Diplomasi
Macron ve Starmer, Hürmüz misyonuna ABD’yi dahil etmeyecek

Keir Starmer ve Emmanuel Macron, İran’a karşı savaş sona erdiğinde Hürmüz Boğazı’nda devriye gezme planlarından Donald Trump’ı dışlıyorlar.
İki lider, Ukrayna konusunda faaliyet gösteren Fransa ve İngiltere öncülüğündeki “istekliler koalisyonu”na benzer bir ittifak kapsamında, çoğunluğu Avrupa ülkelerinden oluşan bir koalisyon oluşturuyorlar.
Buradaki amaç, mayın tarama gemileri ve diğer gemileri göndererek nakliye yolunu temizlemek ve çatışmalar sona erdiğinde şirketlere boğazı kullanma konusunda güven vermek.
Gelgelelim bu plan, NATO müttefiklerini savaşına katılmadıkları için defalarca azarlayan ve ittifak üyeliğini yeniden gözden geçirme tehdidinde bulunan Trump’ı kızdırma riskini taşıyor.
Avrupalı liderler, bunun kendi savaşları olmadığını vurgulayarak, boğaza savaş gemileri gönderme yönündeki ABD çağrılarını görmezden geldi.
Ayrıca, dünya petrolünün beşte birini taşıyan bu hayati su yolunu açmaya zorlamak amacıyla İran limanlarını abluka altına alma konusunda Trump’ın son taleplerini de reddettiler.
Başbakan ve Fransa Cumhurbaşkanı, kalıcı bir ateşkesin ardından bölgenin güvenliğini en iyi şekilde nasıl sağlayacaklarını görüşmek üzere cuma günü (17 Nisan) onlarca ülkenin katılacağı bir video konferans düzenleyecek.
Macron salı günü yaptığı açıklamada, bunun uluslararası bir savunma misyonu olacağını ve İsrail, İran ve ABD gibi “savaşın tarafı” ülkelerin bu misyona dahil edilmeyeceğini belirtti.
Fransız Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, “Bahsettiğimiz misyon, ancak sükunet sağlandıktan ve çatışmalar sona erdikten sonra başlatılabilir,” dedi.
Barrot, koalisyonun İran dahil boğazdaki ülkelerle koordinasyon içinde hareket edeceğini de sözlerine ekledi; bu da misyonun ancak Tahran’ın onayıyla devam edebileceği anlamına gelebilir.
İçeriden bilgi sahibi kişiler The Telegraph’a, görevin ölçeğinin 1980’lerdeki Tanker Savaşları sırasındaki operasyonu anımsatacağını söyledi.
O dönemde bir uçak gemisi saldırı grubu da dahil olmak üzere düzinelerce koalisyon gemisi bölgeye konuşlandırılmıştı.
Kraliyet Donanması, görevin bir parçası olarak potansiyel bir komuta ve kontrol merkezi olarak faaliyet göstermesi için RFA Lyme Bay’i hazırlıyor.
Mayın avcı gemileri, denizaltılar, su üstü ve hava insansız hava araçları ile hava savunma savaş gemileri Orta Doğu’ya konuşlandırılacak.
Plan, boğazda mahsur kalan yüzlerce geminin ayrılabilmesi için lojistik altyapıyı oluşturmayı amaçlıyor.
Bir sonraki adım, savaşın ilk aşamalarında İran’ın boğazı mayınlamasının ardından çok daha fazla sayıda geminin boğazı kullanabilmesi için büyük çaplı bir mayın temizleme operasyonu olacak.
Avrupa, mayın tarama gemilerinin çoğunu hizmet dışı bırakmış olan ABD’den daha fazla mayın temizleme kaynağına –yaklaşık 150 gemi– sahip.
İngiltere, gemileri ve dolayısıyla denizcileri tehlikeden olabildiğince uzak tutmak için mayın temizleme işlerinde insansız hava araçlarının kullanılmasını tercih ediyor.
Bu görev, nakliye ve sigorta şirketlerine Boğaz’ı kullanma konusunda güven vermek amacıyla fırkateynler ve muhripler tarafından düzenli askeri eskort ve gözetleme faaliyetlerini içerecek.
Bu aşamada, deniz kuvvetlerinin varlığının ne kadar büyük olması gerektiği belirsiz.
Görev için ayrılan hava savunma varlıkları, katı bir angajman kuralları seti kapsamında gönderilecek ve Yemen direnişine (Husiler) karşı kargo gemilerini savunmak için Kızıldeniz’e yapılan Avrupa konuşlandırmasında olduğu gibi, yalnızca gelen mermilere karşı saldırılara izin verilecek.
Öte yandan müttefikler arasında çözülmesi gereken bazı sorunlar hâlâ bulunuyor.
İngiliz yetkililerin, ABD’yi dahil etmemekle Trump’ı öfkelendireceklerinden ve bunun da nihayetinde operasyonu kısıtlayacağından endişe duydukları bildiriliyor.
Fransız diplomatlar ise ABD’nin dahil edilmesinin operasyonu İran için kabul edilemez hale getireceğini düşünüyor.
Almanya’nın yeni misyona katılması bekleniyor, fakat İkinci Dünya Savaşı’ndaki geçmişi nedeniyle Berlin için herhangi bir yurt dışı askeri girişim siyasi açıdan zorlu bir konu.
Bununla birlikte, Almanya’nın misyon için gerekli paraya ve teçhizata sahip olduğu biliniyor.
İtalyan hükümeti, Birleşmiş Milletler’in yetki vermediği sürece savaş sonrası Hürmüz Boğazına gemi göndermeyeceğini açıkladı.
Macron, Trump’ın ilk döneminden bu yana Avrupa’nın Washington’dan daha bağımsız hareket etmesi gerektiği konusunda ısrarcı ve cuma günkü görüşmeler, Avrupa’nın Başkana karşı artan hayal kırıklığı ortamında gerçekleşecek.
Wall Street Journal, gemilerin ABD komutası altında olmayacağını vurgulayan Avrupalı diplomatlara atıfta bulundu. Yetkililer gazeteye, ABD’nin çevrimiçi toplantıya katılmayacağını söyledi.
Bir Fransız yetkili, Çin ve Hindistan’ın davet edildiğini, fakat katılıp katılmayacaklarının belli olmadığını belirtti.
Diplomasi
Küresel gıda sistemini ayakta tutan üç temel sütun tehlikede

New York Times gazetesi, küresel gıda güvenliğini sağlayan kesintisiz ticaret, erişilebilir enerji ve istikrarlı iklim koşullarının aynı anda tehlikeye girdiğini yazdı. Sıcak hava dalgaları ile kuraklık buğday rekoltesini düşürürken çatışmalar ve su yollarındaki tıkanıklıklar taşımacılık maliyetlerini yükseltiyor.
Küresel gıda sistemi kesintisiz ticaret, erişilebilir enerji ve istikrarlı iklim olmak üzere üç temel koşula dayanıyor. The New York Times gazetesinin haberine göre bu üç şartın tamamı mevcut süreçte ciddi bir tehdit altına girdi.
Dünya gıda sistemini inceleyen Guelph Üniversitesi profesörlerinden Evan Fraser, konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Bugün gelinen noktada bu koşulların hiçbirinin yerine getirilmediği görülüyor” dedi.
Gıda tedariki açısından öne çıkan başlıca risklerden birini buğday hasadındaki düşüş oluşturuyor. Gazetede yer alan bilgilere göre aşırı sıcaklar ve kuraklık, son yarım yüzyılın en kötü rekoltesini alması beklenen ABD dahil olmak üzere en büyük üretici ülkeleri olumsuz etkiledi.
Bunun da gıda ithalatına bağımlı olan yoksul ülkeler başta olmak üzere fiyatları daha da yukarı çekebileceği öngörülüyor.
Buğday üretimindeki düşüşe paralel olarak tahıl lojistiği de zorlaşıyor. Karadeniz’in çatışma bölgesi olmayı sürdürmesi ve Kızıldeniz’deki Husi saldırıları nedeniyle taşımacılık şirketleri Güney Afrika çevresinden dolaşan daha uzun rotayı kullanmak zorunda kaldı.
Financial Times gazetesi ise kuraklığın Ren ve Tuna nehirlerindeki su seviyesini düşürdüğünü, güçlenen El Nino hava olayının da Panama Kanalı üzerinden yapılan deniz taşımacılığı için ilave risk oluşturduğunu aktardı.
Dünya gıda sisteminin kırılganlığı, üretimin sınırlı sayıda tedarikçiye bağımlı olmasından da kaynaklanıyor. Küresel buğday ihracatının önemli bir bölümünü Rusya, Kanada, ABD, Ukrayna ve Avrupa Birliği karşılarken ana alıcı konumunda ithalata bağımlı düşük gelirli ülkeler yer alıyor.
Ekmek fiyatının sahip olduğu siyasi etkiye işaret edilen haberde, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü verilerine göre buğday fiyatlarının temmuz ayında son üç yılın en yüksek seviyesine ulaştığı belirtildi.
Öte yandan Financial Times, ABD’nin İran’a yönelik askeri operasyonunun başlamasının ardından Ortadoğu’daki savaşın küresel ölçekte gübre kıtlığına yol açabileceğini ve gıda krizini tetikleyebileceğini yazdı.
Saldırılar en yaygın azotlu gübre olan karbamit (üre) üretimini aksatırken doğalgaz açığı Güney Asya’daki üreticilerin üretimi kısmasına neden oldu.
Küresel karbamit ihracatının yaklaşık üçte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nın kapanması ise tablonun daha da ağırlaşmasına yol açtı.
ABD Gübre Enstitüsü kıdemli ekonomisti Veronika Nigh, çatışmanın uzaması halinde doğacak sonuçların 2022 yılındakinden daha ağır olabileceği uyarısında bulundu.
Azotlu gübreler dünya gıda üretiminin yaklaşık yarısının sağlanmasında kritik rol oynuyor.
Diplomasi
The Economist olası Ukrayna başkanlık seçimi anketini paylaştı

The Economist dergisinin ulaştığı yayımlanmamış bir kamuoyu araştırmasına göre Ukrayna’da olası bir devlet başkanlığı seçiminde Volodimir Zelenskiy yüzde 21 ile ilk sırada yer alıyor. Eski Genelkurmay Başkanı Valeriy Zalujnıy yüzde 18, eski Savunma Bakanı Mihail Fedorov yüzde 16 ve Devlet Başkanlığı Ofisi Başkanı Kirill Budanov ise yüzde 8 destek alıyor.
The Economist dergisi, henüz yayımlanmamış bir kamuoyu araştırmasının sonuçlarına dayanarak Ukrayna’da düzenlenebilecek varsayımsal bir devlet başkanlığı seçiminde öne çıkabilecek isimleri aktardı.
Anket sonuçlarına göre mevcut Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy olası bir seçimde oyların yüzde 21’ini alarak ilk sırada yer alabilir. Eski Ukrayna Genelkurmay Başkanı Valeriy Zalujnıy yüzde 18, eski Savunma Bakanı Mihail Fedorov yüzde 16 ve Devlet Başkanlığı Ofisi Başkanı Kirill Budanov ise yüzde 8 oy oranına ulaşabilir.
Dergi, bu verilerin şimdilik tamamen spekülatif nitelikte olduğuna dikkat çekerken ülkedeki “siyasi kaosun” sürmesi halinde tablonun değişebileceğini kaydetti.
Söz konusu anketin, Ukrayna Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Bürosunun (NABU) Zelenskiy’nin ofisindeki bir yolsuzluk şemasına ilişkin yürüttüğü soruşturmanın sonuçları yayımlanmadan ve Fedorov’un ülkede seçim yapılması çağrısında bulunduğu video mesajından önce gerçekleştirildiği belirtildi.
Henüz devlet başkanlığına adaylığını açıklamayan Fedorov, seçimlerin düzenlenmesi konusunda Donald Trump’ın desteğini aradığı yönündeki iddiaları yalanladı.
Fedorov’un müttefikleri ise eski bakanın bir savunma yatırım fonu kurma ihtimali dahil olmak üzere siyaset ve savunma sanayisi işlerini eş zamanlı yürütmeyi planladığını aktardı.
The Economist’e konuşan bazı Ukraynalı yetkililer, ülkedeki yolsuzlukla mücadele organlarının artan siyasi ağırlığından endişe duyduklarını dile getirdi. Üst düzey bir devlet memuru bu kurumlar için “Esasen paralel devlet” nitelendirmesinde bulundu.
Haberde Ukrayna’daki siyasi mücadelelerin önümüzdeki haftalarda şiddetlenmesinin beklendiği ifade edildi. Üst düzey bir Ukraynalı yetkili, “Ekim ayı gelip havalar soğuduğunda her şey aynı anda ters gitmeye başlayacak. Buradaki bazı kilit isimler aptal ve birçok kişi bunun farkında” değerlendirmesinde bulundu.
Aynı yetkili, Devlet Başkanı Zelenskiy’nin iyimserliğini koruduğunu ancak durumun kötüleştiğini “anlamaya başladığını” söyledi.
Ukrayna merkezli araştırma merkezi SOCIS tarafından 28 Temmuz ile 2 Ağustos tarihleri arasında yapılan bir diğer ankette ise olası bir başkanlık seçiminin ilk turundaki oy dağılımı şu şekilde kaydedildi:
Zelenskiy: Yüzde 22,3
Zalujnıy: Yüzde 21,4
Fedorov: Yüzde 13,1
Budanov: Yüzde 8,3
Temmuz ayı ortasında görevden alınan Fedorov, 18 Ağustos’ta yaptığı açıklamada sıkıyönetimin kaldırılması beklenmeden Ukrayna’da devlet başkanlığı seçimlerinin düzenlenmesi çağrısında bulunmuştu.
Buna karşın Kiev Uluslararası Sosyoloji Enstitüsü (KMIS) tarafından ağustos ayı başında gerçekleştirilen anket sonuçları, Ukrayna halkının yarısından fazlasının çatışmalar sona ermeden seçime gidilmesine karşı olduğunu gösteriyor.
Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin beş yıllık görev süresi 20 Mayıs 2024 tarihinde dolmuştu.
Normal takvime göre 31 Mart 2024’te yapılması gereken seçimler, Ukrayna mevzuatının sıkıyönetim döneminde sandık kurulmasına izin vermemesi sebebiyle gerçekleştirilemedi.
Diplomasi
İngiltere’den Ukrayna’da Scalp füzesi üretimine yeşil ışık

İngiltere Başbakanı Andy Burnham, ilk yurt dışı ziyareti kapsamında gece treniyle Ukrayna’nın başkenti Kiev’e gitti. Ülkenin bağımsızlık günü kutlamalarına katılan Burnham, Ukrayna’da uzun menzilli füze üretilmesinin önünü açan gizli savunma planlarını teslim etti.
İngiltere Başbakanı Andy Burnham, ilk yurt dışı ziyaretini Ukrayna’nın başkenti Kiev’e gerçekleştirdi. Gece boyunca trenle seyahat ederek Ukrayna’nın bağımsızlık gününde kente ulaşan Burnham, çok gizli füze planlarını teslim etti.
Daily Mail gazetesinin haberine göre Burnham ziyareti kapsamında, Avrupa merkezli savunma şirketi MBDA’ya uzun menzilli Scalp füzelerinin İngiltere menşeili bileşenlerine dair bilgileri paylaşma izni verildiğini duyurdu.
Birleşik Krallık’ın Storm Shadow füzesinin Fransa üretimi versiyonu olan Scalp, derin hassas vuruş kabiliyetine sahip bulunuyor. Ortak Fransız ve İngiliz teknolojisini kullanan bu füzeler, söz konusu iznin ardından artık Ukrayna’da üretilebilecek.
Ziyaret programı çerçevesinde bağımsızlık günü kutlamalarına katılacak olan Burnham, Birleşik Krallık’ın sağladığı desteğin nişanesi olarak takdim edilecek ödülü de kabul edecek.
Ukrayna’nın bağımsızlığının 35’inci yıl dönümüne işaret eden Burnham, “Ukrayna’nın bağımsızlığının 35’inci yıl dönümünde Ukrayna halkının hiçbir şüphesi olmasın: Birleşik Krallık arkanızdadır. Hem mevcut mücadelede hem de gelecekteki yeniden inşa sürecinde Ukrayna’nın yanındayız. Rusya da kararlılığımızdan şüphe duymamalıdır. Kalıcı bir barış sağlanana kadar geri adım atmayacağız” dedi.
Gelişmeler, Ukrayna’nın Rusya’nın derinliklerini vurmak için İngiliz insansız hava araçlarını kullanması üzerine Kremlin’den gelen “sonuçları olur” uyarısının ardından yaşandı.
Moskova yönetimi, İngiltere sürece ne kadar derinlemesine dahil olursa “ödeyeceği bedelin o kadar ağır olacağını” açıkladı.
İngiltere ile ilişkilerin “benzeri görülmemiş derecede düşük bir seviyede” olduğunu bildiren Rusya yönetimi, yedi yıldır görev yapan Londra Büyükelçisi Andrey Kelin’i Moskova’ya geri çağırdı.
Büyükelçi Kelin, Birleşik Krallık’ı Rusya ile “çatışma yolunu seçmekle” suçladı.
Görüş2 hafta önceTürkiye ve İsrail ilişkilerinin geleceği
Dünya Basını2 hafta önceThe Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit
Ortadoğu2 hafta önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Diplomasi2 hafta önce‘İslami NATO’ mu? Yeni savunma paktı Hindistan’ı neden tedirgin ediyor?
Diplomasi2 hafta önceUkrayna, Türkiye’den 70 ATACMS ve diğer ABD menşeli silah satın aldı
Dünya Basını6 gün önceThe Economist, Daron Acemoğlu’nu yerden yere vurdu: “Sığ ve inandırıcılıktan uzak”
Rusya7 gün önceDört AB ülkesi daha Rus pasaportlarına kısıtlama getiriyor
Asya2 hafta önceVietnam, yerli üretim en büyük denizaltı savunma gemisinin inşasına başladı









