Rusya
Kursk muharebeleri ve Rusya’nın askeri stratejisinin krizi

Herkes İran’ın İsrail’i vurmasını beklerken Ukrayna, Rusya’ya sınır bölgesi Kursk’ta yeni bir cephe açtı. 6 Ağustos sabah saatleri itibariyle Ukrayna ordusu, Kursk oblastının 10 ila 15 kilometre derinliğine kadar ilerledi, bazı yerleşim yerlerini ele geçirdi ve sivil hedeflere yoğun bombardıman düzenledi.
Aynı zamanda Ukrayna ordusunun Kursk nükleer santralini ve Sudja’daki doğalgaz istasyonunu ele geçirme planları olduğu yönünde söylentiler ortaya çıktı.
Saldırının ilk aşamalarında, yani saat 8’de, Rusya Savunma Bakanlığına göre Ukrayna ordusundan yaklaşık 300 asker, 11 tank ve 20’den fazla zırhlı araçla Kursk oblastı sınırına dayandı. Rusya ordusu ve sınır muhafızları (Rosgvardiya) başlangıçta saldırıyı püskürtmeyi başardı ve bazı tank ve zırhlı araçları imha etti.
Fakat çatışmalar gün boyunca devam etti ve şiddetlendi, sınıra yakın yerleştirilen hava savunma sistemleri Rus hava kuvvetlerinin işini zorlaştırdı, kuvvetler saldırıya geçti ve sonuçta üç Rus köyü Ukrayna birlikleri tarafından ele geçirildi.
Saldırının hemen akabinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, saat 13.00’te Güvenlik Konseyini toplantıya çağırdı. Rusya makamları açısından her hassas anda olduğu gibi burada da, halk üzerindeki psikolojik etkiyi en aza indirmeyi amaçlayan, ancak uzun süre inkâr sınırında kalan bir terör eylemi söylemi öne çıktı.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova da bir istisna değildi ve resmi tutumu ortaya koydu: “Yeni bir terör eyleminden bahsediyoruz. Açıkça sivil nüfusa yöneliktir”.
Yüzlerce askeriniz, zırhlı araç ve tanklarınız, hava savunma sistemleriniz ve binlerce yabancı parlaı askeriniz hazır bekletiliyorsa, bu basit bir “terör” değil, bir savaş eylemidir. Somut olarak, bu savaşta yeni bir cephenin açılması söz konusu. Belki başarısız olacak ama şimdilik Kursk’taki köyleri tutuyorlar.
Kiev’in hedefinde bir enerji ve ticaret güzergahının olması da üzerinde durulması gereken bir başka konu.
Daha önce Rusya’dan gelen doğalgaz Avrupa Birliği ülkelerine iki gaz ölçüm istasyonu aracılığıyla ulaştırılıyordu: Sohranovka ve Sudja. Ukrayna’nın devlete ait doğalgaz şirketi Naftogaz, 2022 yılında Sohranovka üzerinden gelen gazı Avrupa’ya sevk etmeyi reddetti, zira burası Lugansk Halk Cumhuriyeti’nin sınırları içinde kalıyordu. Kalan tek güzergah Sudja, burası da halihazırda saldırı altında. Dolayısıyla amaç, Sudja istasyonunu kontrol altına almak ve ardından yok etmek gibi görünüyor.
Mevcut konfigürasyonda başka bir amaç daha görmek mümkün: Kursk’a karşı Harkov. Kiev, Moskova’yı Kursk oblastında kaybettiği toprakları geri alma karşılığında birliklerini Harkov’dan geri çekmeye zorlama niyetinde. Rusya cephede inisiyatifi elinde tutsa da, böyle bir durumda kaybeden pozisyonunda olacaktır.
Sahada güncel durum
Kommersant‘ın aktardığına göre Sağlık Bakanı Mihail Muraşko, 11 Ağustos’ta Kursk oblastındaki bombardımanın 69 kurbanının hastaneye kaldırıldığını ve 17’sinin durumunun ağır olduğunu bildirdi. Ayakta tedavi edilen 29 kişiden 8’i taburcu edildi.
Pazar günü erken saatlerde Kursk’a yapılan bir roket saldırısı, dokuz katlı bir binanın yıkılması ve ikisi ağır olmak üzere 13 kişinin yaralanmasına neden oldu.
Yerel yetkililere göre, Ukraynalı sabotaj ve keşif birliklerinin saldırısının ardından sınır bölgelerindeki durum gerginliğini koruyor. Ancak şu anda Belyovskiy ve Oboyanskiy bölgelerinde aktif bir çatışma yok.

Kaynak: Kommersant
Rusya Savunma Bakanlığı, 11 Ağustos gecesi Kursk üzerinde 14 insansız hava aracı ve dört Toçka-U taktik füzesinin durdurulduğunu bildirdi.
Bu arada Federal Nükleer Enerji Kurumu Rosatom’un başkanı Aleksey Lihaçov, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEK) Başkanı Rafael Grossi ile Kursk nükleer santraline yönelik tehdidi görüştü ve durumun yarattığı küresel risklerin altını çizdi.
Bölgede tahliyeler devam etmekte olup 76 binden fazla kişi yerinden oldu ve 4 bin 400’den fazlası geçici barınaklarda.
Resmi söylem ve güven kaybı
Rusya Savunma Bakanlığı, en başından itibaren kamuoyuna sunduğu bilgileri minimumda tuttu. Başta 300 askerle bir saldırı başlatıldığı söylendi, bu sonra bin oldu ve geri püskürtüldükleri söylendi. Fakat ikinci günün akşamında Ukrayna birlikleri ilerlemeye devam ederken, akşam haberlerinde yetkililerin gerçeklikten tamamen uzak açıklamalar yaptığı gerçek dışı sahneler gösterildi. Aslında, 7 bin ila 17 bin arasında askerden müteşekkil en az 5 tugayın Rusya topraklarına girmesi mevzu bahisti.
Fakat duruma kendi gözleriyle şahit olan Kursk sakinleri ve Rıbar Telegram kanalının sahibi Mihail Zvinçuk ile Yuriy Podolyak gibi savaş muhabirleri bambaşka görüşteydi:
“[Genelkurmay Başkanı Valeriy] Gerasimov’un çok iyi iş çıkardığı doğrudur, o kadar ki kendisine bu iyimserliğin hangi nesnel faktörlere dayandığını sormak isteriz? Patronu memnun etme zarureti mi? Kalbi temiz insanları uyutma zarureti mi? Yoksa durumun gerçekliği ve sonuçlarıyla yüzleşememeye dayalı bir inkar mı?”
Ana akım basında da aynı oyunu oynadı; İzvestiya gazetesi, Sudja’nın Ukrayna ordusunun Sudja’dan defedildiğini iddia eden bir haber yayımlayacak kadar ileri gitti. Kasabanın tamamını ellerinde tutmuyor olsalar da, sadece doğuda Rus askerlerinin çatışma halinde olduğu bir direniş cebi var. Podolyak şunu söylüyor:
“Televizyon ekiplerimizin dikkatini, insanları kandırmaya ve İzvestiya‘nın ayın 6’sındaki haberini ayın 7’sinde çekilmiş gibi göstermeye gerek olmadığına çekmek istiyorum. Bu neden bu kadar önemli? Evet, Moskovalıları ve tüm ülkeyi yanlış yönlendiriyor ama aynı zamanda sahadaki insanların kendilerini doğru yönlendirmelerine ve tahliye kararı da dahil olmak üzere doğru kararları vermelerine de izin vermiyor. Ve sonra insanlar bu yalanlar yüzünden ölüyor.”
Eğer savaş zamanlarında tüm gerçekler lehinize değilse, tamamen sanal bir dünya yaratmak bilhassa tehlikelidir; yönetici elit, gerçekte neler olup bittiğini anlamayan ama tehlikeli bir şeyler olduğunu gayet iyi bilen halkın güvenini kaybedebilir.
Orduda çözülmekten çok uzak işlev sorunları
Yeni Savunma Bakanı Andrey Belousov’un itibarı çok yüksek ama asker değil ve yolsuzluk davaları giderek artıyor. Öyle ki, 2023’te Ukrayna ordusunun Zoporojye’deki ilerleyişini durduran ve şu anda ev hapsinde tutulan General İvan Popov örneğinde görüldüğü üzere, bazen iç hesaplaşma sorusunu gündeme getiriyorlar. Bazıları Popov’un neden şu anda Kursk’ta olmadığını soruyor. Bu sorular, Savunma Bakanlığı ve Genelkurmayın sadece yolsuzluk davalarıyla kendini yenilemesinin ne kadar zor olacağını gösteriyor. Ve daha pek çok soru var. En azından savaş zamanındaki bir ordu için; askeri stratejiden kim sorumlu? Ve Kursk oblastından kim sorumlu?
Açıkçası, savaş zamanında ordunun lejyonlaşması süreci sınırlarına ulaşıyor. Ücretli sözleşmeli askerler, farklı bir ücret skalasına sahip kariyer subayları ve başka bir statüye sahip mobilize askerlerle karşı karşıyayız ve hepsi de savaşıyor. Dahası, askere alınanlar savaş bölgelerinin dışında kalıyor… Ve burada sorun ideolojik.
Ve tüm bunlar toplumda saatli bombalar yaratıyor. Belki de savaşı kazanmak için “özel harekat” mantığına son vermek gerekiyordur.
Hâlâ tavrını değiştirmemiş olan Moskova, meşhur “uluslararası toplumu” Kursk’taki “terörü” net bir dille kınamaya ve bunu BM nezdinde yapmaya çağırıyor. Mali’de Wagnercilere yönelik pusunun tartışıldığı aynı toplantıda, sanki aynı nitelikte olaylarmış gibi Kursk hakkında da birkaç söz söylendi.
Mali, Wagner’e karşı istihbarat faaliyeti yürüten Ukrayna ile diplomatik ilişkilerini kesti
Dahası Rus basını UAEK’nın Kursk santralindeki durumdan haberdar olduğu konusunda güvence veriyor. Halkın saldırıya maruz kaldığı, topraklarının işgal edildiği ve pogromla karşı karşıya olduğu Kursk oblastında olağanüstü hal rejimi uygulamaya konuldu. Tıpkı büyük yangınlar ya da sel felaketlerinde olduğu gibi. Fakat bu bağlamda, bölgede savaş hali ilan edilmesi gerekirken bu olmadı.
Başka bir deyişle Moskova hala “özel askeri harekat” çerçevesi içinde. Diğer yandan Rusya, hala resmi olarak savaş olarak addetmediği bu savaşta zaman ve güç kaybediyor. Müzakereleri merkeze alan bir uluslararası söyleme sarıldığında, karşılığında Sivastopol’un bombalanmasını ve Kursk’taki saldırıları alıyor.
Bu arada, “kurtarılmayı bekleyen” ve Ukrayna’ya bağlanacak bir Kursk Halk Cumhuriyeti’nin kurulması söylemi de yükselişte. Bu, bu fantezinin gerçekleşeceği anlamına gelmiyor, ancak niyet belli.
Rusya şu anda işgal ettiği toprakları geri almak zorunda, aksi takdirde teslimiyetini müzakere etmeye itilecek ve bu da kaçınılmaz olarak mevcut yönetici eliti tarihin derinliklerine sürükleyecektir.
2022’deki Harkov’dan farklı olarak, sınır geçildiği için bir “stratejik geri çekilme” olamaz. Bir geri çekilme durumunda, vatana ihanet konusunu gündeme getirmemek imkansız olacak ve Putin şemsiyesi bu “büyük stratejistleri” halkın intikamcılığından pek de koruyamayacaktır. Yönetici elit önlem alıyor gibi görünüyor ve iki tepki görülüyor.
Dmitriy Medvedev şunu yazmış:
“Şu andan itibaren özel askeri harekat açıkça bölge dışı bir karaktere bürünmelidir. Bu artık sadece resmi topraklarımızı geri alma ve Nazileri cezalandırma harekatı değildir. Ukrayna’nın hala var olan topraklarına gidebiliriz ve gitmeliyiz. Odessa’ya, Harkov’a, Dnipropetrovsk’a, Nikolayev’e, Kiev’e ve ötesine. Ukrayna İmparatorluğunun tanınmış sınırları anlamında hiçbir kısıtlama olmamalıdır. Artık bu konuyu utanmadan ya da diplomatik yalakalık yapmadan açıkça konuşabiliriz ve konuşmalıyız.”
Medvedev haklı, ancak bunu yapmak için durumu gözden geçirmek ve zaferi tasavvur etmek gerekir. Bu da ideolojik çerçevenin dönüşümünü ve siyasi cesareti gerektirir. Şimdilik buna dair bir emare yok.
Rusya
Rusya kripto işlemlerinde tam kimlik doğrulaması getirecek

Rusya, kripto para piyasasını düzenleyecek yasa paketini 1 Temmuz 2026’ya kadar kabul etmeyi hedeflerken, piyasadaki tüm katılımcılar için tam kimlik doğrulaması ve işlem denetimi zorunluluğu getirmeye hazırlanıyor. Rosfinmonitoring’e göre dijital saklama kuruluşları yüksek riskli müşterilerin işlemlerini sınırlandırmakla yükümlü olacak.
Rusya’da kripto para piyasasında faaliyet gösteren tüm katılımcılar, müşteriler için tam kimlik doğrulaması yapmak, işlemleri ve transferleri denetlemekle yükümlü olacak.
Rosfinmonitoring Direktörü Danışmanı Vlada Korçagina, dijital saklama kuruluşlarının yüksek riskli müşterilere yönelik işlemleri sınırlandırmak zorunda kalacağını söyledi.
Rus yetkililer, FATF’nin talep ettiği takvim doğrultusunda kripto para piyasasının serbestleştirilmesini öngören yasa tasarısını 1 Temmuz 2026’ya kadar kabul etmeyi planlıyor.
Korçagina, salı günü Bankacılık İncelemesi dergisinin dijital varlıklar konferansında yaptığı konuşmada, “Kripto piyasasındaki yalnızca yasal katılımcıların değil, suçluların da yeni ödeme biçimlerine yönelmesi kaçınılmaz olarak dikkat çekiyor. Bu durum, diğer tüm finansal araçlarda olduğu gibi kaçınılmazdır” dedi.
Suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesine yönelik uluslararası standartları belirleyen FATF, kripto para dolaşımına ilişkin kurallar yayımlamıştı. Korçagina, kuruluşun kripto para transferlerinde bilgi eşlik mekanizmasının uygulanmasını zorunlu tuttuğunu belirtti.
Korçagina’ya göre Rusya’nın 2028 yılında yapılacak bir sonraki FATF değerlendirmesinden geçememesi halinde ülke, kuruluşun gri veya kara listelerine alınma riskiyle karşı karşıya kalabilir.
Korçagina, bunun Rusya’nın küresel finans sisteminden tamamen dışlanmasına yol açabileceğini, bu sürecin bir bölümünün Batı yaptırımları nedeniyle zaten yaşandığını ifade etti.
Rus yetkililerin amacının yalnızca uluslararası yükümlülükleri yerine getirmek değil, aynı zamanda ülkenin kripto piyasasını “suç unsurlarından arındırmak” olduğunu belirten Korçagina, bu kapsamda tüm piyasa katılımcıları için kara para aklamayla mücadele düzenlemelerinin getirileceğini söyledi.
Korçagina, “Kripto piyasası katılımcılarının kara para aklamayla mücadele yükümlülükleri kapsamında öncelikli konu müşteri kimlik doğrulaması, yani KYC olacaktır. Kripto piyasasına katılan tüm yeni müşteriler, kendileriyle birlikte temsilcileri, yararlanıcıları ve nihai faydalanıcıları da kapsayan tam kimlik doğrulamasından geçirilecektir” dedi.
Rusya, stabil kripto para düzenlemesinin detaylarını açıkladı
Rosfinmonitoring’in açıklamasına göre, brokerler ve portföy yöneticileri halen müşteriler için basitleştirilmiş kimlik doğrulaması uygulayabiliyor.
Ancak mevcut bir müşteri kripto piyasasına girmek isterse, ek bilgiler toplanarak kimlik doğrulama sürecinin tamamlanması gerekecek.
Dijital saklama kuruluşları ile kripto para borsalarına, müşteri kimlik doğrulama işlemlerini bankalara ve menkul kıymet piyasası katılımcılarına devretme imkanı tanınacak.
Yeni düzenleme kapsamında tüm piyasa oyuncuları için zorunlu işlem denetim sistemi de kurulacak.
Korçagina, “Dijital para ve dijital haklarla bağlantılı, zorunlu denetime tabi beş yeni işlem türü ortaya çıkacak. Bu işlemler hakkında Rosfinmonitoring’e bildirim yapılması gerekecek. Eşik değer 1 milyon rubleden başlayacak. Bu nedenle söz konusu uygulama tüm işlemlerin izlenmesi değil, en büyük işlemlerin denetlenmesi anlamına geliyor” ifadelerini kullandı.
Dijital saklama kuruluşları, bankalarda olduğu gibi, müşterinin kara para aklama veya terörizmin finansmanıyla bağlantılı olabileceğine dair şüphe bulunması halinde dijital hesap sözleşmesi yapmayı veya dijital tanımlayıcıya erişim sağlamayı reddedebilecek.
Korçagina, “Önemli unsurlardan biri de travel rule, yani transferlere ilişkin bilgilerin eşlik etmesi kuralıdır. Dijital saklama kuruluşları bu sisteme tam olarak entegre edilecek ve dijital para ile dijital hak transferlerinde hem gönderici hem de alıcıya ilişkin bilgileri iletmekle yükümlü olacaktır” dedi.
Ayrıca dijital saklama kuruluşlarının, Rusya Merkez Bankasının “Müşterini Tanı” platformuna entegre edilmesinin planlandığını belirten Korçagina, Merkez Bankasının bu kuruluşlara kurumsal müşterilerin risk değerlendirmelerine ilişkin bilgi sağlayacağını söyledi.
Korçagina, bu bilgileri kullanan dijital saklama kuruluşlarının yüksek riskli müşterilere karşı kısıtlayıcı tedbirler almak zorunda kalacağını ifade etti.
Korçagina, söz konusu yükümlülüklerin 1 Temmuz’a kadar kabul edilmesi planlanan temel yasa tasarısına eşlik eden düzenleme paketinde yer aldığını belirtti.
“Kara para aklamayla mücadele yükümlülükleri neredeyse hemen yürürlüğe girecek. Herhangi bir geçiş süresi öngörülmüyor. Bu nedenle şirketler hazırlıklara şimdiden kademeli olarak başlayabilir” diyen Korçagina, sektörün yeni kurallara erkenden uyum sağlamasının önem taşıdığını kaydetti.
Rusya’da kripto para yasasıyla kitlesel kapanma dalgası ufukta
Rusya
Rusya yaptırımların gölgesinde yüksek buz sınıfı tanker filosunu genişletiyor

Rusya, yaptırım altındaki Arktik LNG-2 projesi için kritik önem taşıyan yüksek buz sınıfı ikinci gaz taşıma gemisini tamamlayarak teslim aldı. Yıl sonuna kadar üçüncüsü vadedilen bu özel tankerler projede yıl boyu kesintisiz sevkiyatın önünü açarken, Çin de yaptırımlı Rus gazını doğrudan ithal edebilmek için ikinci alım terminalini devreye sokmaya hazırlanıyor.
Rusya, Uzak Doğu’daki Zvezda tersanesinde inşa edilen ve en yüksek buz sınıfı olan Arctic7 kategorisinde yer alan Konstantin Posyet adlı yeni gaz tankerini tamamlayarak deniz filosuna dahil etti. Bu gemi, ocak ayından bu yana yük taşımacılığı yapan Aleksey Kosıgin’in ardından aynı sınıfta inşa edilen ikinci tanker olma özelliği taşıyor.
Yıl sonuna kadar üçüncü tankerin de hizmete girmesi bekleniyor.
İnşa edilen bu özel tankerler, ABD yaptırımlarının hedefindeki Arktik LNG-2 projesi için büyük önem taşıyor. Bölgedeki çetin kış şartları nedeniyle standart gaz taşıma gemileri yılın yaklaşık sekiz ayı boyunca fabrikaya yanaşamıyor.
Rusya Başbakanı Mihail Mişustin, konuya ilişkin değerlendirmesinde yüksek teknolojili kargo tankerlerinin Arktik’in zorlu koşullarında çalışmak için en etkili araçlar olduğunu ifade etti.
Mişustin, yüksek manevra kabiliyeti ve yüksek buz sınıfı sayesinde bu gemilerin buz kırıcı desteği olmaksızın iki metrelik buz kütlelerini kendi başlarına aşabildiğini belirtti.
Üretim ve sevkiyat kapasitesi özel filonun yetersizliğine takılıyor
Arktik LNG-2 projesinde her biri 6,6 milyon ton kapasiteli ilk iki hat uzun süre önce tamamlanmış olmasına ve toplamda yıllık asgari 13,2 milyon ton üretim kapasitesine ulaşılmasına rağmen, fiili ihracat miktarı beklentilerin gerisinde kaldı.
Vzglyad gazetesine konuşan Finam Grubu analisti Sergey Kaufman, teknik olarak hazır olan bu iki hattın kapasitesine karşın geçen yıl projeden yalnızca yaklaşık 1,3 milyon ton ihracat yapılabildiğini kaydetti.
Ulusal Enerji Güvenliği Fonu (FNEB) uzmanı İgor Yuşkov, Arktik LNG-2 fabrikasındaki üretim hacimlerinin iki temel faktöre bağlı olduğunu belirtti.
Yuşkov, birinci ve şu anki en büyük kısıtlayıcı unsurun özel sevkiyat filosunun eksikliği olduğunu ifade etti. İkinci sorunun ise alıcı terminallerin kapasitesiyle ilgili olduğunu aktaran uzman, fabrikadan çıkan tüm ürünün şu anda yalnızca Çin’de yaptırım kapsamındaki Rus gazı için ayrılmış tek bir terminale gönderildiğini ve bu terminalin kapasitesinin Arktik LNG-2’nin iki hattının gücünden çok daha düşük olduğunu vurguladı.
Yüksek buz sınıfına sahip gemilerin kritik rolüne dikkat çeken Yuşkov, kasım ile haziran ayları arasındaki dönemi kapsayan yılın büyük bölümünde Yamal Nenets Özerk Bölgesi’ndeki Gıdan Yarımadası’nda bulunan Utrenniy Terminali’ne sadece Arctic7 sınıfı tankerlerin girebildiğini söyledi.
Diğer tankerlerin ise yalnızca buz yükünün en az olduğu sıcak dönemlerde ve Rosatom’un özel izniyle sefer yapabildiğini, daha düşük buz sınıfındaki gemilerin de ciddi operasyonel kısıtlamalarla karşı karşıya kaldığını ekledi.
Çin, Rusya’nın yaptırımlı LNG’si için ikinci terminali hazırlıyor
Yaptırımlar tedarik zincirini ve ortaklıkları vurdu
Projenin orijinal planlamasında, yıllık 19,8 milyon ton kapasiteli üç üretim hattının inşası sürerken, Zvezda tersanesinde Güney Koreli ortaklarla birlikte 15 adet özel Arctic7 gaz tankerinin yapılması öngörülüyordu.
Ayrıca 6 adet benzer geminin de doğrudan Güney Kore’de üretilerek Rusya’ya teslim edilmesi planlanmıştı.
Ancak hem fabrikanın hem de tankerlerin yapım aşaması, ABD’nin batı teknolojileri ve ekipmanlarına erişimi engelleyen sert yaptırım dönemine denk geldi. Bu da Rusya’nın o ana kadar ülkeye getirmeyi başardığı ekipmanlarla yetinmesini zorunlu kıldı.
İlk hatların inşasının tamamlanmasıyla birlikte ABD doğrudan fabrikayı da yaptırım listesine aldı.
Rusya’nın daha önce bu tip teknolojik olarak ham petrol tankerlerinden çok daha karmaşık olan gaz gemilerini tek başına inşa etmediğini hatırlatan İgor Yuşkov, şu değerlendirmede bulundu:
“Şu an teslim edilen Aleksey Kosıgin ve Konstantin Posyet tankerleri, yaptırımlar nedeniyle Güney Koreli ortağın ilişkileri kesmesinden önce Rusya’ya ulaştırılan hazır gemi kitlerinden monte edildi. Resmi olmayan verilere göre, Zvezda’da yapımı süren tankerlerden sadece üçü için Fransız şirketi tarafından üretilen özel sızdırmazlık membranları tedarik edilebildi. İki tanker hizmete girdi, üçüncüsünün ise yıl sonuna kadar teslim edilmesi bekleniyor. Asıl soru bundan sonra başlayacak. Rusya bu tankerlerin ekipmanlarını, özellikle de o özel membranları kendi imkanlarıyla üretmeyi başardı mı başaramadı mı? Kendi güçlerimizle seri üretime geçmek ne kadar gerçekçi? Bunlar henüz yanıtı olmayan sorular.”
Arktik LNG-2 projesinin filosu başlangıçta yalnızca Christophe de Margerie adlı tek bir Arctic7 tankerinden oluşurken, ocak ayında ve son olarak bu ay Zvezda’dan teslim alınan gemilerle sayı üçe yükseldi.
Yıl sonuna kadar teslim edilecek yeni tankerle birlikte toplam dört gemilik bir filo kurulmuş olacak.
Yuşkov’un hesaplamalarına göre, başlangıçta planlanan 19,8 milyon tonluk üretimin taşınması için 21 adet Arctic7 tankeri gerekirken, mevcut dört gemilik filo ile yıllık ihracat seviyesinin ancak 3 ila 4 milyon ton düzeyine çıkarılması mümkün görünüyor.
Diğer taraftan Çin, yaptırımlı Rus gazını alabilmek için terminal altyapısını genişletiyor. Reuters verilerine göre Pekin, Rusya’dan gelecek LNG için Longkou limanında yıllık 5 milyon ton kapasiteli ikinci bir ithalat terminalini ekim ayında devreye almayı planlıyor.
Bu terminal, Ağustos 2025’ten bu yana yaptırımlı Rus gazını kabul eden yıllık 6 mlyon ton kapasiteli Beihai terminaline destek sağlayacak.
Böylece Çin’in iki terminalle ulaşacağı toplam kabul kapasitesi yıllık 11 milyon tona yaklaşacak. Bu miktar, Arktik projesinin ilk iki hattının toplam kapasitesi olan 13,2 milyon tonun biraz altında kalıyor.
Yuşkov, projenin planlanan 19,8 milyon tonluk üçüncü hattının inşasının ise şu an için belirsiz olduğunu ifade etti.
Yeni hat için ekipman tedarikinin yasaklandığını ve Çin’in de Belokamenka’da kendi modüllerini monte etmeyi reddettiğini belirten uzman, mevcut şartlarda temel hedefin en azından ilk iki hattın toplamı olan 13,2 milyon tonluk kapasiteye ulaşmak olduğunu kaydetti.
Rusya’nın daha önce Arktik LNG-2’nin ardından Ob LNG, Murmansk LNG ve Arktik LNG-1 gibi çok sayıda yeni tesis kurmayı planladığını hatırlatan uzmanlar, bu projelerin de geleceğinin belirsizleştiğini belirtiyor.
Finansal olarak Novatek’in kaynak sağlayarak yabancı yatırımcıları projelere yüzde 49 ortak etme planının yaptırımlarla kesintiye uğradığını ifade eden Yuşkov, yabancı sermayenin gelmediğini ve Rusya’nın büyük tonajlı tesisler inşa etmek için henüz tüm ekipman yelpazesini yerlileştiremediğini ekledi.
Sergey Kaufman ise Rusya’daki Yamal LNG ve Sahalin-2 dışındaki tüm büyük projelerin ABD yaptırımı altında olmasının müşteri bulmayı zorlaştırdığını belirterek şu yorumu yaptı:
“Ortadoğu’daki çatışmalar geçici olarak durumu kolaylaştırmış olabilir ancak önümüzdeki bir ila üç yıllık vadede küresel LNG pazarının arz fazlası aşamasına girmesi yüksek ihtimal. Bu da satışı zorlaştıracaktır. ABD’nin dünyanın en büyük LNG ihracatçısı olması, yakın gelecekte yaptırımların yumuşatılması olasılığını düşürüyor.”
Kaufman, Ortadoğu’daki istikrarsızlığın Rus gazına olan talebi desteklemesiyle bu yıl Arktik LNG-2’den yapılacak ihracatın yaklaşık 3 milyon tona ulaşabileceğini öngörüyor.
İlk iki hattın tam kapasiteye ulaşmasının ise tanker eksikliği ve yaptırımlar nedeniyle 2 ila 3 yılı bulabileceğini tahmin eden Kaufman, Rus LNG’si için Çin dışındaki ana pazarlar olan AB ve Japonya ekseninde, AB’nin gelecek yıl uygulamaya koyacağı ithalat yasakları nedeniyle 2027’den itibaren Çin’e yapılacak sevkiyatların daha da önem kazanacağını ve ek terminallerin kritik hale geleceğini sözlerine ekledi.
Rusya
Rusya Merkez Bankası Başkanı Nabiullina sessizliğini bozdu

Rusya Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, son dönemde önemli etkinliklere katılmamasını soğuk algınlığına bağlı ses kaybıyla açıkladı. Nabiullina’nın yokluğunda, görev süresinin biteceği 2027 yılı sonrasına ilişkin iddialar basına yansımıştı.
Rusya Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, geçirdiği hastalık nedeniyle aralarında St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu (SPIEF), Ulusal Borsa Katılımcıları Derneğinin (NAUFOR) yıllık konferansı ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yapılan hükümet toplantısının da bulunduğu bir dizi önemli kamu etkinliğini kaçırdı.
Nabiullina, konuya ilişkin açıklamayı Merkez Bankasının faiz kararı toplantısının ardından düzenlenen basın toplantısında yaptı.
Nabiullina, “Sadece gerçekten soğuk algınlığı geçirdiğimi ve bir süreliğine sesimi kaybettiğimi teyit edebilirim. Söyleyebileceğim tek şey, sağlığım konusunda içtenlikle endişe duyanlara teşekkür etmektir” ifadelerini kullandı.
Rusya Merkez Bankası Başkanı, haziran ayının başından bu yana kamuoyunun önüne çıkmamıştı. Vedomosti gazetesine Merkez Bankasından yapılan açıklamada, Nabiullina’nın SPIEF’e raporlu olduğu için katılamadığı belirtilmişti.
Financial Times (FT) gazetesi de kaynaklarına dayandırdığı haberinde, Nabiullina’nın ağır bir solunum yolu enfeksiyonu nedeniyle bazı etkinlikleri kaçırmış olabileceğini yazmıştı.
Nabiullina’nın kamuoyunda uzun süre yer almamasının ardından basında, Rus liderliğinin gözünden düştüğüne dair tartışmalar başlamıştı.
FT’nin haberine göre hükümet içinde, Merkez Bankası Başkanının görev süresinin dolacağı Haziran 2027 sonrasına ilişkin senaryolar ele alındı.
Gazetenin kaynakları, Merkez Bankasının denetim yetkilerinin birden fazla kurum arasında bölüştürülmesi ve yüzde 4’lük enflasyon hedefine sıkı sıkıya bağlı kalma politikasından vazgeçilmesi gibi olası kurumsal değişikliklerin tartışıldığını aktardı.
Haziran 2013’ten bu yana Rusya Merkez Bankası Başkanlığı görevini yürüten Nabiullina’nın görev süresi son olarak 21 Nisan 2022’de uzatılmıştı.
Rusya yasalarına göre Merkez Bankası Başkanı, Devlet Başkanının takdimiyle Devlet Duması tarafından beş yıllık süre için seçiliyor. Adayın göreve atanması için milletvekillerinin salt çoğunluğunun oyu gerekiyor.
FT kaynakları, Nabiullina’nın yerine gelebilecek olası adaylar arasında Rusya Devlet Başkanlığı Kurumu Başkan Yardımcısı Maksim Oreşkin ve Promsvyazbank Yönetim Kurulu Başkanı Petr Fradkov’un isimlerini sıraladı.
Diğer yandan, Rusya Merkez Bankası Yönetim Kurulu 19 Haziran’daki toplantısında politika faizini 25 baz puan indirerek yüzde 14,25 seviyesine çekti. Bu karar, bankanın üst üste dokuzuncu faiz indirimi oldu.
Merkez Bankasından yapılan açıklamada, orta vadeli perspektifte enflasyonist risklerin halen dezenflasyonist risklere kıyasla ağırlığını koruduğu kaydedildi.
Merkez Bankasının bu kararı ekonomistlerin beklentileriyle uyuşmadı. Vedomosti gazetesinin anketine katılan 19 ekonomistten yalnızca ikisi bu yönde bir karar beklerken, 14 uzman faizin 50 baz puan düşürülerek yüzde 14’e çekileceğini tahmin etmişti.
Diğer analistlerden biri yüzde 14 ila yüzde 14,25 aralığını beklerken, bir diğeri yüzde 13,5 ila yüzde 14 seviyesine düşüş öngörmüş, bir uzman ise faizlerin sabit tutulacağını tahmin etmişti.
Amerika6 gün öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Dünya Basını2 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4










