Bizi Takip Edin

Diplomasi

Parlamento raporu: İngiliz istihbaratı ‘denetim krizi’ yaşıyor

Yayınlanma

İngiltere Parlamentosu İstihbarat ve Güvenlik Komisyonu (ISC), ülkenin ulusal güvenlik mimarisini ve istihbarat topluluğunun faaliyetlerini mercek altına alan kapsamlı yıllık raporunu yayımladı.

2023 yılından bu yana yayımlanan ilk rapor olma özelliği taşıyan belge, MI5, MI6 (SIS) ve GCHQ gibi kurumların karşı karşıya olduğu operasyonel zorlukları ve değişen tehdit algısını detaylandırırken, denetim mekanizmalarındaki ciddi aksaklıklara dair çarpıcı veriler sundu.

Raporda, devlet kaynaklı tehditlerin, terör tehdidinin ve siber saldırıların eş zamanlı olarak yükselişe geçtiği bir dönemde, bu faaliyetleri parlamento adına denetlemekle yükümlü olan Komisyon’un “statülerinden kaynaklanan işlevlerini yerine getiremeyecek” noktaya geldiği belirtildi.

Denetim mekanizması kaynak krizinde

Raporun en dikkat çekici bölümlerinden biri, İngiliz İstihbarat Topluluğu’nun bütçesi ve personel sayısı hızla artarken, onları denetleyen Komisyon’un küçülmeye gitmek zorunda bırakılması oldu.

Belgeye göre, istihbarat kurumlarının bütçesi 2014 yılına kıyasla yıllık 3 milyar sterlin artış gösterirken, Komisyon’un bütçesi aynı dönemde reel olarak yüzde 23 oranında azaldı.

Benzer şekilde, MI5, GCHQ ve diğer güvenlik birimleri personel sayılarını ikiye katlarken, Komisyon personelinin yüzde 40 oranında azaldığı kaydedildi.

Komisyon üyeleri, bu durumun sadece idari bir mesele olmadığını, parlamentonun “gizli yürütülen ve kamu bütçesinden finanse edilen faaliyetleri” denetleme kabiliyetine doğrudan bir darbe vurduğunu vurguladı.

Raporda, Komisyon’un bağımsız bir ofise sahip olması gerektiği ve Kabine Ofisi’nin Komisyon personeli üzerindeki kontrolünün “kabul edilemez” olduğu ifade edildi.

Çin tehdidi ve “Bütüncül Devlet” yaklaşımı

Komisyon, Çin’in İngiltere’nin ulusal güvenliğine yönelik oluşturduğu tehdidi “kapsamlı ve karmaşık” olarak nitelendirdi.

Raporda, Çin istihbaratının “neredeyse kesinlikle dünyadaki en büyük istihbarat aygıtı” olduğu ve İngiltere’nin çıkarlarını “agresif ve üretken” bir şekilde hedef aldığı iddia edildi.

Pekin yönetiminin “bütüncül devlet” (whole-of-state) yaklaşımı kullandığına dikkat çekilen raporda, devlete ait şirketlerin, akademik kuruluşların ve hatta sıradan vatandaşların “casusluk ve müdahale operasyonlarına dahil edilebildiği” öne sürüldü.

Komisyon, İngiliz hükümetinin bu tehdide karşı geliştirdiği stratejiyi yetersiz bulduğunu ve politika geliştirme hızının tehdidin boyutuna kıyasla çok yavaş kaldığını belirtti.

Raporda, hükümetin Çin politikasına ilişkin şu ifadelere yer verildi:

“Hükümetin raporumuza yanıt verme çabasını memnuniyetle karşılıyorum. Ancak hükümetin yaptığı gibi, bulgularımızın güncelliğini yitirdiğini ima etmek yanıltıcıdır. Yayınlanmadan iki ay öncesine kadar ilgili tüm gelişmeleri izledik ve rapor boyunca not ettik. Hükümetin Çin politikasının geliştiği buzul hızı göz önüne alındığında bunu yapmak zor olmadı.”

Komisyon, hükümetin Çin’i, yeni yürürlüğe giren Ulusal Güvenlik Yasası kapsamındaki “Yabancı Nüfuz Kayıt Programı”nın (FIRS) “Geliştirilmiş Kademe”sine (Enhanced Tier) dahil etme konusunda isteksiz davranmasını eleştirdi.

Rusya ve İran detayları

Belgede, Rusya ve İran kaynaklı tehditlerin de yüksek seviyede seyrettiği iddia edilerek Rusya’nın “Ukrayna’ya verilen batı desteğini istikrarsızlaştırmak amacıyla Avrupa genelinde sabotaj kampanyalarına giriştiği” savunuldu.

İngiltere’nin Mayıs 2024’te Rus askeri ataşesini sınır dışı ettiği ve Rusya’ya ait bazı mülklerin diplomatik korumasını kaldırdığı hatırlatıldı.

İran’ın ise İngiltere topraklarında muhaliflere yönelik “suikast ve adam kaçırma planlarına devam ettiği” öne sürüldü.

Terör tehdidi “ciddi” düzeyde

İngiltere’deki terör tehdit seviyesinin “CİDDİ” (SUBSTANTIAL) düzeyinde kalmaya devam ettiği belirtildi. MI5 ve polis teşkilatının Mart 2017’den Mart 2025’e kadar 43 adet ileri aşamadaki terör saldırısı planını engellediği açıklandı.

Rapora göre, ülkedeki birincil tehdit kaynağı halen İslamcı terörizm olmaya devam ederken, Aşırı Sağcı Terör (ERWT) tehdidi de varlığını koruyor.

İsrail ve Hamas arasındaki çatışmaların İngiltere’deki aşırılık yanlısı gruplar üzerinde “rezonans etkisi” yarattığı ve El Kaide ile IŞİD gibi örgütlerin bu durumu kendi propagandaları için kullandığı ifade edildi.

Kuzey İrlanda bağlantılı terör tehdidinin ise “CİDDİ” seviyesine düşürüldüğü, ancak Yeni IRA gibi grupların saldırı niyetini koruduğu ve güvenlik güçlerinin baskısının sürdürülmesi gerektiği not edildi.

Başbakan ile görüşme krizi

Rapor, Komisyon ile Başbakan arasındaki ilişkilerde yaşanan kopukluğu da belgeledi. Komisyon’un 1994’teki kuruluşundan itibaren 20 yıl boyunca Başbakan ile yıllık düzenli toplantılar yaptığı, ancak son toplantının Aralık 2014’te gerçekleştiği belirtildi. On yılı aşkın süredir devam eden bu kopukluğun, denetim mekanizmasını zayıflattığı ifade edildi.

Ancak raporda, Temmuz 2024’teki genel seçimlerin ardından göreve gelen yeni Başbakan’ın bu durumu değiştirmek üzere adım attığı ve Komisyon ile görüşme talebini ilettiği bilgisine yer verildi. Komisyon, bu girişimi “olumlu bir angajman” olarak nitelendirdi.

Yasama ve yetki tartışmaları

Komisyon, 2023 Ulusal Güvenlik Yasası ve 2024 Soruşturma Yetkileri (Değişiklik) Yasası süreçlerine aktif katılım sağladığını belirtti. Özellikle “Üçlü Kilit” (Triple Lock) mekanizmasında yapılan değişiklikler sırasında, Başbakan’ın yetkilerinin devredilmesine ilişkin hükümetin önerdiği geniş yetkilere itiraz edildiği ve daha sıkı güvencelerin yasaya eklenmesinin sağlandığı vurgulandı.

Ayrıca, 2013 Adalet ve Güvenlik Yasası kapsamında imzalanan Mutabakat Zaptı’nın (MoU) güncelliğini yitirdiği eleştirisi getirildi.

İstihbarat faaliyetlerinin giderek daha fazla politika departmanlarına kaydırıldığı (örneğin Yatırım Güvenlik Birimi gibi), ancak bu birimlerin Komisyon’un denetim yetkisi dışında kaldığı belirtildi.

Komisyon, hükümetin “istihbarat ve güvenlik faaliyetlerinin tamamının denetlenmesi” taahhüdüne sadık kalması çağrısında bulundu.

“Yapay zeka, siber saldırıların hacmi ve etkisini artırdı”

GCHQ ve Ulusal Siber Güvenlik Merkezi’nin (NCSC) faaliyetlerine de değinilen raporda, yapay zekanın siber saldırıların hacmini ve etkisini artırmak için kullanıldığı uyarısı yapıldı.

Devlet destekli aktörlerin ve siber suçluların, yapay zeka araçlarını kullanarak daha karmaşık saldırılar düzenleyebileceği öngörüldü. Özellikle fidye yazılımı (ransomware) saldırılarının İngiltere’nin kritik ulusal altyapısına yönelik en acil tehdit olmaya devam ettiği belirtildi.

Raporda ayrıca, Çin merkezli “APT31” grubunun İngiliz milletvekillerini ve Seçim Komisyonu’nu hedef alan siber casusluk faaliyetlerine ve Rusya bağlantılı “Star Blizzard” grubunun “hackle ve sızdır” operasyonlarına dikkat çekildi.

İngiliz İstihbarat Topluluğu’nun (MI5, SIS, GCHQ) toplam bütçesinin 2023-24 mali yılında yaklaşık 4,9 milyar sterlin seviyesinde gerçekleştiği bilgisi de rapordaki mali veriler arasında yer aldı.

Diplomasi

Five Eyes, gelişmiş yapay zeka için acil önlem çağrısı yaptı

Yayınlanma

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan oluşan Five Eyes istihbarat ittifakı, hükümetlerin ve şirketlerin savunmalarını aşabilecek yapay zeka modellerinin yıllar değil, aylar içinde ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. İttifak, hükümetler ile şirket yöneticilerini “hemen harekete geçmeye” çağırdı.

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın oluşturduğu Five Eyes (FVEY) istihbarat ittifakı, geniş ölçekli siber saldırılar gerçekleştirebilen ve hükümetler ile şirketlerin savunmalarını aşabilen yapay zeka modellerinin yıllar içinde değil, birkaç ay içinde ortaya çıkmasının beklendiğini açıkladı.

İttifakın ortak açıklamasında, hükümetler ve şirket yöneticileri “hemen harekete geçmeye” çağrılırken, “Gelişmiş yapay zeka modellerinin mevcut sektör beklentilerini aşması bekleniyor. Bu sürecin zaman çizelgesi yıllar değil, aylardır” ifadelerine yer verildi.

ABD yönetimi haziran ayının başında, ulusal güvenliğe yönelik olası tehditler nedeniyle Anthropic tarafından geliştirilen Mythos modeline yabancı ülke vatandaşlarının erişiminin durdurulmasını istemişti.

ABD makamlarının talebinin ardından şirket, en güçlü yapay zeka modelleri olarak tanımlanan Mythos 5 ve Fable 5’i tüm kullanıcılar için devre dışı bıraktı.

The New York Post’un haberine göre Anthropic, ABD makamlarıyla işbirliği yapmayı kabul etti.

ABD Senatosu İstihbarat Komisyonu Başkan Yardımcısı Mark Warner da haziran ayında yaptığı açıklamada, Mythos’un ABD Ulusal Güvenlik Ajansının (NSA) gizli sistemlerinin neredeyse tamamını “haftalar içinde değil, saatler içinde” aştığını söyledi.

Daha önce Financial Times, kaynaklarına dayandırdığı haberinde NSA’nın siber operasyonlarda Claude Mythos’u kullanabileceğini yazmıştı.

Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, bu teknolojinin Çin ve İran gibi ülkelerin ağlarına sızmak için kullanılabileceğini belirtmişti.

OpenAI ise mayıs ayında, yapay zekanın yönetimi ve düzenlenmesi için ABD liderliğinde, Çin’in de katılımıyla küresel bir yapı oluşturulmasını savundu.

Şirket, söz konusu yapının işleyiş ve amaç bakımından, nükleer silahların yayılmasını önlemek amacıyla küresel güvenlik standartları belirleyen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansına (UAEA) benzer şekilde tasarlanabileceğini ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

NATO yeni bir ‘Baltık Muharebesi’ne hazırlanıyor

Yayınlanma

The Telegraph, ABD ve NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir Rusya çatışmasına karşı lojistik hazırlıklarını yoğunlaştırdığını yazdı. Gazeteye göre BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD birlikleri hızlı üs konuşlandırma ve ikmal altyapısı kurma kabiliyetlerini test etti.

The Telegraph gazetesi, ABD ve diğer NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir çatışmaya yönelik lojistik hazırlıklar yürüttüğünü ve bölgenin Rusya ile yaşanabilecek yeni bir küresel karşılaşmanın merkezlerinden biri olarak değerlendirildiğini yazdı.

Gazetenin aktardığına göre, 4-19 Haziran tarihleri arasında düzenlenen BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD Deniz Kuvvetleri’nin mühendis birlikleri Seabees, Baltık kıyısında tekne rampaları ve çeşitli yapılar inşa ederek üslerin hızlı şekilde konuşlandırılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirdi.

ABD’li Teğmen Cody Robertson, “Belirlenen bir bölgeye ulaşma, kamp kurma ve bu merkezi savaş gücümüzü yansıtabileceğimiz bir nokta olarak kullanma kabiliyetimizi test ediyoruz” dedi.

The Telegraph, 1942 yılında kurulan Seabees birliğinin, eski ABD Başkanı ve General Dwight Eisenhower’ın “Muharebeler, harekatlar ve hatta savaşlar öncelikle lojistik nedeniyle kazanıldı ya da kaybedildi” sözüyle özetlenen anlayış doğrultusunda faaliyet gösterdiğini belirtti.

Haberde, Baltık Denizi’nin sekiz NATO ülkesi ile Rusya tarafından çevrelendiği ve İsveç’e bağlı Gotland ile Danimarka’ya bağlı Bornholm gibi stratejik öneme sahip adalarla çevrili olduğu kaydedildi.

Gazeteye göre NATO, bu adaları olası bir saldırının püskürtülmesinde ve karşı harekatlar için ileri üs olarak kullanmayı planlıyor.

Baltık’ın doğu kıyısında ise Rusya Baltık Filosu’nun konuşlu bulunduğu Kaliningrad bölgesi yer alıyor.

The Telegraph, Finlandiya ve İsveç’in 2023 ve 2024 yıllarında NATO’ya katılmasının ardından bölgenin kolektif savunmasının daha da öncelikli hale geldiğini yazdı.

Robertson da gazeteye yaptığı açıklamada, “Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılması, buradaki koşulları iyi tanımamızı daha da önemli hale getiriyor” ifadelerini kullandı.

Bununla birlikte gazetenin aktardığına göre, Letonya Güvenlik Kurumu’nun (SAB) eski başkanı Janis Kazocins, Rusya ile NATO arasında tam ölçekli bir çatışma yaşanma ihtimaline kuşkuyla yaklaştı.

Kazocins, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının henüz sona ermediğine işaret etti ancak Baltık ülkelerinin enerji altyapısına yönelik olası sabotajlara karşı kırılgan olmaya devam ettiği uyarısında bulundu.

Baltık Denizi’nde Kasım 2024 ile Şubat 2026 arasında bir dizi denizaltı kablosu arızası ve hasarı meydana geldi. Finlandiya ile Almanya arasındaki C-Lion1 kablosu Kasım 2024, Aralık 2024 ve Şubat 2026’da olmak üzere üç kez koptu. EstLink 2 enerji kablosu Ocak ve Aralık 2025’te devre dışı kaldı.

Litvanya ile İsveç arasındaki BCS East-West Interlink Kasım 2024’te, Letonya ile İsveç arasındaki fiber optik kablo Ocak 2025’te ve Rusya’ya ait Baltika kablosu ise Şubat 2026’da zarar gördü. Avrupa’daki bazı yetkililer bu olaylarda Rusya’dan şüphelendiklerini açıklamıştı.

Rus yetkililer ise kablo kopmaları ve NATO ülkelerindeki diğer sabotaj eylemleriyle bağlantılı oldukları yönündeki tüm suçlamaları reddediyor. Kremlin, Rusya’nın başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmediğini belirtiyor.

Washington Post, 19 Ocak’ta yayımladığı haberinde ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin istihbarat servislerinin, Moskova’nın söz konusu olaylarla bağlantılı olmadığı yönündeki değerlendirmeye eğilim gösterdiğini yazmıştı.

Letonya Dışişleri Bakanı Bayba Braze de gazeteye yaptığı açıklamada, Baltık’taki tatbikatların ABD’nin müttefiklerine bağlılığını ortaya koyduğunu belirterek, “BALTOPS-26’nın ölçeği her şeyi anlatıyor. Güçlü transatlantik işbirliği NATO’nun kolektif savunmasının temelini oluşturuyor ve mevcut güvenlik ortamında her zamankinden daha önemli” dedi.

Daha önce The Economist de Baltık Denizi’nin Rusya ile NATO arasında yaşanabilecek olası bir karşılaşmanın kilit alanlarından biri haline geldiğini yazmış, denizaltı altyapısının kırılganlığına ve bunun korunmasının ittifak açısından yarattığı zorluklara dikkat çekmişti.

Politico ise İsveç’in Gotland Adası’nı güçlendirerek adayı bir savunma merkezine dönüştürmeye çalıştığını aktarmıştı.

Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ve Denizcilik Kurulu Başkanı Nikolay Patruşev, Baltık bölgesinde çok uluslu NATO grubunun ortaya çıkmasının ardından bölgede “karmaşık bir durum” oluştuğunu söylemişti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise birçok kez Rusya’nın NATO ile savaşmak için herhangi bir nedeni ya da çıkarı bulunmadığını ifade etti.

Putin, “Rusya’nın NATO’ya saldırmak istediğini uydurdular. Aklınızı mı kaçırdınız? Şu masa kadar bile akıllı değil misiniz?” sözlerini kullanmıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Hindistan, Rusya’dan petrol alımında rekor kırdı

Yayınlanma

Kpler verilerine göre Hindistan’ın Rusya’dan petrol ve kömür ithalatı, Ortadoğu’daki savaş ve sevkiyat aksaklıkları nedeniyle haziran ayında rekor seviyelere ulaştı. Rusya’dan yapılan günlük petrol sevkiyatının haziranda 2,55 milyon varile çıkması beklenirken, Moskova Avustralya’yı geride bırakarak Hindistan’ın ikinci en büyük kömür tedarikçisi konumuna yükseliyor.

Hindistan, İran’da yaşanan gerilim nedeniyle tedarik zincirinde meydana gelen aksamalar ve yükselen fiyatlar karşısında Rusya’dan petrol ve kömür ithalatını artırıyor.

Reuters haber ajansının uluslararası analiz şirketi Kpler verilerine dayandırdığı habere göre, Rusya’dan Hindistan’a yapılan sevkiyatlar haziran ayında rekor düzeylere ulaştı.

Kpler tahminlerine göre, Rusya’nın Hindistan’a petrol sevkiyatı haziran ayında günlük 2,55 milyon varille rekor düzeye yükselecek.

Bu miktar, mayıs ayındaki günlük 2,13 milyon varillik sevkiyatı ve Mayıs 2023’teki günlük 2,16 milyon varillik düzeyi geride bırakıyor.

Rusya’nın Hindistan’ın haziran ayındaki toplam ithalatı içindeki payı ise yüzde 50’nin hemen altında gerçekleşecek. Bu oran, Ortadoğu’daki çatışmanın başladığı 28 Şubat öncesindeki üç aylık dönemde ortalama yüzde 23 seviyesindeydi.

Hindistan’ın Rus petrolüne yönelmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasının ardından piyasadaki arzı artırmak amacıyla ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin alımlara yönelik yaptırımları geçici olarak kaldırmasını izledi.

Ancak yaptırımlardan muafiyet süresi 17 Haziran’da sona erdi ve ABD Hazine Bakanlığı tarafından uzatılmadı.

Reuters, bu durumun Rus petrolü alımlarında azalmaya yol açabileceğini, ancak sürecin gidişatının Hindistan rafinerilerinin ve yetkililerinin Ortadoğu ülkelerinden sevkiyatlara dönme konusundaki istekliliğine bağlı olacağını belirtiyor.

Kpler öngörülerine göre, Suudi Arabistan’dan yapılan ithalatın haziran ayında günlük 349 bin varil seviyesinde kalması bekleniyor. Bu miktar, savaş öncesindeki üç aylık dönemde günlük ortalama 832 bin varil düzeyindeydi.

İthalat artışı Rus kömüründe de gözleniyor. Haziran ayında tüm kalitelerde Rus kömürü ithalatının, mayıs ayındaki 3,27 milyon tona kıyasla 3,16 milyon ton olarak gerçekleşmesi bekleniyor.

Her iki ay da geçen yılın mayıs ayında kaydedilen 3,76 milyon tonluk zirvenin ardından sırasıyla tarihin en yüksek ikinci ve üçüncü değerleri olarak kayda geçecek.

Rusya’nın haziran ayında Avustralya’yı geride bırakarak, Çin’den sonra dünyanın en büyük ikinci kömür ithalatçısı olan Hindistan’a en çok kömür sağlayan ikinci ülke konumuna geleceği tahmin ediliyor.

Ajansın değerlendirmesine göre Rusya, Hindistan’ın temel kömür tedarikçisi olma rolünü korumaya devam edecek; ancak Rus petrolünün gelecekteki alımları, ABD’nin Moskova’ya yönelik yaptırım politikasını olası sıkılaştırma adımlarına bağlı olacak.

Yeni Delhi petrol sevkiyatının yaptırımlardan etkilenmeyeceğini açıkladı

Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, haziran ayı ortasında yaptığı açıklamada, ülkesinin 2022 yılından bu yana küresel fiyatları dizginlemek amacıyla ABD’nin talebi doğrultusunda Rus petrolü alımlarını artırdığını belirtmişti.

Jaishankar, Rus hammaddesine yönelik Amerikan kısıtlamalarını eleştirerek, bu önlemlere büyük ilkeler süsü verilmemesi çağrısında bulunmuştu.

Hindistan Petrol ve Doğalgaz Bakanlığı Temsilcisi Sujata Sharma da mayıs ayında yaptığı açıklamada, Rusya’dan sevkiyatların devam ettiğini ve ABD’nin yaptırım muafiyetlerine ilişkin kararlarından bağımsız olarak süreceğini kaydetmişti.

Hindistan rafinerileri, 2025 yılında ABD baskısı ve Hindistan mallarına yönelik yüzde 25’lik gümrük tarifesi tehdidi nedeniyle Rusya’dan yaptıkları ithalatı azaltarak Suudi Arabistan ve Irak’a yönelmişti.

Ancak Reuters’ın verilerine göre, Ortadoğu’daki savaşın ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın ardından Hindistan firmaları mart ayı başında Rus petrolü alımlarını yeniden artırdı.

Rusya’nın Yeni Delhi Büyükelçisi Denis Alipov nisan ayı sonunda yaptığı açıklamada, Hindistan’ın kabul etmeye hazır olduğu miktarda hammaddeyi tedarik etmeye hazır olduklarını duyurmuştu.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da daha sonra yaptığı açıklamada, Moskova’nın Hindistan’a enerji taşıyıcıları sevkiyatına ilişkin anlaşmalara bağlı kaldığını doğrulamıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English