Amerika
Mineral anlaşmasından Trump’a Javelin’li suikast planına

Nadir element anlaşması konusundaki drama devam ederken, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, Donald Trump için çalışan neredeyse herkese karşı sert bir tutum sergiliyor. Bunun ilk örneği Zelenskiy’in ABD Hazine Bakanı Scott Bessent hakkında sözleri oldu. Zelenskiy, Bessent için, “Sanırım Bay Bessent’in sorunu yaklaşım tarzında… Ona sadece şunu söyleyebildim: ‘Başkalarını parmakla göstermeyi bırakın da iş konuşalım.’ Muhtemelen farklı bir diyalog bekliyordu ama ben Ukrayna’yı üçüncü sınıf bir ülke olarak görmüyorum,” ifadelerini kullandı.
Kiev’in bu tepkisi, Bessent’in Zelenskiy’nin eski bir sanatçı olduğunu hatırlatması ve bu “sanatçının” Oval Ofis’teki basit bir nadir toprak elementleri anlaşmasını baltaladığından yakınması üzerine geldi.
O dönemde belki basit görünen bu anlaşma, şimdilerde giderek daha karmaşık bir hâl alıyor. Nitekim Reuters haber ajansı, Washington’da yapılan Ukrayna-ABD görüşmelerinin ardından bile bu mineral anlaşmasının hâlâ bir hayalden ibaret olduğunu aktarıyor.
Konuya vakıf bir kaynak, Reuters‘a yaptığı açıklamada, görüşmelerdeki “hasmane” atmosfer nedeniyle bir ilerleme sağlanması ihtimalinin zayıf olduğunu belirtti. Gündemdeki son anlaşma taslağı, ABD’ye Ukrayna’nın zengin mineral yataklarına ayrıcalıklı erişim hakkı tanırken, Kiev’i de madenlerin işletilmesinden elde edilecek tüm geliri ortak bir yatırım fonuna aktarmakla yükümlü kılıyordu. Fakat ajansın vurguladığı üzere, “Sunulan anlaşma, Kiev’e ABD tarafından herhangi bir güvenlik garantisi sunmuyor.”
Görünüşe göre Kiev, pazarlık masasında ne kadar uzun kalırsa, önüne konulan şartlar o kadar ağırlaşıyor. Güvenlik garantileri zaten başından beri masada yoktu. Fakat şimdi mesele sadece ABD’nin Ukrayna’nın yer altı zenginliklerini kontrol etme isteğiyle sınırlı değil.
Reuters‘ın haberine göre Washington, Rus doğalgazını Ukrayna üzerinden Avrupa’ya taşıyan boru hattının kontrolünü de ele geçirmek istiyor. Trump’ın özel temsilcisi Keith Kellogg’a göre, son jeolojik araştırmalar Sovyetler Birliği döneminde yapıldığı için Ukrayna’nın mineral rezervlerinin gerçek değerini kimse tam olarak bilmiyor. Fakat Ukrayna’yı bağımsızlık yılları boyunca ayakta tutan doğalgaz altyapısı somut bir gerçek. Bu altyapı, duruma göre farklı amaçlar için kullanılabilir; gelir elde etmek, Avrupa üzerinde bir baskı unsuru oluşturmak vs.
Ukrayna-ABD müzakerelerindeki bu gidişat, Ukrayna Parlamentosu Üyesi Bogdan Kitsak’ın da dikkat çektiği üzere kaygı verici bir boyuta ulaştı. Kitsak, “Ukrayna tarafının bu tür şartları kabul etmesi mümkün değil, çünkü bu fiilen ekonomik ve devlet egemenliğimizin kaybı anlamına gelir,” diyerek durumun vahametini ortaya koydu. Öyle ki, Washington’ın Kiev yönetiminden birkaç “kapris” daha görmesi, tüm Ukrayna devletinin kontrolünü talep etmesi için yeterli olabilir.
İşin ilginç yanı, Zelenskiy’nin bu kaynak anlaşmasını, Trump henüz Beyaz Saray’da değilken Washington’a kendisinin önermiş olması. Eski Dışişleri Bakanı Antony Blinken da kısa süre önce yaptığı açıklamada, bir önceki ABD yönetiminin de askeri yardım karşılığında Ukrayna’nın yer altı kaynaklarından faydalanma niyetinde olduğunu doğruladı. Blinken, “Aslında, Zelenskiy’nin başkanlığımızın son altı ayında bize sunduğu yardım paketi, nadir toprak elementleri alanında bizimle işbirliğini içeriyordu,” dedi.
Trump’ın daha önce adı geçen özel temsilcisi Keith Kellogg, bu hafta yaptığı bir benzetmeyle ortalığı karıştırdı. Kellogg, Ukrayna’yı İkinci Dünya Savaşı’nı kaybeden Nazi Almanyası ile kıyasladı. Kellogg’un, bölünmüş bir ülke haritası önündeki fotoğrafıyla birlikte bu planı İngiliz The Times gazetesi yayımladı. Gazetenin aktardığına göre Kellogg, “Bu iş, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Berlin’de olana benzer bir şekilde yapılabilir; orada bir Rus, bir Fransız, bir İngiliz ve bir Amerikan bölgesi vardı,” dedi.
Ancak Kellogg, bu sözlerinin yanlış aktarıldığını savunarak X platformu üzerinden bir düzeltme yaptı: “The Times‘ın makalesi ifademi yanlış yansıtmış. Ateşkes sonrası bile Ukrayna’nın egemenliğini güvence altına alacak bir güçten bahsediyordum. Bölünmeden bahsederken, Amerikan askerleri olmadan müttefik kuvvetlerin sorumluluk alanlarını kastettim. Ukrayna’nın bölünmesini kastetmedim.”
Kellogg geri adım atsa da, günümüz Ukrayna’sının mağlup Almanya ile kıyaslanması oldukça çarpıcıydı. The Times gazetesi önce bu haberi yayımladı, ardından Times Radio‘da Kellogg’u eleştiri yağmuruna tuttu. Başbakanın eski iletişim direktörü Gutto Harry, Kellogg için, “Ne tarih anlayışı ne de ahlaki bir pusulası var gibi görünüyor,” yorumunu yaptı.
Trump’ın özel temsilcisi Kellogg’dan Ukrayna için ‘Almanya modeli’ önerisi
Ahlaki pusuladan söz açılmışken, gündeme düşen bir iddia daha var. Buna göre Donald Trump’ın uçağının, Ukrayna’ya verilen bir Stinger füzesiyle düşürülmesi yönünde bir plan yapılmış. Bu bilgi, ABD Başkanı’na yönelik ikinci suikast girişimi davasının soruşturma dosyalarında yer alıyor.
Geçtiğimiz eylül ayında, Trump’ın golf oynadığı kulübün çitlerinin yakınındaki çalılıklarda silahlı bir kişi tespit edilmişti. Şüpheli, 58 yaşındaki Ryan Routh’un, bu olaydan sadece birkaç hafta önce Ukrayna’da, Washington tarafından gönderilen silahlardan satın alarak ağır silahlara ulaşmaya çalıştığı iddia edildi.
Eski Gizli Servis özel ajanı Richard Staropoli, bu vatandaşın Ukrayna bağlantılarına dikkat çekti: “Adam e-postalaşmış. Henüz tam olarak kim olduğunu bilmiyoruz ama bir tahminim var. Anladığım kadarıyla bunlar, yozlaşmış Biden yönetiminin desteklediği Ukraynalılar.”
New York Post gazetesinin haberine göre Routh, Batı’nın silah sevkiyatlarına erişimi olan ve muhtemelen Ukraynalı olan bir kişiyle şifreli bir mesajlaşma uygulaması üzerinden iletişim kurmuş. Routh’un, “Ukrayna için hayırlı olmayan” Trump’ı ortadan kaldırmak amacıyla bir uçaksavar füzesi veya Stinger füzesi talep ettiği belirtiliyor. Routh’un mesajında, “Burada böyle bir şeyi dükkandan almak imkansız ama savaştayız, bu yüzden bu tür şeyler her gün kayboluyor veya yok ediliyor. Ve bunlardan biri eksik olsa kimse fark etmez,” yazdığı iddia ediliyor.
Mahkeme tutanaklarına göre Routh, daha sonra suç ortağına Trump’ın jetinin fotoğrafını göndererek “her gün gelip gittiğini” yazmış ve “Trump’ın seçimi kazanmasını engelleyecek teknolojiye ihtiyacım var,” diye eklemiş.
Savcılık, Routh’un bu füzelerden biriyle Trump’ı öldürmeye teşebbüs etmiş olabileceği ihtimali üzerinde duruyor. Şüpheli Routh’un sıkı bir Ukrayna destekçisi olduğu ve bu ülkeye onlarca kez seyahat ettiği de biliniyor.
Gazeteci Jack Posobiec ise, “Geniş bağlantıları vardı ve hatta Ukrayna gönüllü birliğinde yer almıştı. Şimdi biliyoruz ki —ve bu en büyük sansasyon— tanksavar füzeleri veya Stinger uçaksavar füzeleri satın almak için Ukraynalı askeri personel veya onları tanıyan biriyle temas kurmaya çalışmış. Peki 2024 yazının sonlarında ne duyduk? Trump’ın uçağıyla ilgili endişeler. Kampanya ekibi, kampanya sırasında sahte uçaklar bile kullandı çünkü endişeliydiler, neden? Uçaksavar füzelerinden!” diyor.
Trump destekçileri ise Amerikan istihbarat kurumlarını ve “derin devleti” işaret ediyor. Televizyon sunucusu Jesse Watters, “Birisi onu öldürmeye çalıştıktan haftalar sonra bu deli başkana nasıl bu kadar yaklaşabildi? FBI, ABD Gümrük ve Sınır Muhafaza İdaresi ve CIA, Routh’u takip ediyordu ve uzun bir listesi vardı. Şifreli uygulamalar üzerinden yabancılarla doğrudan başkanı bir bazukayla öldürmekten bahsetmişti. Öyleyse neden çalılıktaki bir delikten tüfeği doğrultmadan önce bu uyarı işaretini fark etmediler?” diye sordu.
Trump’ın oğlu Donald Trump Jr. ise X platformu üzerinden doğrudan Kiev’i hedef aldı: “Bu sosyopatın babamı öldürmek için onlardan kelimenin tam anlamıyla bir silah almaya çalıştığını bize söylememiş olmaları daha büyük bir sorun gibi görünüyor. Neden acaba?”
Savaşın başında Kiev yönetiminin büyük umutlar bağladığı Stinger, Javelin ve NLAW gibi Batı menşeli silahlardan uzun zamandır pek haber alınamıyor. Bu kadar çok sayıda silah stoğunun akıbeti ne oldu ve gelecekte hangi karanlık senaryolarda karşımıza çıkacaklar? Bu sorular henüz yanıt bulmuş değil.
Bu arada Zelenskiy, sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımla, Batı tarafından tedarik edilen bir F-16 savaş uçağının daha kaybedildiğini ve Batılı uzmanlarca eğitilen Ukrayna Hava Kuvvetleri pilotu Pavel İvanov’un hayatını kaybettiğini bildirdi.
Bir zamanlar Ukrayna ordusu için adeta bir kurtuluş reçetesi olarak sunulan Amerikan F-16’ları da cephedeki güç dengesini değiştiremedi. Sonuç olarak, bu pahalı uçaklar da Rusya için kolay birer hedef haline gelmiş görünüyor.
Amerika
ABD’de birbiri ardına sahte seçim anketi itirafları

ABD’de Wedgewood Polls adlı araştırma kuruluşu, son bir yılda Michigan’dan Maine’e kadar birçok kritik seçim anketinde verileri uydurduğunu itiraf etti. Büyük medya kuruluşlarının ortalamalarına giren ve adayların yarıştan çekilmesine yol açan sahte anketler, sektörde yıl içindeki ikinci vaka olarak kayıtlara geçti.
ABD’de kamuoyu araştırması kuruluşu Wedgewood Polls, son bir yılda yayımladığı bir dizi ankette verileri uydurduğunu itiraf etti. Salı akşamı yapılan bu açıklamayla birlikte sektörde yıl içinde ikinci kez bir şirketin sahte veri ürettiği belgelendi.
Wedgewood tarafından üretilen anket sonuçları The Hill, The New York Times ve Decision Desk HQ (DDHQ) dahil olmak üzere çok sayıda medya kuruluşu tarafından haberleştirilmişti.
DDHQ ve diğer anket derleme platformları sahte sonuçları hızla ortalamalarından çıkardı ancak olay, kamuoyu güveniyle zaten sorun yaşayan sektördeki belirsizliği artırdı.
Anket derleme ve siyasi analiz platformu FiftyPlusOne’ın kurucusu G. Elliott Morris, yaşananları “Bu, anketçilik için yeni bir tehdit” sözleriyle değerlendirdi.
Morris, metodolojik açıdan kamuoyu araştırmalarının sürekli bir yenilik tarihi olduğunu belirterek artık anketleri tüketenlerin de yenilikçi yöntemler geliştirmek zorunda kalacağı bir döneme girildiğini söyledi.
Wedgewood, X platformundaki hesabından paylaştığı açıklamada, bu girişimin sahte bir anket şirketinin siyasi tartışmalarda derin bir denetim görmeden zemin kazanıp ciddiye alınıp alınamayacağını test etmek üzere kurgulanmış bir “deney” olduğunu öne sürdü.
Şirketin paylaşımında, “Wedgewood Polling hiçbir zaman bir seçimi etkileme veya kamuoyunu kalıcı olarak yanıltma amacı taşımadı; bu bir uyarı zili olarak tasarlandı” ifadelerine yer verildi.
Açıklamada, sektör emektarlarından oluşan küçük bir grubun yönettiği hayali bir yapının ana anket ortalamalarına girebilmesi ve büyük haber kuruluşlarınca alıntılanabilmesi durumunda verilerin doğrulanma, derlenme ve haberleştirilme standartlarının değişmesi gerektiği savunuldu.
Eleştirmenler ise Michigan’dan Maine’e kadar Senato yarışlarını kapsayan sahte verilerin siyasi sahada çok somut sonuçlar doğurduğuna dikkat çekiyor.
Wedgewood’un haziran ayında Michigan Demokrat Parti ön seçimi için yayımladığı sahte ankette Abdul El-Sayed yüzde 46 ile önde gösterilirken Temsilciler Meclisi üyesi Haley Stevens yüzde 39’da kalmıştı. Aynı araştırma, eyalet senatörü Mallory McMorrow’un yüzde 9 destek alarak yarışın tamamen gerisine düştüğünü öne süren ilk anketler arasındaydı.
McMorrow, kendisini geride gösteren birkaç anketin ardından adaylıktan çekilme kararı aldı.
McMorrow, yarıştan çekilmesi yönündeki baskıların artmasında ve bağış kaynaklarının kesilmesinde söz konusu anket sonucunun belirleyici bir etken olduğunu dile getirdi.
McMorrow’u destekleyen bağımsız harcama komitesini (Super PAC) yöneten Jennifer Holdsworth da X platformunda yaptığı paylaşımda, rakiplerin harcama üstünlüğü kurduğu kritik bir dönemde birçok bağışçının bu anketi gerekçe göstererek maddi desteği kestiğini aktardı.
Wedgewood’un ürettiği sahte anketlerin büyük bölümünün Demokrat adayları avantajlı gösterdiği görülüyor. Veriler meşru anket şirketlerinin bulgularından bütünüyle kopuk olmasa da Demokratların güçlü bir konumda olduğu yönündeki anlatıyı pekiştirdi.
Yayımlanan veriler arasında, Maine eyaletinde Demokrat Senato adayı Troy Jackson’ın Cumhuriyetçi Senatör Susan Collins’in 4 puan önünde yer aldığı iddiası bulunuyordu. Genel seçim anketinde ise El-Sayed, eski Temsilciler Meclisi üyesi Cumhuriyetçi Mike Rogers karşısında 6 puan önde gösterilerek diğer şirketlerin bulgularının oldukça üzerinde bir fark yaratıldı.
Gerçek olması halinde şaşkınlık yaratacak bir diğer sahte veri Mississippi eyaletinden geldi; Demokratlar lehine genel bir dalga yaşansa dahi kazanılması imkansıza yakın görülen yarışta, Cumhuriyetçi Senatör Cindy Hyde-Smith’in Demokrat rakibi Scott Colom karşısında yalnızca 4 puan önde olduğu öne sürüldü.
Bu gelişme, yıl içinde geniş yankı uyandıran ilk sahte anket vakası değil. Ağustos ayında Median Strategies adlı bir başka sahte şirket, Wisconsin Demokrat Parti Senato ön seçimi ile Los Angeles belediye başkanlığı yarışı için yayımladığı iki anketin sahte olduğunu kabul etmişti.
The Guardian, söz konusu anketlerin kaynağının 21 yaşındaki üniversite mezunu Rahil Prakash olduğunu ortaya çıkarmış, Prakash da gazeteye bu sahte verileri sosyal bir deney çerçevesinde paylaştığını söylemişti.
Wedgewood’un arkasında gerçekte kimlerin yer aldığı ise henüz netlik kazanmadı.
The Hill’in Wedgewood yetkililerine ek açıklama için ulaşma girişimleri sonuçsuz kaldı. Şirketin X hesabında listelenen e-posta adresine gönderilen iletiler teslim edilemeyerek geri dönerken internet sitesinin de kapatıldığı görüldü; platformdaki X hesabı ise mesaj göndermek için özel bir kod talep ediyor.
Wedgewood itirafı kendisi yapmış olsa da bu adımın arkasında Morris’in yönettiği FiftyPlusOne platformunun yürüttüğü incelemenin yattığı anlaşılıyor. Morris ve FiftyPlusOne ekibi, yayımladıkları blog yazısında geçen hafta Wedgewood’un sahte veri ürettiğine işaret eden kanıtlarla birlikte anonim bir ihbar aldıklarını belirtti.
Ekip, kendi araştırmasını tamamlayıp Wedgewood’u ifşa eden bir dosya hazırladıktan sonra yorum almak üzere şirketle iletişime geçti. Blog paylaşımına göre Wedgewood bu temasın hemen ardından itiraf açıklamasını yayımladı ve FiftyPlusOne ekibine küfür içeren bir yanıt gönderdi.
Morris, The Hill’e yaptığı değerlendirmede, yaşananların doğru sonuçlar üretmek için çaba gösteren meşru anket şirketlerini zaten zorlayan güven erozyonunu daha da ağırlaştırdığını kaydetti.
İtiraf, anketlerin çoğunlukla Demokratların seçim günü büyük kazanımlar elde edeceğini gösterdiği ve Cumhuriyetçilerin kamuoyu araştırmalarına yönelik şüphelerini artırdığı bir süreçte geldi. Cumhuriyetçiler, anketlere güvenilemeyeceğini savunmak için Wedgewood’un itirafını gecikmeden kullandı.
Senato Cumhuriyetçilerinin kampanya biriminin ulusal basın sözcüsü Bernadette Breslin, konuya ilişkin açıklama yaptı. Breslin, “Sol eğilimli medya kuruluşları, bu sahte anketleri üreten Demokrat aparatlar kadar sahte anketlere alan açmaktan da sorumludur. Abdul El-Sayed ve Troy Jackson ön seçimlerde basını kandırmış olabilir ancak radikal ve vergi artıran gündemleri kasım ayında seçmenleri kandıramayacak” dedi.
ABD Federal İletişim Komisyonu (FCC) Başkanı Brendan Carr ise X platformunda gazetecileri ve yayıncıları “temel gazetecilik etiğini gözetmeksizin bu anketleri yaymaktan veya ekrana taşımaktan” kaçınmaları konusunda uyardı.
Tümüyle sahte anketlerde belirgin bir artış yaşandığını kaydeden Carr, FCC’nin bu meseleleri ciddiyetle ele aldığını belirterek “Yayıncıların, federal lisans şartları uyarınca haberleri çarpıtması veya asılsız yayın kurgularını teşvik etmesi yasaktır” hatırlatmasını yaptı.
Morris ve diğer uzmanlar, bu tür olayların sahadaki tabloyu çarpıttığını, buna karşılık anketlerin ezici çoğunluğunun meşru verilerden oluştuğunu vurguladı. Uzmanlar, güvenilir olanla şüpheyle yaklaşılması gereken veriyi ayırt etmeye yarayan yöntemlerin mevcut olduğunu yineliyor.
Kamuoyu araştırmaları şirketi Verasight’ın kurucu ortağı ve icra kurulu başkanı Ben Leff, Amerikan Kamuoyu Araştırmaları Derneği’nin (AAPOR) süreçlerini belirli asgari kriterlere göre yürüten şirketler için akreditasyon standartları uyguladığını hatırlattı. Leff, bu standartların verilerin nasıl toplandığını açıklayan açık ve şeffaf bir metodoloji raporunu da zorunlu kıldığını vurguladı.
Leff, “Ruhsatı olmayan bir doktora ya da baroyu geçmemiş bir avukata gitmezsiniz; medya kuruluşları da anket şirketlerine aynı standardı uygulamalıdır” diyerek bir anketörün AAPOR sertifikasına sahip olup olmadığını denetlemenin iyi bir ilk adım olduğunu ifade etti.
Bununla birlikte, Wedgewood örneğinde görüldüğü gibi metodoloji raporunun da bütünüyle uydurulabileceği gerçeği zorluk yaratmayı sürdürüyor.
Anket derleme platformu VoteHub’ın veri bilimi yöneticisi Zachary Donnini, “Dürüst olacağım. Ne yazık ki belirli bir noktadan sonra her şeyi yakalamanız mümkün olmuyor” dedi. Donnini, herhangi bir kişinin aniden şirket itibarını hiçe sayıp sırf kötü niyetli mali gerekçelerle bile sahte anket yayımlamaya başlayabileceğini belirtti.
Donnini, güvenilirliklerini sorgulamak amacıyla daha önce Wedgewood ile doğrudan temas kurduğunu dile getirdi.
Donnini’nin aktardığına göre yapının tespitini güçleştiren temel unsur, Wedgewood ile bağlantılı görünen isimlerin daha önce meşru bir araştırma kuruluşu olan SoCal Strategies bünyesinde çalışmış olmasıydı.
Donnini, “Hiçbir yerden çıkıp gelen rastgele insanlar değildi; daha önce gerçekten meşru anketler yapmışlardı” değerlendirmesinde bulundu.
Leff, sahte anketlerin gerçek kamuoyu araştırma sektörüyle hiçbir bağı bulunmadığını anlatmanın hayati ama meşakkatli bir iş olduğunu belirtti.
Leff, “Haber kanalları insanların tükettiği içeriğin yalnızca küçük bir bölümünü oluşturuyor; bu nedenle kamuoyunun sosyal medyada ve internette çok dikkatli olması, anketlere atıf yapan içerikleri okurken bu kurumların meşru olup olmadığını mutlaka kontrol etmesi gerekecek” uyarısını yaptı.
Amerika
ABD bankalarında yapay zeka paniği: Müşteri hesaplarına eriştiler

Axios’un haberine göre yapay zeka ajanları ABD’nin önde gelen bankalarında müşterilerin hesaplarına girerek kullanıcı onayı dışındaki işlemleri denedi. Morgan Stanley ve JPMorgan gibi finans devleri erişim engelleri getirirken Hazine ve Fed yetkilileri sistemik öneme sahip bankalarla acil güvenlik toplantısı yaptı.
ABD’nin en büyük bankalarında, yetkisiz yapay zeka ajanlarının müşterilerin hesaplarına erişim sağladığı olaylar tespit edildi.
Axios’un kaynaklarına dayandırdığı haberine göre bu yapay zeka ajanlarından bazıları, kullanıcı talimatlarında yer almayan adımları atmaya kalkıştı.
Bu tür ajanlardan kaynaklanan risklerle yüz yüze gelen kurumlar arasında Morgan Stanley, Bank of America, JPMorgan, Wells Fargo ve Citi gibi önde gelen bankalar yer alıyor.
Bazı vakalarda yapay zeka yazılımları, kullanıcı adı ve parolalarını kullanarak müşteri hesaplarına doğrudan kullanıcıların onayıyla girdi.
Buna karşılık çoğu bankanın güvenlik kuralları, kullanıcıların hesaplarına bizzat giriş yapmasını zorunlu kılıyor.
Axios’un aktardığına göre diğer bazı örneklerde ise müşteriler adına görev yürütmek üzere tasarlanan yapay zeka ajanları, doğrudan bankaların çağrı merkezleriyle irtibat kurdu veya kullanıcıdan herhangi bir talimat almaksızın bağımsız adımlar atmaya çalıştı.
Banka yöneticileri, kimlik bilgilerine erişimi olan bu tür yazılımların yetkisiz biçimde alışveriş yapmasından ya da para transferi gerçekleştirmesinden endişe duyuyor.
Söz konusu risklerin ardından bankalar, üçüncü taraf yapay zeka ajanlarının platformlarına erişimini kısıtlama yoluna gidiyor. Morgan Stanley bu tür yazılımları engellemeye başlarken JPMorgan, Bank of America ve Citi de benzer kısıtlamalar getiriyor.
Bankalar aynı zamanda yapay zeka ajanlarına yalnızca okuma yetkisi veren, işlem yapma olanağını ise tamamen kapatan bir finansal erişim modeli sunmayı değerlendiriyor.
Axios’a konuşan kaynaklar, bir ajanın kullanıcının talimatıyla mı hareket ettiğini yoksa hesaba tamamen kendi inisiyatifiyle mi eriştiğini tespit etmenin bankalar açısından son derece güç olduğuna dikkat çekiyor.
Düzenleyiciler sistemik risk taşıyan bankalarla acil gündemle toplandı
Bloomberg ve Financial Times’ın kaynaklarına dayandırdığı haberlere göre ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ve ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell, Anthropic şirketinin geliştirdiği yeni yapay zeka modelinin yaratabileceği siber tehdit endişeleri nedeniyle nisan ayında ülkenin en büyük bankalarının tepe yöneticileriyle olağanüstü bir toplantı yaptı.
Görüşmeye ilişkin bilgi veren kaynaklar, ABD’li yetkililerin Claude Mythos modeliyle bağlantılı riskler konusunda bankaların farkındalığını ölçmek ve sistemlerini korumak için aldıkları önlemleri denetlemek istediğini belirtti.
Toplantıda Citigroup Inc., Bank of America Corp., Wells Fargo & Co., Goldman Sachs Group Inc. ve Morgan Stanley’nin üst düzey yöneticileri hazır bulundu.
Kısa sürede organize edilen bu zirve, denetleyici kurumların söz konusu yeni nesil siber saldırı tipini finans sektörü için en büyük tehditlerden biri olarak gördüğüne işaret etti.
Masada temsil edilen bankaların tamamı, küresel finans yapısı içinde sistemik öneme sahip kuruluşlar sınıfında yer alıyor.
Axios, aralarında Anthropic ve OpenAI’ın da yer aldığı öncü yapay zeka şirketlerinin önümüzdeki 6 ila 12 aylık süreçte yapay zeka kaynaklı “yıkıcı bir olay” yaşanabileceği yönünde endişeler taşıdığını aktardı.
Amerika
Signal yazışmalarında şirket sırrı şüphesi OpenAI çalışanlarını işten etti

OpenAI, yapay zeka modellerinin iç yapısına dair gizli bilgileri harici bir uzmanla paylaştıklarından şüphelendiği üç araştırmacısını işten çıkardı. İncelemede çalışanların kişisel telefonlarındaki Signal yazışmalarında kaybolan mesaj özelliğini kullandığı belirlendi.
Yapay zeka devi OpenAI’ın güvenlik birimi, üç araştırmacısının kişisel telefonlarını incelemeye alarak mesajlaşma uygulaması Signal üzerindeki yazışmalarını denetledi.
Amerikan The Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin araştırmacılara ve şirket açıklamalarına dayandırdığı haberine göre, bazı yazışmalarda kaybolan mesaj özelliğinin açık olduğu saptandı.
Söz konusu incelemenin ardından Tomek Korbak, Mikita Balesni ve Jasmine Wang, ekim ayı başında aynı anda yeni toplantılara çağrılarak görevden çıkarıldı.
Şirket yönetimi, üç araştırmacının yapay zeka modellerinin iç mimarisine dair en sıkı korunan şirket sırlarını sızdırdığından şüpheleniyordu. Yazışmaların yapay zeka güvenliği alanında çalışan harici bir uzmanla yürütüldüğü belirlendi.
İşten çıkarma gerekçesi gizli bilgi ihlali olarak açıklandı
Korbak, sürece ilişkin yaptığı değerlendirmede şirket yönetiminin tavrını aktardı: “Yetkisiz kanallar üzerinden üçüncü tarafla iletişime geçtiğim gerekçesiyle güven ilişkisinin zedelendiği söylendi.”
Korbak ve Balesni, yöneticilerin kaybolan mesaj kullanımını işten çıkarma gerekçeleri arasında saydığını dile getirdi. OpenAI cephesi ise Signal uygulamasının onaylı iletişim kanalı olmadığını doğruladı ancak kararın sadece bu uygulamanın kullanımıyla sınırlı kalmadığını bildirdi.
WSJ’ye açıklama yapan OpenAI yetkilileri, iç soruşturmanın gizli bilgilerin kullanımına dair şirket kurallarının çiğnendiğini ortaya koyduğunu kaydetti. Şirket, işten çıkarma kararlarının güvenlik kaygılarının dile getirilmesiyle hiçbir ilgisi olmadığını savundu.
Buna karşılık araştırmacılar şirket sırlarını dışarı aktardıkları yönündeki suçlamaları reddediyor. Eski çalışanlar, kendilerine iddia edilen ihlallere dair herhangi bir yazılı açıklama iletilmediğini söylüyor.
Modellerin karar adımları araştırmacıları böldü
WSJ’nin aktardığına göre görevden alınan araştırmacılar, modellerin problem çözme aşamalarındaki ara adımlara dair daha az kayıt tuttuğu yeni mimarilere karşı çıkıyordu. Araştırmacılar, bu kayıtların azalmasının yapay zekanın tehlikeli davranışlarını tespit etmeyi zorlaştıracağını savunuyordu.
Balesni, bu konudaki öneriyi harici araştırmacı Ryan Greenblatt ile şirket sırlarını dışarıda bırakarak tartıştığını ve bu görüşmeyi OpenAI’ın izniyle yürüttüğünü ifade etti.
İşten çıkarılan çalışanlar, yaşanan bu sürecin şirket içindeki diğer araştırmacıları bağımsız uzmanlarla temas kurmaktan çekinir hale getireceğinden endişe ediyor. OpenAI ise bağımsız kuruluşlarla işbirliğini sürdürdüğünü belirtiyor.
OpenAI cephesinde çalışan hareketliliği ve fikri mülkiyet tartışmaları başka dosyalara da yansıyor. Şirket, bir eski çalışanını Apple’a geçmeden önce 100 dosya çalmakla suçlamıştı.
Şirket içindeki risk tartışmaları açık mektupla gündeme geldi
Ekim ayı başında Reuters, işten çıkarma gerekçelerine itiraz eden araştırmacıların kaleme aldığı açık mektuba şirketin verdiği yanıtı aktarmıştı. Araştırmacılar mektupta, sürecin etrafındaki belirsizliğin kurum içindeki riskleri açıkça tartışma kültürünü zedeleyebileceği uyarısını yapmıştı.
OpenAI yönetimi mektuba verdiği yanıtta kurum içi diyaloğu savundu: “OpenAI bünyesinde güvenlik ve araştırma tartışmaları her gün yapılıyor; bu tartışmalar genellikle canlı ve son derece eleştirel geçiyor. Bu müzakereleri teşvik ediyoruz ve doğru kararlar almak için gerekli görüyoruz. Çalışanlarımızdan hiçbirini soru işaretlerini dile getirdikleri için işten çıkarmadık, çıkarmıyoruz.”
Yapay zeka modellerinin denetimi ve güvenliği konusundaki tartışmalar, temmuz ayında OpenAI modellerinin Hugging Face platformuna yönelik gerçekleştirdiği test saldırısıyla daha da alevlenmişti. Şirket verilerine göre modeller birden fazla açığı birleştirerek internete erişmiş ve ele geçirilen kimlik bilgilerini kullanarak platformun sistemlerine sızmıştı.
OpenAI, yaşanan bu hadisenin ardından güvenlik önlemlerini artırdığını ve test prosedürlerini yeniden düzenlediğini duyurmuştu.
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika4 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum
Rusya2 hafta önceRusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı
Avrupa2 hafta önceBerlin’de Sol Parti, SPD-Yeşiller koalisyonu için “İsrail’in var olma hakkı”nın altını çizdi









