Bizi Takip Edin

Amerika

Minnesota’daki olaylar Demokrat bağışçıları harekete geçirdi

Yayınlanma

Minnesota’da federal ajanların karıştığı cinayetler, 2024 seçim yenilgisinin ardından geri çekilen Demokrat bağışçıları yeniden harekete geçirdi. Parti içindeki önemli isimler ve finansörler, Trump yönetimi döneminde yaşanan bu gelişmeleri bir “uyarı” olarak nitelendirirken, Kasım ayındaki ara seçimler öncesinde bağışlarda belirgin bir artış öngörülüyor.

ABD’nin Minnesota eyaletinde bu ay federal ajanların gerçekleştirdiği ve ölümle sonuçlanan silahlı müdahaleler, Demokrat bağışçı çevrelerinde yalnızca tepki yaratmakla kalmadı, aynı zamanda finansal desteğin de önünü açtı.

The Hill’e konuşan çok sayıda Demokrat finansör ve bağışçı, söz konusu olayların Trump yönetimi altındaki mevcut tabloya dair bir “gerçeklik uyarısı” niteliği taşıdığını ifade etti.

2024 yılındaki ağır seçim yenilgilerinin ardından partiye artık destek vermeyeceklerini açıklayan birçok bağışçı, yaşanan son gelişmelerle birlikte geri dönme kararı aldı.

Önde gelen Demokrat bağışçılardan avukat John Morgan, ara seçimlerde toplanan paranın tamamının harcanamayacak kadar büyük bir meblağa ulaşacağını öngördüğünü belirtti.

Ara seçimler öncesi finansal tablo şekilleniyor

Kasım ayında yapılacak ara seçimlerde hem Temsilciler Meclisi hem de Senato çoğunluğu için yarışılacak. 2026 yılının ilk çeyreğine ilişkin resmi bağış verilerinin açıklanmasına aylar olsa da, Demokrat teşkilat çalışanları hem büyük hem de taban odaklı küçük bağışlarda artış gözlemlendiğini kaydediyor.

Taban bağışlarındaki hareketliliğin, Trump’ın ilk dönemindekine benzer bir ivme kazandığı belirtiliyor.

Cumhuriyetçi ve Demokrat komitelerin bütçe verileri

2025 yılı sonu itibarıyla siyasi komitelerin elindeki nakit miktarları arasındaki farklar dikkat çekiyor.

Temsilciler Meclisi Demokrat adayları için çalışan DCCC, yıla 24 milyon dolarla başlayıp Kasım sonunda 46 milyon dolar nakit varlığa ulaştı. Demokrat Senato Kampanya Komisyonu (DSCC) ise yılı yaklaşık 19 milyon dolarla kapattı.

Buna karşılık, Demokrat Ulusal Komitesi (DNC) varlık kaybı yaşayarak yılı 12 milyon doların üzerinde bir nakit rezerviyle bitirdi. Cumhuriyetçi kanatta ise kazanımlar daha yüksek seyrediyor.

Cumhuriyetçi Ulusal Komitesi (RNC), yıla 38 milyon dolarla başlayıp yılı yaklaşık 90 milyon dolarla tamamlayarak en büyük finansal artışı gerçekleştiren kurum oldu.

ICE saldırganlığını mümkün kılan şirketler

 

2024 seçimlerinden sonra birçok bağışçı, Biden kampanyasının eski başkanın bilişsel durumuna dair soruları geçiştirme çabaları nedeniyle ihanete uğradıklarını hissederek desteklerini çekmişti.

Fakat son dönemde yaşanan gelişmeler bu eğilimi değiştirmeye başladı. Bağışçılar, “dünyanın içinde bulunduğu durumdan” duydukları endişeyi dile getiriyor.

Finansörler; komedyen Jimmy Kimmel’ın Charlie Kirk suikastına dair açıklamaları sonrası geçici olarak yayından çekilmesini, Başkan Trump’ın bazı sağlık açıklamalarını ve göçmenlik konusundaki sert politikaları geri dönüşlerinin gerekçesi olarak gösteriyor.

“Partiye yönelik antipati sürüyor ancak şartlar değişiyor”

Harekete geçme kararı alan bazı bağışçılar, Demokrat Parti’nin hala ulusal bir seçimi nasıl kazanacağını kanıtlayamadığını ve kendilerine sadece “çek defteri” gözüyle bakılmasından rahatsız olduklarını ifade ediyor.

Buna rağmen, Minnesota’daki son müdahale gibi olayların davranışları değiştirecek kadar “fahiş” olduğunu belirten bir bağışçı, “Bu tür olaylar hem bağışçı davranışlarını hem de genel oy verme eğilimini etkileyecektir” değerlendirmesinde bulundu.

Amerika

Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Yayınlanma

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.

Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.

Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.

Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.

Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.

Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.

Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.

Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.

Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.

Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.

Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

Yayınlanma

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.

Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.

Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.

The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.

Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.

Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”

Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.

Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”

Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.

Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.

Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.

İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.

Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.

Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.

Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.

Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.

Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.

“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.

Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Bessent şöyle konuştu:

“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. ⁠Ama peşinize düşeceğiz.”

ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı

ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.

Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.

ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.

Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald ​Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English