Bizi Takip Edin

Amerika

Microsoft’tan Amazon’u ağaçlandırma karşılığında karbon kredisi anlaşması

Yayınlanma

Microsoft, yüz milyonlarca dolar değerinde karbon kredisi karşılığında Brezilya’nın Amazon ve Atlantik ormanlarının bir bölümünü restore etmek için ödeme yapacak ve “doğaya dayalı çözümlerin” sera gazı emisyonlarındaki yapay zeka kaynaklı artışı dengeleyebileceğini iddia eden en son Büyük Teknoloji oyuncusu olacak.

Şirket Financial Times’a (FT) yaptığı açıklamada, tarım ve hayvancılık arazilerini satın alan Brezilyalı bir startup olan Re.green’den 25 yıl boyunca 3,5 milyon kredi satın almak için bir anlaşma imzaladığını söyledi.

Microsoft, karbon kredileri ve kereste satışları yoluyla finanse edilen projelerde yerli ağaç türleri dikerek araziyi eski haline getiriyor. Her iki şirket de anlaşma için bir değer açıklamadı, fakat son piyasa analizleri anlaşmanın yaklaşık 200 milyon dolar değerinde olabileceğini gösteriyor.

Microsoft’un son dönemde yaptığı anlaşmalar onu küresel çapta doğaya dayalı karbon temizlemenin en büyük alıcılarından biri haline getirdi.

Anlaşma, Microsoft, Google ve Amazon gibi grupların, üretken yapay zekanın büyümesinden kaynaklanan büyük taleple başa çıkmak için veri merkezlerine yoğun yatırım yapmasıyla gerçekleşti. 

Bu yatırımlar enerji kullanımlarında artışa yol açıyor ve yatırımcılara verdikleri emisyonları azaltma sözlerini zorlaştırıyor.

Başkan Donald Trump’ın yeni yönetimi, veri merkezlerinin enerji taleplerini karşılamada karşılaştıkları zorlukları gerekçe göstererek, iklim değişikliğini engellemeyi bir öncelik olmaktan çıkardı ve bunun yerine ABD’de fosil yakıt üretimini artırmak için bir “enerji acil durumu” ilan etti. 

Fakat Re.green’in CEO’su Thiago Picolo, ABD merkezli teknoloji şirketlerinin, gelecek on yıllarda kredi satın alma anlaşmaları yoluyla doğa restorasyon projelerine bağlı karbon kredilerinin şimdilik “en büyük alıcıları” olduğunu söyledi. 

Giderek artan enerji yoğunluğuna sahip veri merkezleri hâlâ petrol, kömür ve gazın yakıt olarak kullanıldığı şebekelerden elektrik alıyor. Bu da yeşil taahhütlerini yerine getirmek isteyen teknoloji şirketlerinin bir ton sera gazını ortadan kaldıran ya da azaltan krediler satın alması anlamına geliyor.

Teknoloji grupları ayrıca yurt içinde ya da yurt dışında rüzgar ya da güneş enerjisi yatırımlarını temsil eden yenilenebilir enerji kredileri de satın alıyor.

Amazon, Google ve Microsoft ayrıca nükleer enerjiye de yatırım yapıyor.

Microsoft’un 2023’teki karbon ayak izi 17 milyon tondan fazla CO₂ ve diğer sera gazlarıydı ve 2020’deki yaklaşık 12 milyon tona kıyasla yüzde 40 artış gösterdi.

Şirket bu rakama, enerji kullanımından kaynaklanan bazı emisyonları iptal etmek için yenilenebilir enerji yatırımlarını ve kredilerini kullandıktan sonra ulaştı.

Şirket, emisyonları azaltarak ve karbon giderme kredilerine yatırım yaparak on yılın sonuna kadar “karbon negatif” olmak istiyor.

Microsoft son yıllarda teknoloji şirketlerinin CO₂’yi yüzlerce ya da binlerce yıl boyunca yeraltında depolayan teknolojilere odaklanmasına öncülük etmiş ve geçen yıl ABD’li petrol üreticisi Occidental ile bu tür 500.000 kredi satın almak için bir anlaşma imzalamıştı.

Bu teknolojilerin, toplumlara ve ekosistemlere fayda sağlayan ancak iklim değişikliği yoğunlaştıkça hızlanacak olan yangınlara ve kuraklıklara karşı savunmasız olan ağaçlardan daha uzun süre CO₂ depolaması muhtemeldir.

Bununla birlikte, teknolojiye dayalı uzaklaştırmalar ton başına yüzlerce dolar ile daha pahalı ve sektörün ölçeklendirilmesi yavaş olageldi.

Karbon silme kredilerinin başlıca alıcıları, teknoloji temelli silmelerden daha ucuz olan doğa temelli kredileri araştırıyor. Google, Meta, Microsoft ve Salesforce geçen yıl on yılın sonuna kadar bunlardan 20 milyon ton satın almayı planladıklarını açıkladı.

Küresel karbon kredileri piyasası, her bir ton CO₂’nin nasıl doğrulanacağı da dahil olmak üzere skandallarla kuşatılmış durumda.

Microsoft ve Re.green geçtiğimiz Mayıs ayında 3 milyon kredi için benzer bir anlaşmaya varmıştı. Microsoft da geçen yıl BTG Pactual Timberland Investment Group’tan 8 milyon kredi satın alacağını açıklamıştı.

Karbon projelerinin haritalanmasına yardımcı olan iklim teknolojisi start’up’ı Pachama, 2023 için çıkarılan bu tür bir kredinin ton başına 82 dolara kadar mal olabileceğini tahmin ediyor.

MSCI Carbon Markets, bazı doğa restorasyon kredilerinin geçen yıl ton başına 20 dolara satıldığını ve fiyatların önümüzdeki yıllarda potansiyel olarak yükseleceğini söyledi.

Karbon siciline yakın bir kişi, Microsoft’un alıcılar arasında “başı çektiğini” ve son anlaşmalarda yüksek kaliteli doğaya dayalı uzaklaştırmalar için ton başına 50 dolardan fazla ödeme yaptığını, bunun da piyasadaki diğerlerinden önemli ölçüde daha fazla olduğunu söyledi.

Amerika

Çin’e 300 milyon dolarlık Nvidia çipi kaçırmakla suçlanan iş insanı gözaltında

Yayınlanma

ABD’de federal savcılar, Çin’e 300 milyon dolar değerinde yapay zeka çipi içeren sunucu kaçırmakla suçlanan Amerikalı iş insanı Greg Louie’yi gözaltına aldı. Şüphelinin 2023 ve 2024 yıllarında gerekli hükümet lisansını almadan Malezya ile Singapur üzerinden transit sevkiyat yaptığı belirtiliyor.

ABD’de federal savcılar, California’da yaşayan iş insanı Greg Louie’yi Nvidia üretimi yapay zeka çiplerini barındıran 300 milyon dolarlık sunucuları Çin’e yasa dışı yollarla ihraç etmek suçlamasıyla gözaltına aldı.

Bloomberg’ün haberine göre, Earthmade Computer Inc. adlı özel şirketin sahibi olan Louie, iş yerine geldiği sırada yakalandı.

Amerikalı iş insanına İhracat Kontrolü Reform Yasası’nı ihlal etmek amacıyla komplo kurmak, kaçakçılık ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.

Soruşturma dosyasında, Louie’nin 2023 ile 2024 yılları arasında kimliği henüz tespit edilemeyen kişilerle ortak hareket ederek ileri teknoloji Nvidia çipleriyle donatılmış sunucuları Çinli müşterilere sevk ettiği kaydedildi.

Söz konusu sevkiyatların gerçekleşmesi için ABD hükümetinden özel lisans alınması şartı aranıyordu, ancak şüphelinin resmi makamlara herhangi bir lisans başvurusu yapmadığı tespit edildi.

Donanımların Malezya ve Singapur üzerinden transit geçirildiği, bu ülkelerden de yasa dışı biçimde yeniden ihraç edilerek Çin’e ulaştırıldığı belirlendi.

Washington yönetimi son yıllarda Pekin’in gelişmiş yapay zeka donanımlarına erişimini engellemeye çalışırken, Çin kendi üretim kapasitesini artırma ve yaptırımları aşacak alternatif güzergahlar bulma arayışını sürdürüyor.

ABD hükümeti, 2022 yılında Nvidia ürünlerinin Çin ve Rusya’ya ihracatına lisans zorunluluğu getirmişti. Kısıtlamalar, özellikle yapay zeka operasyonlarında kullanılan A100 ve H100 serisi grafik işlem birimlerini (GPU) hedef alıyor.

Öte yandan Washington yönetimi ocak ayında Nvidia’ya, H200 dahil güçlü yapay zeka çiplerini Çin’e satabilmesi için izin verdi. Şirketin bu satışları gerçekleştirebilmesi için elinde yeterli miktarda ürün tedariki sağladığını belgelemesi gerekiyor.

The Information gazetesi daha önce Pekin yönetiminin, ByteDance ve Alibaba gibi ülkenin önde gelen teknoloji devlerinin belirli Nvidia GPU’larını satın almasına onay vermeyi değerlendirdiğini yazmıştı.

Eylül ayı başında The New York Times gazetesi de ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Çin merkezli teknoloji şirketi Inspur’un kısıtlamalara rağmen Nvidia çipleri dahil ileri Amerikan teknolojilerini sattığını öne sürdü.

Gazetenin haberinde, söz konusu ağda Inspur’un ABD’deki iştiraki Aivres şirketinin kilit rol üstlendiği kaydedildi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

Yayınlanma

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.

ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.

ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.

Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.

Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.

Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.

Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.

Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.

Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.

Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.

Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.

Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.

Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.

Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.

Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.

Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.

Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.

Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.

Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.

Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

Yayınlanma

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.

Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.

Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.

NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.

Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.

Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.

Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.

NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”

Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.

Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.

ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.

ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.

Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.

Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English