Avrupa
Politico: Brüksel’de Orban’a karşı oy hakkının askıya alınması dahil 5 senaryo gündemde

Avrupa Birliği üyesi ülkeler, Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın 2026’da yeniden seçilme ihtimaline karşı uygulanacak beş farklı yaptırım senaryosunu değerlendiriyor. Politico’nun ulaştığı diplomatik kaynaklar, Ukrayna yardımlarını engelleyen Orban’a karşı Budapeşte’nin oy hakkının askıya alınması veya AB’den ihraç edilmesi gibi en sert seçeneklerin dahi gündemde olduğunu ifade ediyor.
Politico gazetesinin 10 Avrupa Birliği diplomatına dayandırdığı habere göre birlik üyesi ülkeler, Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın yeniden seçilmesi durumunda Budapeşte’nin politikalarına karşı koymak için beş olası seçeneği inceliyor.
Bu seçenekler arasında Budapeşte’nin oy hakkından mahrum bırakılması ve birlikten ihraç edilmesi gibi radikal önlemler yer alıyor.
Üst düzey bir diplomat, Orban’ın zaferi durumunda Avrupa Birliği’nin daha sert önlemlere yöneleceğini belirterek “nezaket kurallarının bir kenara bırakılacağını” ifade etti.
Gazeteye konuşan bir başka kaynak, Orban’ın yeniden seçilmesinin birliğin Macaristan Başbakanı’na nasıl direnç göstereceğine dair tartışmaları alevlendireceğini savundu. Söz konusu yetkili, bu durumun Avrupa Birliği’ni “daha geleneksel olmayan çözümlere” itebileceğini de sözlerine ekledi.
Ukrayna yardımlarının engellenmesi “kırmızı çizgi”
Bir başka diplomat, Ukrayna’ya yönelik 90 milyar dolarlık kredinin engellenmesi nedeniyle “birçok kişinin kırmızı çizginin aşıldığına inandığını” ancak tam olarak ne yapılması gerektiği konusunda belirsizliğin sürdüğünü kaydetti.
Politico’nun haberinde, Avrupa Birliği’nin Orban’ın yeniden seçilmesi durumunda mevcut politikalarını değiştirip değiştirmeyeceğini henüz öngöremediği belirtildi.
Bununla birlikte, üst düzey bir AB yetkilisi Orban’ı “Avrupa Konseyi toplantı salonundaki en zeki siyasetçilerden biri” olarak nitelendirdi.
AB içinde karar alma ve oylama mekanizmalarında değişiklik ihtimali
Avrupa Birliği’nin değerlendirdiği ilk seçenek, blok içindeki oylama düzeninin değiştirilmesini kapsıyor. Buna göre birlik, kararların üye ülkelerin yüzde 55’inin ve AB nüfusunun yüzde 65’inin onayıyla alınmasına izin verebilir.
Ancak Politico, oy birliği ilkesinden vazgeçilmesinin birliğin temel prensiplerinde devasa bir değişim anlamına geleceğine dikkat çekti.
İkinci seçenek ise Ukrayna’yı destekleyen “Gönüllüler Koalisyonu” örneğinde olduğu gibi, dar kapsamlı ülke grupları ve gayriresmi koalisyonlar aracılığıyla daha esnek iş birliği formatlarının kullanılması olarak öne çıkıyor.
Politico’ya konuşan iki diplomat, bu tür kısıtlı formatların yeni bir norm haline gelmek yerine istisna olarak kalması gerektiğini belirterek bu yaklaşıma eleştirel yaklaştı.
Birliğin üçüncü seçeneği, Macaristan’ın hukukun üstünlüğü standartlarını ihlal etmesi durumunda fonların askıya alınması gibi daha saldırgan zorlayıcı önlemleri içeriyor. Politico, Budapeşte yönetiminin AB finansmanını hukukun üstünlüğü ilkelerine bağlayan her türlü sıkılaştırmayı veto edeceğine dair daha önce sinyal verdiğini hatırlattı.
Dördüncü seçenek ise Macaristan’ın Avrupa Birliği’ndeki oy hakkından mahrum bırakılmasını öngörüyor. Fakat bu kararın alınabilmesi için 27 üye ülkeden 26’sının onayı gerekiyor.
Kaynaklardan biri, Slovakya Başbakanı Robert Fico’nun olası itirazına işaret ederek bu seçeneğin hayata geçirilmesinin zor olduğunu ima etti.
Macaristan’ın birlikten ihracı en radikal seçenek olarak gündemde
Beşinci ve en radikal seçenek ise Macaristan’ın Avrupa Birliği’nden çıkarılması olarak değerlendiriliyor. Politico’nun ulaştığı kaynaklar, bu senaryonun gerçekçi olmadığını belirtti.
Bir diplomat, böyle bir sonucun Macaristan’ı Rusya’nın nüfuz alanına iteceğini savundu. Avrupa Birliği tarihinde bugüne kadar hiçbir ülke birlikten ihraç edilmedi.
Macaristan’da parlamento seçimlerinin 12 Nisan 2026’da yapılması planlanıyor. 2010 yılından bu yana başbakanlık görevini sürdüren ve daha önce 1998-2002 yılları arasında da bu koltukta oturan Orban, yeniden seçilmesi halinde altıncı dönemine başlayacak.
Mart ayı başında Politico’da yer alan bir başka haberde, Avrupa Komisyonu’nun Ukrayna’ya yönelik 90 milyar avroluk krediyi Macaristan’ı devre dışı bırakarak ulaştırmanın bir yolunu henüz bulamadığı, diplomatların ise hızlı bir hukuki veya prosedürel çözümün bulunmadığını ifade ettiği aktarılmıştı.
Avrupa
Deutsche Bank’ın Frankfurt ofisinde polis araması

Almanya’nın Frankfurt kentindeki Deutsche Bank ofisinde savcılık talimatıyla polis tarafından arama gerçekleştirildi. Arama işlemi, yerel mahkemenin geçen ay düzenlediği arama kararı doğrultusunda bankanın Taunusanlage bölgesindeki şubesinde yapıldı. Frankfurt Başsavcılığı, soruşturmanın selameti gerekçesiyle operasyonun içeriğine dair detaylı bilgi paylaşmadı.
Almanya’nın Frankfurt kentindeki Deutsche Bank ofisinde polis tarafından arama gerçekleştirildi.
N-tv televizyon kanalının savcılık yetkililerine dayandırdığı haberine göre operasyon, yerel mahkemenin geçen ay çıkardığı arama kararı doğrultusunda bankanın Taunusanlage bölgesindeki şubesinde yapıldı.
Savcılık yetkilileri, soruşturmanın gidişatını korumak amacıyla şu aşamada olaya ilişkin daha fazla ayrıntı açıklanamayacağını bildirdi.
Ocak ayındaki kara para aklama aramaları
Almanya Federal Kriminal Dairesi (BKA) ekipleri, bu yılın ocak ayında da Deutsche Bank’ın Frankfurt’taki genel merkezinde ve Berlin’deki şubesinde aramalar yapmıştı.
Savcılık o dönemde yapılan aramaları, kara para aklama şüphesiyle bankanın bazı çalışanları ile kimliği henüz belirlenemeyen kişilere yönelik yürütülen bir soruşturmayla gerekçelendirmişti.
Der Spiegel gazetesinin haberine göre savcılık, bankanın geçmişte kara para aklama amacıyla kullanıldığından şüphelenilen yabancı şirketlerle ticari ilişkiler yürüttüğünü kaydetmişti.
Frankfurt Bölge Mahkemesinin kararıyla yapılan bu operasyonun, Süddeutsche Zeitung gazetesine göre 2013 ile 2018 yılları arasında gerçekleştirilen para transferlerini kapsadığı belirtilmişti.
Aramaların ardından açıklama yapan Deutsche Bank sözcüsü, bankanın savcılıkla tam bir işbirliği içinde olduğunu duyurmuştu.
Bu gelişmelerin ardından Deutsche Bank hisseleri yaklaşık yüzde 3 değer kaybetmişti.
Deutsche Bank, şüpheli kara para aklama vakalarını yetkililere geç bildirdiği gerekçesiyle son yıllarda defalarca para cezasına çarptırıldı.
Bu gecikmeler sebebiyle Almanya Federal Finansal Denetim Otoritesi (BaFin), soruşturma süreçlerini izlemek üzere 2018 yılından 2024 yılının sonuna kadar bankaya özel bir temsilci atamıştı.
Banka yakın dönemde, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın amcasının dahil olduğu iddia edilen para transferlerinde muhabir banka olarak rol oynadığı gerekçesiyle 7 milyon avro para cezası ödemek zorunda kalmıştı.
Süddeutsche Zeitung gazetesinin haberine göre banka yönetimi, Esad’ın amcasının hiçbir zaman doğrudan kendi müşterileri olmadığını savunmuştu.
CumCum soruşturmasının arka planı
Köln Savcılığına bağlı ekipler, polis ve vergi müfettişleriyle birlikte Ekim 2022’de de Deutsche Bank genel merkezine operasyon düzenlemişti.
Yetkililer, yabancı yatırımcıların bankalar aracılığıyla temettü vergisinden kaçınmasını sağlayan “CumCum” sistemi dahil olmak üzere kamu bütçesine zarar veren şüpheli işlemlerle ilgili delil aramıştı.
Banka temsilcileri o dönemde de yetkililerle işbirliği yaptıklarını açıklamış ancak detay vermekten kaçınmıştı.
WDR ve Süddeutsche Zeitung gazetelerinin kendi araştırmalarına dayandırdığı mart ayı haberlerine göre adli makamlar, Almanya’nın bu en büyük bankasının 2009 ile 2015 yılları arasında CumCum işlemleri vasıtasıyla devlet kasasından haksız yere yaklaşık 600 milyon avro elde edip etmediğini incelemeyi sürdürüyor.
Avrupa
Ukraynalı askerlik yükümlülerine AB korumasında yeni şart

Avrupa Birliği üyesi ülkeler, savaştan kaçan Ukraynalılar için uygulanan geçici koruma statüsünün süresini 4 Mart 2028 tarihine kadar uzatma kararı aldı. Alınan yeni kararla birlikte, Ukrayna’nın savunma ihtiyaçları gözetilerek askerlik yükümlülüğünü yerine getirmeyen yeni başvuru sahiplerine geçici koruma statüsü verilmeyecek.
Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkeler, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik askeri müdahalesi nedeniyle ülkelerinden ayrılmak zorunda kalan Ukraynalılara sağlanan geçici koruma statüsünün 4 Mart 2028 tarihine kadar uzatılması konusunda mutabakata vardı.
AB Konseyi tarafından yapılan açıklamada, söz konusu kararın AB’nin Ukrayna’ya ve halkına gerektiği sürece destek verme taahhüdünün bir parçası olduğu kaydedildi.
Koruma statüsünün bir yıl daha uzatılmasının, savaştan kaçan tüm Ukraynalılara netlik ve öngörülebilirlik sağlayacağı belirtildi.
Bununla birlikte üye ülkeler, yerinden edilmiş kişilerin korunması ihtiyacı ile Ukrayna’nın “Rusya’ya karşı kendisini savunma ihtiyacı” arasındaki dengeyi gözeterek yeni bir düzenlemeye gitti.
Buna göre geçici koruma statüsü, yalnızca Ukrayna’daki askeri yükümlülüklerine uyan kişilere verilecek.
“Ukrayna’nın meşru ihtiyaçlarına saygı duyuyoruz”
Karara ilişkin değerlendirmelerde bulunan İrlanda Adalet, İçişleri ve Göç Bakanı Jim O’Callaghan, “Ukrayna’ya yönelik desteklerinin sarsılmaz” olduğunu vurguladı. O’Callaghan, şu ifadeleri kullandı:
“Savaştan kaçan kişilere sunduğumuz koruma statüsünü bir yıl daha uzatarak Mart 2028’e kadar geçerli kılma kararı aldık. Bu adım, AB içinde güvenli bir sığınak bulan kişilere istikrar sağlayacaktır. Verdiğimiz mesaj net: Ukrayna’nın yanında durmaya devam ediyoruz. Bu desteğin bir parçası olarak, Ukrayna’nın kendisini savunabilmesini de güvence altına almak istiyoruz. Bu nedenle geçici koruma mekanizmamız, Ukrayna’nın meşru savunma ihtiyaçlarına saygı duymaktadır.”
Ukrayna’nın değişen savunma ihtiyaçlarının dikkate alındığı vurgulanan açıklamada, gelecekte geçici koruma hakkının yalnızca Ukrayna’daki askeri yükümlülüklerini yerine getiren kişilere tanınacağı belirtildi.
Bu sınırlamanın yalnızca geçici koruma için yeni başvuruda bulunacak kişileri kapsayacağı, AB ülkelerinde halihazırda bu statüden yararlanan Ukraynalıları etkilemeyeceği bildirildi.
Askerlik yükümlülüğü nasıl belgelenecek?
Uygulamada, Ukrayna’dan gelen ve geçici koruma talep eden kişilerin askeri yükümlülüklerini yerine getirdiklerini kanıtlamaları gerekecek.
Bu kanıt, Ukrayna makamları tarafından pasaporta vurulan ve ülkeden yasal yollarla çıkış yapıldığını, dolayısıyla askeri yükümlülüklerin yerine getirildiğini gösteren çıkış damgasıyla sağlanabilecek.
Başvuru sahipleri ayrıca, askeri yükümlülüklerden muaf tutulduklarını veya bu yükümlülüklere uyduklarını gösteren basılı ya da elektronik bir belgeyi de yetkililere sunabilecek.
Mart 2022’den bu yana uygulanan ve son olarak 4 Mart 2027 tarihine kadar uzatılan geçici koruma mekanizmasından, AB genelinde 4 milyondan fazla Ukraynalı sığınmacı yararlanıyor.
31 Mayıs 2026 itibarıyla AB genelinde geçici koruma kapsamında bulunan Ukraynalıların sayısı 4,38 milyon olarak kayıtlara geçti.
Geçici koruma statüsü, ülkelerine dönemeyen ve AB’ye toplu halde gelen yerinden edilmiş kişilere acil ve kolektif koruma sağlıyor.
Bu statüden yararlanan kişiler, AB genelinde oturum izni, iş gücü piyasasına ve konut imkanlarına erişim, tıbbi yardım, sosyal refah yardımları ve çocukların eğitime erişimi gibi haklardan eşit şekilde faydalanabiliyor.
AB Konseyi, geçici koruma statüsünün uzatılmasına ilişkin kararı önümüzdeki haftalarda resmi olarak kabul edecek. Karar, AB Resmi Gazetesi’nde yayımlanmasının ertesi günü yürürlüğe girecek.
AB’nin olağanüstü durumlarda devreye soktuğu bir acil durum mekanizması olan geçici koruma yönergesi ilk olarak 2001 yılında, Batı Balkanlar’daki silahlı çatışmalar nedeniyle yaşanan büyük göç dalgasının ardından kabul edilmiş, ancak ilk kez Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik askeri müdahalesi üzerine etkinleştirilmişti.
AB Konseyi, Ukrayna’daki koşulların geçici koruma statüsünün kademeli olarak sonlandırılmasına uygun hale geleceği dönem için hazırlık amacıyla Eylül 2025’te koordineli bir geçiş yaklaşımı üzerinde anlaşmıştı.
Bu yaklaşım, uygun koşulları taşıyan kişilerin istihdam, eğitim veya aile birleşimi gibi gerekçelerle daha uzun vadeli yasal oturum statülerine geçmesini öngörüyor.
Plan ayrıca, koşulların elverdiği durumlarda Ukrayna’ya sürdürülebilir bir geri dönüş ve yeniden entegrasyonun sağlanmasına yönelik tedbirleri içeriyor.
Avrupa
AB genelinde çocuklara sosyal medya yasağı planı

Avrupa Birliği, çocukların sosyal medya platformlarına erişimini kısıtlamak amacıyla kapsamlı bir yasak getirmeyi değerlendiriyor. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’e sunulan 156 sayfalık raporda, 13 yaş altındaki çocukların ebeveyn veya öğretmen gözetimi olmaksızın sosyal medyaya erişiminin engellenmesi öneriliyor.
Avrupa Birliği, Birleşik Krallık ve Avustralya’da çocukların sosyal medya platformlarına erişimini kısıtlamaya yönelik yürütülen girişimleri takip ederek, benzer bir yasaklama kararını gündemine aldı.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’e sunulan 156 sayfalık raporda, 13 yaşın altındaki çocukların yanlarında bir ebeveyn ya da öğretmen olmadığı sürece sosyal medyaya erişiminin kısıtlanması önerildi.
Çocuk psikiyatristi Profesör Jörg Fegert ile epidemiyolog Dr. Maria Mechior tarafından hazırlanan raporda, 13 ile 18 yaş arasındaki çocukların ise yalnızca sürekli kaydırma özelliğini sınırlayan güvenlik önlemlerine sahip platformlara erişebilmesi gerektiği kaydedildi.
Avrupa Parlamentosu raportörü Sandro Ruotolo yaptığı açıklamada, üreticilerin ürünlerinin güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğunu belirtti.
Ruotolo, “Aynı ilke dijital platformlar için de geçerli olmalı. Avrupa Parlamentosu raportörü olarak bu yaklaşımı tamamen destekliyorum. Platformlar bağımlılığı, manipülasyonu, zararlı içeriklere ya da kişilere maruz kalmayı teşvik eden özellikleri ortadan kaldırmalı. Güvenlik, hizmetlerin tasarım aşamasına dahil edilmeli” ifadelerini kullandı.
Söz konusu raporda ayrıca etkileyiciler için bir “AB influencer davranış kuralları” oluşturulması, bağımlılık yapıcı özelliklerin yasaklanması, hedefli reklamları kapatacak bir “gençlik modu” geliştirilmesi ve yapay zeka “arkadaşları” için etik standartlar getirilmesi çağrısı yapıldı.
Rapordaki öneriler doğrultusunda, 3 yaşından küçük çocukların ise ekranlara hiçbir şekilde erişiminin olmaması gerektiği vurgulandı.
Avrupa Komisyonu Başkanı von der Leyen’in, Avrupalı çocukların sosyal medya kullanımını kısıtlayacak yeni yasal düzenlemeleri eylül ayında yapacağı geleneksel “Birliğin Durumu” konuşmasında duyurması bekleniyor.
AB’nin bu hamlesi, Birleşik Krallık hükümetinin 16 yaşından küçük çocuklara yönelik sosyal medya yasağının ardından geldi.
Birleşik Krallık; Avustralya, Endonezya, Brezilya ve Kanada’da benzer yasakların uygulanmaya başlamasıyla, topyekun bir kısıtlamaya giden beşinci ülke oldu.
Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, geçen ay yasağı duyururken yaptığı açıklamada, “Bu adımı kolayca atmıyorum. Bunu, sosyal medyanın gençlere hiçbir fayda sağlamadığı yönünde tamamen yanlış bir iddiayla, tamamen bedelsiz bir süreç gibi de sunmayacağım. Ancak yönetim her zaman tercihlerle ilgilidir” dedi.
Birleşik Krallık’taki yasak X, Facebook, Instagram, Snapchat ve YouTube gibi sosyal platformların yanı sıra oyun servislerini ve canlı yayın platformlarını da kapsıyor.
Başbakan Starmer, bu yasağın Avustralya’daki uygulamadan daha ileri gidebileceğini kaydetti.
Avustralya e-Güvenlik Komiseri Julie Inman Grant tarafından mart ayında yayımlanan raporda, Meta, TikTok, Snapchat ve YouTube bünyesindeki sosyal medya platformlarının ülkedeki yasak kararına uymamaları halinde mahkeme yaptırımlarıyla karşı karşıya kalabileceği bildirilmişti.
Reddit, Threads, Twitch ve X gibi platformlar, 16 yaş altındaki kullanıcılara ait hesapları kapatmak için gerekli adımları atmamaları durumunda 49,5 milyon Avustralya dolarına (yaklaşık 32,99 milyon ABD doları) kadar para cezası yaptırımıyla karşı karşıya yer alıyor.
Görüş2 hafta önceZirve Salonunda Konuşulmayacak Hikâye: NATO Üyeliğinin Gerçek Bedeli
Diplomasi1 hafta önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Görüş1 hafta önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor
Amerika1 hafta önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Dünya Basını2 hafta önceİran Ali Hamaney’e veda ediyor: Yas, hafıza ve sessizlik
Asya7 gün önceXi, bilim ve teknoloji inovasyonuyla Çin modernleşmesinin ilerletilmesi çağrısı yaptı
Diplomasi7 gün önceNATO liderleri Ankara Deklarasyonu’nu kabul etti
Dünya Basını1 hafta önceABD, Venezuela’daki depremi fırsata çeviriyor












