Bizi Takip Edin

Avrupa

Norveç Sayıştay raporu Ukrayna yardımlarında denetim eksikliği tespit etti

Yayınlanma

Norveç Sayıştay raporu, 2023’ten bu yana Ukrayna’ya aktarılan 140 milyar kronluk yardımın denetiminde ciddi açıklar olduğunu ortaya koydu. Sayıştay Başkanı Karl Eirik Schjøtt-Pedersen, yolsuzluk riskinin azaltılması için yeterli iç kontrol sisteminin bulunmadığını belirtti.

Norveç Sayıştay Başkanı Karl Eirik Schjøtt-Pedersen tarafından sunulan raporda, Ukrayna’ya sağlanan askeri yardımların finansal sürecinde herhangi bir yolsuzluk kontrol sisteminin bulunmadığı kabul edildi.

Norveç kurumları, 2023 yılından bu yana Ukrayna’ya toplam 140 milyar kron, yani yaklaşık 15 milyar dolar değerinde destek aktardı.

Norveç kurumları bu programın temel görevini yerine getirdiği görüşünü korusa da, işleyişe yönelik yapılan analizlerde çeşitli riskler tespit edildi.

Norveç Parlamentosu, mevcut durumu yardımlarda bir tür yolsuzluk toleransı olarak değerlendirdi.

Sayıştay Başkanı Karl Eirik Schjøtt-Pedersen, savaş halindeki bir ülkeye destek sağlanırken daha yüksek bir risk payının göze alınması gerektiğini ifade etti.

Schjøtt-Pedersen, yolsuzluk ve mali dolandırıcılık riskinin pratik düzeyde olabildiğince düşürülmesi gerektiğini ancak bu riskin, yardımların verimli kullanımıyla dengelenmesi zorunluluğunun bulunduğunu vurguladı.

Yetkili, Oslo’nun Kiev’e sağladığı desteklerin sahadaki gerçek karşılığı ve kullanım biçimi konusunda kesin bir güven verilemeyeceğini belirtti.

Schjøtt-Pedersen, yolsuzluk vakalarının yaşanmadığına veya yardımların uygun şekilde ulaştırıldığına dair bir güvencelerinin olmadığını kaydetti.

Raporda, Norveç’in askeri yardımlarının Kiev’in acil ihtiyaçlarını karşılamada etkili olduğu belirtilse de, fonların kullanımı üzerinde gerekli iç denetim mekanizmalarının kurulmadığı ifade edildi.

Savunma Bakanlığı’nın, anlaşmalar imzalanmadan önce projeler ve hibe alıcıları üzerinde sistemli bir risk değerlendirmesi yapmadığına dikkat çekildi.

Bakanlığın özellikle dolandırıcılık riskini göz önünde bulundurmadığı, bu durumun fonların amaç dışı kullanım ihtimalini artırdığı raporun bulguları arasında yer aldı.

Sayıştay, Savunma Bakanlığı’nın yardımların yerinde kullanımı sağlamak adına yeterli çabayı göstermediği sonucuna vardı.

Norveç hükümeti, 6 Mayıs tarihinde Ukrayna’ya 2,8 milyar kron, yani yaklaşık 302 milyon dolar değerinde ek askeri yardım yapılacağını duyurdu.

Hükümet açıklamasına göre bu kaynak, Ukrayna’nın her ay oluşturduğu ve Avrupa ülkelerinin ABD’den satın alma yaptığı öncelikli ihtiyaç listesi sistemi olan PURL kapsamında kullanılacak.

Norveç, PURL sistemi aracılığıyla Ukrayna’ya bugüne kadar toplamda 1,2 milyar doların üzerinde yardım ulaştırdı.

Avrupa

BBC, haber merkezinde yüzlerce kişiyi işten çıkaracak

Yayınlanma

İngiliz yayın kuruluşu BBC, yüzlerce çalışanın işine son vermeye hazırlanıyor. Şirket genelinde yaklaşık 2 bin kişinin işten çıkarılmasını öngören plan kapsamında ilk adımların önümüzdeki hafta atılması bekleniyor.

BBC, kurum genelinde yapılması planlanan radikal kadro kesintilerinin ilk aşaması olarak önümüzdeki hafta ana haber merkezindeki yüzlerce çalışanın işine son vermeyi planlıyor.

Yayın kuruluşu, hükümetle gelecekteki finansman modeli üzerinde yürüttüğü müzakerelerin son aylarına girildiğini bildirmişti.

Financial Times (FT) gazetesinin haberine göre yüzlerce milyon sterlinlik tasarruf sağlamayı hedefleyen kapsamlı planlar doğrultusunda, kurumun tüm birimlerine harcamalarını yaklaşık yüzde 10 oranında azaltmaları talimatı verildi.

Bu sürecin toplamda yaklaşık 2 bin kişinin işten çıkarılmasıyla sonuçlanması bekleniyor.

Planlarını önümüzdeki hafta ilk açıklayacak birim olan haber merkezleri, BBC’nin 20 bini aşkın personelinin yaklaşık dörtte birini istihdam ediyor.

Yapılacak duyurunun özellikle belirli radyo programlarını etkilemesi beklenirken, kurum içinden kaynaklar kesintilerin BBC izleyicileri ve dinleyicileri tarafından doğrudan hissedilebileceğini belirtiyor.

Farklı televizyon kanalları, uygulamalar, internet sitesi ve yerel bütçeler için içerik üreten haber birimindeki harcamaların büyük kısmını personel maliyetleri oluşturuyor.

Bu durum, bütçe kesintilerinin haber merkezinde, kurumun diğer birimlerine kıyasla çok daha fazla iş kaybına yol açmasına neden oluyor.

Google’ın eski yöneticilerinden olan ve BBC Genel Direktörlüğü görevini üstlenen Matt Brittin, geçen ay FT’ye verdiği mülakatta, kurumun finansal açıdan sürdürülebilir bir geleceğe kavuşması için zorlu ve “hoş karşılanmayacak kararlar” almak zorunda olduğunu ifade etmişti.

Brittin, çalışanlardan gelen geri bildirimlerin, mevcut personelin aşırı çalışmasına yol açacak aşamalı ve küçük kesintilerden kaçınılması yönünde olduğunu aktarmıştı.

Gazetenin haberine göre BBC genelinde işe alımlar ve seyahat harcamaları kontrol altına alınırken; yönetim danışmanlığı, konferanslar, ödüller ve etkinliklere yönelik bütçeler de kısıldı.

FT, Genel Direktör Brittin’in mevcut ekiplerdeki bütçeleri kısarken, diğer yandan genç izleyicileri çekmek amacıyla iPlayer dijital yayın platformunun geliştirilmesi ve YouTube içeriğinin genişletilmesi gibi geleceğe yönelik hizmetlere yatırım yapma dengesini kurması gerektiğini yazdı.

FT’nin ulaştığı bilgilere göre İngiltere hükümeti, BBC’nin temel gelir kaynağı olan televizyon ruhsat ücreti için yeni bir model üzerinde çalışıyor.

Bakanlar kurulunun, bu ücreti özel dijital yayın platformlarını da kapsayacak şekilde genişletme seçeneğini değerlendirdiği belirtiliyor.

Mevcut sistemde ruhsat ücreti, herhangi bir kanalda canlı yayın izlemek ya da BBC iPlayer kullanmak için zorunlu tutulurken, Netflix gibi platformlardaki seç-izle içerikleri için bu ücret talep edilmiyor.

BBC, mart ayının sonunda İngiliz televizyon yayıncılığının prestijli birimlerinden birinde kesintiye gitmişti. Kraliçe 2. Elizabeth’in cenazesi ile Kral 3. Charles’ın tahta çıkış töreni gibi büyük devlet törenlerini ekrana taşıyan altı kişilik BBC Studios Events ekibi lağvedilmişti.

Birimden geriye sadece, 2011 yılında Prens William ile Kate Middleton’ın, 2018 yılında ise Prens Harry ile Meghan Markle’ın düğünlerinin yayın koordinasyonunu yürüten gazeteci Claire Popplewell kalmıştı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

İsveç’ten AB ülkelerine gölge filo çağrısı

Yayınlanma

İsveç Dışişleri Bakanı Maria Malmer Stenergard, Rusya’nın gölge filosuna ait tankerlerin Baltık Denizi’ne ulaşmadan önce diğer Avrupa sularından geçtiğini belirterek, AB ülkelerini ortak sorumluluk almaya çağırdı. Brüksel’de yeni yaptırım paketi tartışılırken, İngiltere de ilk kez bir Rus tankerini engellediğini duyurdu.

İsveç, Rusya’nın gölge filosuyla mücadele edilmesi için diğer Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelere ortak hareket etme çağrısında bulundu.

Financial Times’ın (FT) haberine göre, İsveç Dışişleri Bakanı Maria Malmer Stenergard; İsveç, Fransa, Belçika ve İngiltere’nin Rus tankerlerini engellediğini, ancak diğer bazı ülkelerin bu konuyu görmezden geliyor gibi göründüğünü ifade etti.

Dışişleri Bakanı Stenergard, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ile Kıbrıs Dışişleri Bakanı Konstantinos Kombos’a gönderdiği mektupta, “Gölge filo, Baltık Denizi’ne ulaşmadan önce diğer Avrupa sularından geçiyor. Tüm AB üyesi devletlerin bu gemileri destekleyen ekosistemi caydırmak için sorumluluğu paylaşması hayati önem taşıyor” dedi.

Yeni yaptırım paketi öncesi çağrı

Financial Times, Stenergard’ın mektubunun, Rusya’ya yönelik yeni yaptırım paketinin tartışılacağı AB bakanlar toplantısının öncesinde gönderildiğine dikkat çekti.

Gazeteye göre, yapılacak görüşmelerin merkezinde Rusya’nın petrol ihracatını hedef alan önlemler yer alıyor.

Gelişmeler sürerken, düşünce kuruluşu Bruegel bünyesindeki analistler, Avrupa’daki “petrol şokunun” yakında bir arz krizine dönüşebileceği ve Avrupa Birliği’nin olası bir tedarik sıkıntısına karşı hazırlıklara başlaması gerektiği konusunda uyarıda bulunuyor.

İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Rusya’nın gölge filosuna ait bir tankerin engellendiğini açıkladı. İngiltere hükümeti tarafından yapılan detaylı açıklamada, İngiliz kuvvetlerinin ilk kez Rus gölge filosuna ait bir gemiye müdahale ettiği bilgisi verildi.

Rusya ise Batılı ülkelerin iddialarını ve uyguladığı yaptırımları yasa dışı olarak nitelendiriyor. Rusya Federal Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı ve Denizcilik Kurulu Başkanı Nikolai Patruşev, AB ülkelerinin deniz hatlarında haydutluk yapmak amacıyla “gölge filo” kavramını uydurduğunu berirtti

Rusya Dışişleri Bakanlığı da AB ülkelerinin “gölge filo” terimi altında deniz yollarında haydutluk faaliyeti yürüttüğünü belirterek, uluslararası deniz hukukunda böyle bir kavramın bulunmadığına dikkat çekti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise 2025 yazında yaptığı açıklamada, söz konusu gölge filo da dahil olmak üzere Rusya’ya zarar verme girişimlerinin genel sorunlara yol açacağını ifade ederek, “Bu durum, en başta bize zarar vermeye çalışanlar için sorun yaratacaktır” değerlendirmesinde bulunmuştu.

Patruşev’den seyrüsefer güvenliği ve Rusya Federasyonu’nun deniz sınırları üzerine

Okumaya Devam Et

Avrupa

Edi Rama, Arnavutluk’taki göstericilere “hayvan” dedi

Yayınlanma

Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, “Flamingo Devrimi”ne sert tepki göstererek, kalabalığın eylemlerini eleştirdi ve protestocuların bir kesimini “hajvan” olarak nitelendirdi.

Hajvan”, Arnavutçada kabaca “hayvan”, “hayvan kadar salak”, “medeniyetsiz kişiler” gibi anlamlara geliyor.

Rama, haftalık podcast’inde, protestocuların bir kısmının, devam eden gösteriler hakkında konuşmayı reddettikleri için pop şarkıcılarının konserlerini boykot etme çağrısında bulunmalarını ve kamuoyu önünde tavır almayı reddedenlere karşı “çevrimiçi şiddet” ve tehditlerde bulunmalarını kabul edilemez bulduğunu söyledi.

Bu açıklamalar, eylemler 14. gününe girerken, Arnavutların hafta sonu başbakanın istifasını talep eden şimdiye kadarki en büyük gösteride Tiran’ı doldurmasıyla geldi.

Cumartesi günkü protestoda tahmini 100.000-200.000 kişi sokağa çıktı. Gösteriler barışçıl bir şekilde devam etti; çocuklar, yaşlılar ve aileler katıldı ve hatta çocukların çizim ve boyama yapabileceği bir alan bile ayrıldı.

İkinci haftasına giren protesto, Jared Kushner ile bağlantılı lüks bir tatil köyünün iptal edilmesi taleplerinden, 1991’deki sosyalist sistemin çöküşünden bu yana Arnavutluk’ta görülen en büyük hükümet karşıtı gösterilerden biri haline geldi.

Rama, protestoda kullanılan ve “Arnavutluk, Arnavutlarındır” diyen sloganı da kınadı.

Bunun, “dışarıda kalan hiç kimsenin hoş karşılanmadığı anlamına geldiğini” savunan Rama, “tıpkı Almanya’nın ‘Almanlar için’ olduğu ve ardından yıllarca Avrupa’nın ‘kara koyunu’ haline geldiği gibi” diyerek Nazi Almanya’sına işaret etti.

“Flamingo Devrimi”ni destekleyen gösteriler hem dünya çapında hem de Tiran’da pazar günü devam etti.

Bu kapsamda New York ve Berlin’den Viyana ve Londra’ya kadar çeşitli şehirlerde mitingler düzenlendi.

Öte yandan Flamingo Devrimi yayıldıkça Rama, protestoları körüklediği gerekçesiyle İran’ı kamuoyu önünde suçladı.

İslam Cumhuriyeti’ne yönelik sert bir açıklamada Rama, Tahran’ı siber terörizmle, Arnavut kurumlarını hedef almakla ve “özgürlüğün kendisine” karşı düşmanlık beslemekle suçladı.

Ardından, İran’da yasaklı Halkın Mücahitleri örgütünü ülkesinde barındırma kararını , örgütün adını doğrudan anmadan tüm gücüyle savunmaya yöneldi ve üyelerini “sindirme, hapsetme ve öldürme yoluyla susturmaya çalıştığınız İranlı erkek ve kadınlar” olarak tanımladı.

Arnavutluk, daha önce ABD ve AB’nin “terör” listelerinde yer alan sürgündeki İranlı muhalefet grubu Halkın Mücahitleri’nin binlerce üyesinin, 2013 yılında Barack Obama yönetimi tarafından aracılık edilen bir anlaşma kapsamında Irak’taki Eşref Kampı’ndan ayrıldıktan sonra yerleştiği ülke.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English