Rusya
Lukoil, 22 milyar dolarlık varlıklarını satmak için zamanla yarışıyor

ABD’nin uyguladığı yaptırımlar nedeniyle uluslararası operasyonları kısıtlanan Rus enerji şirketi Lukoil, 13 Aralık tarihine kadar milyarlarca dolarlık varlığını elden çıkarmaya çalışıyor. Şirketin satış listesinde Irak’taki petrol sahalarından Avrupa’daki rafinerilere kadar geniş bir portföy bulunurken, potansiyel alıcılar arasında Batılı enerji devleri öne çıkıyor.
Rusya’nın petrol üretiminde ikinci büyük şirketi olan Lukoil, ABD’nin ekim ayında uygulamaya koyduğu yaptırımların ardından uluslararası varlıklarının büyük bölümünü elden çıkarmak için görüşmelerini sürdürüyor.
Şirket, İsviçreli emtia ticaret şirketi Gunvor’un satın alma teklifini reddetmesinin ardından, satış sürecini 13 Aralık tarihine kadar tamamlamayı hedefliyor.
Yaklaşık 22 milyar dolar değerindeki uluslararası portföy; petrol ve doğalgaz üretim projelerini, rafinerileri ve Avrupa, Orta Asya, Orta Doğu ile Amerika kıtasına yayılmış 2 binden fazla akaryakıt istasyonunu kapsıyor.
Söz konusu varlıklarla ilgili yapılacak herhangi bir satış işlemi için ABD Hazine Bakanlığı’nın onayı gerekiyor.
Batılı devler ve yatırımcılar satış masasında
Lukoil’in satışa çıkardığı varlıklarla ilgilenen şirketler arasında ABD merkezli enerji devleri Exxon Mobil ve Chevron Corp ile Birleşik Arap Emirlikleri’nden Abu Dhabi International Holding Company yer alıyor.
Bununla birlikte, potansiyel alıcı listesinde dikkat çekici isimler de bulunuyor. Pornhub sitesini de içeren yetişkin eğlence endüstrisi grubunun eski sahibi Avusturyalı yatırımcı Bernd Bergmair, Macaristan merkezli MOL ve ABD’li özel sermaye şirketi Carlyle da süreçle ilgilenen taraflar arasında gösteriliyor.
Irak sahaları için Exxon Mobil devreye girdi
Şirketin yurt dışındaki en değerli varlığı, dünyanın en büyük petrol rezervlerinden biri olan Irak’taki Batı Kurna-2 sahasındaki yüzde 75’lik hissesi olarak öne çıkıyor.
Lukoil, Irak tarafından yapılması gereken ödemelerin durması üzerine bu sahada mücbir sebep ilan etmişti. Iraklı yetkililer, söz konusu hisselerle en az iki Batılı ve bir Çinli şirketin ilgilendiğini belirtti.
Reuters ajansının 2 Aralık tarihli haberine göre Exxon Mobil, projedeki hisselerin satın alımı konusunda Irak Petrol Bakanlığı ile temasa geçti. Rus şirketi ayrıca Basra’nın batısındaki Eridu sahasını içeren 10 numaralı blokta yüzde 60 hisseye sahip bulunuyor.
Orta Doğu’daki diğer yatırımlar kapsamında şirket, Mısır’da Savra Petroleum ile ortak olduğu West Esh El Mallaha (WEEM) ve WEEM Extension sahalarında yüzde 50, İtalyan Eni’nin çoğunluk hissesine sahip olduğu Meleiha imtiyazında ise yüzde 24 payı elinde tutuyor.
Birleşik Arap Emirlikleri’nde ise devlet şirketi ADNOC tarafından işletilen Gaşa doğalgaz imtiyazında yüzde 10’luk bir paya sahip.
Lukoil, yaptırımlar nedeniyle Irak’taki dev petrol sahasında mücbir sebep ilan etti
Hazar havzasındaki projelere ABD muafiyeti
Orta Asya’daki operasyonlar, Batılı şirketlerin yönetimindeki büyük projelerle şekilleniyor. Lukoil, Kazakistan’daki Kaşagan sahasında yüzde 13,5, Tengiz sahasında yüzde 5 ve Kazak petrolünü Karadeniz’e taşıyan Hazar Boru Hattı Konsorsiyumu’nda (CPC) yüzde 12,5 hisseye sahip bulunuyor.
ABD Hazine Bakanlığı, şirketin bu üç projedeki operasyonlarını sürdürmesine izin verdi.
Bölgedeki diğer varlıklar arasında, İngiliz BP tarafından işletilen Azerbaycan’ın Şah Deniz doğalgaz sahasındaki yaklaşık yüzde 20’lik hisse yer alıyor.
Şirket ayrıca Özbekistan’da Güneybatı Gissar doğalgaz sahasını işletiyor ve Türkmenistan sınırına yakın Kandım-Havzak-Şadı projesinde yüzde 90 pay sahibi.
Afrika ve Latin Amerika’da ise Lukoil, Gana açıklarındaki Pecan petrol sahasını içeren Deepwater Tano Cape Three Points bloğunda yüzde 38, Kongo açıklarında Eni tarafından işletilen Marine XII bloğunda yüzde 25 ve Nijerya açıklarında Chevron yönetimindeki OML 140 bloğunda yüzde 18 hisseye sahip.
Meksika’da ise Eni ile deniz bloklarında işbirliği yapan şirket, Amatitlan bloğunun yüzde 50’sini elinde bulunduruyor.
Avrupa’daki tesislerin geleceği belirsizliğini koruyor
Rafineri operasyonları kapsamında şirket, Bulgaristan’ın Burgaz kentinde bulunan ve günde yaklaşık 190 bin varil işleme kapasitesine sahip Balkanlar’ın en büyük rafinerisini işletiyor.
Bulgaristan hükümeti, bu varlıklara el konulmasına ve satışına imkan tanıyan yasal değişiklikleri onayladı.
ABD Hazine Bakanlığı ise Bulgaristan’daki rafineri ve bazı varlıklarla ilgili işlemlere 29 Nisan 2026 tarihine kadar izin verdi.
Romanya’da ise günde 48 bin 600 varil kapasiteli Petrotel rafinerisi ve yaklaşık 300 istasyondan oluşan bir ağ şirketin kontrolünde bulunuyor.
Romanya Enerji Bakanı, 25 Kasım itibarıyla üç şirketin bu varlıkları satın almak için doğrudan görüşmeler yürüttüğünü açıkladı ancak isim vermedi.
ABD yaptırımları ayrıca şirketin Romanya açıklarında planladığı sondaj çalışmalarını da engelledi. Hollanda’da ise TotalEnergies ile ortak işletilen ve günde 180 bin varil kapasiteli Zeeland rafinerisinde yüzde 45 hisse bulunuyor.
Avrupa ülkeleri, yaptırım altındaki Lukoil’in varlıklarını kapışmaya başladı
Perakende ağında süre uzatıldı
ABD Hazine Bakanlığı, 4 Aralık’ta aldığı kararla Lukoil’in Rusya dışındaki akaryakıt istasyonlarının satışına ilişkin süreyi 13 Aralık’tan 29 Nisan 2026’ya kadar uzattı.
Bu gelişmeye rağmen, Finlandiya’daki istasyon ağını işleten Teboil, 21 Kasım’da yeniden yapılandırma başvurusunda bulundu.
Şirket, Finlandiya’daki toplam istasyon sayısının beşte birini oluşturan yaklaşık 430 istasyonun Lukoil tarafından satılmasını bekliyor.
Romanya hükümeti 2 Aralık’ta yaptığı yasal düzenlemeyle şirketin yerel varlıklarını kontrol etmesine olanak tanıdı. Moldova’da ise hükümet, Kişinev Uluslararası Havalimanı’ndaki yakıt ikmal kompleksini satın almak için görüşmeler yürütüyor.
ABD’de ise Lukoil markası altında faaliyet gösteren yaklaşık 200 istasyon bulunuyor; bunlardan birini Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin 2003 yılındaki New York ziyareti sırasında ziyaret etmişti.
İsviçre merkezli ticaret kolu küçülüyor
Yaptırımlar, şirketin İsviçre merkezli ticaret kolu Litasco’nun faaliyetlerini durma noktasına getirdi.
Daha önce küresel petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 4’ünü yöneten birim, Cenevre merkez ofisindeki ve Houston’daki çalışanlarının büyük bölümüyle yollarını ayırdı.
Reuters’a konuşan kaynaklara göre, Dubai’deki personele de işten çıkarma bildirimleri yapıldı, ancak bu çalışanların Şubat ayına kadar görevde kalması planlanıyor.
Yaptırım altındaki Lukoil, beklentilerin üzerinde temettü açıkladı
Rusya
Dmitriyev: Rusya, ABD ve Ukrayna arasındaki diyalog olumlu bir adım

Rusya Özel Temsilcisi Kirill Dmitriyev, Rusya, Ukrayna ve ABD arasındaki çok taraflı diyalog kararı ile dizel sevkiyatı mutabakatını değerlendirdi. Son bir günde ABD dizel fiyatlarının yüzde 5 gerilediğini belirten yetkililer, kasım ayında üçlü müzakerelerin yeniden başlamasını ve enerji alanında yeni ortaklıklar kurulmasını bekliyor.
Rusya Doğrudan Yatırım Fonu Başkanı ve Rusya Devlet Başkanı’nın yabancı ülkelerle yatırım ve ekonomik işbirliğinden sorumlu özel temsilcisi Kirill Dmitriyev, Rusya, Ukrayna ve ABD arasındaki diyaloğun yeniden başlamasının son derece olumlu bir gelişme olduğunu söyledi.
Vedomosti gazetesinin haberine göre İstanbul’da düzenlenen Verona Avrasya Ekonomik Forumu’nda konuşan Dmitriyev, ekonomik işbirliğinin taraflar arasındaki temasın temel zemini olduğunu vurguladı.
Dmitriyev, bir gün önce Rusya, Ukrayna ve ABD arasındaki çok taraflı görüşmeler kapsamında temasların sürdürülmesi yönünde kritik bir karar alındığını belirterek bunu müzakerelerin en önemli sonucu olarak nitelendirdi.
Eski ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin teşvik ettiği diyalogsuzluğun tehlikeli bir tablo yarattığına işaret eden Dmitriyev, önde gelen nükleer güçlerin konuşmamasının hata riskini aşırı yükselttiğini dile getirdi.
Gelişmelerin öncesinde, 21 Ekim’de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD Başkanı’nın özel temsilcisi Steve Witkoff St. Petersburg’da bir araya geldi.
Witkoff bu görüşmede, Ukrayna ve Avrupalı ülkelerle Oslo’da yürütülen istişarelerin ardından hazırlanan ve çatışmanın çözümüne dair önerileri içeren belgeleri sundu.
Görüşmenin ardından açıklama yapan Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı Yuriy Uşakov, Rusya’nın ABD ve Ukrayna ile üçlü müzakereleri kasım ayının 10’lu tarihlerinde yeniden başlatmaya hazır olduğunu duyurdu.
Uşakov, olası görüşmelerin ana gündem maddesinin çatışmanın sona ermesinin ardından iki ülke arasındaki güvenlik sisteminin tesisi olabileceğini belirtti.
Gazetecilere yaptığı değerlendirmede ABD ile ekonomik ilişkileri canlandırmanın bütünüyle haklı bir adım olduğunu savunan Dmitriyev, Rus-Amerikan projelerini hedef alan medya duvarını aşmanın önem taşıdığını söyledi.
Dmitriyev, ekonomik işbirliğinin yalnızca dizel yakıt mutabakatına dayanmadığını, ABD’li çiftçilerin ihtiyaç duyduğu Rus gübresi ihracatının da bu kapsamda yer aldığını ifade etti.
Dmitriyev, teknoloji alanında ortak veri merkezi inşası gibi fırsatların değerlendirilebileceğini ve Rusya’nın yapay zeka sektörü için dünyanın en ucuz elektriğine sahip olduğunu kaydetti.
Rus yetkili, Arktik bölgesindeki enerji projeleri ve farklı ortaklıkların da geliştirileceğini sözlerine ekledi.
Enerji alanındaki temaslar ve dizel ihracatı genişliyor
ABD ile enerji alanındaki işbirliğinin ilerleyeceğini dile getiren Dmitriyev, piyasaya dönük sevkiyatların önemine değindi. 9 Ekim’de ABD Başkanı Donald Trump, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Rus dizel yakıtının tedariki konusunda anlaşmaya vardıklarını açıklamıştı.
Trump, Rusya’nın ABD ve küresel piyasalara derhal 300 bin tondan fazla, kasım ayı boyunca 500 bin ton ve ilerleyen süreçte 1 milyon ton dizel yakıt sevk edeceğini duyurmuştu.
Aynı gün konuşan Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, dizel ihracatı kısıtlamalarını planlanandan önce kaldırmaya başladıklarını ve iç piyasanın yakıt ihtiyacının eksiksiz karşılanacağını ifade etti.
Ertesi gün Rusya hükümeti basın servisi söz konusu kısıtlamaların kısmen kaldırıldığını bildirdi. Novak, 14 Ekim’deki açıklamasında Rusya’nın 2026 yılı sonuna kadar aylık dizel yakıt ihracatını 3 ila 3,5 milyon tona çıkarabileceğini belirtti.
Dmitriyev, dizel sevkiyatı mutabakatının dünya piyasalarını olumlu etkilediğini ve anlaşma haberinin duyulduğu ilk gün ABD’deki dizel fiyatlarının yüzde 5 gerilediğini hatırlattı.
Avrupa’nın dizel anlaşmasına yönelik itirazlarını eleştiren Dmitriyev, Avrupa ülkelerinin son dört yılda Rusya’dan 320 milyar avroluk enerji kaynağı satın aldığına dikkat çekti.
Forum kulisinde konuşmasını sürdüren Dmitriyev, Avrupa Birliği ülkelerinden talep gelmesi halinde Rus dizel yakıtı sevkiyatının yeniden başlayabileceğini dile getirdi.
Rus temsilci, Avrupa Birliği için yakıt krizini aşmanın tek yolunun Rusya ile ortaklıktan geçtiğini savundu.
Konuşmasında Kuzey Akım 1 hattının yeniden faaliyete geçmesinin ve Kuzey Akım 2 boru hattının devreye girmesinin ekonomik açıdan kaçınılmaz olduğunu öne süren Dmitriyev, bölgedeki gaz fiyatlarının son bir yılda yüzde 140 arttığını hatırlattı.
Avrupa Birliği ülkelerinin Rusya’dan boru hatları ve sıvılaştırılmış doğalgaz yoluyla gaz almayı sürdürdüğünü belirten Dmitriyev, her iki hattın da gelecekte mutlaka çalışacağını söyledi.
Dmitriyev, Rusya’nın Türkiye ve Avrupa’ya gaz ilettiği TürkAkım boru hattını başarılı bir uluslararası işbirliği örneği olarak gösterdi.
İş dünyası temsilcileri yeni projeler için zemin arıyor
Ekonomi ve enerji alanındaki pragmatik kararların ABD’nin katılımıyla düzenlenecek iş forumunda ele alınacağını bildiren Dmitriyev, eylül ayında gündeme getirdiği Rusya-Almanya-ABD iş forumu önerisini hatırlattı.
Forum kulisinde bu girişimi Almanya için Alternatif (AfD) partisi ve Amerikan Ticaret Odası (AmCham) ile görüştüğünü açıklayan Dmitriyev, AfD temsilcilerinin forum ayrıntılarını müzakere etmek üzere aralık ayında Moskova’ya geleceğini kaydetti.
Rusya’nın iki ülke arasındaki ticareti geliştirmek amacıyla Amerikan Ticaret Odası ile yakın temas yürüttüğünü belirten Dmitriyev, “AmCham, Washington’a Amerikan yaptırımlarının her şeyden önce ABD’ye zarar verdiğini ve Amerikan iş dünyasının Rusya ile işbirliğinde büyük fırsatlar gördüğünü anlatarak önemli bir rol oynuyor” dedi.
AmCham Başkanı Robert Agee ise forum kulisinde Dmitriyev ile ortak projeleri ve uygulama adımlarını görüştüklerini ifade etti.
Agee, “Hedeflerimiz zaten örtüşüyor; ABD ile Rusya arasındaki ilişkileri iyileştirmek istiyoruz. Bunun üzerinde uzun süredir çalışıyoruz” değerlendirmesini yaptı.
Yıl sonuna kadar bir veya iki projenin kamuoyuna duyurulabileceğini bildiren Agee, bu adımların yaptırımların kaldırılmasını gerektirmediğini, ihtiyaç halinde Trump’ın engelleri hızla kaldırma yetkisine sahip olduğunu vurguladı.
Amerikan iş dünyasının veri merkezleri alanında Rusya ile ortaklığa büyük ilgi gösterdiğini dile getiren Agee, Rusya’nın uygun enerji maliyeti, elverişli iklim şartları ve teknoloji alanındaki nitelikli insan kaynağı sunduğunu kaydetti.
Vedomosti gazetesinin sorusunu yanıtlayan Agee, çatışma sona erdiğinde Amerikan yatırımlarının ilk yöneleceği alanlardan birinin veri merkezleri olacağını söyledi.
Rusya
Çin ve Rusya’dan 2030 hedefli yapay zeka adımı

Rusya ve Çin yüksek mahkemeleri, yargı süreçlerinde yapay zekanın ortaklaşa kullanılması ve adli işbirliğinin güçlendirilmesi için süresiz bir anlaşma imzaladı. Rusya’da mahkemelerin yüzde 95’ine 2030 yılına kadar yapay zeka sistemleri entegre edilecek; Çin’de ise yılda 45 milyon davanın görüldüğü yargı ağı algoritmalarla destekleniyor.
Rusya ve Çin, yargı sistemlerinde yapay zeka teknolojilerinin ortaklaşa kullanılması ve adli işbirliğinin genişletilmesi konusunda uzlaştı.
Rusya Yüksek Mahkemesi Başkanı İgor Krasnov, Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Cang Cün’ün davetiyle Pekin’e giderek iki ülke yargısı arasındaki işbirliği anlaşmasını yeniledi.
Krasnov, çarşamba günü gerçekleşen görüşmede bu tür temasların taraflar arasında eşgüdüm sağladığını belirterek imzalanan belgenin ilişkileri niteliksel açıdan yeni bir aşamaya taşıdığını ifade etti.
Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Cang Cün ise Moskova ile Pekin arasındaki bağların çalkantılı dünyada dengeleyici bir güç niteliği taşıdığını dile getirdi; suçla ortak mücadele ve adalet alanındaki deneyim paylaşımında önemli başarılar elde edildiğini kaydetti.
Süresiz olarak imzalanan yeni metin; 1998 ve 2006 yıllarındaki işbirliği anlaşmaları ile 2018 tarihli mutabakat zaptının yerini alıyor.
Belge uyarınca taraflar deneyim, analiz ve içtihat paylaşımına gidecek, yargı idaresi ile insan haklarının korunması başlıklarında ortak çalışmalar yürütecek ve Şanghay İşbirliği Örgütü, Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği ile BRICS gibi uluslararası platformlarda adımlarını koordine edecek.
Belge kapsamındaki talep ve temasların uluslararası adli yardım niteliği taşımadığı da kayda geçirildi.
Yargıda yapay zeka entegrasyonu hız kazanıyor
Görüşmelerde adalet sistemlerinin dijital dönüşümü öne çıkan başlık oldu. Ziyareti, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in belirlediği yakınlaşma çizgisinin doğal bir adımı olarak nitelendiren Krasnov, ticari, ekonomik ve teknolojik ilişkilerin zirveye ulaştığı bir ortamda yargı organlarının vatandaşların ve iş dünyasının haklarını hızlı ve adil biçimde koruma güvencesi sunması gerektiğini belirtti.
Krasnov, Çin Yüksek Halk Mahkemesinin eylül ayı başında yayımladığı yargıda yapay zeka kullanımına dair yasal düzenleme belgesine de değindi.
Rus yargısının başındaki isim, bu adımın üretken yapay zeka servislerinin denetimsiz gelişim dönemini sona erdirdiğini ve teknolojinin kişisel güvenlik üzerindeki sınırlarını çizdiğini savundu.
Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Cang Cün, ülkesinde mahkemelerin yılda 45 milyon dosyaya baktığını ve yargıç başına yaklaşık 400 dosya düştüğünü bildirdi.
Cang, son iki yılda farklı kademelerdeki mahkemeleri yapay zeka destekli tek bir ağ altında toplamayı başardıklarını aktardı.
Rusya Yüksek Mahkemesinde ise Yargı Yetkinlikleri Merkezinin yürüttüğü Yargı Sürecinde Yapay Zekanın Uygulanması Konsepti uygulanıyor.
Karar alma süreçlerinde yargıcın belirleyici rolünün korunması dahil olmak üzere Rus belgesindeki temel ilkelerin Çin’in uygulamalarıyla büyük ölçüde örtüştüğünü dile getiren Krasnov, daha önce Rus yargı sisteminde beş ayrı yapay zeka modelinin devrede olduğunu açıklamıştı.
Rusya’nın hazırladığı plana göre 2030 yılına kadar mahkemelerin yüzde 95’inde karar taslaklarının hazırlanması ve risklerin tespiti amacıyla yapay zeka ağları devreye alınacak.
Nihai kararın yargıçta kalacağı bu sistemle adalete erişimin kolaylaştırılması, şeffaflığın artırılması, rutin süreçlerin otomatikleşmesiyle iş yükünün hafifletilmesi ve insan kaynaklı hataların azaltılması hedefleniyor.
Rus mahkemelerindeki algoritmalar gelen evrakın kaydı, belgelerin incelenmesi, dava kategorisi ile görevli mahkemenin tayini ve mevzuata uygunluğun denetlenmesi gibi görevleri üstlenecek.
Sistem ayrıca dosyaları karmaşıklık düzeyine göre sınıflandıracak, materyalleri indeksleyecek ve dosyaları iş yükü ile uzmanlık alanlarına göre yargıçlar arasında paylaştıracak.
Krasnov, Pekin temasları sırasında Çin Yüksek Halk Mahkemesi bünyesinde 2019 yılında kurulan Akıllı Mahkeme Laboratuvarını inceledi.
Bu birim, Yüksek Halk Mahkemesi, Çin Yargı Büyük Veri Araştırma Enstitüsü ve yazılımları geliştiren iFlytek, Tencent ve Alibaba gibi teknoloji şirketleri arasında koordinasyon sağlıyor.
Yüz milyonlarca hukuki belgeden oluşan bir veri tabanı üzerinde çalışan laboratuvar, dosyaların otomatik taranmasını, özet çıkarılmasını, mevzuat taramasını ve emsal kararların derlenmesini sağlayan yapay zeka platformunun işleyişini yürütüyor.
Sistemler aynı zamanda ses tanıma teknolojisiyle duruşma tutanaklarını hazırlıyor ve karar taslağı şablonları üretiyor.
Algoritmaların kendi başına hüküm kurması ya da yargıcın yerine geçmesi etik kurallar gereğince yasaklanmış durumda.
Ancak kurulan uçtan uca denetim sistemi nedeniyle yargıçlar algoritmanın tavsiyelerini gerekçesiz biçimde göz ardı edemiyor.
Büyük veri analizine dayanan sistem bir yargıcın vermeyi tasarladığı kararın ülke genelindeki yerleşik içtihattan belirgin biçimde saptığını belirlerse yargıç kendi kararında ısrar edebiliyor.
Fakat bu durumda yargıcın karara neden katılmadığına dair ayrıntılı yazılı gerekçesini dijital yargı yönetimi sistemine kaydetmesi zorunlu tutuluyor.
Rusya
Moskova’dan ABD’ye şartlı yeşil ışık: Taviz yok, teklife açığız

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD’li temsilcilerin getireceği teklifleri ekonomik açıdan faydalı olması halinde değerlendirebileceklerini ancak hiçbir siyasi taviz vermeyeceklerini açıkladı. Oslo’daki Ukrayna müzakerelerine katılan ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un 21 Ekim’de Petersburg’a geçmesi bekleniyor.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD Başkanı Donald Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ile Jared Kushner’dan gelecek ekonomik ve finansal teklifleri değerlendirmeye açık olduklarını, ancak bunun karşılığında herhangi bir siyasi taviz verilmeyeceğini açıkladı.
Diplomatik hizmete yeni başlayan üniversite mezunlarıyla bir araya geldiği toplantıda konuşan Lavrov, Rusya’nın temel yaklaşımını şu sözlerle dile getirdi:
“Ne teklif edeceklerini göreceğiz. Bize ekonomik ve finansal açıdan yarar sağlayan bir öneri getirirlerse neden olmasın? Ancak bu, bizim açımızdan hiçbir siyasi taviz verilmeden ve bizi tüm küresel meselelerde ‘kurtaracak’ bir siyasi yakınlık beklenmeden yapılmalı. Yalnızca kendimize güvenmeliyiz.”
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov da daha önce yaptığı açıklamada, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD’li müzakereciler arasında yakın zamanda bir görüşme organize edilmesini umduklarını kaydetmişti.
Amerikan tarafıyla temasları her seferinde çok önemsediklerini belirten Peskov, arabuluculuk çabalarını takdirle karşıladıklarını aktardı.
Witkoff Oslo müzakerelerinin ardından Rusya’ya geçiyor
Lavrov’un bu çıkışı, Ukrayna’daki savaşı sonlandırma amacıyla Norveç’in başkenti Oslo’da düzenlenen yeni müzakere turu sırasında geldi.
20 Ekim’de başlayan temaslara Witkoff’un yanı sıra Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre ve Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb katıldı.
The New York Times gazetesi, ABD heyetinin Oslo’daki temaslarda Ukrayna liderini Rusya ile bir uzlaşıya varmak adına toprak tavizlerini kabul etmeye ikna etmeye çalışacağını yazdı.
Müzakerelerin ardından basın toplantısı düzenleyen Norveç Başbakanı Støre ise Witkoff’un 21 Ekim Çarşamba günü Rusya’yı ziyaret edeceğini ve temaslarını Petersburg kentinde sürdüreceğini bildirdi.
Moskova yönetimi çatışmanın barışçıl çözümü konusunda müzakerelere hazır olduğunu yineliyor.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna ile görüşmelerin İstanbul mutabakatları temelinde yürütülebileceğini, ancak tarafların Moskova ile Washington arasında Anchorage’da varılan uzlaşıları, temas hattındaki askeri durumu ve Rusya’nın daha önce ilan ettiği koşulları dikkate alması gerektiğini ifade etmişti.
Trump: Ukrayna anlaşma istemek zorunda, yoksa sonuç kötü olacak
Donald Trump, Ukrayna ve Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin savaşı sonlandırmayı ve Putin ile bir anlaşmaya varmayı “istemek zorunda olduğunu” söyledi. Trump, bunun gerçekleşmemesi durumunda Ukrayna’daki tablonun çok daha kötüleşeceği uyarısını yaptı.
Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Trump, “Ukrayna bu savaşı bitirmeyi bizzat istemeli, Zelenskiy bunu bitirmek istemeli; eğer bu olmazsa, bence sonuçlar çok kötü olacak” dedi. Kiev yönetiminin bir barış anlaşmasına ilgi göstermesi gerektiğini savunan ABD Başkanı, ABD ile Avrupa’nın Kiev’e destek için “büyük bir servet harcadığını”, Avrupa’nın ise “bundan artık gerçekten yorulduğunu” dile getirdi.
Rusya’yı “dev bir ülke” olarak tanımlayan Trump, cephedeki ağır kayıplara rağmen Moskova’nın “sınırsız insan kaynağına” sahip olduğunu, bu durumun Rus birliklerinin taarruzunu sürdürmesini sağladığını söyledi. ABD Başkanı, Rus ordusunun şimdiden Ukrayna topraklarının önemli bir bölümünü kontrolü altında tuttuğunu belirtti.
Trump, Rusya’nın Ukrayna’daki sivil hedeflere yönelik şiddetlenen bombardımanlarına dair de konuştu. BM verilerine göre yalnızca eylül ayında 328 Ukraynalı sivilin yaşamını yitirdiği ve 2 bin 105 kişinin yaralandığı saldırılara değinen Trump, savaşta çoğunlukla askerlerin öldüğünü savundu. Trump, “Şehirlerde sivillerin vurulduğu yerler var ama ölenler çoğunlukla genç askerler” dedi.
ABD’nin Ukrayna’ya çok şey verdiğini yineleyen Trump, buna karşılık “pahalı dizel yakıt dışında” hiçbir şey elde edemediklerini sözlerine ekledi.
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika4 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum
Rusya2 hafta önceRusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı
Avrupa2 hafta önceBerlin’de Sol Parti, SPD-Yeşiller koalisyonu için “İsrail’in var olma hakkı”nın altını çizdi












