Bizi Takip Edin

Amerika

New York Belediye Başkanı Adams hakkında iddianame hazırlandı

Yayınlanma

New York Belediye Başkanı Eric Adams, Türk hükümet yetkilileri ve diğer zengin yabancı bağışçılardan nakit para ve lüks seyahat elde ettiği iddiasıyla dolandırıcılık ve rüşvetle suçlanıyor.

Perşembe günü Manhattan federal mahkemesinde açıklanan bir iddianamede Adams, “2021 belediye başkanlığı kampanyasına yasadışı kampanya katkılarının yanı sıra diğer değerli şeyler” istemek ve “aldığı yasadışı faydalar karşılığında elverişli muamele” sağlamakla suçlanıyor.

Suçlamalar, Adams yönetiminin üst düzey üyelerinin bir dizi istifasına neden olan aylarca süren bir yolsuzluk soruşturmasının ardından geldi.

Financial Times’a (FT) göre modern tarihte görevdeki bir New York belediye başkanına karşı açılan ilk ceza davası olan bu suçlamalar, eski bir polis şefi olan Adams’ın bir zamanlar yükselen bir yıldız olarak görüldüğü ABD’nin en büyük kentinde şok etkisi yarattı.

Suçlu bulunması halinde 64 yaşındaki belediye başkanı uzun bir hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilir.

Türkevi’nin açılışını Erdoğan’ın ziyaretine yetiştirmek için yolsuzluk yaptı iddiası

Suçlamaları yönelten New York Güney Bölgesi ABD Savcısı Damian Williams, Adams’ın “bu katkıların nüfuz satın alma girişimleri olduğunu bilmesine rağmen” çok sayıda rüşvet kabul ettiğini söyledi.

Savcı, Adams’ın Türk Hava Yolları’nda (THY) business class uçuşlar ve Four Seasons gibi lüks otellerde konaklamalar gibi 100.000 dolardan fazla değerdeki “avantaları” açıklamadığını iddia etti.

“Yıllar boyunca kamuoyunu karanlıkta bıraktı,” diyen Williams, Adams’ın yakın zamanda yeniden seçim kampanyasını desteklemek için “bu yozlaşmış ilişkileri yeniden alevlendirdiğini” de sözlerine ekledi.

İddianamede Adams, Türk şahsiyetlerden yasadışı katkılar kabul edip bunların gerçek kaynağını gizledikten sonra şehirden 10 milyon dolardan fazla kampanya bağışı almakla suçlanıyor.

Adams’ın 2021 yılında, Manhattan’daki bir gökdelende yer alan yeni Türkevi’nin, bina müfettişler tarafından güvensiz bulunmasına rağmen, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ziyareti sırasında açılmasına onay vermesi için New York itfaiyesine baskı yaparak Türk yetkililere “iyilik yaptığı” iddia ediliyor.

“Seçildiğim zaman ilk Türk belediye başkanına sahip olacaksınız”

Adams’ın Türkiye’ye yönelik ilgisi daha önce de biliniyordu.

New Yorker‘ın aktardığına göre Adams, bir keresinde bir Türk Amerikan iş dünyası haber sitesine, “Ben seçildiğimde ilk Türk Belediye Başkanınız olacak. Türk toplumu beni gerçekten destekledi ve benim için birçok bağış kampanyası düzenledi. Sahip oldukları önemli miktardaki dolar için son derece minnettarım,” demişti.

İddianameye göre, Adams’ın başkanlığı kazanmasının ertesi günü, kampanyasına katkıda bulunan bir Türk işadamı bir diğerine mesaj atarak, “Gidip Ankara’daki büyüklerimizle bunu ülkemiz lobisi için nasıl avantaja dönüştürebileceğimizi konuşacağım,” dedi.

Adams: Yasalara uyuyorum, sabırlı olun

Adams, belediye başkanlığı resmi konutu Gracie Mansion’ın dışında düzenlediği basın toplantısında New Yorklulara “herhangi bir yargıya varmadan önce savunmasını dinlemeleri” çağrısında bulundu ve görevde kalacağına söz verdi.

Adams, “Kendimi savunmak ve bu şehrin insanlarını savunmak için sabırsızlanıyorum. Kampanya kurallarına ve yasalara uyuyorum,” diye ekledi.

Görevde bulunduğu süre, kayırmacılık suçlamalarının yanı sıra, yönetiminin güney sınırından gelen göçmenlere gelişigüzel muamele ettiğine dair artan eleştirilerle geçti.

Geçtiğimiz yıl, 25 yaşındaki kampanya bağışçısı Brianna Suggs’ın Brooklyn’deki evine, Türk devletinden gelen bağışlarla ilgili bir soruşturma kapsamında baskın düzenlenmişti.

Daha önce başkanın telefonuna ve bilgisayarına el konmuştu

Adams kısa bir süre sonra FBI ajanları tarafından sokakta durdurulmuş ve başkanın telefonuna ve dizüstü bilgisayarına el konulmuştu.

Bunu, belediye başkanının birinci yardımcısı ve kamu güvenliğinden sorumlu başkan yardımcısını da hedef alan bir dizi başka baskın izledi.

Bu ay, telefonuna kolluk kuvvetleri tarafından el konulduğu bildirilen New York polis komiseri Edward Caban, “son gelişmeler etrafındaki gürültünün” çalışmasını imkansız hale getirdiğini söyleyerek istifa etti. 

Caban’ın yerine geçici olarak atanan kişinin evi de müfettişler tarafından arandı.

Bu arada Belediye, üst düzey avukatlarından birinin istifası ve New York’un devlet okulları sisteminden sorumlu olan ve telefonlarına da el konulan David Banks’in beklenmedik emekliliğiyle de sarsıldı.

Demokratlardan Adams’a istifa çağrısı

Aralarında çarşamba günü “Belediye Başkanı Adams’ın New York’u yönetmeye nasıl devam edebileceğini anlayamadığını” söyleyen New York Temsilcisi Alexandria Ocasio-Cortez’in de bulunduğu giderek artan sayıda önde gelen Demokrat Adams’ın istifasını istiyor.

New York’ta bir bölgeyi temsil eden Demokrat Temsilciler Meclisi Lideri Hakeem Jeffries ise, Adams’ın “masumiyet karinesine hakkı olduğunu” ve kaderine “Belediye Başkanının meslektaşlarından oluşan bir jürinin” karar vermesi gerektiğini söyledi.

Perşembe günü gazeteciler tarafından Adams’ın istifa etmesi gerekip gerekmediği sorulduğunda ABD Başkanı Joe Biden, “Bilmiyorum,” yanıtını verdi.

Musk ve Trump’tan Adams’a beklenmedik destek

Öte yandan Adams beklenmedik bir müttefik de buldu.

Biden yönetimi altında siyasi kovuşturmanın kurbanı olduğunu iddia eden eski ABD başkanı Cumhuriyetçi Donald Trump perşembe günü düzenlediği basın toplantısında Adams’la ilgili bir soruya cevaben, “Adalet Bakanlığı ve FBI’ı daha önce hiç görülmemiş düzeyde kullanan insanlarımız var. Bu yüzden ona şans diliyorum,” dedi.

“Ne yaptıklarına bakarsanız, bunların kirli oyuncular olduğunu görürsünüz. Bunlar kötü insanlar,” diyen Trump, iddianameden haberdar olmadığını da kabul etti.

Popüler bir sağcı X hesabının iddianameyi Adams’ın geçen yıl göçmen akınından şikayet etmesine bağlamasının ardından Elon Musk ise, Adams’a “bundan sonra ‘Demokrat’ Parti tarafından çenesini kapatmasının söylendiği” yanıtını verdi.

New York Post gazetesi Adams’ın suçlanmasını “göçmen krizi konusunda Beyaz Saray’la girdiği mücadele” ile yan yana getiren imalı bir yazı yayınladı.

Fox News sunucusu Ainsley Earhardt ise, “Biden ailesine, Beyaz Saray’a, bu yönetime ya da üst düzey Demokratlara uymazsanız hayatınız mahvolabilir gibi görünüyor,” dedi.

Tablet: Yahudiler Adams’a sahip çıkmalı

Tablet Magazine’de İsrail doğumlu Liel Leibovitz imzasıyla yayınlanan bir makalede ise Amerikan Yahudilerinin Adams’a sahip çıkması gerektiği savunuldu.

Türklerin yanı sıra AIPAC, ADL ya da Bnai Brith’i destekleyen Siyonist Yahudilerin Adams’a bağış yaptığını kaydeden Leibovitz, bu bağışların suç sayılması halinde “Batı Şeria’daki bir yeşivada okuyan yeğeni olanlar bir yana, gözden düşmüş siyasi aktörler tarafından yapılan küçük ölçekli bağışlar”ın da suç sayılacağını öne sürdü.

İddianameyi “Adams dehşet gösterisi” olarak nitelendiren yazar, bunun devamında “yasa koyuculara İsrail’e bilgi toplama gezileri düzenleyerek ‘rüşvet verdikleri’ ve böylece İsrail hükümetinin bir kolu gibi hareket ettikleri gerekçesiyle büyük bir Yahudi kuruluşunun soruşturulmasının” geleceğini ve bunun da “Yahudi lobisi” ile bağlantılı her şeyi “siyasi olarak radyoaktif hale getireceğini” öne sürdü.

Leibovitz, yazısını şöyle bitirdi:

“Hukuk savaşının silahlarının Yahudilere çevrildiğini görmek istemediğim için; siyasi düşmanları kovuşturan ve dalkavukları cezasızlıkla ödüllendiren bir üçüncü dünya bataklığında yaşamak istemediğim için; ve Central Park’ta ya da metroda eşimi hedef alan çeteler ya da çocuklarımın gündüz okulunun ya da en sevdiğim koşer restoranın önünde ‘nehirden denize’ sloganları atan vahşiler istemediğim için; tüm bunlar ve daha fazlası için, Yahudiler ve New Yorklular için bir kahraman olan Belediye Başkanı Eric L. Adams’ın yanındayım. Yeniden seçildiğinde, kısmen cemaatimizin ve aklı başında tüm New Yorkluların desteği sayesinde, Türk lokumu dilimlerini gururla dağıtacağım.”

Amerika

New York eyaleti Kalshi platformuna 36 milyar dolarlık dava açtı

Yayınlanma

ABD’de New York Eyaleti Başsavcısı Letitia James, tahmin pazarı platformu Kalshi’ye lisanssız ve yasa dışı kumar oynattığı gerekçesiyle dava açtı. Eyalet yönetimi, şirketin New York’taki faaliyetlerinin yasaklanmasını, kullanıcılara fonlarının iade edilmesini ve en az 36 milyar dolar ceza ödenmesini talep ediyor.

New York Eyaleti Başsavcısı Letitia James, en büyük tahmin pazarı platformlarından biri olan Kalshi’ye karşı lisanssız yasa dışı şans oyunları düzenlediği suçlamasıyla dava açtı.

Eyalet yetkilileri, servisin eyaletteki faaliyetlerinin yasaklanmasını, kullanıcılara fonlarının geri ödenmesini ve şirketten en az 36 milyar dolar tahsil edilmesini talep ediyor.

New York yetkililerinin değerlendirmesine göre Kalshi, eyalet sakinlerinin eyalet şans oyunları komisyonundan lisans almadan spor, kültür olayları ve seçimler üzerine bahis oynamasına izin verdi.

Dava dilekçesinde ayrıca şirketin yasalarla öngörülen vergileri ödemediği ileri sürülüyor.

Tahmin pazarları (prediction markets), kullanıcıların “evet” veya “hayır” jeton-bahisleri satın alarak spor, siyaset ve daha birçok olayın sonucu üzerine bahis oynadığı platformlar olarak tanımlanıyor.

Bahsin piyasa fiyatı, olasılığa dair kolektif değerlendirmeyi yansıtıyor. Örneğin 0,20 dolar, olayın gerçekleşme şansının yüzde 20 olduğunu gösteriyor.

Kazanan jetonlar her biri için 1 dolar kazandırırken, kaybeden jetonlar sıfırlanıyor. Jetonlar, sonuç gerçekleşene kadar platformların içinde bir borsadaki gibi takas edilebiliyor.

Kalshi ve Polymarket bu alandaki en büyük iki platform konumunda. Kalshi, ABD Emtia Vadeli Ticaret Komisyonu (CFTC) lisansına, New York Menkul Kıymetler Borsasının (NYSE) işletmeci şirketinin desteğine ve televizyon kanalları, medya, spor birlikleri ile büyük kripto borsalarıyla ortaklıklara sahip.

Blokzincir üzerinde çalışan Polymarket ise başlangıçta kripto para ortamından çıktı. Her iki servis de milyarlarca dolarlık değerlemelere ve onlarca milyon dolarlık yatırımlara sahip.

New York yetkilileri davayla eş zamanlı olarak mahkemeden, yargılama sona erene kadar Kalshi’nin eyalet sakinlerine ilgili olay sözleşmelerini sunmasının yasaklanmasını istedi.

Eyalet yönetimi ayrıca, şirketin kullanıcılara fonlarını tamamen tazmin etmesini, bu ürünlerden elde edilen tüm geliri iade etmesini, yasa dışı yollardan elde edilen hasılatın üç katı tutarında ceza ve bu tür sözleşmelerin her bir teklifi için 100 bin dolar ödemesini talep ediyor.

Mahkeme belgelerine göre, talep edilen toplam tazminat miktarı en az 36 milyar doları bulabilir. Nihai miktar, tam finansal hesaplamanın ardından belirlenecek.

New York Eyaleti Valisi Kathy Hochul konuya ilişkin açıklamasında, “Kalshi, tüketicileri koruyan, sorunlu kumarın gelişmesini önleyen, önemli devlet programlarının finansmanını sağlayan ve tüm şirketlerin tek bir kurala göre çalışmasını garanti eden New York’un kumar yasalarını göz ardı etmeyi seçti” dedi.

CoinDesk’in hesaplamalarına göre, son Dünya Kupası sırasında Kalshi, Polymarket ve onların daha küçük ölçekli rakipleri 50 milyar dolardan fazla bahis işledi.

Bu miktar, tüm Amerikalı bahis şirketlerinin toplamından katbekat fazla bir büyüklüğe karşılık geliyor.

New York eyaletinin davası, düzenleyici kurum CFTC’nin mahkeme yoluyla ayrı eyaletlerin yetkililerinin CFTC onaylı tahmin pazarı platformlarına karşı tedbir uygulamasının yasaklanmasını talep etmesinin ertesi günü açıldı.

Daha önce ABD’nin diğer eyaletlerinin yetkilileri de Kalshi ve Polymarket ile mahkemelik olmuştu.

Tahmin pazarlarındaki kripto para bahisleri son iki yılda büyük popülerlik kazandı. Ancak ülkeler birbiri ardına tahmin pazarlarını yasa dışı kumar kapsamına alıyor.

Bu tür bahislerin yasa dışı olduğunu belirten ve Polymarket’i engelleyen son ülkelerden biri Çekya oldu.

Daha önce benzer tedbirler Almanya, Belçika, Romanya, İsviçre, Polonya, Yunanistan, Kıbrıs, Portekiz, İspanya ve Ukrayna tarafından alındı.

Hollanda, Fransa ve Birleşik Krallık da platformun faaliyetlerinin kumar mevzuatına girebileceğini bildirdi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Cumhuriyetçi senatörler Trump’ın Adalet Bakanı adayı Blanche’a karşı

Yayınlanma

ABD’de Cumhuriyetçi Senatörler John Cornyn ve Thom Tillis, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulması planlanan fonun iptal edildiğine dair yazılı garanti verilene kadar Todd Blanche’ın adalet bakanlığı adaylığını desteklemeyeceklerini bildirdi. İki senatörün muhalefeti üzerine Senato Yargı Komisyonundaki oylama iptal edilirken ABD Başkanı Donald Trump adaylığı geri çekebileceğini açıkladı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın bir sonraki adalet bakanı olarak belirlediği ve halen bakan vekili olarak görev yapan Todd Blanche’ın adaylığı, Senato Yargı Komisyonundaki iki Cumhuriyetçi üyenin muhalefeti nedeniyle belirsizliğe girdi.

Teksas Senatörü John Cornyn ve Kuzey Karolina Senatörü Thom Tillis, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulması önerilen “hukukun araçsallaştırılmasına karşı mücadele” fonunun tamamen kaldırıldığına dair yazılı bir garanti talep ediyor.

Senato Yargı Komisyonunda yer alan Cornyn veya Tillis’ten gelecek tek bir “hayır” oyu, Blanche’ın adaylık sürecini engelleme gücüne sahip bulunuyor. Komisyon, iki senatörün karşı duruşu nedeniyle perşembe sabahı yapılması planlanan oylamayı iptal etti.

İki senatörün Trump ile görüş ayrılığı yaşadığı tek konu Blanche’ın adaylığı değil. Kongre’den ayrılmaya hazırlanan ve Trump yönetimiyle sorun yaşayan diğer bazı Cumhuriyetçi milletvekilleri de başkanın çeşitli pozisyonlarına karşı tavır alıyor.

“YOLO” grubu ve Kongre’deki dengeler

Kongre çevrelerinde şakayla karışık “YOLO” grubu olarak adlandırılan bu yapı, ocak ayında görev süreleri dolacak olan ve artık Trump’a siyasi bir bağımlılığı kalmadığı belirtilen Cumhuriyetçilerden oluşuyor.

İngilizce “sadece bir kez yaşarsın” (you only live once) ifadesinin kısaltması olan “YOLO”, gelecekteki sonuçları önemsemeden hareket eden tavırları tanımlamak için kullanılıyor.

Bu gruptaki isimlerin bir kısmı emekli olmayı tercih ederken, bir kısmı ise Cumhuriyetçi Parti içindeki ön seçimlerde Trump’ın desteklediği adaylara karşı kaybetti.

Senatoda bu grupta yer alan isimler arasında, bu yılki ön seçimleri kaybeden Teksas Senatörü Cornyn ve Louisiana Senatörü Bill Cassidy ile Trump’ın “Tek Büyük, Güzel Yasa” tasarısı nedeniyle başkanla ters düşerek geçen yıl emekli olacağını açıklayan Kuzey Karolina Senatörü Tillis bulunuyor. Her üç isim de önemli konularda başkanla görüş ayrılığı yaşadı.

Temsilciler Meclisinde ise Trump’ın müttefiki bir adaya ön seçimi kaybeden Kentakki Temsilcisi Thomas Massie ile yıl sonunda emekliye ayrılacak olan Nebraska Temsilcisi Don Bacon bu grupta yer alıyor.

Trump adaylığı geri çekebileceğini belirtti

YOLO grubunun farklı üyeleri başka konularda Trump’a karşı gelse de Blanche’ın adaylığının onaylanmasında kilit rolü Cornyn ve Tillis elinde tutuyor.

Senato Yargı Komisyonu Başkanı Chuck Grassley’nin, Blanche’ın Adalet Bakanlığına kalıcı olarak atanmasını değerlendirmek üzere yapılması planlanan toplantıyı iptal etmesinin ardından Trump, perşembe günü yaptığı açıklamada adaylığı geri çekmeyi değerlendireceğini söyledi.

Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda Cornyn ve Tillis’in Blanche’ın adaylığı konusunda net bir tutum sergilemekten kaçındığını vurguladı.

Trump paylaşımında, “Todd Blanche bir YILDIZ ve herkes bunu biliyor! Tüm zamanların en büyük adalet bakanlarından biri olma potansiyeline sahip” ifadelerini kullandı.

Açıklamasına devam eden Trump, “Ancak Teksaslı John Cornyn ve Kuzey Karolina’dan Thom Tillis -ki her ikisini de desteklemeyi reddettim ve siyasi kariyerleri benim bu hareketimle sona erdi- her durumda bakan vekili olarak kalacak olan bu harika adaya oy vermeyi reddediyorlar” diye yazdı.

1,8 milyar dolarlık fon tartışması

İki senatörün muhalefetinin merkezinde, Adalet Bakanlığının “taraflı tutumunun” mağduru olduğunu iddia eden kişilere ödeme yapması öngörülen 1,8 milyar dolarlık “adaletin araçsallaştırılmasına karşı mücadele” fonu yer alıyor.

Kongre’deki her iki partiden eleştirmenler, bu fonun 6 Ocak 2021’deki Kongre baskınına katılanlar da dahil olmak üzere Trump’ın müttefiklerine para aktarma aracı olacağını belirterek fona karşı çıkıyor.

Trump, Adalet Bakanlığı ve ABD İç Gelir Servisi (IRS) arasındaki bir uzlaşmanın parçası olarak gündeme gelen fon hakkında Blanche, konunun artık “hükümsüz” olduğunu ve fonun gündemden kalktığını savundu. Ancak Cornyn, bu ayın başlarında Yargı Komisyonundaki onay oturumunda Blanche’ın bu iddiasına şüpheyle yaklaştı.

Cornyn, 15 Temmuz’da oturum salonunun dışında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Uzlaşma anlaşması tarafların yazılı izni olmadan değiştirilemez. Tarafların böyle bir yazılı izni yok ve kendisi de bunun bir sözleşme unsuru olarak yürürlüğe konulabileceğini kabul etti” dedi.

Teksas senatörü sözlerini şöyle sürdürdü: “Düzeltmeye çalıştığım kayıtlara geçmesi açısından bunun gerçekten önemli olduğunu düşünüyorum. Sorularıma dürüstçe yanıt verdi ancak bu yanıtlar inevitably konunun kapandığı sonucuna varılmasını sağlamıyor. İleride tekrar gündeme getirilebilir.”

Cornyn, bu yılın başlarında Teksas’taki Cumhuriyetçi ön seçiminde Trump’ın desteklediği Teksas Başsavcısı Ken Paxton’a kaybettikten sonra Beyaz Saray’a yönelik eleştirilerini daha yüksek sesle dile getirmeye başladı.

Komisyondaki diğer Cumhuriyetçi senatör Tillis ise Blanche’ın adaylığına karşı çıkmasının Trump ile yaşadığı anlaşmazlıklardan kaynaklandığı yönündeki iddiaları reddetti.

The Independent gazetesinin haberine göre Kuzey Karolina senatörü perşembe günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Gerçek şu ki, başkandan hiçbir zaman destek talep etmedim, buna rağmen bana destek verdi. Başkan bu tür bir aracı kullandığı anda karşısında Tillis’in yanıtını bulurdu ama bunu hiçbir zaman yapmadı” diye konuştu.

Her iki senatör de fonun resmi ve kalıcı olarak iptal edildiğine dair güvence almadıkları sürece Blanche’ın komisyondan geçmesi yönünde oy kullanmayacaklarını bildirdi.

Blanche komisyondan geçse dahi göreve atanabilmek için Senato genel kurulunda basit çoğunluğun desteğine ihtiyaç duyacak.

Adalet Bakanlığına yönelik eleştiriler sürüyor

Senatör Cassidy, perşembe günü CBS News’ten Nikole Killion’a yaptığı açıklamada, Adalet Bakanlığının mevcut tutumundan “büyük endişe duyduğunu” belirtti. Cassidy, eski Beyaz Saray çalışanı ve 6 Ocak olaylarının kilit tanıklarından Cassidy Hutchinson hakkında soruşturma yürütmek üzere bir büyük jüri oluşturulduğuna dikkati çekti.

Cassidy, “Her Amerikalı Adalet Bakanlığının bir silah gibi kullanılmasından korkmamalı mı? Buna tatmin edici yanıtlar verilemiyorsa, o zaman muhtemelen başka birinin bu göreve gelmesi gerekir” dedi. Cassidy, Blanche’ın “iyi yanıtlar verebilmesi, Tillis ve Cornyn’e bu taahhüdü sunabilmesi ve Hutchinson’a bu süreçlerin neden yürütüldüğünü açıklayabilmesi durumunda yola devam edilebileceğini” ekledi.

Mayıs ayında yapılan ön seçimlerde Trump’ın desteklediği Temsilciler Meclisi Üyesi Julia Letlow’a kaybeden Cassidy, yenilgisinden bu yana geçen aylarda Trump yönetimini ve karşı çıktığı bazı Cumhuriyetçi politikaları açıkça eleştiriyor.

Louisiana senatörü, Blanche’ın adaylığına destek verip vermeyeceği konusunda renk vermeyerek perşembe günü gazetecilere “halen bilgi toplama aşamasında olduğunu” söyledi.

Diğer bazı Cumhuriyetçi senatörler de bu hafta yaptıkları değerlendirmelerde, tartışmanın ön planında Cornyn ve Tillis yer alsa da kendilerinin de adaylık ve fon konusunda endişeleri bulunduğunu bildirdi.

Cornyn ve Tillis perşembe günü Blanche ile bir görüşme gerçekleştirdi, bu nedenle taraflar arasında bir uzlaşma sağlanabileceği belirtiliyor.

Ancak Trump’ın adaylığı geri çekme düşüncesini hayata geçirmesi ihtimaline değinen Cornyn, ön seçimi kazanan Paxton’ın kasım ayındaki genel seçimi kazanmasının kesin olmadığını hatırlattı. Teksas Başsavcısı Paxton, seçilmesi halinde Trump yönetiminin yasama önceliklerine güçlü destek vereceğini taahhüt etmişti.

Buna karşın Paxton, kasım ayındaki seçimlerde Demokrat Eyalet Temsilcisi James Talarico karşısında zorlu bir yarışla karşı karşıya bulunuyor. Cook Political Report, Cornyn’in mayıs ayındaki ikinci tur yenilgisinin ardından bu yarışa ilişkin değerlendirmesini “Muhtemel Cumhuriyetçi” seviyesinden “Cumhuriyetçilere Kayıyor” seviyesine revize etti. Son anketlerde Demokrat adayın farkı açtığı görülüyor.

Cornyn perşembe günü yaptığı açıklamada, “Yani bizi istediği noktada getirdiğini düşünebilir. Ancak gerçek şu ki, Senatör Tillis ve benim yerimizi kimin alacağına dair bir garanti yok. Gelecek yıl elindeki kozlar şu ankinden daha zayıf olabilir. Bu talihsiz bir durum çünkü biz bu kavgayı büyütmemeye çalıştık” ifadelerini kullandı.

Kendi koltuğu “Demokratlara kayıyor” kategorisinde değerlendirilen Tillis de benzer bir uyarıda bulunarak sürecin ters tepebileceğini söyledi.

Tillis, fonun artık yürürlükte olmadığına dair beklentilerin karşılanması durumunda kendisini onaylamaya hazır bir grupla çalışmak yerine, Trump’ın bir sonraki Kongre’deki sandık sayılarını hesaba katması gerektiğini vurguladı.

Okumaya Devam Et

Amerika

Minnesota’da 30’dan fazla su tesisine siber saldırı

Yayınlanma

ABD’deki siber güvenlik yetkilileri, Minnesota eyaletinde 30’dan fazla belediye su tesisini hedef alan koordine siber saldırıları araştırıyor. İncelemelerde olası İranlı bilgisayar korsanlarına ait ayrıntılara ulaşıldığı bildirildi. Eyalet ve federal kurumlar, kamu hizmetlerinin aksamaması ve sistemlerin emniyete alınması için ortak çalışma yürütüyor.

ABD’deki siber güvenlik yetkilileri, Minnesota eyaletinde 30’dan fazla belediye su tesisini hedef alan koordine siber saldırıları inceliyor. Soruşturmada olası İranlı bilgisayar korsanlarına ait ayrıntıların yer aldığı belirtildi.

Minnesota Bilişim Teknolojileri (MNIT) kurumu Salı günü saldırılara ilişkin bir uyarı yayımladı.

Kurum; ABD Siber Güvenlik ve Altyapı Güvenliği Ajansı (CISA), ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA) ve Federal Soruşturma Bürosu (FBI) dahil olmak üzere federal kurumlarla koordineli bir inceleme yürüttüklerini duyurdu.

Uyarda yer alan bilgilere göre yetkililer, devam eden soruşturma nedeniyle “faaliyeti henüz belirli bir aktöre bağlamadıklarını” veya saldırıların tek bir aktöre atfedilemeyeceğini kaydetti.

Araştırmacılar, Minnesota genelindeki vakalar arasında saldırı zamanlamaları ve “kullanılan teknoloji türleri” de dahil olmak üzere benzerlikler tespit etmeyi başardı.

MNIT, Minnesota Sağlık Bakanlığının yerel su sistemleri üzerindeki etkileri araştırdığını ekledi. Kurum, şehirlerden “içme suyu kullanımlarını değiştirme” yönünde gelen “herhangi bir aktif talep” bulunmadığını bildirdi.

Pazar ve Pazartesi günleri gerçekleşen saldırılarda, operatörlerin kullandığı bilgisayar ekranları olan “programlanabilir mantıksal denetleyiciler” (PLC) ile “insan-makine arayüzleri” (HMI) hedef alındı.

Minnesota Bilgi Güvenliği Başkanı John Israel, eyaletin bilgileri federal kurumlara ilettiğini ve bu kurumların “bu faaliyeti daha geniş bir ulusal bağlamda değerlendirdiğini” söyledi.

CISA, FBI ve diğer federal kurumlar tarafından 22 Temmuz’da yayımlanan ortak bir uyarıda, İranlı bilgisayar korsanlarının su sistemlerini ve diğer PLC’leri hedef aldığı konusunda uyarıda bulunulmuştu.

Açıklamada ayrıca operasyonel teknoloji (OT) sahipleri ve operatörlerinin “doğrudan internet erişimini sınırlandırmalarının ve güvenli PLC kurulumunu sağlamalarının” önemi vurgulanmıştı.

FBI Siber Bölümü Direktör Yardımcısı Brett Leatherman söz konusu uyarıda, İranlı aktörlerin “ABD’nin kritik altyapısını hedef almaya” ve “Amerikalıların bağımlı olduğu temel hizmetleri aksatmaya devam ettiğini” ifade etmişti.

Bu durum, İran savaşı sırasında ABD’nin ülkedeki kritik altyapıyı hedef alan saldırılarını takip ediyor. ABD ordusu İran’daki bir liman tesisine, enerji altyapısına ve köprülere saldırılar düzenlemişti.

MNIT; su ve atıksu sistemlerine, internetten erişilebilen operasyonel teknolojileri tespit etmeleri ve tesislerdeki uzaktan erişim imkanlarını kontrol etmek gibi adımları derhal atarak sistem güvenliğini sağlamaları tavsiyesinde bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English