Bizi Takip Edin

Diplomasi

YDAM panelinde uzmanlar İran savaşının diplomatik ve askeri boyutlarını inceledi

Yayınlanma

Yeni Dünya Araştırmaları Merkezi (YDAM) tarafından Ankara’da düzenlenen “İran Savaşı ve Sonuçları” başlıklı panelde, devam eden askeri çatışmanın küresel güç dengelerine, bölgesel ittifaklara ve küresel ekonomiye etkileri detaylı biçimde değerlendirildi. Akademisyenler, emekli askerler ve gazetecilerin katıldığı oturumda, ABD’nin Körfez’deki askeri hegemonyasının zayıfladığı, savaşın çok kutuplu yeni bir uluslararası düzenin inşasını hızlandırdığı ve Türkiye’nin süreçte bölgesel ekonomik entegrasyon projelerine öncülük etmesi gerektiği ifade edildi.

Yeni Dünya Araştırmaları Merkezi (YDAM) tarafından Türkiye-Çin Dostluk Vakfı ev sahipliğinde Ankara’da düzenlenen “İran Savaşı ve Sonuçları” başlıklı panelde, devam eden çatışmaların uluslararası sisteme etkileri masaya yatırıldı.

Oturum Başkanlığını Diplomatik Club Başkanı Ahmet Doğan’ın üstlendiği panele, Prof. Dr. Şükrü S. Gürel, Emekli Tümamiral Dr. Deniz Kutluk, Gazeteci/Yazar Alptekin Dursunoğlu ve Prof. Dr. Hasan Ünal konuşmacı olarak katıldı.

Oturum Başkanı Ahmet Doğan, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, askeri ve siyasi boyutların ötesinde savaşın ortaya çıkardığı ekonomik tablonun ciddiyetine dikkat çekti. Geçen yıldan bu yana ortaya çıkan ekonomik sıkıntıların altını çizen Doğan, “Bu savaşın etkilerinin ne olacağıyla ilgili bir araya geldik. Ekonomik sıkıntılar sigorta primlerinin artışından, akaryakıt ücretlerinin artışından, banka finans maliyetlerinin ve faizin artışından gıda maliyetlerine kadar birçok ekonomik sebebi barındırıyor ve dünyayı nereye kadar taşıyabileceğini sorgulamak lazım” ifadelerini kullandı.

“Çevreleme politikası çökecektir”

Panelin ilk konuşmacısı olan Prof. Dr. Şükrü S. Gürel, meselenin ekonomik boyutlarına değinerek, 1974 yılında petrol fiyatlarının dört kat arttığı dönemi hatırlattı. Bu artışın Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) zorlamasıyla gerçekleştiğini belirten Gürel, “Petrol fiyatlarının dört kat artması Amerika Birleşik Devletleri’nin Japonya ve Avrupa ile petrol fiyatlarını eşitlemesi anlamına geliyordu. Kendi içinde petrol üretimi maliyetli olduğu için, petrol ithal eden ülkelere karşı endüstriyel üretimde daha pahalı bir girdi yaratıldı” şeklinde konuştu.

ABD’nin günümüzde Avrupa’ya kaya petrolü (shale oil) satma hedefinde olduğunu belirten Gürel, “ABD Başkanı Donald Trump’ın hesaplarından bir tanesinin bu olabileceğini göz ardı etmemek lazım. Ancak asıl mesele daha büyük. İşin başında İran’da rejim değişikliği hedeflendi. Ancak hesaplar tutmadı; çünkü İran’da Türkleri ve Kürtleri harekete geçirebilecek bir imkan bulamadılar. Türkleri harekete geçirme düşüncesi son derece akıldışıydı; zira Türkler İran’ı uzun yıllar yöneten asli bir gruptur. Kendi vatanlarına karşı harekete geçmeleri gayet saçma bir beklentiydi” değerlendirmesinde bulundu.

İran halkının dayanma gücünün İsrail ile kıyaslanamayacağını vurgulayan Gürel, savaşın küresel sistemde bir dönemin kapanmasına yol açacağını kaydetti. Yaşanan süreci 1919-1939 yılları arasındaki İki Savaş Arası döneme benzeten Gürel, Milletler Cemiyeti’nin başarısızlığı ile günümüzde Birleşmiş Milletler’in çöküşü arasında paralellik kurdu. Gürel, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Çok kutuplu bir düzene geçiş var ve bu kaçınılmaz bir şekilde oluyor. Batı ittifakının temel taşları çöküyor. ABD’nin Kore Savaşı’ndan beri dünyanın her yerinde üsler oluşturarak giriştiği çevreleme politikası iflas etmek durumunda. Bugün artık Amerika Birleşik Devletleri, Körfez’deki devletlere güvenlik sunamıyor; tam tersine onları tehlikeye sevk eden bir merkeze dönüştü. Dolayısıyla çevreleme politikası çökecektir. Ukrayna Savaşı ile beraber İran Savaşı, Amerikan üstünlüğünün sona erdiği ve petrodolara dayanan finans sisteminin ortadan kalktığı yeni bir dönemin açılışını getiriyor. Türkiye’nin bu dönemi ıskalamaması, ulusal çıkarlarına önem vermesi ve artık ümmet değil, millet çıkarları doğrultusunda bir dış politika yürütmesi gerekiyor”

Şükrü Sina Gürel

Şükrü Sina Gürel

Oturum Başkanı Ahmet Doğan, Gürel’in ardından söz alarak, savaşın deniz ve ekonomi boyutlarına dikkat çekti. Trump’ın abluka açıklamalarına ve karar alma süreçlerindeki tutarsızlıklara işaret eden Doğan, “Gece üç buçukta kalkıyor bir tweet atıyor, medeniyeti ortadan kaldırıyor. Sabah kalkıyor, müzakere edeceğiz diyor. Hatta Christiane Amanpour programında artık ABD Başkanı’nın akıl sağlığının idareciliğe uygun olmadığı konuşuluyor” ifadelerini kullanarak sözü Emekli Tümamiral Dr. Deniz Kutluk’a bıraktı.

“Amerika de facto Körfez dışına ulaştı”

Emekli Tümamiral Dr. Deniz Kutluk, savaşın gidişatını analiz ettiği konuşmasında, haziran ayında yaşanan 12 günlük savaş dönemine atıfta bulundu. Bu sürecin son dört gününde İran’ın İsrail üzerinde ezici bir üstünlük sağladığını belirten Kutluk, “İsrail Amerika’ya yalvardı, Amerika da İran’a ricacı oldu. Aslında bu yaşananlar, bugünkü savaşın çıkmamasını gerektiren şartları ortaya koymuştu. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, şahsi ikbalini savaşçı ve gerilimci bir ortamda koruyabiliyor. Dört tane yolsuzluk davası var ve mahkemeyi erteletebilmek için başkomutan vasfıyla gerilimi sürdürüyor” dedi.

Finans kapital dünyasının bölgedeki doğal kaynaklara el koyma iştahına da değinen Kutluk, İran’ın 2.40 trilyon dolarlık doğal kaynaklarının hedef alındığını belirtti. ABD’nin küresel itibarının büyük yara aldığını vurgulayan Kutluk, şu verileri paylaştı:

“İran, Birleşmiş Milletler rejiminin usullerine göre ABD ile müzakere ararken iki kez Amerikan-İsrail saldırısına maruz kaldı ve meşru müdafaa hakkını kullandı. Rejim değişikliği safsatasıyla başlatılan bu harekat hiçbir sonuç vermezken, İran’da yeni seçilen liderler gidenlerden daha az uzlaşmacı. Bir Amerikan kara harekatı intihar olacaktır. Büyük ölçüde askerlerin öldürüleceğini veya esir alınacağını tüm uzmanlar belirtiyor. Hava harekatında ise İran asimetrik bir teknoloji ile karşı koydu. 40 gün devam eden çatışma, ABD’nin öncülük ettiği 10 maddelik bir uzlaşmayla masaya taşındı. Ancak saldırıya uğrayan İran, ABD’nin 20-30 yıldır Basra Körfezi’ne yığdığı 17 askeri üssün 15’ini vurarak ABD’yi bölgede askeri hareket yapamaz hale getirdi. Amerika de facto Körfez dışına ulaştı. Hukuksal olarak da bir daha bu bölgeye geri gelemeyecektir.”

ABD’nin İsfahan’daki uranyum stoklarını ele geçirmek amacıyla düzenlediği özel kuvvet harekatının başarısızlıkla sonuçlandığını belirten Kutluk, “Ağır askeri araç kayıpları oluştu, 6-7 hava vasıtası kaybedildi ve sansürlense de 17 ile 30 arasında can kaybı yaşandığı tahmin ediliyor” bilgisini aktardı. Savaşın sivil bilançosuna da dikkat çeken Kutluk, ABD Hava Kuvvetleri’nin 13 bin saldırı gerçekleştirdiğini, 16 bin binanın isabet aldığını, İran tarafında 2 bin can kaybı ve 26 bin yaralı olduğunu; buna mukabil İsrail’de de 8 bine yakın yaralı bulunduğunu ve kritik askeri tesislerin füze yağmuru altında kaldığını kaydetti.

İran’ın hipersonik füzelerinin savaşın oyun değiştiricisi olduğunu ifade eden Kutluk, Hürmüz Boğazı’nın durumuna ilişkin olarak, “Hürmüz Boğazı dosta açık, düşmana kapalı ve tarafsızlara ücretli konumda İran tarafından işletiliyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde askeri güç kullanımını içeren karar tasarısı Rusya ve Çin tarafından veto edildi. Almanya, Fransa ve İngiltere gibi müttefikler ABD’ye destek vermedi. İran’ın savaştaki kayıplarını artan petrol gelirleriyle telafi edebileceği görülüyor” değerlendirmesini yaptı. Kutluk ayrıca, MIT Profesörü Theodore Postol’un analizlerine atıf yaparak, konvansiyonel İran ile nükleer İsrail arasında bir dehşet dengesi kurulduğunu ve nükleer eşiğin aşılabileceği riskini vurguladı.

Deniz Kutluk

Deniz Kutluk

Oturum Başkanı Ahmet Doğan’ın bölge uzmanlığına vurgu yaparak söz verdiği Gazeteci/Yazar Alptekin Dursunoğlu ise İran’ın 1979 devriminden bu yana süregelen tarihsel direniş serüvenini anlattı.

“İsrail işgal ettiği bir Arap toprağından direnişle çekildi”

Dursunoğlu, 11 Şubat 1979 tarihinin bölge için büyük bir dönüm noktası olduğunu belirterek, “İsraillilerin tabiriyle, İsrail dünyadaki en büyük konsolosluğunu kaybetti ve o bina Filistin direnişine verildi” dedi. Devrimin hemen ardından 22 Eylül 1980’de Saddam Hüseyin’in İran topraklarını işgal ettiğini hatırlatan Dursunoğlu, o dönemde İran ordusunun zayıf olduğunu ve rejimin düşme ihtimalinin yüksek görüldüğünü aktardı.

Saddam Hüseyin’in Batı ve Arap rejimlerinden sınırsız destek aldığını, buna karşın İran’ın ağır bir silah ambargosu altında kendi imkanlarıyla direndiğini belirten Dursunoğlu, “İran, bu süreci 8 senelik bir yıpratma savaşına yaydı. İsraillilerin tabiriyle bir Sisyfos metaforuna dönüşmüştü; İran mücadele ediyor, ancak Saddam sürekli yeni silahlarla donatılıyordu. Sonunda İran, 598 sayılı BM ateşkes kararını kabul etti” ifadelerini kullandı.

1990’lı yıllardan itibaren ABD’nin Körfez’de yeni bir düzen kurma, İran’ın ise buna karşı stratejik derinlik sağlayan bir direniş cephesi oluşturma çabasına girdiğini belirten Dursunoğlu, İsrail’in Arap dünyasında kabullenilmesi sürecine dikkat çekti. Dursunoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“1978’de Camp David, 1993’te Oslo Anlaşması ile İsrail’in bölgede meşruiyet kazanma süreci ilerledi. Buna karşı Hizbullah, İran ve Suriye’nin stratejik ilişkilerinin bir meyvesi olarak 1986’dan itibaren varlık göstermeye başladı. 2000 yılında ise İsrailliler Lübnan’ı terk etmek zorunda kaldı. İsrail işgal ettiği bir Arap toprağından direnişle çekildi. 2003 yılında ABD’nin Irak işgali, Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında bölgeyi şekillendirme hedefi taşıyordu. Ancak General Kasım Süleymani’nin askeri ve diplomatik hamleleriyle ABD büyük bir fiyasko yaşadı. Amerika’nın kurmak istediği Şii-Irak model devleti kurulamadı; tam tersine 2005 yılından itibaren Arap rejimleri ABD’den ‘işgalci güçler’ olarak bahsetmeye başladı. Bunun üzerine Ürdün Kralı Hüseyin’in ağzından ‘Şii Hilali’ kavramı dolaşıma sokuldu.”

2011 Arap Baharı ile birlikte direnişin kalesi olarak görülen Suriye’nin hedef alındığını belirten Dursunoğlu, “8 Aralık 2024’te Suriye’nin düşmesinden sonra artık mutlak bir İsrail liderliğinde bölge düzeni kurulmak istendi. 7 Ekim süreciyle başlayan denklemde İsrail, Gazze’de soykırım yaptı, Lübnan’ı bitirdi. Geriye İran kaldı. Biz şu an bu sürecin finalini, tabiri caizse Armageddon’u yaşıyoruz” şeklinde konuştu.

Alptekin Dursunoğlu

Alptekin Dursunoğlu

Oturum Başkanı Ahmet Doğan’ın İsrail’in Türkiye’yi de hedef tahtasına koyduğuna dair uyarısının ardından panelin son konuşmacısı Prof. Dr. Hasan Ünal söz aldı.

“Çok kutupluluk durdurulamaz hale gelmekle kalmadı, inanılmaz bir derecede de hızlandı”

Prof. Dr. Hasan Ünal, savaşın dünya siyasi tarihindeki belirleyici rolüne değinerek, “Bu savaş, tarihi bir savaş olmanın ötesinde tarihi yapan bir savaştır. İleride tarihçiler, ABD’nin askeri zaaflarının ortaya çıktığı bu savaşa özel bir önem atfedecekler” değerlendirmesinde bulundu.

Rusya’nın Ukrayna’daki askeri harekatının tek kutuplu dünya düzenine karşı bir itiraz başlattığını, ancak İran savaşının bu süreci nihai bir noktaya taşıdığını belirten Ünal, “Füze teknolojisinin, bilhassa hipersonik füzelerin yaygınlaşması savaş tarihini değiştirdi. ABD’nin devasa uçak gemilerinin ve savaş gruplarının insansız araçlar ve hipersonik füzeler karşısında etkisiz kaldığını ilk defa bu savaşta gördük. Amerikalılar bu insansız deniz araçlarına öfkeden dolayı ‘sivrisinek filoları’ diyorlar” dedi.

Bu gelişmelerin ardından hiçbir devletin ABD’ye güvenerek savaşa girmeyeceğini belirten Ünal, Tayvan örneğini vererek, “Çok kutupluluk durdurulamaz hale gelmekle kalmadı, inanılmaz bir derecede de hızlandı. Üstelik bu, Batılı olmayan bir çok kutupluluk sistemidir” ifadelerini kullandı.

ABD’nin Orta Doğu’daki gücünün zayıfladığını ve İsrail lobisinin dahi İsrail’e yönelik tepkilerden çekinerek tutum değiştirmeye başladığını kaydeden Ünal, “MAGA hareketinin içindeki önde gelen isimler, ‘Bu başkanı bu işe kim zorladı, kim şantaj yaptı?’ diye soruyor ve oklar İsrail lobisine dönüyor. Tucker Carlson gibi isimler İsrail aleyhine şiddetli yayınlar yapıyor” bilgisini aktardı.

Hasan Ünal

Türkiye’nin bu süreçte bölgesel bir ekonomik entegrasyon projesi başlatması gerektiğini vurgulayan Ünal, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Türkiye’nin inisiyatifiyle, Avrupa Birliği’nin ilk yıllarındaki gibi çok ciddi bir ekonomik entegrasyon, sanayileşme ve tarım yatırımları projesi hazırlanmalıdır. Türkiye, İran, Mısır ve Suudi Arabistan buna öncülük etmelidir. Bölgede muazzam bir finansman, nitelikli iş gücü ve tüketici nüfus var. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dengeli dış politikası başarılıdır; ancak savaşın başında İran’a insani ve tıbbi yardım gönderilmemesi bir eksiklikti, neyse ki birkaç gün önce bu adım atıldı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın savaşın dördüncü günündeki istihbarat ve teknoloji odaklı açıklamaları ile Riyad’daki bildiriye imza atılması ise doğru adımlar değildi. Türkiye’nin, Körfez ülkelerini de kapsayacak biçimde savunma sanayii işbirliklerini de içeren, İran’a karşı değil, bütünleştirici bir bölgesel kalkınma ve güvenlik projesine odaklanmasının tam zamanıdır.”

Diplomasi

BRICS liderlerinden ortak tavır: Ortadoğu’da itidal çağrısı

Yayınlanma

Çin, Rusya ve İran’ın da aralarında bulunduğu BRICS liderleri, hafta sonu Yeni Delhi’de Narendra Modi ev sahipliğinde düzenlenen zirvede ortak bir cephe görüntüsü verdi. Zirvenin ortak bildirisinde ABD’nin Orta Doğu’da başlattığı savaş, Washington’ın gümrük tarifeleri politikası ve yaptırım uygulamaları hedef alındı.

ABD’nin ve Başkan Donald Trump’ın adı doğrudan anılmadı ancak Washington’ın hem dostlarını hem de karşıtlarını bünyesinde barındıran 10 BRICS ülkesinin yayımladığı 45 sayfalık ortak bildirinin hedefinde açıkça ABD vardı.

Bildiride, Orta Doğu’daki çatışmaya dahil olan ülkelere “azami itidal” çağrısı yapılırken, savaşın tırmanmasından “derin endişe” duyulduğu belirtildi. Ayrıca “sivil altyapıya ve barışçıl amaçlarla kullanılan nükleer tesislere yönelik kasıtlı saldırılar” kınandı.

Cumartesi sabahının erken saatlerine kadar süren müzakereler sonunda üzerinde uzlaşılan bu ifadeler, üyeleri altı aydan uzun süre önce ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı çatışmada farklı pozisyonlara sahip olan ülkeler açısından dikkat çekici bir ortak çağrı niteliğindeydi. Bir tarafta Tahran yer alırken, diğer tarafta Birleşik Arap Emirlikleri ve henüz tam BRICS üyesi olmayan Suudi Arabistan bulunuyor. Çin ve Hindistan ise büyük petrol ithalatçıları arasında.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, cuma günü yaptığı sert konuşmada ülkesinin teslim olmayacağını söyleyerek zirvenin tonunu belirledi.

Buna karşın, Trump yönetiminin İran’a yardım eden herhangi bir ülkeye yaptırım uygulama tehdidine rağmen BRICS üyeleri, Washington’ın politikalarına ve yükselen ekonomilerin yeterince temsil edilmediklerini savunduğu küresel düzene karşı tepki gösterdi.

Hindistan Başbakanı Narendra Modi cumartesi günü liderlere hitaben yaptığı konuşmada, “Birbirimizin bakış açılarına saygı duyuyor ve uzlaşı yoluyla ilerliyoruz. Kimseye karşı çıkarak değil, herkesi yanımıza alarak ilerlemeye çalışıyoruz” dedi.

Modi, “Artık BRICS içindeki birlik ve uzlaşımızı küresel sahnede somut sonuçlara dönüştürmenin zamanı geldi” diye ekledi.

Zirve, ülkesinin bir yıl süren BRICS dönem başkanlığını Küresel Güney’e yönelik daha geniş bir gündemi ilerletmek için kullanmaya çalışan Modi açısından önemli bir başarı noktası oldu.

Bloomberg’e konuşan kaynaklara göre özellikle İran ile BAE arasındaki görüş ayrılıkları oldukça belirgindi. Tahran, ABD ve İsrail’in açık biçimde kınanmasını isterken, ABD’nin müttefiki olan BAE buna karşı çıktı ve İran’ın Körfez ülkesine yönelik insansız hava aracı ve füze saldırılarının da kınanmasını talep etti.

Hindistan Dışişleri Bakanlığı Ekonomik İlişkiler Sekreteri Sudhakar Dalela, cumartesi günü düzenlenen basın toplantısında BRICS üyeleri arasındaki görüşmelerin uzlaşı sağlanıncaya kadar sürdüğünü söyledi.

Dalela, “Batı Asya konusunda ortak bir yaklaşım üzerinde anlaşmaya varmış olmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu yaklaşımın temelinde, herhangi bir çatışmanın çözümünde diyalog ve diplomasinin yol gösterici ilkeler olması gerektiğine hepimizin inanması yatıyor” dedi.

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in zirveye katılması toplantının ağırlığını artırdı. Xi geçen yıl Rio de Janeiro’da düzenlenen BRICS zirvesine katılmamıştı. Bu ziyaret, Xi’nin yedi yıl aradan sonra Hindistan’a yaptığı ilk ziyaret oldu ve 2020’de yaşanan ölümcül sınır çatışmasının ardından Hindistan ile Çin arasındaki temkinli yakınlaşmanın son işaretlerinden biri olarak değerlendirildi.

Xi, BRICS üyelerine “tarihin doğru tarafında yer alma” ve barışın korunması ile küresel yönetişimin reformunda öncü olma çağrısı yaptı.

Xi ayrıca, Çin’in Orta Doğu’da barış ve istikrarın sağlanmasında “üzerine düşen rolü” oynamaya hazır olduğunu belirtti.

Devlet yayın kuruluşu CCTV’nin aktardığına göre Xi, “İlgili taraflar siyasi çözüm konusundaki kararlılıklarını sürdürmeli ve kalıcı ve kapsamlı bir ateşkesin sağlanması yönünde çaba göstermelidir,” dedi.

Putin ise yıllardır uygulanan Batı yaptırımlarına rağmen dünya sahnesinde hâlâ etkili bir lider olduğunu göstermek için zirveyi fırsata çevirdi.

Moskova Devlet Üniversitesi Asya ve Afrika Araştırmaları Enstitüsü Direktörü Alexey Maslov, “Paradoks şu ki Putin’in politikaları, nasıl değerlendirirseniz değerlendirin, Rusya’nın tecrit edilmesiyle sonuçlanmadı” dedi.

Maslov, “Tam tersine, Rusya’nın çevresinde Küresel Güney ve güvenlik ile bağlantılı fikirleri destekleyen oldukça sıra dışı bir ülkeler koalisyonu oluştu” ifadelerini kullandı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

BRICS Zirvesi: 13 dünya lideri Hindistan’da buluşuyor. Kimler geliyor, beklentiler ne?

Yayınlanma

Dünya liderleri BRICS Zirvesi kapsamında Yeni Delhi’de bir araya geliyor.

Başkent Yeni Delhi, cuma gününden itibaren BRICS Liderler Zirvesi için 12 devlet veya hükümet başkanını ağırlayacak. Ülkeler ve uluslararası kuruluşlardan gelecek 17 ayrı heyete ise dışişleri bakanları ve devlet başkan yardımcıları dahil olmak üzere farklı düzeylerde yetkililer başkanlık edecek.

Liderler, zirvenin gerçekleştirileceği iki gün olan cumartesi ve pazar günü yapılacak görüşmelere katılacak. BRICS, 11 üye ülke ve 10 ortak ülkeden oluşuyor.

Başbakan Narendra Modi, aralarında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın da bulunduğu en az 15 konuk lider ve üst düzey yetkiliyle ikili görüşmeler gerçekleştirecek. Cumhurbaşkanı Droupadi Murmu da Pezeşkiyan ile görüşecek.

ThePrint, Hindistan’ın zirveye katılan heyetlerle ilişkilerinin mevcut durumunu ve görüşmelerde hangi konuların gündeme gelmesinin beklendiğini derledi:

Brezilya

Brezilya heyetine, cuma günü Yeni Delhi’ye ulaşan Dışişleri Bakanı Mauro Vieira başkanlık ediyor. Güney Amerika ülkesinde devlet başkanlığı seçimlerinin ekim ayının ilk haftasında yapılacak olması nedeniyle Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva zirveye katılmayacak.

Lula, şubat ayında AI Impact Summit için Hindistan’a gelmiş ve Başbakan Modi ile ikili bir görüşme gerçekleştirmişti. Hindistan-Brezilya ilişkileri son bir yılda daha da yoğunlaştı. Modi geçen yıl BRICS Zirvesi için Rio de Janeiro’ya gitmişti.

İki ülke ayrıca Güney Amerika ticaret bloğu Mercosur ile Hindistan arasındaki tercihli ticaret anlaşmasının 2026 sonuna kadar genişletilmesi hedefini belirledi.

Vieira’nın zirve sırasında Modi ile görüşmesi mümkün olsa da şu ana kadar resmi bir görüşme planlanmış değil.

Rusya

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin cuma günü erken saatlerde Yeni Delhi’ye ulaştı ve saat 15.30’da Modi ile zirve kapsamındaki ilk ikili görüşmeyi gerçekleştirdi. 

Putin Hindistan’ı son olarak Aralık 2025’te yıllık Hindistan-Rusya Zirvesi için ziyaret etmişti.

Bu, iki liderin bu yılki ikinci görüşmesi oldu ve yaklaşık 45 dk sürdü. Modi ve Putin geçen ay Kırgızistan’da düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Zirvesi’nin marjında da bir araya gelmişti.

Modi’nin bu yılın ilerleyen dönemlerinde yıllık zirve için Rusya’ya gitmesi de planlanıyor.

İki tarafın ekonomik ve stratejik ilişkilerin derinleştirilmesine odaklanması bekleniyor.

BRICS Zirvesi’nde Xi ve Modi bir araya gelecek mi?

Çin

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, yedi yıl aradan sonra ilk kez Hindistan’ı ziyaret ediyor. Bu aynı zamanda iki ülkenin 2020’de Doğu Ladakh’taki Galwan bölgesinde yaşadığı çatışmalardan bu yana Xi’nin Hindistan’a yaptığı ilk ziyaret.

Xi’nin ziyareti, iki ülke arasındaki ilişkilerin istikrara kavuşturulması sürecinin devamı açısından kritik önem taşıyor.

Modi, Ağustos 2025’te Tianjin’de düzenlenen ŞİÖ Zirvesi için Çin’e gitmişti.

Hindistan-Çin ilişkileri, iki ülkenin Ekim 2024’te Fiili Kontrol Hattı (LAC) boyunca sürtüşme yaşanan bölgelerde karşılıklı olarak askerleri geri çekme konusunda anlaşmasından bu yana geçen iki yılda iyileşti.

Modi ve Xi’nin cumartesi günü saat 17.45’te liderler zirvesinin marjında ikili görüşme gerçekleştirmesi planlanıyor.

Bu, iki liderin Ekim 2024’ten bu yana yapacağı üçüncü ikili görüşme olacak.

Güney Afrika

Güney Afrika heyetine Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa başkanlık edecek.

Modi ve Ramaphosa’nın pazar günü saat 16.10’da ikili görüşme gerçekleştirmesi planlanıyor.

Modi son yıllarda Güney Afrika’yı birkaç kez ziyaret etti. 2023’te Johannesburg’da düzenlenen BRICS Zirvesi’ne ve geçen yıl Güney Afrika’nın ev sahipliği yaptığı G20 Zirvesi’ne katıldı.

Güney Afrika, 2011’de BRIC grubuna katılarak oluşumun BRICS adını almasını sağlamıştı.

Mısır

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, BRICS Zirvesi için cuma günü geç saatlerde Hindistan’a ulaşacak.

Bu, Sisi’nin Eylül 2023’te düzenlenen G20 Liderler Zirvesi’nden bu yana Hindistan’a yapacağı ilk ziyaret olacak. Sisi ayrıca Ocak 2023’te Hindistan’ın Cumhuriyet Günü kutlamalarının onur konuğu olmuştu.

İki ülke aynı yıl ilişkilerini “stratejik ortaklık” seviyesine yükseltti.

Bununla birlikte Modi ve Sisi son bir buçuk yıl içinde yalnızca bir kez, bu yıl G7 kapsamında gerçekleştirilen kısa bir görüşmede bir araya geldi.

Modi ile Sisi, pazar günü saat 15.30’da zirvenin marjında ikili görüşme gerçekleştirecek.

Etiyopya

Etiyopya heyetine Başbakan Abiy Ahmed başkanlık edecek.

Hindistan-Etiyopya ilişkileri son yıllarda gelişme gösterdi. Modi, Aralık 2025’te Afrika ülkesine ilk ikili ziyaretini gerçekleştirmiş ve kendisine “Etiyopya Büyük Nişanı” takdim edilmişti.

Bu görüşme, iki liderin son bir yıl içindeki ikinci buluşması olacak.

Modi ve Ahmed cumartesi günü saat 10.00’da ikili görüşme gerçekleştirecek.

İran

Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, 2024’te İran Cumhurbaşkanı olmasından bu yana Hindistan’a ilk ziyaretini gerçekleştiriyor.

Pezeşkiyan, ülkesini ABD ile devam eden çatışma sürecinde yönetiyor. Modi ile Pezeşkiyan geçen ay Bişkek’te düzenlenen ŞİÖ Zirvesi’nin marjında görüşmüştü.

İki lider Batı Asya’daki durum konusunda temaslarını sürdürüyor.

İran, 2019’daki ABD yaptırımlarının ekonomik ilişkileri olumsuz etkilemesine rağmen Hindistan açısından önemli bir bölgesel ortak olmayı sürdürüyor.

Hindistan açısından İran’la daha derin bir angajman, zirve sonrasında tüm BRICS üyelerinin üzerinde uzlaşacağı bir liderler bildirisi yayımlanabilmesi bakımından da önem taşıyor.

Modi ve Pezeşkiyan cuma akşamı ikili görüşme gerçekleştirecek.

İran Cumhurbaşkanı ayrıca cumartesi günü saat 11.30’da Cumhurbaşkanı Murmu ile görüşecek.

Birleşik Arap Emirlikleri

Abu Dabi Veliaht Prensi Halid bin Muhammed bin Zayid Al Nahyan, BAE heyetine başkanlık edecek.

Bu, kendisinin şubat ayında AI Impact Summit için BAE heyetine başkanlık etmesinin ardından bu yıl Hindistan’a yapacağı ikinci ziyaret olacak.

BAE, Hindistan’ın Batı Asya’daki en yakın stratejik ortaklarından biri haline geldi.

Modi, bölgedeki çatışmaların yoğunluğunun azaldığı bu yıl içerisinde BAE’yi ziyaret etmişti.

BAE ile İran, bölgedeki çatışmada karşıt taraflarda yer alıyor.

Suudi Arabistan

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan Al Suud, krallığın Hindistan’a göndereceği heyete başkanlık edecek.

Suudi heyeti, cumartesi günü geç saatlerde gelmesi planlanan son heyet olacak.

Suudi Arabistan BRICS üyeliğini kabul ettiğini gruba resmi olarak bildirmemiş olsa da Riyad, BRICS toplantılarına ve çalışma gruplarına katılmaya davet edilmeye devam ediyor.

Dışişleri Bakanı, pazar günü düzenlenecek genişletilmiş katılımlı zirve toplantısına katılacak.

Endonezya

Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto, Ocak 2025’te Hindistan Cumhuriyet Günü’nün onur konuğu olarak gerçekleştirdiği son ziyaretin ardından yeniden Hindistan’a gelecek.

Prabowo o dönemde resmi devlet ziyareti kapsamında davet edilmiş ve Hindistan’da dört gün kalmıştı.

Hindistan-Endonezya ilişkileri son yıllarda daha da gelişti.

2022’de G20 dönem başkanlığını yürüten Endonezya, Bali’de düzenlenen zirveye ev sahipliği yapmıştı. Modi ile Xi, o zirvedeki akşam yemeğinde kısa bir görüşme gerçekleştirmişti. Bu görüşme, Galwan çatışmalarından bu yana iki lider arasındaki ilk temas olmuştu.

Modi, Hindistan’ın G20 Liderler Zirvesi’ne ev sahipliği yapmasından kısa süre önce, Eylül 2023’te ASEAN-Hindistan Zirvesi ve bağlantılı toplantılar için Endonezya’yı ziyaret etmişti.

BRICS Zirvesi sırasında Modi ile Prabowo arasında planlanmış resmi bir ikili görüşme bulunmuyor. Ancak iki liderin iki günlük zirve sırasında kısa bir görüşme gerçekleştirmesi bekleniyor.

Endonezya, Ocak 2025’te gruba katılarak BRICS’in en yeni üyesi oldu.

Ortak ülke heyetleri

BRICS’in 11 üyesinin yanı sıra, zirveye 10 ortak ülke de davet edildi.

Başbakan Modi, bu ülkelerin bazı liderleriyle de ikili görüşmeler gerçekleştirecek.

Belarus

Doğu Avrupa ülkesi Belarus’u Dışişleri Bakanı Maksim Rıjenkov temsil edecek.

Hindistan-Belarus ilişkileri son yıllarda gelişti. Birçok Hint şirketi, askeri teçhizat satın almak amacıyla Belaruslu savunma şirketleriyle ortaklıklar kurdu.

Belarus aynı zamanda Avrasya Ekonomik Birliği’nin (AEB) önemli üyelerinden biri.

Hindistan, AEB ile serbest ticaret anlaşması müzakereleri yürütüyor.

Belarus ayrıca 2024 yılında ŞİÖ’ye katıldı.

Bolivya

Bolivya’yı, ülkenin Yeni Delhi Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Arlette Garcia temsil edecek.

Güney Amerika ülkesi BRICS’e katılmak istediğini daha önce açıklamıştı.

Hindistan Cumhurbaşkanı Ram Nath Kovind, 2019’da Bolivya’ya resmi bir ziyaret gerçekleştirmişti. Bu, bir Hindistan cumhurbaşkanının ülkeye yaptığı ilk ziyaretti.

Hindistan’ın La Paz’da büyükelçiliği bulunuyor.

Küba

Küba heyetine Dışişleri Bakanı Bruno Rodriguez Parrilla başkanlık edecek.

Küba, Batı Yarımküre’deki son büyük komünist ülke olmayı sürdürüyor.

Ülke son aylarda ABD’nin sert yakıt ve petrol ablukasıyla karşı karşıya kaldı. Washington, Havana’daki hükümeti değiştirmeyi ya da hükümeti müzakereye zorlamayı amaçlıyor.

Kazakistan

Kazakistan heyetine Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev başkanlık edecek.

Tokayev, pazar günü düzenlenecek genişletilmiş zirvede Avrasya Ekonomik Birliği’ni de temsil edecek.

Modi ile Tokayev’in pazar günü saat 14.30’da Bharat Mandapam’da ikili görüşme gerçekleştirmesi planlanıyor.

Tokayev, Yeni Delhi’den Güney Kore’ye geçerek Seul’e resmi bir devlet ziyareti gerçekleştirecek.

Malezya

Malezya Başbakanı Enver İbrahim, BRICS genişletilmiş zirvesinde ülkesinin heyetine başkanlık edecek.

Enver İbrahim başbakan olarak Hindistan’a ilk ziyaretini 2024’te gerçekleştirmiş, Modi ise bu yıl şubat ayında Malezya’ya bağımsız bir ikili ziyaret yapmıştı.

Modi’nin geçen yıl Malezya’nın ev sahipliği yaptığı ASEAN Zirvesi’ne katılması planlanmıştı ancak onun yerine Dışişleri Bakanı S. Jaishankar ülkeye gitmişti.

Modi ve İbrahim cumartesi günü saat 10.30’da ikili görüşme gerçekleştirecek.

Nijerya

Nijerya heyetine Devlet Başkan Yardımcısı Kashim Shettima başkanlık edecek.

Shettima ile Modi, pazar günü saat 17.10’da ikili görüşme gerçekleştirecek.

Nijerya, Hindistan açısından önemli bir enerji ortağı haline geldi.

Modi, Kasım 2024’te Nijerya’yı ziyaret etmiş ve kendisine “Nijer Nişanı Büyük Komutanı” unvanı verilmişti.

Tayland

Tayland heyetine Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Sihasak Phuangketkeow başkanlık edecek.

Tayland geçen yıl BRICS ortak ülkesi oldu.

Modi, Nisan 2025’te BIMSTEC Zirvesi için Bangkok’u ziyaret etmişti.

Tayland, Hindistan ve bölgedeki diğer ülkelerle birlikte BIMSTEC üyesi.

Hindistan ile Tayland arasında ayrıca yakın kültürel bağlar bulunuyor. Hindistan’dan çeşitli Budist kutsal emanetleri daha önce Tayland’a gönderilmişti.

Uganda

Uganda heyetine Devlet Başkan Yardımcısı Jessica Alupo başkanlık edecek.

Modi, zirve kapsamındaki son ikili görüşmesini pazar günü saat 17.40’ta Alupo ile gerçekleştirecek.

Modi 2018’de Uganda’yı ziyaret etmiş ve ülke parlamentosuna hitap etmişti.

Bu konuşmasında Hindistan’ın Afrika ile ilişkilerinde izlenecek 10 temel ilkeyi açıklamıştı.

Özbekistan

Özbekistan heyetine Başbakan Yardımcısı ve Ekonomi Bakanı Jamshid Kuchkarov başkanlık edecek.

Modi geçen ay bağımsız bir ikili ziyaret kapsamında Özbekistan’a gitmiş ve Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev ile görüşmüştü.

Özbekistan, Hindistan’ın Orta Asya’ya yönelik açılımında kilit ortaklardan biri olmayı sürdürüyor.

Vietnam

Vietnam heyetine Başbakan Le Minh Hung başkanlık ediyor.

Bu, bu yıl Vietnam’dan Hindistan’a yapılan ikinci üst düzey ziyaret olacak. Cumhurbaşkanı To Lam da yılın başlarında Hindistan’ı ziyaret etmişti.

Modi’nin Hung ile cumartesi günü saat 11.30’da ikili görüşme gerçekleştirmesi planlanıyor.

 

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Putin ve Modi Yeni Delhi’deki BRICS Zirvesi kapsamında görüştü

Yayınlanma

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Yeni Delhi’de düzenlenen BRICS Zirvesi kapsamında 45 dakikalık ikili görüşme gerçekleştirdi. Bharat Mandapam Kongre Merkezi’ndeki buluşmada Modi, Rus mevkidaşına 2 bin yıllık antik Hint felsefe eseri “Tirukkural”ın Rusça çevirisini takdim etti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Yeni Delhi’de düzenlenen BRICS Zirvesi kapsamında ikili görüşme yaptı.

Bharat Mandapam Kongre ve Sergi Merkezi’nde gerçekleşen ve 45 dakika süren görüşmede iki lider, ülkeleri arasındaki işbirliğini ele aldı.

Görüşmenin başlangıcında Modi, Putin’e antik Hint düşünürü Tiruvalluvar’ın kaleme aldığı ve Rusçaya çevrilen yaşam felsefesi eseri “Tirukkural”ı hediye etti. Modi takdim sırasında, “Bu kitap 2 bin yıl önce Hindistan’da yazıldı. Büyük yazar Tiruvalluvar eserinde insan hayatından, şefkatten ve devlet yönetiminden söz etti. Düşünceleri günümüzde de geçerliliğini koruyor. Bu kitabı Rusçaya tercüme ettik. Kitabın iki ülke halkları arasındaki bağları güçlendirmemize yardımcı olacağına inanıyorum” dedi.

Hediyeye teşekkür eden Putin, Hindistan Başbakanı’nın ikili ilişkilerin geliştirilmesine yönelik vurgusundan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Rus lider, “Sizin bu değerlendirmelerinizle birlikte tam olarak böyle olacaktır” ifadesini kullandı. Modi, Aralık 2025’te Putin’in Hindistan ziyareti sırasında da Rus lidere “Bhagavad Gita” destanının Rusça baskısını vermişti.

Putin, Modi’yi 24’üncü Yıllık Rusya-Hindistan Zirvesi için Rusya’ya davet etti; Modi de bu daveti kabul etti.

Ziyaretin kesin tarihlerinin daha sonra belirleneceği açıklandı. İki lider görüşmenin tamamlanmasının ardından aynı limuzine binerek Yeni Delhi’deki “INNOPROM. Hindistan” sergisine geçti. Putin gün içinde ayrıca BRICS İş Forumu’nun yıllık genel kurul oturumuna hitap edecek.

İki lider en son 31 Ağustos’ta Bişkek’te toplanan Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi marjında Ala-Arça devlet konutunda bir araya gelmişti. Liderler o görüşmede iki ülke arasındaki ekonomik ortaklığı ve Ukrayna’daki durumu ele almıştı.

Rusya Devlet Başkan Yardımcısı Yuriy Uşakov, Moskova yönetiminin iki lider arasındaki güvene dayalı ilişkiye değer verdiğini ve tarafların güncel konuları gayriresmi ortamlarda açıkça değerlendirmeyi tercih ettiğini kaydetti.

Hindistan’a üç günlük bir çalışma ziyareti yapan Putin, örgütün kuruluşunun 20’nci yıldönümüne denk gelen 18’inci zirve programı kapsamında başka liderlerle de temaslarda bulunacak.

Uşakov’un aktardığı programa göre Rus lider; Güney Afrika Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa, Malezya Başbakanı Enver İbrahim, Etiyopya Başbakanı, Abu Dabi Veliaht Prensi ve BRICS Yeni Kalkınma Bankası Başkanı ile ayrı ayrı görüşmeler yapacak. Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile de olası bir temas planlanıyor.

Adını kurucu ülkeleri Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika’nın İngilizce baş harflerinden alan ve gelişmekte olan ekonomileri buluşturan BRICS’in 18’inci zirvesi, 11-13 Eylül tarihleri arasında Yeni Delhi’de düzenleniyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English