Diplomasi
Nobelli Machado ve Avrupalı dostları

Nobel Barış Ödülü sahibi Venezuelalı muhalif María Corina Machado, ABD Başkanı Donald Trump ve Latin Amerikalı müttefiklerinin yanı sıra, Avrupa’da da birçok dosta sahip.
Örneğin Almanya’nın bir önceki “trafik lambası” koalisyonunun küçük ortağı Hür Demokratlar (FDP) ile yakın bağları olan Friedrich Naumann Vakfı, sağcı Machado ve destekçileriyle “yıllardır yoğun bir şekilde” işbirliği yapmaktan “gurur duyduğunu” belirtti.
Venezuela’da birçok darbe girişimine karışan ve ülkesine yönelik Amerikan yaptırımlarını savunan Machado, bir süredir içinde Marine Le Pen’in Ulusal Birlik (RN) partisi ile Macaristan Başbakanı Viktor Orbán’ın partisi Fidesz’i de barındıran Avrupa Parlamentosu’ndaki (AP) sağcı ittifak Avrupa için Vatanseverler (PfE) ile de çalışıyor.
Machado’nun da bir konuşma yaptığı eylül ayındaki PfE etkinliği, “Reconquista başlıyor” sloganı altında düzenlendi. “Reconquista” (yeniden fetih), Endülüs döneminde İber Yarımadasındaki Hristiyanların, yarımadadaki Müslümanların varlıklarını ortadan kaldırma amaçları ve çabalarına verilen ad.
Chávez’e darbede de onun parmağı vardı
Venezuela’nın başkenti Caracas’ta, zengin ve muhafazakâr bir iş adamı ailesinden gelen María Corina Machado, başından beri Hugo Chávez (1999-2013) ve Nicolás Maduro (2013’ten beri) başkanlarına karşı muhalefetin aşırı sağ kanadının bir parçası olageldi.
Machado’nun imzası, Chávez’e karşı darbe sonrasında parlamentoyu ve Yüksek Mahkemeyi fesheden ve çok sayıda diğer yetkilinin görevini askıya alan 12 Nisan 2002 tarihli Carmona Kararnamesi’nde bile yer almıştı.
Wall Street Journal’da yer alan bir habere göre, Machado, 2019 yılında parlamento başkanı Juan Guaidó’yu tek taraflı olarak başkan ilan ederek darbe girişiminde bulunan sağcı Venezuela muhalefetinin dört aktivistinden biriydi.
O dönemde bu girişim Almanya ve AB tarafından açıkça desteklenmişti; ABD ise Guaidó’yu başkan olarak tanımış fakat plan sonuçta başarısız olmuştu.
Machado her zaman ABD ile yakın ilişkiler sürdürdü. Mayıs 2005’in sonunda, ABD Başkanı George W. Bush tarafından Beyaz Saray’da kabul edildi ve yaklaşık bir saat süren bir görüşme yaptığı söyleniyor.
Alman vakfı bağlantısı: Latin Amerika’da kirli darbeler
Ayrıca, FDP’ye yakın olan ve yakın zamanda yaptığı bir açıklamada “Machado ve destekçileriyle uzun yıllardır yakın bir şekilde çalıştığı için gurur duyduğunu” belirten Friedrich Naumann Vakfı ile de iyi ilişkileri var.
Friedrich Naumann Vakfı, 2017’den beri RELIAL (Red Liberal de América Latina) ağı aracılığıyla Machado’nun partisi Vente Venezuela ile bağlantılı.
RELIAL, 2004 yılında Friedrich Naumann Vakfı’nın girişimi ile kuruldu ve vakfın desteğini almaya devam ediyor. Ağ, Latin Amerika’nın dört bir yanından, her biri alt kıtanın “eski beyaz elitlerinin” çıkarlarını temsil eden sağcı liberal örgütleri bir araya getiriyor.
RELIAL üyeleri zaman zaman darbelerde de yer aldı. RELIAL üyesi Partido Liberal de Honduras (PLH) yetkilileri, Haziran 2009’da Tegucigalpa’daki darbede öncü rol oynadı.
Paraguay’daki Partido Liberal Radical Auténtico (PLRA) da, lideri Federico Franco Haziran 2012’de Asunción’da iktidarı ele geçirdiğinde RELIAL’ın bir üyesiydi.
Neofaşist olsa hadi neyse de bu klasik Latin Amerika faşisti!
AB’deki sağcı ‘Venezuela Koalisyonu’ Machado’ya ödül vermişti
Machado, Nobel Barış Ödülü’nü almadan önce, aşırı sağcı bir parlamento çoğunluğunun kurulmasına yardımcı olan bir oylama sonucunda Avrupa Parlamentosu’nun “Sakharov Ödülü”nü almıştı.
Bundan önce, Eylül 2024’te AP, 28 Temmuz 2024’te Venezuela seçimlerini kaybeden aday Edmundo González’i seçimlerin galibi olarak tanımayı öngören bir karar almıştı.
Karar, “merkez sağ” Avrupa Halk Partisi (EPP) ve İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin İtalya’nın Kardeşleri (FdI) partisinin de dahil olduğu milliyetçi-muhafazakâr Avrupa Muhafazakârları ve Reformcuları (ECR) tarafından önerilmişti.
Karar, PfE ve AfD’nin öncülük ettiği sağcı Egemen Uluslar Avrupası (ESN) grubunun birkaç üyesinin desteği sayesinde çoğunluğu elde etmişti.
Parlamento Ekim 2024’te Sakharov Ödülü’nü oyladığında, González ve Machado bu ödülü ancak ECR ve PfE’nin desteği sayesinde aldı.
O zamandan beri, sağın bütün renklerini bir araya getiren ve EPP, ECR, PfE ve kısmen ESN’nin desteklediği çoğunluk “Venezuela koalisyonu” olarak adlandırılıyor.
Avrupa’nın göbeğinde Hristiyan fetihçi ideoloji
Machado, bu yıl PfE ile işbirliğini yoğunlaştırdı. Örneğin, 8 Şubat’ta Madrid’de “Avrupa’yı Yeniden Büyük Yap” başlığıyla düzenlenen büyük bir PfE etkinliğine video konferans yoluyla katıldı.
Etkinlik, Latin Amerika’daki aşırı sağ ile iyi ilişkiler içinde olan İspanyol partisi Vox tarafından düzenlenmişti. Macaristan Başbakanı Viktor Orbán ve Marine Le Pen’in de katıldığı 8 Şubat etkinliğinde, haberlere göre “tüm konuşmacılar göçmenlere karşı sert eleştirilerde bulundu” ve “çoğu yeni bir ‘Reconquista’ çağrısında bulundu.”
Mayıs sonunda Machado, yine video konferans yoluyla bu yılki Muhafazakâr Siyasi Eylem Konferansı’nın (CPAC) Macaristan şubesinin etkinliğine katıldı.
Machado, 13-14 Eylül tarihlerinde Madrid’de Vox tarafından düzenlenen bir başka önemli etkinlik olan Europa Viva’ya da bir video konuşmasıyla katıldı.
“Reconquista Başlıyor” sloganıyla düzenlenen toplantıda, Vox başkanı Santiago Abascal, Avrupa Komisyonu’na atıfta bulunarak “Brüksel halifeliği”ni eleştirdi. Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei de toplantıda bir video konuşma yaptı.
Buna karşılık, PfE 10 Ekim’de Nobel Barış Ödülü sahibi Machado’yu tebrik ederek, Machado’nun “adalet ve özgürlüğün zaferi için barışçıl yollarla mücadele eden” “herkes için özel bir ilham kaynağı” olduğunu belirtti.
Machado ile Likud arasındaki iletim kayışı: Yeni Avrupa sağı
Machado’nun ilişkide olduğu İsrail’in yönetici partisi Likud da PfE’de gözlemci olarak yer alıyor.
Machado ve partisi Vente Venezuela, uzun zamandır İsrail’in sağ kanadı ile temaslarını genişletmiş durumda. 21 Temmuz 2020’de, Vente Venezuela’yı temsil eden Machado ve Likud’u temsil eden Eli Vered Hazan, birbirleriyle “ittifak” kurma niyetlerini açıkladıkları bir “Partiler Arası Anlaşma” imzaladılar.
Bu yılın 26 Şubatında, başkanın oğlu Donald Trump Jr., Machado ile röportaj yaptığı bir podcast yayınladı. Machado, en azından başkanın göreve başladığından beri kendisiyle konuşmadı ama Dışişleri Bakanı Marco Rubio da dahil olmak üzere ABD Dışişleri Bakanlığının önde gelen yetkilileriyle ayrıntılı görüşmeler yaptı.
Machado, göreve geldiğinden bu yana Venezuela üzerindeki baskıyı büyük ölçüde artıran ve uyuşturucu kartellerine ait oldukları kanıtlanmamış bir bahaneyle birkaç Venezuela gemisini ABD ordusu tarafından batıran Trump yönetiminin eylemlerini onaylıyor.
Bu süreçte Venezuela vatandaşlarının öldürüldüğü tartışmasız bir gerçek olmasına rağmen, buna katılıp katılmadığı sorulduğunda Machado, “bu suç altyapısının ortadan kaldırılmasının” iyi bir şey olduğunu düşündüğünü yineledi.
Machado, Trump’ı “şimdiye kadar sahip oldukları en büyük fırsat” olarak nitelendirdi.
Nitekim Machado, Nobel Ödülü’nü aldıktan sonra Trump’ı aradığını ve kendisine teşekkürlerini ilettiğini bildirdi ve ayrıca Trump’ın gelecek yıl bu ödülü “hak edeceğini” de söyledi.
Diplomasi
Five Eyes, gelişmiş yapay zeka için acil önlem çağrısı yaptı

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan oluşan Five Eyes istihbarat ittifakı, hükümetlerin ve şirketlerin savunmalarını aşabilecek yapay zeka modellerinin yıllar değil, aylar içinde ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. İttifak, hükümetler ile şirket yöneticilerini “hemen harekete geçmeye” çağırdı.
ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın oluşturduğu Five Eyes (FVEY) istihbarat ittifakı, geniş ölçekli siber saldırılar gerçekleştirebilen ve hükümetler ile şirketlerin savunmalarını aşabilen yapay zeka modellerinin yıllar içinde değil, birkaç ay içinde ortaya çıkmasının beklendiğini açıkladı.
İttifakın ortak açıklamasında, hükümetler ve şirket yöneticileri “hemen harekete geçmeye” çağrılırken, “Gelişmiş yapay zeka modellerinin mevcut sektör beklentilerini aşması bekleniyor. Bu sürecin zaman çizelgesi yıllar değil, aylardır” ifadelerine yer verildi.
ABD yönetimi haziran ayının başında, ulusal güvenliğe yönelik olası tehditler nedeniyle Anthropic tarafından geliştirilen Mythos modeline yabancı ülke vatandaşlarının erişiminin durdurulmasını istemişti.
ABD makamlarının talebinin ardından şirket, en güçlü yapay zeka modelleri olarak tanımlanan Mythos 5 ve Fable 5’i tüm kullanıcılar için devre dışı bıraktı.
The New York Post’un haberine göre Anthropic, ABD makamlarıyla işbirliği yapmayı kabul etti.
ABD Senatosu İstihbarat Komisyonu Başkan Yardımcısı Mark Warner da haziran ayında yaptığı açıklamada, Mythos’un ABD Ulusal Güvenlik Ajansının (NSA) gizli sistemlerinin neredeyse tamamını “haftalar içinde değil, saatler içinde” aştığını söyledi.
Daha önce Financial Times, kaynaklarına dayandırdığı haberinde NSA’nın siber operasyonlarda Claude Mythos’u kullanabileceğini yazmıştı.
Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, bu teknolojinin Çin ve İran gibi ülkelerin ağlarına sızmak için kullanılabileceğini belirtmişti.
OpenAI ise mayıs ayında, yapay zekanın yönetimi ve düzenlenmesi için ABD liderliğinde, Çin’in de katılımıyla küresel bir yapı oluşturulmasını savundu.
Şirket, söz konusu yapının işleyiş ve amaç bakımından, nükleer silahların yayılmasını önlemek amacıyla küresel güvenlik standartları belirleyen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansına (UAEA) benzer şekilde tasarlanabileceğini ifade etmişti.
Diplomasi
NATO yeni bir ‘Baltık Muharebesi’ne hazırlanıyor

The Telegraph, ABD ve NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir Rusya çatışmasına karşı lojistik hazırlıklarını yoğunlaştırdığını yazdı. Gazeteye göre BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD birlikleri hızlı üs konuşlandırma ve ikmal altyapısı kurma kabiliyetlerini test etti.
The Telegraph gazetesi, ABD ve diğer NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir çatışmaya yönelik lojistik hazırlıklar yürüttüğünü ve bölgenin Rusya ile yaşanabilecek yeni bir küresel karşılaşmanın merkezlerinden biri olarak değerlendirildiğini yazdı.
Gazetenin aktardığına göre, 4-19 Haziran tarihleri arasında düzenlenen BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD Deniz Kuvvetleri’nin mühendis birlikleri Seabees, Baltık kıyısında tekne rampaları ve çeşitli yapılar inşa ederek üslerin hızlı şekilde konuşlandırılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirdi.
ABD’li Teğmen Cody Robertson, “Belirlenen bir bölgeye ulaşma, kamp kurma ve bu merkezi savaş gücümüzü yansıtabileceğimiz bir nokta olarak kullanma kabiliyetimizi test ediyoruz” dedi.
The Telegraph, 1942 yılında kurulan Seabees birliğinin, eski ABD Başkanı ve General Dwight Eisenhower’ın “Muharebeler, harekatlar ve hatta savaşlar öncelikle lojistik nedeniyle kazanıldı ya da kaybedildi” sözüyle özetlenen anlayış doğrultusunda faaliyet gösterdiğini belirtti.
Haberde, Baltık Denizi’nin sekiz NATO ülkesi ile Rusya tarafından çevrelendiği ve İsveç’e bağlı Gotland ile Danimarka’ya bağlı Bornholm gibi stratejik öneme sahip adalarla çevrili olduğu kaydedildi.
Gazeteye göre NATO, bu adaları olası bir saldırının püskürtülmesinde ve karşı harekatlar için ileri üs olarak kullanmayı planlıyor.
Baltık’ın doğu kıyısında ise Rusya Baltık Filosu’nun konuşlu bulunduğu Kaliningrad bölgesi yer alıyor.
The Telegraph, Finlandiya ve İsveç’in 2023 ve 2024 yıllarında NATO’ya katılmasının ardından bölgenin kolektif savunmasının daha da öncelikli hale geldiğini yazdı.
Robertson da gazeteye yaptığı açıklamada, “Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılması, buradaki koşulları iyi tanımamızı daha da önemli hale getiriyor” ifadelerini kullandı.
Bununla birlikte gazetenin aktardığına göre, Letonya Güvenlik Kurumu’nun (SAB) eski başkanı Janis Kazocins, Rusya ile NATO arasında tam ölçekli bir çatışma yaşanma ihtimaline kuşkuyla yaklaştı.
Kazocins, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının henüz sona ermediğine işaret etti ancak Baltık ülkelerinin enerji altyapısına yönelik olası sabotajlara karşı kırılgan olmaya devam ettiği uyarısında bulundu.
Baltık Denizi’nde Kasım 2024 ile Şubat 2026 arasında bir dizi denizaltı kablosu arızası ve hasarı meydana geldi. Finlandiya ile Almanya arasındaki C-Lion1 kablosu Kasım 2024, Aralık 2024 ve Şubat 2026’da olmak üzere üç kez koptu. EstLink 2 enerji kablosu Ocak ve Aralık 2025’te devre dışı kaldı.
Litvanya ile İsveç arasındaki BCS East-West Interlink Kasım 2024’te, Letonya ile İsveç arasındaki fiber optik kablo Ocak 2025’te ve Rusya’ya ait Baltika kablosu ise Şubat 2026’da zarar gördü. Avrupa’daki bazı yetkililer bu olaylarda Rusya’dan şüphelendiklerini açıklamıştı.
Rus yetkililer ise kablo kopmaları ve NATO ülkelerindeki diğer sabotaj eylemleriyle bağlantılı oldukları yönündeki tüm suçlamaları reddediyor. Kremlin, Rusya’nın başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmediğini belirtiyor.
Washington Post, 19 Ocak’ta yayımladığı haberinde ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin istihbarat servislerinin, Moskova’nın söz konusu olaylarla bağlantılı olmadığı yönündeki değerlendirmeye eğilim gösterdiğini yazmıştı.
Letonya Dışişleri Bakanı Bayba Braze de gazeteye yaptığı açıklamada, Baltık’taki tatbikatların ABD’nin müttefiklerine bağlılığını ortaya koyduğunu belirterek, “BALTOPS-26’nın ölçeği her şeyi anlatıyor. Güçlü transatlantik işbirliği NATO’nun kolektif savunmasının temelini oluşturuyor ve mevcut güvenlik ortamında her zamankinden daha önemli” dedi.
Daha önce The Economist de Baltık Denizi’nin Rusya ile NATO arasında yaşanabilecek olası bir karşılaşmanın kilit alanlarından biri haline geldiğini yazmış, denizaltı altyapısının kırılganlığına ve bunun korunmasının ittifak açısından yarattığı zorluklara dikkat çekmişti.
Politico ise İsveç’in Gotland Adası’nı güçlendirerek adayı bir savunma merkezine dönüştürmeye çalıştığını aktarmıştı.
Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ve Denizcilik Kurulu Başkanı Nikolay Patruşev, Baltık bölgesinde çok uluslu NATO grubunun ortaya çıkmasının ardından bölgede “karmaşık bir durum” oluştuğunu söylemişti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise birçok kez Rusya’nın NATO ile savaşmak için herhangi bir nedeni ya da çıkarı bulunmadığını ifade etti.
Putin, “Rusya’nın NATO’ya saldırmak istediğini uydurdular. Aklınızı mı kaçırdınız? Şu masa kadar bile akıllı değil misiniz?” sözlerini kullanmıştı.
Diplomasi
Hindistan, Rusya’dan petrol alımında rekor kırdı

Kpler verilerine göre Hindistan’ın Rusya’dan petrol ve kömür ithalatı, Ortadoğu’daki savaş ve sevkiyat aksaklıkları nedeniyle haziran ayında rekor seviyelere ulaştı. Rusya’dan yapılan günlük petrol sevkiyatının haziranda 2,55 milyon varile çıkması beklenirken, Moskova Avustralya’yı geride bırakarak Hindistan’ın ikinci en büyük kömür tedarikçisi konumuna yükseliyor.
Hindistan, İran’da yaşanan gerilim nedeniyle tedarik zincirinde meydana gelen aksamalar ve yükselen fiyatlar karşısında Rusya’dan petrol ve kömür ithalatını artırıyor.
Reuters haber ajansının uluslararası analiz şirketi Kpler verilerine dayandırdığı habere göre, Rusya’dan Hindistan’a yapılan sevkiyatlar haziran ayında rekor düzeylere ulaştı.
Kpler tahminlerine göre, Rusya’nın Hindistan’a petrol sevkiyatı haziran ayında günlük 2,55 milyon varille rekor düzeye yükselecek.
Bu miktar, mayıs ayındaki günlük 2,13 milyon varillik sevkiyatı ve Mayıs 2023’teki günlük 2,16 milyon varillik düzeyi geride bırakıyor.
Rusya’nın Hindistan’ın haziran ayındaki toplam ithalatı içindeki payı ise yüzde 50’nin hemen altında gerçekleşecek. Bu oran, Ortadoğu’daki çatışmanın başladığı 28 Şubat öncesindeki üç aylık dönemde ortalama yüzde 23 seviyesindeydi.
Hindistan’ın Rus petrolüne yönelmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasının ardından piyasadaki arzı artırmak amacıyla ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin alımlara yönelik yaptırımları geçici olarak kaldırmasını izledi.
Ancak yaptırımlardan muafiyet süresi 17 Haziran’da sona erdi ve ABD Hazine Bakanlığı tarafından uzatılmadı.
Reuters, bu durumun Rus petrolü alımlarında azalmaya yol açabileceğini, ancak sürecin gidişatının Hindistan rafinerilerinin ve yetkililerinin Ortadoğu ülkelerinden sevkiyatlara dönme konusundaki istekliliğine bağlı olacağını belirtiyor.
Kpler öngörülerine göre, Suudi Arabistan’dan yapılan ithalatın haziran ayında günlük 349 bin varil seviyesinde kalması bekleniyor. Bu miktar, savaş öncesindeki üç aylık dönemde günlük ortalama 832 bin varil düzeyindeydi.
İthalat artışı Rus kömüründe de gözleniyor. Haziran ayında tüm kalitelerde Rus kömürü ithalatının, mayıs ayındaki 3,27 milyon tona kıyasla 3,16 milyon ton olarak gerçekleşmesi bekleniyor.
Her iki ay da geçen yılın mayıs ayında kaydedilen 3,76 milyon tonluk zirvenin ardından sırasıyla tarihin en yüksek ikinci ve üçüncü değerleri olarak kayda geçecek.
Rusya’nın haziran ayında Avustralya’yı geride bırakarak, Çin’den sonra dünyanın en büyük ikinci kömür ithalatçısı olan Hindistan’a en çok kömür sağlayan ikinci ülke konumuna geleceği tahmin ediliyor.
Ajansın değerlendirmesine göre Rusya, Hindistan’ın temel kömür tedarikçisi olma rolünü korumaya devam edecek; ancak Rus petrolünün gelecekteki alımları, ABD’nin Moskova’ya yönelik yaptırım politikasını olası sıkılaştırma adımlarına bağlı olacak.
Yeni Delhi petrol sevkiyatının yaptırımlardan etkilenmeyeceğini açıkladı
Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, haziran ayı ortasında yaptığı açıklamada, ülkesinin 2022 yılından bu yana küresel fiyatları dizginlemek amacıyla ABD’nin talebi doğrultusunda Rus petrolü alımlarını artırdığını belirtmişti.
Jaishankar, Rus hammaddesine yönelik Amerikan kısıtlamalarını eleştirerek, bu önlemlere büyük ilkeler süsü verilmemesi çağrısında bulunmuştu.
Hindistan Petrol ve Doğalgaz Bakanlığı Temsilcisi Sujata Sharma da mayıs ayında yaptığı açıklamada, Rusya’dan sevkiyatların devam ettiğini ve ABD’nin yaptırım muafiyetlerine ilişkin kararlarından bağımsız olarak süreceğini kaydetmişti.
Hindistan rafinerileri, 2025 yılında ABD baskısı ve Hindistan mallarına yönelik yüzde 25’lik gümrük tarifesi tehdidi nedeniyle Rusya’dan yaptıkları ithalatı azaltarak Suudi Arabistan ve Irak’a yönelmişti.
Ancak Reuters’ın verilerine göre, Ortadoğu’daki savaşın ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın ardından Hindistan firmaları mart ayı başında Rus petrolü alımlarını yeniden artırdı.
Rusya’nın Yeni Delhi Büyükelçisi Denis Alipov nisan ayı sonunda yaptığı açıklamada, Hindistan’ın kabul etmeye hazır olduğu miktarda hammaddeyi tedarik etmeye hazır olduklarını duyurmuştu.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da daha sonra yaptığı açıklamada, Moskova’nın Hindistan’a enerji taşıyıcıları sevkiyatına ilişkin anlaşmalara bağlı kaldığını doğrulamıştı.
Amerika6 gün öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Dünya Basını2 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4









