Ortadoğu
Pentagon’un en üst düzey generali İran’a yönelik operasyonun riskleri konusunda uyardı

ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Dan Caine, İran’a yönelik olası bir askeri harekâtın mühimmat eksikliği ve müttefik desteği yetersizliği nedeniyle Amerikan personeli için ciddi riskler barındırdığı konusunda Beyaz Saray’ı uyardı. Washington Post’un ulaştığı bilgilere göre, mühimmat stoklarındaki azalma ve bölgesel müttefiklerin hava sahası konusundaki çekinceleri, operasyonel planlamayı karmaşıklaştırıyor.
Washington Post’un haberine göre Trump yönetimi İran’a yönelik saldırı seçeneğini değerlendirirken, Pentagon’un en üst düzey generali, kritik mühimmat stoklarındaki açıklar ve müttefik desteğinin eksikliğinin operasyon ile ABD personeli açısından ciddi riskler doğuracağı konusunda Başkan Donald Trump ve diğer yetkililere uyarıda bulundu. ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Dan Caine’in geçen hafta Beyaz Saray’da Trump ve üst düzey danışmanlarıyla yaptığı toplantıda bu endişelerini dile getirdiği aktarıldı.
Konuya vakıf kaynaklara göre Caine, ABD’nin İsrail’i savunma ve Ukrayna’ya destek faaliyetleri nedeniyle mühimmat stoklarının önemli ölçüde azaldığını, İran’a karşı yürütülecek geniş çaplı bir harekâtın bu nedenle zorluklarla karşılaşacağını vurguladı. Caine’in Beyaz Saray’daki söz konusu toplantıda yaptığı değerlendirmeler daha önce kamuoyuna yansımamıştı.
Orgeneral Caine müttefik desteği eksikliğine dikkat çekti
Pentagon’da bu ay gerçekleştirilen toplantılarda da Caine’in, olası bir İran harekâtının ölçeği, yapısı gereği barındırdığı karmaşıklık ve ABD tarafındaki kayıp ihtimali konusundaki kaygılarını dile getirdiği belirtildi. Konu hakkında bilgi sahibi ve ismini açıklamayan bir kaynağa göre general, müttefik desteğinin eksikliğinin herhangi bir operasyonu daha da zorlaştıracağını ifade etti.
Caine’in ofisinden yapılan açıklamada, başkanın en üst düzey askeri danışmanı olarak görevi gereği “ABD’nin güvenlik kararlarını alan sivil liderlere çeşitli askeri seçenekler ile bunların ikincil değerlendirmelerini, etkilerini ve risklerini sunduğu” belirtildi. Açıklamada ayrıca Caine’in bu seçenekleri gizli şekilde sunduğu kaydedildi. Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly ise Trump’ın “her konuda geniş bir görüş yelpazesini dinlediğini ve ABD ulusal güvenliği için en doğru olanı temel alarak karar verdiğini” söyledi. Kelly, Caine’i “Başkan Trump’ın ulusal güvenlik ekibinin yetenekli ve son derece değerli bir üyesi” olarak tanımladı.
Trump haberdeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirtti
Trump, haberin yayımlanmasının ardından sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, Caine’in “İran’la savaşa karşı olduğu” yönündeki iddiaların tamamen yanlış olduğunu kaydetti. Trump, generalin İran’la askeri bir çatışma görmek istemeyeceğini ancak böyle bir durumun gerçekleşmesi halinde bunun “kolay kazanılabilecek bir mücadele olacağı” görüşünde olduğunu ifade etti. Ancak Caine’in değerlendirmeleri hakkında Washington Post’a konuşan kaynaklar, Trump’ın iyimser nitelendirmesiyle çelişen bilgiler paylaştı.
Salı günü Beyaz Saray’da yapılan toplantıya Başkan Yardımcısı JD Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, CIA Direktörü John Ratcliffe, Savunma Bakanı Pete Hegseth ve Beyaz Saray danışmanı Stephen Miller’ın da katıldığı bildirildi. Axios tarafından daha önce de aktarılan Caine’in görüşleri, yönetim içinde yüksek güvenilirliğe sahip görülüyor. Bunun nedeni, generalin denetlediği iki büyük harekâtın başarıyla yürütülmesi: Yaz aylarında İran’ın nükleer tesislerine yönelik saldırı ve ocak ayında Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun kaçırıldığı operasyon. Caine’in görüşmelerine aşina bir kişi, generalin başkanın alacağı her kararı önceki harekatlarda olduğu gibi destekleyeceğini ve hiçbir seçeneği dışlamış gibi görünmek istemediğini belirtti.
Geniş kapsamlı bir operasyon aylar sürebilir
İran’a yönelik bir harekâtın ölçeği, Trump’ın stratejik hedeflerine bağlı olarak büyük ölçüde değişebilir. İran’ın füze programının etkisiz hale getirilmesi, Irak’tan üç kattan daha büyük bir coğrafyada yüzlerce hedefin vurulmasını gerektirebilir. Eski bir savunma yetkilisine göre bu hedefler arasında mobil füze rampaları, ikmal depoları, hava savunma sistemleri ve silahların taşınmasında kullanılan ulaşım ağları yer alıyor.
Trump’ın kamuoyunda dile getirdiği üzere hedef, İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’i devirmek olursa; hedef listesi komuta-kontrol merkezleri, güvenlik birimleri ve Hamaney’e bağlı kritik binalar dahil binlerce noktaya genişleyecektir. Eski savunma yetkilisine göre böyle bir operasyon haftalar ya da aylar sürebilir, çok daha fazla mühimmat gerektirebilir ve ABD güçlerini daha yoğun misilleme riskiyle karşı karşıya bırakabilir.
Sınırlı saldırı seçeneği şiddet sarmalı riski taşıyor
ABD yönetimi bölgeye büyük bir saldırı gücü konuşlandırdı. Trump, Washington açısından avantajlı koşullarda İran’ın nükleer programını sınırlandıracak bir anlaşmaya zorlamak amacıyla sınırlı bir saldırı seçeneğini de değerlendirdiğini kabul etti. İran anlaşmaya açık olduğunu belirtse de uranyum zenginleştirme kapasitesini sürdürme gibi konularda görüş ayrılıkları devam ediyor. ABD ve İran müzakerecileri arasındaki görüşmelerin bu hafta Cenevre’de yeniden başlaması planlanıyor.
Görüşmelere aşina bir kaynağa göre bazı ABD’li yetkililer sınırlı bir saldırıya karşı çıkıyor; çünkü bu tür bir adım, bölgede ABD askeri ve diplomatik personeline yönelik İran saldırıları da dahil olmak üzere öngörülemeyen karşılıklı şiddet sarmalını tetikleyebilir. Sınırlı saldırıyı savunanlar, İran’ın önceki ABD ve İsrail saldırılarına verdiği görece düşük yoğunluklu tepkilere ve ABD kayıplarını azaltmayı hedefleyen önceden haber verildiği iddia edilen misillemelere dikkat çekiyor. Ancak karşıt görüştekiler, Trump’ın rejim değişikliği olasılığını açıkça tartışmasının ve İran askeri yapısında muhafazakarların güç kazanmasının daha şiddetli bir yanıtı tetikleyebileceğini vurguluyor. Geçen hafta Trump’la bir araya gelen bazı bölgesel müttefikler de sınırlı bir saldırının İran’ı müzakere masasından uzaklaştırabileceği endişesini taşıyor.
Arap ülkeleri hava sahasını açmaya yanaşmıyor
İran’a yönelik bir saldırı, ABD’nin bölgedeki müttefikleriyle ilişkilerini daha da zorlayabilir. Üst düzey bir Körfez yetkilisi, Arap ülkelerinin Washington’a üslerinin İran’a yönelik bir saldırıda kullanılmasına izin vermeyeceklerini bildirdiklerini söyledi. İran’ın ABD operasyonuna destek veren ülkelere yönelik misilleme tehdidi de Washington’un hava sahasını kullanma izni konusunda soru işaretleri yaratıyor.
Eski bir Pentagon yetkilisi, müttefik desteğinin eksikliğinin görevi ciddi şekilde karmaşıklaştırdığını belirterek, “Arap ülkeleri hava sahasını açmazsa bunu nasıl yapacağız? Ülke genelinde yüzlerce, belki binlerce hedefi nasıl vuracaksınız?” diye konuştu.
Savunma sistemlerinde stok sorunu yaşanıyor
İran’dan fırlatılan balistik füzelere karşı ABD personelinin savunmasında kritik öneme sahip iki mühimmat olan THAAD ve Patriot hava savunma sistemleri, bölgedeki son askeri operasyonlarda yoğun şekilde kullanıldı. Patriot füzeleri aynı zamanda Ukrayna’nın en çok talep ettiği sistemler arasında yer alıyor. Ancak Savunma Demokrasileri Vakfı Askeri ve Siyasi Güç Merkezi Başkan Yardımcısı Ryan Brobst’e göre ABD, her yıl bu savunma sistemlerinden yalnızca birkaç yüz adet üretebiliyor ve bu miktar ihtiyacın oldukça altında kalıyor.
Donanmanın da standart füzelerinde sınırlı stok bulunuyor. Bölgeye sevk edilen binlerce ABD askerine yönelik riskleri azaltmak için bu füzeler kritik önem taşıyor. Ancak gemiden fırlatılan SM-2, SM-3 ve SM-6 mühimmatları, Kızıldeniz’de İsrail’e mal taşıyan gemileri hedef alan Husilere karşı ve İsrail’in balistik füzelere karşı korunması sırasında hızla tüketildi. American Enterprise Institute kıdemli araştırmacısı Mackenzie Eaglen’a göre bu füzelerin karmaşık üretim süreçleri nedeniyle her birinin yerine yenisinin üretilmesi iki yıl veya daha uzun sürebiliyor.
Eş zamanlı çatışmalar için hazırlık eksikliği vurgulandı
Yakın zamanda Pentagon’dan ayrılan Katherine Thompson, ABD’nin eş zamanlı çatışmaları finanse etmeye ve sürdürmeye hazır olmadığını belirterek, İran’la uzun süreli bir çatışmanın daha yüksek öncelikli çıkarlar açısından ciddi ödünler gerektireceğini ifade etti. ABD, bölgedeki personelini ve İsrail hedeflerini korumak için kuvvet takviyesi yaptı ancak tehlikeli bir denge sürüyor. Eski bir savunma yetkilisine göre İran füze envanterini koruduğu sürece ABD ve İsrail güçlerinin ya gelen saldırıları karşılaması ya da İran’ın fırlatma sahalarını geniş çaplı şekilde imha etmesi gerekecek.
Trump yönetimi değerlendirmelerini sürdürürken, ABD 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu’ya en büyük askeri yığınağını gerçekleştirdi. Pazartesi günü ABD, Lübnan’daki büyükelçiliğinden zorunlu olmayan personel ve aile üyelerinin ayrılmasını istedi. Trump’ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff, askeri saldırı tehdidine rağmen İran’ın neden ABD taleplerine boyun eğmediğini merak ettiğini belirtti. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise sosyal medyada yaptığı açıklamada, “Neden teslim olmadığımızı merak ediyorsunuz? Çünkü biz İranlıyız” yanıtını verdi.
Ortadoğu
BAE, veri merkezi planlarını revize ediyor

Birleşik Arap Emirlikleri, ABD dışında gerçekleştirilecek en büyük projelerden biri olan 5 gigawatt’lık yapay zeka veri merkezi projesinin planlarını sessizce revize ediyor.
BAE, İran savaşı sonrasında kritik altyapının nasıl ve nerede inşa edilmesi gerektiğine dair yeniden değerlendirme sürecine girdi.
Konuya yakın altı kaynağın Reuters’a verdiği bilgiye göre, başlangıçta Abu Dabi’de 26 kilometre kare büyüklüğünde bir kampüs olarak tasarlanan projenin, artık BAE genelinde yayılmış bir veri merkezi ağından oluşması muhtemel.
Kaynaklara göre, proje bu bakımdan yeniden şekillenecek.
Yetkililer, hava savunma sistemleri ve bazı tesislerin yer altına inşa edilmesi dahil olmak üzere, tesisleri insansız hava araçları ve füze saldırılarından daha iyi korumanın yollarını da değerlendirdiklerini belirttiler.
Amerikalı teknoloji şirketleriyle ortaklaşa inşa edilen BAE-ABD Yapay Zeka Kampüsü’ne ilişkin planlar, geçen yıl Başkan Donald Trump’ın zengin Körfez ülkesine yaptığı ziyaret sırasında duyurulmuştu.
Proje, ekonomisini petrolden uzaklaştırmaya çalışan BAE’nin küresel bir yapay zeka gücü olma hedeflerinin merkezinde yer alıyor.
Proje, BAE ulusal güvenlik danışmanı ve cumhurbaşkanının kardeşi Şeyh Tahnun bin Zayed el Nahyan’ın kontrolündeki yapay zeka şirketi G42 tarafından yürütülüyor.
Nvidia yapay zeka çiplerine ve diğer gelişmiş ABD teknolojilerine erişim karşılığında BAE, Çin ile yapay zeka alanındaki bağlarını kesmeyi ve Stargate girişiminin ABD’deki veri merkezlerine yatırım yapmayı kabul etmişti.
Stargate, OpenAI, Oracle ve SoftBank arasında yapay zeka altyapısı kurmak amacıyla kurulan bir ortak girişim.
Reuters, BAE yetkililerinin yeni bir ana planı sonuçlandırmaya ne kadar yaklaştığını veya önerilen değişikliklerin inşaat maliyetlerini ve zaman çizelgelerini ne ölçüde etkileyebileceğini belirleyemedi.
Stargate UAE olarak bilinen, 30 milyar dolarlık ve 1 gigawatt kapasiteli bir hesaplama kümesinden oluşan projenin ilk aşamasının inşaatı geçen yıl başladı.
İlk 200 megawattlık kapasitenin bu yıl devreye girmesi planlanıyor.
Projede G42 ile ortaklık yapan Oracle’ın Yönetim Kurulu Başkanı ve Teknoloji Direktörü Larry Ellison’a göre, proje tamamlandığında BAE’deki tüm devlet kurumlarını ve ticari kuruluşları dünyanın en gelişmiş yapay zeka modellerine bağlayacak yeterli kapasiteye sahip olacak.
Projede olası revizyonlara ilişkin Reuters’ın sorularına yanıt veren G42, yapay zeka kampüsü çalışmalarının planlandığı gibi ilerlediğini belirtti.
Şirket, ayrıntılara girmeden, “Projenin ayrıntıları, bu ölçekteki kritik altyapılardan beklenen güvenlik, dayanıklılık ve operasyonel standartlar doğrultusunda sürekli olarak gözden geçiriliyor,” dedi.
OpenAI, yapay zeka vizyonunu gerçekleştirmek için BAE ile birlikte çalıştığını ve “bunu hayata geçirmek için gerekli altyapı ve benimseme öncelikleri konusunda iyi ilerleme kaydettiğini” belirtti.
Kaynaklar Reuters’a, Tahran’ın İran’a yönelik ABD ve İsrail hava saldırılarına misilleme olarak, Amerikan kuvvetlerini barındıran Körfez komşularına füze ve insansız hava araçları fırlatmaya başlamasının hemen ardından Birleşik Arap Emirlikleri yetkililerinin yapay zeka altyapı planlarını gözden geçirmeye başladığını bildirdi.
Mart ayında gerçekleşen saldırılarda Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki iki Amazon Web Services (AWS) veri merkezi ile Bahreyn’deki bir veri merkezi hasar gördü.
Şirketin web sitesindeki son güncellemelere göre, bölgedeki bulut bilişim hizmetleri hâlâ kesintiye uğramış durumda.
Nisan ayında İran silahlı kuvvetleri, Stargate UAE’nin de potansiyel bir hedef olduğu yönünde bir uyarı videosu yayınladı.
Videoda, kompleksin inşa edildiği yeri gösterdiği iddia edilen bir harita yer alıyordu ve altında “Hiçbir şey gözümüzden kaçmaz” yazıyordu.
Konuya aşina iki kaynak, daha önce kamuoyuna açıklanmamış olan Al Dhafra Hava Üssü yakınlarındaki bir şantiyenin konumunu doğruladı.
Abu Dabi’nin dış mahallelerinde bulunan üs, ABD askerlerine ev sahipliği yapıyor ve Şubat ayında başlayan savaş sırasında hedef alınmıştı.
Başkan Joe Biden döneminde ABD Dışişleri Bakanlığı Arap Yarımadası İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı olarak görev yapan Daniel Benaim, uzun süredir kendilerini güvenli liman olarak pazarlayan Körfez ülkeleri için bu çatışmanın bir “iktisadi deprem” olduğunu söyledi.
Washington merkezli bir düşünce kuruluşu olan Orta Doğu Enstitüsü’nde araştırmacı olan Benaim, “Kritik altyapıyı güçlendirmek için değişiklikler hayati önem taşıyor. Bölgedeki her ülke, riski azaltmak ve uluslararası ortakları ile yatırımcıları güvence altına almak için neler yapabileceğini değerlendirecek,” dedi.
Sektörden bir yönetici ve konuyla ilgili bilgilendirilen bir başka kişiye göre, BAE’deki yapay zeka kampüsünün inşaatının ilk aşamasının, tesisi hava saldırılarından korumak için bazı değişiklikler yapılsa da planlandığı gibi devam etmesi bekleniyor.
Projenin geri kalan kısmının muhtemelen birden fazla lokasyona yayılacağını belirttiler.
İki kaynağa göre, yetkililer yeraltında inşaat yapmanın yanı sıra, ordunun kullandığı veriler gibi en hassas verileri barındıran tesisleri dağların içine yerleştirmeyi de değerlendiriyor.
ABD, Çin ve Avrupa’da veri merkezleri, kullanılmayan madenlerin, Soğuk Savaş döneminden kalma sığınakların veya mağaraların içine inşa ediliyor.
BAE, çoğunlukla düz, çöl arazisinden oluşuyor. Fakat Res’ül Hayme ve Fuceyre emirliklerinin kuzey ve kuzeydoğu bölgelerinde uzanan dağ sıraları bulunuyor.
Üç kaynağın belirttiğine göre, yeniden tasarım sürecine hava savunma sistemleri dahil ediliyor.
Bunlara insansız hava aracı ve füze önleyiciler ile elektronik sinyal bozma ekipmanları da dahil.
Bir başka kaynak ise, diğer olası önlemler arasında patlamaya dayanıklı beton kullanımı ile yedek güç ve soğutma sistemlerinin eklenmesinin yer aldığını belirtti.
Ortadoğu
İran depoladığı parçalarla balistik füze montajını canlandırıyor

İran, İsrail ve ABD’nin aksi yöndeki açıklamalarına karşın yer altı tesislerinde depoladığı parçalarla balistik füze üretimine yeniden geçti. Wall Street Journal gazetesinin eriştiğini iddia ettiği istihbarat raporları, nisan ayındaki ateşkes sürecinde tünel girişleri açılan Hocir gibi merkezlerde hareketliliğin sürdüğünü belgeliyor.
İran, İsrail ve ABD makamlarının bu kapasitenin tamamen ortadan kaldırıldığı yönündeki açıklamalarına karşın yer altı tesislerinde balistik füze üretimine yeniden başladı.
The Wall Street Journal gazetesinin ABD’li ve Ortadoğulu yetkililere dayandırdığı haberine göre Tahran yönetimi, üretim sürecinde önceden depoladığı parçalardan yararlanıyor.
Yetkililer, savaşın başlangıcında füze sahalarına ve sanayi tesislerine düzenlenen saldırılara rağmen İran’ın hem katı hem de sıvı yakıtlı füzelerin montajına devam ettiğini aktarıyor.
İstihbarat verileri, ülkenin güneydoğusundaki Hocir kompleksi de dahil çok sayıda yer altı merkezinde hareketlilik olduğunu ve yeni hava saldırılarından korunmak amacıyla ilave yer altı montaj noktaları oluşturulmaya çalışıldığını gösteriyor.
ABD ve İsrail operasyonlarının bazı tesisleri tahrip etmesi ve deniz ablukasının katı yakıt bileşenleri ile parça ithalatını zorlaştırması nedeniyle, mevcut montaj işlemleri savaş öncesine kıyasla daha düşük hacimlerle sürdürülüyor.
ABD merkezli Füze Savunma İttifakı kıdemli analisti Tal Inbar, sürece ilişkin değerlendirmesinde tesislerin hedef alınmadığı anlarda hasarlı altyapının onarılabileceğini, diğer ülkelerden parça temin edilerek buralarda saklanabileceğini vurguladı.
Inbar, İran’ın füze üretim kapasitesini yeniden inşa etmediğini düşünmenin saflık olacağını kaydetti.
Tesislerin imha edildiğini ve Tahran’ın ciddi biçimde güç kaybettiğini savunan yetkili, İran’ın şu anda hiç olmadığı kadar zayıf bir durumda kaldığını, ABD Başkanı Donald Trump’ın bu ülkenin nükleer silaha ulaşmasına asla müsaade etmeyeceğini söyledi.
Pentagon Sözcüsü Sean Parnell, ABD’nin İran’a ait insansız hava aracı, balistik füze ve donanma sanayi altyapısının yüzde 90’a varan kısmını yok ettiğini, Tahran’ın füze ve İHA fırlatma kabiliyetini büyük ölçüde zayıflattığını dile getirdi.
Bir diğer ABD hükümet yetkilisi, Tahran yönetiminin haziran ortasında Hürmüz Boğazı’nın açılması ve savaşın sonlandırılmasına dair Trump yönetimiyle yürüttüğü ön müzakerelerin ardından üretimi düşük ölçekte de olsa yeniden canlandırmış olabileceğine işaret etti. Yetkili, mevcut stoklarla en az iki yüz füzenin monte edilebilecek durumda olduğunu belirtti.
CNN televizyonunun mayıs sonundaki haberinde, ABD ve İsrail’in maliyetli mühimmatlarla vurduğu yer altı füze sığınaklarının Tahran yönetimi tarafından buldozer ve damperli kamyonlar kullanılarak yeniden açılmaya çalışıldığı aktarılmıştı.
Nisan ayındaki ateşkes kararının ardından kazı faaliyetleri hız kazandı; 18 farklı noktada isabet alan 69 tünel girişinden 50’si yeniden ulaşıma hazır hale getirildi.
Uzmanlar, sadece tünel girişlerini bombalayarak füze gücünü yok etmenin imkansız olduğunu, bunun bombardımanların sınırını ortaya koyduğunu vurguladı.
ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth nisan ayında İran’ın füze programını fiilen bitirdiklerini iddia etmişti. Ancak NBC News’ün haberinde, Tahran’ın ateşkes sürecini askeri gücünü toparlamak amacıyla değerlendirdiğine dikkat çekilmişti.
Ortadoğu
Pakistan: Husilere yönelik misillemeyi henüz görüşmedik

Pakistan, Yemen direnişinin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarına yanıt olarak Mekke Anlaşması kapsamında İslamabad’dan gelecek bir askeri tepki konusunda herhangi bir görüşme yapılmadığını belirtti.
Öte yandan Pakistan Dışişleri, “zamanı geldiğinde” Pakistan’ın harekete geçeceğini de ekledi.
Pakistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Saccad Haydar Han, haftalık basın toplantısında, İslamabad’ın Türkiye ve Suudi Arabistan ile imzalanan ortak savunma anlaşması kapsamındaki yükümlülüklerini nasıl yerine getirmeyi planladığına dair bir soruya yanıtladı.
Han, “Şu anda bu konuda herhangi bir görüşme yok… Zamanı geldiğinde anlaşma kapsamında harekete geçeceğiz,” dedi.
Geçen ay imzalanan ortak savunma anlaşması, üç ülkeden herhangi birine yönelik silahlı bir saldırının, üçüne de yönelik bir saldırı olarak kabul edileceğini öngörüyor.
Bu soru, Yemen’deki Husilerin (Ensarullah) bu hafta Suudi şehirlerine ve enerji altyapısına saldırması üzerine gündeme geldi.
Reuters, İslamabad’ın Tahran’ı, “Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını yoğunlaştıran Yemenli Husi müttefiklerini dizginlemesi konusunda uyardığını” bildirdi.
Yine Reuters‘ta yer alan habere göre, Suudi yetkililer ile Pakistan ve Türk ordularından üst düzey temsilciler, Husi saldırılarına verilecek yanıtı koordine etmek üzere Riyad’da bir araya geldi.
Taraflar, birliklerinin Yemen’e girmemesi ve verilecek herhangi bir yanıtın Suudi Arabistan topraklarından başlatılması konusunda anlaştı.
ABD ile İran arasındaki çatışmada arabuluculuk da yapan Pakistan, bu saldırıları kınadı fakat savunma anlaşmasının hükümleri uyarınca nasıl tepki verebileceğine dair ayrıntı vermedi.
Han ayrıca, Washington’un küresel enerji arzını da aksatan bölgesel kargaşayı kontrol altına almakta zorlanırken, Mekke İttifakı’nı genişletmeye yönelik herhangi bir planın bulunmadığını belirtti.
Bu arada Ensarullah, Yemen’in güney batısında, Bab el-Mendeb boğazına yakın sahil kenti Muha’yı ele geçirdi.
Avrupa4 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa3 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Dünya Basını2 hafta önce“Yapay zeka devasa bir aldatmaca”
Avrupa4 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya1 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya2 hafta önceÇin insansı robot pazarında liderliği hedefliyor










