsuz bir şekilde yeniden tesisine açık olduğunu, bu vizyonun altyapı projeleri dahil tüm stratejik yatırımları kapsadığını dile getirdi.

Amerika

Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Yayınlanma

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.

Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.

Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.

Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.

Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.

Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.

Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.

Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.

Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.

Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.

Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

Yayınlanma

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.

Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.

Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.

The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.

Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.

Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”

Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.

Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”

Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.

Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.

Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.

İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.

Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.

Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.

Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.

Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.

Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.

“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.

Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Bessent şöyle konuştu:

“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. ⁠Ama peşinize düşeceğiz.”

ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı

ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.

Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.

ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.

Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald ​Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English