Bizi Takip Edin

Asya

Okyanus dibinde ‘Soğuk Savaş’

Yayınlanma

Yaklaşık 1,4 milyon kilometrelik metal kaplı fiber kablolar, okyanusların dibinde internet trafiğini sorunsuz bir şekilde sağlıyor. Bu kabloların temini ve montajı Fransa, ABD ve Japonya menşeili şirketlere ait.

Çin hükümeti küresel pazara başarılı bir şekilde girmeye başladı. Ancak teknoloji alanında ABD bu durumdan rahatsız. Nedenini ise casusluk endişeleri olarak açıklıyor.

ABD yatırımını içeren uluslararası deniz altı kablo projelerinden rutin olarak engellenmesine rağmen Çinli şirketler, Çin ve birçok müttefik ülke için kablo üretimine devam etti.

Bu, küresel internet ağının temelini oluşturan altyapının sahibi ve yöneticisi konusunda tehlikeli bir bölünme korkusu yaratmış durumda.

Çinli şirketler konsorsiyumdan çıkarıldı

2018’de Amazon, Meta ve China Mobile, Kaliforniya’yı Singapur, Malezya ve Hong Kong’a bağlayan bir kablo üzerinde birlikte çalışmaya karar verdi. Ancak Washington’da Çin’in ABD kablolarına katılımını engellemek için bir dizi manevra, China Mobile’ın konsorsiyumdan çekilmesine yol açtı.

2021 yılında, 12.000 km’lik Cap-1 kablo hattının büyük bir kısmı halihazırda inşa edilmiş olmasına rağmen, Cap-1 başvurusu tamamen geri çekildi. Tartışmalar hakkında bilgi verilen iki kişiye göre, Çin’in başlangıçtaki müdahalesi ABD hükümeti için bir güvenlik endişesi olmaya devam etti.

İptal edilen projede yer alan bir kişiye göre, “Pasifik’te yüz milyonlarca dolar battı.” Meta ve China Mobile, yorum taleplerine yanıt vermezken. Amazon konuyu gündeme dahi taşımadı.

Son beş yılda, Çin ve ABD arasında arasındaki gerilim tırmanırken, Washington’da “Çin casusluğuna” karşı korkusu sürekli tırmanış gösterdi. ABD hükümeti on yıllar boyunca uluslararası işbirliğiyle gelişen iç içe geçmiş bir internet kabloları ağını son zamanlarda parçalamaya çalışıyor.

Çinli şirketlere olan ihtiyaç devam ediyor

Çin, Pakistan, Suudi Arabistan ve Rusya da dahil olmak üzere birçok ülke, hükümetlerinin üzerinde daha fazla kontrole sahip olacağı daha merkezi bir internet altyapısı oluşturma isteklerini birçok kez dile getirdiler. Ancak ABD’nin Çinli şirketleri dünyanın internet omurgasından dışlama çabaları güçlüklerle dolu. Financial Times’a göre, ABD yönetimi Pekin’e karşı fiberoptik savaşını sürdürürken bile, Çin’in sahip olduğu ve kullandığı gemiler, ABD’nin sahip olduğu fiber hatlarda karmaşık onarım çalışmaları yapmaya devam ediyor.

Kıtalararası verilerin yüzde 99’unu taşıyan ve dünya çapında yaklaşık 1.400 kıyı istasyonuna ulaşan 500’den fazla aktif ve planlanan denizaltı kablosu hattı var. Sektöre danışmanlık yapan TeleGeography, bu kablolar aracılığıyla her gün 10 trilyon dolardan fazla finansal işlemin iletildiğini tahmin ediyor.

Yıllardır, deniz altı kablo sektörü, büyük ölçüde devlete ait telekom operatörlerinin yatırımları tarafından yönlendirildi, ancak son on yılda teknoloji grupları onların yerini aldı. Google, Meta ve Microsoft dahil olmak üzere ABD teknoloji devleri, 2016 ile 2022 yılları arasında kablolara yaklaşık 2 milyar dolar yatırım yaptı ve dünya çapındaki toplamın yüzde 15’ini oluşturdu. Önümüzdeki üç yıl içinde, 3,9 milyar dolar daha yatırım yapılacak.

ABD ve Çin rekabeti okyanus dibinde mi sürecek?

Çin telekomünikasyon şampiyonu Huawei’nin, Birleşik Krallık merkezli denizaltı kablo tesisatçısı Global Marine ile neredeyse eşit bir şekilde sahip olduğu ortak girişimi, Huawei Marine aracılığıyla bir zamanlar denizaltı kablo pazarında başarılı bir şekilde ilerliyordu.

2019’da Trump yönetimi, Huawei’ye ve denizaltı kablosu ortaklığına ait telekom grubuna yaptırımlar uyguladı. Az bilinen bir Çinli kablo üreticisi olan Hengtong Group, Huawei Marine’i satın aldı ve adını HMN Tech olarak değiştirerek bu engeli aşmak istedi.

2020’de ABD hükümeti, ABD’yi doğrudan Çin’e veya Hong Kong’a bağlayan yeni kabloları fiilen yasaklayan Temiz Ağ girişimini de oluşturdu. ABD’yi Hong Kong’a bağlamak için Meta ve Google tarafından inşa edilen bir dönüm noktası niteliğindeki kablo hattı, inşaat çalışmaları devam ederken Washington tarafından engellendi. Geçen yıl hayata geçen Pasifik Hafif Kablo Ağı şimdi Filipinler ve Tayvan’a kadar uzanıyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Küresel internetin sağlığının devam etmesi, güvenilir telekomünikasyon altyapısının kolaylaştırdığı sınırlar arası serbest veri akışına bağlıdır. Ülkeler, kablosuz ağlar, karasal ve deniz altı kabloları, uydular, bulut hizmetleri ve veri merkezleri dahil olmak üzere tüm veri ekosisteminden güvenilir olmayan sağlayıcıları dışlayan uygun politika ve düzenleyici çerçeveler koyarak ulusal güvenlik, veri güvenliği ve mahremiyete öncelik vermelidir” ifadelerine yer verdi.

Çin’in deniz altı kabloları için küresel pazarda önemli bir rakip olma hırsı engellenmiş olsa da Pekin hala zemin kazanmanın yollarını arıyor.

Sektördeki kaynaklar, Çin hükümetine ait telekom şirketlerinin odak noktalarını hâlâ ticari ve siyasi etkiye sahip oldukları bölgelere kaydırmaya çalıştıklarını söylüyor.

Financial Times’a göre Çin hükümetine yakın bir kaynak, “Çin, bazı Asya, Afrika ve Latin Amerika ülkelerinde projelere liderlik edebiliyor” dedi.

Bant genişliği talebinin ve onu taşıyan kabloların dünyadaki diğer birçok bölgeden daha hızlı büyüdüğü Asya’da, China Telecom, China Mobile ve China Unicom şu anda Çin’i Singapur ve Japonya’ya bağlayacak iki büyük kablo projesi de dahil olmak üzere birçok büyük kablo projesine liderlik ediyor.

Bununla birlikte, Çinli şirketlerin bugün Batılı gruplarla bir kablo inşa etme ve onu Avrupa limanlarına bağlama konusunda da aynı engeller ile karşılaması mümkün.

Geçtiğimiz yıl Pakistan’ı Kenya üzerinden Fransa’ya bağlayan bir kablo hattı, tamamen finanse edildi ve HMN Tech de dahil olmak üzere Çinli şirketler tarafından inşa edildi.

Çin’in bu konuda başka kaldıraçları da var. Çin’de projeler üzerinde çalışan iki endüstri yöneticisine göre, Çin suları ve Güney Çin Denizi üzerinden kablo döşeyen şirketlere HMN Tech tarafından üretilen kabloları kullanmaları için çok fazla baskı uygulamaya başladı.

Constable’a göre Çinli şirketler, ülkenin yabancı gemilere olan bağımlılığını azaltmak için kablo döşemek ve bakımını yapmak üzere üç gemi görevlendirdi.

 Casusluk endişeleri  

Kabloların casusluk ve sabotajlara karşı savunmasızlığıyla ilgili artan endişe, bazı hükümetlerin karasuları konusunda daha koruyucu hale gelmesine yol açarak hem kablo döşeme hem de bakım izinlerinin alınmasında gecikmelere neden oldu. Endüstri yöneticileri, Endonezya ve Kanada da dahil olmak üzere birçok ülkenin, yalnızca belirli gemilerin ve personelin kendi münhasır ekonomik bölgeleri içinde kablo döşemesini ve bakımını yapmasını zorunlu kılmaya başladığını söylüyor.

Uzun süredir devam eden bakım anlaşmaları nedeniyle, çoğu zaman ülkelerin en hassas, kritik altyapıları ihtilaflı oldukları ülkeler tarafından onarılıyor. Diğerlerinin yanı sıra ABD telekomünikasyon şirketleri AT&T ve Verizon’a ait büyük bir kıtalararası fiber kabloda geçen yıl meydana gelen bir arıza, Çinli bir gemiden çalışan Çinli mühendisler tarafından onarıldı. Aynı yıl, aynı gemi Doğu Çin Denizi’nde bir kısmı Microsoft ve Japon telekomünikasyon grubu SoftBank’a ait olan başka bir arızalı kabloyu tamir etti.

Sektördeki uzmanlar, bu bakım çalışmalarının gerçekleştirildiği anların, bir kablonun kullanım ömrü boyunca bilgisayar korsanlığına ve hasara karşı en büyük savunmasızlık noktalarından bazıları olduğuna dikkat çekiyor. Bu tür onarımlarda veri yakalamak veya bozmak için cihazlar takılabildiğini iddia ediyorlar.

Snowden olayında ortaya çıkan sızıntılara göre Birleşik Krallık istihbarat servisi GCHQ daha önce İngiliz sahilindeki uluslararası kablo iniş istasyonlarından toplu veri toplamıştı.

Bazıları, deniz altı kablolarına ve iniş istasyonlarına kimin sahip olduğunun tartışmalı bir konu olduğunu, çünkü verilerin nispeten düzensiz bir şekilde sınırlar arasında dolaştığını ve bir ülkenin topraklarından geçerken hâlâ erişilebilir olduğunu iddia ediyor.

Asya

Güney Kore borsası Hindistan’ı geride bırakarak dünya altıncısı oldu

Yayınlanma

Güney Kore hisse senedi piyasası, yapay zeka sektörüne yönelik güçlü küresel ilginin etkisiyle Hindistan’ı geride bırakarak dünyanın en büyük altıncı borsası konumuna yükseldi. Bloomberg verilerine göre, Kospi endeksinin piyasa değeri 2026 başından itibaren yüzde 86’dan fazla artarak 5 trilyon dolara ulaşırken, Hindistan borsası gerileyerek yedinci sıraya yerleşti.

Güney Kore hisse senedi piyasası, Hindistan’ı geride bırakarak dünyanın en büyük altıncı borsası unvanını elde etti.

Seul yönetimindeki piyasalar, mayıs ayının başında da Kanada’yı geride bırakarak yedinci sıraya yerleşmişti.

Borsadaki bu yukarı yönlü ivmenin temel itici gücü olarak yapay zeka teknolojilerine yönelik devam eden yüksek küresel ilgi gösteriliyor.

Bloomberg tarafından yapılan hesaplamalara göre, Güney Kore hisse senedi piyasasının ana endeksi Kospi’nin toplam kapitalizasyonu, 2026 yılının başından bu yana yüzde 86’nın üzerinde bir artış kaydederek 5 trilyon dolara ulaştı.

Aynı dönemde Hindistan hisse senedi piyasasını temsil eden Nifty 50 endeksinin toplam hacmi ise gerileyerek 4,8 trilyon dolar seviyesine düştü.

Dünya borsaları sıralamasında güncel verilere göre ilk sırada 79,47 trilyon dolar piyasa değeriyle ABD yer alıyor. ABD’yi sırasıyla 15,09 trilyon dolarla Çin, 8,63 trilyon dolarla Japonya ve 7,24 trilyon dolar değerindeki Hong Kong piyasası takip ediyor.

Tayvan 5,15 trilyon dolarlık piyasa değeriyle listenin beşinci sırasında konumlanırken, hemen ardından 5,04 trilyon dolarla Güney Kore geliyor.

Hindistan ise bu gelişmeler neticesinde altıncı sıradan yedinci sıraya gerilemiş bulunuyor. Güney Kore, mayıs ayının başında da bu sıralamada Kanada piyasasını geride bırakmıştı.

Bloomberg, Güney Kore piyasasında gözlenen bu büyümenin arkasında, küresel yapay zeka endüstrisinin gelişimini sağlayan en büyük mikroçip üreticilerinin hisselerine yönelik yoğun talebin bulunduğunu aktardı.

Bununla birlikte analizde, yatırımcıların bahislerini ağırlıklı olarak yapay zeka sektöründe yoğunlaştırmasının, piyasada aşırı ısınma risklerine dair endişeleri de beraberinde getirdiği ifade edildi.

Reed Capital Partners Yatırım Direktörü Gerald Gan gelişmeye ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Bu büyüme, sonraki teknolojik inovasyon dalgasında Güney Koreli teknoloji şirketlerinin süregelen önemini vurguluyor. Aynı zamanda bu durum, küresel sermaye akışlarının bir zamanlar Batı piyasalarının gölgesinde kalan ancak günümüzde teknolojinin ve büyümenin geleceğini şekillendirmede giderek daha belirgin bir rol oynayan büyük Asya ekonomilerine doğru geniş çaplı kayışını yansıtıyor” ifadelerini kullandı.

Diğer taraftan Asset Value Investors Kıdemli Yatırım Analisti Ross McGarry, Güney Kore için asıl sınavın, bu büyüme performansını kurumsal yönetim alanında gerçekleştirilecek gerçek reformlar ve yapısal değişikliklerle koruyup koruyamayacağı olacağını ekledi.

Bloomberg analizine göre Hindistan, para birimi rupinin zayıflaması, rekor düzeydeki yabancı sermaye çıkışları ve doğrudan yapay zeka altyapısıyla ilişkili şirketlerin eksikliği nedeniyle küresel sıralamadaki konumunu kaybediyor.

Enerji kaynaklarının fiyatlarındaki artışın da enflasyon endişelerini tetikleyerek Hindistan piyasası üzerinde baskı oluşturduğu kaydedildi.

Gerald Gan, konuya ilişkin olarak “Yatırımcıların gözünde Hindistan’ın büyüme hikayesi, ülkenin artan iç ve dış siyasi zorluklarla karşı karşıya kalması nedeniyle dinamizmini giderek yitiriyor” değerlendirmesinde bulundu.

Güney Kore’nin piyasa kapitalizasyonunda öne geçmesine rağmen Hindistan ekonomisi, toplam gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYİH) büyüklüğünde Güney Kore’nin önünde yer almaya devam ediyor.

Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre Güney Kore’nin GSYİH’si 1,93 trilyon dolar seviyesinde bulunuyor.

Okumaya Devam Et

Asya

Çinli yapay elmas üreticileri yapay zeka ile yükselişte

Yayınlanma

Yapay zeka teknolojilerindeki küresel yükseliş, gelişmiş mikroçip üretiminde kritik bir soğutma bileşeni haline gelen Çinli yapay elmas üreticilerine rekor büyüme getirdi. Bloomberg’ün haberine göre sektördeki talep kaymasıyla birlikte Çinli laboratuvar üreticilerinin hisseleri hızla yükselirken, geleneksel metal üreticilerinin hisselerinde sert düşüşler kaydedildi.

Geleneksel olarak çoğunlukla mücevher sektörüyle ilişkilendirilen Çin üretimi sentetik elmaslar, yapay zeka çiplerinin soğutulmasında etkili bir malzeme olarak kullanılmaya başlandı.

Bloomberg’ün haberine göre, yapay elmaslar yapay zeka alanında daha güçlü yarı iletkenlerin üretilmesini sağlayan kritik bir bileşene dönüştü ve Çinli üreticiler bu yapay zeka patlamasının önemli yararlanıcıları haline geldi.

Bu gelişmenin ardından geçtiğimiz hafta sentetik elmas üreticilerinden Zhecheng Huifeng Diamond Technology Co. şirketinin hisseleri yüzde 51, SF Diamond Co. şirketinin hisseleri ise yüzde 40 oranında değer kazandı.

Yükseliş eğilimi bu hafta da devam etti. Söz konusu hisselerin gösterdiği performans, Şanghay ve Şençen menkul kıymetler borsalarında işlem gören en büyük ve en likit 300 hisse senedinin performansını takip eden CSI 300 endeksinin yüzde 1 seviyesindeki artışını geride bıraktı.

Bloomberg, baskı devre kartları ve optik modüller gibi donanım alanlarının aşırı yoğunlaştığı bir dönemde, yapay zeka yarı iletkenlerinde sentetik elmas kullanımının yeni ve niş bir segment olarak öne çıktığını bildirdi.

Sentetik elmaslar, mikroçiplerin soğutulmasında geleneksel olarak kullanılan bakır ve alüminyum malzemelerine alternatif bir çözüm sunuyor.

Huayuan Securities analistleri konuya ilişkin değerlendirmelerinde, “Elmas ile soğutma sektörel bir fikir birliği haline geliyor ve bu yöntemin yapay zeka ile veri merkezleri alanındaki uygulamasının genişlemesi bekleniyor” ifadelerini kullandı.

Elmas laboratuvarlarının hisselerindeki artışla eş zamanlı olarak, yapay zekaya yönelik iyimserlik ve renkli metallere olan talep nedeniyle daha önce yükseliş gösteren metal üreticileri Aluminum Corp. of China şirketinin hisselerinde yüzde 25, Jiangxi Copper Co. şirketinin hisselerinde ise yüzde 28 oranında düşüş kaydedildi.

Nomura’nın Çin teknoloji ve telekomünikasyon analisti Duan Bing, mevcut piyasa koşullarının sentetik elmaslar için avantajlı bir tablo ortaya koyduğunu belirtti.

Sentetik elmas üreticisi SF Diamond, Çin dışındaki müşterileri tarafından gerçekleştirilen testlerin ardından, kendi ürettiği malzemelere dayalı ısı emicilerin küçük partiler halinde sevkiyatına başladı.

Benzer şekilde, Henan Liliang Diamond Co. da yüksek güçlü ısı emici üretim projesinin ilk aşamasını başlattığını duyurdu.

Diğer taraftan, Rusya’nın en büyük elmas madenciliği şirketi Alrosa, 2025 yılının sonunda yayımladığı öngörüde dünyadaki doğal elmas üretiminin son 30 yılı aşkın sürenin en düşük seviyesine yaklaştığını bildirdi.

Söz konusu öngörüye göre, üretimin 150 milyon karata ulaştığı 2017-2018 dönemindeki seviyelerin ardından, düşüş eğiliminin 2026 yılında da devam ederek yıllık 95 milyon karata kadar gerileyebileceği tahmin ediliyor.

Okumaya Devam Et

Asya

Çin, Japonya ve Filipinler’in sınır görüşmelerine genişletilmiş deniz devriyeleriyle karşılık verdi

Yayınlanma

Pekin, Japonya ve Filipinler’in deniz sınırlarının belirlenmesine yönelik görüşmeleri başlatma kararına misilleme olarak Tayvan’ın doğusundaki sularda kolluk devriyeleri düzenlediğini duyurdu.

Çin Sahil Güvenliği’nden yapılan açıklamaya göre, Daishan gemisinin öncülük ettiği bir filo pazartesi günü “hukuka uygun olarak” kolluk devriyeleri gerçekleştirdi.

Çin Sahil Güvenliği Sözcüsü Jiang Lue açıklamada, “Bu, Japonya ve Filipinler’in Çin’in Tayvan adasının doğusundaki sularda deniz sınırlarının belirlenmesine yönelik müzakerelerin başlatıldığını tek taraflı olarak ilan etmesine karşı alınmış gerekli bir eylemdir. Söz konusu ilan, Çin’in toprak egemenliğini ve deniz hakları ile çıkarlarını ciddi biçimde ihlal etmektedir,” dedi.

Jiang, “Japonya ve Filipinler’i, Çin’in egemenliğini ve haklarını ihlal eden tüm yasa dışı eylemleri derhal durdurmaya çağırıyoruz,” diye ekledi.

Sahil güvenliğin ilgili sulardaki kontrol ve yönetimini güçlendirmeyi sürdüreceğini de belirten Jiang, Çin’in “toprak egemenliğini ve deniz hakları ile çıkarlarını kararlılıkla korumak” için somut önlemler alacağını söyledi.

ABD ve müttefikleri Japonya ile Filipinler dahil olmak üzere çoğu ülke, Tayvan’ı bağımsız bir devlet olarak tanımıyor ve Çin’e bağlı olduğunu kabul ediyor. Bu konuda Birleşmiş Milletler kararı da var. Ancak Washington, Çin’i çevreleme çabaları doğrultusunda Tayvan’a silah sağlamaya devam ediyor ve müttefiklerini de buna teşvik ediyor.

Japonya Başbakanı Sanae Takaichi ile Filipinler Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr. arasında Tokyo’da yapılan zirvenin ardından iki ülke, perşembe günü yayımladıkları ortak açıklamada, aralarındaki münhasır ekonomik bölgeyi (MEB) ve kıta sahanlığını belirlemek üzere “resmi müzakerelere başlama” konusunda mutabık kaldı.

Pekin, açıklanan görüşmeleri “tamamen yasa dışı ve hükümsüz” olarak kınayarak hem Tokyo hem de Manila nezdinde hızla resmi protesto girişiminde bulundu.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning cuma günü, “Sözde sınırlandırma görüşmeleri tamamen yasa dışıdır, geçersiz ve hükümsüzdür; Tayvan adasının doğusundaki bölgede Çin’in hak iddiaları ya da Çin’in meşru haklarını kullanması üzerinde hiçbir etkisi olmayacaktır,” dedi.

Tırmanan bu gerilim, Pekin ile hem Tokyo hem de Manila arasındaki ilişkilerin hâlihazırda gergin seyrettiği bir döneme denk geliyor. Tokyo ve Manila’nın her biri ABD’nin anlaşmalı müttefiki. Çin’in ayrıca Doğu Çin Denizi’nde Japonya ile, Güney Çin Denizi’nde ise Filipinler ile ayrı toprak anlaşmazlıkları bulunuyor.

Washington’ın kaynakları ve dikkati İran’daki savaşa yönelmiş, Beyaz Saray da Batı Yarımküre’yi stratejik önceliği haline getirmişken, Japonya ve Filipinler “Hint-Pasifik” olarak adlandırılan bölgede diplomatik temaslarını artırdı.

Bu süreç, diğer ülkelerle daha yakın güvenlik ve savunma bağları örmeyi de içerdi; bu da Pekin’in onları bölgede bloklar arası cepheleşmeyi teşvik etmekle suçlamasına yol açtı.

Japonya ve Filipinler ortak deniz sınırına sahip değil, ancak her iki ülke de yasal kıta sahanlıklarını 200 deniz milinin, yani 370 kilometre veya 230 milin ötesine genişletmeyi hedeflediğinden deniz tabanı iddiaları çakışabilir.

Japonya’nın Ryukyu Adaları’nın güneybatısında ve Filipinler’in Batanes Adaları’nın kuzeyinde yer alan bu örtüşen bölge, Tayvan’ın doğusunda bulunuyor.

Pekin’in en üst düzey devlet bağlantılı düşünce kuruluşu olan Çin Sosyal Bilimler Akademisi’nde araştırmacı Yang Xiao, “Tayvan adasının MEB’i ve kıta sahanlığı da bu bölgenin içinde yer alıyor. Bunlar Çin’in haklarıdır ve iki tarafın kendi aralarında müzakere edebileceği bir şey değildir,” dedi.

Yang, Çin devlet yayın kuruluşu CCTV ile bağlantılı bir sosyal medya hesabı olan Yuyuan Tantian’da pazar günü — Çin Sahil Güvenliği’nin devriyeyi duyurmasından önce — yayımlanan röportajında, Pekin’in Tokyo ve Manila’ya karşı “tarihi ve benzeri görülmemiş” karşı önlemler alacağını söyledi.

Yang, “Onlar [Japonya ve Filipinler] üç taraflı bir örtüşme bölgesinde müzakere ettiklerine göre, biz de Tayvan’ın [doğusundaki sularda] yargı yetkimizi ilerletmek için daha ileri adımlar atabiliriz,” dedi.

“Karşı taraf pervasız ve yıkıcı eylemlerde bulunacağına göre, biz de kaçınılmaz olarak yeni karşı önlemler devreye sokacağız” ifadelerini kullandı.

Yang, Tayvan’ın doğusundaki suları, ada sakinlerinin ekonomik faaliyetleri için asli bir deniz alanı olarak tanımladı.

“Eğer bu sular Japonya ve Filipinler arasında paylaştırılırsa, bu açıkça Tayvan adasındaki halkın çıkarlarına zarar verir,” diye ekledi.

Filipinler ve Vietnam ilişkilerini ‘geliştirilmiş stratejik ortaklık’ seviyesine yükseltti

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English