Avrupa
Polonya’nın Belarus sınırını kapatması Çin ticaretini bozabilir

Polonya, Belarus ile sınırını süresiz olarak kapalı tutmaya karar vererek, Çin ile AB arasında yıllık 25 milyar avroluk bir ticaret arterini kesintiye uğrattı.
Varşova, geniş ölçekli Rus-Belarus “Zapad” tatbikatını daha iyi izleyebilmek için cuma günü Belarus ile sınırını kapattı.
Çeçici bir önlem olarak duyurulan bu karar, hükümetin “Polonya vatandaşlarının güvenliği için endişe” gerekçesiyle “sınır tamamen güvenli hale geldiğinde trafiğin yeniden açılacağı” açıklamasının ardından, süresiz olarak uygulanacak gibi görünüyor.
Polonya hükümeti, “ticaret mantığının” yerini “güvenlik mantığının” aldığını söyledi fakat kapatma, Çin ile AB arasındaki demiryolu yükünün yüzde 90’ını taşıyan bir ticaret yolunu vuruyor.
Bu rotada, Çin ile AB arasındaki kargo hacmi 2024’te yüzde 10,6 artarken, malların değeri yaklaşık yüzde 85 artarak 25,07 milyar avroya ulaştı. Bu koridor, bir yıl önceki yüzde 2,1’den yüzde 3,7’ye yükselerek, Temu ve Shein gibi e-ticaret devleri için hayati bir öneme sahip.
Polonyalı şirketler de bu durumdan etkilenebilir. Devlet kontrolündeki PKP Cargo, kısa süreli gecikmelerin yönetilebileceğini söyledi, ancak uzun süreli bir kapatmanın ticareti güney yönüne, Kazakistan, Hazar Denizi ve Karadeniz üzerinden Güney Avrupa veya Türkiye’ye yönlendireceği konusunda uyarıda bulundu.
Kapanma, şirketin birkaç Avrupa ülkesinden mal taşıyan ilk Varşova-Çin yük trenini başlatmasından sadece bir hafta sonra gerçekleşti. Bu sembolik sefer, Polonya’nın bir merkez olarak rolünü pekiştirmek ve PKP Cargo’nun uluslararası profilini yükseltmek amacıyla yapıldı.
Polonya Ulaştırma ve Lojistik Endüstrisi Derneği stratejik projeler direktörü Artur Kalisiak, “Sınırın tamamen kapatılması, sadece ulaşım ve lojistik için değil, tüm ekonomi için çok önemli bir sorun,” dedi.
Polonya’daki nakliye şirketlerinde çalışan yaklaşık 10.000 Belaruslu sürücü de sıkışıp kaldı, Polonya’da işlerine geri dönemeyecekleri gibi evlerine de dönemiyorlar.
İlaç ve gıda gibi zaman hassasiyeti olan gönderiler de dahil olmak üzere tüm kargolar şu anda bloke durumda. Alternatifler konusunda ise, “Litvanya veya Letonya üzerinden denemek mümkün, ancak bu elbette daha fazla zaman ve para gerektiriyor. Üstelik bu sınırların açık kalacağına dair bir garanti de yok,” dedi.
Belarus muhalefet organı Belsat, yeni tedarik zincirleri oluşturma girişimlerini haber yaptı ve yüklü bir kamyonun Litvanya’nın Kaunas, Polonya’nın Łódź veya Almanya’nın Duisburg kentindeki terminallere gittiği, buradan yükün aktarıldığı ve ardından Litvanya demiryolu geçitlerinden Belarus’a girdiği bir çözüm yolunun oluşturulduğunu söyledi.
Kalisiak, “Bu çok zor bir durum. Hükümet, durumu izlediğini ve sınırın güvenli olduğunda yeniden açılacağını söylüyor. Bildiğimiz tek şey bu… yani, iş açısından hiçbir şey bilmiyoruz,” diyerek sözlerini tamamladı.
Polonya hükümeti sözcüsü Adam Szłapka çarşamba günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Belarus sınırını kapatma kararı, bir sonraki duyuruya kadar yürürlükte kalacak. Konuyla ilgili diğer adımlar henüz belirlenmedi,” dedi.
Sınırın ne zaman yeniden açılacağı belli olmadığı için, işletmeler tazminat alıp almayacakları konusunda net bir bilgiye sahip değiller.
İçişleri Bakanlığı, “Sınırın ne kadar süre kapalı kalacağı belli olduğunda kayıplar değerlendirilecek. O noktada bakanlıklar, hükümetin bireysel sanayi sektörlerine olası devlet desteği konusunda alacağı kararların temelini oluşturacak bir değerlendirme hazırlayabilecek,” dedi.
Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, pazartesi günü Varşova’ya uçarak Polonyalı mevkidaşı Radosław Sikorski ile görüştü.
Polonya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Paweł Wroński, “Görüşmelerde, bu durumda bizim için de yararlı olan ticaret mantığının yerini güvenlik mantığının aldığı çok net bir şekilde ortaya kondu. Bakan Sikorski de bunu çok net bir şekilde ifade etti,” dedi.
Wroński, Çin tarafının sınırın yeniden açılması konusunda doğrudan bir talepte bulunmadığını da sözlerine ekledi.
Pekin, bakanlar görüşmeden önce Polonya’nın “[Belarus sınırındaki demiryolu bağlantısının] güvenli ve sorunsuz çalışmasını ve uluslararası endüstri ve tedarik zincirlerinin istikrarını sağlamak için etkili önlemler almasını” umduğunu belirtmiş ve Çin-Avrupa Demiryolu Ekspresi’nin Çin’in Polonya ve AB ile işbirliğinde “amiral gemisi projesi” olduğunu vurgulamıştı.
Ancak bu oyunda tek oyuncu Çin değil. Polonya Dış İstihbarat Teşkilatı’nın eski başkanı Piotr Krawczyk, “Birleşik Devletler de var ve onlarla çok yakın bir ilişkimiz var. Washington’un, en azından geçici olarak, rotaların kapatılmasından çok memnun olduğuna eminim, çünkü Avrupa Birliği’ne, Rusya’nın Çin’e petrol ve gaz ihracatı konusunda Çin’e ek gümrük vergileri getirilmesi için baskı yapıyorlar,” dedi.
Avrupa
Masonlar genç üye avında: Giriş yaşı 40’ın altına düştü

İngiltere’deki masonlar, giderek yaşlanan üye profilini yenilemek amacıyla kapılarını gençlere açtı ve üniversite yapılanmalarına ağırlık verdi. Birleşik Büyük Loca, yürütülen açık kapı günleri ve sosyal medya kampanyaları sayesinde yeni katılanların yüzde 47’sinin 40 yaş altı kişilerden oluştuğunu duyurdu.
İngiliz masonları, üye profilinin hızla yaşlanması üzerine örgütlenme stratejisinde köklü değişikliğe giderek genç nüfusu bünyesine katmak için harekete geçti.
Financial Times gazetesinin haberine göre, geleneksel kapalılığıyla bilinen yapı, toplumla daha açık ilişki kurma yolunu seçti.
İngiltere ve Galler Birleşik Büyük Locası (UGLE) verilerine göre, geçmişte yaklaşık 500 bin olan üye sayısı günümüzde 175 bin seviyesine kadar geriledi.
UGLE Büyük Sekreteri Adrian Marsh, yeni katılımcı kazanımının teşkilatın uzun vadeli varlığını sürdürebilmesi için temel bir zorunluluk haline geldiğini kaydetti.
Sayıları giderek azalan örgüt, son yıllarda gençlere ulaşmak amacıyla üniversitelerde özel localar kurmaya başladı. Öğrenci oryantasyon dönemlerinde etkinlikler düzenleyen ve halka açık günler ilan eden geleneksel yapı, geçmişte yalnızca üyelere açık olan tarihi binaları ile tören simgelerini ziyarete açtı.
Uygulanan yöntemler sonucunda, organizasyona yeni girenlerin yüzde 47’sini 40 yaş altı bireyler oluşturdu. Bu oran 2020 yılında yüzde 45 seviyesindeydi.
17’nci yüzyıldan bu yana varlığını sürdüren ve dünya genelinde yaklaşık 6 milyon üyesi bulunan yapı, kendisini felsefi, hayırsever ve ilerici bir kardeşlik örgütü olarak tanımlıyor.
Yapı, ana hedeflerini “ahlaki gelişim” ve dünyayı tanıyarak daha iyiye taşıma çabası olarak açıklıyor.
Şeffaflaşma adımlarına karşın, organizasyonun İngiltere’deki devlet kurumları ve ticari ağlar üzerindeki olası nüfuzuna dair tartışmalar sürüyor.
Yürütülen bir araştırmada, Londra Finans Merkezi (City of London) Belediye Meclisi üyelerinin yaklaşık üçte birinin masonik bağlarını beyan ettiği ortaya çıktı.
Süreç içerisinde Londra Emniyet Teşkilatı, olası çıkar çatışmalarının önüne geçmek amacıyla personeline geçmişteki ya da mevcut masonluk bağlarını bildirme zorunluluğu getirdi.
Masonların bu kararı iptal ettirmek için mahkemeye yaptığı başvuru reddedildi.
Glasgow Üniversitesi bünyesinde çalışmalarını sürdüren tarihçi Andrew Prescott, genç üye bulma sıkıntısının yaklaşık yarım asırdır devam ettiğini belirtti.
Prescott, modern gençliğin asırlık karmaşık ritüelleri öğrenmek yerine, daha esnek kuralları bulunan kulüpleri tercih ettiğini vurguladı.
The Telegraph gazetesinin ocak ayındaki haberine göre, İngiltere’deki localar üye toplamak amacıyla Facebook ve benzeri sosyal medya platformları üzerinden ilk kez geniş çaplı sponsorlu reklam kampanyaları başlattı.
Country genelindeki birimler, yayınladıkları ilanlarla doğrudan üyelik çağrısında bulundu.
Avrupa
BP, Birtanya’daki Kuzey Denizi faaliyetlerini satışa çıkardı

BP, Birleşik Krallık’taki Kuzey Denizi faaliyetlerini satışa çıkardı; bu hamle, dev petrol şirketinin bu havzada 60 yılı aşkın süredir devam eden üretimine son verecek.
Genel müdür Meg O’Neill şunları söyledi:
“Kuzey Denizi, Birleşik Krallık’ın enerji sistemi için hâlâ vazgeçilmez bir unsurdur. Fakat portföyümüzü odaklayıp sermayemizi en yüksek değerli fırsatlara yönlendirirken, Kuzey Denizi faaliyetlerimizin başka bir şirketin bünyesinde daha iyi bir konuma geleceğine inanıyoruz.”
Bu yılın başlarında BP, faaliyetleri için yaklaşık 2 milyar sterlinlik bir anlaşma konusunda Ithaca Energy ile ileri düzey görüşmeler yürütmüş ama bir anlaşmaya varılamamıştı.
İngiliz petrol devi şu anda Kuzey Denizi’nde beş merkez işletiyor, 1.100 kişiyi istihdam ediyor ve günde 100.000 varilin biraz altında petrol ve gaz üretiyor.
BP, bölgede önemli bir bağımsız faaliyete sahip son büyük petrol şirketlerinden biri; diğerleri ise varlıklarını ya birleştirdi ya da satışa çıkardı.
Bu haber, yeni başbakan Andy Burnham’ın ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından Kuzey Denizi’ndeki sondaj çalışmalarına “pragmatik” bir yaklaşım sergileyeceğine söz vermesinin ardından geldi.
Burnham bu hafta yaptığı açıklamada, “Orada bir kaynak var. İnsanlar zor durumda iken bunu görmezden gelemeyiz,” dedi.
O’Neill, göreve başladıktan kısa bir süre sonra Kuzey Denizi’nde “henüz kullanılmamış bir potansiyel” gördüğünü belirtmişti.
Fakat BP, resmi bir satış süreci başlatma kararının “sermaye tahsisine yönelik disiplinli yaklaşımını yansıttığını” açıkladı.
Şirket, küresel genel merkezinin Birleşik Krallık’ta kalacağını belirtti. O’Neill, “Birleşik Krallık 100 yılı aşkın süredir bizim yuvamız olmuştur ve gelecekte de önemli bir rol oynamaya devam edecek,” dedi.
Avrupa
AB yetkilisi: Tüm Avrupa alevler içinde kalabilir

AB Acil Durum Koordinasyon Merkezi yetkilisi Maria Zuber, uzun süren sıcak hava ve yetersiz müdahale durumunda tüm Avrupa’nın yangınlarla kaplanabileceği uyarısında bulundu. Yunanistan, İtalya ve Orta Avrupa ülkeleri önümüzdeki haftalarda en büyük risk altında. Bu yılki yangın sezonunun geçen yılın rekorunu aşması bekleniyor.
Avrupa Birliği Acil Durum Koordinasyon Merkezi (ERCC) yetkilisi Maria Zuber, Financial Times gazetesine yaptığı açıklamada, önümüzdeki haftalarda Yunanistan, İtalya ve bazı Orta Avrupa ülkelerinin orman yangınlarının yayılmasına karşı en savunmasız bölgeler olduğunu söyledi.
Eş zamanlı çıkan yangınların söndürme çalışmalarını zorlaştırdığını belirten Zuber, uzun süren sıcak hava nedeniyle yangın sayısının artması ve müdahale edecek yeterli gücün bulunmaması durumunda “tüm Avrupa’nın alevler içinde kalması” riski olduğunu ifade etti.
Zuber, AB kriz merkezinin böyle bir senaryoyla başa çıkabileceği güvencesini verdi. Geçen yıl çok sayıda yangınla karşılaştıklarını ancak hepsinin üstesinden geldiklerini hatırlatan yetkili, “Tüm taleplere yanıt vereceğimizi düşünüyorum, yerine getiremesek bile..” dedi.
AB üyesi ülkeler arasında İspanya ve Fransa orman yangınlarından en ağır şekilde etkilenen ülkeler oldu.
Avrupa Orman Yangın Bilgi Sistemi’nin (EFFIS) 27 Temmuz verilerine göre İspanya’da 207 bin hektar, Fransa’da ise 90 bin hektardan fazla alan yangınlar nedeniyle kül oldu. Her iki ülkede de yangınlar halen devam ediyor.
Financial Times’ın aktardığına göre Yunanistan’ın Girit Adası’ndaki orman yangınları iki itfaiye görevlisinin hayatını kaybetmesine ve 8 bin kişinin tahliye edilmesine yol açtı.
Kuvvetli rüzgarlar nedeniyle yangınlar Kiklad Adaları’na da sıçrarken, burada da birkaç köy tahliye edildi.
Zuber, yangınların Yunanistan’a da sıçrayacağını ve Ağustos başında İtalya için tehdit oluşturacağını belirtti. ERCC verilerine göre 2026 yazı, yangın yoğunluğu açısından rekor seviyedeki 2025 yılını geride bırakabilir.
Zuber, geçen yıl yangın sezonunda 19 yardım talebi aldıklarını ve bu rekoru kırmayı beklediklerini ekledi.
World Weather Attribution araştırma grubunun verilerine göre insan kaynaklı iklim değişikliği nedeniyle Fransa’daki aşırı hava olaylarının olasılığı en az iki kat, İspanya’da ise en az 20 kat arttı.
Zuber, tehdidin boyutu nedeniyle Avrupa Birliği’nin 12 Canadair amfibi yangın söndürme uçağı sipariş ettiğini, ancak ilk teslimatların 2028’den önce beklenmediğini söyledi.
Londra Ekonomi ve Siyaset Bilimi Okulu’ndan bilim insanı Thomas Smith, “İklim ısınmaya devam ettikçe yangınları tetikleyen aşırı hava koşulları daha sık ve şiddetli hale geliyor. Bu da bu yaz gözlemlediğimize benzer büyük ve yoğun orman yangınlarının olasılığını artırıyor” açıklamasında bulundu.
Avrupa Orta Vadeli Hava Tahmin Merkezi ise önümüzdeki on yıllarda yangın riskinin hem ılıman kuşak ormanlarında hem de kuzey ormanlarında artacağını öngörüyor.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron daha önce ülkesinin İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en ağır durumla karşı karşıya olduğunu ve benzeri görülmemiş orman yangınlarıyla mücadele ettiğini açıklamıştı.
AFP haber ajansı daha sonra Fransa’nın güneybatısındaki Gironde bölgesinde bulunan Atom ve Alternatif Enerji Komiserliği’ne (CEA Cesta) bağlı nükleer araştırma merkezi yakınlarında yangınlar çıktığını duyurdu.
Dünya Basını7 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi4 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Dünya Basını6 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor
Dünya Basını7 gün önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran savaş öncesinden daha güçlü










